muhasebe büromuzda karşılaştığımız sorulara hemen bulduğumuz yanıtları burada biriktiriyoruz.
.
23 Temmuz 2010 Cuma
Vergi davasında usul.
Idari Davalarin Acilmasi MADDE 3.
1.Idari davalar,Danistay,idare mahkemesi,vergi mahkemesi baskanliklarina hitaben yazilmis imzali dilekcelerle acilir.
2. Dilekcelerde;
a) Taraflarin ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadlari veya unvanlari ve adresleri,
b) Davanin konusu ve sebepleri ile dayandigi deliller,
c) Davaya konu olan idari islemin yazili bildirim tarihi,
d) Vergi, resim, harc, benzeri mali yukumler ve bunlarin zam ve cezalarina iliskin davalarla tam yargi
davalarinda uyusmazlik konusu miktar,
e) Vergi davalarinda davanin ilgili bulundugu verginin veya vergi cezasinin nevi ve yili, teblig edilen
ihbarnamenin tarihi ve numarasi ve varsa mukellef hesap numarasi, gosterilir.
3. Dava konusu kararin ve belgelerin asillari veya ornekleri dava dilekcesine eklenir. Dilekceler ile bunlara ekli evrakin ornekleri karsi taraf sayisindan bir fazla olur.
Dilekcelerin Verilecegi Yerler MADDE 4.
Dilekceler ve savunmalar ile davalara iliskin her turlu evrak, Danistay veya ait oldugu mahkeme baskanliklarina veya bunlara gonderilmek uzere idare veya vergi mahkemesi baskanliklarina, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk hakimliklerine veya yabanci memleketlerde Turk konsolosluklarina verilebilir.
Ayni Dilekce ile Dava Acilabilecek Haller MADDE 5.
1. Her idari islem aleyhine ayri ayri dava acilir. Ancak, aralarinda maddi veya hukuki yonden baglilik yada sebep-sonuc iliskisi bulunan birden fazla isleme karsi bir dilekce ile de dava acilabilir.
2. Birden fazla kisinin ortak dilekce ile dava acabilmesi icin davacilarin hak veya menfaatlerinde
istirak bulunmasi ve davaya yol acan maddi olay veya hukuki sebeplerin ayni olmasi gerekir.
Dava Acma Suresi MADDE 7.
1. Dava acma suresi, ozel kanunlarinda ayri sure gosterilmeyen hallerde Danistayda ve idare
mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gundur.
2. Bu sureler;
a) Idari uyusmazliklarda; yazili bildirimin yapildigi,
b) Vergi, resim ve harclar ile benzeri mali yukumler ve bunlarin zam ve cezalarindan dogan uyusmazliklarda: Tahakkuku tahsile bagli olan vergilerde tahsilatin; teblig yapilan hallerde veya teblig yerine gecen islemlerde tebligin; tevkif yoluyla alinan vergilerde istihkak sahiplerine odemenin; tescile bagli vergilerde tescilin yapildigi ve idarenin dava acmasi gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararinin idareye geldigi;Tarihi izleyen gunden baslar.
3. Adresleri belli olmayanlara ozel kanunlarindaki hukumlere gore ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, ozel kanununda aksine bir hukum bulunmadikca sure,son ilan tarihini izleyen gunden 15gun sonra islemeye baslar.
4. Ilanı gereken duzenleyici islemlerde dava suresi, ilan tarihini izleyen gunden itibaren baslar.Ancak bu islemlerin uygulanmasi uzerine ilgililer, duzenleyici islem veya uygulanan islem yahut her ikisi aleyhine birden dava acabilirler. Duzenleyici islemin iptal edilmemis olmasi bu duzenlemeye dayali islemin iptaline engel olmaz.
Surelerle Ilgili Genel Esaslar MADDE 8.
1. Sureler, teblig, yayin veya ilan tarihini izleyen gunden itibaren islemeye baslar.
2. Tatil gunleri surelere dahildir. Su kadarki, surenin son gunu tatil gunune rastlarsa, sure tatil
gununu izleyen calisma gununun bitimine kadar uzar.
3. Bu Kanunda yazili surelerin bitmesi calismaya ara verme zamanina(adli tatile) rastlarsa bu sureler, ara vermenin sona erdigi gunu izleyen tarihten itibaren yedi gun uzamis sayilir.
Gorevli Olmayan Yerlere Basvurma MADDE 9.
1.Cozumlenmesi Danistayin, idare ve vergi mahkemelerinin gorevlerine girdigi halde, adli ve askeri yargi yerlerine acilmis bulunan davalarin gorev noktasindan reddi halinde, bu husustaki kararlarin kesinlesmesini izleyen gunden itibaren otuz gun icinde gorevli mahkemede dava acilabilir. Gorevsiz yargi merciine basvurma tarihi, Danistaya, idare ve vergi mahkemelerine basvurma tarihi olarak kabul edilir. 2. Adli veya askeri yargi yerlerine acilan ve gorevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, gorevsizlik kararinin kesinlesmesinden sonra birinci fikrada yazili otuz gunluk sure gecirilmis olsa dahi, idari dava acilmasi icin ongorulen sure henuz dolmamis ise bu sure icinde idari dava acilabilir.
Idari Makamlarin Sukutu MADDE 10.
1 Ilgililer,haklarinda idari davaya konu olabilecek bir islem veya eylemin yapilmasi icin idari makamlara basvurabilirler.
2. 60 gun icinde bir cevap verilmezse istek reddedilmis sayilir. ilgililer altmis gunun bittigi tarihten itibaren dava acma suresi icinde, konusuna gore Danistaya, idare ve vergi mahkemelerine dava acabilirler. Altmis gunluk sure icinde idarece verilen cevap kesin degilse ilgili bu cevabi, isteminin reddi sayarak dava acabilecegi gibi, kesin cevabi da bekleyebilir. Bu takdirde dava acma suresi islemez. Ancak, bekleme suresi basvuru tarihinden itibaren 6 ayi gecemez. Dava acilmamasi veya davanin sureden reddi hallerinde, 60 gunluk surenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabin tebliginden itibaren 60 gun icinde dava acabilirler.
Ust Makamlara Basvurma MADDE 11.
1.Ilgililer tarafindan idari dava acilmadan once,idari islemin kaldirilmasi,geri alinmasi, degistirilmesi veya yeni bir islem yapilmasi ust makamdan, ust makam yoksa islemi yapmis olan makamdan, idari dava acma suresi icinde istenebilir. Bu basvurma, islemeye baslamis olan idari dava acma suresini durdurur.
2. Altmis gun icinde bir cevap verilmezse istek reddedilmis sayilir.
3. Istegin reddedilmesi veya reddedilmis sayilmasi halinde dava acma suresi yeniden islemeye baslar ve basvurma tarihine kadar gecmis sure de hesaba katilir.
Iptal ve Tam Yargi Davalari MADDE 12. Ilgililer haklarini ihlal eden bir idari islem dolayisiyla Danistaya ve idare ve vergi mahkemelerine dogrudan dogruya tam yargi davasi veya iptal ve tam yargi davalarini birlikte acabilecekleri gibi ilk once iptal davasi acarak bu davanin karara baglanmasi uzerine, bu husustaki kararin veya kanun yollarina basvurulmasi halinde verilecek kararin tebligi veya bir islemin icrasi sebebiyle dogan zararlardan dolayi icra tarihinden itibaren dava suresi icinde tam yargi davasi acabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci
madde uyarinca idareye basvurma haklari saklidir.
Dogrudan Dogruya Tam Yargi Davasi Acilmasi MADDE 13.
1. Idari eylemlerden haklari ihlal edilmis olanlarin idari dava acmadan once, bu eylemleri yazili bildirim uzerine veya baska suretle ogrendikleri tarihten itibaren bir yil ve her halde eylem tarihinden itibaren bes yil icinde ilgili idareye basvurarak haklarinin yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kismen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki islemin tebligini izleyen gunden itibaren veya istek hakkinda 60 gun icinde cevap verilmedigi takdirde bu surenin bittigi tarihten itibaren dava suresi icinde dava acilabilir.
2. Gorevli olmayan adli ve askeri yargi mercilerine acilan tam yargi davasinin gorev yonunden reddi halinde sonradan idari yargi mercilerine acilacak davalarda, birinci fikrada ongorulen idareye basvurma sarti aranmaz.
Dilekceler Uzerine Ilk Inceleme MADDE 14.
1. Dilekceler Danistayda Evrak Mudurlugunce kaydedilir ve Genel Sekreterlikce gorevli dairelere havale olunur.
2. Dilekceler, idare ve vergi mahkemelerinde, mahkeme baskaninin veya hakimin havalesi ile kaydolunur.
3. Dilekceler, Danistayda daire baskaninin gorevlendirecegi bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde
ise mahkeme baskani veya gorevlendirecegi bir uye tarafindan:
a) Gorev ve yetki, b) Idari merci tecavuzu,
c) Ehliyet, d) Idari davaya konu olacak kesin ve yurutulmesi gereken bir islem olup olmadigi,
e) Sure asimi, f) Husumet,
g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadiklari,Yonlerinden sirasiyla incelenir.
4. Dilekceler bu yonlerden kanuna aykiri gorulurse durum; gorevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle cozumlenecek dava dilekceleri icin rapor duzenlenmez ve 15.md hukumleri ilgili hakim tarafindan uygulanir. 3.fikraya gore yapilacak inceleme ve bu fikra ile 5.fikraya gore yapilacak islemler dilekcenin alindigi tarihten itibaren en gec 15gun icinde sonuclandirilir.
5. Ilk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykirilik gormezler veya daire veya mahkeme tarafindan ilk inceleme raporu yerinde gorulmezse, tebligat islemi yapilir.
6.Yukaridaki hususlarin ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanin her safhasinda 15.md hukmu uygulanir.
Ilk Inceleme Uzerine Verilecek Karar MADDE 15.
1. Danistay veya idare ve vergi mahkemelerince yukaridaki maddenin 3. fikrasinda yazili hususlarda kanuna aykirilik gorulurse, 14. maddenin;
a) 3/a bendine gore adli ve askeri yarginin gorevli oldugu konularda acilan davalarin reddine; idari yarginin gorevli oldugu konularda ise gorevli veya yetkili olmayan mahkemeye acilan davanin gorev veya yetki yonunden reddedilerek dava dosyasinin gorevli veya yetkili mahkemeye gonderilmesi,
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazili hallerde davanin reddine,
c) 3/f bendine gore, davanin hasim gosterilmeden veya yanlis hasim gosterilerek acilmasi halinde, dava dilekcesinin tespit edilecek gercek hasma tebligine,
d) 3/g bendinde yazili halde 30gun icinde 3,5.mdlere uygun sekilde yeniden duzenlenmek/noksanlari tamamlanmak yahut (c) bendinde yazili hallerde, ehliyetli olan sahsin avukat olmayan vekili tarafindan dava acilmis ise otuz gun icinde bizzat veya bir avukat vasitasiyla dava acilmak uzere dilekcelerin reddine,
e) 3/b bendinde yazili halde dilekcelerin gorevli idare merciine tevdiine, Karar verilir.
2. Dilekcelerin gorevli mercie tevdii halinde, Danistaya veya ilgili mahkemeye basvurma tarihi, merciine basvurma tarihi olarak kabul edilir.
3. Dilekcelerin 3.md uygun olmamalari dolayisiyla reddi halinde,yeni dilekceler icin ayrica harc alinmaz.
4.Ilk inceleme uzerine Danistay/mahkemelerce verilen;bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yarginin gorevli oldugu konularda davanin gorev ve yetki yonunden reddine iliskin kararlarla, 1/c bendinde yazili gercek hasma teblig ve 1/d bendindeki dilekce red kararlari disinda, kararin duzeltilmesi veya temyiz yoluna; tek hakim kararina karsi ise itiraz yoluna basvurulabilir.
5. 1 inci fikranin (d) bendine gore dilekcenin reddedilmesi uzerine, yeniden verilen dilekcelerde ayni yanlisliklar yapildigi takdirde dava reddedilir.
Tebligat ve Cevap Verme MADDE 16.
1 Dava dilekcelerinin ve eklerinin birer ornegi davaliya,davalinin verecegi savunma davaciya teblig olunur.
2. Davacinin ikinci dilekcesi davaliya, davalinin verecegi ikinci savunma da davaciya teblig edilir. Buna karsi davaci cevap veremez. Ancak, davalinin ikinci savunmasinda, davacinin cevaplandirmasini gerektiren hususlar bulundugu, davanin gorulmesi sirasinda anlasilirsa, davaciya cevap vermesi icin bir sure verilir.
3. Taraflar, yapilacak tebliglere karsi, teblig tarihinden itibaren otuz gun icinde cevap verebilirler. Bu sure, ancak hakli sebeplerin bulunmasi halinde, taraflardan birinin istegi uzerine gorevli mahkeme karari ile otuz gunu gecmemek ve bir defaya mahsus olmak uzere uzatilabilir. Surenin gecmesinden sonra yapilan uzatma talepleri kabul edilmez.
4.Taraflar,surenin gecmesinden sonra verecekleri savunmalara veya 2.dilekcelere dayanarak hak iddia edemezler.
5. Davalara iliskin islem dosyalarinin asli veya onayli ornegi idarenin savunmasi ile birlikte, Danistay veya ilgili mahkeme baskanligina gonderilir.Idare ve Vergi Mahkemelerinde mahkeme baskani ve iki uyeden olusan bir heyet ile, kurul olarak calisma ve karar verme esastir. Konusu para ile olculebilen ve 2001 yili icin 1.560.000.000-liranin altinda kalan tam yargi davalarinde ise tek hakim karar vermekte ve bu kararlara karsi yapilan itirazlari Bolge Idare
Mahkemesi kesin olarak sonuclandirmaktadir.
Idari Dava Turleri MADDE 2.
1. Idari dava turleri sunlardir :
a) Idari islemler hakkinda yetki, sekil, sebep, konu ve maksat yonlerinden biri ile hukuka aykiri
olduklarindan dolayi iptalleri icin menfaatleri ihlal edilenler tarafindan acilan iptal davalari,
b) Idari eylem/islemlerden dolayi kisisel haklari dogrudan muhtel olanlar tarafindan acilan tam yargi davalari,
c)Tahkim yolu ongorulen imtiyaz sartlasma ve sozlesmelerinden dogan uyusmazliklar haric, kamu hizmetlerinden birinin yurutulmesi icin yapilan her turlu idari sozlesmelerden dolayi taraflar arasinda cikan uyusmazliklara iliskin davalar.
