.

.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Vergide Son Düzenlemeler Bir bakışta Ağustos- Eylül 2011 dönemi vergi düzenlemeleri


13.09.2011 - 2011/55- İçerik: Vergi
Vergide Son Düzenlemeler
Bir bakışta Ağustos- Eylül 2011 dönemi vergi düzenlemeleri

İçindekiler

1. Adli Tatil Tarihi Değişti

2. Organize Sanayi Bölgelerinde Bedelsiz Yatırım Yeri Tahsisi İle İlgili Yönetmelik Yayımlandı

3. Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği Yayımlandı

a) Uzlaşmanın Kapsamı

b) Başvuru Zamanı ve Şekli

c) Uzlaşmanın Bağlayıcılığı

d) Ödemeye İlişkin Düzenlemeler

4. KDV Sirkülerleri Tek Sirkülerde Toplandı

a) İşlemlerin Türkiye’de/Yurt Dışında Yapılması

b) Tazminatların Vergilemesi

c) Aidatların Vergilemesi

d) Kiralama İşlemlerinin Vergilemesi

e) Trafo Devirleri

f) Arsa Karşılığı İnşaat İşleri

g) Hizmet İhracı

h) Yabancı Bayraklı Gemilere Türk Liman ve Tersanelerinde Verilen Tadil, Bakım, Onarım Hizmetleri

i) Yabancı Taşımacılar ve Fuar Katılımcılarına Yapılan Teslim ve Hizmetler

j) Deniz ve Hava Taşıma Araçları İçin Liman ve Hava Meydanlarında Yapılan Hizmetler

k) Yatırım Teşvik Belgesi Sahibi Mükelleflerin Finansal Kiralama Yoluyla Makine ve Teçhizat Temini

l) Serbest Bölgelerde İfa Edilen Hizmetler

m) Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Faaliyette Bulunanlara Yönelik İstisna

n) Konut Yapı Kooperatiflerine Yapılan İnşaat Taahhüt Hizmetlerinde KDV Uygulaması

o) Hazinece Karşılanan Prim Tutarlarının İdarece Yüklenicinin Hakedişinden Kesilmesinde KDV Matrahı

p) İmalatçılardan İhraç Kayıtlı Olarak Temin Ettiği Malları İhraç Eden İhracatçılara KDV İadesi

r) KDV İade Taleplerinde Bazı Belgelerin Elektronik Ortamda Alınması ve Değerlendirilmesi

s) Düzeltme Beyanı

t) Finansal Kiralama Yoluyla İktisap Edilen Taşınmazların İktisap Tarihi

5. Vergi Usul Kanunu’nun Tekerrür Düzenlemesine İlişkin VUK Sirküleri Yayımlandı


Ağustos ayının yaygın olarak tatil dönemi olduğu dikkate alınarak, aşağıda son dönemde yapılan mali düzenlemeler hatırlatma amaçlı olarak özetlenmiştir.

1. Adli Tatil Tarihi Değişti

26.08.2011 tarih ve 28037 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname” ile adli dönemi değiştirilmiştir.

Yeni düzenlemeye göre adli tatil 20 Temmuz – 31 Ağustos döneminde olacaktır.

Değişiklik 01.01.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olup, yeni adli tatil dönemi ve adli tatil dönemi uygulamalarıyla ilgili ayrıntılı açıklamalar Temmuz 2012’de yayınlanacak Bültenle yapılacaktır.

2. Organize Sanayi Bölgelerinde Bedelsiz Yatırım Yeri Tahsisi İle İlgili Yönetmelik Yayımlandı

Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’na 29.03.2011 tarih ve 6215 sayılı Kanun’la eklenen geçici 9. maddeyle, OSB’lerde yer alan parsellerin tamamen veya kısmen bedelsiz olarak yatırımları tahsis edilebilmesine olanak sağlayan düzenleme yapılmıştır.

Organize sanayi bölgelerinde parsel tahsisine ilişkin uygulama, geçici 9. maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl süre için geçerli olup, bu süre Bakanlar Kurulu kararı ile en fazla iki defa ikişer yıl daha uzatılma olanağı bulunmaktadır.

Yapılan düzenlemeyle, uygulamayla ilgili istihdam, yatırıma başlama ve tamamlama süresi, tahsis ve devir işlemleri ile diğer hususların yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüş, söz konusu yönetmelik ise 26.08.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelikte;

- Tahsis koşullarına,

- Başvuru şekli ve başvuruda istenen belgelere,

- Tahsiste yapılacak işlemlere,

- Bedel ödemelerine,

- Tahsis edilen taşınmazların geri alınmasına, tahliyesine ve mahsupların iadesine,

ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

3. Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği Yayımlandı

6111 sayılı Kanun’un 137. maddesiyle Gümrük Kanunu’nun mülga 244. maddesi yeniden düzenlenerek gümrük mevzuatına “uzlaşma” müessesesi dahil edilmiştir.

27.08.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan “Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği” ile de uzlaşmanın kapsamı, Uzlaşma Komisyonlarının kimlerden oluşacağı, yetkileri, uzlaşmaya konu olacak vergilerin neler olduğu, yine uzlaşmaya konu olamayacak cezaların neler olduğu, uzlaşma prosedürü ve uzlaşmanın sonuçlarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Aşağıda konu kısaca özetlenecektir.

a) Uzlaşmanın Kapsamı

Gümrük idaresine yükümlünün beyanı ile gümrük idaresince yapılan tespit sonucunda belirlenen veya gümrük idaresince tespit edilmesinden önce beyan sahibince bildirilen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri ile bunlara ilişkin olarak Gümrük Kanunu’nda ve ilgili diğer kanunlarda öngörülen cezaların tümü uzlaşma kapsamındadır ve yükümlüsünce ihtilaf yargıya intikal ettirilmeden önce gümrük uzlaşma komisyonlarından uzlaşma talebinde bulunabilir.

Uzlaşmaya konu olabilecek gümrük vergisi kavramı başta gümrük vergisi olmak üzere, ilave gümrük vergisi, tek ve maktu vergi, dampinge karşı vergi, sübvansiyona karşı telafi edici vergi, katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, ek mali yükümlülük, toplu konut fonu, tütün fonu, ek fon, kaynak kullanımı destekleme fonu, çevre katkı payı, telafi edici vergi (ihracat) ve TRT bandrol ücretini (ticari olmayan eşya için) kapsamaktadır.

Uzlaşmaya konu olabilecek para cezaları ise, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234, 235, 236, 237, 238, 239, 241. maddeleri, 2976 Sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 4. maddesi, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 51. maddesi ve 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca kesilen cezalardır.

Gümrük vergileri alacakları ile cezaların, 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yer alan kaçakçılık suçlarına ve kabahatlerine ilişkin olması halinde bu madde hükmü uygulanmaz,

b) Başvuru Zamanı ve Şekli

Uzlaşmaya yetkili komisyonlara uzlaşma talebinde bulunulabilmesi için yukarıda belirtilen vergi ve/veya cezaların yükümlüye veya ceza muhatabına tebliğ edilmiş olması ve henüz itiraz başvurusu yapılmamış olması gerekmektedir.

Vergi Usul Kanunu’ndaki uzlaşma müessesesinden farklı olarak, vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğinden önce uzlaşma talep etme olanağı bulunmamaktadır. Ayrıca uzlaşma başvurusunda bulunma hakkı vergi ve cezaların tarihinden itibaren onbeş gün içinde kullanılmalıdır.

Yükümlü, uzlaşma talep ettiği vergi ve/veya cezalar için, başvurusuna ilişkin süreç sonuçlanmadan itiraz veya dava yoluna gidemeyecektir. Uzlaşma talebinde bulunulması halinde, itiraz veya dava açma süresi işlemeyecek, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde bu süreler kaldığı yerden işlemeye devam edecektir.

c) Uzlaşmanın Bağlayıcılığı

Gümrük uzlaşma tutanakları, hem idare hem de yükümlü ya da ceza muhatabı bakımından bağlayıcıdır. Yükümlü veya ceza muhatabının üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında sonradan fikrini dava ve şikayet yoluna gitmesi mümkün değildir.

d) Ödemeye İlişkin Düzenlemeler

Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, uzlaşılan vergi ve cezaların, uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir.

Gümrük Kanunu’nun uzlaşma müessesesini düzenleyen 244. maddesinde olmamasına karşın Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği’nin 24. maddesinin (2) numaralı bendinde, “Uzlaşılan tutarın belirtilen süre içinde ödenmemesi veya tecil/taksitlendirmeye konu edilmemesi halinde uzlaşma vaki olmamış sayılır. Bu durumda, uzlaşmaya konu edilen alacak, genel usullere göre tahsil edilir.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.

Bu hükmün Gümrük Kanunu’nun uzlaşma tutanaklarının kesinliğini düzenleyen ve tutanakların gereğinin gümrük idarelerince yerine getirileceğine dair hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiği ve dava açılması halinde iptal edilme olasılığının yüksek olduğu düşünülmektedir.

4. KDV Sirkülerleri Tek Sirkülerde Toplandı

Gelir İdaresi Başkanlığınca yayımlanan 60 sayılı KDV Sirküleriyle, daha önce yayımlanan 59 Sirküler kaldırılmış, söz konusu sirkülerlerde yer alan açıklamalar tek Sirkülerde toplanmıştır.

60 sayılı KDV Sirkülerinde esas olarak kaldırılan sirkülerlerde yer alan açıklamalar, ifadeleri değiştirilerek veya olduğu gibi korunarak yer almıştır.

Bunun yanında Sirkülerde, yeni bazı konulara ilişkin açıklamalara da yer verilmiştir.

Aşağıda, 60 sayılı Sirkülerde yer alan yeni açıklamalardan önemli görülen bir kısmı özetlenecektir. Değişiklik olmayan konulara ise yer verilmeyecektir.

a) İşlemlerin Türkiye’de/Yurt Dışında Yapılması

Sirkülerin 1.1. bölümünde, yurt dışındaki ve Türkiye’deki işlemler örneklerle açıklanmıştır.

Bu bölümde yer alan açıklamalardan özellikle;

- Türkiye’de serbest meslek faaliyeti dolayısıyla KDV mükellefi olan bir doktor veya avukatın, Türkiye’de KDV mükellefi olan bir firmaya yurt dışında verdiği hizmetlerin verginin konusuna girmediği,

- Türkiye'deki bir firmanın yurt dışından ithal edeceği mallara ilişkin olarak yurt dışındaki firmadan yurtdışında aldığı kalite kontrol, barkodlama, elleçleme vb. hizmetlerden Türkiye'de faydalanıldığından, bu hizmetlerin genel esaslar çerçevesinde KDV'ye tabi olduğu,

yönündeki açıklamalar dikkat çekmektedir.

Yukarıda özetlenen;

- Birinci açıklama, hizmetin yurt dışında verildiği gerekçesiyle hizmet ihracı sayılmaması nedeniyle yurt içinde yüklenilen KDV’nin iadesini ortadan kaldırması,

- İkinci açıklama ise yurt dışındaki işletmeden, yurt dışında alınan hizmetin KDV’ye tabi tutulmasının yasallığının son derece tartışmalı olması,

açısından önemlidir.

b) Tazminatların Vergilemesi

Sirkülerin 1.2. bölümünde, tazminat ödemelerinin KDV’ye tabi olup olmadığına ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Bu bölümde yer alan açıklamalardan özellikle;

- İşin sözleşme şartlarına uygun yapılmaması, işin verilen süre içerisinde tamamlanmaması, sözleşmenin feshedilmesi gibi nedenlerle tazminat, cayma bedeli vb. adlarla yapılan cezai şart mahiyetindeki ödemelerin, herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olmadığından KDV'nin konusuna girmediği,

- Sigortalı mükellefin hasar gören eşyayı tamir ettirerek, adına düzenlenen faturaları ibraz etmek suretiyle tamir bedelini sigorta şirketinden tahsil ettiği durumda, sigortalının, sigorta şirketi adına yaptığı ve KDV'ye tabi olan masrafların aynen sigorta şirketine yansıtılması için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmediği,

- Vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin, KDV matrahına dahil olduğu,

açıklamaları dikkat çekmektedir.

c) Aidatların Vergilemesi

Sirkülerin 1.3. bölümünde, aidat ödemelerinin KDV’ye tabi olup olmadığına ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Bu bölümde, aidatların ilke olarak KDV’ye tabi olmadığı, ancak ticari nitelikteki teslim ve hizmetlerin karşılığında yapılan ve kurum kazancının bir unsuru sayılan aidat ödemelerinin KDV'ye tabi olduğu, kooperatif örneği üzerinden açıklanmıştır.

d) Kiralama İşlemlerinin Vergilemesi

Sirkülerin 1.4. bölümünde, kiralama işlemlerinin vergilemesine yönelik açıklamalar yapılmıştır.

Bu bölümde yer alan açıklamalardan özellikle;

- Gelir vergisi açısından gayrimenkul sermaye iradı olarak tanımlansa dahi, bir işletme veya müessesenin belirli bir bedel ve süre dahilinde başkasının kullanımına bırakılması şeklindeki işletme hakkının kiralanması işlemlerinin KDV'ye tabi tutulacağı,

- Bu çerçevede örneğin kamu kurum ve kuruluşlarınca verilen işletme hakkı devirlerinin KDV’ye tabi olduğu,

yönündeki açıklama ve örnekler dikkat çekmektedir.

Bu bölümde ayrıca “Hazine” kavramı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli 1 sayılı cetvelde sayılan "Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri” olarak tanımlanmıştır.

e) Trafo Devirleri

Sirkülerin 1.6. bölümünde, mevzuat gereği iz bedeliyle yapılan devirlerinin KDV karşısındaki durumu açıklanmıştır.

Açıklamaya göre, ortakların belirli ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla kurulan ve herhangi bir kar amacı gütmeyen; konut yapı kooperatiflerinin, işyeri yapı kooperatiflerinin, küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin, site yönetimleri ile site işletme kooperatiflerinin ve organize sanayi bölgesi yönetimlerinin mülkiyetlerinde bulunan trafoların mevzuat gereği iz bedeli karşılığında elektrik dağıtım şirketlerine devri KDV'ye tabi değildir.

f) Arsa Karşılığı İnşaat İşleri

Sirkülerin 1.8. bölümünde, arsa karşılığı inşaat işlerinin vergilemesi açıklanmıştır.

