.

.

20 Eylül 2011 Salı

ÖTVGT 21 21/9/2011

21 Eylül 2011 ÇARŞAMBA

Resmî Gazete

Sayı : 28061

ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO:21)

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa1 ekli (I) sayılı listedeki mallarda ÖTV uygulamalarına ilişkin ÖTV Genel Tebliğlerinde aşağıdaki düzenlemelerin yapılması uygun görülmüştür.

1. ÖTV KANUNUNUN 8/1 İNCİ MADDESİ KAPSAMINDAKİ TECİL-TERKİN UYGULAMASINA İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren uygulanmak üzere, 1 Seri No.lu ÖTV Genel Tebliğinin2 (9.1.) bölümünde aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.

1.1. Tebliğin (9.1./d) no.lu bölümünün ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Bu kullanımın, üretimin gerçekleştiği takvim yılını takip eden yılın Mart ayı sonuna kadar YMM tarafından düzenlenen üretim raporu ile tevsik edilmesi gerekmektedir. Bu raporun gerek imalatta kullanılan gerekse imal edilen mala ilişkin G.T.İ.P. numarası bilgileri, bu malların stok bilgileri ve imal edilen malın teslim bilgilerini (alıcının vergi kimlik numarası, adı, soyadı veya unvanı, teslim edilen malların G.T.İ.P. numarası itibarıyla miktarı, tutarı ve Gelir İdaresi Başkanlığınca istenecek bilgileri) kapsaması zorunludur. YMM’ler; yaptıkları tasdikin doğru olmaması nedeniyle, tasdik raporunda yer alan mevzuata aykırı hususların tespit edilmesi halinde; alınması gereken vergilerden, kesilecek cezalar, hesaplanacak gecikme faizi ve zamlarından mükellefler ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar. Usulüne uygun düzenlenen raporun ibrazı ve uygulama kapsamında hesaplanan vergiden tecil edilen kısım düşüldükten sonra kalan tutarın ödenmiş olması halinde, tecil edilen vergi terkin edilecek ve teminat çözülecektir.”

1.2. Tebliğin (9.1./e) no.lu bölümünün altıncı cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“Tecil işleminin yapıldığı takvim yılını takip eden yılın Mart ayı sonuna kadar uygulama kapsamındaki kullanımın YMM tarafından düzenlenen üretim raporu ile tevsik edilmesi gerekmektedir. Bu raporun gerek imalatta kullanılan gerekse imal edilen mala ilişkin G.T.İ.P. numarası bilgileri, bu malların stok bilgileri ve imal edilen malın teslim bilgilerini (alıcının vergi kimlik numarası, adı, soyadı veya unvanı, teslim edilen malların G.T.İ.P. numarası itibarıyla miktarı, tutarı ve Gelir İdaresi Başkanlığınca istenecek bilgileri) kapsaması zorunludur. YMM’ler; yaptıkları tasdikin doğru olmaması nedeniyle, tasdik raporunda yer alan mevzuata aykırı hususların tespit edilmesi halinde; alınması gereken vergilerden, kesilecek cezalar, hesaplanacak gecikme faizi ve zamlarından mükellefler ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar. Usulüne uygun düzenlenen raporun ibrazı ve uygulama kapsamında hesaplanan vergiden tecil edilen kısım düşüldükten sonra kalan tutarın ödenmiş olması halinde terkin işlemi yapılacaktır.”

2. 2002/4930 SAYILI BAKANLAR KURULU KARARININ 4 ÜNCÜ MADDESİNİN UYGULAMASINA İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren 2002/4930 sayılı BKK 3 4 üncü maddesi kapsamında teslim veya ithal edilecek mallar için uygulanmak üzere, 1 Seri No.lu ÖTV Genel Tebliğinin (11.) bölümünde aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.

2.1. Tebliğin (11./b) no.lu bölümüne aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

Diğer taraftan 4760 sayılı ÖTV Kanununun 12 nci maddesinin 4 numaralı fıkrası uyarınca, bu Kararname kapsamında teslim edilecek mallar için ödenen ÖTV tutarı ile söz konusu malların normal teslimlerinde uygulanan ÖTV tutarı arasındaki fark ve bu farkın 12 aylık gecikme faizinin tutarı toplamı kadar teminat alınması uygun görülmüştür. Buna göre söz konusu Kararname kapsamında teslimin yapıldığı döneme ait beyanname ile birlikte satıcının bağlı olduğu vergi dairesine teminat verilecektir. Genel ve özel bütçeli idareler ile il özel idareleri ve sermayesinin %51’i veya daha fazlası bunlara ait olan kuruluşlar ile özelleştirme kapsam ve programına alınmış olup hisselerinin yarısından fazlası kamuya ait olan kuruluşların bu kapsamda yaptıkları mal teslimlerinde veya mal alışlarında teminat aranmayacaktır. Öte yandan, son iki takvim yılında düzenlenen vergi inceleme veya yeminli mali müşavir üretim raporlarında söz konusu uygulama kapsamında bu Tebliğde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak kullanıldığı belirtilen mal miktarları esas alınmak suretiyle tespit edilecek azami miktar ile sınırlı olmak üzere, yukarıda belirlendiği şekilde hesaplanan teminat tutarının “% 5” i kadar teminat verilmek suretiyle bu uygulama uyarınca mal teslimi yapılabilecektir. İndirimli teminattan yararlananlara bu kapsamda mal teslim eden mükelleflerin teslim ettikleri mal miktarı için % 5 oranında teminat verilmek suretiyle Kararname uygulamasından yararlanılabilecektir. (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malları, aynı cetvelde yer alan malların üretiminde kullandığını tevsik edemeyen imalatçıların Kararname uygulaması kapsamında yapılan mal teslimlerinde % 5 oranında indirimli teminat uygulamasından yararlanması mümkün bulunmamaktadır.

İmalatçılar, indirimli teminattan yararlanabilmek amacıyla bir dilekçe ekine ekleyecekleri söz konusu raporların birer örnekleri ile bağlı bulundukları vergi dairelerine başvuracaklardır. Bu başvuru üzerine, vergi dairesi ÖTV mükellefi satıcıların vergi dairelerinden söz konusu raporlar uyarınca Kararname uygulaması kapsamında gerçekleşen kullanım miktarlarına dair teyit alarak, imalatçıların indirimli teminattan yararlanabilecekleri azami miktarı hesaplayacak ve bu Tebliğ ekinde (EK:23) olarak yer alan “2002/4930 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4 üncü Maddesi Kapsamında % 5 Oranındaki İndirimli Teminattan Yararlananlara İlişkin Bilgi Formu”nu düzenleyerek imalatçılara verecektir.

İmalatçılar, ÖTV mükelleflerine bu formu ibraz ederek işlem yaptırmak suretiyle indirimli teminattan yararlanabileceklerdir. Söz konusu formun ilgili bölümleri mal teslimi sırasında teslim yapılan miktarla sınırlı olmak üzere, ÖTV mükelleflerince doldurulup kaşe tatbik edilerek imzalanacaktır. Bu şekilde kayıt düşülen belgenin imalatçı tarafından kaşe ve imza ile onaylanmış bir nüshası ÖTV mükellefine verilecektir.

Diğer yandan, indirimli teminattan yararlanabilecek olan imalatçıların, Kararname kapsamında kullanacakları malları doğrudan ithal etmeleri halinde, vergi dairesinden alınan formu gümrük idaresine ibraz etmek suretiyle ithal ettikleri mal miktarı için % 5 oranında teminat vererek ithalat işlemini gerçekleştirmeleri mümkündür. Söz konusu formun ilgili bölümleri ithalat sırasında ithal edilen miktarla sınırlı olmak üzere, gümrük idaresince doldurulup mühür tatbik edilerek onaylanacaktır. Bu şekilde kayıt düşülen belgenin imalatçı tarafından kaşe ve imza ile onaylanmış bir nüshası gümrük idaresine verilecektir.

(EK:23) bilgi formundaki indirimli teminattan yararlanılabilecek azami miktarın aşılması halinde, aşılan kısım için indirimli teminattan yararlanılamayacağı tabiidir.

Örnek 1: Sanayi sicil belgesi sahibi imalatçı (A) Kararname uygulaması kapsamında (I) sayılı listenin (B) cetvelinde 3814.00.90 G.T.İ.P. numarasında yer alan ve ticari ismi tiner olan malın imalinde kullanmak üzere aynı cetvelin 2710.11.21.00.00 G.T.İ.P. numarasında yer alan white spirit isimli maldan 2008 yılı Aralık ayında 800 kg., 2009 yılı Ocak ayında 700 kg., Haziran ayında 600 kg. satın almış, 2009 yılının Ekim ayında ise 500 kg. ithal etmiştir. 2008 yılı Aralık ayında satın alınan mal ve 2009 yılının Ocak ayında satın alınan malın tamamı ile 2009 yılı Haziran ayında satın alınan malın 500 kg.’ı süresinde tiner imalinde kullanılmıştır. 2008 yılı ve 2009 yılında satın alınan 2710.11.21.00.00 G.T.İ.P. numarasında yer alan white spirit isimli malın Kararname uygulaması kapsamında kullanıldığına dair YMM üretim raporları, 2009 ve 2010 yıllarında imalatçı (A)’nın mal satın aldığı ÖTV mükellefinin vergi dairesine süresinde ibraz edilmiştir. İmalatçı (A) indirimli teminattan yararlanabilmek amacıyla söz konusu raporların birer örneğini eklediği bir dilekçe ile bağlı bulunduğu vergi dairesine 2011 yılı Ocak ayında başvuruda bulunmuştur.Buna göre, imalatçı (A)’nın 2011 yılında % 5 oranında indirimli teminattan yararlanabileceği azami miktar; 2009 takvim yılı raporlarında Kararname kapsamında kullanıldığı tespit edilen 800 kg. ve 2010 takvim yılı raporlarında Kararname kapsamında kullanıldığı tespit edilen 1.200 kg. olmak üzere, toplam 2.000 kg. olacaktır.Diğer taraftan, son iki takvim yılındaki vergi inceleme veya yeminli mali müşavir üretim raporlarını ibraz ederek (EK:23) bilgi formunu alan imalatçılar takip eden takvim yılı veya yıllarında verecekleri söz konusu raporlara istinaden % 5 oranındaki indirimli teminattan yararlanmaya devam edeceklerdir.

Bu uygulamadan takip eden yıllarda da yararlanmak isteyen imalatçılar, (EK:23) bilgi formuna esas teşkil eden son iki takvim yılını takip eden takvim yılına ilişkin vergi inceleme veya yeminli mali müşavir üretim raporları ile birlikte kendilerinde mevcut bulunan (EK:23) bilgi formunu vergi dairelerine ibraz edeceklerdir. Vergi dairelerince, kendilerine ibraz edilen (EK:23) bilgi formunda varsa azami miktardan kullanılmayan miktarlar ile yeni ibraz edilen raporlarda yukarıda belirlendiği şekilde Kararname uygulaması kapsamında kullanıldığı tespit edilen mal miktarları esas alınmak suretiyle imalatçılara % 5 oranında indirimli teminattan yararlanabilecekleri yeni bilgi formu düzenlenebilecektir. Vergi daireleri imalatçılardan aldıkları bilgi formlarını ise muhafaza edeceklerdir.

Örnek 2: Sanayi sicil belgesi sahibi imalatçı (A) için ilgili vergi dairesi, 2009 ve 2010 takvim yılı raporlarında Kararname kapsamında kullanıldığı tespit edilen toplam 2.000 kg. için indirimli teminat kapsamında alınabilecek azami miktar tespiti yapmış ve imalatçı (A)’nın başvurusu üzerine (EK:23) bilgi formu düzenleyerek 2011 yılı Ocak ayında kendisine vermiştir. İmalatçı (A) 2009 yılı Haziran ayında satın aldığı 2710.11.21.00.00 G.T.İ.P. numarasında yer alan white spirit isimli maldan stokta kalan 100 kg. ve 2009 yılı Ekim ayında ithal edilen aynı maldan 500 kg.’ı Kararname uygulaması kapsamında süresinde tiner imalinde kullanmıştır. 2710.11.21.00.00 G.T.İ.P. numarasında yer alan white spirit isimli malın Kararname uygulaması kapsamında üretimde kullanıldığına dair YMM üretim raporu imalatçı (A)’nın mal satın aldığı ÖTV mükellefinin bağlı olduğu vergi dairesine, ithal edilen söz konusu malın kullanımına ilişkin üretim raporu ise kendisinin bağlı olduğu vergi dairesine 2011 yılı Mart ayında ibraz edilmiştir.