2. Idari yargi yetkisi, idari eylem ve islemlerin hukuka uygunlugunun denetimi ile sinirlidir.Idari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yurutme gorevinin kanunlarda gosterilen sekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kisitlayacak, idari eylem ve islem niteliginde veya idarenin takdir yetkisini kaldiracak bicimde yargi karari veremezler.
3. Cumhurbaskaninin dogrudan dogruya yaptigi islemler idari yargi denetimi disindadir.
DURUSMA MADDE 17.
1. Danistay ile idare ve vergi mahkemelerinde acilan iptal ve bir milyar lirayi asan tam yargi davalari ile tarh edilen vergi, resim ve harclarla benzeri mali yukumler ve bunlarin zam ve cezalari toplami bir milyar lirayi asan vergi davalarinda, taraflardan birinin istegi uzerine durusma yapilir.
2. Temyiz ve itirazlarda durusma yapilmasi taraflarin istemine ve Danistay veya ilgili bolge idare mahkemesi kararina baglidir.
3. Durusma talebi, dava dilekcesi ile cevap ve savunmalarda yapilabilir.
4. 1 ve 2 nci fikralarda yer alan kayitlara bagli olmaksizin Danistay, mahkeme ve hakim kendiliginden durusma yapilmasina karar verebilir.
5. Durusma davetiyeleri durusma gununden en az otuz gun once taraflara gonderilir.
Durusmalara Iliskin Esaslar MADDE 18.
1. Durusmalar acik olarak yapilir. Genel ahlakin veya kamu guvenliginin gerekli kildigi hallerde,
gorevli daire veya mahkemenin karari ile, durusmanin bir kismi veya tamami gizli olarak yapilir.
2. Durusmalari baskan yonetir.
3. Durusmalarda taraflara ikiser defa soz verilir. Taraflardan yalniz biri gelirse onun aciklamalari
dinlenir; hic biri gelmezse durusma acilmaz, inceleme evrak uzerinde yapilir.
4. Danistayda gorulen davalarin durusmalarinda savcinin bulunmasi sarttir.Taraflar dinlendikten sonra savci yazili dusuncesini aciklar. Bundan sonra taraflara son olarak ne diyecekleri sorulur ve durusmaya son verilir.
5. Durusmali islerde savcilar, kesif, bilirkisi incelemesi veya delil tespiti yapilmasini yahut islem dosyasinin getirtilmesini istedikleri takdirde, bu istekleri gorevli daire veya kurul tarafindan kabul edilmezse, isin esasi hakkinda ayrica yazili olarak dusunce bildirirler.
Durusmali Islerde Karar Verilmesi MADDE 19. Durusma yapildiktan sonra en gec onbes gun icinde karar verilir. Ara karari verilen hallerde, bu kararin yerine getirilmesi uzerine, dosyalar oncelikle incelenir.
Dosyalarin Incelenmesi MADDE 20.
1. Danistay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta olduklari davalara ait her cesit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen sure icinde luzum gordukleri evrakin gonderilmesini ve her turlu bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diger yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararlarin, ilgililerce, suresi icinde yerine getirilmesi mecburidir. Hakli sebeplerin bulunmasi halinde bu sure, bir defaya mahsus olmak uzere uzatilabilir.
2. Taraflardan biri ara kararinin icaplarini yerine getirmedigi takdirde, bu durumun verilecek karar uzerindeki etkisi mahkemece onceden takdir edilir ve ara kararinda bu husus ayrica belirtilir.
3. Ancak, istenen bilgi ve belgeler Devletin guvenligine veya yuksek menfaatlerine veya Devletin guvenligi ve yuksek menfaatleriyle birlikte yabanci devletlere de iliskin ise, Basbakan veya ilgili bakan, gerekcesini bildirmek suretiyle, soz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir. (Ek cumle : 10/6/1994- 4001/10 md.) Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanilarak ileri surulen savunmaya gore karar verilemez.
5. Danistay, bolge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diger kanunlarda belirtilen oncelik veya ivedilik durumlari ile Danistay icin Baskanlar Kurulunca diger mahkemeler icin Hakimler ve Savcilar Yuksek Kurulunca konu itibariyle tespit edilip RG de ilan edilecek oncelikli isler gozonunde bulundurulmak suretiyle gelis tarihlerine gore incelenir ve tekemmul ettikleri sira dahilinde bir karara baglanir. Bunlarin disinda kalan dosyalar ise tekemmul ettikleri siraya gore ve tekemmul tarihinden itibaren en gec alti ay icinde sonuclandirilir.
Sonradan Ibraz Olunan Belgeler MADDE 21. Dilekceler ve savunmalarla birlikte verilmeyen belgeler, bunlarin vaktinde ibraz edilmelerine imkan bulunmadigina mahkemece kanaat getirilirse, kabul ve diger tarafa teblig edilir. Bu belgeler durusmada ibraz edilir ve diger taraf cevabini hemen verebilecegini beyan eder veya cevap vermeye luzum gormezse, ayrica teblig edilmez.
21 Temmuz 2010 Çarşamba
Kur farkları KDV ye tabi değil!
"Mal teslimi ve hizmetin yapılması ile vergiyi doğuran olay meydana geldiğinden, bedelin döviz olarak hesaplanması halinde vergiyi doğuran olayın meydana geldiği teslim tarihindeki cari kur üzerinden muhasebeleştirilerek gelir kaydedilmesi gerekmekte olup dövizin farklı zamanlarda ödenmesi nedeniyle oluşabilecek kur farklarının, bu bedeli menfi veya müspet olarak etkilemesi düşünülemez. Nitekim kanunun 20. maddesinde bedel kavramı açıkça tanımlanmış olmasına rağmen kanun koyucu aynı kanunun 24. maddesinin c bendinde vade farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzeri adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğunu kurala bağlamış, ancak kur farkına bunlar arasında yer vermemiştir. Bu durumda, döviz üzerinden yapılan vadeli satışlarda, senedin tahsil edildiği tarihte malın teslimi ile oluşan vergiyi doğuran olay tarihine göre ortaya çıkan menfi veya müspet kur farklarının bedel kavramına dahil olmadığı, kur farkının kanunun 24/c maddesinde matraha dahil olduğu belirtilen unsurlar arasında sayılmadığı açık olduğundan, Katma Değer Vergisi'ne tabi tutulmasına hukuken olanak bulunmayıp ihtirazi kayıtla ödenen Katma Değer Vergisi'nin yükümlüye iadesi gerektiğinden"
Faydalı bir adres : Kobi Finans
20 Temmuz 2010 Salı
ÇTV ve Zamanaşımı.
Gelir Müdürlüğüne-İzmir
İlgi: M.35.6.....0.12(3)/2125-3749 sayı ve ÇTV konulu
12/7/2010 düzenlenme ve 20/7/2010 tebliğ tarihli yazınız hk.
15/6/2010 tarihli dilekçemizde 6183 sayılı AATUK yasanın 102.maddesi dikkate alınarak tarafımıza varsa ÇTV borcumuzun bildirilmesi ve bunu hemen ödeyeceğimizi bildirmiş olmamıza rağmen,bu dilekçemize yanıt niteliğinde olan ilgideki yazınıza eklenen listede ÇTV borcu 1994 yılında başlamakta ve 2010 yılına gelmektedir.
ÇTV , 2469 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44.maddesinde açıklanan bir vergi türü, belediye gelirdir.Aynı yasanın 98.maddesinde Usul hükümleri açıklanmış olup, bu maddede vergi tahsilatının takibinin 6183 Sayılı Amme Alacaklarını Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre yapılacağı yazılmıştır.
AATUHK yasanında 102-103-104. maddeleri vergi tahsilatında zamanaşımının nasıl işleyeceğini anlatır.
“6183 s. AATUHK Md.102-Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar.”
Tabi hemen zamanaşımına uğramanın ne demek olduğuna bakmak gerekecektir:
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesinde zamanaşımının şu şekilde tanımlanmaktadır:
‘Zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkmasıdır.Zamanaşımı, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder.’
Yukarıda vergi hukukundan alıntılar ile yapılan açıklamalar göre ;
2005 yılını izleyen 2006-1, 2007-2, 2008-3, 2009-4 ve 2010-5.yıl olduğu dikkate alındığında,1994 yılından 2005 yılına kadar olan ve listede yer alan vergilerin zamanaşımına uğramış olması gerekir.
Farklı ve tarafımızca bilinmeyen bir nedenden kaynaklanan ve belediyenize vergi yasalarında geçen 5 yıl değil (2010-1994) 16 yıla kadar alacak takibi olanağı tanıyan bir uygulama var ise o konuda tarafımıza bilgi verilmesini, yoksa 2005-2010 dönemine ait ödenmesi gereken ÇTV tutarının bildirilmesini saygılarımızla arz ederiz.
..................................Ltd.Şti.
Adres: ....................................İzmir
7 Temmuz 2010 Çarşamba
AYM kararına göre 2004 ve öncesine ait vergi ve ceza tarhiyatları hk.
----------------------------------------------------------------------------------------------
Takdir Komisyonu Kararına Dayalı Tarhiyat-Bumin Doğrusöz
VUK tarh zamanaşımı süresini düzenleyen 114.md vergiyi doğuran olayı izleyen yılbaşından itibaren 5 yıl içinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.Bu maddenin 2. fıkrasında yer alan düzenlemeye göre "Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder."Bu düzenleme, mükellef haklarını önemli ölçüde zedeleyen bir maddedir.Takdir komisyonlarına matrah belirleme konusunda süre verilmemiş, takdir komisyonlarının hizmetin gereklerine göre örgütlenmesi/iyi çalışma koşulları oluşturulmamış, komisyonlarda bekleyen sürenin zamanaşımına etkisi çerçevelenmemiştir. Bunun neticesinde de takdir komisyonlarında dosyalar, biraz da iş yoğunluğu sebebiyle yıllarca bekler hale gelmiştir. Dosyaların komisyonunda yıllarca beklediği süre, mükellef aleyhine gecikme faizinin işlediği dönem olarak uygulanmış, bu uygulamayı düzeltecek yasal düzenlemeler yapılmamıştır. Yani Hazine, idarenin kötü örgütlenmesi ve hizmetin geç çalışmasından nemalanır hale gelmiştir.Hukuk devleti ile bağdaştırılması mümkün olmayan bu düzenleme nihayet Diyarbakır VM Anayasa Mahkemesi'ne taşınmıştır.Yüksek Mahkeme, E. 2006/124 K. 2009/146 sayı ve 15.10.2009 günlü kararı ile anayasaya aykırılık sebebi ile iptal kararı vermiştir.İptal kararının gerekçesine göre "İtiraz konusu kuralda, vergi dairesince takdir komisyonuna başvuru yapıldıktan sonra matrahın tespiti, buna ilişkin kararın oluşturulması ve kararın gönderilmesinde bir süre öngörülmemekte,çalışma süresi tamamen komisyonun takdirine kalmaktadır.Zamanaşımının durmasının süreyle sınırlandırılmaması, vergi mükellefleri yönünden uygulamada keyfiliğe, haksızlığa, eşitsizliğe yol açacak sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.Zamanaşımının durma süresinin belirsizliği, makul ve adil bir sürenin bulunmaması, vergi dairesince matrah takdiri için başvurunun zamanaşımını durdurmak için keyfi olarak kullanılmasında güvence sağlamayacağı gibi yükümlüye vergi tahsilatının geciktiği süre kadar gecikme zammı ve faizi uygulanacak olması da yükümlünün vergi yükünü artırarak haksız sonuçlar doğmasına neden olabilir."
8/1/2010 RG de yayımlanan bu kararının hüküm fıkrasında "Kararın RG de yayımlanmasından başlayarak 6ay sonra yürürlüğe girmesine" karar vermiştir. Dolayısıyla bu iptal kararı, 8 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe girecektir.VUK'nın 114. md iptal edilen fıkrası yeni yasa tasarısı ile yeniden düzenlenmekte ve takdir komisyonunda geçen sürenin zamanaşımını durduracağı yine kabul edilmekle birlikte “iptal gerekçesi doğrultusunda”duran sürenin 1yılı geçemeyeceği' hükmü getirilmektedir.
Tasarının bir başka maddesiyle de VUK'nın eklenmesi öngörülen geçici 28.md 1.1.2005 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak Torba Kanun Tasarısı'nın kanunlaşmasından önce takdir komisyonuna sevk edilmiş dosyalar için takdire dayalı olarak tarh edilecek vergilerde zamanaşımı süresinin sonu 31.12.2012 olarak belirlenmektedir.Bu düzenlemelerin ikiside anayasaya aykırıdır. Ne diyordu Anayasa Mahkemesi gerekçesinde, zamanaşımının durması "yükümlüye vergi tahsilatının geciktiği süre kadar gecikme zammı ve faizi uygulanacak olması da yükümlünün vergi yükünü artırarak haksız sonuçlar doğmasına neden" olacaktır. Her şeyden önce Anayasa Mahkemesi'nin bu pek haklı ve yerinde gerekçesi karşılanmamıştır.
Öte yandan getirilmek istenen geçici madde ile eski düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararı bertaraf edilerek 31.12.2012 tarihine kadar varlığını sürdürmesinin yolu açılmakta, 5–7 yıldır takdir komisyonundaki dosyalar için, yine ve mükellefler aleyhine gecikme faizi de işleyecek şekilde tarhiyat yolu açılmaktadır.
Görülen odur ki, idarenin hizmetin hızlı şekilde yürümesini sağlayamamış olmasının ceremesi yine mükellefe yüklenilmeye devam olunacaktır. Bunun önüne geçilmesinin tek yolu, zamanaşımı süresinin takdir komisyonu kararının beklenilmesi sebebiyle uzadığı hallerde gecikme faizinin işlemeyeceğine dair kanuna madde eklenmesidir.
Asıl yapılması gereken ise takdir komisyonlarının yapısını, altyapısını ve çalışma usullerini yeniden düzenleyerek hızlı çalışmalarını sağlamak ve komisyonda beklemenin zamanaşımına etkisini ortadan kaldırmaktır.