Bu bölümde, arsa karşılığı inşaat işlerinde iki ayrı teslim olduğundan hareket eden İdarenin öteden beri gelen görüşü tekrarlanmış, ayrıca hasılat paylaşımı ve gelir paylaşımı gibi yöntemlerle yapılan inşaat işlerinde;

- Bağımsız birimlerin üçüncü şahıslara satışında, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte sadece müteahhit tarafından üçüncü şahıslara fatura düzenleneceği, faturada gösterilen toplam bedel üzerinden bağımsız birimin niteliğine göre % 1 veya % 18 oranında KDV hesaplanacağı,

- Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarih itibariyle hasılattan kendisine kalan pay için müteahhide arsa satış faturası düzenleyeceği, fatura bedeli üzerinden genel esaslara göre KDV hesaplanacağı,

belirtilmiştir.

g) Hizmet İhracı

Sirkülerin 3.1.1. bölümünde, hizmet ihracına ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Bu bölümde;

- Yurt dışındaki müşteriler için ifa edilen hizmetlerin, hizmetin ifa edildiği dönemde, bedelin döviz olarak Türkiye'ye gelmesi beklenilmeden ihracat istisnası kapsamında beyan edileceği,

- Bu şekilde beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim konusu yapılamayan vergilerin iadesinin hizmet bedelinin döviz olarak Türkiye'ye gelmeden yerine getirilmeyeceği,

belirtilmiştir.

h) Yabancı Bayraklı Gemilere Türk Liman ve Tersanelerinde Verilen Tadil, Bakım, Onarım Hizmetleri

Sirkülerin 3.1.2. bölümünde;

- Faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz, hava ve demiryolu araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere bu araçların tadili, onarım ve bakımı şeklinde yapılan hizmetlerin KDV'den müstesna olduğu,

- Bu hizmeti ifa eden işletmelerin yabancı bayraklı gemilere yaptıkları tamir, bakım ve onarım işlerinin ise istisna kapsamında olmadığı,

açıklanmıştır.

i) Yabancı Taşımacılar ve Fuar Katılımcılarına Yapılan Teslim ve Hizmetler

Sirkülerin 3.1.5. bölümünde, KDV Kanunu’nun 11/1-b maddesinde düzenlenen istisnanın uygulamasında, karşılıklılık sağlanan ülkeler açıklanmıştır.

j) Deniz ve Hava Taşıma Araçları İçin Liman ve Hava Meydanlarında Yapılan Hizmetler

Sirkülerin 3.2.2. bölümünde, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlere uygulanan KDV istisnasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Sirkülerin bu bölümünde özetle;

- İstisna kapsamına liman ve hava meydanlarında deniz ve hava taşıma araçlarına verilen hizmetlerin girdiği, bu kapsamda, hava ve deniz taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında verilen pilotaj, römorkaj, palamar, uçak ve gemilerin parkı gibi hizmetlerin KDV'den istisna olduğu,

- Liman ve hava meydanlarında deniz ve hava taşıma araçlarının seyrüseferine ilişkin olarak araçların yük ve yolcusuna verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetlerin de istisna kapsamına girdiği,

- Bu hizmetlerin gemi ve yük sahibi firmaların acentelerine yapılması, liman ve hava meydanı işletmeleri dışında diğer gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılması istisna uygulamasını etkilemediği,

Açıklandıktan sonra, Kanun’un 13/b maddesindeki istisna uygulamasının tek safhalı olduğu, gemiye veya acentesine doğrudan verilen hizmetlerin istisna kapsamında değerlendirildiği, alt yükleniciler tarafından verilen hizmetlerin ise istisna kapsamında olmadığı belirtilmiştir.

Bu bölümde ayrıca, istisna kapsamında olan ve olmayan hizmetler tek tek sayılmıştır.

k) Yatırım Teşvik Belgesi Sahibi Mükelleflerin Finansal Kiralama Yoluyla Makine ve Teçhizat Temini

Sirkülerin 3.3. bölümünde, teşvik belgeli yatırımlarda istisna uygulaması genel hatları itibariyle özetlendikten sonra, 3.3.2. bölümünde, yeni Yatırımlarda Devlet Yardımları mevzuatı çerçevesinde yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflerin finansal kiralama yoluyla makine ve teçhizat teminine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Yapılan açıklamada;

- Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlar için finansal kiralama şirketi adına ayrı bir teşvik belgesi verilmediğinden, adına teşvik belgesi düzenlenen yatırımcılara yazı verilirken, yazıda istisna uygulamasına ilişkin olarak Sirkülerde yer alan açıklamaya yer verileceği,

- Bu yazıya istinaden finansal kiralama şirketinin yatırım teşvik belgesi eki listede yer alan ve yatırımcıya kiralanacak olan makine ve teçhizatı istisna kapsamında temin edebileceği,

- Finansal kiralama şirketinin bu kapsamda temin edeceği makine ve teçhizatı, ilgili mevzuat uyarınca kiracının kullanımına bırakmasının "teslim" hükmünde olmadığı ve genel hükümlere göre KDV'ye tabi tutulacağı,

- Finansal kiralama şirketi ile yatırımcı (kiracı) arasında yapılan sözleşmede belirtilen sürenin sonunda, makine-teçhizatın yatırımcının (kiracının) mülkiyetine geçmemesi veya yatırımın teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşmemesi halinde, finansal kiralama şirketine yapılan teslim sırasında alınmayan vergi tutarlarının KDV Kanunu’nun 13/d maddesi çerçevesinde yatırımcıdan (kiracıdan) vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edileceği,

belirtilmiştir.

l) Serbest Bölgelerde İfa Edilen Hizmetler

Sirkülerin 3.6.2. bölümünde, serbest bölgelerde ifa edilen hizmetlerin vergilemesine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Sirkülerin bu bölümünde konu genel olarak özetlendikten sonra;

- Serbest bölge içinde gerçekleşen hizmet ifalarının KDV'den istisna olduğu,

- Hizmeti ifa edenin serbest bölgede faaliyette bulunma ruhsatının olup olmamasının istisna uygulanmasına engel teşkil etmediği,

- Türkiye'de veya yurt dışındaki firmaların bilfiil serbest bölge içinde sundukları temizlik, bakım, onarım, montaj gibi hizmetlerin KDV'den müstesna olduğu,

- Bir serbest bölgeden diğer bir serbest bölgeye verilen hizmetlerin KDV'den müstesna olduğu,

- Serbest bölgeden yurtdışına giden mallar için serbest bölgede verilen gümrük müşavirliği hizmetlerinin KDV'den müstesna olduğu,

- Serbest bölgeden Türkiye'ye, Türkiye'den serbest bölgeye gönderilen mallara ilişkin Türkiye'deki firmalarca serbest bölgede faaliyet gösteren firmalara verilen gümrük müşavirliği hizmetlerinin KDV'ye tabi olduğu,

- Yurt içinden serbest bölgeye verilen telekomünikasyon hizmetlerinin KDV'ye tabi olduğu,

- Türkiye'de faaliyette bulunan mükellefin, rapor, görüş, yazı, onay hazırlanması amacıyla serbest bölgeye gidip inceleme, kontrol, denetleme v.b. yapması söz konusu hizmetle ilgili ön hazırlık ve veri toplama mahiyetinde olduğu ve bu hizmetler, serbest bölgede ifa edilen bir hizmet olmadığından genel hükümler çerçevesinde KDV'ye tabi olacağı,

açıklanmıştır.

m) Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Faaliyette Bulunanlara Yönelik İstisna

Sirkülerin 3.6.4. bölümünde, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunanlara yönelik istisnanın uygulamasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Sirkülerde yapılan açıklamada, KDV Kanunu’nun geçici 20. maddesi hatırlatıldıktan sonra;

- Teknoloji geliştirme bölgesinde üretilse dahi, maddede sayılanlar dışındaki teslim ve hizmetlerin istisna kapsamına girmediği,

- Dolayısıyla, oyun programları, network uygulamaları gibi yazılımların istisna kapsamında bulunmadığı,

- Teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimciler tarafından münhasıran bu bölgelerde üretilen yazılımlar için alınan her türlü mal ve hizmetin, söz konusu yazılım satışlarının vergiden istisna olup olmadığına bakılmaksızın genel esaslara göre KDV'ye tabi olduğu,

- Benzer şekilde, bölgede faaliyette bulunan bir firmaya bu bölgede verilen danışmanlık hizmeti de KDV'ye tabi olacağı,

- Geçici 20. madde kapsamında yapılan teslim ve hizmetler için yüklenilen KDV'nin indirim ve iadesinin mümkün olmayıp söz konusu vergi, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde işin mahiyetine göre gider, maliyet veya kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınabileceği,

belirtilmiştir.

Sirkülerde ayrıca, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunan bir firmanın;

- Bölgede ürettiği "hastane bilgi yönetim sistemleri yazılımı programı" satışı ile bu yazılıma yönelik güncelleme işinin geçici 20. maddeye göre KDV'den istisna olacağı, güncelleme dışında bu yazılımla ilgili verilen bakım, destek (otomasyon) hizmetlerinin istisna kapsamında yer almadığı,

- Bölgede ürettiği eğitim yazılımlarının KDV'den istisna olacağı, ancak bu yazılımı teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan firmadan alan firmaların satışları genel hükümler çerçevesinde KDV'ye tabi tutulacağı,

- Geçici 20. madde kapsamındaki teslim veya hizmetlerin KDV'den istisna olacağı, web sitesi aracılığıyla verilen reklam hizmetinin ise bu kapsamda yer almadığından KDV'ye tabi tutulacağı,

- İşlevlerini yerine getirmek için yazılım kullanan ürün, aygıt, eşya vb. donanımlar ile bu donanımlara ilişkin hizmetlerin istisna kapsamına girmediği,

- Bölgede ürettiği yazılımı farklı kişilere satmasının ya da satışın CD veya elektronik ortamda yapılmasının istisna uygulanmasına engel olmadığı, ancak bu yazılımın bayilerce satışında istisna uygulanmayacağı,

- Bölgede üretilen yazılımın 11 ve 12. maddeler kapsamında ihraç edilmesi halinde, bu ihracata ilişkin yüklenilen KDV'nin 32. maddeye göre indirim ve iade konusu yapılmasının mümkün bulunduğu,

açıklanmıştır.

Sirkülerin bu bölümünde yapılan açıklamaların yeni sorunları ve tartışmaları beraberinde getireceği anlaşılmaktadır. Öncelikle Sirkülerde yer alan oyun programları, network uygulamaları gibi yazılımların istisna kapsamında bulunmadığına ilişkin açıklamanın gerekçesi anlaşılamamakta, “gibi” ifadesinin hangi yazılımları nitelediği de bilinmemektedir. Bizim görüşümüz, oyun programları ve network uygulamaları da KDV Kanunu’nun geçici 20. maddesinde sayılan, teslimi istisna kapsamına giren yazılımlardan olup, Sirkülerde yapılan açıklamaya katılmak mümkün değildir.

Bunun yanında, Sirkülerde yer alan bölgede üretilen "hastane bilgi yönetim sistemleri yazılımı programı" satışı ile bu yazılıma yönelik güncelleme işiyle ilgili açıklamanın, hastane yönetim sistemine özgü olup olmadığı anlaşılmamaktadır. Açıklamanın bu yazılımla ilgili olmasının bir gerekçesi akla gelmemekle birlikte, kullanılan ifade genel bir ifade olmaktan uzaktır.

n) Konut Yapı Kooperatiflerine Yapılan İnşaat Taahhüt Hizmetlerinde KDV Uygulaması

Sirkülerin 3.6.5. bölümünde, konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt hizmetlerinde KDV uygulaması genel olarak açıklandıktan sonra, istisna ve indirimli oran uygulaması kapsamına giren işlemler sayılmıştır. Söz konusu daha önce yayımlanmış olup, listeye bu Sirkülerle yeni eklenen işlemler şunlardır:

- Mantolama

- Dış cephe ısı yalıtımı

- Elektronik kapı sistemi kurulması

- Garaj kapısı imalatı-montajı

- Münhasıran yönetim amaçlı yaptırılan binalar

- Kooperatif arazisi üzerine güvenlik sistemleri, kamera ve kayıt cihazları montajı

- Kooperatif üyelerinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaptırılan okul, hastane, sağlık ocağı, ibadethane gibi yapılara ilişkin inşaat taahhüt işleri.

o) Hazinece Karşılanan Prim Tutarlarının İdarece Yüklenicinin Hakedişinden Kesilmesinde KDV Matrahı

Sirkülerin 4.3. bölümünde Hazinece karşılanan prim tutarlarının İdarece yüklenicinin hakedişinden kesilmesinde KDV matrahıyla ilgili açıklamalar yapılmıştır.

Yapılan açıklamada;

- İşveren sigorta priminin belli bir tutarının Hazine tarafından karşılanması suretiyle yapılacak hakediş ödemelerinde, işveren sigorta priminin Hazinece indirilmeden önceki hakediş bedeli üzerinden KDV hesaplanması gerektiği,

- Sigorta primi işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazine tarafından karşılanması nedeniyle işçilik maliyetleri içerisinde yer alan sigorta primlerinde, dolayısıyla da toplam maliyetlerde bu tutar kadar bir azalma meydana gelmekle birlikte, söz konusu tutar Hazine tarafından işveren adına ilgili Kuruma aktarıldığından, bu tutar indirilmeksizin belirlenen toplam işlem bedelinin KDV matrahı olarak dikkate alınması ve bu bedel üzerinden fatura düzenlenerek KDV hesaplanması gerektiği,

belirtilmiştir.

p) İmalatçılardan İhraç Kayıtlı Olarak Temin Ettiği Malları İhraç Eden İhracatçılara KDV İadesi

Sirkülerin 6.1. bölümünde imalatçılardan ihraç kayıtlı olarak temin edilen malların ihracında KDV iadesine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Bu bölümde yapılan açıklamalar esas olarak yeni olmamakla birlikte, bu bölümde yer alan, imalatçılardan ihraç kayıtlı olarak temin edilen malları ihraç edenlere getirilen yeni bir sınırlama dikkat çekmektedir.

Yapılan açıklamaya göre;

- İhracatçının genel giderler ve ATİK nedeniyle yüklendiği KDV için iade talebinde bulunabileceği KDV tutarı, ihracat bedeline genel vergi oranı uygulanması sonucu hesaplanan tutar ile ihraç kayıtlı teslim bedeli üzerinden hesaplanan KDV arasındaki farkı aşamayacak

- İhracatçıya yapılacak azami iade tutarı, ihracat bedeline genel vergi oranı uygulanarak hesaplanacaktır.

r) KDV İade Taleplerinde Bazı Belgelerin Elektronik Ortamda Alınması ve Değerlendirilmesi

Sirkülerin 6.2. bölümünde, KDV iade taleplerinde uygulamayla ilgili açıklamalar yer almaktadır.

