.

.

14 Ekim 2010 Perşembe

Arge Teşvikleri-Ernst &Young dan özetleyerek aldım buraya.

Ar-Ge teşvikleri ile ilgili mevzuat

1. Ar-Ge teşvikleri hangi mevzuatta yer almaktadır?- 4691 sayılı “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu”, - 5520 sayılı “KVK - 5746 sayılı “Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun” ile araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerinde bulunan mükelleflerin çeşitli yükümlülüklerine ilişkin olarak teşvik ve destekler sağlanmıştır.

2. “Ar-Ge, yenilik ve yazılım faaliyetleri” nasıl tanımlanmaktadır?Yer verilen kavramlar her Kanun’da farklı tanımlanmış olsa da en geniş kapsamda tanımlamalar aşağıdaki şekilde yapılabilecektir.Ar-Ge: Araştırma ve geliştirme, kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmaları, çevre uyumlu ürün tasarımı veya yazılım faaliyetleri ile alanında bilimsel ve teknolojik gelişme sağlayan, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan, çıktıları özgün, deneysel, bilimsel ve teknik içerik taşıyan faaliyetleri kapsayan çalışmalardır.Yenilik: Sosyal ve ekonomik ihtiyaçlara cevap verebilen, mevcut pazarlara başarıyla sunulabilecek ya da yeni pazarlar yaratabilecek; yeni bir ürün, hizmet, uygulama, yöntem veya iş modeli fikri ile oluşturulan süreçleri ve süreçlerin neticeleridir.Yazılım: Bir bilgisayar, iletişim cihazı veya bilgi teknolojilerine dayalı bir diğer cihazın çalışmasını ve kendisine verilen verilerle ilgili gereken işlemleri yapmasını sağlayan komutlar dizisinin veya programların ve bunların kod listesini, işletim ve kullanım kılavuzlarını da içeren belgelerin ve hizmetlerin tümü ile bu ürün ve hizmetlerin lisanslama, kiralama ve tüm hakları ile devretme gibi teslim şekillerinin tümünü ifade eder.

3. 4691 Sayılı Kanun’un amacı nedir?Söz konusu Kanun ile üniversiteler, araştırma kurum ve kuruluşları ile üretim sektörlerinin işbirliği sağlanarak, ülke sanayisinin uluslararası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması maksadıyla;- Teknolojik bilgi üretmek, - Üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirmek, - Ürün kalitesini veya standardını yükseltmek, - Verimliliği artırmak, - Üretim maliyetlerini düşürmek, - Teknolojik bilgiyi ticarileştirmek, - Teknoloji yoğun üretim ve girişimciliği desteklemek, - Küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak, - Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun kararları da dikkate alınarak teknoloji yoğun alanlarda yatırım olanakları yaratmak, - Araştırmacı ve vasıflı kişilere iş imkânı yaratmak, - Teknoloji transferine yardımcı olmak,- Yüksek/ileri teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye girişini hızlandıracak teknolojik alt yapıyı sağlamak,amaçlanmıştır.

4. 4691 Sayılı Kanun’un kapsamı nedir? Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin kuruluşunu, işleyişini, yönetim ve denetimini ve bunlarla ilgili kişi ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarını kapsar.

5. 4691 Sayılı Kanun ile sağlanan istisna ve destekler nelerdir? Kanun kapsamında faaliyette bulunan mükelleflere kv,gv,dv,kdv istisnası ile sigorta primi desteği sağlanmıştır.

6. Kanun’un yürürlük tarihi ve son uygulama tarihi nedir?Söz konusu Kanun 6.7.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu Kanun ile mükelleflere sağlanan vergisel teşvikler 31.12.2013 tarihine kadar geçerlidir. Diğer taraftan, 6.5.2010 tarihinde TBMM ye 21.4.2010 tarihli Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısında Kanun kapsamında sağlanan teşviklerin son uygulama tarihi 31.12.2023 olarak belirlenmiştir.

7. “Girişimci”, “Kurucu heyet” ve “Yönetici şirket” kavramları neyi ifade etmektedir?4691 uyarınca,Girişimci: Bölgedeki hizmet ve imkânlardan yararlanmak isteyen veya yararlanmakta olan gerçek ve tüzel kişileri,Kurucu heyet: Bölgenin içinde veya bulunduğu ilde yer alan en az bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da kamu Ar-Ge merkez veya enstitüsü ve diğer kuruluş temsilcilerinden oluşan heyeti, Yönetici şirket: Kanun’a uygun ve aş olarak kurulan, Bölgenin yönetimi ve işletmesinden sorumlu şirketi ifade etmektedir.

8. Teknoloji geliştirme bölgesi nedir?4691 ya göre teknoloji geliştirme bölgesi yüksek/ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların, belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da Ar-Ge merkez veya enstitüsünün olanaklarından yararlanarak teknoloji veya yazılım ürettikleri/geliştirdikleri, teknolojik bir buluşu ticari bir ürün, yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları, aynı üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da Ar-Ge merkez veya enstitüsü alanı içinde veya yakınında; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği siteyi veya bu özelliklere sahip teknoparkı ifade eder.

9. Gelir ve kurumlar vergisi teşvikinin kapsamı nedir?Mükelleflerin münhasıran, teknoloji geliştirme bölgelerinde gerçekleştirdikleri yazılım ve Ar-Ge'ye dayalı üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar gve kv den istisna edilmiştir.Bölgede faaliyette bulunan mükelleflerin,bölge dışında gerçekleştirdikleri faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar, yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilmiş olsada,istisnadan yararlanamaz.Bir faaliyetin istisna kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği konusunda Kanun’da yer alan “Ar-Ge” ve “Yazılım” ifadelerine ilişkin tanımlar esas alınacaktır.

10. Olağan ve olağandışı faaliyet gelirlerinin istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün mü?Bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin esas faaliyetleri dışında ancak, normal ticari işlemleri kapsamında elde edecekleri gelirleri ile olağandışı gelirlerinin istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda nakitlerin değerlendirilmesi sonucu oluşan faiz gelirleri, yabancı para cinsinden aktifler dolayısıyla oluşan kur farkları, iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan gelirler istisna kapsamında değerlendirilmez. Bununla birlikte, Ar-Ge ve yazılım faaliyetlerine bağlı olarak bölge dışında gerçekleştirilen kurulum, test çalışmaları, onarım, eğitim, teknik hizmet ve danışmanlık gibi hizmetlerden sağlanan kazançların istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

11. Mükelleflerin teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyete geçmeden önce başladıkları projelerin istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün mü? Bölgede faaliyete geçmeden önce başlayıp, bölgede faaliyete geçtikten sonrada devam ettirdikleri yazılım ve Ar-Ge'ye dayalı projelerden sağladıkları kazancın ancak, projenin bölgede gerçekleştirilen kısmına ilişkin kazanç kısmı istisnadan yararlanabilecektir.

12. Müşterek genel gider/amortismanların dağıtımı ne şekilde yapılmaktadır? İstisna kapsamına giren faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde, müşterek genel giderlerin bu faaliyetler ile ilgili olarak cari yılda oluşan maliyetlerin birbirine oranı esas alınarak dağıtılması gerekir. Mükelleflerin istisna kapsamına giren ve girmeyen faaliyetlerinde müştereken kullandığı tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortismanlarının ise bunların her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre dağıtımının yapılması gerekmektedir.

13. KV istisnasından yararlandırılacak kazanç tutarının tespiti: İstisna bir kazanç istisnasıdır. Dolayısıyla, istisna tutar, istisna kapsamında olan projeler ile ilgili olarak elde edilen hasılattan proje maliyetinin düşülmesi suretiyle hesaplanacaktır.

14. Pazarlama faaliyetlerine isabet eden kazançların kv istisnasından yararlandırılabilmesi mümkün mü?Teknoloji geliştirme bölgelerinde Ar-Ge ve yazılım faaliyetinde bulunan şirketlerin bu faaliyetler sonucu buldukları ürünleri kendilerinin seri üretime tabi tutarak pazarlamaları halinde elde edilen kazancın yalnızca lisans, patent gibi gayri maddi haklara isabet eden kısmı istisnadan yararlandırılabilecektir. Dolayısıyla, ürünlerin/hizmetlerin satış fiyatı ve maliyetleri içerisinde yer alan tüm unsurların transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılması ve istisna kazancın bu şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Üretim ve pazarlama organizasyonu nedeniyle doğan kazancın diğer kısmı ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.

15. İstisna kapsamında değerlendirilebilecek diğer faaliyetler nelerdir?Lisans, patent gibi gayri maddi haklara bağlanmamış olmakla birlikte uyarlama, yerleştirme, geliştirme, revizyon, ek yazılım gibi faaliyetlerden elde edilen kazançlar istisna kapsamında değerlendirilebilecektir.

16. Muhasebe kayıtları nasıl tutulacaktır?İstisnadan yararlanacak kazancın tespiti açısından, mükelleflerin istisna kapsamına giren üretim faaliyetlerine ilişkin kazançlar ile istisna kapsamında değerlendirilmeyecek faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarının ayrımını yapabilecek şekilde muhasebe kayıtlarını tutmaları gerekmektedir. İstisna kazancın tutarı ile gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespiti açısından, istisna kapsamında olan faaliyetler ile diğer faaliyetlere ilişkin hasılat, maliyet ve gider unsurlarının ayrı ayrı izlenmesi gerekmektedir.

17. Bölgelerde faaliyet gösteren şubelerin ayrı defter tutması ve belge bastırması zorunlu mudur?Merkezi bölge dışında olan şubeler için ayrı defter tutulması ve ayrı belge bastırılması mecburi değildir. Diğer taraftan, istisnanın uygulanabilmesi için kayıt sisteminin merkez ve şube faaliyetlerinin ayrı ayrı izlenmesini, merkez ve şubeye atfedilecek gelir ve giderlerin birbiri ile karıştırılmamasını temin edecek şekilde oluşturulması gerekmektedir. Bu amaçla, ayrı defter tutulması ve belge bastırılması da mümkün bulunmaktadır.

18. İstisna kazanç beyannamede hangi satırda gösterilmelidir?İstisna kapsamındaki kazançlar kv beyannamesinin Zarar Olsa Dahi İndirilecek İstisnalar bölümünde yer alan Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Elde Edilen Kazançlar satırında gösterilir.

19. Proje zararları diğer faaliyetlerden elde edilen kazançtan indirilebilir mi?Kazancı istisna kapsamında olan projelerin zararla sonuçlanması halinde bu zararların diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlardan indirilmesi mümkün değildir. Söz konusu zarar tutarı kurum kazancının tespitinde matraha ilave kalem olarak dikkate alınmalıdır.

20. İstisnanın geçici vergi dönemleri itibarıyla uygulanabilmesi mümkün müdür? İstisna uygulamasına ilişkin olarak yıllık vergilendirme dönemi esas alınarak yapılan açıklamalar, mükelleflerin geçici vergi dönemleri itibarıyla hesaplayacakları kazancın tespiti açısından da geçerlidir.

21. Bölgede yürütülen projelere ilişkin dışardan sağlanan hibe ve destekler kazancın tespitinde ne şekilde dikkate alınacaktır?Bölgede faaliyet gösteren mükelleflere geri ödeme koşuluyla sermaye desteği olarak sağlanan yardımlar borç mahiyetinde olduğundan ticari kazancın tespitinde dikkate alınmamaktadır. Diğer taraftan, bölgede faaliyet gösteren mükelleflere istisnadan yararlanan Ar-Ge projelerine ilişkin olarak TÜBİTAK vb. kurumlar tarafından hibe şeklinde sağlanan destek tutarları ile diğer kurumların bu mahiyetteki bağış ve yardımları kurum kazancına dahil edilecek ve istisnadan yararlandırılacaktır.

22. Yönetici şirketler istisnadan yararlanabilir mi?Yönetici şirketlerin 4691 kapsamında elde ettikleri kazançları kv den istisnadır. Yönetici şirketlerin istisna edilen kazançları, 4691 kapsamında bölgenin kurulmasına, yönetilmesine ve işletilmesine ilişkin faaliyetlerden kaynaklanan kazançlardır.

23. Ücretlere ilişkin gv teşvikinin kapsamı?Bölgede çalıştırılan araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri gelir vergisinden istisnadır. Bu nitelikleri haiz olsalar dahi, bir personelin araştırma, yazılım ve Ar-Ge çalışmaları dışında kalan görevleri dolayısıyla ödenen ücretlerin istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bölgedeki araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge personeli dışında kalan diğer personele yapılan ücret ödemeleri de istisnaya konu edilmez. Diğer taraftan, 21.4.2010 tarihli TGBK da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nda Ar-Ge faaliyetlerine katılan/bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili yönetici,teknik eleman,laborant,sekreter, işçi vb. personelden oluşan destek personelinin de istisnadan yararlandırılabileceğine yönelik düzenlemelere yer verilmiştir.

24. Personelin bölge dışı çalışmaları karşılığında elde ettiği ücretler için gv istisnası uygulanması mümkün müdür?Personelin hem bölge içinde hem de bölge dışındaki projelerde çalışıyor olması halinde sadece bölge içerisinde çalışılan süreye tekabül eden ücret kısmı gelir vergisinden istisna edilecektir. Bölge dışında çalışılan süreye ait hak kazanılan ücret ise gelir vergisine tabidir. Diğer taraftan, 21.4.2010 tarihli TGBK da DYDKT da proje kapsamında çalışan Ar-Ge personelinin bölgede yürüttükleri görevleri ile ilgili olarak yönetici şirketin onayı ile bölge dışında geçirmesi gereken süreye ait ücretlerinin bir kısmının gelir vergisi kapsamı dışında tutulacağı yönünde belirlemelerde bulunulmuştur.Bölgede geliştirilen projelerin pazarlanması amaçlı olarak bölge dışında çalışılan sürelerin istisna kapsamına dahil edilmesi mümkün değildir.

25. Hafta tatili, yıllık ücretli izin ve ek ödemelerin istisnadan yararlandırılması mümkün müdür?Bölgede çalıştırılan araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge personelinin kanuni izin süreleri içerisinde hak kazandıkları ücretlerin de istisnaya konu edilmesi mümkündür. Mükelleflerce, anılan personele çeşitli adlarla yapılan ve ücret olarak değerlendirilecek ödemeler de (prim, ikramiye vb.) istisna kapsamında olacaktır.

26. DV teşvikinin kapsamı?Bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri dv den istisna olup,dv ‘e tabi diğer kağıtlar için istisna uygulaması öngörülmemiştir.Öte yandan, Yönetici Şirketin Kanun’un uygulanması ile ilgili işlemlerde her türlü vergi, resim ve harç muafiyeti bulunmaktadır.

27. Ücretlere ilişkin istisnanın uygulanmasında yönetici şirketin sorumluluğu var mıdır?Yönetici şirket, ücreti gv istisnasından yararlanan kişilerin bölgede fiilen çalışıp çalışmadığını denetler. Bölgede fiilen çalışmayanlara istisna uygulandığının tespit edilmesi halinde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin cezalardan yönetici şirket de ayrıca sorumludur.

28. Sigorta primi desteğinden yararlanılmasına ilişkin şartlar nelerdir?4691 da ücreti gvden istisna tutulmuş fiilen çalışan personelin gv istisnasının uygulandığı sürece,gv istisna tutulan ücretleri üzerinden hesaplanan ssk işv.his. yarısı, her bir çalışan için 5 yıl süreyle MB bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.

29. Kdv istisnasının kapsamı nedir?KDVK 20.md , 4691 Sayılı Kanun’a göre teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden müstesnadır.

30. İstisna işlemlere ilişkin yüklenilen KDV’lerin düzeltilmesi gerekir mi?İstisna KDV Kanunu açısından kısmi istisna kapsamında olduğundan istisnaya konu işlemlerle ilgili yüklenilen katma değer vergilerinin mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesapladıkları katma değer vergisinden indirmeleri KDV Kanunu’nun 30/a maddesi uyarınca söz konusu değildir. Ancak, indirilemeyen katma değer vergisi işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir.

31. Kanun hükümlerine göre bildirim ve beyan yükümlülüğünün kapsamı ? 19.6.2002 RG de TGB Uygulama Yönetmeliği’nin 37.md yönetici şirketin kuruluşunun TSG nde ilanından sonra MB na başvuruda bulunacağı; bölgede yer alan gve ve kv mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarının gv ve kv den istisna edilebilmesi için MB ’na müracaat edecekleri, bu müracaata bölgede faaliyette bulunulduğunu gösteren yönetici şirketten alınan bir belgenin ekleneceği; girişimcilerin, istihdam ettikleri tüm araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge projelerindeki personelin listesini, görev tanımlarını, nitelik ve çalışma sürelerini yönetici şirkete onaylattıktan sonra aylık olarak MB na bildirecekleri ifade edilmiştir.Söz konusu yönetmelikte başvuru, müracaat ve bildirimlerin yapılacağı yer MB olarak belirtilmekle birlikte, bu bildirimler bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin kv yönünden bağlı oldukları vergi dairesine yapılacaktır. Ayrıca bir örneğinin de muhtasar beyanname yönünden bağlı olunan vergi dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Vergi dairelerince mükelleflere istisna uygulamasına ilişkin olarak herhangi bir belge verilmesi söz konusu değildir.

32. 5520 ile Ar-Ge faaliyetlerine yönelik düzenlemenin amacı?Kanun’da yer verilen düzenleme ile işletmelerin gerçekleştirdikleri Ar-Ge harcamalarının belli bir yüzdesinin kurum kazancından indirilebilmesi imkanı yaratılarak kurumlar vergisi yükünün azaltılması yoluyla oluşan kaynağın Ar-Ge faaliyetlerine yönlendirilmesi hedeflenmektedir.