İmalatçı (A), 2011 yılı Mart ayında ibraz edilen YMM üretim raporları ve kullandığı (EK:23) bilgi formu ile bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurarak, (EK:23) bilgi formunun yenilenmesini talep etmiştir. Başvuru tarihi itibarı ile imalatçı (A)’nın (EK:23) bilgi formunda yer alan indirimli teminat kapsamında kalan miktar 500 kg.’dır. Buna göre, imalatçı (A)’nın başvuru tarihinden itibaren geçerli olmak üzere % 5 oranında indirimli teminattan yararlanabileceği azami miktar; 2009 ve 2010 takvim yılı raporlarına istinaden verilmiş olan (EK:23) bilgi formunda yer alan indirimli teminat kapsamında azami miktardan kalan kısım olan 500 kg. ile 2011 yılı Mart YMM üretim raporlarına istinaden Kararname kapsamında kullanıldığı tespit edilen 600 kg. olmak üzere toplam 1.100 kg. olacaktır. İlgili vergi dairesince eski bilgi formunda yer alan indirimli teminat için kullanılmayan miktarların aktarılması suretiyle yeni (EK:23) bilgi formu düzenlenerek imalatçı (A)’ya verilecek ve imalatçı (A)’dan alınan eski bilgi formu ise muhafaza edilecektir. İndirimli teminat kapsamında alınabilecek azami miktarın tespiti amacıyla kullanılan geçmiş yıl raporları sonraki yıl azami miktarın tespitinde esas alınmayacaktır. Ayrıca, normal teminat veya indirimli teminat verilerek Kararname kapsamında satın alınan veya ithal edilen mallara ilişkin teminatların, söz konusu raporlara istinaden kısmen çözülmesi mümkün bulunmaktadır.

2.2. Tebliğin (11./d) no.lu bölümüne ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.“Bu raporun gerek imalatta kullanılan gerekse imal edilen mala ilişkin G.T.İ.P. numarası bilgileri, bu malların stok bilgileri ve imal edilen malın teslim bilgilerini (alıcının vergi kimlik numarası, adı, soyadı veya unvanı, teslim edilen malların G.T.İ.P. numarası itibarıyla miktarı, tutarı ve Gelir İdaresi Başkanlığınca istenecek bilgileri) kapsaması zorunludur. YMM’ler; yaptıkları tasdikin doğru olmaması nedeniyle, tasdik raporunda yer alan mevzuata aykırı hususların tespit edilmesi halinde; alınması gereken vergilerden, kesilecek cezalar, hesaplanacak gecikme faizi ve zamlarından mükellefler ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar. Usulüne uygun düzenlenen raporun ibrazı, üretimde kullanılan ve üretilen malın tesliminde ödenmesi gereken vergi varsa bu verginin ödenmesi üzerine Kararname kapsamında alınan teminat çözülecektir.”

3. (I) SAYILI LİSTEDEKİ MALLAR İÇİN GÜMRÜKTE ALINACAK TEMİNATLARA İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren uygulanmak üzere, 1 Seri No.lu ÖTV Genel Tebliğinin “(I) Sayılı Listedeki Mallar İçin Gümrükte Alınacak Teminat” başlıklı 16.3. bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve 19 Seri No.lu ÖTV Genel Tebliğinin4 “(I) Sayılı Listedeki Malların İthalinde Alınan Teminat” başlıklı (5.) bölümü yürürlükten kaldırılmıştır.

“16.3. (I) Sayılı Listedeki Mallar İçin Gümrükte Alınacak Teminat ÖTV Kanununun 16 ncı maddesinin 4 numaralı fıkrasının Maliye Bakanlığına verdiği yetki uyarınca, Kanuna ekli (I) sayılı listedeki malların ithalinde, bu mallar için yürürlükte olan ÖTV tutarı kadar banka teminat mektubunun veya Türk Lirası olarak nakit teminatın gümrük idaresine verilmesi, bu şekilde teminat verilmediği sürece gümrükleme işlemi yapılmaması uygun görülmüştür.

Öte yandan, genel ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve sermayelerinin % 51’i veya daha fazlası bunlara ait olan kuruluşlar ile özelleştirme kapsam ve programına alınmış olup hisselerinin yarısından fazlası kamuya ait olan kuruluşlardan teminat aranmayacaktır. İthalatçılar, (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malların tecil-terkin uygulaması kapsamında kullanılmak üzere ithalinde bu Tebliğin (9.1./b) bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde (EK:22) “Bilgi Formu”nda; 2002/4930 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4 üncü maddesi kapsamında kullanmak üzere ithalinde ise bu Tebliğin (11./b) bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde (EK:23) “Bilgi Formu”nda belirtilen indirimli teminattan yararlanılabilecek azami miktarla sınırlı olmak kaydıyla, % 5 oranında teminat vererek ithalat işlemini gerçekleştirebileceklerdir.

(I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malların Kanunun 8/1 inci maddesi uyarınca tecil-terkin uygulaması ile 2002/4930 sayılı Kararnamenin 4 üncü maddesi uygulaması kapsamında imalatta kullanılmak üzere doğrudan ithali veya bu uygulamalar kapsamında kullanacak imalatçılara teslim edilmek şartıyla ithalinde düzenlenen (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca söz konusu mallar için izin belgesi verilmesi halinde imalatçılar tarafından bu belgede yazılı miktarlar dikkate alınacaktır) Tebliğ ekindeki (EK:14) “Talep ve Taahhütname” de gümrük idaresine verilecektir.Gümrük vergileri için götürü teminat alınmasına ilişkin uygulama, (I) sayılı listenin (A) cetvelindeki malların ithalinde vergi borcu olmayan mükellefler için de geçerlidir. Bu mallara ilişkin olarak gümrükçe onaylanmış kişi unvanı verilenler ile kapsam dışına çıkarılanlar, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından takip eden ayın 10 uncu gününe kadar Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilecektir.

İthalatçılar, her bir parti ithalatları için münferit banka teminat mektubu verebilecekleri gibi, ileride yapacakları ithalatlarını da kapsayacak şekilde global bir banka teminat mektubu verebileceklerdir. Ayrıca gümrük idarelerine verilen teminat mektuplarının ÖTV için düzenlendiğinin belirtilmiş olması gerekmektedir. İthalat işlemi tamamlandıktan sonra gümrük idaresi, Tebliğ ekinde (EK:11) olarak yer alan “İthal Edilen Petrol Ürünleri ile Teminata Ait Bilgi Formu”nu düzenleyerek bu formla birlikte, indirimli teminattan yararlanılan dönemler için ithalatçı imalatçılardan alınan “Tecil-Terkin Kapsamında % 5 oranındaki İndirimli Teminattan Yararlananlara İlişkin Bilgi Formu” ve “2002/4930 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4 üncü Maddesi Kapsamında % 5 Oranındaki İndirimli Teminattan Yararlananlara İlişkin Bilgi Formu”nun bir örneğini on gün içinde ithalatçının bağlı olduğu vergi dairesine gönderecektir.”

4. EK:11 VE EK:12 BİLGİ FORMLARINA İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren uygulanmak üzere, 1 Seri No.lu ÖTV Genel Tebliğinin ekinde yer alan “İthal Edilen Petrol Ürünleri ile Teminata Ait Bilgi Formu (EK:11)” ile “İthal Edilen Petrol Ürünlerinin Tesliminde Beyan Edilen ÖTV’ye Ait Bilgi Formu (EK:12)” bu Tebliğ ekinde yer aldığı şekilde değiştirilmiştir.

5. 2003/6467 SAYILI BAKANLAR KURULU KARARININ 1 İNCİ MADDESİNİN UYGULAMASINA İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Bu Tebliğin yayımı tarihinden itibaren 2003/6467 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının5 1 inci maddesi kapsamında teslim edilecek mallar için uygulanmak üzere, 5 Seri No.lu ÖTV Genel Tebliğinde6 aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.

5.1. Tebliğin A/2 bölümünün dördüncü, A/3 ve A/4 bölümünün ise üçüncü paragrafları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“Diğer taraftan 4760 sayılı ÖTV Kanununun 12 nci maddesinin 4 numaralı fıkrası uyarınca, Kararname kapsamında satın alınan baz yağa ödenen ÖTV tutarı ile söz konusu malın normal teslimlerinde uygulanan ÖTV tutarı arasındaki fark ve bu farkın 3 aylık gecikme faizi tutarı toplamı kadar teminat alınması uygun görülmüştür. Buna göre Kararname kapsamında teslimin yapıldığı döneme ait beyanname ile birlikte baz yağ satıcısının bağlı olduğu vergi dairesine teminat verilecektir. Teminatın çözümü ise bu Tebliğde belirtilen usulüne uygun düzenlenen yeminli mali müşavir raporunun ibrazı ve imalatta kullanılan baz yağlar için ödenmesi gereken verginin ödenmiş olması üzerine gerçekleştirilecektir.”

5.2. Tebliğin A/2 bölümünün beşinci, A/3 ve A/4 bölümünün ise dördüncü paragraflarının sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiştir.“Söz konusu raporun gerek imalatta kullanılan gerekse imal edilen mala ilişkin G.T.İ.P. numarası bilgileri, bu malların stok bilgileri ve imal edilen malın teslim bilgilerini (alıcının vergi kimlik numarası, adı, soyadı veya unvanı, teslim edilen malların G.T.İ.P. numarası itibarıyla miktarı, tutarı ve Gelir İdaresi Başkanlığınca istenecek bilgileri) kapsaması zorunludur. YMM’ler; yaptıkları tasdikin doğru olmaması nedeniyle, tasdik raporunda yer alan mevzuata aykırı hususların tespit edilmesi halinde; alınması gereken vergilerden, kesilecek cezalar, hesaplanacak gecikme faizi ve zamlarından mükellefler ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar.”Tebliğ olunur.

1 12.06.2002 tarihli ve 24783,2 30.07.2002 tarihli ve 24831 3 22.12.2002 tarihli ve 24971 4 09.07.2010 tarihli ve 27636 5 12.12.2003 tarihli ve 25314 6 22.12.2003 tarihli ve 25324 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/09/20110921.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/09/20110921.htm

