.

.

9 Nisan 2012 Pazartesi

YTTK Cezalar.

Mevcut Duruma Nasıl Gelindi? 1960’lı yıllardan sonra dünya piyasalarında yaşanan gerek ekonomik gerekse siyasal olaylar, küresel ekonominin dinamik bir unsur olmaya başlaması, rekabetin piyasalarda çok etkin olması yanında hem AB’ye tam üyelik çalışmaları kapsamında hem de Kopengah kriterlerini yerine getirme zorunluluğumuzdan dolayı TTKda değişiklik kaçınılmaz olmuştur.Bu durum neticesinde, 1999 yılında Adalet Bakanlığı, Ticaret Kanunu komisyonunu kurmuştur. Kurulan komisyon ilk YTTK Tasarısını 2005 yılında kamuoyu ile paylaşarak, çeşitli kurumlardan görüşler almasının akabinde 2006da T.B.M.M.’ye sunmuştur.T.B.M.M. Adalet Komisyonu’nun çeşitli düzenlemeleri ile nihai hale getirilen tasarı metni 2008 yılında TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanmış ve 2008 yılında ilk 176 maddesi bazı değişikliklerle kabul edilmiştir.Ancak, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın daha önce yasalaştırılması fikrinin ağırlık kazanması neticesinde YTTK tasarısının görüşülmesine ara verilmiştir.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yasalaşması üzerine YTTK Tasarısı 2011 yılının Ocak ayında yeniden ele alınmış 13/1/2011de TBMM’de kabul edilmiş ve 14/2/2011 de RG de yayımlanarak yasalaşmıştır. 6102 sayılı YTTK, esas itibariyle 01.07.2012 tarihinde beş istisnai kanun maddesi dışında yürürlüğe girecektir. 6102 sayılı kanun ticaret hayatımıza önemli yenilikler ve yaptırımlar getirmesinden dolayı birçok tartışmanın da temelini oluşturmuştur.

Uyum Sürecinde Neler Yapılmalıdır? KOBİ olarak nitelendirdiğimiz işletme sahiplerinin ortak sıkıntısı ve kendilerini tatmin edecek bir çözüm bulamadıkları en önemli sorunlardan birisi de kuşkusuz şirketlerinin kurumsallaşamaması yönündedir.6102 sayılı YTTK bu soruna yani kurumsallaşmaya geniş anlamda yer verdiği söylenebilir. Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi şirketlere göre çok daha kapsamlı olmasada YTTK’ya egemen olan ilkelerin başında kurumsal yönetim gelmektedir. Kurumsal yönetimi sağlama adına da YTTK’da ciddi yaptırımlar yer almaktadır. Dolayısıyla tüm şirketlerin bu sürece hazırlık yapması gerekmektedir.

İlk yapılması gereken, ticari işletmelerin ve şirketlerin şeffaflaşmaya başlamaları ve buna hazır olmalıdırlar. Buna paralel olarak firma sahipleri, firmalarının muhasebe alt yapılarını gözden geçirerek, muhasebe kadrolarının yeterliliklerini sağlamak zorundadırlar. Çünkü yeni dönemde muhasebe kayıt sisteminde köklü değişiklikler olacaktır.Finansal raporlama sistemi değişmekte, finansal raporlarda uluslararası standartların uygulanmasına geçilmektedir. Ayrıca yine bu süreç içerisinde aile şirketi kavramının unutularak, pay sahiplerinin şirket üzerindeki haklarının ön plana çıkarılmasına yönelik gereken titizliğin gösterilmesi de çok önemlidir.Diğer husus ise, ticari işletme ve şirketlerin haksız rekabete ilişkin kurallar konusunda bilinç geliştirmeleridir. Bunların yanında uyum sürecinde yapılması gereken hukuksal ve yapısal değişikliklerde söz konusudur.