33. Ar-Ge indirimi uygulaması ne şekilde gerçekleştirilmektedir?Kurumların bünyelerinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamalarının %100’ü “Ar-Ge indirimi” olarak kurumlar vergisi matrahından indirilmektedir.

34. Ar-Ge indirimi beyannamede hangi satırda gösterilmelidir?İndirim kv bey. Kazancın Bulunması Halinde İndirilecek İstisna ve İndirimler ; bölümünde yer alan ;Ar-Ge İndirimi; satırında gösterilir.
35. Yeterli kazancın olmaması durumunda Ar-Ge indirimi sonraki dönemlere devredilebilir mi?İlgili dönemde kazancın yetersizliği nedeniyle indirim konusu yapılamayan Ar-Ge indirimi, sonraki hesap dönemlerine devreder. Bu devir için herhangi bir süre sınırlaması söz konusu olmadığından indirim için yeterli kazancın oluştuğu ilk dönemde indirim hakkından yararlanılabilir. Ancak devreden tutarın herhangi bir şekilde artırılması (yeniden değerleme veya ÜFE oranında) mümkün değildir.

36. Kurum kazancının yeterli olmasına karşılık indirilmeyen Ar-Ge indirim tutarı sonraki dönemlerde indirilebilir mi? Hesaplanan Ar-Ge indirimi sadece harcamanın ilgili olduğu döneme ilişkin kurum kazancının tespitinde indirilebilir.Yeterli kazanç olmasına rağmen indirilmeyen Ar-Ge indirim tutarlarının sonraki yıllarda indirimi mümkün değildir.

37. İndirimden geçici vergi dönemleri itibarıyla yararlanılabilmesi mümkün müdür? Mükelleflerin geçici vergi dönemleri itibariyle yaptıkları harcamalar üzerinden hesaplanan Ar-Ge indiriminin ilgili dönem geçici vergi beyannamesinde kazançtan indirilebilmesi mümkündür.

38. Hangi faaliyetler Ar-Ge faaliyeti olarak kabul edilmektedir? -Bilimsel ve teknolojik alanlardaki belirsizlikleri gidermek ve bunları aydınlatmak amacıyla, bilim ve teknolojinin gelişmesini sağlayacak yeni teknik bilgilerin elde edilmesi, -Yeni yöntemlerle yeni ürünler, madde ve malzemeler, araçlar, gereçler, işlemler, sistemler geliştirilmesi, tasarım ve çizim çalışmaları ile yeni teknikler ve prototipler üretilmesi, -Yeni ve özgün tasarıma dayanan yazılım faaliyetleri, -Yeni üretim yöntem, süreç ve işlemlerinin araştırılması veya geliştirilmesi, -Bir ürünün maliyetini düşürücü, kalite, standart veya performansını yükseltici yeni tekniklerin /teknolojilerin araştırılması, -Nihai ürünün oluşturulması aşamasında elde edilen ürünlerin kullanılabilirliğini ölçmek ve gerektiğinde değişiklik yapılmak üzere işletme içinde veya dışında test edilmesi.

39. Hangi faaliyetler Ar-Ge faaliyeti olarak kabul edilmez?

- Pazar araştırması ya da satış promosyonu, - Kalite kontrol,

- Sosyal bilimlerdeki araştırmalar, - Petrol,doğalgaz,maden rezervleri arama ve sondaj faaliyetleri,

- İcat edilmiş ya da mevcut geliştirilmiş süreçlerin kullanımı,

- Biçimsel değişiklikler (şekil, renk ve dekorasyon gibi estetik ve görsel açıdan yapılan

değişiklikler),

- Bilimsel ve teknolojik yenilik doğurmayan rutin faaliyetler (rutin veri toplama, rutin

analizler için kullanılan program,yazılım gibi üretilen prototiplerin rutin

ayarlamaları),

- İlk kuruluş aşamasında kuruluş ve örgütlenmeyle ilgili araştırma giderleri,

- Proje sonucunda geliştirilen ürüne ilişkin fikri mülkiyet haklarının korunmasına yönelik

çalışmalar,

- Numune verilmek amacıyla prototiplerden kopyalar çıkarılıp dağıtılması ve reklam

amaçlı tüketici testleri,

- Ar-Ge faaliyetleri sonucunda elde edilen çıktının daha sonraki aşamalara yönelik olarak ticari üretiminin planlanması ve seri üretim sürecinin oluşturulmasına ilişkin harcamalar.

40. Ar-Ge indiriminden yararlanabilmek için nereye başvurulması gerekir? 1 nolu KVGT ne uygun olarak GİB ’na yapılan başvuru ile kv indiriminden yararlanılmaya başlanılması mümkündür.

41. Başvuru esnasında mükelleflerden istenilecek belgeler nelerdir? Ar-Ge faaliyetiyle ilgili olarak, 1.KVGT 1.ekde yer alan formata uygun olarak hazırlanacak raporun, bir yazı ekinde iki nüsha olarak GİB ’na elden veya posta yoluyla gönderilmesi gerekmektedir. Bu rapor Ar-Ge indiriminin uygulanmaya başlanacağı döneme ait geçici vergi beyannamesinin verileceği tarihe kadar gönderilmelidir.

42. Başvuru yapıldıktan sonraki aşamalar nelerdir? Bakanlık, raporun genel değerlendirmesini yaptıktan sonra, projenin bilimsel olarak incelenerek münhasıran yeni bilgi ve teknoloji arayışına yönelik olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla, projeyi TÜBİTAK ve/veya üniversiteler ile araştırma yapılan konuda uzmanlaşmış kuruluşlara intikal ettirecektir. Mükellefe, proje bütçesinin binde 3'ü oranında bir tutarı incelemeyi yapan kuruluşa ödemesi için bir yazı gönderilecek, ancak bu tutar 15.000 TL'yi aşmayacaktır.Ar-Ge projesine ilişkin incelemeyi yapacak kuruluş, ihtiyaç duyması halinde ilave bilgi veya belgeleri de isteyerek, kendi uzmanları veya görevlendireceği başka kuruluşlara ait uzmanlar marifetiyle gerekli incelemeleri kısa sürede yaptıracaktır. Anılan tebliğin 2 numaralı ekinde yer alan formata göre düzenlenen değerlendirme raporunun bir örneği Gelir İdaresi Başkanlığı’na, bir örneği de başvuru sahibine gönderilir.

43. Başvuru tarihinden önce gerçekleştirilen Ar-Ge harcamaları Ar-Ge indirimi olarak dikkate alınabilir mi? Çalışmalara başlanıp harcama yapılmakla birlikte projenin herhangi bir aşamasında başvuruda bulunulması ve uygun bulunması halinde, başvuru tarihinin içinde bulunduğu geçici vergilendirme döneminin başlangıcından itibaren yapılan Ar-Ge harcamaları Ar-Ge indiriminden yararlanabilecektir. Ar-Ge projesi bittikten sonra yapılan başvurular değerlendirmeye alınmaz.

44. Gelir İdaresi Başkanlığı’na başvurulmadan Ar-Ge indiriminden yararlanılabilir mi? Para–Kredi ve Koordinasyon Kurulu Kararlarına istinaden uygulanan Ar-Ge yardımına ilişkin mevzuat çerçevesinde TÜBİTAK tarafından daha önce incelemesi yapılmış olan projelerle ilgili olarak yeniden inceleme yapılmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu kapsamda TÜBİTAK tarafından incelenerek desteklenmesi uygun bulunmuş Ar-Ge projesi bulunan mükelleflerin bu projeler hakkında ayrıca bir inceleme yapılması için Gelir İdaresi Başkanlığı’na müracaat etmelerine gerek yoktur.

45. TÜBİTAK desteği için müracaat yapılmış ancak onay süreci tamamlanmamış projelerin Ar-Ge indiriminden yararlandırılması mümkün müdür? TÜBİTAK desteği için müracaat yapılmış ancak onay süreci tamamlanmamış projelerin Ar-Ge indiriminden yararlandırılması mümkündür.

46. Destek süresi dolan Ar-Ge projeleri için yeniden müracaat yapılmasına gerek var mıdır? TÜBİTAK’tan projelerin Ar-Ge projesi olarak kabulü doğrultusunda desteklenen projelerin niteliğinde herhangi bir değişiklik olmaması koşuluyla destek döneminden sonra yapılacak harcamaların Ar-Ge indirimine konu edilebilmesi için Gelir İdaresi Başkanlığı’na ayrıca başvurulmasına gerek bulunmamaktadır.

47. Başvurusu yapılan projelerin Ar-Ge projesi olarak değerlendirilmemesinin sonuçları nelerdir? TÜBİTAK ve/veya üniversiteler ile araştırma yapılan konuda uzmanlaşmış kuruluşlarca Ar-Ge projesi olarak değerlendirilmeyen projeler nedeniyle haksız yere indirim konusu yapılan tutarlar için vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi hesaplanacaktır.

48. Ar-Ge harcamaları kurum kayıtlarında ne şekilde izlenmelidir? Kurumlar, hesap dönemi içerisinde gayri maddi hakka yönelik yaptıkları araştırma ve geliştirme harcamalarının tamamını aktifleştirmek zorundadırlar. Ancak, gayri maddi hakka yönelik olmayan ve VUK çerçevesinde aktifleştirilmesi gerekmeyen harcamalar doğrudan gider yazılabilecektir.Proje sonucu ortaya bir gayri maddi hak çıkması halinde, aktifleştirilmesi gereken bu tutar, 5 yıl süreyle amortisman yoluyla itfa edilecektir. Amortisman uygulamasında mükelleflerin “hızlandırılmış amortisman” yöntemini tatbik edebilmeleri mümkündür.Ancak projeden, daha sonraki yıllarda vazgeçilmesi veya projenin tamamlanmasına imkan kalmaması durumunda, kurumun Ar-Ge faaliyeti kapsamında yapmış olduğu ve önceki yıllarda aktifleştirilmiş olan tutarların doğrudan gider yazılabilmesi mümkündür.

49. Ar-Ge projelerine ilişkin diğer kurumlardan sağlanan hibe ve destekler ne şekilde dikkate alınır? Geri ödeme koşuluyla sermaye desteği olarak sağlanan destekler borç mahiyetinde olduğundan ticari kazancın tespitinde dikkate alınmamaktadır. Diğer taraftan, hibe şeklinde sağlanan destek tutarları ile diğer kurumlardan bu mahiyette sağlanacak her türlü destek tutarları ticari kazancın bir unsuru olarak kazanca dahil edilecektir. Maliyetleri bu tür desteklerle karşılanan Ar-Ge harcamaları da Ar-Ge indiriminin hesabında dikkate alınacaktır. Özetle, hibe tutarları gelir olarak kaydedilecek, bu hibelerle karşılanan harcamalar ise Ar-Ge indirimi hesaplamasına dahil edilecektir.

50. Ar-Ge projesi ne zaman son bulur? Ar-Ge faaliyeti, esas itibarıyla denemelerin son bulduğu, ilk üretimin yapıldığı aşamada sona erer. Ar-Ge projesi neticesinde elde edilen ürünün pazarlanabilir aşamaya geldiği andan itibaren Ar-Ge projesi bitmiş sayılır. Bu tarihten sonra yapılan harcamalar Ar-Ge harcaması kapsamında değerlendirilmez. Ancak, tamamlanan bir proje sonucunda elde edilen ürünün geliştirilmesi amacıyla yapılacak çalışmalar, yeni Ar-Ge projesi olarak değerlendirilir.

51. Henüz tamamlanmamış bir Ar-Ge projesinin, başka bir kuruma satılması durumunda uygulama nasıl olacaktır? Öncesinde aktifleştirilmiş olan Ar-Ge harcamaları kazanç tutarının tespitinde maliyet unsuru olarak dikkate alınacaktır.Ar-Ge indirimi uygulamasında, henüz tamamlanmamış bir Ar-Ge projesinin başka bir kuruma satılması durumunda, Ar-Ge projesini devralan kurumun bu projeye ilişkin olarak ilave yaptığı harcamalar Ar-Ge indiriminden yararlanabilecektir. Devreden kurumda yapılan Ar-Ge harcamaları için indirimden yararlanılması söz konusu olmayacaktır.Tamamlanmış bir Ar-Ge projesinin başka bir kuruma satılması durumunda ise Ar-Ge projesini devralan kurumun Ar-Ge indiriminden yararlanması söz konusu değildir.

52. Ar-Ge indiriminden faydalanmak için Ar-Ge departmanı kurmak zorunlu mudur? Ar-Ge harcamalarının Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında kurum kazancından indirilebilmesi için işletmelerin ayrı bir Ar-Ge departmanı kurmaları zorunludur.

53. Diğer kurumlarla ortak bir Ar-Ge departmanı kullanılması durumunda Ar-Ge indiriminden faydalanılabilir mi? Ar-Ge faaliyetinin esas itibarıyla işletme bünyesinde yapılması gerekmektedir.Ancak fiili kullanım durumunun tespit edilmesi ve ortak giderlerin de buna göre paylaştırılması şartıyla bir kuruma ait olduğu halde diğer kurumlarla ortak kullanılan Ar-Ge departmanında yapılan Ar-Ge faaliyetleri, işletme bünyesinde yapılmış sayılacaktır. İşletmenin organizatörlüğünde olmak şartıyla, kamu kurum ve kuruluşlarına ait Ar-Ge merkezleriyle üniversiteler bünyesinde yapılan Ar-Ge faaliyetleri de bu kapsamda değerlendirilmektedir.Ar-Ge faaliyetlerinin yürütülmesi esnasında, proje bazında yerli ve yabancı teknik personelden mesleki ve teknik destek alınması veya bazı analizlerin dışarıda yaptırılması halinde bunlarla ilgili olarak yapılan ödemeler de Ar-Ge harcaması kapsamında değerlendirilecektir.

54. Teknoloji geliştirme bölgeleri ile serbest bölgelerde yapılan Ar-Ge harcamaları için Ar-Ge indiriminden faydalanılabilir mi?Ar-Ge indirimi uygulaması açısından, Ar-Ge departmanının bulunduğu yerin önemi yoktur. Firmanın faaliyet yeri olması şartıyla, gerek firma merkezinin bulunduğu yerde veya ayrı bir yerde, gerekse teknoloji geliştirme bölgelerinde kurulan Ar-Ge departmanlarında yapılan harcamalar da Ar-Ge indirimi kapsamındadır.Öte yandan, teknoloji geliştirme bölgelerinde veya serbest bölgelerde gerçekleştirilen Ar-Ge faaliyetlerinden bir kazanç doğması ve bu kazançla ilgili olarak 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun geçici 2. maddesinde ya da 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun geçici 3. maddesinde yer alan istisnadan yararlanılacak olması durumunda, istisna uygulanacak kazancın elde edilmesine yönelik olarak yapılan harcamalar Ar-Ge indirimi kapsamında değerlendirilmeyecektir.Ancak, teknoloji geliştirme bölgelerinde veya serbest bölgelerde yürütülen Ar-Ge faaliyetlerinin işletmenin kendi faaliyetiyle ilgili olması ve anılan Kanun’larda yer alan istisnalara konu olmaması durumunda, bu tür harcamalar Ar-Ge indirimi kapsamında değerlendirilecektir.

55. Ar-Ge faaliyeti kapsamında değerlendirilen harcamalar?İlk madde ve malzeme giderleri, personel giderleri, genel giderler, dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetler, vergi resim ve harçlar, amortisman ve tükenme payları ve finansman giderleri desteklenen harcamalar kapsamındadır.

56. İlk madde ve malzeme giderleri ?Her türlü direkt ilk madde, yardımcı madde, işletme malzemesi, ara mamul, yedek parça ve benzeri giderler ile amortisman uygulamasına konu olmayan maddi ve gayrimaddi kıymet iktisaplarına ilişkin giderleri kapsar. Hammadde ve diğer malzeme stoklarından Ar-Ge faaliyetlerinde fiilen kullanılan kısma ilişkin maliyetler Ar-Ge harcaması kapsamındadır. Bu nedenle, henüz Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılmamış olan hammadde ve diğer malzemelere ilişkin maliyet tutarlarının stoklar hesabında; kullanılan, satılan ya da elden çıkarılanların da stoklar hesabından mahsup edilmek suretiyle izlenmesi gerekmektedir.

57. Personel giderleri ?Ar-Ge faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla çalıştırılan ve faaliyetin gerektirdiği nitelikte personel ile ilgili olarak tahakkuk ettirilen ücretler ile bu mahiyetteki giderlerdir.İşletmenin Ar-Ge departmanında çalıştırılan hizmetliler ve benzeri vasıfsız personel ile Ar-Ge departmanına tahsis edilmemiş olup günün bir kısmında Ar-Ge departmanında çalışan personele ödenen ücretler bu kapsamda değerlendirilmeyecektir.

58. Genel giderler?Ar-Ge faaliyetlerini yürütmek amacıyla elektrik, su, gaz, bakım-onarım, haberleşme, nakliye ile Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılan makine ve teçhizata ilişkin bakım ve onarım giderleri gibi Ar-Ge faaliyetinin devamlılığını sağlamak için katlanılan diğer giderleri kapsar. Sigorta giderleri, Ar-Ge faaliyetlerinin bizzat yürütülmesi amacıyla kullanılan tesis için ödenen kira giderleri ile kitap, dergi ve benzeri bilimsel yayınlara ait giderler de bu kapsamdadır.Bu giderlerin, Ar-Ge harcaması olarak değerlendirilebilmesi için Ar-Ge departmanında fiilen kullanıldığının tespit ve tevsik edilmesi gerekmektedir. Çeşitli kıstaslara göre genel işletme giderleri üzerinden hesaplanacak paylar bu kapsamda değerlendirilmez.

59. Dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetler ?Normal bakım ve onarım giderleri dışında Ar-Ge faaliyetleriyle ilgili olarak işletme dışında yerli veya yabancı diğer kurum ve kuruluşlardan mesleki veya teknik destek alınması veya bunlara yaptırılan analizlerle ilgili olarak yapılan ödemelerle, bu mahiyetteki diğer ödemelerdir.