16 Eylül 2011 Cuma

SAKINCALI MÜKELLEF KORKUSUNDAN KURTULMAK

16.09.2011 - SAKINCALI MÜKELLEF KORKUSUNDAN KURTULMAK Yeni uygulamanın adı KDV iadesi risk analiz projesi.Bu proje dayanağını KDVGT 84den almakta.Tebliğ,vergi iadeleri ile müteselsil sorumluluk ilkelerini belirtiyor.Özel ve genel esaslar olarak iki bölümü var.Olumsuz mükellef olduğu yönünde tespiti ya da raporu bulunanlar özel esaslara tabi oluyor.Diğer bir ifadeyle bu,kod listesine alınan sakıncalı mükellefler demek.Bu listelerden çıkmak başlı başına bir sorun. Örneğin yüzlerce mükelleften alışı olan bir işletme,alış yaptığı firmalardan birinin sakıncalı olması halinde kendisini de bu listede görüyor.Bu nedenle ticari itibar bozulan mükellef, listesinden çıkabilmek için çeşitli incelemelere muhatap oluyor ya da yargı süreci ile baş başa kalıyor.İşte adım adım mükelleflerin başına gelen olumsuzluklar ve korkulu rüyadan uyanmak isteyenler için izlenmesi gereken yol haritası
SAHTE BELGE DÜZENLEYEN MÜKELLEFLERDEN ALIŞLAR Mal/hizmet bedelinin banka kanalıyla veya çek yoluyla ödenmesi çare olmuyor.Bu olumsuzluktan kurtulabilmek için dört önemli işlem yapılabilir.
1.Düzeltme beyannamesi verilerek söz konusu alışlara ait KDV, indirim listelerinden çıkarılabilir.
2.Düzeltme beyannamesi verilmezse,olumsuz alışlara ilişkin KDV nin 4 katı tutarında teminat verilerek genel esaslara dönüş sağlanabilir.
3.Olumsuz alış zamanaşımına uğramışsa,mükellefin müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır.
4.Söz konusu alışlar için KDV tevkifatı yapılmış ve vergi dairesine ödenmiş ise,tevkifat yapılan alışlardan dolayı mükellefin müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır.
SAHTE BELGE KULLANAN MÜKELLEFLERDEN ALIŞLAR Sahte belge kullananlar listesine girenlerden mal veya hizmet alan mükelleflerin,yukarıda sıralananların yanı sıra bu alışların banka yoluyla ya da TTKdaki çeklerle yapılmış olduğunun vergi dairesine belgelendirilmesi gerekiyor. Adresinde bulunmayan veya mükelleflerden alışlar.Bu mükelleflerden alışları olan işletmeler şu 3 işlemi yapabilir.
1.Adreste bulunmama veya mükellefiyetin kapatıldığı dönemden önceki dönemler için,yani mükellefin faal olduğu dönemlerde yapılan alışlar için herhengi bir sorumluluk bulunmamaktadır.
2.İlgili dönemlerdeki sözkonusu alışlar için düzeltme beyanı verip KDV indirimlerinden çıkarılabilir
3.Düzeltme beyannamesi verilmezse ,olumsuz alışlara ilişkin KDV nin 4 katı tutarında teminat verilerek genel esaslara dönüş sağlanabilir.
DEFTER VE BELGELERİNİ İNCELEME ELEMANINA İBRAZ ETMEYEN MÜKELLEFLERDEN ALIŞLAR Bu durumda şunlar yapılmalıdır:
1.İlgili dönemlerdeki alışlar banka yoluyla ya da TTK da belirtilen çeklerle yapılmış ve belgelendirilebiliyorsa, alış yapan mükellefin müteselsil sorumluluğu yoktur.
2.Ödemeler,banka yolu ya da çekle yapılmamışsa,söz konusu alışlar için düzeltme beyannamesi vermek suretiyle KDV indirimlerinden çıkarılabilir.
3.Defter belge ibraz etmeyen mükellef hakkında olumsuzluk kalkarsa ,bu durum vergi dairesine bildirilmelidir.
Tüm bu açıklamalardan sonra bir önemli yöntem de yargı yoludur.İlgili listeden çıkmak isteyen mükellef,önce vergi dairesi müdürlüğüne başvurmalı,bu başvurunun reddi üzerine de işlemin iptali istemiyle vergi mahkemelerinde genellikle de yürütmeyi durdurma talepli dava açabilir.Olumlu sonuç almak mümkündür.Danıştay 4.Dairesinin,konuyu kişi hak ve hürriyetleri ile ilişkilendirerek mükellef lehine verdiği karar vardır. Anılan kararlarda, kod listesine alınan mükellefin,gerek vergi dairesinin gereksede ilgili hiyerarşik üst makamların,mükellefleri bu şekilde kategorize edecek yasal düzenlemeye sahip olmadıkları gibi anayasada buna izin veren bir hüküm olmadığı belirtilmiştir.Üstelik bu sınıflandırmanın,anayasa ile güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine aykırılık teşkil edeceği,mükellefin kod listesinde yer alması işleminin hukuka aykırı olacağı vurgulanmıştır.Ancak bazı yargı kararlarında ise kod listelerinin hazırlayıcı idari işlemler olduğu,yasal tespitlere hızlı bir şekilde ulaşabilmek için oluşturulmuş bu listelerin icrai bir etkisinin olmadığı yönünde kararlarda verilmektedir.Yahya Arıkan

60 nolu KDV sirküleri hk.

Son KDV açıklamaları-Recep BIYIK / VERGİ PORTALI

2003 yılından bugüne kadar yayımlanan 59 KDV sirküleri tek sirkülerde toplandı. Yeni yayımlanan 60 sayılı KDV sirküleriyle, daha önce yayımlanan 59 sirküler yürürlükten kaldırılmış, söz konusu sirkülerlerde yer alan açıklamalar tek sirkülerde toplanmıştır.

60 sayılı sirkülerin içeriği: Bu sirkülerinde esas olarak kaldırılanlardaki açıklamalar, ifadeleri değiştirilerek veya olduğu gibi korunarak yer almıştır.Bunun yanında sirkülerde, yeni bazı konulara ilişkin önemli açıklamalara da yer verilmiştir.Sirküler orta büyüklükteki bir kitap boyutundadır.

Sirkülerde yer alan önemli açıklamalar

- Türkiye'de yerleşik bir mükellefin, yine Türkiye'de yerleşik bir başka mükellefe yurt dışında verdiği hizmetin verginin konusuna girmediği, doktor ve avukat örneği üzerinden açıklanmıştır.Bu açıklama,Türkiye'de kdv yüklenildiği ancak hizmetin yurt dışında verildiği durumlarda, işlem hizmet ihracı sayılmadığı için yüklenilen KDV'nin iadesini ortadan kaldırması açısından önemlidir.

- Türkiye'deki bir firmanın yurt dışından ithal edeceği mallara ilişkin olarak yurt dışındaki firmalardan yurtdışında aldığı kalite kontrol ve benzeri hizmetler, hizmetten Türkiye'de yararlanıldığından, KDV'ye tabidir.

- İşin sözleşme şartlarına uygun yapılmaması, işin verilen süre içerisinde tamamlanmaması, sözleşmenin feshedilmesi gibi nedenlerle tazminat, cayma bedeli vb. adlarla yapılan cezai şart mahiyetindeki ödemeler, herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olmadığından KDV'nin konusuna girmez.

- GV açısından gmsi olarak tanımlansada,bir işletme/müessesenin belirli bir bedel/süre dahilinde başkasının kullanımına bırakılması şeklindeki işletme hakkının kiralanması işlemleri KDV'ye tabidir. Bu çerçevede örneğin; kamu kurum ve kuruluşlarınca verilen işletme hakkı devirleri KDV'ye tabi olacaktır.

- Hasılat paylaşımı ve gelir paylaşımı gibi yöntemlerle yapılan inşaat işlerinde, bağımsız birimlerin üçüncü şahıslara satışında, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte sadece müteahhit tarafından üçüncü şahıslara fatura düzenlenir ve faturada gösterilen toplam bedel üzerinden bağımsız birimin niteliğine göre %1 veya %18 oranında KDV hesaplanır.

- Yurtdışındaki müşteriler için ifa edilen hizmetler,hizmetin ifa edildiği dönemde, bedelin döviz olarak Türkiye'ye gelmesi beklenilmeden ihracat istisnası kapsamında beyan edilir. Bu şekilde beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim konusu yapılamayan vergilerin iadesi, hizmet bedeli döviz olarak Türkiye'ye gelmeden yerine getirilmez.

- Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlarda; finansal kiralama şirketi ile yatırımcı arasında yapılan sözleşmede belirtilen sürenin sonunda, makine-teçhizatın yatırımcının mülkiyetine geçmemesi veya yatırımın teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşmemesi halinde, finansal kiralama şirketine yapılan teslim sırasında alınmayan vergi yatırımcıdan vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.

- Serbest bölge içinde gerçekleşen hizmet ifaları KDV'den istisnadır. Hizmeti ifa edenin serbest bölgede faaliyette bulunma ruhsatının olup olmamasının istisna uygulanmasına etkisi yoktur.

- Teknokentte üretilsedei,KDVK geç.20.md sinde sayılanlar dışındaki teslim ve hizmetler istisna kapsamına girmez.Dolayısıyla;oyun programları, network uygulamaları gibi yazılımlar istisna kapsamında değildir. Bu yazılımların istisna kapsamında sayılmamasının gerekçesi sirkülerde yer almamaktadır. Açıklamada yer alan "gibi" ifadesinin hangi yazılımları nitelediği de anlaşılamamaktadır. Teknokentte faaliyette bulunan bir firmanın, bölgede ürettiği yazılım programı satışı ile bu yazılımın güncelleme işi KDV'den istisnadır. Güncelleme dışında bu yazılımla için bakım/destek hizmetleri istisna kapsamında yer almaz.

- İmalatçılardan ihraç kayıtlı alınan malları ihraç edenlerin yüklendiği KDV için iade talebinde bulunabileceği KDV tutarı, ihracat bedeline genel vergi oranı uygulanması sonucu hesaplanan tutar ile ihraç kayıtlı teslim bedeli üzerinden hesaplanan KDV arasındaki farkı aşamaz. Bu çerçevede, ihracatçıya yapılacak azami iade tutarı, ihracat bedeline genel vergi oranı uygulanarak hesaplanır.

- Geçmiş dönemlere ilişkin olarak bir düzeltme beyannamesi verilmesi halinde, en son KDV beyannamesi de dâhil olmak üzere aradaki tüm KDV beyanlarının buna göre düzeltilmesi gerekir.Ancak,düzeltme beyannamesinin verildiği dönemden en son vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesine kadar, bu düzeltme neticesinde aradaki vergilendirme dönemlerinde ödenecek bir vergi çıkmaması kaydıyla,her dönem için ayrı beyannamesi verilmesine gerek yoktur. Bu tür durumlarda düzeltmenin yapıldığı vergilendirme dönemi ile en son vergilendirme dönemine ilişkin, düzeltme beyannamesi verilmesi yeterlidir.

- Finansal kiralamaya konu olup sözleşme süresi sonunda mülkiyeti kiracı şirkete geçen taşınmazların kiracı şirket tarafından satışında, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17/4-r maddesindeki "Kurumların aktifinde iki tam yıl süreyle bulunma" koşulunun gerçekleşmesinde, taşınmazın kiracı şirket tarafından iktisap edildiği tarih esas alınır.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Vergide Son Düzenlemeler Bir bakışta Ağustos- Eylül 2011 dönemi vergi düzenlemeleri


13.09.2011 - 2011/55- İçerik: Vergi
Vergide Son Düzenlemeler
Bir bakışta Ağustos- Eylül 2011 dönemi vergi düzenlemeleri

İçindekiler

1. Adli Tatil Tarihi Değişti

2. Organize Sanayi Bölgelerinde Bedelsiz Yatırım Yeri Tahsisi İle İlgili Yönetmelik Yayımlandı

3. Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği Yayımlandı

a) Uzlaşmanın Kapsamı

b) Başvuru Zamanı ve Şekli

c) Uzlaşmanın Bağlayıcılığı

d) Ödemeye İlişkin Düzenlemeler

4. KDV Sirkülerleri Tek Sirkülerde Toplandı

a) İşlemlerin Türkiye’de/Yurt Dışında Yapılması

b) Tazminatların Vergilemesi

c) Aidatların Vergilemesi

d) Kiralama İşlemlerinin Vergilemesi

e) Trafo Devirleri

f) Arsa Karşılığı İnşaat İşleri

g) Hizmet İhracı

h) Yabancı Bayraklı Gemilere Türk Liman ve Tersanelerinde Verilen Tadil, Bakım, Onarım Hizmetleri

i) Yabancı Taşımacılar ve Fuar Katılımcılarına Yapılan Teslim ve Hizmetler

j) Deniz ve Hava Taşıma Araçları İçin Liman ve Hava Meydanlarında Yapılan Hizmetler

k) Yatırım Teşvik Belgesi Sahibi Mükelleflerin Finansal Kiralama Yoluyla Makine ve Teçhizat Temini

l) Serbest Bölgelerde İfa Edilen Hizmetler

m) Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Faaliyette Bulunanlara Yönelik İstisna

n) Konut Yapı Kooperatiflerine Yapılan İnşaat Taahhüt Hizmetlerinde KDV Uygulaması

o) Hazinece Karşılanan Prim Tutarlarının İdarece Yüklenicinin Hakedişinden Kesilmesinde KDV Matrahı

p) İmalatçılardan İhraç Kayıtlı Olarak Temin Ettiği Malları İhraç Eden İhracatçılara KDV İadesi

r) KDV İade Taleplerinde Bazı Belgelerin Elektronik Ortamda Alınması ve Değerlendirilmesi

s) Düzeltme Beyanı

t) Finansal Kiralama Yoluyla İktisap Edilen Taşınmazların İktisap Tarihi

5. Vergi Usul Kanunu’nun Tekerrür Düzenlemesine İlişkin VUK Sirküleri Yayımlandı


Ağustos ayının yaygın olarak tatil dönemi olduğu dikkate alınarak, aşağıda son dönemde yapılan mali düzenlemeler hatırlatma amaçlı olarak özetlenmiştir.

1. Adli Tatil Tarihi Değişti

26.08.2011 tarih ve 28037 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname” ile adli dönemi değiştirilmiştir.