Bu bölümde esas olarak 53 sayılı Sirkülerde yapılan açıklamalar tekrarlanmış olup, fazla ve yersiz ödenen vergilerin iadesinde uygulamanın kapsam dışına çıkartılmış olması dikkat çekmektedir.

s) Düzeltme Beyanı

Sirkülerin 7.3. bölümünde, düzeltme beyanlarıyla ilgili açıklamalar yapılmıştır.

Açıklama daha önce yayımlanan herhangi bir Sirkülerde yer almamaktadır. Ancak, Gelir İdaresince daha önce verilen ancak çoğu vergi dairesince uygulanmayan çeşitli özelgelerde yapılan açıklamaların tekrarı niteliğindedir.

Sirkülerde;

- KDV mükellefleri tarafından geçmiş vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak bir düzeltme beyannamesi verilmesi halinde, en son KDV beyannamesi de dahil olmak üzere aradaki tüm KDV beyanlarının buna göre düzeltilmesi gerektiği,

- Ancak, düzeltme beyannamesinin verildiği dönemden en son vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesine kadar, bu düzeltme neticesinde aradaki vergilendirme dönemlerinde ödenecek bir vergi çıkmaması kaydıyla, her bir dönem için ayrı ayrı düzeltme beyannamesi verilmesine gerek bulunmadığı,

- Dolayısıyla bu tür durumlarda düzeltmenin yapıldığı vergilendirme dönemi ile en son vergilendirme dönemine ilişkin, düzeltme beyannamesi verilmesinin yeterli olduğu,

açıklanmıştır.

t) Finansal Kiralama Yoluyla İktisap Edilen Taşınmazların İktisap Tarihi

Sirkülerin 8.2.4. bölümünde, finansal kiralamaya konu olup sözleşme süresi sonunda mülkiyeti kiracı şirkete geçen taşınmazların iktisap tarihiyle ilgili önemli bir belirleme yapılmıştır.

Sirkülerde yapılan açıklamaya göre, söz konusu taşınmazların kiracı şirket tarafından satışında, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-r maddesindeki "kurumların aktifinde iki tam yıl süreyle bulunma" koşulunun gerçekleşmesinde, taşınmazın kiracı şirket tarafından iktisap edildiği tarih esas alınacaktır.

5. Vergi Usul Kanunu’nun Tekerrür Düzenlemesine İlişkin VUK Sirküleri Yayımlandı

Gelir İdaresi Başkanlığınca yayımlanan 15.08.2011 tarih ve 49 sayılı Vergi Usul Kanunu sirküleriyle, Vergi Usul Kanunu’nun tekerrür ile ilgili düzenlemesinin uygulamasında, sürekli hale gelen yargı kararları doğrultusunda değişikliğine gidilmiştir.

Sirkülerde yapılan açıklamaya göre;

- Daha önce, vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, tekrar ceza kesilmesi durumunda, tekerrürden dolayı artırılarak uygulanacak olan cezayı gerektiren fiilin, daha önce kesilen cezaya ilişkin fiilin işlendiği tarihten önceki veya sonraki bir tarihte işlenmiş olup olmadığına bakılmaksızın artırımlı ceza kesilirken,

- Yeni uygulamada, bir vergi cezasının tekerrür hükmü sebebiyle artırımlı uygulanabilmesi için, tekerrüre esas alınacak sonraki fiilin her halde daha önce işlenmiş bir fiil için kesilen cezanın kesinleşme tarihinden sonraki bir tarihte işlenmiş olmasının aranacağı belirtilmiştir.

Sirkülerde ayrıca, ilk fiil için kesilen cezanın kesinleştiği tarihten itibaren takip eden yılın başına kadar olan süre içinde de aynı nev'iden bir ceza kesilmesini gerektiren fiilin işlenmesi durumunda, cezanın artırımlı olarak uygulanması gerektiği açıklanmıştır.

Bültende yer alan dokümanların metinlerine aşağıdaki bağlantıların yardımıyla ulaşabilirsiniz.

- Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname

- Organize Sanayi Bölgelerinde Yer Alan parsellerin Gerçek Veya Tüzel Kişilere tamamen Veya Kısmen Bedelsiz Tahsisine Dair Yönetmelik

- Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği

- Vergi Usul Kanunu Sirküleri (15.08.2011 tarih ve 49 sayılı)

- Katma Değer Vergisi Sirküleri (Sayı 60)

Saygılarımızla,

Recep Bıyık

Mevzuat Eğitim ve Araştırma Başkanı, YMM


8 Eylül 2011 Perşembe

İSTEĞE BAĞLI SİGORTA

01.10.2008 gününden itibaren 5510 sayılı yasayla İsteğe bağlı sigortalılık mevzusunda köklü değişiklik yapılmıştı.5510 sayılı yasadan önce isteğe bağlı sigortalılık ikiye ayrılıyordu; Birincisi,506 sayılı yasanın 85.maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalılık, diğeri ise 1479 sayılı Bağkur kanununun 79.maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalılıktı.

5510 sayılı yasanın 50.,51., ve 52.maddeleri yukarda bahsettiğim yapıyı altüst etti ve 51.maddenin 2. Fıkrası ve son fıkrasında da belirtildiği üzere gerek Ay içerisinde 30 günden az çalışanların 30 güne tamamlayan süreleri ve gerekse İsteğe bağlı sigorta primi ödenmiş süreler, malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanmasında dikkate alınır ve bu süreler 5510 sayılı yasanın 4.maddesinin (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilir hükmü amirdi.

25.02.2011 GÜN VE 27857 SAYILI RESMİ GAZETE DE YAYIMLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİREN 13.02.2011 TARİHLİ VE 6111 SAYILI “BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN”UN 24. VE 32.MADDELERİYLE BAZI İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILARIN STATÜLERİ 4/1(A) KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLECEK .

Bu durumda;

1-)5510 sayılı yasanın 5/g bendi değişti; Yurt dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri (daha önce 4/1(b) bendinde değerlendirilirken) 01/10/2008 tarihinden itibaren 4.maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık olarak değerlendirilecek.

Örnek verecek olursak; Türkiye ile arasında uluslararası sözleşme imzalamış olan Almanya da inşaat işi yapan X firması çalışanları çalıştıkları süre boyunca isteğe bağlı ödemişlerse bu süreler 01/10/2008 den itibaren 4/1-(a)bendi kapsamında değerlendirilecektir.

2-)5510 sayılı yasanın 51.maddesi gereğince ay içinde 30 günden az çalışmaları nedeniyle kalan süreleri, isteğe bağlı sigortaya prim ödeyerek 30 güne tamamlayan sigortalıların isteğe bağlı hizmet sürelerinden 01/10/2008 - 24/02/2011 tarihleri arasında 4/1-(b),25/02/2011 tarihi ve sonrası 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek.

Örnek verecek olursak; X işletmesinde, ALİ ÖZBEK isimli çalışan 10 gün istirahat almış olsun. SGK hizmet bildirgesinde de 10 gün eksik gün bildirilsin. Bu 10 günlük sürenin isteğe bağlı ödenmesi halinde 10 günlük süre 4/1-(a) olarak değerlendirilecektir.

Sonuç olarak; İsteğe bağlıda kısmen eskiye dönüş yapılmıştır. Zaten işlerliği son derece sıkıntı yaratacak olan 01/10/2008 sonrası düzenlemeye kısmen son verilmiştir. Öyle sanıyoruz ki; yasanın ilgili maddelerinde yeniden düzenlemeye gidilecek ve isteğe bağlı sigortalılıkta yaratılan gereksiz kaos ortadan kaldırılacaktır.

Recep İyigün-Ali Özbek-Muhasebe TR

YTTK-Kar dağıtımı-Yedek Akçe

08.09.2011 - Yeni Türk Ticaret Kanunu'na göre kâr dağıtımı yedek akçeler Mevcut Ticaret Kanunu'muzda, esas itibariyle, sermaye şirketlerinde yıllık kâr dağıtımı bir zorunluluk olarak kabul edilmiş ve bazı hallerde kanun koyucu tarafından da kâr ve zarar hesabının alacak bakiyesinin başka bir deyişle bilançoya göre hâsıl olan kârın pay sahiplerine dağıtılması esası konmuştur. Anonim ve limitet şirketlere ortaklarca konulan sermaye payına paralel olarak, dönem sonunda dağıtılabilir safı dönem kârından veya serbest yedek akçelerden ayrılan ve her ortağa ödenecek kâr payı ortakların şirketi kurma amaçlarının ana nedenidir. Bazı indirimlerden sonra ortaya çıkan yıllık kar ortaklara dağıtılır ya da şirketin kısa ve uzun vadeli ihtiyaçları ve planlan çerçevesinde şirket bünyesinde bırakılır.

Kar dağıtımı sırasında dikkat edilmesi gereken bir konu geçmiş yıl zararlarının durumudur. Türk Ticaret Kanunu'nun 470'inci maddesinde kâr payının sadece safı kârdan ve bu amaçla ayrılmış olan yedek akçelerden dağıtılabileceği belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nda yedek akçenin de safı kardan ya da dağıtılması gereken kardan ayrılacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrılan yedek akçenin şirketin zararlarım kapamada kullanılabileceği göz önüne alındığında, bir zarar mevcut ve indirilmesi de zorunlu iken geçmiş yıl zararlarım düşmeden yedek akçe ayrılmasının her hangi bir faydası olmayacaktır. Çünkü şirketin gerçek kârı, önceki yıl zararlarından düşülmesinden sonra anlaşılabilecektir.

Yeni TTK'da kâr dağıtımı ve yedek akçeler ile ilgili hükümlerin düzenlenmesinde, eski TTK'daki hükümler esas alınmakla birlikte ekonomik ve ticari hayatın gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan yeni kurumlara ve yeni anlayış ve ilişkilere de yer verildiği anlaşılmaktadır. Yeni Türk Ticaret Kanunu'nda şirketin kar dağıtımı kadar varlığını sürdürme ve uzun dönemde ortaya çıkabilecek riskleri göz önünde tutma gerekliliği de ön plana çıkarılmıştır. Yedek akçeler ve fonlar bu çerçevede ele alınabilir. Yedek akçeler Yedek akçe genel olarak, elde edilen şirket karının dağıtılmayarak şirket bünyesinde bırakılan kısmı olarak tanımlanır. Yedek akçeler ayrılmalarını gerekli kılan kaynaklara göre üçlü bir tasnife tabi olabilir. ; - TTK hükümleri göre ayrılan yedek akçeler, - Şirket ana sözleşmesine dayanarak ayrılan yedek akçeler - Genel kurul kararıyla ayrılan yedek akçeler Yedek akçelerin kaynağı ve ayrılma esasları-Eski TTK'ya göre dağıtılabilir kâr ve yedek akçeler:Eski TTK'nın 470'inci maddesinde ortaklara dağıtılabilir karın tanımı yapılmıştır. Buna göre, kâr payı, ancak safi kârdan ve bu gaye için ayrılan yedek akçelerden dağıtılabilir şeklinde tanımlanmıştır. Öte yandan, eski TTK'nın "Anonim şirketin hesapları ile ilgili" kısmın, envanter ve bilançoya ilişkin 457'nci maddesinde, safi kazancın bilançoya göre hesap ve tespit olunacağını belirtmiştir. Dikkat edilirse, her iki yasa maddesinde farklı kâr tanımlarına yer verilmiştir. TTK'nın gerek yedek akçelerin ayrılmasına esas olacak kârda, gerekse ortaklara dağıtılacak kâr payında "safi kâr" ifadesi kullanılmıştır. Buradan anlaşılacağı üzere, ortaklara dağıtılacak kâr, bilançoda görülen "safi kazançtan" farklı bir kârdır. Bu kâr da, şirket genel kurulunca onaylanan bilançoya göre saptanan kârdan, şirketin tüzel kişiliğine ilişkin ödenmesi gereken kurumlar vergisi indirildikten sonra kalan kardır. GVK'nın 94/6-b-i maddesi uyarınca, kurum bünyesinde yapılan %15 stopajın, şirketin tüzel kişiliğine ilişkin ödenen vergiler bu hesaplamada dikkate alınmaz Kesilen bu vergiler şirket ortakları ile ilgili olup, kurum sorumlu sıfatıyla vergi dairesine ödemektedir.Yeni TTK'ya göre dağıtılabilir kâr ve yedek akçeler:Yeni TTK'nın 507'nci maddesine göre her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre, pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış "Net Dönem Kârına" payları oranında katılma hakkına sahiptir. Eski TTK'nın 455'inci maddesine karşılık olan bu düzenlemede yer alan ibare, "Safi Kazanç" ibaresi olmakla birlikte, kar payı tanımını yapan 470'inci maddede yer alan ibare ise "Safi Kâr"dır. Safi kâr, yukarıda belirttiğimiz üzere, şirketin tüzel kişiliği ile ilgili vergiler çıktıktan sonra kalan kısımdır. Yeni TTK'da ortaklara dağıtılacak kâr payı ile ilgili kavram karmaşıklığına son verilerek, artık "Net Dönem Kârı" ortaklara dağıtılabilecek kâr olarak esas alınmıştır. Kaldı ki, TMS'ye göre, düzenlenen mali tablolarda vergi karşılığı ayrıldıktan sonra gösterilmek zorunda olunan "Net Dönem Kârı" ile söz konusu yeni düzenleme bir uyumludur. Öte yandan yeni TTK'nın 508'inci maddesinde, "Yıllık Kâr" bilançoya göre belirlenir, ifadesi kullanılmıştır. Bu düzenleme ile 507'nci madde de yer alan net dönem kârı ifadesi birlikte değerlendirildiğinde, artık ortaklara dağıtabilecek kârın "Net Dönem Kârı" olduğu, yeni TTK'da açık olarak ortaya konulmuştur. Yedek akçelerde bu tanımlamalar dikkate alınarak ayrılacaktır.Yedek akçelerin ayrılması: I- Kanuni yedek akçe: 1- Genel kanuni yedek akçe (md 519)Yedek akçelerin ayrılması ile ilgili maddenin ifadesi aşağıda olduğu gibidir. 1) Yıllık kârın %5i, ödenmiş sermayenin %20sine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır. 2) Birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra da; a) Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı,

b) Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı,

c) Pay sahiplerine %5 kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın %10u genel kanuni yedek akçeye eklenir.

3) Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir.

4) İkinci fıkranın (c) bendi ve üçüncü fıkra hükümleri, başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olan holding şirketler hakkında uygulanmaz.

5) Özel kanunlara tabi olan anonim şirketlerin yedek akçelerine ilişkin hükümler saklıdır.