60. Vergi, resim ve harç giderleri ?Doğrudan Ar-Ge faaliyetlerine ilişkin olan ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan ayni vergi, resim ve harçları kapsar. Doğrudan Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüldüğü taşınmazlar için ödenen vergiler, Ar-Ge projesinde kullanılmak üzere ithal edilen mallarla ilgili gümrük vergileri ile benzeri vergi, resim ve harçlar bu kapsamdadır.

61. Amortisman giderleri ?Doğrudan Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılan bina, makine-tesis ve cihazlar, taşıtlar, döşeme ve demirbaş gibi maddi ve maddi olmayan duran varlıklar için ayrılan amortisman ve tükenme paylarından oluşur. Diğer taraftan, iktisadi kıymetin münhasıran Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılması ve bu kullanımın sürekli olması gerekmektedir. Ar-Ge departmanı dışında başka faaliyetlerde de kullanılan iktisadi kıymetlere ilişkin amortismanlar Ar-Ge harcaması kapsamında değildir.

62. Finansman giderleri ?Ar-Ge projesi bazında yerli, yabancı ve uluslararası kurumlardan temin edilen kredilere ilişkin finansman giderleridir.

63. 5746 Sayılı Kanun’un amacı ?Ar-Ge ve yenilik yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması için teknolojik bilgi üretilmesini, üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılmasını, ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesini, verimliliğin artırılmasını,üretim maliyetlerinin düşürülmesini,teknolojik bilginin ticarileştirilmesini,rekabet öncesi işbirliklerinin geliştirilmesini, teknoloji yoğun üretim, girişimcilik ve bu alanlara yönelik yatırımlar ile Ar-Ge'ye ve yeniliğe yönelik doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye girişinin hızlandırılmasını, Ar-Ge personeli ve nitelikli işgücü istihdamının artırılmasını desteklemek ve teşvik etmek amaçlanmıştır.

64. 5746 Sayılı Kanun’un kapsamı?Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı tarafından 3624 Sayılı Kanun’a göre oluşturulan teknoloji merkezleri (teknoloji merkezi işletmeleri) ile Türkiye'deki Ar-Ge merkezleri, Ar-Ge projeleri ve rekabet öncesi işbirliği projeleri ve teknogirişim sermayesine ilişkin destek ve teşvikleri kapsamaktadır.

65. Ar-Ge teşvik unsurları nelerdir?

a) Ar-Ge indirimi

b) Gelir vergisi stopajı teşviki

c) Sigorta primi desteği

d) Damga vergisi istisnası

e) Teknogirişim sermayesi desteği

66. Kanun’un yürürlük tarihi ve son uygulama tarihi nedir?Kanun 31.12.2023 tarihine kadar uygulanmak üzere 01.04.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

67. Kanun ile sağlanan destek ve teşvik unsurlarından ne zaman yararlanılmaya başlanabilecektir?Kanun’la sağlanan destek ve teşvik unsurlarından

- Teknoloji merkezi işletmelerinde Ar-Ge ve yenilik projesinin onaylandığı tarihten itibaren ve proje süresince,

- Ar-Ge merkezlerinde Ar-Ge Merkezi Belgesinin alındığı tarihten itibaren,

- Kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan vakıflar tarafından desteklenen Ar-Ge ve yenilik projelerine yönelik destek karar yazısının düzenlendiği tarihten itibaren ve proje destek süresince,

- TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge projelerinde proje sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ve proje süresince,

- Türkiye’nin antlaşmalarla taraf olduğu ikili ya da çok taraflı uluslar arası Ar-Ge işbirliği fonlarından mali olarak desteklenen projelerde TÜBİTAK onay yazısının düzenlendiği tarihten itibaren proje süresince yararlanılabilecektir.

68. Ar-Ge merkezi nedir?Dar mükellef kurumların Türkiye'deki işyerleri dahil, kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunan sermaye şirketlerinin; organizasyon yapısı içinde ayrı bir birim şeklinde örgütlenmiş, münhasıran yurtiçinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan ve en az 50 tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli istihdam eden, yeterli Ar-Ge birikimi ve yeteneği olan birimleridir.

69. Tam zaman eşdeğer sayısı nasıl hesaplanacaktır?Ar-Ge merkezinde çalışan tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli sayısı; fiilen çalışan personelin, çalışma sürelerine göre üçer aylık dönemler itibariyle toplam çalışma süresinin, bir kişinin üç aylık tam zamanlı çalışma süresine bölünmesi suretiyle hesaplanır. Bir günde 8, haftada 45 saatin üzerindeki ve ek çalışma süreleri bu hesaplamada dikkate alınmaz.

70. Ar-Ge personeli kimdir?Ar-Ge faaliyetlerinde doğrudan görevli araştırmacı ve teknisyenler Ar-Ge personelidir.Araştırmacı: Ar-Ge faaliyetleri ile yenilik tanımı kapsamındaki projelerde, yeni bilgi, ürün, süreç, yöntem ve sistemlerin tasarım veya oluşturulması ve ilgili projelerin yönetilmesi süreçlerinde yer alan en az lisans mezunu uzmanlar.Teknisyen: Mühendislik, fen ve sağlık bilimleri alanlarında yüksek öğrenim görmüş ya da meslek lisesi veya meslek yüksek okullarının teknik fen ve sağlık bölümlerinden mezun, teknik bilgi ve deneyim sahibi kişiler.Ar-Gefaaliyetlerine katılan veya bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili yönetici, teknik eleman, laborant, sekreter, işçi ve benzeri personeller destek personeli olarak değerlendirilir.

71. Kimler Ar-Ge indiriminden yararlanabilir ve indirim oranı nedir?

- Teknoloji merkezi işletmelerinde,

- Ar-Ge merkezlerinde,

- Kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan yada kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen Ar-Ge ve yenilik projelerinde,

- Rekabet öncesi işbirliği projelerinde,

- Teknogirişim sermaye desteklerinden yararlananlarca,

gerçekleştirilen Ar-Ge ve yenilik harcamalarının % 100’ü Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesine göre kurum kazancının ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılır.

72. Önceki yıl Ar-Ge harcamalarının cari dönem Ar-Ge indirimine etkisi var mıdır? 500 ve üzerinde tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli istihdam eden Ar-Ge merkezlerinde, o yıl yapılan Ar-Ge ve yenilik harcamalarının bir önceki yıla göre artışının yarısı ayrıca Ar-Ge indirimi olarak değerlendirilmektedir.

73. Birden fazla Ar-Ge merkezi bulunan işletmelerde personel sayısı hesabı nasıl yapılır?Bir işletmenin ayrı yerleşkelerde kurulmuş birden çok Ar-Ge merkezi bulunması halinde, işletmenin toplam Ar-Ge personeli sayısı, bu merkezlerde çalışan Ar-Ge personelinin toplamı olarak dikkate alınır.

74. Ar-Ge ve yenilik faaliyeti kapsamında değerlendirilen harcamalar nelerdir?

a. İlk madde ve malzeme giderleri Her türlü doğrudan ilk madde, yardımcı madde, işletme malzemesi, ara mamul, yedek parça, prototip ve benzeri giderler ile Vergi Usul Kanunu’na göre amortismana tabi tutulması mümkün olmayan maddi kıymetlerin iktisabına ilişkin giderleri kapsar.

Hammadde ve diğer malzeme stoklarından Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde fiilen kullanılan kısma ilişkin maliyetler Ar-Ge ve yenilik harcaması kapsamındadır. Bu nedenle, henüz Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde kullanılmamış olan hammadde ve diğer malzemelere ilişkin maliyet tutarlarının stok hesaplarında; kullanılan, satılan ya da elden çıkarılanların da stok hesaplarından mahsup edilmek suretiyle izlenmesi gerekir.

b. Amortismanlar Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla iktisap edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler için ayrılan amortismanlardan oluşur. Ar-Ge ve yenilik faaliyeti dışında başka faaliyetlerde de kullanılan makine ve teçhizata ilişkin amortismanlar, bunların Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde kullanıldığı gün sayısına göre hesaplanır. Bu kapsamda, Kanun ile münhasıran Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılan kıymetler dışında kısmi olarak bu faaliyetlerde kullanılan kıymetler de kapsam dahiline alınmıştır. Ancak burada önemli olan gün hesabının doğru bir şekilde yapılarak tevsik edilebilmesidir.

c. Personel giderleri Kanun kapsamında gerçekleştirilen Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla çalıştırılan Ar-Ge personeliyle ilgili olarak tahakkuk ettirilen ücretler ile bu mahiyetteki giderlerdir.Tam zamanlı Ar-Ge personeli sayısının % 10'unu aşmamak üzere, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine katılan ve bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili destek personelinin ücretleri ile bu mahiyetteki giderler de personel gideri kapsamındadır. Kısmi çalışma halinde, personelin Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine ayırdığı zamanın toplam çalışma zamanına oranı dikkate alınmak suretiyle bulunan ücret tutarları, Ar-Ge ve yenilik harcaması olarak dikkate alınır.

d. Genel giderler Münhasıran Ar-Ge merkezlerinin elektrik, su, gaz, bakım-onarım, haberleşme, nakliye giderleri ile bu merkezlerde kullanılan makine ve teçhizata ilişkin bakım ve onarım giderleri gibi bu merkezlerde yürütülen faaliyetin devamlılığını sağlamak için yapılan giderleri kapsar.Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine ilişkin sigorta giderleri, kitap, dergi ve benzeri bilimsel yayınlara ait giderler de bu kapsamdadır. Ancak, büro ve kırtasiye gibi sarf malzemelerine ilişkin giderler bu kapsamda değerlendirilmez.Bu giderlerin, Ar-Ge ve yenilik harcaması olarak değerlendirilebilmesi için Ar-Ge merkezinde fiilen kullanıldığının tespit ve tevsik edilmesi gerekmektedir. Çeşitli kıstaslara göre genel işletme giderleri üzerinden hesaplanacak paylar bu kapsamda değerlendirilmez.

e. Dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetler Normal bakım ve onarım giderleri hariç olmak üzere, Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile ilgili olarak işletme dışında yerli veya yabancı diğer kurum ve kuruluşlardan mesleki veya teknik destek alınması veya bunlara yaptırılan analizlerle ilgili olarak yapılan ödemelerle bu mahiyetteki diğer ödemelerdir.

f. Vergi, resim ve harçlar Doğrudan Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine ilişkin olan ve Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınabilen vergi, resim ve harçları kapsar.Doğrudan Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin yürütüldüğü taşınmazlar için ödenen vergiler, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ithal edilen mallarla ilgili gümrük vergileri ile benzeri vergi, resim ve harçlar bu kapsamdadır.

75. Ar-Ge harcamalarının sınırı var mı? Dışardan sağlanan fayda ve hizmetler hariç olmak üzere, Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun olan Ar-Ge harcamaları itibariyle tutar sınırlaması bulunmamaktadır. Dışardan sağlanan fayda ve hizmetler için toplam Ar-Ge ve yenilik harcamalarının % 20’sine kadar sınırlama getirilmiştir. İdarenin görüşü, % 20’lik bu sınırın, her bir proje bazında ayrı olarak ve projenin toplam süresi içindeki toplam harcama üzerinden dikkate alınması gerektiği yönündedir.

76. Ar-Ge ve yenilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmeyen faaliyetler nelerdir? - Pazarlama faaliyetleri, piyasa taramaları, pazar araştırması ya da satış promosyonu, - Kalite kontrol, - Sosyal bilimlerdeki araştırmalar, - Petrol, doğalgaz, maden rezervleri arama ve sondaj faaliyetleri - İlaç üretim izni öncesinde en az 2 aşaması yurt içinde gerçekleştirilmeyen klinik çalışmalar ile üretim izni sonrasında gerçekleştirilen klinik çalışmalar, - Bir Ar-Ge projesi kapsamında olmaksızın icat edilmiş ya da mevcut geliştirilmiş süreçlerin kullanımı, - Ar-Ge ve yenilik faaliyeti amaçlarına yönelik olmayan şekil, renk, dekorasyon ve benzeri estetik ve görsel değişiklikleri içeren biçimsel değişiklikler, - Programlama dilleri ile işletim sistemleri hariç olmak üzere internet sitelerinin ve benzerlerinin hazırlanmasına yardımcı mevcut yazılımların kullanılması suretiyle yapılan yazılım geliştirme faaliyetleri, - Yazılımlara ilişkin, bilimsel ve/veya teknolojik ilerlemeler veya teknolojik belirsizliklerin çözülmesini içermeyen olağan ve tekrarlanan faaliyetler, - İlk kuruluş aşamasında kuruluş ve örgütlenmeyle ilgili araştırma giderleri, - Ar-Ge ve yenilik faaliyetleriyle geliştirilen ürüne veya sürece ilişkin fikri mülkiyet haklarının edinimi dışında bu hakların korunmasına yönelik çalışmalar, - Numune verilmek amacıyla prototiplerden kopyalar çıkarılıp dağıtılması ve reklam amaçlı tüketici testleri, - Üretim ve üretim altyapısına yönelik yapılan yatırım faaliyetleri, ticari üretimin planlanması ve seri üretim sürecine ilişkin harcamalar, - Bir Ar-Ge projesi kapsamında olmaksızın yeni süreç, sistem veya ürün ortaya konulmasına hizmet etmeyen doğrudan veya gömülü teknoloji transferi.

77. Ar-Ge ve yenilik faaliyetindeki harcamaların muhasebeleştirilmesi ve amortisman uygulaması nasıldır? VUKa göre aktifleştirilmesi gereken Ar-Ge ve yenilik faaliyeti kapsamındaki harcamalar, amortisman yoluyla itfa edilir. Kullanılacak oran %20’dir. Amortisman uygulamasında mükelleflerin “hızlandırılmış amortisman” yöntemini tercih edebilmeleri mümkündür. Projelerin tamamlanmasına zorunlu nedenlerle imkan kalmaması veya projenin başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle iktisadi kıymet oluşmaması hallerinde, Ar-Ge ve yenilik faaliyeti kapsamında yapılan ve önceki yıllarda aktifleştirilmiş olan tutarlar doğrudan gider yazılır.Diğer taraftan, Ar-Ge ve yenilik harcamalarının, işletmelerin diğer faaliyetlerine ilişkin harcamalarından ayrılarak, Ar-Ge indiriminin doğru hesaplanmasına imkan verecek şekilde muhasebeleştirilmesi zorunludur.Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları, kanunla kurulan vakıflar ile uluslararası fonlardan alınan destekler özel bir fon hesabında tutulur. Bu fonda yer alan tutarlar, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre vergiye tabi kazancın tespitinde gelir, Ar-Ge indirimi tutarının tespitinde Ar-Ge harcaması olarak dikkate alınmaz. Bu şekilde sağlanan karşılıksız fonlardan yapılan harcamalar, yapıldığı yere göre doğrudan gider ya da amortismana tabi iktisadi kıymet olarak muhasebeleştirilir.

78. Projenin devredilmesi durumunda Ar-Ge indirimi uygulaması?Tamamlanmamış Ar-Ge,yenilik projesinin devredilmesi halinde,devri gerçekleştiren işletmelerce aktifleştirilen tutarlar kazanç tutarının tespitinde maliyet unsuru olarak dikkate alınır. Ar-Ge ve yenilik projesini devralan işletmelerce devir tarihinden sonra proje kapsamında yapılan harcamalar Ar-Ge indirimine konu olur. Projenin devri için ayrıca bir bedel ödenmişse, bu bedel Ar-Ge indirimine konu edilemez.Tamamlanmış bir Ar-Ge ve yenilik projesinin devredilmesi durumunda ise Ar-Ge ve yenilik projesini devralan işletme Ar-Ge indiriminden yararlanamaz.

79. Yeterli kazancın olmaması durumunda Ar-Ge indirimi sonraki dönemlere devredilebilir mi?Kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap dönemlerine devredilir. Devredilen tutarlar, takip eden yıllarda Vuk göre her yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.

80. Gvst desteğinin kapsamı nedir?Kamu personeli hariç olmak üzere teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan yada kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge ve yenilik projelerinde, teknogirişim sermaye desteklerinden yararlanan işletmelerde ve rekabet öncesi işbirliği projelerinde çalışan Ar-Ge ve destek personelinin; bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretleri üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisinin; - doktoralı olanlar için %90 -diğerleri için % 80 i muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilir.Gvs teşviklerinden yararlanacak olan işverenin çalıştırdığı destek personelinin tam zaman eşdeğeri sayısı,toplam tam zamanlı Ar-Ge personelin % 10’unu geçemez. Hesaplamalarda çıkan kesirler tamlanır.Aksi halde brüt ücreti en az olan destek personelinin ücretinden başlamak suretiyle hangi personelin istisnadan yararlanacağı belirlenecektir.Personel ücretlerinin eşit olması durumunda, hangi personelin istisnadan yararlanacağı konusunda ise işverenlerce belirleme yapılacaktır.

81. Gvst hesaplaması? Teşvikten yararlanan bir personelin sigorta primi ve vergi hesaplamalarının yer aldığı uygulama örneğine aşağıda yer verilmiştir: (X) Anonim Şirketine ait Ar-Ge merkezinde 70 tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli ve 6 tam zaman eşdeğer destek personeli çalışmaktadır. Ar-Ge personelinin 9'u doktoralıdır. Doktoralı ve bekar personel Bay (A)'ya, Ar-Ge faaliyeti kapsamındaki çalışmasına ilişkin olarak 2.000 TL brüt ücret ödenmektedir.(X) A.Ş.'nin ücret ödemelerinden Ar-Ge kapsamında çalıştırılan doktoralı ve bekar personel Bay (A)'ya ait istisna uygulaması aşağıdaki gibi olacaktır.