Yeni düzenlemeye göre adli tatil 20 Temmuz – 31 Ağustos döneminde olacaktır.

Değişiklik 01.01.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olup, yeni adli tatil dönemi ve adli tatil dönemi uygulamalarıyla ilgili ayrıntılı açıklamalar Temmuz 2012’de yayınlanacak Bültenle yapılacaktır.

2. Organize Sanayi Bölgelerinde Bedelsiz Yatırım Yeri Tahsisi İle İlgili Yönetmelik Yayımlandı

Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’na 29.03.2011 tarih ve 6215 sayılı Kanun’la eklenen geçici 9. maddeyle, OSB’lerde yer alan parsellerin tamamen veya kısmen bedelsiz olarak yatırımları tahsis edilebilmesine olanak sağlayan düzenleme yapılmıştır.

Organize sanayi bölgelerinde parsel tahsisine ilişkin uygulama, geçici 9. maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl süre için geçerli olup, bu süre Bakanlar Kurulu kararı ile en fazla iki defa ikişer yıl daha uzatılma olanağı bulunmaktadır.

Yapılan düzenlemeyle, uygulamayla ilgili istihdam, yatırıma başlama ve tamamlama süresi, tahsis ve devir işlemleri ile diğer hususların yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüş, söz konusu yönetmelik ise 26.08.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelikte;

- Tahsis koşullarına,

- Başvuru şekli ve başvuruda istenen belgelere,

- Tahsiste yapılacak işlemlere,

- Bedel ödemelerine,

- Tahsis edilen taşınmazların geri alınmasına, tahliyesine ve mahsupların iadesine,

ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

3. Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği Yayımlandı

6111 sayılı Kanun’un 137. maddesiyle Gümrük Kanunu’nun mülga 244. maddesi yeniden düzenlenerek gümrük mevzuatına “uzlaşma” müessesesi dahil edilmiştir.

27.08.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan “Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği” ile de uzlaşmanın kapsamı, Uzlaşma Komisyonlarının kimlerden oluşacağı, yetkileri, uzlaşmaya konu olacak vergilerin neler olduğu, yine uzlaşmaya konu olamayacak cezaların neler olduğu, uzlaşma prosedürü ve uzlaşmanın sonuçlarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Aşağıda konu kısaca özetlenecektir.

a) Uzlaşmanın Kapsamı

Gümrük idaresine yükümlünün beyanı ile gümrük idaresince yapılan tespit sonucunda belirlenen veya gümrük idaresince tespit edilmesinden önce beyan sahibince bildirilen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri ile bunlara ilişkin olarak Gümrük Kanunu’nda ve ilgili diğer kanunlarda öngörülen cezaların tümü uzlaşma kapsamındadır ve yükümlüsünce ihtilaf yargıya intikal ettirilmeden önce gümrük uzlaşma komisyonlarından uzlaşma talebinde bulunabilir.

Uzlaşmaya konu olabilecek gümrük vergisi kavramı başta gümrük vergisi olmak üzere, ilave gümrük vergisi, tek ve maktu vergi, dampinge karşı vergi, sübvansiyona karşı telafi edici vergi, katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, ek mali yükümlülük, toplu konut fonu, tütün fonu, ek fon, kaynak kullanımı destekleme fonu, çevre katkı payı, telafi edici vergi (ihracat) ve TRT bandrol ücretini (ticari olmayan eşya için) kapsamaktadır.

Uzlaşmaya konu olabilecek para cezaları ise, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234, 235, 236, 237, 238, 239, 241. maddeleri, 2976 Sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 4. maddesi, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 51. maddesi ve 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca kesilen cezalardır.

Gümrük vergileri alacakları ile cezaların, 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yer alan kaçakçılık suçlarına ve kabahatlerine ilişkin olması halinde bu madde hükmü uygulanmaz,

b) Başvuru Zamanı ve Şekli

Uzlaşmaya yetkili komisyonlara uzlaşma talebinde bulunulabilmesi için yukarıda belirtilen vergi ve/veya cezaların yükümlüye veya ceza muhatabına tebliğ edilmiş olması ve henüz itiraz başvurusu yapılmamış olması gerekmektedir.

Vergi Usul Kanunu’ndaki uzlaşma müessesesinden farklı olarak, vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğinden önce uzlaşma talep etme olanağı bulunmamaktadır. Ayrıca uzlaşma başvurusunda bulunma hakkı vergi ve cezaların tarihinden itibaren onbeş gün içinde kullanılmalıdır.

Yükümlü, uzlaşma talep ettiği vergi ve/veya cezalar için, başvurusuna ilişkin süreç sonuçlanmadan itiraz veya dava yoluna gidemeyecektir. Uzlaşma talebinde bulunulması halinde, itiraz veya dava açma süresi işlemeyecek, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde bu süreler kaldığı yerden işlemeye devam edecektir.

c) Uzlaşmanın Bağlayıcılığı

Gümrük uzlaşma tutanakları, hem idare hem de yükümlü ya da ceza muhatabı bakımından bağlayıcıdır. Yükümlü veya ceza muhatabının üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında sonradan fikrini dava ve şikayet yoluna gitmesi mümkün değildir.

d) Ödemeye İlişkin Düzenlemeler

Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, uzlaşılan vergi ve cezaların, uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir.

Gümrük Kanunu’nun uzlaşma müessesesini düzenleyen 244. maddesinde olmamasına karşın Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği’nin 24. maddesinin (2) numaralı bendinde, “Uzlaşılan tutarın belirtilen süre içinde ödenmemesi veya tecil/taksitlendirmeye konu edilmemesi halinde uzlaşma vaki olmamış sayılır. Bu durumda, uzlaşmaya konu edilen alacak, genel usullere göre tahsil edilir.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.

Bu hükmün Gümrük Kanunu’nun uzlaşma tutanaklarının kesinliğini düzenleyen ve tutanakların gereğinin gümrük idarelerince yerine getirileceğine dair hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiği ve dava açılması halinde iptal edilme olasılığının yüksek olduğu düşünülmektedir.

4. KDV Sirkülerleri Tek Sirkülerde Toplandı

Gelir İdaresi Başkanlığınca yayımlanan 60 sayılı KDV Sirküleriyle, daha önce yayımlanan 59 Sirküler kaldırılmış, söz konusu sirkülerlerde yer alan açıklamalar tek Sirkülerde toplanmıştır.

60 sayılı KDV Sirkülerinde esas olarak kaldırılan sirkülerlerde yer alan açıklamalar, ifadeleri değiştirilerek veya olduğu gibi korunarak yer almıştır.

Bunun yanında Sirkülerde, yeni bazı konulara ilişkin açıklamalara da yer verilmiştir.

Aşağıda, 60 sayılı Sirkülerde yer alan yeni açıklamalardan önemli görülen bir kısmı özetlenecektir. Değişiklik olmayan konulara ise yer verilmeyecektir.

a) İşlemlerin Türkiye’de/Yurt Dışında Yapılması

Sirkülerin 1.1. bölümünde, yurt dışındaki ve Türkiye’deki işlemler örneklerle açıklanmıştır.

Bu bölümde yer alan açıklamalardan özellikle;

- Türkiye’de serbest meslek faaliyeti dolayısıyla KDV mükellefi olan bir doktor veya avukatın, Türkiye’de KDV mükellefi olan bir firmaya yurt dışında verdiği hizmetlerin verginin konusuna girmediği,

- Türkiye'deki bir firmanın yurt dışından ithal edeceği mallara ilişkin olarak yurt dışındaki firmadan yurtdışında aldığı kalite kontrol, barkodlama, elleçleme vb. hizmetlerden Türkiye'de faydalanıldığından, bu hizmetlerin genel esaslar çerçevesinde KDV'ye tabi olduğu,

yönündeki açıklamalar dikkat çekmektedir.

Yukarıda özetlenen;

- Birinci açıklama, hizmetin yurt dışında verildiği gerekçesiyle hizmet ihracı sayılmaması nedeniyle yurt içinde yüklenilen KDV’nin iadesini ortadan kaldırması,

- İkinci açıklama ise yurt dışındaki işletmeden, yurt dışında alınan hizmetin KDV’ye tabi tutulmasının yasallığının son derece tartışmalı olması,

açısından önemlidir.

b) Tazminatların Vergilemesi

Sirkülerin 1.2. bölümünde, tazminat ödemelerinin KDV’ye tabi olup olmadığına ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Bu bölümde yer alan açıklamalardan özellikle;

- İşin sözleşme şartlarına uygun yapılmaması, işin verilen süre içerisinde tamamlanmaması, sözleşmenin feshedilmesi gibi nedenlerle tazminat, cayma bedeli vb. adlarla yapılan cezai şart mahiyetindeki ödemelerin, herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olmadığından KDV'nin konusuna girmediği,

- Sigortalı mükellefin hasar gören eşyayı tamir ettirerek, adına düzenlenen faturaları ibraz etmek suretiyle tamir bedelini sigorta şirketinden tahsil ettiği durumda, sigortalının, sigorta şirketi adına yaptığı ve KDV'ye tabi olan masrafların aynen sigorta şirketine yansıtılması için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmediği,

- Vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin, KDV matrahına dahil olduğu,

açıklamaları dikkat çekmektedir.

c) Aidatların Vergilemesi

Sirkülerin 1.3. bölümünde, aidat ödemelerinin KDV’ye tabi olup olmadığına ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Bu bölümde, aidatların ilke olarak KDV’ye tabi olmadığı, ancak ticari nitelikteki teslim ve hizmetlerin karşılığında yapılan ve kurum kazancının bir unsuru sayılan aidat ödemelerinin KDV'ye tabi olduğu, kooperatif örneği üzerinden açıklanmıştır.

d) Kiralama İşlemlerinin Vergilemesi

Sirkülerin 1.4. bölümünde, kiralama işlemlerinin vergilemesine yönelik açıklamalar yapılmıştır.

Bu bölümde yer alan açıklamalardan özellikle;

- Gelir vergisi açısından gayrimenkul sermaye iradı olarak tanımlansa dahi, bir işletme veya müessesenin belirli bir bedel ve süre dahilinde başkasının kullanımına bırakılması şeklindeki işletme hakkının kiralanması işlemlerinin KDV'ye tabi tutulacağı,

- Bu çerçevede örneğin kamu kurum ve kuruluşlarınca verilen işletme hakkı devirlerinin KDV’ye tabi olduğu,

yönündeki açıklama ve örnekler dikkat çekmektedir.

Bu bölümde ayrıca “Hazine” kavramı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli 1 sayılı cetvelde sayılan "Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri” olarak tanımlanmıştır.

e) Trafo Devirleri

Sirkülerin 1.6. bölümünde, mevzuat gereği iz bedeliyle yapılan devirlerinin KDV karşısındaki durumu açıklanmıştır.

Açıklamaya göre, ortakların belirli ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla kurulan ve herhangi bir kar amacı gütmeyen; konut yapı kooperatiflerinin, işyeri yapı kooperatiflerinin, küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin, site yönetimleri ile site işletme kooperatiflerinin ve organize sanayi bölgesi yönetimlerinin mülkiyetlerinde bulunan trafoların mevzuat gereği iz bedeli karşılığında elektrik dağıtım şirketlerine devri KDV'ye tabi değildir.

f) Arsa Karşılığı İnşaat İşleri

Sirkülerin 1.8. bölümünde, arsa karşılığı inşaat işlerinin vergilemesi açıklanmıştır.