Maddenin gerekçesinde, halen yürürlükte olan TTK'nın ilgili 466'ncı maddesinin ana unsurlarının korunduğu farklı yorumlara neden olan ifa yapısının değiştirildiği belirtilmektedir. Ancak eski TTKda 1'inci tertip yedek akçenin ayrılacağı baz olarak safi kâr esas alınırken yeni düzenlemede yıllık kar ifadesine yer verilmiştir. Daha çok yedek akçe ayrılması hedeflenmiştir. Ayrıca yedek akçe ayırma üst sınırı olan %50 oranının bazı da esas sermaye değil, çıkarılmış sermaye olarak değiştirilmiştir.

2- Şirketin iktisap ettiği kendi pay senetleri için ayrılan yedek akçe ve yeniden değerleme fonları(md 520) Şirketin kendi hisse senetlerine sahip olması şirketin kuruluş felsefesine çok uygun düşmese de madde ile bunun şartları belirtilmiştir. Buna göre;

l) Şirket, iktisap ettiği kendi payları için iktisap değerlerini karşılayan tutarda yedek akçe ayırır. Bu yedek akçeler, anılan paylar devredildikleri veya yok edildikleri takdirde iktisap değerlerini karşılayan tutarda çözülebilirler.

2) Yeniden değerleme fonu ile ilgili mevzuat uyarınca pasifte yer alan diğer fonlar, sermayeye dönüştürüldükleri ve yeniden değerlendirilen aktifler amorti edildikleri veya devredildikleri takdirde çözülebilirler.Öte yandan, iptal edilen hisse senetleri ile ilgili yedek akçenin ayrılmasında, yeni TTK'daki düzenleme eski düzenlemeden farklıdır. Bu farklılık; eski hükümde, iptal konusu olan hisse senetleri ile ilgili ödenmemiş kısmını, çıkarılan yeni hisse senedinin hasılatından düştükten sonra, kalan kısmın yedek akçeye ayrılması hüküm altına alınırken, yeni düzenlemede; iptal edilen hisse senetlerinin ödenmiş kısmından, yalnızca, yeni hisse senedinin ihraç giderleri düşüldükten sonra kalan kısmının yedek akçelere ayrılması öngörülmüştür.2.tertip yasal yedek akçenin ayrılmasında ise,pay sahiplerine %5 oranında 1.temettü ayrıldıktan sonra, kardan pay alacak kişilere (ortaklar/personel,işçiler vs.)dağıtılacak tutarın, %10'u ifadesi kullanılmıştır. Eski TTK'daki "1/10'u ifadesi yerine, "%10" ifadesi kullanılarak, süregelen tartışmaya son verilmiştir.

II-Şirketin isteği ile ayırdığı yedek akçe 1-İhtiyari yedek akçe yerine şirketin isteği ile ayırdığı yedek akçe Eski 467.md yeni hali şöyledir. Yedek akçeye yıllık kârın %5 inden fazla bir tutarın ayrılacağı ve yedek akçenin ödenmiş sermayenin %20 sini aşabileceği hakkında esas sözleşmeye hüküm konabilir. Esas sözleşme ile başka yedek akçe ayrılması da öngörülebilir,harcanma yolları ve şartları belirlenebilir.

2- Genel ve işçiler lehine yardım akçesi (md522)Eski TTK 468.md yeni haliyle güncellenerek devam etmektedir. Maddeye göre;

1) Esas sözleşmede şirketin yöneticileri, çalışanları ve işçileri için yardım kuruluşları kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya bu amacı taşıyan kamu tüzel kişilerine verilmek üzere yedek akçe ayrılabilir.

(2)Yardım amacına özgülenen yedek akçelerin ve diğer malların şirketten ayrılması suretiyle bir vakıf veya kooperatif kurulması zorunludur. Vakıf senedinde, vakıf malvarlığının şirkete karşı bir alacaktan ibaret olacağı da öngörülebilir.

(3)Şirketin bu amaca Özgülediği yedek akçeden başka, yöneticilerden, çalışanlardan ve işçilerden aidat alınmışsa, iş ilişkisinin sonunda, vakıf senedine göre yapılan ayrımdan yararlanamadıkları takdirde çalışanlara ve işçilere hiç değilse ödedikleri tutarlar ödeme tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte geri verilir.

3- Kâr payı ile yedek akçeler arasında ilgi Yeni TTK'nın 523.md göre (Eski 469);

(1) Kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez.

(2) Genel kurul;

a)Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse,

b)Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa,kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir.

(3) Esas sözleşmede hüküm bulunmasa bile, genel kurul, şirketin işçileri için yardım sandıkları ve diğer yardım örgütleri kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet etmek üzere, bilanço kârından yedek akçe ayırabilir.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Yeni TTK ve standartlar.

6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu 64üncü maddesinden itibaren Ticari Defterler, açılış bilançosu, yıl sonu finansal tablolar başlığı altında kayıt düzeninde eskisinden daha değişik yeni uygulamalar getirmektedir.

Getirilen düzenlemeler, işletmeleri;

TMS, (Türkiye Muhasebe Standartları),

TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartları) hükümlerine uygun olarak muhasebe kayıtlarını ve tablolarını tutmak zorunda bırakmaktadır.

TMS ve TFRS uygulaması mevcut tekdüzen hesap planı çerçevesinde bir çok yenilik ve değişiklikler ile hesapların işleyişinde de değişiklikler getirmiştir.

Bu düzenlemeleri kısaca sayalım.

a. Ticari ve mali kar zarar uygulamaları değişiklikleri

b. Dönem sonu değerleme işlemlerine ait yenilikler

c. İktisadi kıymetlerin değerlemesinde vergi usul kanunu ile farklılıklar

d. TMSye göre finansal tablo düzenleme farkları

e. Tahakkuk esası ve işletmenin sürekliliği kavramları ile yeni ölçüm yöntemleri

f. Gelir tablosundaki olağan ve olağandışı kavramlarının uygulamasındaki farklılıklar

g. Vergi gideri, vergi geliri kavramları

h. Ertelenmiş vergi varlığı ve ertelenmiş vergi yükümlülüğü kavramları

i. Ticari kar, mali kar, kanunen kabul edilmeyen giderler, indirim ve istisnalar uygulamaları

j. Stoklar standardı uygulaması Gibi konularda bugün kullanılan sistemle önemli bir takım farklılıklar doğmaktadır.

Bunları ileride yazılarımızda konu etmeyi düşünüyoruz.

Ancak, uygulayıcı olan muhasebecilerin (SMMM) en kısa zamanda TFRS ve UFRS konusundaki seminerlere katılmaları ve burada belirtilen kavramları öğrenerek tatbik etmeye hazır hale gelmeleri büyük önem kazanmıştır.

Neyse, bir muhalefet yapmayı görev bilelim. Yeni Türk Ticaret Kanunu sayesinde muhasebeciler biraz daha fazla saçlarını yolacaklardır.

Bu kanunla, çözüm yolları bulunmazsa ve biz de abartırsak, dört muhasebe doğmuş olacaktır.

.

a.. Türk Ticaret Kanununa ve TMS/UFRS ye göre muhasebe ve tablolar

b. Mali mevzuata göre muhasebe ve mali tablolar

c. SPK mevzuatına göre muhasebe ve mali tablolar

d. Yabancı sermayeli kuruluşların sistemine göre muhasebe ve mali tablolar Ne diyelim.?

Gerek firmalara ve gerekse muhasebecilere hayırlı işler diyerek yazımıza devam edelim.

.

Bu düzenlemeler 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda aşağıdaki maddelerde yapılmış olup uyum mecburiyeti de bulunmaktadır.

Kanun: 88 inci maddesinde -Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun yetkisini belirlemiştir. MADDE 88- (1) 64 ilâ 88inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler gerek ticari defterlerini tutarken, gerek münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak ve bunları uygulamak zorundadırlar.

514 ilâ 528inci maddeler ile Kanunun ilgili diğer hükümleri saklıdır.

Maddenin birinci fıkrasından anlaşılmaktadır ki, gerçek ve tüzel kişilerin ticari defterlerine, küçük ve orta ölçekli işletmelere, ticaret şirketlerinin finansal tablolarıyla konsolide hesaplara ve hatta eğer gerekli görülürse esnafa bile TMS uygulanabilecektir.

Maddenin aşağıdaki ikinci fıkrasında belirtildiği üzere anonim şirketlerin hesapları ile ilgili bütün yetki de TMS.ye bırakılmıştır.

Böylece de TMS IFRS yani uluslar arası muhasebe standartları ile aynı olduğundan IFRS da ülkemizde uygulanmış olacaktır.

(2) Bu düzenlemeler, uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazandırmak amacıyla, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına tam uyumlu olacak şekilde, yalnız Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından belirlenir ve yayımlanır.

(3) Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunca, değişik ölçütteki işletmeler ve sektörler için, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları tarafından farklı düzenlemelere izin verildiği hâllerde özel ve istisnai standartlar konulabilir; bunları uygulayanlar, söz konusu durumu finansal tablo dipnotlarında açıklarlar.

TMS ile IFRS aynı olduğundan bazı işletme ve sektörler için TMS de farklı düzenlemeler yapılmasına izin verilebilse bile farklı uygulama yapanlar, bu uygulamalarını dipnotlarda belirtmelidir.

(4) Kanunlarla, belirli alanları düzenlemek ve denetlemek üzere kurulmuş bulunan kurum ve kurullar, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun onayını almak şartıyla, kendi alanları için geçerli olacak standartlar ile ilgili olarak ayrıntıya ilişkin, sınırlı düzenlemeleri yapabilirler.

Yasanın 88 inci maddesinin 4. fıkrası ülkemizde bulunan bütün kurum ve kuruluşların TMS yı tatbik etmesi zorunlu olup ancak ve ancak TMS den izin almak şartıyla ufak tefek değişiklikler yapabilecektir.

Böylece ülkemizde uygulama birliği sağlanmış ve ülkemiz standartları ile dünya standartlarının aynı olması ve ülkemizin dünyaya uyumu sağlanmış olacaktır.

.

Herhangi bir yabancının okuyacağı Türk şirketinin tablosu onun ülkesinde okuyacağı tablo ile aynı olacaktır.

Hüküm bulunmayan hallerde 88 inci maddenin beşinci fıkrasında belirtildiği üzere dünyada yaygın uygulaması bulunan genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uyulacaktır.

(5) Türkiye Muhasebe Standartlarında hüküm bulunmayan hâllerde, ilgili oldukları alan dikkate alınarak, dördüncü fıkrada belirtilen ayrıntıya ilişkin düzenleme, ilgili düzenlemede de hüküm bulunmadığı takdirde milletlerarası uygulamada genel kabul gören muhasebe ilkeleri uygulanır.

Kanun, ayrıntılı ve teknik nitelikteki muhasebe ilkelerinin belirlenmesi görevini Türkiye Muhasebe Standartları kuruluna vermiş olup kurul bu yetkilerini aşağıda verdiğimiz geçici birinci maddedeki gibi kullanacaktır.

GEÇİCİ MADDE 1-

(1) Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından belirlenen Türkiye Muhasebe Standartları;

a) Türkiye Muhasebe Standartları, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) ve yorumları ile,

b) Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Türkiye Finansal Raporlama Standartlarından (KOBİ/TFRS) oluşur.

(2) Aşağıda sayılanlar TMS/TFRS ve Yorumlarını uygulamakla yükümlüdürler:

a) Bu Kanunun 1534 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ila (e) bendlerindeki sermaye şirketleri,

b) TMS/TFRS ve Yorumlarını uygulamayı tercih edenler.

(3) Aşağıda sayılanlar KOBİ/TFRSnı uygulamakla yükümlüdürler:

a) Bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalan ve işletme yönetiminde yer almayan işletme sahipleri, işletmeye borç verenler ve kredi derecelendirme kuruluşları gibi dış kullanıcılar için genel amaçlı finansal tablo düzenleyen işletmeler.

b) TMS/TFRSnı uygulamayı tercih eden KOBİ tanımındaki işletmelerden tekrar KOBİ/ TFRS uygulamasına dönmek isteyen işletmeler.

(4) Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, küçük ölçekli işletmeleri KOBİ/TFRSndan kısmen veya tamamen muaf tutmaya veya bunlar için ayrı standartlar belirlemeye yetkilidir.

(5) Türkiye Muhasebe Standartları (TMS/TFRS ve Yorumları ile KOBİ/TFRS) ve kavramsal çerçevede belirlenen ilkeler bu Kanunun ticari defterlere, finansal tablolara ve raporlamaya ilişkin hükümleri ile ilgili diğer hükümlerine de uygulanır.

TMS ve TFRS uygulamalarının uygulaması ve yürürlük tarihleri TTK 1534 üncü maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. MADDE 1534- (2) Bu Kanunun Türkiye Muhasebe Standartları ile ilgili hükümlerinin yürürlüklerine aşağıdaki hükümler uygulanır.

Bu Kanun;

a) 1523 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarında tanımlanan büyük ölçekli sermaye şirketleri ile bunların konsolidasyon kapsamına giren bağlı şirketleri, iştirakleri ve şirketler toplulukları,

b) Sermaye Piyasası Kanununa göre, ihraç ettikleri sermaye piyasası araçları borsada veya teşkilatlanmış diğer bir piyasada işlem gören şirketler, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri ve konsolidasyon kapsamına alınan diğer işletmeler,

c) Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankalar ile bağlı ortaklıkları,

d) 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda tanımlanan sigorta ve reasürans şirketleri,

e) 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda tanımlanan emeklilik şirketleri, bakımından 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.

(3) Küçük ve orta ölçekli sermaye şirketleri ile bu maddenin ikinci fıkrasında sayılanlar dışında kalan her ölçüdeki gerçek ve tüzel kişi tacirler için yayımlanan ve yayımlanacak olan özel Türkiye Muhasebe Standartları 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.

(4) Bu Kanunun anonim şirketlerin denetlenmesine ilişkin 397 ilâ 406 ncı maddeleri 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.

Yazımızın başından beri belirttiğimiz üzere yeni Türk Ticaret Kanunu ile artık TMS ve UFRS standartları daha öne çıkacak olup meslek mensupları bu konular üzerinde kendilerini eğitmeli ve söz konusu standartları tatbik edebilmelidirler.