Brüt ücret tutarı

2.000,00 TL

SGK kesintisi (2.000 x % 15)

(SGK primi işçi payı %14 + işsizlik sigortası primi işçi payı %1)

300,00 TL

Vergiye tabi ücret matrahı (2.000 - 300)

1.700,00 TL

Ücretler üzerinden hesaplanan gelir vergisi (1.700 x %15)

255,00 TL

Mahsup edilecek asgari geçim indirimi tutarı

54,68 TL

Asgari geçim indiriminin mahsubundan sonra kalan tutar (255,00 - 54,68)

200,32 TL

Terkin edilecek tutar (200,32 x % 90)

180,29 TL

Vergi dairesine ödenecek tutar (200,32 - 180,29)

20,03 TL

Böylece Ar-Ge merkezinde çalışan Bay (A)'nın ücret gelirinden kesilen gelir vergisi tutarından asgari geçim indirimi mahsup edildikten sonra kalan vergi tutarının % 90'ı olan 180,29 TL terkine konu olacak, terkin sonrası kalan 20,03 TL tutarındaki gelir vergisi ise vergi dairesine ödenecektir.Terkin tutarına ilişkin hesaplama, Ar-Ge kapsamında çalışan doktoralı ve diğer personelin her biri için ayrı ayrı yapılarak "e;Ar-Ge Kapsamında Gelir Vergisi Stopajı Teşvikine İlişkin Bildirim"e; tablosunda gösterilecek ve bu bildirimler muhtasar beyanname ekinde ilgili vergi dairesine verilecektir.

82. Kısmi zamanlı personele ilişkin gvst hesaplamasında agi? Kısmi zamanlı personelin Ar-Ge faaliyeti kapsamındaki ücret gelirinin toplam ücret geliri içindeki oranı esas alınarak, asgari geçim indiriminin Ar-Ge kapsamındaki ücrete isabet eden tutarının tespit edilmesi gerekir. Bu tutar esas alınarak terkin edilecek teşvik tutarının belirlenmesi; Ar-Ge faaliyeti kapsamı dışındaki ücret gelirlerine ait asgari geçim indirimi tutarının ise 265.GVGT de belirtilen esaslara göre mahsup edilmesi gerekmektedir.

83. Gvst uygulamasında kapsama dahil olan ve olmayan ödemeler? Gvst nin hesaplanmasında kapsama giren personelin fiilen Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine ayırdıkları zamanın, toplam çalışma zamanına oranı esas alınacaktır. Kanun kapsamında faaliyette bulunan personelin, ay içindeki çalışmalarının tamamının Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile ilgili olması halinde hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri de 50 tam zaman eşdeğerin hesabında bu kapsamda değerlendirilerek gvst uygulamasında dikkate alınacaktır. Ancak,günde 8,haftada 45 saatin üzerindeki çalışma süreleri ile ek çalışma süreleri 50 tam zaman eşdeğerin hesabında dikkate alınmaz.Kısmi zamanlı çalışma halinde ise personelin Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine ayırdığı zamanın toplam çalışma zamanına oranı dikkate alınmak suretiyle bulunan ücret tutarları Ar-Ge ve yenilik harcaması olarak dikkate alınacaktır. Kısmi zamanlı çalışan personelin hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri dikkate alınmaz.Teşvik uygulamasında istisna, Ar-Ge ve destek personelinin Ar-Ge ve yenilik faaliyeti kapsamında fazla mesai dahil çalıştığı süreye ilişkin ücret matrahına uygulanacaktır. Ücret matrahına söz konusu istisnanın uygulanması sonucu vergiye tabi ücret ile bu ücret üzerinden yapılan stopaj tutarı muhtasar beyannameye yansıtılacaktır.Dolayısıyla,

- Ar-Ge ve yenilik faaliyeti kapsamı dışındaki çalışmalara ait ücret ödemeleri,

- Ar-Ge ve yenilik projelerinde görev alan ve/veya işletmelerde çalışan kamu personeline yapılan ücret ödemeleri,

- Ar-Ge ve yenilik faaliyeti kapsamında ay içinde kısmi zamanlı olarak çalışan personelin hak kazanılmış hafta tatili, yıllık ücretli, izin ve mazeret izni gibi sürelere isabet eden ücret ödemeleri gibi ödemeler nedeniyle gvst uygulamasından yararlanılamayacaktır.

84. Ar-Ge merkezinde görevli Ar-Ge personeline ödenen prim, ikramiye gibi ek ödemeler gvst den yararlanabilir mi? Ar-Ge merkezinde Kanun kapsamında faaliyette bulunan Ar-Ge personelinin, ay içindeki çalışmalarının tamamının Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile ilgili olması halinde, bu personele yapılan prim, ikramiye, ayni yardımlar ve benzeri ek ödemelerden ücret matrahına dahil edilenler için gvst uygulanması gerekir.Belirli periyotlarda (3 ayda 1gibi) yapılan ikramiye ödemelerinde,ikramiyenin,tahakkukunun yapıldığı aya ilişkin ücret olarak kabul edilmesinden hareketle, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine ayrılan sürenin hesaplamasında da tahakkukun yapıldığı dönem dikkate alınmalıdır.Kısmi zamanlı çalışma halinde toplam çalışma zamanına oranla yapılacak hesaplama neticesinde tespit edilecek ücret matrahı itibarıyla gvst den faydalanılacaktır.

85. Ar-Ge merkezinde görevli Ar-Ge personelinin yurtiçi/yurtdışı seyahatlerindeki süreye isabet eden ücretleri gvst den yararlanabilir mi? Ar-Ge merkezinde tam zamanlı çalışmakta olan personelin, Ar-Ge merkezindeki çalışmanın gereği olarak eğitim, teknik inceleme vb. nedenlerle yurtiçi veya yurtdışına görevli olarak gönderilmeleri halinde, Ar-Ge merkezi dışında geçirilen süreleri için 5746 Sayılı Kanun kapsamında gvst den yararlanılması mümkün değildir.Bu personel tam zamanlı personel olarak değerlendirilmeli ve bu personelin hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri de gvst uygulamasında dikkate alınmalıdır.

86. Gvst uygulamasından yararlanmaya ne zaman başlanabilir? Gvstu 1.4.2008den itibaren yürürlüğe girmiştir.Gvstu dan Araştırma/Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama ve Denetim Yönetmeliğindeki usul/esaslar çerçevesinde yararlanılacaktır.Bu nedenle anılan yönetmelikte yer alan hükümler çerçevesinde;

- Ar-Ge merkezlerinde, Ar-Ge merkezi belgesinin düzenlendiği,

- Rekabet öncesi işbirliği projelerinde, proje sözleşmesinin yürürlüğe girdiği,

- Teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge ve yenilik projesinin onaylandığı,

- Teknogirişim sermaye desteğinden yararlanan işletmelerde, kamu idaresi tarafından iş planının onaylandığı,

- Kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge ve yenilik projelerinde, destek karar yazısının düzenlendiği/proje sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren gv stopajı teşvikinden yararlanılabilecektir.Öte yandan, 5746 Sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılmış olan Ar-Ge ve yenilik projelerinde;

- Kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan vakıflar tarafında veya uluslararası fonlarca desteklenen ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge ve yenilik projelerine ilişkin destek karar yazısı veya proje sözleşmesinin 1.4.2008 tarihinden önce yürürlüğe girmesi halinde 1.4.2008,

- Ar-Ge merkezlerinde yürütülen Ar-Ge ve yenilik projelerinde, Ar-Ge merkezi belgesinin düzenlendiği tarih,

itibarıyla gelir vergisi stopajı teşviki hükümlerinden yararlanılacaktır.

87. Gv teşvik uygulamasını sona erdiren durumlar?5746 ya göre Ar-Ge merkezi olabilme niteliği, geçici vergilendirme dönemini içeren 3 er aylık dönemlerde en az 50 tam zaman eşdeğer personel istihdam şartına bağlanmıştır. Kanun’da belirtilen sayıda personel istihdam şartının ihlal edildiği geçici vergilendirme dönemi itibarıyla,

- Ar-Ge ve yenilik projelerinde, projenin bir nedenle sona ermesi veya projeye verilen desteğin son bulmasında Ar-Ge ve yenilik faaliyeti bitmiş sayılacağından bu tarihten itibaren,

- KOSGEB teknoloji merkezi işletmelerinde yürütülen projelerin herhangi bir nedenle sona ermesi veya projeye verilen desteğin son bulması hallerinde, Ar-Ge ve yenilik faaliyeti de son bulacağından bu tarihten itibaren,

- Rekabet öncesi işbirliği projesinde yer alan işletmeler, projenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde bu tarihten itibaren, proje sözleşmesinin iptal edilmesi halinde ise denetimin başlama tarihi itibarıyla gvst den yararlanılamayacaktır.

88. Projenin devredilmesi durumunda gvt devam eder mi? Tamamlanmamış bir Ar-Ge ve yenilik projesinin devredilmesi durumunda, Ar-Ge ve yenilik projesini devralan işletme, 1 ve 2 Seri No.’lu 5746 Araştırma/Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hak.GT belirtilen esaslar çerçevesinde gvst den yararlanabilecektir.

89. Gvst den yararlanan personel, 5084 Sayılı Kanun kapsamındaki desteklerden aynı anda faydalanabilir mi? İşverenler 5746 Sayılı Kanun kapsamında gvst den yararlanan personel için 5084 Sayılı Kanun hükümlerinden aynı vergilendirme dönemi içinde ayrıca yararlanamazlar. Ancak Ar-Ge ve destek personeli dışında kalan personel ile tam zamanlı Ar-Ge personeli sayısının % 10'unu aşan destek personeli için gerekli şartların taşınması halinde,5084 de öngörülen destek ve teşvik unsurlarından yararlanılabilir.

90. Sigorta primi desteğinin kapsamı nedir? Kamu personeli hariç olmak üzere, teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge ve yenilik projeleri ile rekabet öncesi işbirliği projelerinde ve teknogirişim sermaye desteklerinden yararlanan işletmelerde çalışan Ar-Ge personeli ile destek personelinin, Kanun kapsamındaki çalışmaları nedeniyle elde ettikleri ücretleri üzerinden hesaplanan sigorta primi işveren hissesinin yarısı; 4691 TGBK geçici 2. md ücreti gv nden istisna tutulmuş fiilen çalışan personelin gelir vergisi istisnasının uygulandığı sürece gv istisna tutulan ücretleri üzerinden hesaplanan sigorta primi işveren hissesinin yarısı,5yılı aşmamak üzere Maliye Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.İşveren hissesi sigorta primi desteğinden yararlanacak olan destek personelinin tam zaman eşdeğer sayısı, toplam tam zamanlı Ar-Ge personeli sayısının % 10'unu aşamaz. Küsurlü sayılar tamamlanır. Destek personelinin toplam tam zamanlı Ar-Ge personeli sayısının % 10'unu aşması halinde, brüt ücreti en az olan destek personelinin ücretinden başlamak üzere sigorta primi işveren hissesi teşviki uygulanır. Brüt ücretlerin aynı olması halinde, sigorta primi işveren hissesi teşviki uygulanacak destek personeli işverence belirlenir.

91. Sigorta primi desteğinden hangi tarihe kadar faydalanılabilinir? 5746 Sayılı Kanun kapsamında sigorta primi desteğinden, 31.12.2023 tarihine kadar her bir çalışan için 5yıl süreyle faydalanılabilir.Ancak, burada dikkat edilmesi gereken bir husus,TGBK geç.2.md düzenlenmiş bulunan gvs 31.12.2013 tarihinde sona ereceğinden bölgelerde çalışan Ar-Ge personeli ücretine uygulanan ssk pr.işv.hiss. desteği de bu tarihte son bulacaktır.

92. SPİHD hesaplamasında matraha dahil olan unsurlar nelerdir? Spihd kapsama giren sigortalıların Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile ilgili çalışmalarına ilişkin ücretleri üzerinden hesaplanmaktadır. Kapsama giren sigortalılara yapılan ücret dışındaki (ikramiye, prim vb.) ödemelerle, kapsama giren sigortalıların Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri dışındaki çalışmaları nedeniyle hak ettikleri ücretleri destek kapsamına alınmadığından, bu nitelikteki ödemeler Kanun türü seçilmeksizin düzenlenecek aylık prim ve hizmet belgesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmektedir.SPİHD hesaplanmasında, bu kapsamdaki personelin fiilen Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine ayırdıkları zamanın, toplam çalışma zamanına oranı dikkate alınır. Kapsama giren personelin ay içindeki çalışmalarının tamamının Ar-Ge ve yenilik faaliyetleriyle ilgili olması halinde hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri de bu kapsamda değerlendirilir. Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde kısmi zamanlı olarak çalışan personelin hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri spihdu da dikkate alınmaz.Kanun kapsamında düzenlenen aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı tahakkuk eden işsizlik sigortası primleri hakkında işveren hissesi sigorta primi desteği uygulanmaz.

93. Personele yapılan ücret dışı ödemeler hesaplamaya dahil mi? Kanun kapsamına giren sigortalılara ücret dışında yapılan ödemeler, Kanun kapsamında düzenlenen aylık prim ve hizmet belgesinde yer alan prime esas kazanca dahil edilmez. Bu ödemeler, destek kapsamına girmeyen aylık prim ve hizmet belgesiyle SGK ya bildirilir. Belirli periyotlarda ve sabit olarak ödenen ikramiye ve benzeri ödemeler SGK Başkanlığı tarafından ücret olarak nitelendirilmediğinden teşvik hesaplamasına dahil edilememektedir.

94. Kısmi zamanlı Ar-Ge personeli için spihd den faydalanılırken, aynı personelin Ar-Ge dışı çalışmaları için 5510 Sayılı Kanun’la getirilen teşvikten faydalanmak mümkün mü? Kapsama giren kısmi zamanlı Ar-Ge personeli için; Ar-Ge çalışmaları karşılığı 5746 Sayılı Kanun kapsamında sağlanan spihd den; Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri dışında kalan çalışmaları için ise 5510 sayılı SS ve GSS Kanunu ile getirilen 5 puanlık prim indiriminden aynı ayda, ancak mükerrer olmamak kaydıyla faydalanılması mümkündür.

95. SPİHD yararlanılacak 5 yıllık süreyi durduran ya da uzatan haller? Spihd kapsama giren her bir personel için Kanun’da sayılan şartları taşımaları kaydıyla, Kanun’a göre SGK na ilk defa bildirilmeye başlanılan tarihten itibaren 5 yılı aşmamak üzere uygulanır. Destekten yararlanmaya başlandıktan sonra herhangi bir sebeple çalışmaya ara verilmesi destekten yararlanmaya başlanıldıktan sonra işten ayrılıp aynı işe tekrar başlanılması ya da Kanun kapsamına giren başka bir işyerinde çalışmaya başlanılması bu süreyi uzatmaz.

96. Spihd den yararlanan personel için düzenlenen hizmet belgeleri üzerinden dv ödenmesi gerekir mi? Kanun ve yönetmelik kapsamındaki Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde istihdam edilen personele münhasıran bu görevleri ile ilgili olarak yapılan ücret ödemeleri nedeniyle düzenlenen kağıtlar da dv istisnası kapsamında olduğundan, söz konusu personel için düzenlenen hizmet belgeleri de dv den müstesnadır.

97. Dv istisnası? Kanun kapsamındaki her türlü Ar-Ge ve yenilik faaliyetleriyle ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar (Ar-Ge personeline yapılan ücret ödemelerine ilişkin düzenlenen kağıtlar dahil) dv den müstesnadır.Damga vergisi istisnasının uygulanabilmesi için;

- Ar-Ge ve yenilik faaliyeti kapsamında yapılacak işlemleri belirten ve desteği veren kamu kurum ve kuruluşu,

- Ar-Ge merkezleri ile rekabet öncesi işbirliği projeleri için başvuru yapılan kamu kurumu,

- Teknoloji merkezi işletmeleri için TEKMER müdürlüğü,

- Uluslararası fonlarca desteklenen ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge ve yenilik projeleri için TÜBİTAK,tarafından onaylı listenin, işlem esnasında noter, resmi daireler, diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi işlem yapan kurum ve kuruluşlara ibraz edilmesi yeterlidir. İşlem yapan kurum veya kuruluşlarca başka belge aranmaz.

98. Dvi yararlanmakta olan işletmelerin diğer sözleşme ve ihale kararlarına da istisna uygulanabilir mi?Yönetmelik kapsamında yürütülen Ar-Ge/yenilik faaliyetlerine ya da projelerine ilişkin olarak alınacak ihale kararları ile düzenlenecek sözleşmelerin dvi ndan yararlandırılabilmesi mümkündür. Ancak, İdarece, Ar-Ge veya yenilik faaliyetlerinin yanı sıra proje neticesinde elde edilecek ürünün ya da Ar-Ge ve yenilik faaliyeti dışındaki unsurların alım/satımı hususlarını da ihtiva eden ihale kararları ile sözleşmeler için anılan Kanun kapsamında dvi ndan yararlanılamayacağı kabul edilmektedir.

99. Teknogirişim sermayesi desteği nedir?Teknogirişim sermayesi, örgün öğrenim veren üniversitelerin herhangi bir lisans programından 1 yıl içinde mezun olabilecek durumdaki öğrenci, yüksek lisans veya doktora öğrencisi ya da lisans, yüksek lisans veya doktora derecelerinden birini ön başvuru tarihinden en çok 5 yıl önce almış kişilerin, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini, desteği veren merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından desteklenmesi uygun bulunan bir iş planı çerçevesinde, katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek teşebbüslere dönüştürebilmelerini teşvik etmek için yapılan sermaye desteğini ifade etmektedir.Destekten, merkezî yönetim kapsamındaki kamu idaresi tarafından kabul edilmiş iş planına uygun biçimde ve destek başvurusundan sonra ihdas edilmiş ve girişimcinin tek başına temsil/ilzama yetkili olduğu işletme de yararlanabilir. Söz konusu işletmelere merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerince bir defaya mahsus olmak üzere, teminat alınmaksızın ve hibe olarak 100bin TL kadar teknogirişim sermayesi desteği verilebilir.Kanun kapsamında, yıllık bütçesinde Ar-Ge harcamalarının desteklenmesi amacıyla hibe şeklinde ödeneği bulunan merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin tümü tarafından yapılan ödemelerin toplamı, her takvim yılı için 10milyon TL yi aşamaz. Bu husus merkezî yönetim bütçesinin hazırlanması,uygulanmasında dikkate alınır ve izlenir.