Anayasa Mahkemesi kararına göre
2004 ve öncesinde takdir komisyonuna sevk edilerek "komisyonda geçen süre" sonsuza kadar zaman aşımı durdurulmasının, anayasaya aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve iptal kararı 6 ay sonra yürürlüğe girmek üzere, 08 Ocak 2010 tarihli resmi gazetede yayımlanmıştır.Anayasa Mahkemesinin yasa koyucuya yasal boşluk doğmaması için tanıdığı 6 aylık süre 08 Temmuz 2010 tarihinde dolmaktadır.08 Temmuz 2010 tarihinde iptal olacak 213 sayılı VUK’nun 114/2. maddesi hükmünün Anayasa Mahkemesinin kararına göre yeniden düzenlenmesini öngören hükümet tasarısı TBMM’ne 25.05.2010 tarihinde sevk edilmiştir.Tasarının 8. maddesiyle “MADDE 8- 213 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.”” şeklinde değişiklik öngörülmüştür.
Tasarıyla VUK 114.md değişiklik yapılarak, matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması halinde "komisyonda geçen süre"de zamanaşımının durması bir yıllık süreyle sınırlandırılmakta, böylece Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında da ifade edilmiş olan belirsizlik sorunu ortadan kaldırılmaktadır.
Diğer taraftan, anılan hükmün yürürlüğe girmesinden önce matrah takdiri için takdir komisyonuna intikal ettirilmiş olmakla birlikte komisyon tarafından henüz takdir edilmeyen matrahlar ile takdir edildiği halde ilgilisine tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler için ilgili tarh zamanaşımının ne şekilde uygulanacağına ilişkin geçici bir düzenleme ihtiyacı doğmuştur.Aynı tasarının 19. maddesi ile öngörülen geçici maddeyle 1/1/2005 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilen işlemlerde tarh zamanaşımı süresinin 31/12/2012 olarak belirlenmesi yönünde geçici bir düzenleme eklenmektedir.
8/7/2010 kadar bu yasa tasarısı TBMM den geçerek yasalaşması gerekmektedir.Ne olursa olsun 2004 ve önceki yıllara ilişkin 08/1/2010 dan itibaren yapılmış ve 08/7/2010 a kadar ve/veya tasarı yasalaşmasına kadar tüm tarh ve tebliğler anayasaya aykırılığı nedeniyle, dava açılması halinde yargıda iptale mahkumdur.8/7/2010 dan sonra tarh ve tebliğ edilecek 2004 den önceki yıllara ilişkin tarhiyatlar ise yargıda,yok hükmünde karara varılacaktır.
İdarenin hukuka ve anayasaya aykırı, yasaya uygun tarhiyatları için bazı meslektaşlarımız tarafından, mükelleflerine idare ile uzlaşma önerilmektedir. Uzlaşma komisyonlarının önerdiği tutar gecikme zammı belirtilmediğinden mükellef ödeme aşamasında çok yüksek oranlarda gecikme zamları ile karşılaşabilmektedir.
2004 ve önceki yıllara ilişkin tarhiyatları (özellikle yüksek tutarlılar) için mükellefin dava açmasına yardımcı olmak ve mükellefe 1 kuruş dahi ödetmemek mümkün ve gerekli ve de doğru olanı yapmak olduğu gibi mükellefin hukuksal bir hakkıdır.(Yalçın Önder’in makalesinden kısaltmadır)
----------------------------------------------------------------------------------------------
Takdir Komisyonu Kararına Dayalı Tarhiyat-Bumin Doğrusöz
VUK tarh zamanaşımı süresini düzenleyen 114.md vergiyi doğuran olayı izleyen yılbaşından itibaren 5 yıl içinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.Bu maddenin 2. fıkrasında yer alan düzenlemeye göre "Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder."Bu düzenleme, mükellef haklarını önemli ölçüde zedeleyen bir maddedir.Takdir komisyonlarına matrah belirleme konusunda süre verilmemiş, takdir komisyonlarının hizmetin gereklerine göre örgütlenmesi/iyi çalışma koşulları oluşturulmamış, komisyonlarda bekleyen sürenin zamanaşımına etkisi çerçevelenmemiştir. Bunun neticesinde de takdir komisyonlarında dosyalar, biraz da iş yoğunluğu sebebiyle yıllarca bekler hale gelmiştir. Dosyaların komisyonunda yıllarca beklediği süre, mükellef aleyhine gecikme faizinin işlediği dönem olarak uygulanmış, bu uygulamayı düzeltecek yasal düzenlemeler yapılmamıştır. Yani Hazine, idarenin kötü örgütlenmesi ve hizmetin geç çalışmasından nemalanır hale gelmiştir.Hukuk devleti ile bağdaştırılması mümkün olmayan bu düzenleme nihayet Diyarbakır VM Anayasa Mahkemesi'ne taşınmıştır.Yüksek Mahkeme, E. 2006/124 K. 2009/146 sayı ve 15.10.2009 günlü kararı ile anayasaya aykırılık sebebi ile iptal kararı vermiştir.İptal kararının gerekçesine göre "İtiraz konusu kuralda, vergi dairesince takdir komisyonuna başvuru yapıldıktan sonra matrahın tespiti, buna ilişkin kararın oluşturulması ve kararın gönderilmesinde bir süre öngörülmemekte,çalışma süresi tamamen komisyonun takdirine kalmaktadır.Zamanaşımının durmasının süreyle sınırlandırılmaması, vergi mükellefleri yönünden uygulamada keyfiliğe, haksızlığa, eşitsizliğe yol açacak sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.Zamanaşımının durma süresinin belirsizliği, makul ve adil bir sürenin bulunmaması, vergi dairesince matrah takdiri için başvurunun zamanaşımını durdurmak için keyfi olarak kullanılmasında güvence sağlamayacağı gibi yükümlüye vergi tahsilatının geciktiği süre kadar gecikme zammı ve faizi uygulanacak olması da yükümlünün vergi yükünü artırarak haksız sonuçlar doğmasına neden olabilir."
8/1/2010 RG de yayımlanan bu kararının hüküm fıkrasında "Kararın RG de yayımlanmasından başlayarak 6ay sonra yürürlüğe girmesine" karar vermiştir. Dolayısıyla bu iptal kararı, 8 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe girecektir.VUK'nın 114. md iptal edilen fıkrası yeni yasa tasarısı ile yeniden düzenlenmekte ve takdir komisyonunda geçen sürenin zamanaşımını durduracağı yine kabul edilmekle birlikte “iptal gerekçesi doğrultusunda”duran sürenin 1yılı geçemeyeceği' hükmü getirilmektedir.
Tasarının bir başka maddesiyle de VUK'nın eklenmesi öngörülen geçici 28.md 1.1.2005 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak Torba Kanun Tasarısı'nın kanunlaşmasından önce takdir komisyonuna sevk edilmiş dosyalar için takdire dayalı olarak tarh edilecek vergilerde zamanaşımı süresinin sonu 31.12.2012 olarak belirlenmektedir.Bu düzenlemelerin ikiside anayasaya aykırıdır. Ne diyordu Anayasa Mahkemesi gerekçesinde, zamanaşımının durması "yükümlüye vergi tahsilatının geciktiği süre kadar gecikme zammı ve faizi uygulanacak olması da yükümlünün vergi yükünü artırarak haksız sonuçlar doğmasına neden" olacaktır. Her şeyden önce Anayasa Mahkemesi'nin bu pek haklı ve yerinde gerekçesi karşılanmamıştır.
Öte yandan getirilmek istenen geçici madde ile eski düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararı bertaraf edilerek 31.12.2012 tarihine kadar varlığını sürdürmesinin yolu açılmakta, 5–7 yıldır takdir komisyonundaki dosyalar için, yine ve mükellefler aleyhine gecikme faizi de işleyecek şekilde tarhiyat yolu açılmaktadır.
Görülen odur ki, idarenin hizmetin hızlı şekilde yürümesini sağlayamamış olmasının ceremesi yine mükellefe yüklenilmeye devam olunacaktır. Bunun önüne geçilmesinin tek yolu, zamanaşımı süresinin takdir komisyonu kararının beklenilmesi sebebiyle uzadığı hallerde gecikme faizinin işlemeyeceğine dair kanuna madde eklenmesidir.
Asıl yapılması gereken ise takdir komisyonlarının yapısını, altyapısını ve çalışma usullerini yeniden düzenleyerek hızlı çalışmalarını sağlamak ve komisyonda beklemenin zamanaşımına etkisini ortadan kaldırmaktır.
1 Temmuz 2010 Perşembe
Vakıflar.
Gerçek ya da tüzel kişiler vakıf kurabilirler. Ancak kurucu gerçek kişi ise Türk Medeni Kanununda belirlenen fiil ehliyetine sahip olmalı, tüzelkişi ise fiil ehliyetine sahip olmakla birlikte, kuruluş statüsünde vakıf kurabileceğine ve vakfa malvarlığı özgüleyebileceğine dair hüküm olması gerekir.Vakıfların yöneticilerinin T.C. uyruğunda olmaları esastır. Ancak, vakfa ait eğitim, bilim, sanat, tıp ve sağlık kuruluşlarının yönetim organlarında salt çoğunluk oluşturmamak şartıyla yabancı uyrukluların da görev almalarına ve vakıfların veya kuruluşlarının yurt dışındaki benzer amaçlı vakıf veya kurumlarla işbirliği yapmalarına Bakanlar Kurulu'nca izin verilebilir.Vakıflar özel hukuk tüzelkişisi olup, Türk Medeni Kanununun 48. maddesinde belirtilen tüm hak ve yetkilere sahiptir. Vakıflar Gen. Müdürlüğü denetim makamı olup, vesayet makamı değildir. Vakıflarda üyelik olmaz.
Kuruluş şekli-Kurucu sayısında limit yoktur.Vakıf kurma iradesi, noterde düzenleme şeklinde yapılacak bir resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanır.Ancak vakfın kurulması için yetkili asliye hukuk mahkemesine başvurularak tescilinin sağlanması gereklidir. Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır. Resmî senetle vakıf kurma işlemi temsilci aracılığıyla yapılabilir. Ancak, temsil yetkisinin noterlikçe düzenlenmiş bir belgeyle verilmiş olması ve bu belgede vakfın amacı ile bağışlanacak mal ve hakların belirlenmiş bulunması gereklidir.
Vakıf senedinin içeriği Türk Medeni Kanununun 106.md ,vakıf senedinde vakfın adının, amacının, bu amaca vakfedilen mal ve hakların, vakfın örgütlenme ve yönetim şeklinin ile yerleşim yerinin gösterilmesi zorunludur.Bu senette değişiklik yapılabileceği hükmü olmalıdır.
a)Vakfın adı; kanuna ahlaka adaba aykırı olmamalı ve vakfın amaçları ile uyumlu olmalıdır. 3.kişileri vakfın amacı konusunda yanıltıcı ya da yanlış çağırışımlar uyandıracak isimler verilemez. Her hangi bir kamu kurum ya da kuruluşunun ismi kullanılamaz. b) Vakfın amacı; Hukuka uygun, belirli, anlaşılabilir olmalı ve süreklilik arz etmelidir. c) Vakfedilen mal ve haklar; kurucuya ait olmalı ve amacı en azından başlangıç itibari ile gerçekleştirmeye yetmelidir.Malvarlığı nakit ise paranın vakıf adına bir devlet bankasına bloke edilerek dekontunun tescil başvurusu yapılan mahkemeye ibrazı, taşınmaz ya da taşınır bir malvarlığı ise değer tespitinin mahkemece yaptırılması ve ilgili sicillerine (tapu sicili, trafik sicili gibi) vakıf adına tescili sağlanmalıdır.Vakfın kurulması ile mal ve haklar vakıf tüzelkişiliğine geçer. d)Organları;Vakfın bir yönetim organı olması zorunludur. Vakfın işleyişinin kolaylaşması açısından, amacının kapsamına ve faaliyetlerine uygun olarak mütevelli heyeti, yönetim organı ve bir denetim birimi olması uygun olur.Bu sayılan organlar dışında onur kurulu,araştırma kurulu, çalışma kurulu gibi vakfın yönetimi ile ilgili olmayan kurulların vakıf organları arasında gösterilmemesi gerekir.Vakfın organlarının kaç kişiden oluşacağı, toplantı ve karar yeter sayılarının senet metninde gösterilmesi, organların görev ve yetki sınırlarının yeterince belirtilmesi halinde, vakfın işleyişinde sıkıntıya düşülmesinin önüne geçilmiş olur. e) Vakfın yerleşim yeri; vakfın faaliyetlerini yürüttüğü merkezin bulunduğu yerdir. Vakıf senedinde gösterilecek adresin açık olarak ayrıntılı şekilde yazılması zorunludur.
Vakıf senedinde değişiklik yapılma yöntemi,vakfın sona ermesinin hangi durumlarda sözkonusu olabileceği ve geçici hükümler olarak kuruluşa kadar nasıl yönetileceği yazılabilir.
Vakfedilen mal varlığı için mahkemeye başvurmadan önce tapuya şerh yapılmalıdır.
Vakfın tescili Vakfın tesciline ilişkin açılan davada mahkemece davanın reddine ya da vakfın tesciline ilişkin vereceği karar, tebliğ tarihinden başlayarak 1ay içinde, başvuran veya Vakıflar GM tarafından temyiz edilebilir.Aynı şekilde, vakfın kurulmasını engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde, Vakıflar GM veya ilgililer, iptal davası açabilirler.Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir.
Yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunur ve Resmî Gazete ile ilân olunur.
VAKFIN KURULUŞUNDAN SONRA YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER
04.5.1990-20508 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3628 sayılı Mal Bildiriminde bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa göre, vakıfların idare organlarında görev alanlar Vakıflar GM mal bildiriminde bulunmak zorundadırlar.
Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelikleri ile Komisyon Üyeliklerine seçim ve atamalarda göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde, görevin sona ermesi halinde, ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde verilmesi zorunludur.
Bütün vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile olan her türlü işlemlerinde önce bağlı bulundukları Vakıflar Bölge Müdürlüğü kanalı ile yazışma yapmaları gerekmekte olup, vakıflar tarafından doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yapılacak yazışmalar işleme konulmamaktadır.