Bu değişikliklerden kısaca belirtmek gerekir ise:AŞ ve Ltd lerin Kanunun yayım tarihinden itibaren 3 yıl içinde sermayelerini (AŞ 50.000TL 6010/332 ve Ltd 10000TL -6102/580)kanunda yazılı tutarlara yükseltmek zorunda olmalarıdır. Bu maksatla yapılacak genel kurul toplantılarında toplantı nisabı aranmayacak ve kararlar toplantıda mevcut oyların çoğunluğu ile alınacaktır. Ayrıca,aş ve ltd ler anasözleşmelerini kanunun yayım tarihinden itibaren 18ay içerisinde yeni kanunla uyumlu hale getirmelidirler. Bu süre içinde gerekli değişikliklerin yapılmaması halinde, esas sözleşmelerdeki ve şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri uygulanacaktır. (6103 sayılı Kanun md.22)

Şirket ortakları, şirkete olan borçlarını, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl içerisinde nakdi ödeme ile kapatmak durumundadır. Eğer şirkete olan borçlar bu süre içerisinde nakit olarak kapatılmaz ise şirket alacaklıları, alacaklarını borçlu ortaktan almak için takip sürecini başlatabileceklerdir. Diğer taraftan bu süre içerisinde borcunu kapatmayan ortağa 300günden az olmamak üzere adli para cezası da verilecektir. Ayrıca, ortağın şirkete borçlu olması durumunda bağımsız denetçiden olumlu görüş alınması da sıkıntı yaratacaktır.AŞ YK üyeleri ve ltd müdürlerinin görev süreleri normal olarak devam edecektir. Ancak, tüzel kişiyi temsilen seçilmiş olanlar var ise, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3ay içerisinde istifa edecekler ve yerlerine tüzel kişi veya başkaları seçilecektir.Tüm ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idare ve şirketi temsil ettiği ltd şirketlerde de aynı 3 aylık süre içerisinde müdür atamasını yapmaları gerekmektedir. Aksi halde infisah etmiş sayılırlar.Diğer taraftan, internet sitelerinin oluşturulması ve bu sitede bilgi toplumu hizmetlerinin verilmesi zorunluluğundan dolayı bunun alt yapısının hazırlanması da oldukça önemlidir.

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Suçlar ve Cezalar: 6102/562.md de Suçlar ve Cezalar, 19 kanun maddesine,bazı kanun maddelerinin ayrı ayrı fıkralarına atıfda bulunularak belirtilmiştir. 563.md hükmünde ise,bu suçların resen takip olunacağı açık olarak ifade edilmektedir.Ayrıca haksız rekabete yönelik cezalar da 62 ve 63 ncü maddelerde düzenlenmiştir.

Madde 562-(1) Bu Kanunun;
a) 64.md 1.fıkrasındaki defter tutma yükümünü yerine getirmeyenler,
b) 64 üncü maddesinin 2.fıkrası uyarınca belgelerin kopyasını sağlamayanlar,
c) 64 üncü maddesinin 3.fıkrası uyarınca gerekli onayları yaptırmayanlar,
d) 65 inci maddesine uygun olarak defterlerini tutmayanlar,
e) 66 ncı maddesine aykırı hileli envanter çıkaranlar,
f) 86.md göre belgeleri ibraz etmeyenler, 200 günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(2) Bu Kanunun 88.md aykırı hareket edenler 100-300 güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(3) 199.md 1 ve 4.fıkralarına aykırı hareket edenler 2 yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(4) Bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri,denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, 210.md 1.fıkrasına göre denetime yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler/eksik verenler/denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler,fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka suç oluşturmadığı takdirde,3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
(5) Bu Kanunun;
a) 349 uncu maddesine aykırı beyanda bulunan kurucular,
b) 351 inci maddesine aykırı rapor veren kurum denetçisi,
c) 358 inci maddesine aykırı olarak şirkete borçlananlar,
d) 395.md aykırı olarak şirkete borçlananlar, 300 günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.