100.5746 ve 5520 kapsamında sağlanan Ar-Ge teşvikleri arasındaki farklar?

- 5746 Sayılı Kanun ile kurumlar vergisi açısından Ar-Ge indirimi, gelir vergisi stopajı teşviki, sigorta prim desteği ve damga vergisi istisnası gibi teşvikler sağlanmışken 5520 Sayılı Kanun ile yalnızca Ar-ge indirimi teşviki sağlanmıştır.

- 5746 Sayılı Kanun’a göre Ar-Ge indirimi uygulaması 31.12.2023 tarihine kadar geçerli olmakla birlikte 5520 Sayılı Kanun’a göre Ar-Ge indirimi uygulamasında herhangi bir süre sınırlaması bulunmamaktadır.

- 5746 Sayılı Kanun’a göre gelecek yıllara devreden Ar-Ge indirimi tutarları yeniden değerleme oranı ile endekslenebilmekte, ancak 5520 Sayılı Kanun’a göre Ar-Ge indirimi tutarı için endeksleme yapılması mümkün bulunmamaktadır.

- 5746 Sayılı Kanun’a göre TÜBİTAK gibi kurumlar tarafından sağlanan hibe ve yardımların (nakit desteklerin) özel bir fon hesabına alınması ve 5 yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir hesaba nakledilmemesi veya işletmeden çekilmemesi gerekmektedir. Diğer taraftan, söz konusu hibe ve yardımlar 5520 Sayılı Kanun’a göre ticari kazancın bir unsuru olarak değerlendirilip gelir yazılacaktır.

- 5746 Sayılı Kanun’a göre finansman giderleri Ar-Ge indirimi hesaplamasında dikkate alınmazken, 5520 Sayılı Kanun’a göre Ar-Ge indirimine konu edilebilmektedir.

- 5746 Sayılı Kanun’a göre 500 ve üzerinde tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli istihdam eden Ar-Ge merkezlerinde ayrıca o yıl yapılan Ar-Ge harcamalarının bir önceki yıla göre artışının yarısı da ilave Ar-Ge indirimi olarak dikkate alınabilirken, 5520 Sayılı Kanun’da böyle bir uygulama yer almamaktadır.

- 5746 Sayılı Kanun’a göre Ar-Ge harcamalarının tamamı VUK’a göre aktifleştirilerek amortisman yoluyla kurum kayıtlarında gider olarak dikkate alınabilmektedir. Diğer taraftan, 5520 Sayılı Kanun’a göre sadece gayri maddi hakka yönelik olarak yapılan harcamaların (kanser ilacının bulunması vb.) aktifleştirilmesi zorunlu olup gayri maddi hakka yönelik olmayan harcamaların aktifleştirilmesi ihtiyaridir. Dolayısıyla söz konusu harcamalar kurum kayıtlarında doğrudan gider olarak dikkate alınabilecektir.

9 Ekim 2010 Cumartesi

Ltd hisse devri.

Soner ALTAŞ / Sanayi ve Ticaret bakanlığı Müfettişi DÜNYA

TTK 503 md 2 fıkrasında “ortaklar tarafından konulan sermaye için, anonim şirkette olduğu gibi hisse senedi çıkarılamaz.” denilmekte, 518. md ise, “sermaye payının, konulması taahhüt edilen sermayeye göre belirleneceği, ancak, pay hakkında tanzim edilecek senetlerin kıymetli evrak vasfını haiz olmayıp sadece bir ispat vasıtası sayılacakları” hükme bağlanmıştır. Bu manada, TTK'da her ne kadar ltd şirketlerde payları temsil etmek üzere senet çıkarma imkanı sağlansa da, bu senet kıymetli evrak vasfında olmayan, sadece sahibinin şirkette pay sahibi olduğunu ispat eden bir belge niteliği taşır. Hal böyle olunca da, ltd şirket hisse senetleri aş hisse senetlerinin aksine devre konu olamazlar. Dolayısıyla, limited şirketlerde pay devri sadece çıplak paylar itibariyle yapılabilir, payları temsil etmek üzere çıkarılacak senetler devredilemezler.

Ltd şirketlerde çıplak payların devri nasıl yapılır ve devir işlemlerinde nelere dikkat edilmelidir? Ltd şirketlerde, paylar, ancak, şirket sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmaması durumunda devre konu olabilirler. Çünkü, TTK,ltd şirketlerde payların devrinin şirket sözleşmesi ile daha ağır koşullara bağlanmasına ya da tamamen yasaklanmasına olanak sağlamıştır. Yine, ortağın şirkete koymayı taahhüt ettiği sermayenin ayın olması durumunda, bu payın şirketin kuruluşunu takip eden 3 yıl içinde bir başkasına devredilmesi yasaktır.

Diğer yandan, TTK, ltd şirket paylarının devrinde, yazılı bir devir sözleşmesi yapılmasını ve tarafların imzalarının noterce tasdik ettirilmiş olmasını şart koşmuştur. Bu nedenle, limited şirketlerde, hisse devir sözleşmesinin ya da hisse devir vaadi sözleşmesinin noter huzurunda yazılı şekilde yapılması gerekir. Aksi takdirde, devir, taraflar arasında dahi herhangi bir hüküm ifade etmez.

Ancak, pay devri sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce tasdik ettirilmiş olması da, devralan kişinin şirket ortağı olması için tek başına yeterli kabul edilmez. Oysa, uygulamada birçok kişi sözleşmenin yapılması ile pay devrinin tamamlandığını farzetmektedir. TTK.na göre, bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Bu manada, pay devrinin limited şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi -yani, geçerlilik kazanabilmesi için- devrin pay defterine kaydedilmesi gerekir.

Buna karşılık,TTK, devrin “pay defteri”ne kaydedilebilmesi için de bazı koşullar aramaktadır. Buna göre, “devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az ¾ ünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az ¾ üne sahip olması” şarttır. Örneğin,2ortaklı ltd şirketlerde, pay devri için, her halükarda ortaklarının ikisinin birlikte karar vermesi gerekir.Yine, muvafakatin reddi halinde de, pay devri geçersiz hale gelir.

Bütün bu düzenlemeler gereği, payını devredecek ltd şirket ortakların, öncelikle şirket sözleşmesinde devri kısıtlayan veya yasaklayan bir hükmün olup olmadığını araştırmaları, pay devri sözleşmesini noterde yazılı şekilde yapmaları, devre ilişkin ortaklar kurulu kararı ile pay defterinin devre ilişkin kayıtlarının tasdikli nüshalarını şirketten talep etmeleri ve sözleşme nüshası ile birlikte bu belgeleri saklamaları, ileride özellikle şirketin amme borçlarına ilişkin sorumluluk noktasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların halli bakımından, menfaatlerine olacaktır.

21 Eylül 2010 Salı

Şirket Birleşmeleri ile ilgili özelge.

İlgili Kanun : Kurumlar Vergisi Kanunu - Yeni

İlgili Madde : KVK-9, 19, 20 İlgili Birim : Gelir ve Kurumlar Vergileri Müdürlüğü Özelge Tarihi : 19.03.2009 Özelge Sayısı : 176300-ÖZ-432/2372

Özelge Konusu : Birleşme sonucu ortaya çıkan sermaye farklarının hangi hesapta izleneceği ile devir tarihi itibarıyla ortaya çıkan zararlar ve devir alınan şirketin geçmiş yıl zararların mahsup yapılıp yapılmayacağı hakkında

Özelge Özeti : İlgide kayıtlı dilekçelerinizde ....... Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ............ vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu, iştirakiniz olan ..... A.Ş. ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 18 ve 19’uncu maddelerine uygun olarak birleştiğinizi, birleşme öncesi nominal sermayenizin ..............-TL, ..... A.Ş.’nin nominal sermayesinin ise ..........-TL olduğu, birleşmeye ilişkin Asliye Ticaret Mahkemesince tespit edilen bilirkişinin birleşme ile ilgili tespit ettiği değişim oranına göre devir aldığınız şirketin sermayesinin ..........-TL olarak belirlendiğini ve birleşme sonrası sermayenizin ..............-TL olarak tespit edildiği belirtilerek, birleşme ile nominal sermayedeki bu azalışın........ şirketinizde hangi hesapta takip edileceği, iştirakiniz olan ....... şirketi ile birleşme esnasında yapacağınız sermaye artırımının kurumunuza ait ..... şirketinin hisselerinin itibari değeri kadar az olacağı, eğer ..... şirketinin kayıtlarınızda yer alan satın alma değeri bu şirketin sermayesindeki iştirak payınızın nominal değerinden daha fazla ise aradaki farkın da kurumun vergiye tabi kazancı ile ilişkilendirilmeksizin ya geçici hesaplarda izleneceği, ya da bu geçici hesapların Kanunen Kabul Edilmeyen Gider olarak değerlendirilerek kurum vergi matrahını azaltmadan sonuç hesaplarına aktarılacağı belirtilerek, iştirak hisselerinize ait olan ve iştirak hisselerinizin alt hesaplarında izlenen ''İştirakler enflasyon farkları''nın da kanunen kabul edilmeyen gider olarak sonuç hesaplarına aktarılmasının mümkün olup olmadığı ile 2008 yılına ilişkin şirketiniz kurumlar beyannamenizde devralınan .....şirketine ilişkin 2008 dönem net zararını gösterebileceğiniz yer olmadığı belirtilerek, ..... şirketinin 2008 yılı dönem net zararının şirketinizce indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı KVK ''Devir, bölünme ve hisse değişimi'' başlıklı 19’uncu maddesinde;

(1) Bu Kanunun uygulanmasında aşağıdaki şartlar dahilinde gerçekleşen birleşmeler devir hükmündedir:

a) Birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanunî veya iş merkezlerinin Türkiye'de bulunması.

b) Münfesih kurumun devir tarihindeki bilânço değerlerinin,birleşilen kurum

tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilânçosuna geçirilmesi.

(2) Kurumların yukarıdaki şartlar dahilinde tür değiştirmeleri de devir hükmündedir.

…….'' hükümlerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 1 Seri No.lu KVKGT ''Devir'' başlıklı 19.1 bölümünde;''….Bir kurumun kendisinde iştiraki bulunan veya iştirak ettiği başka bir kurumu kül halinde devralması nedeniyle kurum bünyesinde yapacağı sermaye artışının söz konusu iştirak paylarına isabet eden tutarda daha az gerçekleşmesi Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartların ihlali anlamına gelmemektedir.

İştirakler hesabında yer alan değerin, iştirak hisselerinin itibari değerine eşit olmaması halinde aradaki müspet veya menfi farkın kurumun vergiye tabi kazancının tespiti ile ilgilendirilmeksizin geçici hesaplarda izlenmesi mümkün olup bu geçici hesapların vergiye tabi kurum kazancının tespiti ile ilişkilendirilmeksizin kurum kayıtlarında sona erdirilmesi de mümkün bulunmaktadır.'' açıklamalarına yer verilmiştir.

Öte yandan,5520 KVK 20.md ise; ''Devir, bölünme ve hisse değişimi hallerinde vergilendirme'' başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında;''(1) Devirlerde, aşağıdaki şartlara uyulduğu takdirde, münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançlar vergilendirilir; birleşmeden doğan kârlar ise hesaplanmaz ve vergilendirilmez:

a) Şirket yetkili kurulunun devre ilişkin kararının Ticaret Sicilinde tescil edildiği tarih, devir tarihidir. Münfesih kurum ile birleşilen kurum;

1) Devir tarihi itibarıyla hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesi ile,

2) Devir işleminin hesap döneminin kapandığı aydan kv beyannamesinin verildiği ayın sonuna kadar geçen süre içerisinde yapılması halinde, münfesih kurumun önceki hesap dönemine ilişkin olarak hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesini,birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde münfesih kurumun bağlı bulunduğu vergi dairesine verirler.

b) Birleşilen kurum, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini münfesih kurumun birleşme sebebiyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt eder. Mahallin en büyük mal memuru, bu hususta birleşilen kurumdan ayrıca teminat isteyebilir.…'' hükümleri yer almaktadır.

Ayrıca, anılan Kanunun ''Zarar Mahsubu'' başlıklı 9.md de ise; ''(1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek şartıyla aşağıda belirtilen zararlar indirim konusu yapılır:

a) 5 yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararlar.Kanunun 20.md 1.fıkrası çerçevesinde devralınan kurumların devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararları ile 20.md 2 fıkrası kapsamında gerçekleştirilen tam bölünme işlemi sonucu bölünen kurumdaki öz sermayesinin devralınan tutarını geçmeyen ve devralınan kıymetle orantılı zararların indirilmesinde aşağıdaki şartlar ayrıca aranır:

1)Son 5yıla ilişkin kv beyannamelerinin kanunî süresinde verilmiş olması.

2) Devralınan kurumun faaliyetine devir veya bölünmenin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az 5 yıl süreyle devam edilmesi.

Bu şartların ihlâli halinde, zarar mahsupları nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı doğmuş sayılır......''hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, 1 Seri No.lu KVGT ''Zarar mahsubu'' başlıklı 9’uncu bölümünde;

''….9.2. Devir ve bölünme durumunda zarar mahsubu Devir veya tam bölünme hallerinde, varlıkları devralan kurumlar, devralınan veya bölünen kurumların zararlarını aşağıda belirtilen sınırlamalar çerçevesinde mahsup imkanına sahiptirler.

Buna göre devralan kurumlar, kendi bünyelerinde oluşan zararların yanı sıra;

-Devir halinde devralınan kurumların devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararları ile

-Tam bölünme işlemi sonucu bölünen kurumun öz sermaye tutarını geçmeyen zararlarını kazançlarından indirebileceklerdir.

Devir ve bölünme hallerinde devreden zarar tutarları, devralınan veya bölünen kurumun öz sermayesi ile sınırlıdır. Tam bölünme işleminde, bölünen kurumun zararlarından, söz konusu kurumun öz sermayesinin devralınan tutarını geçmeyen ve devralınan kıymetle orantılı zarar kısmı mahsup edilebilecektir.

9.2.1. Öz sermaye tutarı Öz sermaye, kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca devir veya bölünme tarihi itibarıyla tespit edilmiş olan öz sermayesidir. Vergi Usul Kanununun 192’nci maddesi uyarınca, aktif toplamı ile borçlar arasındaki fark öz sermayeyi teşkil etmektedir. Öz sermaye hesabında bu Tebliğin (12.1.5) bölümünde yapılan açıklamalar dikkate alınacaktır.Devralınan veya bölünen kurumun öz sermaye tutarının sıfır veya negatif olması halinde bu kurumların zararlarının mahsubu mümkün değildir.

9.2.2. Devir ve bölünme halinde zarar mahsubu yapılabilmesinin şartları

Devir ve bölünme halinde zarar mahsubunun yapılabilmesi için;

-Devralınan veya bölünen kurumların son 5 yıla ilişkin kv beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması,

-Devir veya bölünme neticesinde zarar mahsubu yapacak kurumun, aynı faaliyete devir veya bölünmenin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az 5 yıl süreyle devam etmesi,gerekmektedir.

KVK 9.md ile devir ve bölünme işlemlerinde zarar mahsubu yapılabilmesi için ''aynı faaliyete devam'' şartı getirilmiştir. Bu şart, mülga 5422 sayılı Kanunun mükerrer 14.md yer alan ''aynı sektörde faaliyet gösterme'' şartından daha dar kapsamlı bir şart olup devralan kurumların devir veya bölünmenin meydana geldiği tarihten itibaren en az 5 yıl süreyle, devralınan veya bölünen kurumların faaliyetlerini devam ettirme zorunluluğu bulunmaktadır.

Vergiden kaçınma amacına yönelik olarak ekonomiye kazandırılması mümkün olmayan kurumların devir veya bölünme suretiyle devralınması ya da devralınan veya bölünen kurumların faaliyetinin 5 yıllık süre içinde arızi hale getirilerek kısmen durdurulması veya sona erdirilmesi gibi ekonomik olmayan sebeplerle devir ve bölünme işleminin yapılması halinde zarar mahsubu mümkün değildir.

Şartların ihlali halinde zarar mahsubu olanağı ortadan kalkacağından, gerekli düzeltme işlemi yapılacak; yersiz zarar mahsubu nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı doğmuş sayılacaktır.

9.2.3. Devir ve bölünme halinde zarar mahsubunun sırası ve mahsup edilemeyen zarar tutarları Devralınan zararlar, devreden veya bölünen kurumda doğduğu dönemden itibaren 5 yıllık süre içinde mahsup edilebilecektir.

Devir ve bölünme halinde mahsup edilebilecek zararlar, hangi hesap dönemine ait olduğu devralan kurumların beyannameleri ekinde ayrıca bildirilmek şartıyla, mükelleflerce serbestçe belirlenebilecektir. Öz sermaye sınırlamasını aşan zarar tutarları ise iptal edilecektir.'' açıklamalarına yer verilmiştir.

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre; şirketiniz tarafından bütün halinde devir alınan ....... ünvanlı şirket tarafından son 5 yıla ilişkin kv beyannamelerinin kanunî süresinde verilmiş olması ve söz konusu kurumun faaliyetine devrin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az 5 yıl süreyle devam edilmesi kaydıyla, devralınan kurumun devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararlarının (..... ünvanlı şirketin özsermaye tutarının sıfır ve negatif olmaması halinde ve doğduğu dönemden itibaren 5yıllık süre içinde indirim konusu yapılabileceği hususu da dikkate alınarak) indirim konusu yapılması mümkündür.