Bu bölümde, arsa karşılığı inşaat işlerinde iki ayrı teslim olduğundan hareket eden İdarenin öteden beri gelen görüşü tekrarlanmış, ayrıca hasılat paylaşımı ve gelir paylaşımı gibi yöntemlerle yapılan inşaat işlerinde;

- Bağımsız birimlerin üçüncü şahıslara satışında, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte sadece müteahhit tarafından üçüncü şahıslara fatura düzenleneceği, faturada gösterilen toplam bedel üzerinden bağımsız birimin niteliğine göre % 1 veya % 18 oranında KDV hesaplanacağı,

- Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarih itibariyle hasılattan kendisine kalan pay için müteahhide arsa satış faturası düzenleyeceği, fatura bedeli üzerinden genel esaslara göre KDV hesaplanacağı,

belirtilmiştir.

g) Hizmet İhracı

Sirkülerin 3.1.1. bölümünde, hizmet ihracına ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Bu bölümde;

- Yurt dışındaki müşteriler için ifa edilen hizmetlerin, hizmetin ifa edildiği dönemde, bedelin döviz olarak Türkiye'ye gelmesi beklenilmeden ihracat istisnası kapsamında beyan edileceği,

- Bu şekilde beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim konusu yapılamayan vergilerin iadesinin hizmet bedelinin döviz olarak Türkiye'ye gelmeden yerine getirilmeyeceği,

belirtilmiştir.

h) Yabancı Bayraklı Gemilere Türk Liman ve Tersanelerinde Verilen Tadil, Bakım, Onarım Hizmetleri

Sirkülerin 3.1.2. bölümünde;

- Faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz, hava ve demiryolu araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere bu araçların tadili, onarım ve bakımı şeklinde yapılan hizmetlerin KDV'den müstesna olduğu,

- Bu hizmeti ifa eden işletmelerin yabancı bayraklı gemilere yaptıkları tamir, bakım ve onarım işlerinin ise istisna kapsamında olmadığı,

açıklanmıştır.

i) Yabancı Taşımacılar ve Fuar Katılımcılarına Yapılan Teslim ve Hizmetler

Sirkülerin 3.1.5. bölümünde, KDV Kanunu’nun 11/1-b maddesinde düzenlenen istisnanın uygulamasında, karşılıklılık sağlanan ülkeler açıklanmıştır.

j) Deniz ve Hava Taşıma Araçları İçin Liman ve Hava Meydanlarında Yapılan Hizmetler

Sirkülerin 3.2.2. bölümünde, deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlere uygulanan KDV istisnasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Sirkülerin bu bölümünde özetle;

- İstisna kapsamına liman ve hava meydanlarında deniz ve hava taşıma araçlarına verilen hizmetlerin girdiği, bu kapsamda, hava ve deniz taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında verilen pilotaj, römorkaj, palamar, uçak ve gemilerin parkı gibi hizmetlerin KDV'den istisna olduğu,

- Liman ve hava meydanlarında deniz ve hava taşıma araçlarının seyrüseferine ilişkin olarak araçların yük ve yolcusuna verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetlerin de istisna kapsamına girdiği,

- Bu hizmetlerin gemi ve yük sahibi firmaların acentelerine yapılması, liman ve hava meydanı işletmeleri dışında diğer gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılması istisna uygulamasını etkilemediği,

Açıklandıktan sonra, Kanun’un 13/b maddesindeki istisna uygulamasının tek safhalı olduğu, gemiye veya acentesine doğrudan verilen hizmetlerin istisna kapsamında değerlendirildiği, alt yükleniciler tarafından verilen hizmetlerin ise istisna kapsamında olmadığı belirtilmiştir.

Bu bölümde ayrıca, istisna kapsamında olan ve olmayan hizmetler tek tek sayılmıştır.

k) Yatırım Teşvik Belgesi Sahibi Mükelleflerin Finansal Kiralama Yoluyla Makine ve Teçhizat Temini

Sirkülerin 3.3. bölümünde, teşvik belgeli yatırımlarda istisna uygulaması genel hatları itibariyle özetlendikten sonra, 3.3.2. bölümünde, yeni Yatırımlarda Devlet Yardımları mevzuatı çerçevesinde yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflerin finansal kiralama yoluyla makine ve teçhizat teminine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Yapılan açıklamada;

- Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlar için finansal kiralama şirketi adına ayrı bir teşvik belgesi verilmediğinden, adına teşvik belgesi düzenlenen yatırımcılara yazı verilirken, yazıda istisna uygulamasına ilişkin olarak Sirkülerde yer alan açıklamaya yer verileceği,

- Bu yazıya istinaden finansal kiralama şirketinin yatırım teşvik belgesi eki listede yer alan ve yatırımcıya kiralanacak olan makine ve teçhizatı istisna kapsamında temin edebileceği,

- Finansal kiralama şirketinin bu kapsamda temin edeceği makine ve teçhizatı, ilgili mevzuat uyarınca kiracının kullanımına bırakmasının "teslim" hükmünde olmadığı ve genel hükümlere göre KDV'ye tabi tutulacağı,

- Finansal kiralama şirketi ile yatırımcı (kiracı) arasında yapılan sözleşmede belirtilen sürenin sonunda, makine-teçhizatın yatırımcının (kiracının) mülkiyetine geçmemesi veya yatırımın teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşmemesi halinde, finansal kiralama şirketine yapılan teslim sırasında alınmayan vergi tutarlarının KDV Kanunu’nun 13/d maddesi çerçevesinde yatırımcıdan (kiracıdan) vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edileceği,

belirtilmiştir.

l) Serbest Bölgelerde İfa Edilen Hizmetler

Sirkülerin 3.6.2. bölümünde, serbest bölgelerde ifa edilen hizmetlerin vergilemesine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

Sirkülerin bu bölümünde konu genel olarak özetlendikten sonra;

- Serbest bölge içinde gerçekleşen hizmet ifalarının KDV'den istisna olduğu,

- Hizmeti ifa edenin serbest bölgede faaliyette bulunma ruhsatının olup olmamasının istisna uygulanmasına engel teşkil etmediği,

- Türkiye'de veya yurt dışındaki firmaların bilfiil serbest bölge içinde sundukları temizlik, bakım, onarım, montaj gibi hizmetlerin KDV'den müstesna olduğu,

- Bir serbest bölgeden diğer bir serbest bölgeye verilen hizmetlerin KDV'den müstesna olduğu,

- Serbest bölgeden yurtdışına giden mallar için serbest bölgede verilen gümrük müşavirliği hizmetlerinin KDV'den müstesna olduğu,

- Serbest bölgeden Türkiye'ye, Türkiye'den serbest bölgeye gönderilen mallara ilişkin Türkiye'deki firmalarca serbest bölgede faaliyet gösteren firmalara verilen gümrük müşavirliği hizmetlerinin KDV'ye tabi olduğu,

- Yurt içinden serbest bölgeye verilen telekomünikasyon hizmetlerinin KDV'ye tabi olduğu,

- Türkiye'de faaliyette bulunan mükellefin, rapor, görüş, yazı, onay hazırlanması amacıyla serbest bölgeye gidip inceleme, kontrol, denetleme v.b. yapması söz konusu hizmetle ilgili ön hazırlık ve veri toplama mahiyetinde olduğu ve bu hizmetler, serbest bölgede ifa edilen bir hizmet olmadığından genel hükümler çerçevesinde KDV'ye tabi olacağı,

açıklanmıştır.

m) Teknoloji Geliştirme Bölgesinde Faaliyette Bulunanlara Yönelik İstisna

Sirkülerin 3.6.4. bölümünde, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunanlara yönelik istisnanın uygulamasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Sirkülerde yapılan açıklamada, KDV Kanunu’nun geçici 20. maddesi hatırlatıldıktan sonra;

- Teknoloji geliştirme bölgesinde üretilse dahi, maddede sayılanlar dışındaki teslim ve hizmetlerin istisna kapsamına girmediği,

- Dolayısıyla, oyun programları, network uygulamaları gibi yazılımların istisna kapsamında bulunmadığı,

- Teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimciler tarafından münhasıran bu bölgelerde üretilen yazılımlar için alınan her türlü mal ve hizmetin, söz konusu yazılım satışlarının vergiden istisna olup olmadığına bakılmaksızın genel esaslara göre KDV'ye tabi olduğu,

- Benzer şekilde, bölgede faaliyette bulunan bir firmaya bu bölgede verilen danışmanlık hizmeti de KDV'ye tabi olacağı,

- Geçici 20. madde kapsamında yapılan teslim ve hizmetler için yüklenilen KDV'nin indirim ve iadesinin mümkün olmayıp söz konusu vergi, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde işin mahiyetine göre gider, maliyet veya kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınabileceği,

belirtilmiştir.

Sirkülerde ayrıca, Teknoloji Geliştirme Bölgesinde faaliyette bulunan bir firmanın;

- Bölgede ürettiği "hastane bilgi yönetim sistemleri yazılımı programı" satışı ile bu yazılıma yönelik güncelleme işinin geçici 20. maddeye göre KDV'den istisna olacağı, güncelleme dışında bu yazılımla ilgili verilen bakım, destek (otomasyon) hizmetlerinin istisna kapsamında yer almadığı,

- Bölgede ürettiği eğitim yazılımlarının KDV'den istisna olacağı, ancak bu yazılımı teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan firmadan alan firmaların satışları genel hükümler çerçevesinde KDV'ye tabi tutulacağı,

- Geçici 20. madde kapsamındaki teslim veya hizmetlerin KDV'den istisna olacağı, web sitesi aracılığıyla verilen reklam hizmetinin ise bu kapsamda yer almadığından KDV'ye tabi tutulacağı,

- İşlevlerini yerine getirmek için yazılım kullanan ürün, aygıt, eşya vb. donanımlar ile bu donanımlara ilişkin hizmetlerin istisna kapsamına girmediği,

- Bölgede ürettiği yazılımı farklı kişilere satmasının ya da satışın CD veya elektronik ortamda yapılmasının istisna uygulanmasına engel olmadığı, ancak bu yazılımın bayilerce satışında istisna uygulanmayacağı,

- Bölgede üretilen yazılımın 11 ve 12. maddeler kapsamında ihraç edilmesi halinde, bu ihracata ilişkin yüklenilen KDV'nin 32. maddeye göre indirim ve iade konusu yapılmasının mümkün bulunduğu,

açıklanmıştır.

Sirkülerin bu bölümünde yapılan açıklamaların yeni sorunları ve tartışmaları beraberinde getireceği anlaşılmaktadır. Öncelikle Sirkülerde yer alan oyun programları, network uygulamaları gibi yazılımların istisna kapsamında bulunmadığına ilişkin açıklamanın gerekçesi anlaşılamamakta, “gibi” ifadesinin hangi yazılımları nitelediği de bilinmemektedir. Bizim görüşümüz, oyun programları ve network uygulamaları da KDV Kanunu’nun geçici 20. maddesinde sayılan, teslimi istisna kapsamına giren yazılımlardan olup, Sirkülerde yapılan açıklamaya katılmak mümkün değildir.

Bunun yanında, Sirkülerde yer alan bölgede üretilen "hastane bilgi yönetim sistemleri yazılımı programı" satışı ile bu yazılıma yönelik güncelleme işiyle ilgili açıklamanın, hastane yönetim sistemine özgü olup olmadığı anlaşılmamaktadır. Açıklamanın bu yazılımla ilgili olmasının bir gerekçesi akla gelmemekle birlikte, kullanılan ifade genel bir ifade olmaktan uzaktır.

n) Konut Yapı Kooperatiflerine Yapılan İnşaat Taahhüt Hizmetlerinde KDV Uygulaması

Sirkülerin 3.6.5. bölümünde, konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt hizmetlerinde KDV uygulaması genel olarak açıklandıktan sonra, istisna ve indirimli oran uygulaması kapsamına giren işlemler sayılmıştır. Söz konusu daha önce yayımlanmış olup, listeye bu Sirkülerle yeni eklenen işlemler şunlardır:

- Mantolama

- Dış cephe ısı yalıtımı

- Elektronik kapı sistemi kurulması

- Garaj kapısı imalatı-montajı

- Münhasıran yönetim amaçlı yaptırılan binalar

- Kooperatif arazisi üzerine güvenlik sistemleri, kamera ve kayıt cihazları montajı

- Kooperatif üyelerinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaptırılan okul, hastane, sağlık ocağı, ibadethane gibi yapılara ilişkin inşaat taahhüt işleri.

o) Hazinece Karşılanan Prim Tutarlarının İdarece Yüklenicinin Hakedişinden Kesilmesinde KDV Matrahı

Sirkülerin 4.3. bölümünde Hazinece karşılanan prim tutarlarının İdarece yüklenicinin hakedişinden kesilmesinde KDV matrahıyla ilgili açıklamalar yapılmıştır.