Yazar : Cevdet Akçakoca / YMM

5 Eylül 2011 Pazartesi

Teknoji Geliştirme Bölgeleri Yasasındaki Değişiklik

Teknoji Geliştirme Bölgeleri Yasasındaki Değişiklik 07/04/2011




12.3.2011 tarih ve 27872 sayılı Resmi Gazete2de yayımlanan 6170 sayılı Kanunla, 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nda değişiklikler yapılmıştır.
A. Kanun’un Tanımlar Başlıklı 3. Maddesinde Yapılan Değişiklikler
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nda yer alan
  • Araştırma ve Geliştirme Faaliyeti (Ar-Ge),
  • Yenilik,
  • Kurucu Heyet,
  • Yazılım,
tanımları yeniden yapılmıştır. Bu çerçevede; yazılım tanımı daha kapsamlı yapılmış ve ayrıca yazılım sürecinin sonunda oluşan ürün yada mal ve hizmetlerin lisanslama, kiralama ve tüm hakları ile devretme gibi teslim şekillerinin tümünün yazılım olarak kabul edileceğine tanım içinde yer verilmiştir. Ayrıca Kanuna;
  • Ar-Ge Personeli,
  • Araştırmacı,
  • Teknisyen,
  • Destek Personeli,
  • Kuluçka Merkezi (İnkübatör),
  • Teknoloji Transfer Ofisi,
  • Teknolojik Ürün,
tanımları ilave edilmiştir. Bunlardan teknisyen[1] tanımı ile destek personeli[2] tanımı bizce önemlidir. Şöyle ki; teknisyenler bölgedeki Ar-Ge ve yazılım faaliyetlerinin bir unsuru olarak Kanunda da yerini almış, tanımı yapılan destek personeli içinse izleyen başlıklarda ele alınacak ücret istisnasına olanak sağlanmıştır.
B. Vergisel Teşvikler Yönelik Düzenlemeler
Bu kapsamda yapılan yeni düzenlemeler aşağıda başlıklar halinde ele alınmıştır.
1. Kanunda Yönetici şirketler ile bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi  mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlara ilişkin istisnaların uygulanma süresi on yıl daha uzatılarak 31/12/2023 tarihine taşınmıştır.
2. Bölgede uygulanan ücretlere ilişkin istisnanın süresi de on yıl daha uzatılarak 2023 yılına taşınmıştır. Bu süre uzatımı yapılırken; anılan istisnaya ilişkin Kanun lafzında da değişiklik yapılmış olup;  değişiklik öncesi ve sonrasındaki metinlere aşağıda yer verilmiştir.
Değişiklik öncesindeki İstisna Hükmü: “Bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31.12.2013 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır.”
6170 Sayılı Kanunla Yeniden Düzenlenen İstisna Hükmü: “Bölgede çalışan; AR-GE ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri, 31/12/2023 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır.”
Madde metninde yapılan bu değişiklik, tanımlar başlıklı 3. Madde yapılan değişiklik ve ilaveler ile birlikte değerlendirildiğinde, ücretlere yönelik istisnanın süresinin 2023 yılına taşındığını söylemek doğru olacaktır.[3]
Bu husus anılan madde gerekçesinde; “Bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı, Ar-Ge ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretlerine uygulanan her türlü vergi istisnası uygulaması 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunla paralellik sağlamak üzere 31/12/2013 tarihinden 31/12/2023 tarihine kadar uzatılmıştır.” şeklinde ifade edilmiştir.
Diğer taraftan ücretlere ilişkin istisna düzenlemesi içinde destek personeline de yer verilerek kapsam genişletilmiştir.Bu çerçevede “AR-GE faaliyetlerine katılan veya bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili yönetici, teknik eleman, laborant, sekreter, işçi ve benzeri personel,” olarak tanımlanan personel için de ücret istisnası uygulanacaktır. Ancak istisnadan yararlanacak destek personeli sayısı AR-GE personeli sayısının yüzde onunu aşamayacaktır.
3. Ücretlere ilişkin düzenlemeler arasına “Yönetici şirket, ücreti gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin Bölgede fiilen çalışıp çalışmadığını denetler. Ancak, Bölgelerde yer alan girişimcilerin yürüttükleri AR-GE projesi kapsamında çalışan AR-GE personelinin, Bölgede yürüttüğü görevle ilgili olarak yönetici şirketin onayı ile Bölge dışında geçirmesi gereken süreye ait ücretlerinin bir kısmı gelir vergisi kapsamı dışında tutulur. Kapsam dışında tutulacak ücret miktarı, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.” hükmü eklenmiştir. Bu düzenleme bizce işin yapısına aykırı olarak istisnanın kapsamını daraltıcı nitelikte olup, belirtilen yönetmelik çıkınca ek bilgi verilecektir.
C. Diğer Düzenlemeler
Bu kapsamda bölgede başlatılıp sonuçlandırılan AR-GE projeleri sonucu elde edilen teknolojik ürünün üretilmesi için gerekli yatırımların, yönetici şirketin uygun bulması ve Bakanlığın izin vermesi şartıyla, Bölge içerisinde yapılabilmesine olanak sağlayan düzenleme önemlidir.
Ayrıca kuluçka merkezi inşası ile AR-GE ve yenilik faaliyetlerini desteklemeye yönelik yönetici şirketçe yürütülecek kuluçka programları, teknoloji transfer ofisi hizmetleri ve teknoloji işbirliği programları  ile ilgili  giderlerin bir bölümün Bakanlıkça karşılanmasına yönelik düzenleme de olumlu yöndedir.
6170 sayılı Kanunla yapılan diğer değişiklikler ise büyük ölçüde yönetici şirketleri ilgilendirmekte olup; ayrıntısına değinilmemiştir.
Saygılarımızla,


[1] Teknisyen: Mühendislik, fen ve sağlık bilimleri alanında yüksek öğrenim görmüş ya da meslek  lisesi  veya  meslek  yüksekokullarının  teknik, fen  ve  sağlık  bölümlerinden  mezun, teknik bilgi ve deneyim sahibi kişileri,
[2] Destek Personeli: AR-GE faaliyetlerine katılan veya bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili yönetici, teknik eleman, laborant, sekreter, işçi ve benzeri personeli,
ifade eder.
[3] Bu yorum açısından “AR-GE Personeli” ile değiştirilen “Ar-Ge”  tanımı önem taşımakta olup, bir anlamda temel dayanağı oluşturmaktadır. Ayrıntısına değinilmemiştir.

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Prim ödeme süreleri hk.

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından:AYLIK PRİM VE HİZMET

BELGESİNİN SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA VERİLMESİNE

VE PRİMLERİN ÖDENME SÜRELERİNE DAİR USUL VE ESASLAR

HAKKINDA TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

Madde 1 – 28/9/2008 tarihli ve 27011 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan

Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin Sosyal Güvenlik Kurumuna Verilmesine ve

Primlerin Ödenme Sürelerine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin ‘1’

numaralı bölümünün ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Söz konusu hükümlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesine

dair, 12/5/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde ise; “Aylık prim ve hizmet belgesinin düzenlenmesi,

verilmesi ve saklanması” başlıklı 102 nci ve “Aylık prim ve hizmet belgesinin sonradan

verilmesi” başlıklı 103 üncü maddelerinde, aylık prim ve hizmet belgelerinin düzenlenmesine

ve verilmesine, “Sigorta primlerinin ödenme süresi ve erken ödeme” başlıklı 108 inci ve

“Afet durumunda belgelerin verilme süresi ve primlerin ertelenmesi” başlıklı 109 uncu

maddelerinde ise primlerin ödenmesine ilişkin hükümler düzenlenmiştir.”

Madde 2 – Aynı Tebliğin ‘2.1’ numaralı bölümünün ‘Çalıştırdıkları sigortalıların;’

başlıklı alt bölümünde yer alan “- Prime esas kazançlar tutarlarını” ibaresi

“- Prime esas kazanç tutarlarını (hak edilen ücretler ile prim, ikramiye ve bu nitelikteki

ödemeler olarak ayrı ayrı)” şeklinde, “- Ayın bazı günlerinde çalışmamış olmaları halinde,

eksik çalışma nedenlerini,” ibaresi “- Ayın bazı günlerinde çalışmamış olmaları halinde,

eksik gün sayısını ve eksik çalışma nedenlerini,” şeklinde değiştirilmiştir.

Madde 3 – Aynı Tebliğin ‘2.1.2’ numaralı bölümünün (b) alt bölümünde yer alan

“hak ettikleri ücretleri ise “Prime Esas Kazanç” bölümüne” ibaresi “hak ettikleri ücretleri

‘Prime Esas Kazanç’ bölümüne, ay içinde ödenen prim, ikramiye ve bu nitelikteki

istihkaklar ise ‘Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki İstihkak’ bölümüne kaydedilecektir.

” şeklinde değiştirilmiştir.

Madde 4 – Aynı Tebliğin ‘2.1.2’ numaralı bölümünün (g.1) alt bölümünün birinci ve

üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

“Ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmayan ve çalıştırılmadığı günler için ücret de ödenmeyen

sigortalıların eksik çalışma nedenlerinin aylık prim ve hizmet belgesine kaydedilmesi

gerekmektedir. Sigortalının eksik çalışma nedenleri Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin

9 nolu ekinde yer alan aylık prim ve hizmet belgesinin arka sayfasında açıklanmış olup,

01- İstirahat 11- Doğal afet

02- (Mülga) 12- Birden fazla

03- Disiplin cezası 13- Diğer

04- Gözaltına alınma 15- Devamsızlık

05- Tutukluluk 16- Fesih tarihinde çalışmamış

06- Kısmi istihdam 17- Ev hizmetlerinde 30 günden az çalışma

07- Puantaj kayıtları 18- Kısa çalışma ödeneği

08- Grev 19- Ücretsiz doğum izni

09- Lokavt 20- Ücretsiz yol izni

10- Genel hayatı etkileyen olaylar 21- Diğer ücretsiz izni eksik gün nedenleri olarak sayılmıştır.”

“Diğer taraftan, genel bütçeye dahil dairelerin, özel bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, fonların, belediyelerin, il özel idarelerinin, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmelerin, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşların, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarının, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının, sendikaların, vakıfların, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşların işyerleri ve toplu iş sözleşmesi yapılan işyerleri ile 50 ve üzerinde sigortalının çalıştırıldığı aylara ilişkin özel sektör işyerleri hariç olmak üzere, ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalıların eksik çalıştıklarını ispatlayan belgelerin Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 10 nolu ekinde yer alan belge ile aylık prim ve hizmet belgesinin verilmesi gereken süre içinde işyerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkezine elden verilmesi veya aynı süre içinde posta ile gönderilmesi gerekmektedir.”

Madde 5 – Aynı Tebliğin ‘2.1.2’ numaralı bölümünün (h) alt bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bölüm eklenmiştir.“ı- Eksik gün sayısının hesaplanması ve sisteme girilmesi-Sigortalıların ay içinde çalışmadıkları ve bu sebeple ücret almaya hak kazanmadıkları süreleri eksik gün sayısı olarak sisteme girilecektir. Örnek; 2009/Mart ayında 5 gün istirahatlı olan ve bu süre için ücret ödenmeyen sigortalı yönünden eksik gün sayısı 5 olarak sisteme girilecektir.”

Madde 6 – Aynı Tebliğin ‘2.1.3’ numaralı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“2.1.3 Belgeye ilişkin bilgiler Aylık prim ve hizmet belgesinin e-Sigorta kanalıyla gönderilmesi sırasında, belgenin ilişkin olduğu yıl ve ay, sigortalıların niteliklerine uygun belge türü ve varsa düzenlenmesine esas Kanun numarası, ilgililerce seçilecektir.Belge türleri, aylık prim ve hizmet belgesinin arka sayfasında

01- Hizmet Akdi İle Tüm Sigorta Kollarına Tabi Çalışanlar (Yabancı uyruklu sigortalılar dahil)

02- Sosyal Güvenlik Destek Primine Tabi Çalışanlar

04- Yer Altında Sürekli Çalışanlar (Maden işyerlerinde 1/10/2008 öncesi çalışması olanlar için)

05- Yer Altında Gruplu Çalışanlar (Maden işyerlerinde 1/10/2008 öncesi çalışması olanlar için)

06- Yer Üstü Gruplu Çalışanlar (Maden işyerlerinde 1/10/2008 öncesi çalışması olanlar için)

07- 3308 Sayılı Kanunda Belirtilen Aday Çırak, Çırak ve İşletmelerde Mesleki Eğitim Gören Öğrenciler

12- Geçici 20 nci Maddeye Tabi Olanlar

13- Tüm Sigorta Kollarına Tabi Olup İşsizlik Sigortası Primi Kesilmeyenler

14- Libya'da Çalışanlar

19- Ceza İnfaz Kurumları İle Tutukevleri Bünyesinde Oluşturulan Tesis Atölye ve Benzeri Ünitelerde Çalıştırılan Hükümlü ve Tutuklular

20- İstisna Akdine İstinaden Almanya'ya Götürülen Türk İşçiler

21- Türk İşverenler Tarafından Sosyal Güvenlik Sözleşmesi İmzalanmamış Ülkelere Götürülerek Çalıştırılan Türk İşçileri

22- Meslek Liselerinde Okumakta İken veya Yüksek Öğrenimleri Sırasında Zorunlu Staja Tabi Tutulan Öğrenciler ile 2547 Sayılı Kanun Uyarınca Üniversitelerde Kısmi Zamanlı Çalıştırılan Öğrenciler

23- Harp Malulleri İle 3713 ve 2330 Sayılı Kanunlara Göre Vazife Malullüğü Aylığı Alanlardan Kısa Vadeli sigorta Kollarına Tabi Olanlar

24- Harp Malulleri İle 3713 ve 2330 Sayılı Kanunlara Göre Vazife Malullüğü Aylığı Alanlardan Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Kollarına Tabi Olanlar

25- Türkiye İş Kurumu Tarafından Düzenlenen Eğitimlere Katılan Kursiyerler

28- 4046 Sayılı Kanunun 21 inci Maddesi Kapsamında İş Kaybı Tazminatı Alanlar

29- Tüm Sigorta Kollarına Tabi Çalışıp 60 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

30- İşsizlik Sigortası Hariç 60 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

31- Harp Malulleri İle 3713 ve 2330 Sayılı Kanunlara Göre Vazife Malüllüğü Aylığı Alanlardan Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Kollarına Tabi Olup 60 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

32- Tüm Sigorta Kollarına Tabi Çalışıp 90 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

33- İşsizlik Sigortası Hariç 90 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

34- Harp Malulleri İle 3713 ve 2330 Sayılı Kanunlara Göre Vazife Malullüğü Aylığı Alanlardan Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Kollarına Tabi Olup 90 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

35- Tüm Sigorta Kollarına Tabi Çalışıp 180 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

36- İşsizlik Sigortası Hariç 180 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

37- Harp Malulleri İle 3713 ve 2330 Sayılı Kanunlara Göre Vazife Malullüğü Aylığı Alanlardan Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Kollarına Tabi Olup 180 Gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Çalışanlar

39- Birleşik Krallıkta İkamet Edenler ve İsviçre Vatandaşı Olanlardan Uzun Vadeli Sigorta Kolunun Uygulanmasını Talep Etmeyenler

41- Kamu İdarelerinde İş Akdi Askıda Olanlar

42- 3308 Sayılı Kanunda Belirtilen Aday Çırak, Çırak Ve İşletmelerde Mesleki Eğitim Gören Öğrencilerden Bakmakla Yükümlü Olunmayanlar

43- Meslek Liselerinde Okumakta İken Veya Yüksek Öğrenimleri Sırasında Staja Tabi Tutulan Öğrenciler İle 2547 Sayılı Kanun Uyarınca Üniversitelerde Kısmi Zamanlı Çalıştırılan Öğrencilerden Bakmakla Yükümlü Olunmayanlar

44- Türkiye İş Kurumu Tarafından Düzenlenen Eğitimlere Katılan Kursiyerlerden Bakmakla Yükümlü Olunmayanlar

90- İtibari Hizmet Süresine Tabi Olarak Çalışanlar

91- 60 gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Olanlardan İtibari Hizmet Süresine Tabi Olarak Çalışanlar

92- 90 gün Fiili Hizmet Süresi Zammına Tabi Olanlardan İtibari Hizmet Süresine Tabi Olarak Çalışanlar olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla aynı işyerinde çalışmakla birlikte, farklı nitelikteki sigortalılar, farklı belge türü seçilmek suretiyle Kuruma bildirilecektir.5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilenlerden hizmet akdine istinaden çalışmayanlar için 13 nolu belge türü seçilecektir. Örnek 1- (B) Limited Şirketinin 2008/Aralık ayında çalıştırmış olduğu toplam 11 sigortalıdan,

- 6’sının tüm sigorta kollarına tabi,

- 3’ünün sosyal güvenlik destek primine tabi,

- 2’sinin tüm sigorta kollarına olmakla birlikte 60 gün fiili hizmet süresi zammına tabi,olduğu varsayıldığında, her bir belge türüne giren sigortalı grubu, ilişkin oldukları belge türleri seçilmek suretiyle ayrı ayrı düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgeleri ile Kuruma bildirilecektir.Hal böyle olmakla birlikte, bazı belge türleri yalnızca bazı kurum, kuruluş ve işletmelerce seçilebilecek olup, bu kurum ve kuruluşlar ile bu kurum ve kuruluşların seçebilecekleri belge türleri aşağıda açıklanmıştır.