Vakıfların; gayrimenkul alım, satım, kat mülkiyeti esasına göre inşaat yaptırmaları, işlemleri için Genel Müdürlüğümüzden izin alınması gerekmektedir.Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin (5) numaralı bendi uyarınca işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına izin verilenler dışında kalan vakıflar, bilanço esasına göre defter tutarlar. Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapıları gereği bilanço esasına göre defter tutmalarına imkan veya gerek görülmeyenlerin işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına izin verilebilir. Ancak; yeni kurulan vakıflar, tescili izleyen en geç bir yıl içinde Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılacak teftişe kadar işletme hesabı esasına göre defter tutabilirler. Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların bilanço esasına göre defter tutmaları zorunludur.Ayrıca, 06.08.1999 tarih ve 23778 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıfların İş ve İşlemlerinde Uyulacak Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğe uyulması gerekmektedir.
Örnek vakıf senedi:
... VAKFI SENEDİ
VAKIF:Madde 1-Vakfın adı ....... .......Vakfı'dır.İşbu resmi senette sadece vakıf denilecektir.( vakfın adı amaçları ile uyumlu olmalıdır. Her hangi bir kamu kurum veya kuruluşunun ismini alamazlar)VAKFIN MERKEZİ:Madde 2-Vakfın merkezi .......İli, ...... ilçesinde olup, adresi ................' dir. İlgili mevzuat çerçevesinde vakıf yönetim kurulu kararı ve yetkili makamlardan izin almak kaydıyla yurt içinde veya dışında şube ve temsilcilikler açılabilir.VAKFIN GAYESİ:Madde 3- (Gaye Türk Medeni Kanununun 101.maddesinin son fıkrasına aykırı olmamalı, açık, somut olmalı ve süreklilik arz etmelidir.)
VAKFIN FAALİYETLERİ:Madde 4- (Vakfın amacını gerçekleştirmek için yapacağı faaliyetler yazılır. Faaliyetler amaç ile uyumlu olmalıdır)VAKFIN GAYESİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN YAPABİLECEĞİ İŞ VE İŞLEMLER:Madde 5- Vakıf gayesine ulaşmak için yasal sınırlamalar dışında, miktar ve değeri kısıtlanmamış taşınır ve taşınmaz mallara bağış, vasiyet, satın alma ve kiralama suretiyle sahip olmaya ve kullanmaya, vakıflara ilişkin yasa hükümleri uyarınca sahip olduklarını satmaya, devir ve ferağ etmeye, gelirlerini almaya ve harcamaya, vakıf malvarlığına giren bir ya da birden çok taşınmaz mal veya gelirlerini bir ya da bir çok kez yatırımda kullanmaya, vakıf amaç ve hizmet konularına aykırı olmamak koşulu ile yapılacak bağış ve vasiyet, satın alma ve diğer yollarla mal ettiği taşınır ve taşınmaz malları ve paraları yönetim ve tasarrufa, menkul değerleri almaya ve vakfın amacı doğrultusunda bunları değerlendirip satmaya, vakfın amaçlarına benzer çalışmalarda bulunan yurtiçi ve yasal izin alındığında yurt dışındaki vakıflar, gerçek ve tüzel kişiler ile işbirliği yapmaya, kamu kurum ve kuruluşları dışındakilerden yardım almaya, bu yardımı sağlamak için anlaşmalar yapmaya, taşınmaz malların irtifak, intifa, sükna, üst, rehin, ipotek gibi mülkiyetten gayri ayni haklarını kabule, bu hakları kullanmaya, olan ya da olacak gelirleri ile kuracağı sözleşmeler için taşınır ve taşınmaz malların rehin ve ipoteği dahil her türlü güvenceleri almaya, geçerli banka kefaletlerini kabule, vakfın amaç ve hizmet konularını gerçekleştirmek için gerektiğinde ödünç almaya, kefalet, rehin, ipotek ve diğer güvenceleri vermeye, vakfın amaç ve hizmet konularına uygun olarak yürütülen ve yürütülecek projelerden ve her türlü çalışmalardan gelir elde etmeye ve vakfa gelir sağlamak amacı ile olağan işletme ilkelerine göre çalışacak iktisadi işletmeler, ortaklıklar kurmaya, kurulu olanlara iştirake, bunları doğrudan işletmeye yada denetimi altında bir işletmeciye işlettirmeye, vakfın amaç ve hizmet konularından birinin yada tümünün gerçekleştirilmesi için yararlı ve gerekli görülen girişim, tasarruf, mal edinme, inşaat ve benzeri sözleşmeleri yapmaya Türk Medeni Kanununun 48. Maddesinde belirtildiği üzere izinli ve yetkilidir.Vakıf bu yetki ve gelirlerini Türk Medeni Kanunu ile yasaklanan maksatlarla kullanamaz.VAKFIN MAL VARLIĞI:Madde 6- Vakfın kuruluş malvarlığı kurucular tarafından vakfa tahsis edilmiş olan ......'dır.(Nakit, ya da yeterli bir miktarı nakit olmak kaydıyla nakdi değeri olan menkul ya da gayrimenkul olabilir. Nakit ise paranın vakıf adına Vakıflar Bankası ya da bir devlet bankasına bloke edilerek dekontunun mahkemeye ibrazı, gayrimenkul ise tapu bilgilerinin senette belirtilmesi gereklidir.)Kuruluş malvarlığı, vakfın kurulmasını müteakip, malvarlığına yapılacak ilavelerle arttırılabilir.VAKFIN ORGANLARI:Madde 7- Vakıf (. ) kişilik bir yönetim kurulu tarafından yönetilecektir.Yönetim kurulu üyeleri, kendilerinden sonra görev yapmak üzere yerlerini almasını istedikleri üç kişinin adını önceden belirleyerek yazılı olarak yönetim kuruluna verirler. Yönetim kurulu üyeliği listedeki sıraya göre ilk sıradan başlamak üzere adaylara teklif edilir.Yönetim kurulu üyelerinin aday bırakmamaları, adaylardan hiçbirinin görevi kabul etmemeleri veya vakıf yöneticiliğinden uzaklaştırılmaları halinde boşalan yönetim kurulu üyeliğine seçim, kalan yönetim kurulu üyelerinin ortak kararı ile yapılır.VAKIF BAŞKANI VE YARDIMCISI:Madde 8- Yönetim kurulu ilk toplantısında kendi üyeleri arasından bir başkan ve bir başkan yardımcısı seçer. Başkan yardımcısı başkanın yokluğunda onun yetkilerini kullanır.YÖNETİM KURULUNUN TOPLANTI VE KARAR İLKELERİ:Madde 9- Yönetim kurulu ayda en az bir kere vakıf başkanı veya iki üyenin çağrısı ile çoğunlukla toplanır. Kararlar çoğunlukla alınır. Oyların eşitliği halinde başkanın oyu iki oy sayılır. Üst üste üç toplantıya katılmayan üye istifa etmiş kabul edilir. Toplantıya katılamayacak üye bir başka üyeye vekalet verebilir.YÖNETİM KURULUNUN GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI:Madde 10- Yönetim kurulu, vakfın idare, temsil ve icra organıdır.Bu sıfatla yönetim kurulu:a) Vakıf gayesi doğrultusunda her türlü kararı alır ve uygular.b) Vakıf faaliyetlerinin düzenli ve verimli olarak yürütülmesini sağlar. Bu bağlamda gerekli iç mevzuat tasarılarını hazırlar.c) Vakıf malvarlığının değerlendirilmesi ve yeni mali kaynaklara kavuşturulması hususunda gereken çalışmaları yapar.d) Vakıf tüzel kişiliği adına, bütün gerçek ve tüzel kişilerle hukuki, mali ve sair konularda gerekli girişimlerde bulunur ve işlemler yapar.e) Görev, yetki ve sorumlulukları açıkça önceden belirlenmek kaydıyla vakfa müdür atar, vakıf genel sekreterliği veya benzeri yardımcı birimler oluşturabilir, gerektiğinde görevlerine son verir.f) Vakıfta çalıştırılacak edilecek personeli belirler, atamasını yapar, ücretlerini tayin eder, gerektiğinde işlerine son verir.g) İlgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, yurtiçinde ve yurtdışında şube ve temsilcilik açılmasına ve kapatılmasına karar verir, bu hususta gereken işlemleri yapar.h) Vakfın muhasebe işlerini takip ve kontrol eder, hesap dönemi sonunda gelir-gider cetveli ve bilançoların düzenlenerek ilgili idareye gönderilmesini ve ilanını sağlar. i) Gerekli defterleri tutar, yıllık bütçeyi uygular. j) Gerektiğinde vakıf senedinde ilave ve değişiklikler yapar.k) İlgili mevzuat ile vakıf senedi ve vakıf iç mevzuatının gerektirdiği diğer görevleri yapar.VEKİL TAYİNİ:Madde 11- Yönetim kurulu, genel veya belli hal ve konularda, belirteceği esaslar dahilinde kendi üyelerinden bir veya birkaçını, yetkili memur ve memurlarından herhangi bir veya birkaçını, görevlendirebilir, temsilci veya vekil tayin edebilir.DENETİM :Madde 12- Vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğünce denetlenir.HUZUR HAKKI:Madde 13- (Kamu görevlileri dışındaki yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı veya ücret verilip verilmeyeceği, verilecekse bunun miktarı yazılır. Üyeler arasında kamu görevlisi bulunması halinde 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanunun 2. maddesinin (e) fıkrası gereğince huzur hakkı ödenmeyecektir)VAKFIN GELİRLERİ:Madde 14- Vakfın gelirleri aşağıda gösterilmiştir.a) Vakfın amacına uygun her türlü şartlı, şartsız bağışlar ile yardımlar.b) Vakıf faaliyetlerinden elde edilecek muhtelif gelirler.c) İktisadi işletmeler, iştirakler ve ortaklıklardan sağlanacak gelirler.Vakıf menkul ve gayrimenkulleri ile diğer varlık ve haklarının değerlendirilmesi ile sağlanacak gelirler.VAKIF GELİRİNİN TAHSİS VE SARF EDİLECEĞİ YERLER:Madde 15- Vakfın yıllık gelirlerinin en az üçte ikisi vakfın amaçlarına tahsis ve sarf olunur.RESMİ SENET DEĞİŞİKLİĞİ:Madde 16- Vakıf senedinde yapılacak değişiklikler yönetim kurulunun oy birliği ile alacağı kararla yapılır.VAKFIN SONA ERMESİ:Madde 17- Vakfın herhangi bir sebeple sona ermesi halinde vakfın tasfiyesinden arta kalan malvarlığı ........'na (boşluk kısmına vakfın malvarlığının devredileceği konusuna en yakın olan bir başka vakıf ya da kuruluşun ismi yazılacaktır.) devredilir. Vakfın feshi, yönetim kurulunun oybirliğiyle alacağı karar ile mümkündür.VAKIF KURUCULARI:Madde 18- Vakıf kurucularının adı, soyadı, ile vakfa özgüledikleri mali değerler aşağıda gösterilmiştir.1- .... ...... .. ....2- .... ...... .. .....Geçici Madde 1- Vakfın tescili için gerekli tüm işlemleri yapmak üzere ...... ....... yetkili kılınmıştır.
Kooperatif.
Kooperatifler en az 7 ortak tarafından imzalanan ana sözleşme ile kurulur.
Kooperatif ana sözleşmesinde bulunması gerekli hususlar şunlardır:
a. Ana sözleşme onay tarihi,,
b. Kooperatifin unvanı ve merkezi,
c. Kooperatifin amacı ve çalışma konuları
d. Ortaklık sıfatını kazandıran ve kaybettiren hal ve şartlar,
e. Ortakların pay tutarı ve kooperetif sermayesinin ödenme şekli, nakti sermayenin en az 1/4 ünün peşin ödenmesi,
f. Ortakların ayni sermaye koyup koymayacakları,
g. Kooperatifin yükümlülüklerinden dolayı ortakların sorumluluk durumu ve derecesi,
h. Kooperatifin yönetici ve denetleyici organlarının görev, yetki ve sorumlulukları,
i. Kooperatifin temsiline ait hükümler,
j. Yıllık gelir gider farklarının hesaplama ve kullanım şekilleri,
k. Kurucuların adı, soyadı, iş ve konut adresleri.
A) KURULUŞ
1. Dilekçe (yetkililer tarafından imzalanmalı, ekindeki evrak dökümünü içermelidir. Vekaleten imzalanmış ise vekaletin aslı veya tasdikli sureti eklenmelidir.)
2. İlgili Bakanlık tarafından onaylanmış ana sözleşme kitapçığı (2 adet)
3. Bakanlık izin yazısı
4. Kurucuların fotoğraflı nüfus suretleri (noter/muhtar onaylı – 3 nüsha) ve ikametgah
5. Yönetim kurulu üyelerinin kooperatif unvanı altında imza beyannameleri (1 adet)
6. Noter onaylı ana sözleşme özeti (2 nüsha)
7. Taahütname (yetkililer tarafından imzalanmış olmalıdır) 2 adet
8. Yetkililerce İmzalanması ve ortakların resimleri bulunmalıdır.
10.1.2003 Tarih 24984 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 24.01.2002 tarih 2002/5089 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince; 1163 sayılı kooperatifler kanununa tabi kooperatiflerde 1 ortaklar payının değeri 1.YTL yükseltilmiştir.Daha sonrada 14/1/2010 da
R.Gazete No. 27462-R.G. Tarihi: 14.1.2010
Sanayi ve Ticaret Bakanlığından: 1163 SAYILI KOOPERATİFLER KANUNUNA TABİ KOOPERATİFLERDE
BİR ORTAKLIK PAYININ DEĞERİNİN 100 TL YÜKSELTİLMESİ VE YENİ PAY DEĞERİNE GÖRE KOOPERATİFLERCE YAPILMASI GEREKLİ OLAN İŞLEMLERE İLİŞKİN TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2010⁄2)
23⁄7⁄2009 tarih, 27297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14⁄7⁄2009 tarih, 2009⁄15233 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa bağlı kooperatiflerde, bir ortaklık payının değeri 100 (Yüz) Türk Lirasına yükseltilmiştir.
Yeni pay değerine göre kooperatiflerce yapılması gerekli olan işlemlere ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür.