Yapılan açıklamada;

- İşveren sigorta priminin belli bir tutarının Hazine tarafından karşılanması suretiyle yapılacak hakediş ödemelerinde, işveren sigorta priminin Hazinece indirilmeden önceki hakediş bedeli üzerinden KDV hesaplanması gerektiği,

- Sigorta primi işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazine tarafından karşılanması nedeniyle işçilik maliyetleri içerisinde yer alan sigorta primlerinde, dolayısıyla da toplam maliyetlerde bu tutar kadar bir azalma meydana gelmekle birlikte, söz konusu tutar Hazine tarafından işveren adına ilgili Kuruma aktarıldığından, bu tutar indirilmeksizin belirlenen toplam işlem bedelinin KDV matrahı olarak dikkate alınması ve bu bedel üzerinden fatura düzenlenerek KDV hesaplanması gerektiği,

belirtilmiştir.

p) İmalatçılardan İhraç Kayıtlı Olarak Temin Ettiği Malları İhraç Eden İhracatçılara KDV İadesi

Sirkülerin 6.1. bölümünde imalatçılardan ihraç kayıtlı olarak temin edilen malların ihracında KDV iadesine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Bu bölümde yapılan açıklamalar esas olarak yeni olmamakla birlikte, bu bölümde yer alan, imalatçılardan ihraç kayıtlı olarak temin edilen malları ihraç edenlere getirilen yeni bir sınırlama dikkat çekmektedir.

Yapılan açıklamaya göre;

- İhracatçının genel giderler ve ATİK nedeniyle yüklendiği KDV için iade talebinde bulunabileceği KDV tutarı, ihracat bedeline genel vergi oranı uygulanması sonucu hesaplanan tutar ile ihraç kayıtlı teslim bedeli üzerinden hesaplanan KDV arasındaki farkı aşamayacak

- İhracatçıya yapılacak azami iade tutarı, ihracat bedeline genel vergi oranı uygulanarak hesaplanacaktır.

r) KDV İade Taleplerinde Bazı Belgelerin Elektronik Ortamda Alınması ve Değerlendirilmesi

Sirkülerin 6.2. bölümünde, KDV iade taleplerinde uygulamayla ilgili açıklamalar yer almaktadır.

Bu bölümde esas olarak 53 sayılı Sirkülerde yapılan açıklamalar tekrarlanmış olup, fazla ve yersiz ödenen vergilerin iadesinde uygulamanın kapsam dışına çıkartılmış olması dikkat çekmektedir.

s) Düzeltme Beyanı

Sirkülerin 7.3. bölümünde, düzeltme beyanlarıyla ilgili açıklamalar yapılmıştır.

Açıklama daha önce yayımlanan herhangi bir Sirkülerde yer almamaktadır. Ancak, Gelir İdaresince daha önce verilen ancak çoğu vergi dairesince uygulanmayan çeşitli özelgelerde yapılan açıklamaların tekrarı niteliğindedir.

Sirkülerde;

- KDV mükellefleri tarafından geçmiş vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak bir düzeltme beyannamesi verilmesi halinde, en son KDV beyannamesi de dahil olmak üzere aradaki tüm KDV beyanlarının buna göre düzeltilmesi gerektiği,

- Ancak, düzeltme beyannamesinin verildiği dönemden en son vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesine kadar, bu düzeltme neticesinde aradaki vergilendirme dönemlerinde ödenecek bir vergi çıkmaması kaydıyla, her bir dönem için ayrı ayrı düzeltme beyannamesi verilmesine gerek bulunmadığı,

- Dolayısıyla bu tür durumlarda düzeltmenin yapıldığı vergilendirme dönemi ile en son vergilendirme dönemine ilişkin, düzeltme beyannamesi verilmesinin yeterli olduğu,

açıklanmıştır.

t) Finansal Kiralama Yoluyla İktisap Edilen Taşınmazların İktisap Tarihi

Sirkülerin 8.2.4. bölümünde, finansal kiralamaya konu olup sözleşme süresi sonunda mülkiyeti kiracı şirkete geçen taşınmazların iktisap tarihiyle ilgili önemli bir belirleme yapılmıştır.

Sirkülerde yapılan açıklamaya göre, söz konusu taşınmazların kiracı şirket tarafından satışında, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-r maddesindeki "kurumların aktifinde iki tam yıl süreyle bulunma" koşulunun gerçekleşmesinde, taşınmazın kiracı şirket tarafından iktisap edildiği tarih esas alınacaktır.

5. Vergi Usul Kanunu’nun Tekerrür Düzenlemesine İlişkin VUK Sirküleri Yayımlandı

Gelir İdaresi Başkanlığınca yayımlanan 15.08.2011 tarih ve 49 sayılı Vergi Usul Kanunu sirküleriyle, Vergi Usul Kanunu’nun tekerrür ile ilgili düzenlemesinin uygulamasında, sürekli hale gelen yargı kararları doğrultusunda değişikliğine gidilmiştir.

Sirkülerde yapılan açıklamaya göre;

- Daha önce, vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, tekrar ceza kesilmesi durumunda, tekerrürden dolayı artırılarak uygulanacak olan cezayı gerektiren fiilin, daha önce kesilen cezaya ilişkin fiilin işlendiği tarihten önceki veya sonraki bir tarihte işlenmiş olup olmadığına bakılmaksızın artırımlı ceza kesilirken,

- Yeni uygulamada, bir vergi cezasının tekerrür hükmü sebebiyle artırımlı uygulanabilmesi için, tekerrüre esas alınacak sonraki fiilin her halde daha önce işlenmiş bir fiil için kesilen cezanın kesinleşme tarihinden sonraki bir tarihte işlenmiş olmasının aranacağı belirtilmiştir.

Sirkülerde ayrıca, ilk fiil için kesilen cezanın kesinleştiği tarihten itibaren takip eden yılın başına kadar olan süre içinde de aynı nev'iden bir ceza kesilmesini gerektiren fiilin işlenmesi durumunda, cezanın artırımlı olarak uygulanması gerektiği açıklanmıştır.

Bültende yer alan dokümanların metinlerine aşağıdaki bağlantıların yardımıyla ulaşabilirsiniz.

- Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname

- Organize Sanayi Bölgelerinde Yer Alan parsellerin Gerçek Veya Tüzel Kişilere tamamen Veya Kısmen Bedelsiz Tahsisine Dair Yönetmelik

- Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği

- Vergi Usul Kanunu Sirküleri (15.08.2011 tarih ve 49 sayılı)

- Katma Değer Vergisi Sirküleri (Sayı 60)

Saygılarımızla,

Recep Bıyık

Mevzuat Eğitim ve Araştırma Başkanı, YMM


8 Eylül 2011 Perşembe

İSTEĞE BAĞLI SİGORTA

01.10.2008 gününden itibaren 5510 sayılı yasayla İsteğe bağlı sigortalılık mevzusunda köklü değişiklik yapılmıştı.5510 sayılı yasadan önce isteğe bağlı sigortalılık ikiye ayrılıyordu; Birincisi,506 sayılı yasanın 85.maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalılık, diğeri ise 1479 sayılı Bağkur kanununun 79.maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalılıktı.

5510 sayılı yasanın 50.,51., ve 52.maddeleri yukarda bahsettiğim yapıyı altüst etti ve 51.maddenin 2. Fıkrası ve son fıkrasında da belirtildiği üzere gerek Ay içerisinde 30 günden az çalışanların 30 güne tamamlayan süreleri ve gerekse İsteğe bağlı sigorta primi ödenmiş süreler, malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanmasında dikkate alınır ve bu süreler 5510 sayılı yasanın 4.maddesinin (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilir hükmü amirdi.

25.02.2011 GÜN VE 27857 SAYILI RESMİ GAZETE DE YAYIMLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİREN 13.02.2011 TARİHLİ VE 6111 SAYILI “BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN”UN 24. VE 32.MADDELERİYLE BAZI İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILARIN STATÜLERİ 4/1(A) KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLECEK .

Bu durumda;

1-)5510 sayılı yasanın 5/g bendi değişti; Yurt dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri (daha önce 4/1(b) bendinde değerlendirilirken) 01/10/2008 tarihinden itibaren 4.maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık olarak değerlendirilecek.

Örnek verecek olursak; Türkiye ile arasında uluslararası sözleşme imzalamış olan Almanya da inşaat işi yapan X firması çalışanları çalıştıkları süre boyunca isteğe bağlı ödemişlerse bu süreler 01/10/2008 den itibaren 4/1-(a)bendi kapsamında değerlendirilecektir.

2-)5510 sayılı yasanın 51.maddesi gereğince ay içinde 30 günden az çalışmaları nedeniyle kalan süreleri, isteğe bağlı sigortaya prim ödeyerek 30 güne tamamlayan sigortalıların isteğe bağlı hizmet sürelerinden 01/10/2008 - 24/02/2011 tarihleri arasında 4/1-(b),25/02/2011 tarihi ve sonrası 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek.

Örnek verecek olursak; X işletmesinde, ALİ ÖZBEK isimli çalışan 10 gün istirahat almış olsun. SGK hizmet bildirgesinde de 10 gün eksik gün bildirilsin. Bu 10 günlük sürenin isteğe bağlı ödenmesi halinde 10 günlük süre 4/1-(a) olarak değerlendirilecektir.

Sonuç olarak; İsteğe bağlıda kısmen eskiye dönüş yapılmıştır. Zaten işlerliği son derece sıkıntı yaratacak olan 01/10/2008 sonrası düzenlemeye kısmen son verilmiştir. Öyle sanıyoruz ki; yasanın ilgili maddelerinde yeniden düzenlemeye gidilecek ve isteğe bağlı sigortalılıkta yaratılan gereksiz kaos ortadan kaldırılacaktır.

Recep İyigün-Ali Özbek-Muhasebe TR

YTTK-Kar dağıtımı-Yedek Akçe

08.09.2011 - Yeni Türk Ticaret Kanunu'na göre kâr dağıtımı yedek akçeler Mevcut Ticaret Kanunu'muzda, esas itibariyle, sermaye şirketlerinde yıllık kâr dağıtımı bir zorunluluk olarak kabul edilmiş ve bazı hallerde kanun koyucu tarafından da kâr ve zarar hesabının alacak bakiyesinin başka bir deyişle bilançoya göre hâsıl olan kârın pay sahiplerine dağıtılması esası konmuştur. Anonim ve limitet şirketlere ortaklarca konulan sermaye payına paralel olarak, dönem sonunda dağıtılabilir safı dönem kârından veya serbest yedek akçelerden ayrılan ve her ortağa ödenecek kâr payı ortakların şirketi kurma amaçlarının ana nedenidir. Bazı indirimlerden sonra ortaya çıkan yıllık kar ortaklara dağıtılır ya da şirketin kısa ve uzun vadeli ihtiyaçları ve planlan çerçevesinde şirket bünyesinde bırakılır.

Kar dağıtımı sırasında dikkat edilmesi gereken bir konu geçmiş yıl zararlarının durumudur. Türk Ticaret Kanunu'nun 470'inci maddesinde kâr payının sadece safı kârdan ve bu amaçla ayrılmış olan yedek akçelerden dağıtılabileceği belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nda yedek akçenin de safı kardan ya da dağıtılması gereken kardan ayrılacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrılan yedek akçenin şirketin zararlarım kapamada kullanılabileceği göz önüne alındığında, bir zarar mevcut ve indirilmesi de zorunlu iken geçmiş yıl zararlarım düşmeden yedek akçe ayrılmasının her hangi bir faydası olmayacaktır. Çünkü şirketin gerçek kârı, önceki yıl zararlarından düşülmesinden sonra anlaşılabilecektir.