- Türkiye İş Kurumu; düzenlemiş olduğu eğitimlere katılanlardan bakmakla yükümlü olunanlar için 25 nolu , bakmakla yükümlü olunmayanlar için 44 nolu, iş kaybı tazminatı alanlar için 28 nolu belge türünü,

- Milli Eğitim Bakanlığı/Okullar/Yüksek Öğretim Kurumu; aday çırak, çırak ve mesleki işletmelerde eğitim gören öğrencilerden bakmakla yükümlü olunanlar için 7 nolu belge türünü, bakmakla yükümlü olunmayanlar için 42 nolu belge türünü, meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler ile 2547 sayılı Kanun uyarınca üniversitelerde kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden bakmakla yükümlü olunanlar için 22 nolu belge türünü, bakmakla yükümlü olunmayanlar için 43 nolu belge türünü,

- Ceza infaz kurumları ve tutukevleri; kendi bünyelerinde oluşturdukları tesis atölye ve benzeri ünitelerde çalıştırılan hükümlü ve tutuklular için 19 nolu belge türünü,

- Libya’da Türk işçisi çalıştıran işletmeler; 14 nolu belge türünü,

- Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde Türk işçisi çalıştıran işverenler 21 nolu belge türünü,

- Harp malulleri ile 3713 ve 2330 sayılı Kanunlara göre vazife malullüğü aylığı alan sigortalıları çalıştıran işverenler 23 ve 24 nolu belge türlerini,

- Birleşik Krallıkta ikamet edenler ve İsviçre vatandaşı olanlardan uzun vadeli sigorta kolunun uygulanmasını talep etmeyenler 39 nolu belge türünü,

- Kamu idareleri, itibari hizmet süresine tabi çalışanlarının itibari hizmet süresi kapsamındaki hizmetleri için 90, 91 veya 92 nolu belge türünü,seçebileceklerdir.

Bu bağlamda, yukarıda belirtilen kurum, kuruluş ve işletmelerin, bahse konu belge türlerini seçebilmeleri amacıyla çalıştırdıkları sigortalıların niteliklerini de belirtmek suretiyle işyerlerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı olarak başvurmaları gerekmekte olup, yapılan başvurular üzerine ilgili ünite tarafından gerekli kodlama yapılmak suretiyle, aylık prim ve hizmet belgesinin gönderilmesi sırasında ilgili belge türleri kendilerine açılacaktır.

Diğer taraftan, yukarıda belirtilen kurum, kuruluş ve işletmelerin, yukarıda belirtilen nitelikteki sigortalılardan ayrı olmak üzere, farklı nitelikte sigortalı istihdam etmeleri halinde bu sigortalılar için ayrıca işyeri dosyası tescil ettirmeleri gerekmektedir.

Öte yandan, işyerinin ve sigortalıların çeşitli teşvik kanunları kapsamına girmesi halinde, diğer kanunlar kapsamına giren sigortalılar ise ayrıca belge türü ve kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgeleri ile Kuruma bildirilecektir.5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (e) bendinde ve yine aynı Kanunun geçici 13 üncü maddesinde belirtilen iş kaybı tazminatı alan sigortalıların bildirimlerine ilişkin düzenlemeler Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 122 nci maddesi gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türkiye İş Kurumu arasında yapılacak protokolle belirlenecektir.

Örnek 2- 2008/Kasım ayında toplam 103 sigortalı istihdam (A) işvereninin çalıştırdığı sigortalılardan;

- 3’ünün, 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden kontenjan dahilinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlü sigortalı,

- 7’sinin, 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden kontenjan haricinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlü sigortalı,

- 10’unun 4447 sayılı Kanun kapsamına giren 18-29 yaş arasında erkek veya 18 yaşından büyük kadın sigortalı,

- 6’sının herhangi bir teşvik kanunu kapsamına girmeyen sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan sigortalı,

- 77’sinin de yine herhangi bir teşvik kanunu kapsamına girmeyen tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan sigortalı,olduğu varsayıldığında,

- 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden kontenjan dahilinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlü sigortalılar, 1 nolu belge türü ve 14857 nolu kanun numarası,

- 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden kontenjan haricinde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan özürlü sigortalılar, 1 nolu belge türü ve 54857 nolu kanun numarası,

- Sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışan sigortalılar 2 nolu belge türü,

- Tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan diğer sigortalılar ise, 1 nolu belge türü,seçilmek suretiyle Kuruma bildirilecektir.”

Madde 7 – Aynı Tebliğin ‘2.2.1’ numaralı bölümünün 23 üncü paragrafı yürürlükten kaldırılmış, 24 üncü (son) paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“Aylık prim ve hizmet belgelerinin e-Sigorta kanalıyla gönderilmemesi halinde, söz konusu belge kağıt ortamında yasal süresi içinde Kuruma verilmiş olsa dahi, ilgililer aleyhine 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin 1 veya 2 numaralı alt bentlerine göre idari para cezası uygulanacaktır.”

Madde 8 – Aynı Tebliğin ‘2.2.2’ numaralı bölümünde yer alan ‘Örnek 1’ den sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.“Yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgelerinin üçüncü paragrafta belirtilen açıklamalar uyarınca incelemeye sevk edilmesi ve işverenlerce inceleme sonucu beklenilmeksizin tahakkuk eden primlerin gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte ödenmek istenilmesi halinde, incelemeye sevk edilen aylık prim ve hizmet belgelerinin tahakkuk kısmı, inceleme sonucu beklenilmeksizin işleme alınacak, hizmet kısmı (sigortalıların yer aldığı bölüm) ise yapılacak incelemenin ardından uygun görülmesi halinde işleme alınacaktır.”

Madde 9 – Aynı Tebliğin ‘2.2.3’ numaralı bölümü yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 10 – Aynı Tebliğin ‘2.3’ numaralı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“2.3- e-Sigorta uygulamasına başvurulması, sözleşmenin düzenlenmesi ve şifre zarfının teslimi-2.3.1- Başvuru Aylık prim ve hizmet belgesinin Kuruma e-Sigorta kanalıyla gönderilebilmesi için, işveren veya yetkili kişiler tarafından usulüne uygun olarak doldurulmuş ve imzalanmış ‘e-Sigorta Hizmetleri İnternet Kullanıcı Kodu ve Kullanıcı Şifresi Başvuru Formu’ ile Kurumun ilgili ünitesine başvurulması ve işveren veya yetkili kişiler tarafından ‘e-Sigorta Sözleşmesi’nin imzalanması gerekmektedir.İşveren haricindeki kişilerce e-Sigorta hizmetleri internet kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi başvurusunun yapılabilmesi ve/veya e-Sigorta sözleşmesinin imzalanabilmesi için, işveren vekili veya işvereni temsil ve ilzama yetkili olunması ya da işveren adına; Sosyal Güvenlik Kurumuna her türlü başvuruyu yapmaya, Kurumla her türlü sözleşmeyi imzalamaya, Kurumdan her türlü belgeyi teslim almaya ve Kuruma her türlü belgeyi vermeye yetkili olunduğuna veya e-Sigorta hizmetleri internet kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi başvurusu yapmaya, e-Sigorta sözleşmesi imzalamaya, kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi teslim almaya, Kuruma e-Sigorta kanalıyla aylık prim ve hizmet belgesi göndermeye yetkili olunduğuna dair özel vekâletname bulunması icap etmektedir. Dolayısıyla, belirtilen hususların yer almadığı özel vekâletnameler ile e-Sigorta hizmetleri internet kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi başvurusunda bulunulması veya e-Sigorta sözleşmesinin imzalanması mümkün bulunmamaktadır.Alt işvereni olan işyerlerinde, hem işveren, hem de aracıların her biri ayrı ayrı başvuruda bulunarak, ayrı ayrı kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi alacaklardır.Diğer taraftan; apartman yöneticiliklerince (kat malikleri kurullarınca) yapılacak olan başvuru sırasında,

a) Kullanıcı kodu ve şifresinin yönetici adına verilmesinin talep edilmesi halinde, başvuru sırasında, noter onaylı karar defterinin;

- Binaya ilişkin bilgilerin yer aldığı ilk sayfasının,

- Yönetici seçimine ilişkin kat malikleri kurul kararının yer aldığı sayfanın,bir fotokopisinin, e-Sigorta sözleşmesi ile birlikte başvuru formu ekinde ibraz edilmesi,

b) Kullanıcı kodu ve şifresinin başka bir kişiye verilmesinin talep edilmesi halinde ise,

- Binaya ilişkin bilgilerin yer aldığı ilk sayfasının,

- Yönetici seçimine ilişkin kat malikleri kurul kararının yer aldığı sayfanın,

- Yetki verilmesi talep edilen kullanıcı için çıkartılmış vekâletnamenin aslı veya noter onaylı suretinin,e- Sigorta sözleşmesi ile birlikte başvuru formunun ekinde ibraz edilmesi gerekmektedir.

Başvuru formları, evrak servisince evrak tarih ve numarası verildikten sonra, e-Sigorta Servisinde çalışan personel tarafından teslim alınacak, ardından gerekli kontrollerin yapılmasının ardından “Kurum Ünitesi” bölümü teslim alan personel tarafından kaşelenip imzalanacaktır.

2.3.2- Başvuru formlarının kaydedilmesi ve klase edilmesi e-Sigorta sözleşmeleri iki nüsha olarak düzenlenecek olup, ilk nüshası ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce/Sosyal Güvenlik Merkezince başvurunun alındığı tarih ve sıraya göre klase edilecek, ikinci nüshası ise işverene/yetki verilen kullanıcıya verilecektir.

2.3.3- e-Sigorta sözleşmesinin düzenlenmesi ve şifre zarfının teslimi Şifre zarfının tesliminden önce, iki nüsha olarak düzenlenen e-Sigorta sözleşmesinin, Kurum yetkilisi ile işveren veya yetkili kişiler tarafından imzalanmış olması gerekmektedir.e-Sigorta sözleşmesini, Kurum adına e-Sigorta işlemlerinin yapıldığı servis şefi veya bağlı olduğu müdür yardımcısı, diğer tarafta ise işveren veya yetkili kişi, kamu kurum veya kuruluşlarında görevlendirme yazısı ile yetki verdiği belirtilen kişi imzalayacaktır.e-Sigorta sözleşmesinin imzalarının tamamlanmasını müteakip, “İnternet Kullanıcı Kodu ve Kullanıcı Şifresi Teslim Tutanağı” iki nüsha olarak düzenlenerek taraflar arasında imzalanacak,servisi memuru tarafından “http://sgknet.sgk.intra/ebbasvuru” adresindeki uygulamanın aktivasyon sayfasından kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi zarfının üzerindeki “başvuru aktivasyon kodu” girilerek, aktivasyon işlemi gerçekleştirilecek ve “e-Sigorta Sözleşmesi” ve “İnternet Kullanıcı Kodu ve Kullanıcı Şifresi Teslim Tutanağı”nın birer suretleri ile birlikte kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi zarfı işveren veya yetkili kişiye teslim edilecektir. “e-Sigorta Sözleşmesi” ile “İnternet Kullanıcı Kodu ve Kullanıcı Şifresi Teslim Tutanağı”nın birer nüshası “e-Sigorta Hizmetleri İnternet Kullanıcı Kodu ve Kullanıcı Şifresi Başvuru Formu” ile birleştirilerek e-Sigorta Servisinde muhafaza edilecektir.

2.3.4- Şifrenin iptali e-Sigorta sözleşmesinin 8.md de sayılan sebeplerden herhangi birinin varlığı halinde, durum yazılı olarak ilgili SGK İl Md ne/Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı olarak bildirilecek ve e-Sigorta servisinde görevli memur tarafından “http://sgknet.sgk. intra/ebbasvuru” adresindeki uygulamanın kullanıcı işlemleri menüsünden işverene veya yetkili kişiye verilen kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi, işveren veya yetkili kişinin belge verme yükümlülüğünün yasal olarak sona erdiği tarih itibariyle iptal edilecek, ayrıca bu durum ile sözleşmenin fesh edildiği, işveren ve/veya yetkili kişiye bir yazı ile bildirilecektir.

2.3.5- Şifrenin çalınması, kaybolması, unutulması İşveren veya yetkili kişi tarafından kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresinin; çalındığı, kaybolduğu veya unutulduğu gibi hususların yazılı olarak ilgili üniteye bildirilmesi halinde, e-Sigorta servisinde görevli memur tarafından “http://sgknet.sgk.intra/ebbasvuru” adresindeki uygulamanın kullanıcı işlemleri menüsünden derhal kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi iptal edilecektir.Bu durumda, işveren veya yetkili kişinin aynı işyeri için yeni kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi verilmesini yazılı olarak talep etmesi halinde, “http://sgknet.sgk.intra/ebbasvuru” adresindeki uygulamanın kullanıcı işlemleri menüsünden daha önce girişi yapılan başvuru bilgileri sistemden çağırılarak, yeni kullanıcı kodu ve kullanıcı şifresi verilecektir.”