Bir ortaklık payının değerinin 100 (Yüz) Türk Lirasına yükseltilmesine yönelik söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı ve dayanağını oluşturan 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 19 uncu maddesi hükmü çerçevesinde;
1- Halen faaliyetlerini sürdüren kooperatifler ve üst kuruluşlarının sermayelerinin anasözleşme değişikliğine ve genel kurul kararına gerek kalmadan bir ortaklık payının değeri 100 (Yüz) Türk Lirası olacak şekilde tamamlanması,
2- Anasözleşmesinde bir ortağın birden fazla ortaklık payı taahhüt ve tediye etmesi öngörülmüş olan kooperatiflerde, bir payın yeni değerine (100.-TL) göre taahhüt ve tediye edilecek toplam sermaye tutarının fazla bulunması halinde, anasözleşme değişikliği yapılarak asgari ortaklık payı sayısının azaltılması,
3- Yeni kurulacak kooperatiflerde bir ortaklık payının değerinin 100 (Yüz) Türk Lirası olarak dikkate alınması, kooperatif sermayesinin de en az 7 kurucu ortak sayısı gözetilerek 700 (Yediyüz) Türk Lirası olması, anasözleşmelerin sermaye ve paylarla ilgili maddelerinde ve ayrıca anasözleşmenin sonundaki kuruculara ait beyan maddesinde buna göre düzenleme yapılması, Bakanlığımızca bastırılmış örnek anasözleşmelerdeki 1.-TL biçiminde yazılı olan bir ortaklık payının değerinin de 100 (Yüz) Türk Lirası olarak düzeltilmesi,
4- Yeni pay değerine göre taahhüt edilen pay tutarlarının ortaklarca ödenmesinde anasözleşmenin sermayenin ödenmesine ilişkin hükümlerine uyulması, zorunlu hallerde bu sürelerin uzatılmasına ilişkin anasözleşme değişikliğine gidilmesi,gerekmektedir.
B) ANASÖZLEŞME DEĞİŞİKLİĞİ
1. Dilekçe (yetkililer tarafından imzalanmalı, ekindeki evrak dökümünü içermelidir. Vekaleten imzalanmış ise vekaletin aslı veya tasdikli sureti eklenmelidir)
2. Genel kurul tutanağı (2 nüsha noter onaylı)
3. Hazirun cetveli 2 nüsha
4. Bakanlık temsilcisi atama yazısı aslı
5. Tadil mukavelesi (2 nüsha)
6. Tadile ait bakanlık izin yazısı aslı.
C) GENEL KURUL
1. Dilekçe (yetkililer tarafından imzalanmalı, ekindeki evrak dökümünü içermelidir. Vekaleten imzalanmış ise vekaletin aslı veya tasdikli sureti eklenmelidir)
2. Genel kurul toplantı tutanağı (2 nüsha noter onaylı)
3. Hazirun cetveli 2 nüsha
4. Bakanlık temsilci atama yazısı aslı
5. Genel kurulda yönetim kurulu seçimi var ise görev taksimi ve kooperatifin temsil ve ilzamının ne şekilde olacağına dair noter onaylı yönetim kurulu kararı (2 nüsha).Yetkililerin kooperatif unvanı altında düzenlenmiş imza beyannamesi (1 nüsha)Yönetim kurulu üyelerinin nüfus cüzdan suretleri (noter veya muhtar onaylı – 1 nüsha)Genel kurul ve yönetim kurulu kararında üyelerin adları kısaltılmadan yazılmalıdır.Sicil gazetesi ilanında yaşanan güçlük nedeniyle genel kurul tutanağı okunaklı yazılmalıdır.
D) MERKEZİ BAŞKA BİR SİCİLİN GÖREV ALANINDA BULUNAN KOOPERATİF ŞUBESİNİN AÇILIŞI
1. Dilekçe (Kooperatif kaşesi ile yetkili tarafından imzalanmalı, ekindeki evrak dökümünü içermelidir)
2. Ana sözleşme, ana sözleşme değişikliklerine ilişkin tadil mukaveleleri, tadil mukavelelerinin kabul edildiği ve son yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurul tutanakları ile bunların ilan edildiği Türkiye Ticaret Sicili Gazetelerinin onaylı suretleri
3. Şube açılışına ilişkin 2 nüsha noter onaylı yönetim kurulu kararı. (bu kararda şubenin ticaret unvanı, açık adresi, temsilcileri ve temsil şekli açıkça belirtilecektir)
4. Şube temsilcilerinin şube unvanı altında düzenlenen imza beyannameleri ve noter veya muhtar onaylı nüfus cüzdan suretleri (1 nüsha)
5. Merkezin sicil memurluğundan sicil tüzüğünün 55. maddesine göre alınan belge
6. Taahhütname (yetkili tarafından imzalanmış olmalıdır)
E) MERKEZİ BAŞKA BİR SİCİLİN GÖREV ALANINDA BULUNAN KOOPERATİFİN ŞİRKETİN MERKEZ NAKLİ
1. Dilekçe (Kooperatif kaşesi ile yetkili imzalanmalı, ekindeki evrak dökümünü içermelidir)
2. Merkezin bulunduğu sicil memurluğunca tescil edilen hususlara ait evrak ile bunların yayımlandığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetelerinin onaylı suretleri
3. Genel kurul toplantı tutanağı (2 nüsha)
4. Bakanlık izin yazısı aslı 5. Tadil metni (2 nüsha)
6. Bakanlık temsilcisi atama yazısı aslı 7. Hazirun cetveli 2 adet
8. Eski sicil memurluğundan sicil tüzüğünün 47.md göre alınan merkez nakli belgesi
9. Temsil yetkisine sahip olanların kooperatif unvanlı imza beyannamesi (1 nüsha)
10. Yetkililerce İmzalanması, ortakların resimleri bulunmalıdır)
11. Taahhütname (yetkili tarafından imzalanmış olmalıdır)
F) TASFİYEYE GİRİŞ
1. Dilekçe (yetkililer tarafından imzalanmalı, ekindeki evrak dökümünü içermelidir. Vekaleten imzalanmış ise vekaletin aslı veya tasdikli sureti eklenmelidir)
2. Genel kurul toplantı tutanağı (2 nüsha)
3. Hazirun cetveli 2 adet
4. Bakanlık temsilci atama yazısı aslı
5. Tasfiye Memurlarının tasfiye halinde ile başlayan ünvanlı imza beyannamesi Tasfiye girişinin tescili sonrasında Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde alacaklılara çağrıya ait ilanın yapılması gereklidir. Bu yapılmadığı takdirde tasfiye süresinin uzaması durumu ortaya çıkmaktadır.Memurluğumuzda bulunan ilan formları kaşe ve tasfiye memurunun imzası ile ilana verilmelidir.Tasfiye işlemleri kooperatif merkezinden farklı bir adreste yürütülecek ise merkez bu adrese nakledilmelidir.
G) TASFİYE SONU
1. Dilekçe
2. Tasfiye sonuna ilişkin genel kurul toplantı tutanağı (2 nüsha)
3. Hazirun cetveli 2 adet 4. Bakanlık temsilci atama yazısı aslı
5. İ.İ.K’nun 44.maddesine istinaden düzenlenmiş mal beyanı (2 nüsha – kooperatif kaşesi ile tasfiye memuru tarafından imzalanmış olmalı)
Tasfiye bilançosunun kabulü ile tasfiye sonuna ait genel kurul alacaklıları 3.defa davetten itibaren 1 yıl sonra toplanabilir.Tasfiye bilançosunun kabulü ile tasfiye soruna ait toplantıda evvelce yapılmayan olağan genel kurullar var ise bu dönemlerin de görüşülerek ibra edilmesi gerekmektedir.
28 Haziran 2010 Pazartesi
Gece Çalışma.
İşçilerin gece çalışmaları 7,5 saati geçemez.
Gece çalıştırılacak işçilerin sağlık durumlarının gece çalışmasına uygun olduğu, işe başlamadan önce alınacak sağlık raporu ile belgelenir. Gece çalıştırılan işçiler en geç 2 yılda bir defa işveren tarafından periyodik sağlık kontrolünden geçirilirler. İşçilerinin sağlık kontrollerinin masrafları işveren tarafından karşılanır.Gece çalışması nedeniyle sağlığının bozulduğunu raporla belgeleyen işçiye işveren,mümkünse gündüz postasında durumuna uygun bir iş verir.İşveren gece postalarında çalıştırılacak işçilerin listelerini ve bu işçiler için işe başlamadan önce alınan ve periyodik sağlık raporlarının bir nüshasını ilgili bölge müdürlüğüne vermekle yükümlüdür.Gece ve gündüz işletilen ve nöbetleşe işçi postaları kullanılan işlerde, bir çalışma haftası gece çalıştırılan işçilerin, ondan sonra gelen ikinci çalışma haftası gündüz çalıştırılmaları suretiyle postalar sıraya konur. Gece ve gündüz postalarında iki haftalık nöbetleşme esası da uygulanabilir.Postası değiştirilecek işçi kesintisiz en az 11 saat dinlendirilmeden diğer postada çalıştırılamaz
GECE ÇALIŞMASI I- GİRİŞ Günlük çalışma hayatında işçilerin özelikle bazı işlerde gece çalıştırılmaları, bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.Gece çalışmasının bazı zorlukları olduğu da ortadadır.Gece çalışmasının ayrıca düzenlemiştir.4857 sk 69md gece süresi tanımlanmadığı, gece çalışmalarının nasıl yapılacağı düzenlendiğinden, madde başlığı, “Gece Süresi ve Çalışmaları” olarak değiştirilmiş, ancak madde içeriği bakımından 1475 s.k.65.md kural olarak muhafaza edilmiş; ancak AB Direktifine uyum sağlamak amacıyla, eklenen 4.fk.gece çalıştırılacak işçilerin korunması için işe başlamadan önce ve çalışırken sağlık kontrollerinden geçirilmesi ve gece çalışması nedeniyle sağlığının bozulduğunu belgeleyen işçiye mümkünse gündüz postasında durumuna uygun iş verilmesi yükümlülükleri getirilmiş ve son fıkra ile postası değiştirilecek işçinin kesintisiz en az 11 saat dinlendirilmeden diğer postada çalıştırılamayacağı hükmü kabul edilmiştir.Kural olarak çalışma, günün gündüz döneminde günlük çalışma süresine göre yapılır. Bununla birlikte, işyerinin gerekleri, işin niteliği, günlük çalışmanın, gece yapılmasını gerektirebilir. Nitekim faaliyetin devamlılığının esas olduğu, bu nedenle 24 saat faaliyet göstermesi gereken işyerlerinde günlük çalışmanın gece dönemini de içermesi ve işçilerin postalar halinde dönüşümlü olarak gece çalıştırılması söz konusu olduğu gibi bar, pavyon, gazino, oyun salonları gibi çalışmanın gündüz değil de işin niteliği gereği sadece gece yapıldığı işyerleri de mevcuttur. Çeşitli nedenlerle günlük çalışmanın günün gece dönemine denk düşmesi olgusu karşısında İş Hukukunda “gece çalışması” ve buna bağlı olarak “gece çalışma süresi” kavramları ortaya çıkmıştır. Gece çalışması, günlük normal çalışma bağlamında bir çalışma olduğundan çalışma sürelerine ilişkin genel rejim içinde yer almakla birlikte, gecenin doğal olarak uykuya ayrılan bir gün dönemi olması itibariyle işçilerin korunması amacıyla özel bir takım kuralların kabulü zorunlu olmuştur . II- GECE ÇALIŞMALARI 1. Gece Kavramı İş Kanununa göre, çalışma hayatında "gece" en geç saat 20 de başlayarak en erken saat 06 ya kadar geçen ve her halde en fazla 11 saat süren dönemdir(İşK.m.69 f.1) Hükümdeki tanımdan, gece döneminin başlangıç ve bitiş zamanlarının farklı şekilde belirlenebileceği ve devam süresinin de 11 saati aşmamak koşulu ile değiştirilebileceği sonucu çıkmaktadır. Nitekim aynı maddenin 2.fk göre, bazı işlerin niteliğine ve gereğine göre yahut yurdun bazı bölgelerinin özellikleri bakımından, gece döneminin başlangıcının daha geriye alınması veya yaz ve kış saatlerinin ayarlanması mümkündür. Yasa bu hususlarda ve gece çalışmalarına herhangi bir oranda fazla ücret ödenmesi koymak veya gece işletilmelerinde ekonomik bir zorunluluk bulunmayan işyerlerinde işçilerin gece çalışmalarını yasak etmek üzere yönetmelikler çıkartılabileceğine hükmetmiştir(İş K.m.69 f.2). Bugüne kadar bu yönde bir yönetmelik çıkartılmamıştır. 1475 sayılı Yasada çıkartılabileceği belirtilen tüzükler de çıkartılmamıştı . 2. Gece Çalışma Süresi İşçilerin gece çalışmaları 7,5 saati geçemez. Gece işinde günlük çalışma süresinin azami 7,5 saatle sınırlandırılmış bulundurulmasından, bu dönemde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamayacağı sonucu çıkmaktadır. Ancak koşulları oluşmuşsa, gece süresinde zorunlu nedenlerde ve/veya olağanüstü hallerde fazla çalışma yapılabilmektedir. AB Hukukunda 23/11/1993-93/104 yönerge gece çalışma süresinin 24 saatlik dönemde 8 saatten fazla olamayacağını esas alınan belirli bir periyotta ortalama gece çalışma süresinin 8 saati aşamayacağını belirtmek suretiyle bu periyot içinde kimi günler için 8 saatlik sınırın aşılmasına cevaz vermektedir. Bu yönerge bağlamında “gece işçisi”, günlük normal çalışma süresinin en az 3 saatini gece döneminde geçiren veya yıllık çalışma süresinin belirli bir kısmını gece döneminde geçiren kişi olarak tanımlanmaktadır. 