Yeni TTK'da kâr dağıtımı ve yedek akçeler ile ilgili hükümlerin düzenlenmesinde, eski TTK'daki hükümler esas alınmakla birlikte ekonomik ve ticari hayatın gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan yeni kurumlara ve yeni anlayış ve ilişkilere de yer verildiği anlaşılmaktadır. Yeni Türk Ticaret Kanunu'nda şirketin kar dağıtımı kadar varlığını sürdürme ve uzun dönemde ortaya çıkabilecek riskleri göz önünde tutma gerekliliği de ön plana çıkarılmıştır. Yedek akçeler ve fonlar bu çerçevede ele alınabilir. Yedek akçeler Yedek akçe genel olarak, elde edilen şirket karının dağıtılmayarak şirket bünyesinde bırakılan kısmı olarak tanımlanır. Yedek akçeler ayrılmalarını gerekli kılan kaynaklara göre üçlü bir tasnife tabi olabilir. ; - TTK hükümleri göre ayrılan yedek akçeler, - Şirket ana sözleşmesine dayanarak ayrılan yedek akçeler - Genel kurul kararıyla ayrılan yedek akçeler Yedek akçelerin kaynağı ve ayrılma esasları-Eski TTK'ya göre dağıtılabilir kâr ve yedek akçeler:Eski TTK'nın 470'inci maddesinde ortaklara dağıtılabilir karın tanımı yapılmıştır. Buna göre, kâr payı, ancak safi kârdan ve bu gaye için ayrılan yedek akçelerden dağıtılabilir şeklinde tanımlanmıştır. Öte yandan, eski TTK'nın "Anonim şirketin hesapları ile ilgili" kısmın, envanter ve bilançoya ilişkin 457'nci maddesinde, safi kazancın bilançoya göre hesap ve tespit olunacağını belirtmiştir. Dikkat edilirse, her iki yasa maddesinde farklı kâr tanımlarına yer verilmiştir. TTK'nın gerek yedek akçelerin ayrılmasına esas olacak kârda, gerekse ortaklara dağıtılacak kâr payında "safi kâr" ifadesi kullanılmıştır. Buradan anlaşılacağı üzere, ortaklara dağıtılacak kâr, bilançoda görülen "safi kazançtan" farklı bir kârdır. Bu kâr da, şirket genel kurulunca onaylanan bilançoya göre saptanan kârdan, şirketin tüzel kişiliğine ilişkin ödenmesi gereken kurumlar vergisi indirildikten sonra kalan kardır. GVK'nın 94/6-b-i maddesi uyarınca, kurum bünyesinde yapılan %15 stopajın, şirketin tüzel kişiliğine ilişkin ödenen vergiler bu hesaplamada dikkate alınmaz Kesilen bu vergiler şirket ortakları ile ilgili olup, kurum sorumlu sıfatıyla vergi dairesine ödemektedir.Yeni TTK'ya göre dağıtılabilir kâr ve yedek akçeler:Yeni TTK'nın 507'nci maddesine göre her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre, pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış "Net Dönem Kârına" payları oranında katılma hakkına sahiptir. Eski TTK'nın 455'inci maddesine karşılık olan bu düzenlemede yer alan ibare, "Safi Kazanç" ibaresi olmakla birlikte, kar payı tanımını yapan 470'inci maddede yer alan ibare ise "Safi Kâr"dır. Safi kâr, yukarıda belirttiğimiz üzere, şirketin tüzel kişiliği ile ilgili vergiler çıktıktan sonra kalan kısımdır. Yeni TTK'da ortaklara dağıtılacak kâr payı ile ilgili kavram karmaşıklığına son verilerek, artık "Net Dönem Kârı" ortaklara dağıtılabilecek kâr olarak esas alınmıştır. Kaldı ki, TMS'ye göre, düzenlenen mali tablolarda vergi karşılığı ayrıldıktan sonra gösterilmek zorunda olunan "Net Dönem Kârı" ile söz konusu yeni düzenleme bir uyumludur. Öte yandan yeni TTK'nın 508'inci maddesinde, "Yıllık Kâr" bilançoya göre belirlenir, ifadesi kullanılmıştır. Bu düzenleme ile 507'nci madde de yer alan net dönem kârı ifadesi birlikte değerlendirildiğinde, artık ortaklara dağıtabilecek kârın "Net Dönem Kârı" olduğu, yeni TTK'da açık olarak ortaya konulmuştur. Yedek akçelerde bu tanımlamalar dikkate alınarak ayrılacaktır.Yedek akçelerin ayrılması: I- Kanuni yedek akçe: 1- Genel kanuni yedek akçe (md 519)Yedek akçelerin ayrılması ile ilgili maddenin ifadesi aşağıda olduğu gibidir. 1) Yıllık kârın %5i, ödenmiş sermayenin %20sine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır. 2) Birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra da; a) Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı,

b) Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı,

c) Pay sahiplerine %5 kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın %10u genel kanuni yedek akçeye eklenir.

3) Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir.

4) İkinci fıkranın (c) bendi ve üçüncü fıkra hükümleri, başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olan holding şirketler hakkında uygulanmaz.

5) Özel kanunlara tabi olan anonim şirketlerin yedek akçelerine ilişkin hükümler saklıdır.

Maddenin gerekçesinde, halen yürürlükte olan TTK'nın ilgili 466'ncı maddesinin ana unsurlarının korunduğu farklı yorumlara neden olan ifa yapısının değiştirildiği belirtilmektedir. Ancak eski TTKda 1'inci tertip yedek akçenin ayrılacağı baz olarak safi kâr esas alınırken yeni düzenlemede yıllık kar ifadesine yer verilmiştir. Daha çok yedek akçe ayrılması hedeflenmiştir. Ayrıca yedek akçe ayırma üst sınırı olan %50 oranının bazı da esas sermaye değil, çıkarılmış sermaye olarak değiştirilmiştir.

2- Şirketin iktisap ettiği kendi pay senetleri için ayrılan yedek akçe ve yeniden değerleme fonları(md 520) Şirketin kendi hisse senetlerine sahip olması şirketin kuruluş felsefesine çok uygun düşmese de madde ile bunun şartları belirtilmiştir. Buna göre;

l) Şirket, iktisap ettiği kendi payları için iktisap değerlerini karşılayan tutarda yedek akçe ayırır. Bu yedek akçeler, anılan paylar devredildikleri veya yok edildikleri takdirde iktisap değerlerini karşılayan tutarda çözülebilirler.

2) Yeniden değerleme fonu ile ilgili mevzuat uyarınca pasifte yer alan diğer fonlar, sermayeye dönüştürüldükleri ve yeniden değerlendirilen aktifler amorti edildikleri veya devredildikleri takdirde çözülebilirler.Öte yandan, iptal edilen hisse senetleri ile ilgili yedek akçenin ayrılmasında, yeni TTK'daki düzenleme eski düzenlemeden farklıdır. Bu farklılık; eski hükümde, iptal konusu olan hisse senetleri ile ilgili ödenmemiş kısmını, çıkarılan yeni hisse senedinin hasılatından düştükten sonra, kalan kısmın yedek akçeye ayrılması hüküm altına alınırken, yeni düzenlemede; iptal edilen hisse senetlerinin ödenmiş kısmından, yalnızca, yeni hisse senedinin ihraç giderleri düşüldükten sonra kalan kısmının yedek akçelere ayrılması öngörülmüştür.2.tertip yasal yedek akçenin ayrılmasında ise,pay sahiplerine %5 oranında 1.temettü ayrıldıktan sonra, kardan pay alacak kişilere (ortaklar/personel,işçiler vs.)dağıtılacak tutarın, %10'u ifadesi kullanılmıştır. Eski TTK'daki "1/10'u ifadesi yerine, "%10" ifadesi kullanılarak, süregelen tartışmaya son verilmiştir.

II-Şirketin isteği ile ayırdığı yedek akçe 1-İhtiyari yedek akçe yerine şirketin isteği ile ayırdığı yedek akçe Eski 467.md yeni hali şöyledir. Yedek akçeye yıllık kârın %5 inden fazla bir tutarın ayrılacağı ve yedek akçenin ödenmiş sermayenin %20 sini aşabileceği hakkında esas sözleşmeye hüküm konabilir. Esas sözleşme ile başka yedek akçe ayrılması da öngörülebilir,harcanma yolları ve şartları belirlenebilir.

2- Genel ve işçiler lehine yardım akçesi (md522)Eski TTK 468.md yeni haliyle güncellenerek devam etmektedir. Maddeye göre;

1) Esas sözleşmede şirketin yöneticileri, çalışanları ve işçileri için yardım kuruluşları kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya bu amacı taşıyan kamu tüzel kişilerine verilmek üzere yedek akçe ayrılabilir.

(2)Yardım amacına özgülenen yedek akçelerin ve diğer malların şirketten ayrılması suretiyle bir vakıf veya kooperatif kurulması zorunludur. Vakıf senedinde, vakıf malvarlığının şirkete karşı bir alacaktan ibaret olacağı da öngörülebilir.

(3)Şirketin bu amaca Özgülediği yedek akçeden başka, yöneticilerden, çalışanlardan ve işçilerden aidat alınmışsa, iş ilişkisinin sonunda, vakıf senedine göre yapılan ayrımdan yararlanamadıkları takdirde çalışanlara ve işçilere hiç değilse ödedikleri tutarlar ödeme tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte geri verilir.

3- Kâr payı ile yedek akçeler arasında ilgi Yeni TTK'nın 523.md göre (Eski 469);

(1) Kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez.

(2) Genel kurul;

a)Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse,

b)Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa,kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir.

(3) Esas sözleşmede hüküm bulunmasa bile, genel kurul, şirketin işçileri için yardım sandıkları ve diğer yardım örgütleri kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet etmek üzere, bilanço kârından yedek akçe ayırabilir.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Yeni TTK ve standartlar.

6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu 64üncü maddesinden itibaren Ticari Defterler, açılış bilançosu, yıl sonu finansal tablolar başlığı altında kayıt düzeninde eskisinden daha değişik yeni uygulamalar getirmektedir.

Getirilen düzenlemeler, işletmeleri;

TMS, (Türkiye Muhasebe Standartları),

TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartları) hükümlerine uygun olarak muhasebe kayıtlarını ve tablolarını tutmak zorunda bırakmaktadır.

TMS ve TFRS uygulaması mevcut tekdüzen hesap planı çerçevesinde bir çok yenilik ve değişiklikler ile hesapların işleyişinde de değişiklikler getirmiştir.

Bu düzenlemeleri kısaca sayalım.

a. Ticari ve mali kar zarar uygulamaları değişiklikleri

b. Dönem sonu değerleme işlemlerine ait yenilikler

c. İktisadi kıymetlerin değerlemesinde vergi usul kanunu ile farklılıklar

d. TMSye göre finansal tablo düzenleme farkları

e. Tahakkuk esası ve işletmenin sürekliliği kavramları ile yeni ölçüm yöntemleri

f. Gelir tablosundaki olağan ve olağandışı kavramlarının uygulamasındaki farklılıklar

g. Vergi gideri, vergi geliri kavramları

h. Ertelenmiş vergi varlığı ve ertelenmiş vergi yükümlülüğü kavramları

i. Ticari kar, mali kar, kanunen kabul edilmeyen giderler, indirim ve istisnalar uygulamaları

j. Stoklar standardı uygulaması Gibi konularda bugün kullanılan sistemle önemli bir takım farklılıklar doğmaktadır.

Bunları ileride yazılarımızda konu etmeyi düşünüyoruz.

Ancak, uygulayıcı olan muhasebecilerin (SMMM) en kısa zamanda TFRS ve UFRS konusundaki seminerlere katılmaları ve burada belirtilen kavramları öğrenerek tatbik etmeye hazır hale gelmeleri büyük önem kazanmıştır.

Neyse, bir muhalefet yapmayı görev bilelim. Yeni Türk Ticaret Kanunu sayesinde muhasebeciler biraz daha fazla saçlarını yolacaklardır.

Bu kanunla, çözüm yolları bulunmazsa ve biz de abartırsak, dört muhasebe doğmuş olacaktır.

.

a.. Türk Ticaret Kanununa ve TMS/UFRS ye göre muhasebe ve tablolar

b. Mali mevzuata göre muhasebe ve mali tablolar

c. SPK mevzuatına göre muhasebe ve mali tablolar

d. Yabancı sermayeli kuruluşların sistemine göre muhasebe ve mali tablolar Ne diyelim.?

Gerek firmalara ve gerekse muhasebecilere hayırlı işler diyerek yazımıza devam edelim.

.

Bu düzenlemeler 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda aşağıdaki maddelerde yapılmış olup uyum mecburiyeti de bulunmaktadır.

Kanun: 88 inci maddesinde -Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun yetkisini belirlemiştir. MADDE 88- (1) 64 ilâ 88inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler gerek ticari defterlerini tutarken, gerek münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak ve bunları uygulamak zorundadırlar.

514 ilâ 528inci maddeler ile Kanunun ilgili diğer hükümleri saklıdır.

Maddenin birinci fıkrasından anlaşılmaktadır ki, gerçek ve tüzel kişilerin ticari defterlerine, küçük ve orta ölçekli işletmelere, ticaret şirketlerinin finansal tablolarıyla konsolide hesaplara ve hatta eğer gerekli görülürse esnafa bile TMS uygulanabilecektir.

Maddenin aşağıdaki ikinci fıkrasında belirtildiği üzere anonim şirketlerin hesapları ile ilgili bütün yetki de TMS.ye bırakılmıştır.