(6) 524.md deki ilanı yaptırmayanlar 200 günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(7)527.md aykırı hareket edenler,TCK 239.md hükümlerine göre cezalandırılırlar.
(8)549.md aykırı hareket edenler, 1-3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
(9) 550 nci md aykırı hareket edenler 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(10)551.md aykırı hareket edenler 3ay-2yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
(11)552.md aykırı hareket edenler 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
(12) 1524.md de öngörülen internet sitesini bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde oluşturmayan/ internet sitesi mevcut ise aynı süre içinde internet sitesinin bir bölümünü bilgi toplumu hizmetlerine özgülemeyen aş yönetim kurulu üyeleri, ltd müdürleri ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette yönetici olan komandite ortaklar 6 aya kadar hapis ve 100günden 300güne kadar adli para cezasıyla ve aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan bu bentte sayılan failler üç aya kadar hapis ve yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
(13) Birinci ilâ onbirinci fıkra kapsamındaki fiiller daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, birinci ilâ onbirinci fıkra hükümlerine göre cezalandırılırlar. Oldukça uzun olan 562.md de belirtilen hükümleri/fıkraları fazla detaya girmeden tek tek izah etmek gerekir ise; 1)Bu Kanunun;a) 64/1 fıkrasındaki defter tutma yükümünü yerine getirmeyenler, Dünya çapında ulusal ve uluslararası standartlar bakımından evrensel nitelik taşıyan bu fıkra, her tacirin ticari defter tutmak yükümlülüğüne ilişkin emredici bir kural koymaktadır.Defterlerin 3568 sayılı kanun kapsamında ruhsat almış meslek mensupları(sm,smmm) tarafından tutulması, tacirin tüzel kişiliklerde ise yöneticilerin, yönetim kurulunun ve şirket müdürlerinin sorumluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü defteri bizzat tutacak kişilerin gerekli bilgiyi haiz uzman kişiler arasından seçilmesi zorunluluğu, yöneticiye ve yönetim organlarına bir sorumluluk olarak yüklenmiştir. Defterler TMS göre tutulmalıdır. Tüm kayıtlar işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında tam ve doğru fikir vermelidir.Açıklığın ölçüsü, uzman bir üçüncü kişinin defterlerden edineceği fikirdir.Başka bir deyişle,söz konusu uzman kişi defterlerden işletmenin durumunu anlayabilmelidir. Defterin uygun tutulmaması,cezai yönden bu kanuna ve ilgili diğer kanun hükümlerine göre sonuçlar doğurur.b) 64/2fk uyarınca belgelerin kopyasını sağlamayanlar, İşletmeyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgeyi ifade etmektedir.Belgeleme ve kaydın belgeye (evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesi öngörülmüştür.(“Belge yoksa kayıt da yoktur” ilkesi)Bu belgelerin asıl, fotokopi, karbonlu kopya, mikro fiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklama yükümlülüğünün yerine getirilmesi emredici bir hükümdür.c) 64/3 fk gerekli onayları yaptırmayanlar,Defterlerin tümü açılış ve kapanış onayına tabi tutulmuştur. Bunun sebebi çift defter kullanımını olabildiğince engellemektir. Çift defter sadece hesaplara ilişkin ticari defterlerde değil, aynı zamanda pay defteri, karar defteri ve genel kurul karar defterlerinde de sık rastlanan bir olgudur. Bu defterlerden herhangi biri kapatılmadan yenisi açılabilmekte, ihtilaflarda mahkemenin önüne değişik defterler çıkabilmektedir. Bu çoğu kez hileli bir davranış teşkil eden çift defter uygulamasına özellikle pay defteriyle, yönetim kururlu karar defterinde çok sık rastlanmaktadır.Eski kanunda 31 Ocak tarihine kadar kapanış tasdiklerinin yapılması gerekmekteyken YTTK’ da kapanış tasdikine ilişkin süre altıncı ayın sonuna kadar uzatılmıştır. Bu husus uygulayıcılar açısından çok isabetli olmuştur. Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin de TTK da ticari defter olduğu vurgulandığı için her yıl açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılması gerekmektedir.

d) 65.md uygun olarak defterlerini tutmayanlar,Özet olarak açıklamak gerekirse, defterler Türkçe tutulur. Kısaltmalar ve sembol tarzındaki şekillerin anlamları açıkça belirtilmelidir. Kayıtlar eksiksiz, doğru ve zamanında düzenli olarak tutulmalıdır. Hatalı kayıtlarda karalama olmadan, usulüne uygun çizilmeler olmalıdır. Tüm kayıtlar Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak tutulmalıdır.