Madde 11 – Aynı Tebliğin ‘2.4.2’ numaralı bölümünün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir. “Diğer taraftan, Kurum Yönetim Kurulunun almış olduğu 3/12/2010 tarihli ve 2010/282 sayılı kararla, Libya’da daimi işçi çalıştıran işverenlerin, 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre her ay için sigortalılardan kesecekleri sigorta primlerini kendilerine ait prim tutarlarına da ekleyerek en geç ilgili olduğu ayı takip eden üç ay içinde ödemelerine karar verilmiştir.Bu nedenle, Libya’da iş yapan Türk işverenlerin çalıştırdıkları işçilerden 5510 sayılı Kanuna göre her ay kesecekleri sigorta primlerini, kendilerine ait prim tutarlarını da ekleyerek en geç ilgili olduğu ayı takip eden üç ay içinde Kuruma ödemeleri gerekmekte, bu süre içinde ödenmeyen primlere 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanması gerekmektedir.Buna göre, Libya’da daimi işçi çalıştıran işverenlerce, örneğin; 2011/Haziran ayı sigorta priminin en geç 30/9/2011 tarihine kadar ödenmesi gerekmekte olup söz konusu primlerin vadesinde ödenmemesi halinde, ödenmeyen primlere 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanacaktır.”

Madde 12 – Aynı Tebliğin ‘4.1.1’ numaralı bölümünün (a.4.2) numaralı alt bölümünün ikinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.“- Geçmişe dönük yapılan terfi işlemi sonucu yapılan ödemelerin prime esas kazançlarına ait bildirimleri,”

Madde 13 – Aynı Tebliğin ‘4.1.1’ numaralı bölümünün (a.9) numaralı alt bölümünün birinci ve ikinci paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesine göre açıktan vekil olarak atanan (vekil öğretmen, vekil imam, vekil memur vb.) sigortalılar için durum kodu bölümüne “V” kodu yazılacaktır. Ancak, 5510 sayılı Kanunun 80.md gereğince vekalet veya ikinci görev karşılığında ilgili mevzuatı uyarınca yapılacak ödemeler prime esas kazancın hesabında dikkate alınmayacağından, vekalet ve ikinci görev aylığı alan sigortalılar için “V” kodu kullanılmayacaktır.Görevden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan kanunları gereğince eksik aylığa müstahak bulunan sigortalı için “A” kodu yazılacaktır.”

Madde 14 – Aynı Tebliğin ‘4.1.1’ numaralı bölümünün (a.10) numaralı alt bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“Bu bölüme sigortalıların prime esas kazancının hesabında dikkate alınacak, gösterge aylığına ait derece ve kademe rakamları, ek gösterge aylığının hesabında dikkate alınacak ek gösterge rakamı, kıdem aylığının hesabında dikkate alınacak kıdem hizmet süresi ile prime esas kazancın hesabında dikkate alınacak tazminatlar ve 2802 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödenen ek ödeme tutarları yazılacaktır.”

Madde 15 – Aynı Tebliğin ‘4.1.2’ numaralı bölümünün (b.9) numaralı alt bölümünün birinci, ikinci ve üçüncü paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesine göre açıktan vekil olarak atanan (vekil öğretmen, vekil imam, vekil memur vb.) iştirakçi için “V” kodu yazılacaktır. Ancak, vekalet ve ikinci görev aylığı alan iştirakçiler için “V” kodu kullanılmayacaktır.Görevden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan kanunları gereğince eksik aylığa müstahak bulunan sigortalı için “A” kodu yazılacaktır.Kanunun ilgili maddeleri gereğince, genel sağlık sigortası primi kesilmeden sadece emekli keseneği ve kurum karşılığı kesilecek iştirakçiler için durum koduna “M” kodu yazılacaktır.”

Madde 16 – Aynı Tebliğin ‘4.2.2’ numaralı bölümünde yer alan ‘Örnek -’ ibaresi ‘Örnek 1-’ olarak değiştirilmiş, birinci fıkrasının (d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent, “Örnek 1-”den sonra gelmek üzere aşağıdaki örnek eklenmiştir. “e) Her ayın 1’i ile 30’u arasındaki maaşını müteakip ay içerisinde çalıştıktan sonra alan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları için, maaş ödemelerinin yapılması gereken ayın 25 inci günü sonuna kadar,” “Örnek 2- (A) Kamu idaresinde, 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun hükümlerine göre sözleşmeli olarak çalıştırılan ve her ayın 1’i ila 30’u arasındaki maaş ödemeleri çalışılan ay sonuçlarının il sağlık müdürlüklerine bildiriminden itibaren onbeş gün içinde yapılan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının, 1/8/2011-31/8/2011 tarihleri arası ücretlerinin 13/9/2011 tarihinde (1/9/2011 tarihinden itibaren onbeş gün içinde) çalıştıktan sonra ödendiği varsayıldığında, Ağustos dönemine ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin, 25/9/2011 tarihinin hafta sonu tatiline rastlaması nedeniyle en geç 26/9/2011 günü sonuna kadar Kuruma gönderilmesi gerekmektedir.”

Madde 17 – Aynı Tebliğin ‘4.2.3’ numaralı bölümünün beşinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, bu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.“Operasyonlara katılmak amacıyla görev yerleri değiştirilen askeri birliklerin bu durumları belgelendirilmek kaydıyla, bu birliklerde görev yapan sigortalılara ait aylık prim ve hizmet belgeleri, askeri birliğin görev yerine döndüğü tarihi takip eden günden başlamak üzere onuncu günün sonuna kadar Kuruma verilmesi halinde yasal süresinde verilmiş sayılacaktır.” “Aylık veya ücretleri Maliye Bakanlığının vizesine tabi olması sebebiyle ödenmesine sonradan karar verilen personel için vizenin gecikmesine bağlı olarak yasal süresi dışında, ancak, vize işleminin gerçekleştiğine ilişkin yazının ilgili idareye tebliğ tarihinden, başlamak üzere onuncu günün sonuna kadar verilen aylık prim ve hizmet belgeleri yasal süresi içerisinde verilmiş sayılacaktır.”

Madde 18 – Aynı Tebliğin ‘4.3.2’ numaralı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Kamu idareleri, 2008/Ekim ayı başından itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında ilk defa sigortalı olanların primleri ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olup Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanların keseneklerini, karşılıklarını ve %100 artış farklarını,

a) Her ayın 15’i ile müteakip ayın 14’ü arasındaki maaşını ayın 15’inde peşin alan sigortalılar için, maaş ödemelerinin yapılması gereken takvim ayının son gününe kadar,

b) Her ayın 1’i ile 30’u arasındaki maaşını ayın 1’inde peşin alan sigortalılar için, maaş ödemelerinin yapılması gereken ayın 15 inci günü sonuna kadar,

c) Her ayın 15’i ile müteakip ayın 14’ü arasındaki maaşını müteakip ayın 15’inde çalıştıktan sonra alan sigortalılar için, maaş ödemelerinin yapılması gereken takvim ayının son gününe kadar,

d) Her ayın 1’i ile 30’u arasındaki maaşını müteakip ayın 1’inde çalıştıktan sonra alan sigortalılar için, maaş ödemelerinin yapılması gereken ayın 15 inci günü sonuna kadar,

e) Her ayın 1’i ile 30’u arasındaki maaşını müteakip ay içerisinde çalıştıktan sonra alan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları için, maaş ödemelerinin yapılması gereken takvim ayının son gününe kadar,Kuruma ödemek zorundadırlar.Örnek 1- (A) Kamu idaresinin, 4 ayrı maaş ödeme dönemine ait sigortalı çalıştırdığı varsayıldığında, bu kamu idaresince 2011/Ağustos ayına ait primlerin/keseneklerin,

a) 15/8/2011-14/9/2011 ayı maaşları 15/8/2011 tarihinde peşin ödenen sigortalıların primlerini en geç 31/8/2011 gününün resmi tatile rastlaması nedeniyle 2/9/2011 günü sonuna kadar,

b) 1/8/2011-31/8/2011 maaşlarını 1/8/2011de peşin alanların primlerini en geç 15/8/2011 günü sonuna kadar,

c) 15/8/2011-14/9/2011 maaşını 15/9/2011de çalıştıktan sonra alanların primlerini en geç 30/9/2011 sonuna kadar,

d) 1/8/2011-31/8/2011 ayı maaşlarını 1/9/2011 tarihinde çalıştıktan sonra alan sigortalıların primlerini en geç 15/9/2011 günü sonuna kadar,

e) 1/8/2011-31/8/2011 ayı maaşlarını Eylül ayı içerisinde çalıştıktan sonra alan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının primlerini en geç 30/9/2011 günü sonuna kadar,Kurum adına prim tahsilatı yapan banka şubelerine yatırmak zorundadır.

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre sigortalı olanlar için yasal düzenleme veya Bakanlar Kurulu kararı ile geriye yönelik olarak ödenmesine karar verilen aylık, ücret veya tahsisata ait olmak kaydıyla tahakkuk ettirilecek primler ödeme gününü takip eden günden başlamak üzere 15 inci günün sonuna kadar ödenen sigorta primleri,

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre sigortalı olanlardan görevden uzaklaştırılması veya görevine son verilmesine rağmen idari tasarrufla ya da yargı kararı ile görevlerine iade edilenler için geriye yönelik olarak ödenen aylık, ücret veya tahsisata ait tahakkuk ettirilecek primler ödemenin yapıldığı tarihi takip eden 15 inci günün sonuna kadar ödenen sigorta primleri,

Operasyonlara katılmak amacıyla görev yerleri değiştirilen askeri birliklerin bu durumunu belgelemeleri kaydıyla yasal süresi dışında vermiş oldukları prim belgelerine ilişkin sigorta primlerinin askeri birliğin görev yerine döndüğü tarihi takip eden günden başlayarak 15 inci günün sonuna kadar ödenen sigorta primleri,

Aylık veya ücretleri Maliye Bakanlığının vizesine tabi olması sebebiyle ödenmesine sonradan karar verilen personel için vizenin gecikmesine bağlı olarak yasal süresi dışında, ancak, vize işleminin gerçekleştiğine ilişkin yazının ilgili idareye tebliğ tarihinden, başlamak üzere 15 inci günün sonuna kadar ödenen sigorta primleri,yasal süresi içerisinde ödenmiş kabul edilir ve yukarıda belirtilen süre içinde ödenirse ayrıca gecikme cezası ile gecikme zammı alınmaz.

Prim ödeme süresinin son gününün hafta sonu veya resmi tatil gününe denk gelmesi halinde primlerin /keseneklerin takip eden ilk iş günü sonuna kadar ödenmesi halinde yasal süresi içerisinde ödenmiş kabul edilir. Örnek 2- (A) Kamu idaresinin 15/11/2008-14/12/2008 ayı maaşları 15/11/2008 tarihinde peşin ödenen sigortalıların 2008/Kasım ayına ilişkin primlerini en geç maaş ödemesinin yapıldığı Kasım ayının son günü olan 30/11/2008 günü sonuna kadar yatırmaları gerekmekle birlikte anılan tarihin pazar gününe denk gelmesi nedeni ile 1/12/2008 günü sonuna kadar yatırması halinde yasal süresi içinde ödenmiş kabul edilecektir.

Örnek 3- (B) Kamu idaresinin 1/11/2008-30/11/2008 ayı maaşları 1/11/2008 tarihinde peşin ödenen sigortalıların 2008/Kasım ayına ilişkin primlerini en geç ödemenin yapıldığı ay olan Kasım/2008 ayının 15’i sonuna kadar yatırmaları gerekmekle birlikte anılan tarihin cumartesi gününe denk gelmesi nedeni ile 17/11/2008 günü sonuna kadar yatırması halinde yasal süresi içinde ödenmiş kabul edilecektir.

4/10/1987 tarih ve 19949 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Devlet Memurları ile Diğer Kamu Görevlilerinin Aylıklarının Ödeme Zamanının Değiştirilmesine Dair 9/9/1987 tarihli ve 289 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabulüne Dair 28/9/1988 tarihli ve 3472 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde, aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre almakta bulunan Devlet Memurları ile diğer kamu görevlilerinin (sözleşmeli statüdeki personel dahil) aylık veya sözleşme ücretlerinin ilkinin 15 Ekim 1987 tarihinde olmak üzere her ayın 15’inde ödeneceği, Devlet Memurları ile diğer kamu görevlilerine ilişkin kanunlarda yer alan “aybaşı” ibarelerinin “ayın 15’i” olarak uygulanacağı, hükme bağlanmıştır.Bu hükümler uyarınca, aylıklarını 657 sayılı Kanun hükümlerine göre alan devlet memurları ile diğer kamu görevlilerine (sözleşmeli statüdeki personel dahil) her ayın 15’inde aylık ödemesi yapılması gerekmekte olduğundan aylık, ücret veya tahsisatın ödeme günü olarak ayın 15’i kabul edilecektir.Buna göre, Bakanlar Kurulu kararı ile kamu idarelerinde çalışan devlet memurlarının maaş ödemelerinin avans olarak erken ödenmesi halinde veya maaş ödeme günü olan ayın 15’inin resmi tatil veya hafta sonuna denk gelmesi veya maaşların herhangi bir nedenle geç ödenmesi durumu maaş ödeme gününü değiştirmeyeceğinden primlerin/keseneklerin maaş ödeme günü olan ayın 15’inin içinde bulunduğu ayın sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir.

Örnek 4- 15/11/2008-14/12/2008 ayı maaşları 15/11/2008 tarihinde peşin olarak ödenen sigortalıların primleri/kesenekleri, maaş ödeme günü olan ayın 15’inin hafta sonuna denk gelmesi durumu maaş ödeme gününü değiştirmeyecektir ve primlerin/keseneklerin maaş ödemesinin yapıldığı Kasım/2008 takvim ayının son günü olan 30/11/2008 gününün pazar gününe denk gelmesi nedeniyle takip eden ilk iş günü olan 1/12/2008 günü sonuna kadar ödenecektir.Örnek 5- 1/11/2008-30/11/2008 ayı maaşları 1/11/2008 tarihinde peşin ödenen sigortalıların maaş ödeme günü olan ayın 1’inin hafta sonuna denk gelmesi primlerinin ödeme gününü etkilemeyecektir. Primlerin/keseneklerin, maaş ödemesinin yapıldığı Kasım/2008 takvim ayının 15’inci günü sonuna kadar Kuruma ödenmesi gerekmekte ise de 15/11/2008 tarihinin Cumartesi gününe denk gelmesi nedeniyle takip eden ilk iş günü olan 17/11/2008 sonuna kadar Kuruma ödenmesi gerekecektir.”