Böylece de TMS IFRS yani uluslar arası muhasebe standartları ile aynı olduğundan IFRS da ülkemizde uygulanmış olacaktır.

(2) Bu düzenlemeler, uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazandırmak amacıyla, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına tam uyumlu olacak şekilde, yalnız Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından belirlenir ve yayımlanır.

(3) Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunca, değişik ölçütteki işletmeler ve sektörler için, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları tarafından farklı düzenlemelere izin verildiği hâllerde özel ve istisnai standartlar konulabilir; bunları uygulayanlar, söz konusu durumu finansal tablo dipnotlarında açıklarlar.

TMS ile IFRS aynı olduğundan bazı işletme ve sektörler için TMS de farklı düzenlemeler yapılmasına izin verilebilse bile farklı uygulama yapanlar, bu uygulamalarını dipnotlarda belirtmelidir.

(4) Kanunlarla, belirli alanları düzenlemek ve denetlemek üzere kurulmuş bulunan kurum ve kurullar, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun onayını almak şartıyla, kendi alanları için geçerli olacak standartlar ile ilgili olarak ayrıntıya ilişkin, sınırlı düzenlemeleri yapabilirler.

Yasanın 88 inci maddesinin 4. fıkrası ülkemizde bulunan bütün kurum ve kuruluşların TMS yı tatbik etmesi zorunlu olup ancak ve ancak TMS den izin almak şartıyla ufak tefek değişiklikler yapabilecektir.

Böylece ülkemizde uygulama birliği sağlanmış ve ülkemiz standartları ile dünya standartlarının aynı olması ve ülkemizin dünyaya uyumu sağlanmış olacaktır.

.

Herhangi bir yabancının okuyacağı Türk şirketinin tablosu onun ülkesinde okuyacağı tablo ile aynı olacaktır.

Hüküm bulunmayan hallerde 88 inci maddenin beşinci fıkrasında belirtildiği üzere dünyada yaygın uygulaması bulunan genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uyulacaktır.

(5) Türkiye Muhasebe Standartlarında hüküm bulunmayan hâllerde, ilgili oldukları alan dikkate alınarak, dördüncü fıkrada belirtilen ayrıntıya ilişkin düzenleme, ilgili düzenlemede de hüküm bulunmadığı takdirde milletlerarası uygulamada genel kabul gören muhasebe ilkeleri uygulanır.

Kanun, ayrıntılı ve teknik nitelikteki muhasebe ilkelerinin belirlenmesi görevini Türkiye Muhasebe Standartları kuruluna vermiş olup kurul bu yetkilerini aşağıda verdiğimiz geçici birinci maddedeki gibi kullanacaktır.

GEÇİCİ MADDE 1-

(1) Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından belirlenen Türkiye Muhasebe Standartları;

a) Türkiye Muhasebe Standartları, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) ve yorumları ile,

b) Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Türkiye Finansal Raporlama Standartlarından (KOBİ/TFRS) oluşur.

(2) Aşağıda sayılanlar TMS/TFRS ve Yorumlarını uygulamakla yükümlüdürler:

a) Bu Kanunun 1534 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ila (e) bendlerindeki sermaye şirketleri,

b) TMS/TFRS ve Yorumlarını uygulamayı tercih edenler.

(3) Aşağıda sayılanlar KOBİ/TFRSnı uygulamakla yükümlüdürler:

a) Bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalan ve işletme yönetiminde yer almayan işletme sahipleri, işletmeye borç verenler ve kredi derecelendirme kuruluşları gibi dış kullanıcılar için genel amaçlı finansal tablo düzenleyen işletmeler.

b) TMS/TFRSnı uygulamayı tercih eden KOBİ tanımındaki işletmelerden tekrar KOBİ/ TFRS uygulamasına dönmek isteyen işletmeler.

(4) Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, küçük ölçekli işletmeleri KOBİ/TFRSndan kısmen veya tamamen muaf tutmaya veya bunlar için ayrı standartlar belirlemeye yetkilidir.

(5) Türkiye Muhasebe Standartları (TMS/TFRS ve Yorumları ile KOBİ/TFRS) ve kavramsal çerçevede belirlenen ilkeler bu Kanunun ticari defterlere, finansal tablolara ve raporlamaya ilişkin hükümleri ile ilgili diğer hükümlerine de uygulanır.

TMS ve TFRS uygulamalarının uygulaması ve yürürlük tarihleri TTK 1534 üncü maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. MADDE 1534- (2) Bu Kanunun Türkiye Muhasebe Standartları ile ilgili hükümlerinin yürürlüklerine aşağıdaki hükümler uygulanır.

Bu Kanun;

a) 1523 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarında tanımlanan büyük ölçekli sermaye şirketleri ile bunların konsolidasyon kapsamına giren bağlı şirketleri, iştirakleri ve şirketler toplulukları,

b) Sermaye Piyasası Kanununa göre, ihraç ettikleri sermaye piyasası araçları borsada veya teşkilatlanmış diğer bir piyasada işlem gören şirketler, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri ve konsolidasyon kapsamına alınan diğer işletmeler,

c) Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankalar ile bağlı ortaklıkları,

d) 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda tanımlanan sigorta ve reasürans şirketleri,

e) 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda tanımlanan emeklilik şirketleri, bakımından 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.

(3) Küçük ve orta ölçekli sermaye şirketleri ile bu maddenin ikinci fıkrasında sayılanlar dışında kalan her ölçüdeki gerçek ve tüzel kişi tacirler için yayımlanan ve yayımlanacak olan özel Türkiye Muhasebe Standartları 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.

(4) Bu Kanunun anonim şirketlerin denetlenmesine ilişkin 397 ilâ 406 ncı maddeleri 1/1/2013 tarihinde yürürlüğe girer.

Yazımızın başından beri belirttiğimiz üzere yeni Türk Ticaret Kanunu ile artık TMS ve UFRS standartları daha öne çıkacak olup meslek mensupları bu konular üzerinde kendilerini eğitmeli ve söz konusu standartları tatbik edebilmelidirler.

Yazar : Cevdet Akçakoca / YMM

5 Eylül 2011 Pazartesi

Teknoji Geliştirme Bölgeleri Yasasındaki Değişiklik

Teknoji Geliştirme Bölgeleri Yasasındaki Değişiklik 07/04/2011




12.3.2011 tarih ve 27872 sayılı Resmi Gazete2de yayımlanan 6170 sayılı Kanunla, 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nda değişiklikler yapılmıştır.
A. Kanun’un Tanımlar Başlıklı 3. Maddesinde Yapılan Değişiklikler
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nda yer alan
  • Araştırma ve Geliştirme Faaliyeti (Ar-Ge),
  • Yenilik,
  • Kurucu Heyet,
  • Yazılım,
tanımları yeniden yapılmıştır. Bu çerçevede; yazılım tanımı daha kapsamlı yapılmış ve ayrıca yazılım sürecinin sonunda oluşan ürün yada mal ve hizmetlerin lisanslama, kiralama ve tüm hakları ile devretme gibi teslim şekillerinin tümünün yazılım olarak kabul edileceğine tanım içinde yer verilmiştir. Ayrıca Kanuna;
  • Ar-Ge Personeli,
  • Araştırmacı,
  • Teknisyen,
  • Destek Personeli,
  • Kuluçka Merkezi (İnkübatör),
  • Teknoloji Transfer Ofisi,
  • Teknolojik Ürün,
tanımları ilave edilmiştir. Bunlardan teknisyen[1] tanımı ile destek personeli[2] tanımı bizce önemlidir. Şöyle ki; teknisyenler bölgedeki Ar-Ge ve yazılım faaliyetlerinin bir unsuru olarak Kanunda da yerini almış, tanımı yapılan destek personeli içinse izleyen başlıklarda ele alınacak ücret istisnasına olanak sağlanmıştır.
B. Vergisel Teşvikler Yönelik Düzenlemeler
Bu kapsamda yapılan yeni düzenlemeler aşağıda başlıklar halinde ele alınmıştır.
1. Kanunda Yönetici şirketler ile bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi  mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlara ilişkin istisnaların uygulanma süresi on yıl daha uzatılarak 31/12/2023 tarihine taşınmıştır.
2. Bölgede uygulanan ücretlere ilişkin istisnanın süresi de on yıl daha uzatılarak 2023 yılına taşınmıştır. Bu süre uzatımı yapılırken; anılan istisnaya ilişkin Kanun lafzında da değişiklik yapılmış olup;  değişiklik öncesi ve sonrasındaki metinlere aşağıda yer verilmiştir.
Değişiklik öncesindeki İstisna Hükmü: “Bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31.12.2013 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır.”
6170 Sayılı Kanunla Yeniden Düzenlenen İstisna Hükmü: “Bölgede çalışan; AR-GE ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri, 31/12/2023 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır.”
Madde metninde yapılan bu değişiklik, tanımlar başlıklı 3. Madde yapılan değişiklik ve ilaveler ile birlikte değerlendirildiğinde, ücretlere yönelik istisnanın süresinin 2023 yılına taşındığını söylemek doğru olacaktır.[3]
Bu husus anılan madde gerekçesinde; “Bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı, Ar-Ge ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretlerine uygulanan her türlü vergi istisnası uygulaması 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunla paralellik sağlamak üzere 31/12/2013 tarihinden 31/12/2023 tarihine kadar uzatılmıştır.” şeklinde ifade edilmiştir.
Diğer taraftan ücretlere ilişkin istisna düzenlemesi içinde destek personeline de yer verilerek kapsam genişletilmiştir.Bu çerçevede “AR-GE faaliyetlerine katılan veya bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili yönetici, teknik eleman, laborant, sekreter, işçi ve benzeri personel,” olarak tanımlanan personel için de ücret istisnası uygulanacaktır. Ancak istisnadan yararlanacak destek personeli sayısı AR-GE personeli sayısının yüzde onunu aşamayacaktır.
3. Ücretlere ilişkin düzenlemeler arasına “Yönetici şirket, ücreti gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin Bölgede fiilen çalışıp çalışmadığını denetler. Ancak, Bölgelerde yer alan girişimcilerin yürüttükleri AR-GE projesi kapsamında çalışan AR-GE personelinin, Bölgede yürüttüğü görevle ilgili olarak yönetici şirketin onayı ile Bölge dışında geçirmesi gereken süreye ait ücretlerinin bir kısmı gelir vergisi kapsamı dışında tutulur. Kapsam dışında tutulacak ücret miktarı, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.” hükmü eklenmiştir. Bu düzenleme bizce işin yapısına aykırı olarak istisnanın kapsamını daraltıcı nitelikte olup, belirtilen yönetmelik çıkınca ek bilgi verilecektir.
C. Diğer Düzenlemeler
Bu kapsamda bölgede başlatılıp sonuçlandırılan AR-GE projeleri sonucu elde edilen teknolojik ürünün üretilmesi için gerekli yatırımların, yönetici şirketin uygun bulması ve Bakanlığın izin vermesi şartıyla, Bölge içerisinde yapılabilmesine olanak sağlayan düzenleme önemlidir.
Ayrıca kuluçka merkezi inşası ile AR-GE ve yenilik faaliyetlerini desteklemeye yönelik yönetici şirketçe yürütülecek kuluçka programları, teknoloji transfer ofisi hizmetleri ve teknoloji işbirliği programları  ile ilgili  giderlerin bir bölümün Bakanlıkça karşılanmasına yönelik düzenleme de olumlu yöndedir.
6170 sayılı Kanunla yapılan diğer değişiklikler ise büyük ölçüde yönetici şirketleri ilgilendirmekte olup; ayrıntısına değinilmemiştir.
Saygılarımızla,


[1] Teknisyen: Mühendislik, fen ve sağlık bilimleri alanında yüksek öğrenim görmüş ya da meslek  lisesi  veya  meslek  yüksekokullarının  teknik, fen  ve  sağlık  bölümlerinden  mezun, teknik bilgi ve deneyim sahibi kişileri,
[2] Destek Personeli: AR-GE faaliyetlerine katılan veya bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili yönetici, teknik eleman, laborant, sekreter, işçi ve benzeri personeli,
ifade eder.
[3] Bu yorum açısından “AR-GE Personeli” ile değiştirilen “Ar-Ge”  tanımı önem taşımakta olup, bir anlamda temel dayanağı oluşturmaktadır. Ayrıntısına değinilmemiştir.