Ancak, devralınan kurumun faaliyetinin zarar mahsubu yapıldıktan sonra, 5 yıllık süre içinde arızi hale getirilerek kısmen durdurulması veya sona erdirilmesi halinde, zarar mahsubu uygulamasından yararlanılmasının mümkün olmayacağı ve şartların ihlali halinde, zarar mahsubu olanağı ortadan kalkacağından gerekli düzeltme işleminin yapılarak, yersiz zarar mahsubu nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı doğacağı tabiidir.

Ayrıca, şirketinizin iştirak ettiği ..... ünvanlı şirketi kül halinde devralması nedeni ile yapacağı sermaye artışının söz konusu iştirak paylarına isabet eden tutarda daha az gerçekleşmesi, 1 Seri No.lu KVGT ''Devir'' başlıklı 19.1 bölümüne göre şartların ihlali anlamına gelmeyecektir.

Bu itibarla, şirketinizin iştirakler hesabında yer alan değerin, iştirak hisselerinin itibari değerine eşit olmaması halinde aradaki müspet veya menfi farkın kurumun vergiye tabi kazancı ile ilişkilendirilmeksizin geçici hesaplarda izlenmesi mümkün olup bu geçici hesapların vergiye tabi kurum kazancının tespiti ile ilişkilendirilmeksizin kurum kayıtlarında sona erdirilmesi mümkün bulunmaktadır.

Diğer taraftan, 3568 SM SMMM YMM K. 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nin ''68 - Olağandışı Gider ve Zararlar'' No.lu Hesap Kodunda ''İşletmenin olağan faaliyetlerinden bağımsız olan ve bu nedenle sık sık ve düzenli olarak ortaya çıkması beklenmeyen işlem ve olaylardan kaynaklanan gider ve zararların yer aldığı hesap grubudur.'' denilmektedir.

Öte yandan, tekdüzen muhasebe sisteminin uygulanmasına ilişkin açıklamalar, 26/12/1992 tarih ve 21447 mükerrer sayılı RG de yayımlanan 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve daha sonra bu konuda yayımlanan diğer tebliğlerde yapılmış olup, söz konusu tek düzen muhasebe sisteminin uygulanması 01.01.1994 tarihinden itibaren zorunlu hale getirilmiştir.

Bu itibarla, VUK a göre işletme faaliyeti ile ilgili olmayan veya VUK da belirtilen ölçülerin üzerindeki harcamalar ''Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler'' hesabında gösterilir. Tekdüzen muhasebe sisteminde kanunen kabul edilmeyen giderler ile ilgili ana hesap yoktur. Bu nedenle kanunen kabul edilmeyen giderler '' 68-Olağandışı Gider ve Zararlar'' hesabının bir alt hesabı olarak gösterilirler.

Bu açıklamalara göre, şirketinizin birleşme ile nominal sermayedeki bu azalışı, '' 68-Olağandışı Gider ve Zararlar'' hesap grubunda izlemeniz gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Açıktan ödemelerin yarattığı sorunlar ve riskler.

Sayın Müşterimiz,

İşçi ücretleri ve işyeri kiraları üzerinden ödenmesi gereken vergi ve sosyal güvenlik primlerinin yüksekliği ve bunları ödemeyen rakip firmaların sektörlerinde yarattığı olumsuz etkinin sonucu olarak daha az vergi ve prim yükü hedeflenerek işçilerin düşük ücretle kuruma bildirimi ve kira ödemelerinin vergi dairesine düşük bildirilmesine neden olmaktadır.

Bunun sonucunda da ödenmiş olmasına rağmen ödendiği kayda geçmeyen ücret ve kiralar nedeniyle işletmelerde kasa fazlası oluşmakta,bu tutar kasada da bekletilse, şirket ortakları yada firma sahibi tarafından çekilse de sorunlara neden olabilmektedir.(Ayrıca elde edilen önceki yıl karlarının aslında doğal olarak firma sahiplerince çekilmiş olmasına rağmen,kar dağıtım stopajı ödememek için çekilmemiş görünüp şirket sermayesine eklenmeside kasa fazlasına neden olmaktadır.)

Bu yolla muhtasar vergi ve sigorta priminde indirim sağlanmakta ancak bu tür ödemeler gider kaydedilemediğinden, kar yüksek kalmakta, bunun sonucunda da kurumlar vergisi yükselmektedir.Bu vergiyi daha aza çekebilmek için de bu kez firma stoklu çalışmakta ise stok değerleri gerçek dışı tutarlara çekilmektedir.
Firma böylece hem gerçek giderleri hemde stok değerleri açısından gerçeği yansıtmayan mali tablolara mahkum olmaktadır.

Aslında firma kayıtlarının bir şekilde başka bir nedenlede olsa incelenmesi halinde bu durum, kasada nakit fazlası, stok değerlerinde düşüklük, randıman hesaplarında standartlardan sapma şeklinde dikkat çekici olabilmektedir.

Böyle bir tespitin sonucunda 3 farklı türde ek vergi talep edilebilir :
1-Kasada aslında mevcut olmayan ama kayıtlarda var görünen tutarı şirket ortaklarının çektiği kabul edilerek şirkete bu kişilerden faiz ödenmesi gerektiği ve bu faiz tutarının kurum karına eklenmesi gerektiği rapor edilerek bu tutar üzerinden ek kurumlar vergisi istenebilir,
2-Bu hesaplanan fark üzerinden katma değer farkı istenebilir,
3-Hesaplana faiz işletmeden ortaklarca çekilmiş kabul edilerek dağıtılmış kar payı stopajı istenebilir,

Ve tabi tüm bu hesaplanan ek vergilerin 2 katı kadar ceza ve vergilerin vade tarihleri ile tespit ve ödeme tarihine kadar geçen süre için gecikme zammı da uygulanır.Gerçi bu tür bir denetim geçirildiğinde tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma yada veregi davası ile karşılaşılacak tahribatın minimuma indirilmesi sözkonusudur, ancak bunları yaşamamak için yapılması gerekenler:
-Açıktan ödeme yapılmamalıdır.
-Biriken kasa fazlaları için kar dağıtımı yapılarak %15 oranında kar
dağıtım stopajı ödemeyi kabullenmek gerekir.

Yukarıda anlatılanlar esas olarak anonim ve limited şirketler için geçerlidir, bilnaço usulünde kayıt tutuluyor olmasına rağmen “şahıs firması” durumundaki işletmelerde kasa fazlası,kar dağıtmak şeklinde bir sorun yoktur ama ücret ve kiralarda açıktan ödemeler nedeniyle stok değerlerine kadar uzanan sorun vardır.
(Bu konuyu MuhasebeTR internet sitesindeki bir makaleyi baz alarak ele aldım)

28 Ağustos 2010 Cumartesi

İŞ Güvenliğini Hatırlayalım.

Her işyerinde iş güvenliği yok;
Aynı işverene ait,aynı il içinde,aynı işkolundaki işçilerin toplamı 30 un üzerinde ise,en az 6 ay kıdemli ve belirsiz süreli iş akdi ile çalışan işçi iş güvenliği kapsamındadır.(Taşaronun işçileri 30 içinde sayılmaz.) Belirli süreli olarak çalışan ancak zincirleme olarak tekrarlanan sözleşme ile çalışan işçi belirsiz süreli çalışıyor sayılır.
İşveren bu durumdaki işçiyi geçerli neden yada haklı neden olmadan işten çıkaramaz.
Geçerli neden: Genel hammadde kıtlığı,ulusal mali kriz,stok fazlası,teknolojik gelişme,afet nedeniyle iş durması gibi nedenlerdir.
Haklı neden: işçinin ihbar önel süresinin 6 hafta daha fazlası kadar istirahat alması, bir haftadan fazla zorunlu olarak üretimin durması,4857 sy 25/2 ye göre ahlak ve iyiniyet dışı sorunu olan işçi için haklı nedenle çıkış yapılabilir.(örneğin , 2 gün üst üste,2 haftasonunu izleyen gün,bri ayda 3 gün işe gelmeme)
Bunlara göre işçi iş güvenliği kapsamındadır.
Ancak bu 30 işçiden fazla işçi istihdam eden işvereninin ne olursa olsun işe alıp 6 aydan fazla çalıştırdığı her işçisini hiçbir zaman işten çıkaramayacağı anlamına gelmez.İşten çıkarılan işçi işten çıkarıldığı kendisine tebliğ edildikten sonraki 1 ay (30 gün değil!) içinde iş aktinin feshinin geçersiz olduğu iddiası ve işe iade talebi ile dava açar,bu davalar hılzı görülen davalardır yerel mahkeme 2 ay ,üst mahkeme 1 ay içinde karara varır,kararda işçi haklı ise, 10 gün içinde işçinin işverene başvurması,işvereninde 1 ay içinde bu başvuruyu yanıtlaması gerekir.
İşte bu yanıtta bu karara rağmen işveren işçiyi işe almayabilir, ancak bu durumda işçiye ihbar ve kıdem tazminatına ek olarak işçinin çalışmadığı süreye ait ücretlerinide ödemek zorundadır.

10 Ağustos 2010 Salı

MuhasebeTR kaynaklı İBRA uyarıları:

İbra Sözleşmeleri

İbranın doğru yer ve zamanda, hukuka uygun şekilde yapılması halinde, gündeme getirilecek her haksız talep ve iddia mahkemece reddedilecektir.
İbra, alacaklının ivazlı ve ivazsız olarak alacağının tamamından veya bir kısmından borçlu lehine feragat etmesi, daha doğrusu itfa edilmiş gibi kabul eylemesidir. İbra, iki taraflı bir akittir.İş hukuku açısından gerçek bir ihtiyaca cevap verdiği tartışmasız olan ibra sözleşmesinin kanunlarda yer almaması önemli bir eksikliktir. Bu eksiklik zorunlu olarak içtihatlarla doldurulmaya çalışılmıştır.İbra belgelerinin geçerliliği ve sonuçları ile ilgili bazı tereddütlerden yola çıkarak, bu sistem içerisinde Yargıtay’ın uygulamasını ortaya konarak durum tetkik edilmelidir.
İbra sözleşmesi yapılabilmesi için; öncelikle bir alacak/borç ilişkisi ve bu ilişkinin tarafları yani işveren ve işçi olmalıdır. İbra sözleşmesi taraflarının tam ehliyetli olması şarttır. Aksi halde ibra sözleşmesi hüküm ifade etmez. 18 yaşını doldurmamış ve mümeyyiz kısıtlı yönünden durum ise, veli ya da vasinin izin ya da icazeti ile olur.
İbra sözleşmesinin düzenleme zamanı hizmet akdinin bitimidir. Gelecekteki bir hak ibra sözleşmesinin konusuna girmez. Buna göre ileride ortaya çıkacak bir alacakla ilgili şimdiden bir ibra sözleşmesi düzenlenmesi imkânsızdır. Her ne kadar ibra için bir şekil şartı öngörülmemiş olsa da, HUMK. nun 288/2. maddesinde ise ibra borçluyu borçtan kurtarma olarak açıklanırken, ibranın yazılı olarak yapılması şartının getirildiği görülmektedir.
İbra bir sözleşme olunca, sözleşme yapma iradesini sakatlayan sebepler ibrayı da geçersiz kılmaktadır. Bunlar, hata (BK md. 23-27), hile (BK md. 28), ikrah (BK md. 29-30) ve gabin (BK md. 21) olarak karşımıza çıkar. Sözleşmelerimizin yargı konusu olmaması için dikkat edilmesi gereken hususlar,
- İbranamelerin tamamının işçinin kendi el yazısı ile yazması; daktilo, bilgisayar çıktısı veya bir başkasının el yazısı ile yazılmış ibranamelerde “tarih, miktar, ad-soyad” ın mutlaka ibra eden tarafından doldurulması farklı kalemlere yer verilmemesi ve metin ile imza arasında boşluk bırakılmaması gerekir.
- İbra edilen alacakların, örneğin fazla çalışma ücreti yıllık izin ücreti, ihbar tazminatı, kıdem tazminatında olduğu gibi nitelikleri ayrı ayrı tereddütsüz bir şekilde ibranamede yer almalı, uygulanmayan ücret veya ücretin ödeme türlerine kesinlikle yer verilmemelidir. İstifa eden bir işçiye düzenlenen ibranamede “kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarımı aldım” gibi ibarelere yer verilmemelidir.
- İşçinin hizmetinden doğan alacak taleplerine (ücret, fazla mesai, ikramiye, izin ücreti,sosyal yardım vs.) ilişkin alınmış bir ibranamede miktar belirtilmemiş olması, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin görüşüne göre de ibranın geçersizliği sonucunu doğurmaz.Oysa Hizmet tespiti ve iş kazalarına ilişkin maddi-manevi tazminat taleplerine bakan Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin görüşüne göre, miktar belirtilmeyen ibraname yazısının geçerliliği bulunmamaktadır. İçeriğinde miktar belirtilerek düzenlenen makbuz niteliğindeki ibranameler, Mahkemece olayla ilgili kusur, maluliyet ve tazminat yönüyle bilirkişi incelemesiyle işveren aleyhine ortaya çıkan maddi tazminatın tutarı ibranamede belirtilen ödeme ile karşılaştırılarak üzerinde olan kısmı faizi bile birlikte işverenden tazmin söz konusu olur.
- Bir işyerinin mülkiyet devri ve işçilerin aynı yerde çalışmaya devam etmesi halinde dikkat etmemiz gereken husus, devir alan işveren devredenle birlikte işçilerin haklarından sorumludur. Devreden işletmenin sorumluluğu iki yıl ile sınırlı tutulmuştur. Devralan ise, devredene karşı işçilerin geçmişten gelen haklarıyla ilgili sahip olduğu (kıdem tazminatı haricindeki) tüm hak, alacak ve taleplerinden iş akitleri sona erene kadar sorumludur. Kıdem tazminatlarından ise her işveren kendi dönemiyle ilgili sorumludur.
- İşçi kendisine işveren tarafından ödenmek istenen haklarını almak istemez ise, işçinin adına kayıtlı ve maaş çekmedi kullandığı bir banka hesabı varsa, bu hesaba yatırılabilir veya PTT kanalıyla adresine havale yoluyla ödeme gönderilebilir. Yahut iş mahkemelerine müracaat edilerek, Tevdi Mahalli Tayini talep edilebilir. Bu hususta iş mahkemesine dilekçe ile müracaat edilir, İş Mahkemesi işçi adına bir banka hesabı açtırır ve bu hesaba paranın yatırılmasını işverenden ister. İşveren bu parayı yatırdıktan sonra, işçiye gerekli bildirimi mahkeme yapar. İşçi ödemeyi almak istemez ve işverende yukarıda belirttiğimiz yollara müracaat etmez ise, işveren; işçiye karşı, işçinin alacağının doğduğu günden itibaren faiz ödemek zorunda kalabilir. İşçinin hizmetiyle ilgili alacaklardan, maaş, ikramiye, fazla mesai ücretleri, hafta tatili izin ücretleri, genel tatil izin ücretleri, kıdem tazminatının gecikmesi halinde işveren işçiye, piyasadaki en yüksek banka mevduat faizi oranında gecikme faizi ödemek zorunda kalır. Yıllık izin ücreti, ihbar tazminatı ve maddi-manevi tazminat alacaklarında ise gecikme halinde işveren, işçiye yasal faiz ödemek zorunda kalır.
- Ücret, fazla mesai, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti alacaklarında zaman aşımı süresi, bu alacakların doğduğu tarihten itibaren 5 yıldır. Yıllık ücretli izin alacaklarında zaman aşımı süresi ise, iş akdinin feshi tarihinden itibaren 5 yıldır. İş kazalarından kaynaklanan maddi-manevi tazminat taleplerinde zaman aşımı süresi 10 yıldır.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

6009 a göre Ö.Usulsüzlük Cezaları:

Tarih: 02.08.2010 6009 Sayılı Kanun ile Vergi Usul Kanunu’nun özel usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümlerinde değişiklikler yapıldı.
A. VUK mükerrer 355. madde kapsamındaki özel usulsüzlük cezaları
Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesinde, bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257. madde hükmüne uymayanlara kesilecek özel usulsüzlük cezalarına yer verilmektedir. Kısaca, Vergi Usul Kanunu’nun 256. maddesinde defter, belge ve diğer kayıtların ibraz mecburiyeti, 257. maddede ise işyerinde yapılacak vergi incelemelerinde inceleme elemanına çalışma yeri gösterme, izahat verme yükümlülüğü gibi diğer ödevler sayılmaktadır. Mükerrer 257. madde ise Maliye Bakanlığı’na çeşitli konularda düzenleme yapma yetkisi veren bir maddedir. Bu madde uyarınca Maliye Bakanlığı özetle;
- Mükellef ve meslek grupları itibariyle muhasebe usul ve esaslarını tespit etmeye,
- Tutulmakta olan yada tutulması veya düzenlenmesini uygun gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye,
- Bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya,
- Mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirmeye,
- Vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye,
- Vergi kanunlarının uygulanmasıyla ilgili olarak levha kullandırma ve asma zorunluluğu getirmeye ve kaldırmaya,yetkili kılınmıştır. Bakanlık yukarıda yer verilen yetkilerin büyük bir kısmını çeşitli tarihlerde yayınlamış olduğu tebliğlerle kullanmıştır.