3) Gece Çalışmasında İşverenin Yükümlülükleri 4857 İK gece çalıştırılacak işçiler bakımından işverene bazı yükümlülükler getirmiştir. Buna göre, işçiler gece döneminde çalıştırılmaya başlamadan önce sağlıklarının gece çalışmasına uygun olduğu alınacak sağlık raporu ile belgelenmelidir.Gece çalıştırılan işçiler en geç 2 yılda bir defa işveren tarafından periyodik sağlık kontrolünden geçirilmelidir. İşçilerin sağlık kontrollerinin masrafları işveren tarafından karşılanır(m.69 f.4). Gece çalışması nedeniyle sağlığının bozulduğunu raporla belgeleyen işçiye işveren, mümkünse gündüz postasında durumuna uygun bir iş vermekle yükümlüdür(m.69 f.5). İş Kanununda ve Postalar Halinde Çalışma Yönetmeliğinde işverenin gece çalışmaları ve postalar halinde çalışmalar konusundaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin denetlenmesi amacıyla, işverenlere her postada çalışan işçilerin ad ve soyadlarını kapsayan listeler ile bu işçiler için işe başlamadan önce alınan periyodik sağlık raporlarının bir nüshasını ilgili bölge müdürlüğüne verme zorunluluğu getirmiştir(İş K.m.69/5, Yön. 12).Bu fıkra hükmünde belirtilen sağlık raporları, aynı md 4fk göre,işçinin,gece çalışmasına uygun olduğunu belgeleyen ve işe başlamadan önce alınan raporla gece çalıştırılan işçilerin en geç 2 yılda bir geçirdikleri periyodik sağlık kontrolüne ilişkin raporlardır. Kanun, işçinin sağlık durumunun gece çalışma yapabilecek durumda olmasını aramakla birlikte 5.fıkraya göre,işveren,gece çalışması nedeniyle sağlığının bozulduğunu belgeleyen işçiye mümkünse gündüz postasında durumuna uygun bir iş vermekle yükümlüdür. Durumuna uygun iş, işçinin sağlığının da elverdiği kendi işine uygun, yapabileceği bir iş demektir. İşvereni işçiye gece postasında böyle bir iş vermesi imkân dâhilinde değilse işçi, Kanunun 24.md I.bendinin a fık.göre sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olur.Bu fesih hakkını kullanmayan işçinin, sağlığının bozulduğu gerekçesiyle gece çalışmayı reddetmesi akdi kusur oluşturur. Yargıtaya göre Toplu iş sözleşmesiyle düzenlenen ve sözleşmenin sona ermesi üzerine hizmet akdi hükmü haline gelen gece çalışma zammının işçinin çalışma şekli ve süresi değişmedikçe, gece dönemine giren çalışmaları için ödenmesi gerekir. 4. Gece Çalıştırma Yasağı Gece çalışması, mesleki ve fizyolojik nitelikte risklere ortam hazırlaması, işçinin sağlığını bozması, aile başta olmak üzere sosyal çevreden kopmaya yol açması,kişilik oluşumu,gelişimini olumsuz etkilemesi gibi nedenlerle 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin sanayie ait işlerde gece çalıştırılması yasaklanmış;18 yaşını doldurmuş, kadın işçilerin gece postalarında çalıştırılması için özel düzenlemeler öngörülmüştür(4857 sayılı İş K. Md.73). Gece çalıştırma yasağı, bu sınırlamalar dışında kalan işlerin yapıldığı işyerlerinde ve bu arada hastane, dispanser, eczane, hamam, lokanta, otel gibi yerlerle, sinema, tiyatro gibi eğlence yerleri için söz konusu değildir. Kanun, çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılamayacağı yasağını sanayie ait işlerde sınırlandırdığından İ.K.bakımından sanayiden sayılmayan işlerde 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin çalıştırılması mümkündür. Buna arşılık kadın işçiler için böyle bir yasak söz konusu olmayıp,bunların gece çalıştırılma esasları 9.8.2004 tarihli Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir.4857, 1475 den farklı olarak, kadın işçiler için gece çalıştırma yasağı öngörmemiştir. Md.73/f.2’de sadece,18yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında çalıştırılmasına ilişkin usul ve esasların bir yönetmelikle gösterileceği hükmüne yer verilmiştir. Oysa 1475-69.md 1 fk. sanayie ait işlerde 18 yaşını doldurmamış erkek çocuklarla her yaştaki kadınların gece çalıştırılmalarının esas itibariyle yasak olduğu hükmüne yer vererek kadınları çocuklarla birlikte değerlendirilmiş; aynı md.2.fk.dayanılarak “işin özelliği icabı kadın işçi çalıştırılması gereken işlerde”18 yaşını doldurmuş kadınların çalıştırılmalarını düzenleyen 27/7/73- 7/6909 sayılı Kadın İşçilerin Sanayie Ait İşlerde Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Tüzük çıkarılmıştır.Tüzüğün 2.md 18 yaşını doldurmuş kadın işçiler, beceriklilik, çabukluk,dikkat isteyen,sürekli olan ve fazla enerji ve kuvvet harcamasını gerektirmeyen işlerde gece postalarında çalıştırılabilirdi. Gece çalıştırma ile ilgili olarak 1475 sayılı eski İş Kanununda sanayie ait işyerlerinde her yaştaki kadınlar için getirilen yasak, kadın-erkek eşitliği ve bu konuda gelişmiş batı ülkelerindeki gelişmeler dikkate alınarak kaldırılmış, gece çalıştırma yasağı sadece çocuk ve genç işçiler için kabul edilmiştir.İş K’nun 73.md göre, sanayie ait işlerde 18yaşını doldurmamış çocuk/genç işçilerin çalıştırılmaları yasaktır (f.1; İPYön. M.5).Yargıtaya göre davacının 08-16 vardiyasında çalıştıktan sonra takip eden 16-24 vardiyasında fazla mesaiye kalmasının istendiği ve bunu kabul etmediği için hizmet akdinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacıdan gece süresinde ve 7.5 saat gibi uzun bir süre ile fazla çalışması istenmiştir. Diğer yandan bir kimsenin 7.5 saat çalıştıktan sonra hiç ara vermeden aynı süre kadar fazla çalışması insan takatini zorlayan bir husustur.Bu nedenle hizmet akdinin haksız olarak feshedildiğinin kabulü gerekir . III- POSTALAR HALİNDE ÇALIŞMA Gece çalışması, kural olarak, faaliyetin günün yirmi dört saatinde kesintisiz sürdürülmek zorunda kalındığı; faaliyetin en azından günün gündüz bölümünü aşıp gece de devam ettiği ve bu bakımdan da günlük çalışmanın, işçi postaları adı altında ayrı işçi grupları oluşturulması ve bir kısmı gündüz bir kısmı gece döneminde olmak üzere ardı ardına çalıştırılmak suretiyle yapıldığı işyerlerinde söz konusu olur. Esasen postalar halinde çalışma, kural olarak, günlük çalışmanın gece çalışması olarak devamını gerektiren faaliyetlerin ortaya çıkardığı bir zarurettir. Kanunun da gece çalışmasını düzenlerken bu hususu dikkate aldığı 69. maddenin 6. ve 7. fıkralarından ve 7.4.2004 tarihli Postalar Halinde İşçi Çalıştırılarak Yürütülen İşlerde Çalışmalara İlişkin Özel Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikten anlaşılmaktadır; Kanunun, postalar halinde çalışmaya ilişkin esaslarına, gece çalışmasına ilişkin düzenlemesi içinde yer vermektedir. Bu itibarla gece çalışmasına ilişkin hükümler bakımından günlük çalışmanın sadece gece yapıldığı, gece faaliyet göstermeyen işyerleri esası oluşturmaz. Şüphesiz bu tür işyerlerinde gece çalışmasına ilişkin esaslar uygulanmak zorundadır; fakat Kanunun gece çalışmasına ilişkin vazederken öncelikle istihdaf ettiği işyerleri, faaliyetin niteliğine göre günün tamamında veya geceyi de kapsayacak şekilde önemli bir kısmında sürdürülmek zorunda kalındığı; bunun içinde postalar halinde çalışma düzeninin uygulanmasının zaruri olduğu işyerleridir. Gece çalışması, özellikle, günün yirmi dört saati sürekli faaliyet gösteren işyerleri bakımından söze konu olan bir çalışmadır. Çünkü bu işyerlerinde günlük çalışmanın gündüz ve gece olarak ayrışması kaçınılmaz bir durumdur. Buna karşılık günün yirmi dört saati kesintisiz faaliyetin gerekmediği diğer işyerleri ve işlerde, zaruret yoksa gece çalışması yapılamaz. Nitekim 4857 sayılı İş K. Md.69/f.2’de de “gece işletilmelerinde ekonomik zorunluluk bulunmayan işyerlerinde işçilerin gece çalışmasını yasak etmek üzere yönetmelikler çıkarılabilir” hükmüne yer verilmektedir.
İşyerlerinde gündüz ve gece devamlı işçi çalıştırılması zorunluluğu yüksek fırın, cam ve seramik işlerinde olduğu gibi işin niteliğinden doğabilir. Buna karşılık işin niteliği devamlı olarak çalışmayı gerektirmediği halde işveren tarafından böyle bir uygulamaya karar verilmiş de olabilir. Postalar Halinde Çalışma Yönetmeliği bu ayırıma göre işçi postalarının sayısının nasıl saptanacağını belirtmektedir.(m. 4/a,b) Postalar halinde çalışmalarda da işçilerin kural olarak gece postalarında yedi buçuk saatten fazla çalıştırılmaları yasaktır. (İş K.m.69/3, Yön. 7) Ancak Postalar Halinde Çalışma Yönetmeliğinde bu konuda bazı istisnalar öngörülmüştür. Bu yönetmeliğin 7. maddesi gereğince zorunlu(İK m.42) ve olağanüstü nedenlerle(İK m.43) fazla çalışma yapıldığında, işçilerin gece postalarında yedi buçuk saatlik çalışma süresinin aşılması ve fazla çalışma yapılması mümkündür .
Postalar halinde çalışmalarda işçilerin sürekli olarak gece postalarında çalışmaları yasa ile önlenmiştir. İş Kanunun 69.maddesinin 7. fıkrasına (Yön 8/1) göre “Gece ve gündüz işletilen ve nöbetleşe işçi postaları kullanılan işlerde, bir çalışma haftası gece çalıştırılan işçilerin, ondan sonra gelen ikinci çalışma haftası gündüz çalıştırılmaları suretiyle postalar sıraya konur.”. Bununla birlikte yasada bir esneklik getirilmiş, işverenlere bir haftalık süre yerine iki haftalık nöbetleşme esasının uygulanabilme olanağı da tanınmıştır(İK.m.69/7, Yön.m.8/3)
4857 sayılı Kanun Postalar Halinde Çalışma Yönetmeliği hükümleri uyarınca kanunen günlük çalışma süresini aşmamak kaydıyla işçi postaları için farklı çalışma sürelerinin tespiti; gece postasının, gündüz postasına/ postalarına göre daha kısa çalışma süresine tabi tutulması; aynı işyerinde farklı işler için farklı sayıda; örneğin yirmi dört saat devam eden işlerde en az üç posta, işyerinin bu nitelikte olmayan işlerinde iki posta tespiti ve uygulanması mümkündür.
İş hayatında gece saat 20.00’de başlayıp ertesi gün 6.00’a kadar devam eden süredir. Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre yarısından fazlası geceye isabet eden çalışma karşılığı zamlı olarak ödenir. 16-24 vardiyasının yarısından fazlası geceye isabet etmediğinden bu kalem istek de reddedilmelidir .
IV- İŞÇİLERİN SAĞLIK DURUMLARININ UYGUNLUĞU Günlük çalışma süresi, kimi işlerde göreceli olarak daha kısa tutulmuştur. Bu işler günlük çalışma süresi göreceli olarak daha kısa takdirde işçinin sağlığını olumsuz etkileyecek, sağlığını kaybetmesine yol açabilecek nitelikte işlerdir .
İş Kanununa göre, gece çalıştırılacak işçilerin sağlık durumlarının gece çalışmasına uygun olduğu, işe başlamadan önce alınacak sağlık raporu ile belgelenir. Gece çalıştırılan işçiler en geç iki yılda bir defa işveren tarafından periyodik sağlık kontrolünden geçirilirler. İşçilerin sağlık kontrollerinin masrafları işveren tarafından karşılanır(m.69/V). Gece çalışması nedeniyle sağlığının bozulduğunu raporla belgeleyen işçiye işveren, mümkünse gündüz postasında durumuna uygun bir iş verir(m.69/V).
4857 Sayılı İş K. M.63/son fıkra hükmüne göre sağlık kuralları bakımından günde ancak yedi buçuk saat ve daha az çalışılması gereken işler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının müştereken hazırlayacakları bir yönetmelikle düzenlenir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, kimi işlerde sağlık kuralları bakımından günlük çalışma süresi en fazla yedi buçuk saat olabilir. Diğer bir anlatımla sağlı kuralları bakımından günlük çalışma süresinin göreceli olarak daha kısa tutulduğu işlerde yedi buçuk saat sınırı öngörülmekte; işlerin niteliğine göre bu sınırın altında daha kısa günlük çalışma süreleri 15.04.2004 tarihli ve 25434 sayılı Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedi buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelikte belirtilmektedir.
Yönetmeliğin 4. maddesine göre, Kurşun ve arsenik işleri, cam, cıva, çimento sanayi işleri, havagazı ve kok fabrikalarıyla termik santrallerdeki işler, çinko, bakır, alüminyum, demir ve çelik sanayi işleri, kaplamacılık işleri, asit, akümülatör sanayi işleri, kaynak işleri, madenlere su verme işleri, kauçuk işlenmesi, yeraltı işleri, radyoaktif ve radyoiyonizan maddelerle yapılan işler seksen desibeli aşan gürültülü işler, su altında basınçlı hava içinde çalışmayı gerektiren işler ile pnömokonyoz yapan tozlu işler ile tarım ilaçları kullanımı işlerinde günlük çalışma süresi ancak yedi buçuk saattir. Yönetmeliğin 4. maddesine göre de, su altında basınçlı hava içinde çalışılan işlerde günlük çalışma süresi, derinliğe ve basınca bağlı olarak 7 ile 4 saat arasında; cıva izabe işlerinde 6 saat, elementler cıva bulunan ocaklarda görülen işlerde 6 saat; kurşun izabe fırınlarının teksif odalarında biriken kuru tozları kaldırma işlerinde 4 saat, karbon sülfürden etkilenme tehlikesi bulunan işlerde 6 saat, entektisit işlerinde 6 saattir.