e) 66 ncı maddesine aykırı hileli envanter çıkaranlar,

f) 86 ncı maddesine göre belgeleri ibraz etmeyenler, Saklanması zorunlu olan belgeleri, sadece görüntü veya başkaca bir veri taşıyıcısı (Mikrofilm, disket, CD gibi) aracılığıyla ibraz edenler, giderleri kendisine ait olmak üzere, o belgelerin okunabilmesi için gerekli olan yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmakla yükümlüdür; icap ettiği takdirde belgeleri, giderleri kendisine ait olmak üzere bastırmalı ve yardımcı araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalarını sunabilmelidir. İbraz ihtilafla bağlantılı olmadan mahkeme dışında da yukarıda belirtilen hususlara uyulmaması halinde, sorumlular 200yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.

(2)88.md aykırı hareket edenler 100-300güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar. 6102 sayılı Kanun 88 inci madde ile Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayınlanan Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uyulması gerektiğini emretmektedir. Daha yalın bir ifade ile, Türkiye Finansal Raporlama Sistemi’ni öne çıkarmaktadır.Kanunda açıkça ismi ifade edilen Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, 2 Kasım 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 660 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmış yerine KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU kurulmuştur. Kurum, uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarını oluşturmak ve yayımlamak, bağımsız denetimde uygulama birliğini, gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak, denetim standartlarını belirlemek, bağımsız denetçi ve bağımsız denetim kuruluşlarını yetkilendirmek ve bunların faaliyetlerini denetlemek ve bağımsız denetim alanında kamu gözetimi yapmak yetkisine haizdir.

(3) Bu Kanunun 199 uncu maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarına aykırı hareket edenler iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılırlar.199uncu madde Bağlı ve hakim şirketlerin düzenleyecekleri raporlarla ilgilidir.Bu madde aynı zamanda SMM-YMM ile avukatları da yakından ilgilendirmektedir.Grup firmalarında bir hakim şirket ve ona doğrudan veya dolaylı bağlı şirketler vardır. YTTK’nın 195.md hakim ve bağlı şirket kavramını detaylı olarak açıklamıştır.Eğer doğrudan ve dolaylı bir bağlılık var ise, bağlı şirketin yönetim kurulu, faaliyet yılının ilk üç ayı içinde, şirketin hakim ve bağlı şirketlerle ilişkileri hakkında bir rapor düzenler. Raporda, şirketin geçmiş faaliyet yılında hakim şirketle, hakim şirkete bağlı bir şirketle, hakim şirketin yönlendirmesiyle onun ya da ona bağlı bir şirketin yararına yaptığı tüm hukuki işlemlerin ve geçmiş faaliyet yılında hakim şirketin ya da ona bağlı bir şirketin yararına alınan veya alınmasından kaçınılan tüm diğer önlemlerin açıklaması yapılır. Hukuki işlemlerde edimler ve karşı edimler, önlemlerde, önlemin sebebi ve şirket yönünden yarar ve zararları belirtilir. Zarar denkleştirilmişse, bunun faaliyet yılı içinde fiilen nasıl gerçekleştiği veya şirketin sağladığı hangi menfaatlere ilişkin olarak bir istem hakkı tanındığı ayrıca bildirilir.

Hüküm, şirketler topluluğuna ilişkin sorumluluk hükümleri ve özellikle 438 ve devamı maddelerde düzenlenmiş bulunan özel denetim ve 437 nci maddede öngörülen inceleme hakkı ile birlikte değerlendirildiğinde amacı daha iyi anlaşılır. Çünkü pay sahipleri hazırlanan bu rapora dayanarak sorumluluk davası açabilecekleri gibi bilgi alma haklarını daha bilinçli bir şekilde kullanabilirler.