1. Tahsilat ve ödemelerin bankadan yapılma zorunluluğuna uymayanlara kesilecek özel usulsüzlük cezaları;MB na VUK mük.257/2 ile
mükelleflere, muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğu getirme yetkisi verilmiştir. Maliye Bakanlığı da bu yetkisini kullanarak 320 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile uygulamanın esaslarını belirlemiştir. Daha sonra 323, 324 ve 332 sıra numaralı tebliğlerle uygulamada bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu tebliğlerde belirtilen esaslar çerçevesinde mükelleflerin ticari işlemleri ile nihai tüketicilerden mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları 8.000 TL’yi aşan tahsilat ve ödemelerini banka, özel finans kurumları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracılığıyla yapmaları gerekmektedir.Diğer taraftan 268 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği ile de, konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde kira geliri elde edenler, işyerlerinde ise işyerini kiraya verenler ile kiracıların kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerini, 1 Kasım 2008 tarihinden itibaren banka veya PTT Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğu getirilmiştir.
Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesinin 4. fıkrasında ise tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflere kesilecek özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm yer almaktadır.
Bu zorunluluğa uymayan mükelleflerden her birine,her bir işlem için birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı için 1.000 TL, ikinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler için 500 TL ve bunlar dışında kalanlar için 250 TL den az olmamak üzere, işleme konu tutarın % 5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilmektedir.

6009 Sayılı Kanun’un 12. md göre bu mükelleflere bir takvim yılı içinde kesilebilecek ö.usulsüzlük cezasının toplamı 770.000 TL’yi geçemeyecektir.RG de yayın tarihi itibariyle (1 Ağustos 2010) yürürlüğe girmiştir.

2. Beyanname, bildirim ve formların elektronik ortamda verilme zorunluluğuna uymayanlara kesilecek özel usulsüzlük cezaları (VUK 355 1.fıkra)
2010 yılında aşağıdaki tutarlarda özel usulsüzlük cezası kesilecektir.
- I.sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 1.000 TL,
-II.sınıf tüccarlar,defter tutan çiftçiler,basit usule tabi olanlar hakkında 500 TL,
- Yukarıdakilerin dışında kalanlar hakkında 250 TL.
Mükerrer 355. maddenin 5. ve 6. fıkralarında ise yasal süresi geçtikten belli bir süreye kadar elektronik olarak verilen beyannameler ile yine yasal süresi geçtikten sonra belli bir süre içerisinde düzeltme amacıyla verilen bildirim ve formlar için uygulanacak ceza indirimlerine yer verilmektedir.

a. Elektronik ortamda beyanname verilme zorunluluğuna uyulmaması(VUK 355/5) 6009/12. md
- Beyannamenin elektronik ortamda 30 günde 1/10 oranında (100 TL),
- İzleyen 30 günde elektronik ortamda verilmesi halinde 1/5 oranında (200 TL),
- 60 günden sonra elektronik ortamda verilmesi halinde 1/1 oranında (1.000 TL)
RG’de yayımlandığı tarih itibariyle (1 Ağustos 2010) yürürlüğe girmiştir.
b.Düzeltme amacıyla verilen bildirim,form,beyannamelerde ceza.(VUK355/6) -10 günde verilmesine ceza kesilmeyecek, -izleyen 15 günde verilmesi halinde 1/5 oranında (200 TL),
-25 günlük sürenin aşılmasından sonra verilmesi halinde 1/1 oranında (1.000 TL)
özel usulsüzlük cezası kesilecektir. (1 Ağustos 2010)

26 Temmuz 2010 Pazartesi

1/7/2010 Asgari ücret (16 yaşından büyük işçi)

1/7/2010 dan itibaren asgari ücretli işçinin işverene maliyeti:

net ücret..................544,44

sigorta primi.............277,59

vergisi....................101,98

toplam ................................924,01


yada

brüt ücret ................760,50

işveren sigorta payı...........163,51

toplam.........................................924,01

1/7/2010 Asgari ücret (16 yaşından büyük işçi)

1/7/2010 dan itibaren asgari ücretli işçinin işverene maliyeti:
net ücret..................544,44
sigorta primi.............277,59
vergisi....................101,98
toplam ................................924,01

yada
brüt ücret ................760,50
işveren sigorta payı...........163,51
toplam.........................................924,01

23 Temmuz 2010 Cuma

Vergi davasında usul.

iDARi YARGIDA DAVA ACILIRKEN DiKKAT EDiLMESi GEREKEN HUSUSLAR -2577-İYUK
Idari Davalarin Acilmasi MADDE 3.
1.Idari davalar,Danistay,idare mahkemesi,vergi mahkemesi baskanliklarina hitaben yazilmis imzali dilekcelerle acilir.
2. Dilekcelerde;
a) Taraflarin ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadlari veya unvanlari ve adresleri,
b) Davanin konusu ve sebepleri ile dayandigi deliller,
c) Davaya konu olan idari islemin yazili bildirim tarihi,
d) Vergi, resim, harc, benzeri mali yukumler ve bunlarin zam ve cezalarina iliskin davalarla tam yargi
davalarinda uyusmazlik konusu miktar,
e) Vergi davalarinda davanin ilgili bulundugu verginin veya vergi cezasinin nevi ve yili, teblig edilen
ihbarnamenin tarihi ve numarasi ve varsa mukellef hesap numarasi, gosterilir.
3. Dava konusu kararin ve belgelerin asillari veya ornekleri dava dilekcesine eklenir. Dilekceler ile bunlara ekli evrakin ornekleri karsi taraf sayisindan bir fazla olur.
Dilekcelerin Verilecegi Yerler MADDE 4.
Dilekceler ve savunmalar ile davalara iliskin her turlu evrak, Danistay veya ait oldugu mahkeme baskanliklarina veya bunlara gonderilmek uzere idare veya vergi mahkemesi baskanliklarina, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk hakimliklerine veya yabanci memleketlerde Turk konsolosluklarina verilebilir.
Ayni Dilekce ile Dava Acilabilecek Haller MADDE 5.
1. Her idari islem aleyhine ayri ayri dava acilir. Ancak, aralarinda maddi veya hukuki yonden baglilik yada sebep-sonuc iliskisi bulunan birden fazla isleme karsi bir dilekce ile de dava acilabilir.
2. Birden fazla kisinin ortak dilekce ile dava acabilmesi icin davacilarin hak veya menfaatlerinde
istirak bulunmasi ve davaya yol acan maddi olay veya hukuki sebeplerin ayni olmasi gerekir.
Dava Acma Suresi MADDE 7.
1. Dava acma suresi, ozel kanunlarinda ayri sure gosterilmeyen hallerde Danistayda ve idare
mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gundur.
2. Bu sureler;
a) Idari uyusmazliklarda; yazili bildirimin yapildigi,
b) Vergi, resim ve harclar ile benzeri mali yukumler ve bunlarin zam ve cezalarindan dogan uyusmazliklarda: Tahakkuku tahsile bagli olan vergilerde tahsilatin; teblig yapilan hallerde veya teblig yerine gecen islemlerde tebligin; tevkif yoluyla alinan vergilerde istihkak sahiplerine odemenin; tescile bagli vergilerde tescilin yapildigi ve idarenin dava acmasi gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararinin idareye geldigi;Tarihi izleyen gunden baslar.
3. Adresleri belli olmayanlara ozel kanunlarindaki hukumlere gore ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, ozel kanununda aksine bir hukum bulunmadikca sure,son ilan tarihini izleyen gunden 15gun sonra islemeye baslar.
4. Ilanı gereken duzenleyici islemlerde dava suresi, ilan tarihini izleyen gunden itibaren baslar.Ancak bu islemlerin uygulanmasi uzerine ilgililer, duzenleyici islem veya uygulanan islem yahut her ikisi aleyhine birden dava acabilirler. Duzenleyici islemin iptal edilmemis olmasi bu duzenlemeye dayali islemin iptaline engel olmaz.
Surelerle Ilgili Genel Esaslar MADDE 8.
1. Sureler, teblig, yayin veya ilan tarihini izleyen gunden itibaren islemeye baslar.
2. Tatil gunleri surelere dahildir. Su kadarki, surenin son gunu tatil gunune rastlarsa, sure tatil
gununu izleyen calisma gununun bitimine kadar uzar.
3. Bu Kanunda yazili surelerin bitmesi calismaya ara verme zamanina(adli tatile) rastlarsa bu sureler, ara vermenin sona erdigi gunu izleyen tarihten itibaren yedi gun uzamis sayilir.
Gorevli Olmayan Yerlere Basvurma MADDE 9.
1.Cozumlenmesi Danistayin, idare ve vergi mahkemelerinin gorevlerine girdigi halde, adli ve askeri yargi yerlerine acilmis bulunan davalarin gorev noktasindan reddi halinde, bu husustaki kararlarin kesinlesmesini izleyen gunden itibaren otuz gun icinde gorevli mahkemede dava acilabilir. Gorevsiz yargi merciine basvurma tarihi, Danistaya, idare ve vergi mahkemelerine basvurma tarihi olarak kabul edilir. 2. Adli veya askeri yargi yerlerine acilan ve gorevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, gorevsizlik kararinin kesinlesmesinden sonra birinci fikrada yazili otuz gunluk sure gecirilmis olsa dahi, idari dava acilmasi icin ongorulen sure henuz dolmamis ise bu sure icinde idari dava acilabilir.
Idari Makamlarin Sukutu MADDE 10.
1 Ilgililer,haklarinda idari davaya konu olabilecek bir islem veya eylemin yapilmasi icin idari makamlara basvurabilirler.
2. 60 gun icinde bir cevap verilmezse istek reddedilmis sayilir. ilgililer altmis gunun bittigi tarihten itibaren dava acma suresi icinde, konusuna gore Danistaya, idare ve vergi mahkemelerine dava acabilirler. Altmis gunluk sure icinde idarece verilen cevap kesin degilse ilgili bu cevabi, isteminin reddi sayarak dava acabilecegi gibi, kesin cevabi da bekleyebilir. Bu takdirde dava acma suresi islemez. Ancak, bekleme suresi basvuru tarihinden itibaren 6 ayi gecemez. Dava acilmamasi veya davanin sureden reddi hallerinde, 60 gunluk surenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabin tebliginden itibaren 60 gun icinde dava acabilirler.
Ust Makamlara Basvurma MADDE 11.
1.Ilgililer tarafindan idari dava acilmadan once,idari islemin kaldirilmasi,geri alinmasi, degistirilmesi veya yeni bir islem yapilmasi ust makamdan, ust makam yoksa islemi yapmis olan makamdan, idari dava acma suresi icinde istenebilir. Bu basvurma, islemeye baslamis olan idari dava acma suresini durdurur.
2. Altmis gun icinde bir cevap verilmezse istek reddedilmis sayilir.
3. Istegin reddedilmesi veya reddedilmis sayilmasi halinde dava acma suresi yeniden islemeye baslar ve basvurma tarihine kadar gecmis sure de hesaba katilir.
Iptal ve Tam Yargi Davalari MADDE 12. Ilgililer haklarini ihlal eden bir idari islem dolayisiyla Danistaya ve idare ve vergi mahkemelerine dogrudan dogruya tam yargi davasi veya iptal ve tam yargi davalarini birlikte acabilecekleri gibi ilk once iptal davasi acarak bu davanin karara baglanmasi uzerine, bu husustaki kararin veya kanun yollarina basvurulmasi halinde verilecek kararin tebligi veya bir islemin icrasi sebebiyle dogan zararlardan dolayi icra tarihinden itibaren dava suresi icinde tam yargi davasi acabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci
madde uyarinca idareye basvurma haklari saklidir.
Dogrudan Dogruya Tam Yargi Davasi Acilmasi MADDE 13.
1. Idari eylemlerden haklari ihlal edilmis olanlarin idari dava acmadan once, bu eylemleri yazili bildirim uzerine veya baska suretle ogrendikleri tarihten itibaren bir yil ve her halde eylem tarihinden itibaren bes yil icinde ilgili idareye basvurarak haklarinin yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kismen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki islemin tebligini izleyen gunden itibaren veya istek hakkinda 60 gun icinde cevap verilmedigi takdirde bu surenin bittigi tarihten itibaren dava suresi icinde dava acilabilir.
2. Gorevli olmayan adli ve askeri yargi mercilerine acilan tam yargi davasinin gorev yonunden reddi halinde sonradan idari yargi mercilerine acilacak davalarda, birinci fikrada ongorulen idareye basvurma sarti aranmaz.
Dilekceler Uzerine Ilk Inceleme MADDE 14.
1. Dilekceler Danistayda Evrak Mudurlugunce kaydedilir ve Genel Sekreterlikce gorevli dairelere havale olunur.
2. Dilekceler, idare ve vergi mahkemelerinde, mahkeme baskaninin veya hakimin havalesi ile kaydolunur.
3. Dilekceler, Danistayda daire baskaninin gorevlendirecegi bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde
ise mahkeme baskani veya gorevlendirecegi bir uye tarafindan:
a) Gorev ve yetki, b) Idari merci tecavuzu,
c) Ehliyet, d) Idari davaya konu olacak kesin ve yurutulmesi gereken bir islem olup olmadigi,
e) Sure asimi, f) Husumet,
g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadiklari,Yonlerinden sirasiyla incelenir.
4. Dilekceler bu yonlerden kanuna aykiri gorulurse durum; gorevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle cozumlenecek dava dilekceleri icin rapor duzenlenmez ve 15.md hukumleri ilgili hakim tarafindan uygulanir. 3.fikraya gore yapilacak inceleme ve bu fikra ile 5.fikraya gore yapilacak islemler dilekcenin alindigi tarihten itibaren en gec 15gun icinde sonuclandirilir.
5. Ilk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykirilik gormezler veya daire veya mahkeme tarafindan ilk inceleme raporu yerinde gorulmezse, tebligat islemi yapilir.
6.Yukaridaki hususlarin ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanin her safhasinda 15.md hukmu uygulanir.
Ilk Inceleme Uzerine Verilecek Karar MADDE 15.
1. Danistay veya idare ve vergi mahkemelerince yukaridaki maddenin 3. fikrasinda yazili hususlarda kanuna aykirilik gorulurse, 14. maddenin;
a) 3/a bendine gore adli ve askeri yarginin gorevli oldugu konularda acilan davalarin reddine; idari yarginin gorevli oldugu konularda ise gorevli veya yetkili olmayan mahkemeye acilan davanin gorev veya yetki yonunden reddedilerek dava dosyasinin gorevli veya yetkili mahkemeye gonderilmesi,
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazili hallerde davanin reddine,
c) 3/f bendine gore, davanin hasim gosterilmeden veya yanlis hasim gosterilerek acilmasi halinde, dava dilekcesinin tespit edilecek gercek hasma tebligine,
d) 3/g bendinde yazili halde 30gun icinde 3,5.mdlere uygun sekilde yeniden duzenlenmek/noksanlari tamamlanmak yahut (c) bendinde yazili hallerde, ehliyetli olan sahsin avukat olmayan vekili tarafindan dava acilmis ise otuz gun icinde bizzat veya bir avukat vasitasiyla dava acilmak uzere dilekcelerin reddine,
e) 3/b bendinde yazili halde dilekcelerin gorevli idare merciine tevdiine, Karar verilir.
2. Dilekcelerin gorevli mercie tevdii halinde, Danistaya veya ilgili mahkemeye basvurma tarihi, merciine basvurma tarihi olarak kabul edilir.
3. Dilekcelerin 3.md uygun olmamalari dolayisiyla reddi halinde,yeni dilekceler icin ayrica harc alinmaz.
4.Ilk inceleme uzerine Danistay/mahkemelerce verilen;bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yarginin gorevli oldugu konularda davanin gorev ve yetki yonunden reddine iliskin kararlarla, 1/c bendinde yazili gercek hasma teblig ve 1/d bendindeki dilekce red kararlari disinda, kararin duzeltilmesi veya temyiz yoluna; tek hakim kararina karsi ise itiraz yoluna basvurulabilir.
5. 1 inci fikranin (d) bendine gore dilekcenin reddedilmesi uzerine, yeniden verilen dilekcelerde ayni yanlisliklar yapildigi takdirde dava reddedilir.
Tebligat ve Cevap Verme MADDE 16.
1 Dava dilekcelerinin ve eklerinin birer ornegi davaliya,davalinin verecegi savunma davaciya teblig olunur.
2. Davacinin ikinci dilekcesi davaliya, davalinin verecegi ikinci savunma da davaciya teblig edilir. Buna karsi davaci cevap veremez. Ancak, davalinin ikinci savunmasinda, davacinin cevaplandirmasini gerektiren hususlar bulundugu, davanin gorulmesi sirasinda anlasilirsa, davaciya cevap vermesi icin bir sure verilir.
3. Taraflar, yapilacak tebliglere karsi, teblig tarihinden itibaren otuz gun icinde cevap verebilirler. Bu sure, ancak hakli sebeplerin bulunmasi halinde, taraflardan birinin istegi uzerine gorevli mahkeme karari ile otuz gunu gecmemek ve bir defaya mahsus olmak uzere uzatilabilir. Surenin gecmesinden sonra yapilan uzatma talepleri kabul edilmez.
4.Taraflar,surenin gecmesinden sonra verecekleri savunmalara veya 2.dilekcelere dayanarak hak iddia edemezler.
5. Davalara iliskin islem dosyalarinin asli veya onayli ornegi idarenin savunmasi ile birlikte, Danistay veya ilgili mahkeme baskanligina gonderilir.Idare ve Vergi Mahkemelerinde mahkeme baskani ve iki uyeden olusan bir heyet ile, kurul olarak calisma ve karar verme esastir. Konusu para ile olculebilen ve 2001 yili icin 1.560.000.000-liranin altinda kalan tam yargi davalarinde ise tek hakim karar vermekte ve bu kararlara karsi yapilan itirazlari Bolge Idare
Mahkemesi kesin olarak sonuclandirmaktadir.
Idari Dava Turleri MADDE 2.
1. Idari dava turleri sunlardir :
a) Idari islemler hakkinda yetki, sekil, sebep, konu ve maksat yonlerinden biri ile hukuka aykiri
olduklarindan dolayi iptalleri icin menfaatleri ihlal edilenler tarafindan acilan iptal davalari,
b) Idari eylem/islemlerden dolayi kisisel haklari dogrudan muhtel olanlar tarafindan acilan tam yargi davalari,
c)Tahkim yolu ongorulen imtiyaz sartlasma ve sozlesmelerinden dogan uyusmazliklar haric, kamu hizmetlerinden birinin yurutulmesi icin yapilan her turlu idari sozlesmelerden dolayi taraflar arasinda cikan uyusmazliklara iliskin davalar.
2. Idari yargi yetkisi, idari eylem ve islemlerin hukuka uygunlugunun denetimi ile sinirlidir.Idari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yurutme gorevinin kanunlarda gosterilen sekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kisitlayacak, idari eylem ve islem niteliginde veya idarenin takdir yetkisini kaldiracak bicimde yargi karari veremezler.
3. Cumhurbaskaninin dogrudan dogruya yaptigi islemler idari yargi denetimi disindadir.
DURUSMA MADDE 17.
1. Danistay ile idare ve vergi mahkemelerinde acilan iptal ve bir milyar lirayi asan tam yargi davalari ile tarh edilen vergi, resim ve harclarla benzeri mali yukumler ve bunlarin zam ve cezalari toplami bir milyar lirayi asan vergi davalarinda, taraflardan birinin istegi uzerine durusma yapilir.
2. Temyiz ve itirazlarda durusma yapilmasi taraflarin istemine ve Danistay veya ilgili bolge idare mahkemesi kararina baglidir.
3. Durusma talebi, dava dilekcesi ile cevap ve savunmalarda yapilabilir.
4. 1 ve 2 nci fikralarda yer alan kayitlara bagli olmaksizin Danistay, mahkeme ve hakim kendiliginden durusma yapilmasina karar verebilir.
5. Durusma davetiyeleri durusma gununden en az otuz gun once taraflara gonderilir.
Durusmalara Iliskin Esaslar MADDE 18.
1. Durusmalar acik olarak yapilir. Genel ahlakin veya kamu guvenliginin gerekli kildigi hallerde,
gorevli daire veya mahkemenin karari ile, durusmanin bir kismi veya tamami gizli olarak yapilir.
2. Durusmalari baskan yonetir.
3. Durusmalarda taraflara ikiser defa soz verilir. Taraflardan yalniz biri gelirse onun aciklamalari
dinlenir; hic biri gelmezse durusma acilmaz, inceleme evrak uzerinde yapilir.
4. Danistayda gorulen davalarin durusmalarinda savcinin bulunmasi sarttir.Taraflar dinlendikten sonra savci yazili dusuncesini aciklar. Bundan sonra taraflara son olarak ne diyecekleri sorulur ve durusmaya son verilir.
5. Durusmali islerde savcilar, kesif, bilirkisi incelemesi veya delil tespiti yapilmasini yahut islem dosyasinin getirtilmesini istedikleri takdirde, bu istekleri gorevli daire veya kurul tarafindan kabul edilmezse, isin esasi hakkinda ayrica yazili olarak dusunce bildirirler.
Durusmali Islerde Karar Verilmesi MADDE 19. Durusma yapildiktan sonra en gec onbes gun icinde karar verilir. Ara karari verilen hallerde, bu kararin yerine getirilmesi uzerine, dosyalar oncelikle incelenir.
Dosyalarin Incelenmesi MADDE 20.
1. Danistay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta olduklari davalara ait her cesit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen sure icinde luzum gordukleri evrakin gonderilmesini ve her turlu bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diger yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararlarin, ilgililerce, suresi icinde yerine getirilmesi mecburidir. Hakli sebeplerin bulunmasi halinde bu sure, bir defaya mahsus olmak uzere uzatilabilir.
2. Taraflardan biri ara kararinin icaplarini yerine getirmedigi takdirde, bu durumun verilecek karar uzerindeki etkisi mahkemece onceden takdir edilir ve ara kararinda bu husus ayrica belirtilir.
3. Ancak, istenen bilgi ve belgeler Devletin guvenligine veya yuksek menfaatlerine veya Devletin guvenligi ve yuksek menfaatleriyle birlikte yabanci devletlere de iliskin ise, Basbakan veya ilgili bakan, gerekcesini bildirmek suretiyle, soz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir. (Ek cumle : 10/6/1994- 4001/10 md.) Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanilarak ileri surulen savunmaya gore karar verilemez.
5. Danistay, bolge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diger kanunlarda belirtilen oncelik veya ivedilik durumlari ile Danistay icin Baskanlar Kurulunca diger mahkemeler icin Hakimler ve Savcilar Yuksek Kurulunca konu itibariyle tespit edilip RG de ilan edilecek oncelikli isler gozonunde bulundurulmak suretiyle gelis tarihlerine gore incelenir ve tekemmul ettikleri sira dahilinde bir karara baglanir. Bunlarin disinda kalan dosyalar ise tekemmul ettikleri siraya gore ve tekemmul tarihinden itibaren en gec alti ay icinde sonuclandirilir.
Sonradan Ibraz Olunan Belgeler MADDE 21. Dilekceler ve savunmalarla birlikte verilmeyen belgeler, bunlarin vaktinde ibraz edilmelerine imkan bulunmadigina mahkemece kanaat getirilirse, kabul ve diger tarafa teblig edilir. Bu belgeler durusmada ibraz edilir ve diger taraf cevabini hemen verebilecegini beyan eder veya cevap vermeye luzum gormezse, ayrica teblig edilmez.