V. SONUÇ Günümüzün değişen ekonomik, teknolojik ve sosyal şartları içerisinde bazı işler niteliğinden ötürü hem gündüz hem de gece yapılmak zorundadır. Serbest piyasa ekonomisinin hâkim olduğu günümüzde işletmeler ve ekonomiler dünya ile bütünleşmektedirler. Değişen bu piyasa şartlarında günümüzün klasik işletmecilik anlayışı ve İş Hukuku kuralları da bu değişime uyum sağlamak zorundadır. Sayılan bu nedenlerden dolayı işletmelerin gece çalışmasına gitmeleri tercihten öte bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışma şartları ve işletmecilik anlayışı ne kadar değişirse değişsin, tüm ilke ve kurallar hayatın merkezinde yer alan insan içindir. Bu yüzden İş Hukuku insanı, piyasa ekonomisinin ezici kurallarından kurtararak insan onuruna yaraşır bir hayat ve çalışma şartları sağlamak amacıyla bir takım kurallar koymaktadır. 4857 Sayılı İş Kanununda da bu gelişmeye paralel olarak gece çalışmasını düzenleyen hükümler getirilmiştir. Bir takım düzenlemelerde İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik ve Postalar Halinde İşçi Çalıştırılarak Yürütülen İşlerde Çalışmalara İlişkin Özel Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir.
Söz konusu düzenlemelerin kendinden beklenen amacı yerine getirebilmesi, ülkenin ekonomik, kültürel ve sosyal şartlarına, kanunu uygulayıcıların yorumlarına ve akademik kesimin katkılarına bağlı olacaktır.
23 Haziran 2010 Çarşamba
31 Mayıs 2010 Pazartesi
İstirahat bildirimi.(Muhasebe TR den alıp düzenledim.)
Tarih: 01.06.2010
Sevgili okuyucularımız, S.G.K’dan angarya iş çıkarma ve kanun dışı idari para cezaları uygulama baş döndürücü bir hızla devam ediyor. S.G.K’nın 12.05.2010 tarihli ve 27579 RG de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliği meslek camiasında bir bomba etkisi yarattı. S.G.K uzmanları öyle bir tebliğ hazırladılar ki meslek camiamızın en çok tartışılan üzerinde fikir yürütülen konusu oldu. Bu yazımızın konusu bir hizmet akdiyle bir işverene bağlı çalışan 5510 sayılı Kanunu’nun 4.md a fk tanımlanan sigortalıların, istirahatlı oldukları sürede işçi işveren yükümlülüklerini uygulama esaslarını irdeleyeceğiz.
HANGİ DURUMLARDA İSTİRAHAT RAPORU VERİLİR VE İŞGÖREMEZLİK ÖDENEĞİNDEN YARARLANMA ŞARTLARI NELERDİR? 5510 Sayılı yasa kapsamında yeni adıyla 4/a sigortalı, eski adıyla S.S.K sigortalı olanlar adına iş kazası ve meslek hastalıkları, analık, hastalık kapsamında bu sigorta kollarına prim ödenir. İş kazası ve meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kollarında Sosyal güvenlik sistemi tarafından sunulan haklardan da yararlanabilmenin şartı da Kanunda belirtilen prim ödeme gün sayısıdır.
İş kazaları ve meslek hastalıkları kapsamında yapılacak tedavilerde ve işgöremezliğe uğraması halinde prim ödeme şartı aranmaz. İşgöremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için ödeme yapılır
Sigortalı kadının doğum öncesi 8 hafta ve doğum sonrası 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta süreyle istirahatlı sayılması ve çalışmadığı süre boyunca kurum tarafından işgöremezlik ödeneği verilebilmesi için doğum öncesi izin raporu yazıldığı tarihten geriye dönük bir yıl içinde en az 90 gün prim ödenmiş olması şartı aranacaktır. Sigortalılık niteliği devam eden doğumuna 8 hafta veya doktorun onayı ile doğumuna 3 hafta kalıncaya kadar çalışmasına izin verilen sigortalı kadının, işgöremezlik belgesi aldığı tarihten itibaren geriye doğru 1 yıl içinde 90 gün bildirilmiş günü yok ise; işgöremezlik geliri ödenmez.
Hastalık sigortası kapsamında Sağlık uygulama tebliği uyarınca sağlık haklarından faydalanabilmek için; sağlık tesisine müracaat tarihi itibariyle geriye dönük 1 yıl içinde 30 gün prim şartı aranır. Hastalık kapsamında yapılacak tedavilerde istirahati uygun görülen sigortalının işgöremezlik ödeneğinden faydalanabilmesi için rapor tarihi itibariyle geriye dönük 1 yıl içinde en az 90 gün prim ödenmiş olması şartı aranır. Hastalık sebebiyle verilen istirahat raporlarında istirahat süresinin 3.gününden başlamak üzere sigortalıya kurum tarafından işgöremezlik ödeneği ödenir.
İstirahatlı bırakılan sigortalıya bu süre içerisinde çalışmama koşuluyla, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisi üzerinden hesap edilecektir.
SİGORTALILARIN VE İŞVERENLERİN BİLDİRİM SORUMLULUĞU S.G.K’nın 12.05.2010 tarihli 27579 RG de yürürlüğe giren sigortalı olan sigortalıların işyerinde çalışmadıklarına dair bildirimin işverenlerce SGK ya gönderilmesine ilişkin esasları düzenleyen tebliğ karmaşık ifadeler ve her cümlenin sonunda 5510 sayılı Kanunun 102.md atıfta bulunarak tebliğde belirtilen usullere riayet edilmemesi halinde uygulanacak idari para cezası hatırlatılmaktadır.SGK 25.05.2010 tarihli ve 2010/66 sayılı genelgesi ile tereddütler giderilmeye çalışılmıştır.
Sigortalının Sorumluluğu : Bu tebliğin yayınlanmasından önce de işverenlerin e-S.G.K yoluyla çalışamazlık ve vizite kaydı girişi yapmaları mecburi kılınmıştı. Cari ay içinde süresi dolmayan istirahat raporları dışında, en geç ayın 23. gününe kadar aylık sigorta prim bildirgesini verdiğimiz tarihe kadar Kuruma verilen EK 10 eksik gün bildirim formları ile birlikte ibraz edilen istirahat raporları da bu tarihe kadar işveren muhasebe departmanları tarafından e-SGK portalında girişi yapılmaktaydı. Sigortalıların daha öncede olduğu gibi işyerine gelemedikleri günleri tevsik etmek zorundadırlar istirahat raporu alan sigortalılar ya aynı gün muhasebe departmanına istirahat raporunu ibraz etmekte ya da işverene haber vermekle beraber istirahatı bitiminde raporunu ibraz etmektedirler. Kısacası sigortalının tek sorumluluğu sağlık tesisi tarafından düzenlenmiş istirahat raporunu, en geç işbaşı yaptığı gün ibraz etmesi gerekecek.
İşverenin Sorumluluğu İşverenin bildirim yükümlülüklerini 2010/66 sayılı genelgede de düzenlendiği gibi üç özellik arz eden hususu belirtmek gerekir.
3 güne kadar verilen istirahat raporu: Bilindiği üzere SGK hastalık nedeniyle düzenlenmiş istirahat raporlarından ilk 2 güne işgöremezlik ödeneği ödememektedir. Eğer istirahat raporu hastalık nedeniyle 2gün istirahat olarak yazılmışsa; işverenin gerek tebliğde belirtilen gerekse de 2010/66 genelgede belirtilen bildirim yükümlülüğü kapsamına girmemektedir ancak; istirahat raporu iş kazası nedeniyle düzenlenmiş ise; istirahat raporu ister 3gün olsun ister 30gün olsun fark etmez rapor bitiş tarihini takip eden 5 iş günü içinde mutlaka bildirim yapılması gerekecektir. Hastalık nedeniyle düzenlenen istirahat raporlarında Kurum,ilk 2güne ödenek vermez iken;iş kazası için düzenlenmiş istirahat raporlarında süresi kaç gün olursa olsun her gün için ödenek verilir.
10 Güne Kadar Düzenlenen İstirahat Raporları: On güne kadar düzenlenmiş istirahat raporları için bildirim yükümlülüğü, istirahat süresini takip eden gün başlar ve 5 iş günü içinde elektronik ortamda kurumu bildirilmesi gerekecektir.
10 günden fazla süreli istirahat raporları: On günden fazla süreli istirahat raporu denilince öncelikle aklımıza analık istirahat raporu gelir. Sigortalı kadının doğumdan önce 8 hafta doğumdan sonra da 8 hafta olmak üzere 16 hafta izin hakkı bulunmaktadır. Ameliyat vb. durumlarda da sigortalılara 10 günden fazla istirahat raporu düzenlenmektedir. Sigortalıya 10 günden fazla istirahat raporu verilmesi halinde kendisine iki seçenek sunulmuştur. Eğer işgöremezlik ödeneğini 10’ ar günlük sürelerle almak istiyorsa bu durumu işverenine bildirmek zorundadır. Bu durumda çalışamazlık girişi 10’ar günlük sürenin bitiminden takip eden 5 iş günü içinde elektronik ortamda gönderilmesi gerekecektir. Şayet; istirahat raporu 10 günden fazla uzun süreli ise ve sigortalı kendisine 10’ ar günlük sürelerle işgöremezlik ödeneğinin verilmesini talep etmiyorsa istirahat süresi kaç gün olursa olsun istirahat süresinin bitimini takip eden 5 iş günü içinde elektronik ortamda kuruma gönderilmesi gerekiyor.
Buraya kadar anlattıklarımızı kısaca maddeler halinde özetlemek gerekirse
a) Hastalık nedeniyle düzenlenen ve süresi 2 gün olan istirahat raporları için çalışamazlık girişinin yapılmasına gerek yoktur.
b) İstirahat raporu iş kazası nedeniyle düzenlenmiş ise; süresi kaç gün olduğuna bakılmaksızın elektronik ortamda kuruma bildirilmesi gerekecek.
c) 10 güne kadar düzenlenen istirahat raporlarının bildirimi, istirahat süresinin bitimini takip eden 5 iş günü içinde bildirilmesi gerekir.
d) 10 günden fazla düzenlenen istirahat raporları için çalışamazlık giriş sigortalının talebine bırakılmıştır. Sigortalı, 10 günlük sürelerle işgöremezlik ödeneği almak istiyorsa 10 günlük sürenin bitimini takip eden 5 iş günü içinde bildirimin yapılması gerekecek eğer; sigortalının böyle bir talebi olmazsa raporun bittiği günü takip eden 5 iş günü içinde bildirimin yapılması gerekir.
e) Yukarıda belirtilen bildirim sürelerinde bildirimin yapılmadığı tespit edildiğinde işverene 5 iş günü içinde bildirimin yapılması için yazı ile tebliğ edilecek bu tebligata rağmen işveren bildirimi yapmazsa ipc uygulanabilecek.İşyerinin bağlı olduğu SGK müdürlüğünden tebliğ yazısı gönderilmeden idari para cezası uygulanmayacaktır.
f) 2010/66 sayılı genelgede dikkatimizi çeken bir diğer hususta Kurumun kontrol ve denetimle görevli memurlarınca yapılan denetimlerde kendisine istirahat raporu ibraz edilmiş olmasına rağmen bildirimi geç yapan işverenler hakkında tebligat yazısı gönderilmeden ipc uygulanabilecektir.
24 Mayıs 2010 Pazartesi
İhtirazi Kayıtla Beyanda Dikkat Edilmesi Gerekenler.
Mükelleflerce, yasal gerekçe göstererek beyan edilen matrah ya da matrah kısmı üzerinden, tarh edilen vergiye, dava hakkının saklı tutulması yolunda beyannameye yazılı nota, ‘’ihtirazi kayıt’’ denilmektedir.
İhtirazi kayıtla beyan, mükelleflerin gelirinin istisna ve muafiyet gibi nedenlerden dolayı vergiye tabi olup olmadığı konusunda şüpheye düştükleri matrahlar için başvurdukları bir yoldur. Bu gibi durumlarda mükellefler ihtirazi kayıtla beyanname vererek daha sonra dava yoluna gidip haksız ödedikleri vergiyi geri isteyebileceklerdir.
Mükelleflerin ihtirazi kayıtla beyanname vermeleri ile ilgili olarak gerek vergi kanunlarında gerekse Vergi Usul Kanunu’nda herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte, ihtirazi kayıtla beyan müessesesi, vergi sistemimiz içerisinde uygulanmamaktadır. Bu esasta ; vergiye tabi olup olmadığı konusunda tereddüt ettikleri matrahları ihtirazi kayıtla beyan etmekte ve bunun üzerinden salınan vergiye itiraz etmektedirler.
Vergi Usul Kanunu’nun 378. Maddesinde, Vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması lazımdır.Mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar. Bu Kanunun vergi hatalarına ait hükümleri mahfuzdur.
Kanun maddesinde Mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacaklarını hükme bağlamıştır.
Ancak ihtirazi kayıtla verilen beyannameler ile ilgili dolaylı bir düzenleme İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun madde 27/3’de düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerinden tarh edilecek vergilerin dava konusu yapılmasının, bu vergilerin tahsilini durdurmayacağı hükme bağlamıştır. Ancak bunlarla ilgili yürütmenin durdurulması talebinde bulunabileceğini öngörmektedir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun madde 27/3 ‘’ ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz…’’ hükmünü incelediğimizde ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere karşı dava açılabileceği, dolayısıyla yükümlülerin beyan ettikleri matraha ilişkin olarak ihtirazi kayıt koymalarının mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
İhtirazi Kayıtla Beyanname Verirken ve Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekli Hususlar
· ihtirazi kayıtla verilen beyanname ile birlikte ihtirazi kaydı içeren dilekçe verilmesi veya beyannamenin herhangi bir yerine İHTİRAZİ KAYITLA BEYANDIR şeklinde kayıt düşülmesi gerekir
· Verilen beyanname ile yapılan tahakuka karşı otuz (30) gün içinde dava açılması gereklidir. (V.U.K 377 ve İYUK md 7.)
‘’ Mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler’’ V.U.K md.377
‘’Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.’’ İYUK md 7.
· İhtirazi kayıt dilekçeleri ancak Vergi Mahkemelerine dava açılması durumunda hukuksal nitelik kazanır.Bu süreçte mükellefin dava açmaması idarenin eylemini fiilini kabul ettiği anlamına gelir.