Madde 19 – Aynı Tebliğin ‘4.5’ numaralı bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.“4.6- 5510 sayılı Kanunun Yürürlüğe Girdiği Tarihten Sonra 4 üncü Maddenin Birinci Fıkrasının (c) Bendi Kapsamında İlk Defa Sigortalı Olanlar Yönünden Aylıksız İzinli Sayılan Kamu Personelinin Genel Sağlık Sigortası Primlerinin Ödenme Şekli ve Süresi 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten (2008 yılı Ekim ayı başından) sonra 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında ilk defa sigortalı sayılanlardan aylıksız izinli sayılan kamu personelinin genel sağlık sigortası primleri;

a) Personel mevzuatı uyarınca aylıksız izinli sayılanlar ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu uyarınca aylıksız izinli sayılanların bakmakla yükümlü olunan kişileri olup olmadığına bakılmaksızın bir yıl süreyle sınırlı olacak şekilde,

b) Muvazzaf askerlik görevi nedeniyle Kurumlarından aylıksız izinli sayılanların (Yedek subay okulu öğrencilik süreleri dahil) bakmakla yükümlü olduğu kişilerinin bulunması halinde bir yıllık süre sınırı uygulanmaksızın, aylıksız izinli oldukları süreler için aylıksız izinli sayıldıkları kurumlarınca ödenir.

Genel sağlık sigortası primleri 82 inci maddede belirtilen prime esas kazanç alt sınırının altında olmamak kaydıyla primin ilişkin olduğu aydaki kamu personelinin maaşlarının hesabında esas tutulan katsayı rakamı ve taban aylık tutarına göre tespit edilecek aylıksız izne ayrıldıkları tarihteki prime esas kazançları üzerinden %12 oranında hesap edilir.Aylıksız izne ayrılan kamu personelinin genel sağlık sigortası primine ait prim belgelerinin gönderilme şekli, süresi ve primlerin ödenmesi, personelin ücretsiz izine ayrıldığı tarihteki aylık ödenme zamanı dikkate alınarak Tebliğin 4 numaralı bölümü altında belirtilen şekilde gerçekleştirilir.”

Madde 20 – Aynı Tebliğin ‘6.1’ numaralı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“6.1- Afet durumunda aylık prim ve hizmet belgelerinin verilme ve muhteviyatı primlerin ödenme süresi İşyerleri yangın, su baskını, yer kayması ve deprem gibi afete uğrayan, tabii afet nedeniyle tarımsal faaliyetinden dolayı zarar gören işverenler ile 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların bu durumu belgelemeleri kaydıyla, afetin meydana geldiği tarihten itibaren üç ay içinde ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı talepte bulunmaları ve prim ödeme aczine düştüklerinin Kurumca yapılacak inceleme neticesinde tespit edilmesi halinde, afet tarihinden önce ödeme süresi dolmuş mevcut prim borçları ile afetin meydana geldiği tarihten itibaren tahakkuk edecek üç aylık prim borçlarının ödeme süresi, afetin meydana geldiği tarihten itibaren bir yıla kadar ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce/Sosyal Güvenlik Merkezince ertelenebilir. Prim borçlarının ertelenmesine karar verilen işverenlerce afetin meydana geldiği ayda verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgeleri, afetin meydana geldiği ayı takip eden üç ay içinde Kuruma verildiği takdirde yasal süresi içinde verilmiş kabul edilir.Örnek 1- (A) Limited Şirketine ait işyerinin 17/11/2008 tarihinde yangın felaketine uğradığı varsayıldığında, 17/2/2009 (dahil) tarihine kadar işyerinin bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne/Sosyal Güvenlik Merkezine yangın felaketinden etkilendiğine dair müracaat etmesi üzerine, Kurumca yapılacak inceleme sonucunda, söz konusu işverenin ödeme aczine düşmüş olduğunun tespiti halinde, afetin meydana geldiği ayda Kuruma verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesi 2008/Ekim ayına ilişkin belge olacağından, 2008/Ekim ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesi, 28/2/2009 tarihine kadar Kuruma verildiği takdirde yasal süresi içinde verilmiş sayılacaktır.Örnek 2- 1.örnekteki yangın felaketinin 27/11/2008de gerçekleşmiş olduğu varsayıldığında ise, felakete uğranılan ayda verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesinin verilme süresi, yangın felaketine uğranılan tarihten önce (23/11/2008 tarihinde) sona ermiş olduğundan, 2008/Ekim ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgesinin verilme süresi ertelenmeyecektir.

15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun uyarınca genel hayatı etkilediğine karar verilen afetler nedeniyle, afet bölgesinde doğrudan veya dolaylı olarak zarar gören işverenlerle sigortalı ve hak sahiplerinin, afetin olduğu tarihten afetin olduğu tarihi takip eden ayın sonuna kadar 5510 sayılı Kanuna göre vermekle yükümlü oldukları belgelerin ve bu belgelere bağlı olarak ödemekle yükümlü oldukları primlerin, afetin meydana geldiği tarihi izleyen ayın sonuna kadar verilmesi ve primlerin de aynı süre içinde ödenmesi halinde; belgeler süresi içinde verilmiş, primler ise süresi içinde ödenmiş sayılır.7269 sayılı Kanun uyarınca genel hayatı etkilediğine karar verilen afetler nedeniyle, erteleme süresini ve 5510 sayılı Kanun uyarınca düzenlenen belgelerin verilme süresi ile primlerin ödenme süresini uzatmaya Kurum yetkilidir. Kurum bu yetkiyi; bölge, il, ilçe, mahal ve afetten zarar görenler ile afetten zarar görme derecesi veya prim türleri itibarıyla farklı süreler halinde tespit etmek suretiyle de kullanılabilir.Prim borcunun ertelendiği sürede zamanaşımı işlemez ve ertelenen kısmına gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmaz.”

Madde 21 – Aynı Tebliğin ‘6.4’ numaralı bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince Kurumun prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmeyen kısmı, sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede her bir ay için % 3 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılır. Bu oran, 1/3/2010 tarihli ve 2010/260 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Kararın 1 inci maddesiyle 28/4/2010 tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere %2 olarak belirlendiğinden, 1/5/2010 tarihinden sonraki aylar için bu oran %2 olarak uygulanacaktır. Ayrıca, her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Yeni Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır. Ancak, ödemenin yapıldığı ay için gecikme zammı günlük hesaplanır.”

Madde 22 – Bu Tebliğin;

a) 12 nci, 13 üncü, 14 üncü, 15 inci ve 17 nci maddeleri 1/10/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

b) 21 inci maddesi 1/5/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c) 2 nci ve 3 üncü maddeleri, 4 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5 inci maddesi 12/5/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

ç) 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası 25/2/2011 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

d) 6 ncı ve 19 uncu maddeleri 1/3/2011 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

e) 16 ncı ve 18 inci maddeleri 16/6/2011 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

f) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,yürürlüğe girer.

Madde 23 – Bu Tebliğ hükümlerini Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı yürütür.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

KDV iadesi.

KDV İADESİNDE YENİLİK

VERGİ SİRKÜLERİ

NO: 2011/86

KONU: 53 Seri No.lu KDV Sirküleri Uyarınca KDV İade Taleplerinde Elektronik Ortamda Alınacak Satış Faturaları Listesine İlişkin Duyuru Yayımlandı.

Gelir İdaresi Başkanlığınca, 53 Seri No.lu KDV Sirküleri uyarınca KDV iade taleplerinde elektronik ortamda alınacak satış faturaları listesine ilişkin duyuru yayınlanmıştır.

Bilindiği üzere, katma değer vergisi iade hakkı doğuran işlemlerde, Ocak/2010 vergilendirme döneminden itibaren KDV iadelerine esas teşkil eden bazı listelerin elektronik ortamda alınması uygulamasına başlanılmış olup, bu konuya ilişkin açıklamalara 53 Seri No.lu KDV Sirkülerinde yer verilmiştir.

Bu çerçevede mükellefler, 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 9 ve 11/1-c maddelerine istinaden ilgili KDV Genel Tebliğlerinde belirtilen "Tevkifata Tabi İşlemlere Ait Satış Faturası Listesi" ile "İhraç Kayıtlı Teslimlere Ait Satış Faturası Listesi"ni de, Temmuz/2011 ve daha sonraki dönemlere ait KDV iade talepleri için geçerli olmak üzere İnternet Vergi Dairesi’nden göndereceklerdir.

Buna göre, Tevkifata Tabi İşlemlere Ait Satış Faturası Listesi (Tevkifatlı Satış Faturası Listesi) ile İhraç Kayıtlı Teslimlere Ait Satış Faturası Listesi’nin (İhraç Kayıtlı Satış Faturası Listesinin) İnternet Vergi Dairesi üzerinden oluşturulup gönderilmesi esnasında Sistem; iade hakkı doğuran işlem türüne bağlı olarak gönderilmesi gereken listelere ilişkin linkleri otomatik olarak ekrana getirmektedir. Söz konusu listelere belge girişi ve Excel dosyası oluşturulmasına ilişkin detaylı açıklamalara örnekleri ile birlikte aşağıda yer alan Gelir İdaresi Başkanlığı'nın duyurusundan ulaşabilirsiniz.

KDV İade Taleplerinde Elektronik Ortamda Alınacak Satış Faturaları Listesine İlişkin Duyuru

14 Ağustos 2011 Pazar

MTK numarası.

Ticaret Sicil Numarası Tarih Oldu.

İç Ticaret Genel Müdürlüğü Elektronik Ticaret Sicilin İlk Aşaması Olan Merkezi Tüzel Kişilik Bilgi Sistemi Projesini başlattı. Projenin İlk aşamasında gerçek kişilerin TC Kimlik Numarasının benzeri bir uygulama ile tüm Şirket ve Şirket dışı kurumlara bir MTK numarası oluşturuldu.Projenin hayata geçmesinden itibaren Şirket Kuruluşu, Sermaye Artırımı, Genel Kurul Tescili vb işlemler MTK numarası ile elektronik ortamda gerçekleştirilecek, şirketler için hayati öneme sahip MTK numaranızı öğrenmek için arama motoru en sağlıklı olarak vergi numarası ile çalışmaktadır

http://www.mersis.info/Mersis/%C5%9EirketSorgulama.aspx

13 Ağustos 2011 Cumartesi

12 Ağustos 2011 Cuma

zarar mahsubu ve taşınmaz satış istisnası hk.

5520 sayılı KVK Madde 5-e İstisnalar,
bu maddede geçen taşınmazın tanımı şöyledir:

II- İSTİSNA UYGULAMASINA KONU OLACAK TAŞINMAZLAR

Mezkûr bent hükmü içerisinde yer alan ve istisnanın uygulanmasına konu olacak taşınmaz ibaresi; Türk Medeni Kanunu’nda “Taşınmaz” olarak tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır. Bunlar TMK’nun 704.Maddesinde, arazi, tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler, olarak sayılmıştır.

Taşınmaz satış kazancına istisna uygulanabilmesi için, taşınmazın Türk Medeni Kanunu’nun 705.Maddesi gereğince kurum adına tapuya tescil edilmiş olması gerekmektedir.

Ancak; fiiliyatta cins tashihinin kurum adına tapuya tescilinin yapılmasında çeşitli nedenlerle gecikmeler olabilmektedir. Bu gibi durumlarda, taşınmazın işletme aktifinde iki yıl süreyle bulunup bulunmadığının tespitinde, işletmede iki yıldan fazla süreyle sahip olunarak fiilen kullanıldığının, yapı inşaatı ruhsatı, vergi dairesi tespiti veya resmi kurum kayıtlarından birisi ile tevsik (belgeleme) edilebilmesi halinde istisna uygulanabilecektir.

Bu nedenlerle; organize sanayi bölgeleri tarafından verilen tahsis belgesine istinaden veya çeşitli nedenlerle iki yıldan fazla süreyle fiilen kullanılan ancak tapuda kurum adına henüz tescil edilmemiş bir taşınmazın tahsis belgesine dayanılarak veya zilyetliğin devri suretiyle satılması durumunda istisna uygulanmayacaktır.
------------------------------
------------------------------
5520 syaılı KVK madde 9. Zarar mahsubu.

Zarar mahsubu

MADDE 9- (1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek şartıyla aşağıda belirtilen zararlar indirim konusu yapılır:

a) Beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararlar.

Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde devralınan kurumların devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararları ile 20 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen tam bölünme işlemi sonucu bölünen kurumdaki öz sermayesinin devralınan tutarını geçmeyen ve devralınan kıymetle orantılı zararların indirilmesinde aşağıdaki şartlar ayrıca aranır:

1) Son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanunî süresinde verilmiş olması.

2) Devralınan kurumun faaliyetine devir veya bölünmenin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam edilmesi.

Bu şartların ihlâli halinde, zarar mahsupları nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı doğmuş sayılır.



Taşınmaz tanımına, taşınmazın bütünleyici parçası niteliğinde olan unsurları da dahildir. Bütünleyici parça, TMK’nun 684.Maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına imkan bulunmayan parçadır.” Şeklinde tanımlanmıştır.

Diğer taraftan taşınmaz tanımına, taşınmazın eklentisi niteliğinde olan unsurlar girmeyecektir. Eklenti, TMK’nun 686.Maddesinde; “Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar. Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır. Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez” şeklinde tanımlanmıştır.

Taşınmazlarla birlikte satışa konu olan ve o taşınmazın bütünleyici parçası sayılan şeylerin satışından elde edilen kazançlar da istisna kapsamında değerlendirilecektir.

Üretim vasıtası niteliğindeki makinelerin sökülmesi gerektiği zaman bina tahrip olacak veya zarar görecek ise bu makineler binanın bütünleyici parçası olarak kabul edilecektir.Keza, bina ile birlikte bir bütün oluşturan ve birbirinden ayrılmaları halinde istenilen faydayı sağlamayacak durumda olan makineler de binanın bütünleyici parçası kabul edilecektir. Bunlara örnek olarak transformatörler, kazanlar, zemine raptedilen türbinler sayılabilir.

Ancak; taşınmazın zeminine veya duvara sabitlenmiş olmakla birlikte münferiden veya toplu olarak sökülüp satılması mümkün olan ve bu takdirde işletmenin sınai olma vasfını değiştirmeyen ve üretimi de aksatmayan makine ve benzeri aletler bütünleyici parça niteliğinde değerlendirilmeyecek ve bunlar istisnadan yararlanmayacaktır.