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Kur farkları KDV ye tabi değil!

2. Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu E.2006/50, K.2006/286 sayı ve 18.10.2006 tarihli kararında
"Mal teslimi ve hizmetin yapılması ile vergiyi doğuran olay meydana geldiğinden, bedelin döviz olarak hesaplanması halinde vergiyi doğuran olayın meydana geldiği teslim tarihindeki cari kur üzerinden muhasebeleştirilerek gelir kaydedilmesi gerekmekte olup dövizin farklı zamanlarda ödenmesi nedeniyle oluşabilecek kur farklarının, bu bedeli menfi veya müspet olarak etkilemesi düşünülemez. Nitekim kanunun 20. maddesinde bedel kavramı açıkça tanımlanmış olmasına rağmen kanun koyucu aynı kanunun 24. maddesinin c bendinde vade farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzeri adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğunu kurala bağlamış, ancak kur farkına bunlar arasında yer vermemiştir. Bu durumda, döviz üzerinden yapılan vadeli satışlarda, senedin tahsil edildiği tarihte malın teslimi ile oluşan vergiyi doğuran olay tarihine göre ortaya çıkan menfi veya müspet kur farklarının bedel kavramına dahil olmadığı, kur farkının kanunun 24/c maddesinde matraha dahil olduğu belirtilen unsurlar arasında sayılmadığı açık olduğundan, Katma Değer Vergisi'ne tabi tutulmasına hukuken olanak bulunmayıp ihtirazi kayıtla ödenen Katma Değer Vergisi'nin yükümlüye iadesi gerektiğinden"

Faydalı bir adres : Kobi Finans

http://www.kobifinans.com.tr/tr/alt_bilgi_merkezi/0205?gclid=CMb7xdTO_KICFUeK3god3EEBnQ

20 Temmuz 2010 Salı

ÇTV ve Zamanaşımı.

....................Belediyesi
Gelir Müdürlüğüne-İzmir

İlgi: M.35.6.....0.12(3)/2125-3749 sayı ve ÇTV konulu
12/7/2010 düzenlenme ve 20/7/2010 tebliğ tarihli yazınız hk.

15/6/2010 tarihli dilekçemizde 6183 sayılı AATUK yasanın 102.maddesi dikkate alınarak tarafımıza varsa ÇTV borcumuzun bildirilmesi ve bunu hemen ödeyeceğimizi bildirmiş olmamıza rağmen,bu dilekçemize yanıt niteliğinde olan ilgideki yazınıza eklenen listede ÇTV borcu 1994 yılında başlamakta ve 2010 yılına gelmektedir.

ÇTV , 2469 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44.maddesinde açıklanan bir vergi türü, belediye gelirdir.Aynı yasanın 98.maddesinde Usul hükümleri açıklanmış olup, bu maddede vergi tahsilatının takibinin 6183 Sayılı Amme Alacaklarını Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre yapılacağı yazılmıştır.

AATUHK yasanında 102-103-104. maddeleri vergi tahsilatında zamanaşımının nasıl işleyeceğini anlatır.
“6183 s. AATUHK Md.102-Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar.”

Tabi hemen zamanaşımına uğramanın ne demek olduğuna bakmak gerekecektir:
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 113. maddesinde zamanaşımının şu şekilde tanımlanmaktadır:
Zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkmasıdır.Zamanaşımı, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder.’

Yukarıda vergi hukukundan alıntılar ile yapılan açıklamalar göre ;
2005 yılını izleyen 2006-1, 2007-2, 2008-3, 2009-4 ve 2010-5.yıl olduğu dikkate alındığında,1994 yılından 2005 yılına kadar olan ve listede yer alan vergilerin zamanaşımına uğramış olması gerekir.
Farklı ve tarafımızca bilinmeyen bir nedenden kaynaklanan ve belediyenize vergi yasalarında geçen 5 yıl değil (2010-1994) 16 yıla kadar alacak takibi olanağı tanıyan bir uygulama var ise o konuda tarafımıza bilgi verilmesini, yoksa 2005-2010 dönemine ait ödenmesi gereken ÇTV tutarının bildirilmesini saygılarımızla arz ederiz.

..................................Ltd.Şti.

Adres: ....................................İzmir

7 Temmuz 2010 Çarşamba

AYM kararına göre 2004 ve öncesine ait vergi ve ceza tarhiyatları hk.

2004 ve öncesinde takdir komisyonuna sevk edilerek "komisyonda geçen süre" sonsuza kadar zaman aşımı durdurulmasının, anayasaya aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve iptal kararı 6 ay sonra yürürlüğe girmek üzere, 08 Ocak 2010 tarihli resmi gazetede yayımlanmıştır.Anayasa Mahkemesinin yasa koyucuya yasal boşluk doğmaması için tanıdığı 6 aylık süre 08 Temmuz 2010 tarihinde dolmaktadır.08 Temmuz 2010 tarihinde iptal olacak 213 sayılı VUK’nun 114/2. maddesi hükmünün Anayasa Mahkemesinin kararına göre yeniden düzenlenmesini öngören hükümet tasarısı TBMM’ne 25.05.2010 tarihinde sevk edilmiştir.Tasarının 8. maddesiyle “MADDE 8- 213 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.”” şeklinde değişiklik öngörülmüştür. Tasarıyla VUK 114.md değişiklik yapılarak, matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması halinde "komisyonda geçen süre"de zamanaşımının durması bir yıllık süreyle sınırlandırılmakta, böylece Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında da ifade edilmiş olan belirsizlik sorunu ortadan kaldırılmaktadır.Diğer taraftan, anılan hükmün yürürlüğe girmesinden önce matrah takdiri için takdir komisyonuna intikal ettirilmiş olmakla birlikte komisyon tarafından henüz takdir edilmeyen matrahlar ile takdir edildiği halde ilgilisine tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler için ilgili tarh zamanaşımının ne şekilde uygulanacağına ilişkin geçici bir düzenleme ihtiyacı doğmuştur.Aynı tasarının 19. maddesi ile öngörülen geçici maddeyle 1/1/2005 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilen işlemlerde tarh zamanaşımı süresinin 31/12/2012 olarak belirlenmesi yönünde geçici bir düzenleme eklenmektedir.8/7/2010 kadar bu yasa tasarısı TBMM den geçerek yasalaşması gerekmektedir.Ne olursa olsun 2004 ve önceki yıllara ilişkin 08/1/2010 dan itibaren yapılmış ve 08/7/2010 a kadar ve/veya tasarı yasalaşmasına kadar tüm tarh ve tebliğler anayasaya aykırılığı nedeniyle, dava açılması halinde yargıda iptale mahkumdur.8/7/2010 dan sonra tarh ve tebliğ edilecek 2004 den önceki yıllara ilişkin tarhiyatlar ise yargıda,yok hükmünde karara varılacaktır.İdarenin hukuka ve anayasaya aykırı, yasaya uygun tarhiyatları için bazı meslektaşlarımız tarafından, mükelleflerine idare ile uzlaşma önerilmektedir. Uzlaşma komisyonlarının önerdiği tutar gecikme zammı belirtilmediğinden mükellef ödeme aşamasında çok yüksek oranlarda gecikme zamları ile karşılaşabilmektedir. 2004 ve önceki yıllara ilişkin tarhiyatları (özellikle yüksek tutarlılar) için mükellefin dava açmasına yardımcı olmak ve mükellefe 1 kuruş dahi ödetmemek mümkün ve gerekli ve de doğru olanı yapmak olduğu gibi mükellefin hukuksal bir hakkıdır.(Yalçın Önder’in makalesinden kısaltmadır)
----------------------------------------------------------------------------------------------
Takdir Komisyonu Kararına Dayalı Tarhiyat-Bumin Doğrusöz
VUK tarh zamanaşımı süresini düzenleyen 114.md vergiyi doğuran olayı izleyen yılbaşından itibaren 5 yıl içinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.Bu maddenin 2. fıkrasında yer alan düzenlemeye göre "Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder."Bu düzenleme, mükellef haklarını önemli ölçüde zedeleyen bir maddedir.Takdir komisyonlarına matrah belirleme konusunda süre verilmemiş, takdir komisyonlarının hizmetin gereklerine göre örgütlenmesi/iyi çalışma koşulları oluşturulmamış, komisyonlarda bekleyen sürenin zamanaşımına etkisi çerçevelenmemiştir. Bunun neticesinde de takdir komisyonlarında dosyalar, biraz da iş yoğunluğu sebebiyle yıllarca bekler hale gelmiştir. Dosyaların komisyonunda yıllarca beklediği süre, mükellef aleyhine gecikme faizinin işlediği dönem olarak uygulanmış, bu uygulamayı düzeltecek yasal düzenlemeler yapılmamıştır. Yani Hazine, idarenin kötü örgütlenmesi ve hizmetin geç çalışmasından nemalanır hale gelmiştir.Hukuk devleti ile bağdaştırılması mümkün olmayan bu düzenleme nihayet Diyarbakır VM Anayasa Mahkemesi'ne taşınmıştır.Yüksek Mahkeme, E. 2006/124 K. 2009/146 sayı ve 15.10.2009 günlü kararı ile anayasaya aykırılık sebebi ile iptal kararı vermiştir.İptal kararının gerekçesine göre "İtiraz konusu kuralda, vergi dairesince takdir komisyonuna başvuru yapıldıktan sonra matrahın tespiti, buna ilişkin kararın oluşturulması ve kararın gönderilmesinde bir süre öngörülmemekte,çalışma süresi tamamen komisyonun takdirine kalmaktadır.Zamanaşımının durmasının süreyle sınırlandırılmaması, vergi mükellefleri yönünden uygulamada keyfiliğe, haksızlığa, eşitsizliğe yol açacak sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.Zamanaşımının durma süresinin belirsizliği, makul ve adil bir sürenin bulunmaması, vergi dairesince matrah takdiri için başvurunun zamanaşımını durdurmak için keyfi olarak kullanılmasında güvence sağlamayacağı gibi yükümlüye vergi tahsilatının geciktiği süre kadar gecikme zammı ve faizi uygulanacak olması da yükümlünün vergi yükünü artırarak haksız sonuçlar doğmasına neden olabilir."
8/1/2010 RG de yayımlanan bu kararının hüküm fıkrasında "Kararın RG de yayımlanmasından başlayarak 6ay sonra yürürlüğe girmesine" karar vermiştir. Dolayısıyla bu iptal kararı, 8 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe girecektir.VUK'nın 114. md iptal edilen fıkrası yeni yasa tasarısı ile yeniden düzenlenmekte ve takdir komisyonunda geçen sürenin zamanaşımını durduracağı yine kabul edilmekle birlikte “iptal gerekçesi doğrultusunda”duran sürenin 1yılı geçemeyeceği' hükmü getirilmektedir.
Tasarının bir başka maddesiyle de VUK'nın eklenmesi öngörülen geçici 28.md 1.1.2005 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak Torba Kanun Tasarısı'nın kanunlaşmasından önce takdir komisyonuna sevk edilmiş dosyalar için takdire dayalı olarak tarh edilecek vergilerde zamanaşımı süresinin sonu 31.12.2012 olarak belirlenmektedir.Bu düzenlemelerin ikiside anayasaya aykırıdır. Ne diyordu Anayasa Mahkemesi gerekçesinde, zamanaşımının durması "yükümlüye vergi tahsilatının geciktiği süre kadar gecikme zammı ve faizi uygulanacak olması da yükümlünün vergi yükünü artırarak haksız sonuçlar doğmasına neden" olacaktır. Her şeyden önce Anayasa Mahkemesi'nin bu pek haklı ve yerinde gerekçesi karşılanmamıştır.
Öte yandan getirilmek istenen geçici madde ile eski düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararı bertaraf edilerek 31.12.2012 tarihine kadar varlığını sürdürmesinin yolu açılmakta, 5–7 yıldır takdir komisyonundaki dosyalar için, yine ve mükellefler aleyhine gecikme faizi de işleyecek şekilde tarhiyat yolu açılmaktadır.
Görülen odur ki, idarenin hizmetin hızlı şekilde yürümesini sağlayamamış olmasının ceremesi yine mükellefe yüklenilmeye devam olunacaktır. Bunun önüne geçilmesinin tek yolu, zamanaşımı süresinin takdir komisyonu kararının beklenilmesi sebebiyle uzadığı hallerde gecikme faizinin işlemeyeceğine dair kanuna madde eklenmesidir.
Asıl yapılması gereken ise takdir komisyonlarının yapısını, altyapısını ve çalışma usullerini yeniden düzenleyerek hızlı çalışmalarını sağlamak ve komisyonda beklemenin zamanaşımına etkisini ortadan kaldırmaktır.