· Tahakuk eden verginin kanuni ödeme süresi içinde ödenmesi gerekir,
· Beyannamenin İhtirazi kayıtla verilmesi tahsil işlemini durdurmaz, ancak yürütmeyi durdurma kararı veya yargı kararının olması tahsil işlemini durdurur.
Vergi Mahkemesinde Dava Açmaya Yetkili Kişi ve Kurumlar
Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanlar;
* Mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler.
Gerçek kişiler bizzat kendileri dava açabilecekleri gibi vekilleri vasıtasıyla da dava açabilirler. Dava ehliyetine sahip kişinin vekili sıfatıyla dava açacak kişinin avukat olması şarttır.
Küçükler ve kısıtlılar ile tüzel kişiler de vergi davalarını kanuni temsilcileri veya bunların avukat vekilleri vasıtası ile açabilirler.
* Vergi dairesi, tadilat ve takdir komisyonlarınca tahmin ve takdir olunan matrahlara karşı vergi mahkemesinde dava açabilir.
Vergi Mahkemesinde dava açılırken dikkat edilecek hususlar
Vergi davaları; vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.
Dava dilekçelerinde;
* Tarafların ve varsa vekillerin veya temsilcilerin ad ve soyadları veya ünvanları ve adresleri,
* Dava konusu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
* Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi (tebliğ tarihi),
* Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarda tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarı,
* Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, bulunmalıdır.
* Ayrıca dava konusu belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenmelidir.
……………VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
DAVACI: Ad Soyad yazılmalıdır.
T.C. KİMLİK NUMARASI/VERGİ KİMLİK NUMARASI (**):
Adresi:
VEKİLİ:
DAVALI: Davalı idarenin adı yazılmalıdır.
Davalı İdarenin Adresi:
VERGİ VE CEZANIN NEVİ (***):
DÖNEMİ (***):
MİKTARI (***):
DAVA KONUSU İŞLEMİN TEBLİĞ TARİHİ:
TALEP KONUSU: Davalı idarenin işlemine karşı talep ve istem özetlenmelidir.
AÇIKLAMALAR: Maddi olay ve açıklaması yapılmalıdır.
HUKUKİ DAYANAK VE DELİLLER:
SONUÇ VE İSTEM:
Ad ve Soyad
İmza
Yürütmenin Durdurulma
Vergi mahkemelerinde tarhiyat aşamasında dava konusu edilen vergi ve cezaların tahsili işlemleri, yürütmeyi durdurma kararına gerek olmaksızın kendiliğinden durur. Tahsilât aşamasında dava konusu edilen vergi ve cezaların tahsili işlemlerinin durması mahkemece yürütmeyi durdurma kararı verilmesine bağlıdır.
Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar vermektedir.
Vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Bu tür davalarda ayrıca yükümlülerin yürütmenin durdurulmasını istemelerine gerek yoktur. Genel kural bu olmakla birlikte vergi davaları ile ilgili yürütmenin durdurulması talep edilmesine gerek bulunulmaması kuralının istisnalarından biride İhtirazi kayıtla verilen beyannamelerdir. Yani İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine salınan maliyükümlülüklerle ilgili tahsil işlemlerinden dolayı açılan davalar tahsil işlemini durdurmaz.Ödemenin durması için mahkemeden ayrıca yürütmeyi durdurma kararı talep edilmelidir.
Yürütmenin durdurulmasının mahiyeti ve şartları
* İYUK 27/3 Telafisi güç ve imkânsız zarar doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
* Yürütmenin durdurulması kararı istem üzerine verilir. Yönetsel yargı yerleri kendiliğinden yürütmenin durdurulması kararını veremezler.
* Yürütmenin durdurulması ya dava dilekçesi ile birlikte veya dava açıldıktan sonra istemde bulunarak verilir.
* İYUK 27/3 Yürütmenin durdurulması kararı verilen dosyalar öncelikle incelenir.
* İYUK 27/3 Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir. Ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir.
* Yürütmenin durdurulmasında özel tebligat yöntemi uygulanabilir. Tebligat süreleri kısaltılabilir, tebliğ memur eliyle yapılabilir.
Danıştay’a Temyiz Başvurusu
Vergi yargılamasında, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin kararları ancak bu mahkemelerin bir hukuk kuralını yanlış uygulamaları durumunda temyiz edilebilir. Burada söz konusu edilen hukuk kuralı geniş kapsamlıdır. Yasaları, tüzükleri, yönetmelikleri, sözleşmeleri içine alır.
Danıştay, vergi mahkemesinin kurul halinde verdiği kararları temyiz yoluyla incelemektedir. Danıştay’a, vergi mahkemesinin kararını tebliğini takip eden günden itibaren otuz (30) gün içinde başvurulabilir. Temyiz başvurusu, vergi mahkemesi kararının yürütülmesini durdurmaz. Bu kararların yürütülmesini durdurabilmek için Danıştay’dan teminat karşılığı yürütmenin durdurulması istenilmesi ve bu istemin de kabul edilerek karara bağlanmış olması gerekmektedir.
Danıştay’ın Vergi Mahkemesi Kararını Onaması ve Bozması
Temyiz üzerine Danıştay, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına veya onanmasına karar verir.
Danıştay tarafından mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi halinde, dava dosyası mahkemesine gönderilir ve olağan yargılama süreci tamamlanmış olur.
Danıştay tarafından mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi halinde ise, ilk derece mahkemesince bozma kararına uyulmasına veya ilk kararında ısrar edilmesine karar verilir.
* Vergi mahkemesi Danıştay’ın bozma kararına uyarsa, yeniden yargılama yapmak suretiyle bozma kararı doğrultusunda yeni bir karar verir. Bu karara karşı da tarafların ilk karar üzerine yaptıkları gibi temyiz yoluna başvurmaları mümkündür.
* İlk derece mahkemesince ısrar kararı verilmesi halinde, ısrar kararının temyizi mümkün olup bu durumda temyiz incelemesi bir üst kurul olan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından incelenir. Kurulun kararları kesindir.
Kaynak :
1. Gelirler idaresi
2. Vergi Usul Kanunu
3. İdari Yargılama Usulü Kanunu
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Serkan KAHRIMAN
23 Mayıs 2010 Pazar
Veraset ve İntikal Vergisi
Türkiye’de karşılıksız servet intikali vergiye tabidir. İntikal iki yoldan olmaktadır. Birincisi; ölen bir kimseden miras ve vasiyet yoluyla başkalarına geçen servet olup, Veraset Vergisi’ne tabi tutulur. İkincisi; hayatta olan kişiler arasında bağış yoluyla geçen servet intikali olup, İntikal Vergisi’ne tabi tutulur. Veraset yoluyla intikalde vergi tahakkukundan itibaren 3 yılda ve mayıs ve kasım aylarında 6 taksitte ödenir. Çekiliş, talih oyunları ve diğer intikallerde 1 ay içinde tamamı ödenir.Vergide esas Türkiye’de bulunan mallar ile ivazsız yani karşılıksız olarak mal iktisap edenin TC vatandaşlığına göre belirlenmiştir. Buna göre; malları nerede olursa olsun muris (miras bırakan kişi) veya tasarrufu yapan şahıs TC tabiiyetinde ise, muris veya tasarrufu yapan kim olursa olsun (Türk veya yabancı) malları Türkiye Cumhuriyetinde ise vergiye tabi olacaktır.
Neler Veraset ve İntikal Vergisi’ne tabi?
TC vatandaşları arasındaki karşılıksız mal intikali. TC vatandaşından yabancı uyruklulara karşılıksız mal intikali (Mallar ve yabancının ikametinin Türkiye olması halinde). Yabancı uyruklular arasında karşılıksız mal intikali (Malların Türkiye’de olması halinde). Yabancı uyruklulardan TC vatandaşına karşılıksız mal intikali.
Neler Veraset ve İntikal Vergisi’nden istisna?
Ev eşyası ile murise ait zat eşyası ve aile hatırası olarak muhafaza edilen tablo, kılıç, madalya gibi eşya. Menkul ve gayrimenkullerden evlatlıklar da dahil olmak üzere füruğ yani; alt soy, çocuk çocuğu ve eşten her birine isabet eden miras hisselerinin 109.971,füruğ yoksa eşe isabet eden miras hissesinin 220.073.-TL’si. Karşılıksız intikalde 2.535.-TL’si. Para ve mal kazanılan yarışma ve çekilişlerde ikramiyelerin 2.535.-TL’ si.
Beyanname verilme süresi
VİV Beyannameleri iki başlıkta gerçekleşiyor. Buna göre; Veraset tarikiyle vuku bulan intikallerde: Ölüm Türkiye’de olup mükellefler de buradaysa ölüm tarihinden sonra 4 ay, mükellefler yabancı bir memleketteyse 6 ay içinde beyanname verilmelidir. Ölüm yurtdışında mükellefler Türkiye’de ise 6 ay, mükellefler müteveffanın bulunduğu yerin dışında başka bir yabancı ülkedeyse 8 ay; gaiplik halinde ise kararın ölüm siciline kaydolunduğu tarihi takip eden 1 ay içinde beyanname verilecektir. “Diğer suretle vaki intikallerde” ise malların hukuken iktisap edildiği tarihi takip eden bir ay içinde beyanname verilmelidir.
Beyannamelere eklenecek belgeler
Beyanname verilirken, birçok belge de eklenmesi gerekiyor. Bunları maddelerle şöyle sıralamak mümkün: 1. Veraset İlamı, Ölüm ve Mirasçı Bildirimi 2. Murisin son ikametgâh senedi. 3. Murisin taşınmazlarının tapuları ve emlak bildirim örnekleri 4. Murisin beyannamede indirime konu olan borçlarının belgeleri 5. Murisin varsa bankadan mevduat hesabı yazısı 6. Muristen otomobil veya herhangi bir motorlu taşıt kalmışsa ruhsat fotokopileri. 7. Matraha dahil unsurlardan ipotek alacağı varsa bununla ilgili bilgiler.
Hibe işlemlerinde ise vergi dairesinde aranan beyanname dışındaki belgeler ise; “hibeye konu tarafların nüfus cüzdanı örneği ve ikametgâh ilmühaberi , tapu sureti, emlak vergisi bildiriminin tasdikli sureti” dir.
(Bu yazı 22/5/2010 Cumhuriyet Gazetesinde Yahya Arıkan'ın köşesinden alındı,
bir ekleme ben yapayım, veraset tariki ile intikaller dışındaki intikallerde vergi oranı %10 dan başlar sadece verasette % 1 den başlar ve istisna tutarlarıda çok farklıdır bu genellikle gözden kaçar ve ölüm halinde ödenecek olan verginin 10 katından fazla vergi erken intikallerle -hibe, rızai taksim gibi- ödenir.)
20 Mayıs 2010 Perşembe
İşyeri Bildirgesi ekleri.
İşverenlerin en geç sigortalı çalıştırmaya başladıkları tarihte vermeleri gereken işyeri bildirgesi verme uygulamasında 12.05.2010’da yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ile birtakım değişiklikler yapıldı. Buna göre;
-Daha önce genel olarak istenen yerleşim belgesi talebi daimi mahiyetteki işyerlerine münhasır olacak.
-İşveren vekiline ait noterden onaylı vekâletname ve imza sirküleri olarak istenen belgeler gerçek kişi işverenler yönünden kendilerinin, tüzel kişi işverenler yönünden ise tüzel kişiliği temsile yetkili kişilerin imza sirkülerinin ibrazı şeklinde bir ay içinde SGK’ya, elden verme veya posta yoluyla gönderme biçimindeki uygulamaya devam edilecek. Ancak imza sirküleri vermesi gereken kişilerin, SGK birimine bizzat başvurarak kimliklerinin tespitiyle birlikte imza beyanlarının alınmasını sağlamaları halinde ayrıca imza sirküleri verilmesine gerek olmayacak.
-Bu belgelere ek olarak
tüzel kişilere özgü olarak hükmi şahsiyetin tescil edildiği Ticaret Sicil Gazetesi ile imza sirkülerinin;
adi ortaklıklarda, noter onaylı ortaklık sözleşmesinin;
ihale konusu işlerde, işin sözleşmesi veya işin üstlenildiğini gösterir idarenin yazısının;
inşaat işyerlerinde, yapı ruhsatının fotokopisi, varsa arsa sahibi ile müteahhit arasındaki noter onaylı inşaat yapım sözleşmesinin verilmesi uygulamalarına devam edilecek.
Kapıcılık işyerlerinde, kat maliklerinin isim, adres ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını gösterir listesinin verilmesi zorunlu olmayacak.
İşyeri Bildirgesi İle Birlikte Verilecek Belgelerde Değişiklik Var
İşverenlerin en geç sigortalı çalıştırmaya başladıkları tarihte vermeleri gereken işyeri bildirgesi verme uygulamasında 12.05.2010’da yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ile birtakım değişiklikler yapıldı. Buna göre;
-Daha önce genel olarak istenen yerleşim belgesi talebi daimi mahiyetteki işyerlerine münhasır olacak.
-İşveren vekiline ait noterden onaylı vekâletname ve imza sirküleri olarak istenen belgeler gerçek kişi işverenler yönünden kendilerinin, tüzel kişi işverenler yönünden ise tüzel kişiliği temsile yetkili kişilerin imza sirkülerinin ibrazı şeklinde bir ay içinde SGK’ya, elden verme veya posta yoluyla gönderme biçimindeki uygulamaya devam edilecek. Ancak imza sirküleri vermesi gereken kişilerin, SGK birimine bizzat başvurarak kimliklerinin tespitiyle birlikte imza beyanlarının alınmasını sağlamaları halinde ayrıca imza sirküleri verilmesine gerek olmayacak.
-Bu belgelere ek olarak
tüzel kişilere özgü olarak hükmi şahsiyetin tescil edildiği Ticaret Sicil Gazetesi ile imza sirkülerinin;
adi ortaklıklarda, noter onaylı ortaklık sözleşmesinin;
ihale konusu işlerde, işin sözleşmesi veya işin üstlenildiğini gösterir idarenin yazısının;
inşaat işyerlerinde, yapı ruhsatının fotokopisi, varsa arsa sahibi ile müteahhit arasındaki noter onaylı inşaat yapım sözleşmesinin verilmesi uygulamalarına devam edilecek.
Kapıcılık işyerlerinde, kat maliklerinin isim, adres ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını gösterir listesinin verilmesi zorunlu olmayacak.