Kanunun 4.fıkrası gereği, Hâkim şirketin her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu başkanından; bağlı şirketlerin finansal ve malvarlığıyla ilgili durumları ile üç aylık hesap sonuçları, hâkim şirketin bağlı şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle, hâkim ve bağlı şirketlerin pay sahipleri ve bunların yakınlarıyla ilişkileri; yaptıkları işlemler ve bunların sonuç ve etkileri hakkında, özenli, gerçeği aynen ve dürüstçe yansıtan hesap verme ilkelerine göre düzenlenmiş bir rapor hazırlattırıp yönetim kuruluna sunmasını ve bunun sonuç kısmının yıllık rapor ile denetleme raporuna eklenmesini isteyebilir. Bağlı şirketler, red için yoruma yer bırakmayacak açıklıkta bir haklı sebebin varlığını ispat edemedikleri takdirde, bu raporun hazırlanması için gerekli olan bilgi ve belgeleri hâkim şirketin bu işle görevlendirilen uzmanlarına vermekle yükümlüdürler. İstemde bulunan yönetim kurulu üyesi, bunu bir üçüncü kişinin yararlanması amacıyla yapmışsa bunun sonuçlarından sorumlu olur.

4.fıkrada belirtilen raporun niteliği (kalitesi) önemlidir. “Hesap verme” ibaresi ise hükme bilinçli konulmuştur.Amaç,sadece aydınlatma,üyelerin fikirleri olsun diye bilgi verme değil; denetlemeye olanak sağlayacak rakamların, olguların ve sonuçların açıklanmasıdır. Hükmün öngörülme amacı hakim şirketin yönetim kurulu üyelerine, konsolide bir finansal ve malvarlıksal resim vererek onlara denetim ve gözetim yapma, gereğinde önlem alma, fikir edinme olanağını sağlamaktadır. Bilgi alma hakkı bağlı şirketlerin birbirleriyle, paysahipleri ve bunların yakınlarıyla ilişkilerini de kapsadığından, hüküm şeffaflığa da yardımcı olur. Şirketin bu raporu kendi bilgi ve olanaklarıyla hazırlaması hem güçtür; hem de böyle bir rapor amaca tam hizmet edemez. Bu sebeple madde bağlı şirketlerin de gerekli bilgi ve belgeleri vermelerini açıkça ve emredici nitelikte öngörmüştür.

Bağlı şirket yoruma yer bırakmayacak açıklıkta haklı bir sebebin bulunması halinde bilgi ve belge vermeyi reddedebilir. İstenen bilginin hükmün amacı dışında, mesela bir haberde, haberde, davada, diğer bir raporda, bir kitapta kullanılacak olması, rakibe, potansiyel rakibe veya yabancılara verilme tehlikesi taşıması, bu hüküm anlamında haklı sebeptir.Bu raporun hazırlanmaması cezai şarta bağlanmıştır.

(4) Bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, 210 uncu maddenin birinci fıkrasına göre denetime yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Kanunun 210/1fıkrası gereğince; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir.Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar.Ticaret şirketlerinin işlemleri, ilkeleri ve usulü bir tüzük ile belirlenerek STB denetim elemanları tarafından denetlenir.1.fıkra geleneğe uygun olarak Bakanlık düzeyinde yapılan ve daha çok mevzuatın doğru uygulanmasına odaklanmış olan denetlemeyi de STB ’na vermiştir.Yapılacak denetimi engelleyenler veya denetim elemanlarına kasten bilgi ve/veya belge vermeyenlerle ilgili bir müeyyideye hükümde yer verilmemesi denetimin etkinliğini azaltacak, bazı durumlarda denetimi imkansız hale getirebilecektir. 562 nci madde ile yasal bir müeyyide eklenmiştir. Nitekim, mevcut uygulamada bu tür sorunlar güncel olarak ve yoğun şekilde yaşanmaktadır. Oysa özellikle son yıllarda çıkarılan benzeri kanunların istisnasız tümünde denetime çıkarılabilecek engellerle ilgili olarak mutlaka ciddi müeyyidelere yer verilmiştir. 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (Madde:47/1-B, 49), 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (Madde:153), 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (Madde: 256, 359), 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (Madde:14,19) ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu (Madde:90/5, Ek madde:2/1) bunun bazı örnekleridir.Belirtilen denetime yetkili kişiler kanunda geçen ifade ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanlarıdır.

(5) Bu Kanunun; a) 349 uncu maddesine aykırı beyanda bulunan kurucular,Kuruluş ister nakdi ister ayni nitelikte olsun kurucular, kuruluş beyanı vermekle yükümlüdür. Beyan ilkesi, Almanya, İsviçre ve Avusturya başta olmak üzere Avrupa’da yaygındır. Ülkemizde ise yenidir. Beyan, denetiminde vazgeçilmez bir parçasıdır. Beyan bir çeşit rapor olmakla beraber kurucuları bağlayıcı nitelik taşıdığından,gerçeğe uymaması halinde hukuki/cezai sonuçlar doğurabileceğinden “beyan” olarak adlandırılmıştır.Beyanın amacı; kamuyu aydınlatarak sermayenin korunmasını sağlamak, şirketin kurucuların menfaatine, bir anlamda kötüye kullanılmasına engel olmak; genel olarak yolsuzlukları önlemek; kuruluşun denetlenmesini kolaylaştırmak ve sorumluluk davalarına akışkanlık kazandırmaktır.Beyan, kuruluş sırasında konulan sermayenin çeşidini, niteliğini açıklamalı; beyanı veren sermaye taahhütlerini, ayni sermayeyi, devralınan ayını ve işletmeyi incelemeli ve irdelemelidir. Ayrıca, şirketin taahhütlerinin, bağlantılarının satın alınan malvarlığı unsurlarının, fiyatının ve maliyetin, ödenecek ve alınacak komisyonların dürüst ve gerçeğe tam sadık, açık ve eksiksiz bir resmini vermelidir.

Düzenlenen bu beyanda, ayni sermaye konuluyor, bir ayın ya da işletme devralınıyorsa, bunlara verilecek karşılığın uygunluğuna; bu tür sermayenin ve devralmanın gerekliliğine, bunların şirkete olan yararlarına ilişkin belgeli, gerekçeli ve kesin ifadeli açıklamalar yer almalıdır. Beyanın bütün kurucularla birlikte hazırlanıp verilmesi ve kurucularca imzalanması şarttır. Niteliği itibarıyla raporun imzalanmasında vekalet mümkün değildir. Beyan kuruluş yönünden bütün olayları, işlemleri ve gelişmeleri kapsamalıdır. Beyan (kural olarak) denetçiye verilir, onun incelemesinden sonra sicil müdürünün incelemesine sunulur ve sicil dosyasında saklanır. Beyanın verilmesinden sonra, denetimin başladığı tarihe kadarki olaylarda değişiklik olmuş, yeni olaylar cereyan etmişse, denetimden önce ya ek rapor verilmeli ya da rapor güncelleştirilmelidir.

b)351.md aykırı rapor veren kurum denetçisi,Şirketin kuruluşuna ilişkin işlem denetçileri tarafından düzenlenen rapordur.Bu raporda;payların tamamının taahhüt edildiği,en az tutarlarının kanuna uygun olarak bankaya yatırıldığı, buna ait banka dekontunun bulunduğu, bu yükümlülüğün herhangi bir şekilde dolanıldığına ilişkin bir belirti bulunmadığı, ayni sermaye ve devralınan ayınlar için mahkemece atanan bilirkişilerce değerleme yapıldığı,kurucu menfaatlerinin kanuna uygun olduğu, kurucular beyanı ile ilgili açık bir uygunsuzluğun, aşırı değerlemenin, işlemlerde görünür bir yolsuzluğun bulunmadığı, kuruluş evraklarının tasdik ve izni gibi hususlar yer alır.

c)358.md aykırı olarak şirkete borçlananlar,Hüküm yenidir; ticaret hayatında yaygın olan, kazandığı boyutlar dolayısıyla verdiği zararlar bir hayli genişlemiş bulunan, bir kötü ve sakat uygulamayı önlemeyi amaçlamaktadır.Çünkü,hükümle pay sahiplerinin şirkete karşı borçlanmalarının yani sermaye taahhüdü dahil,birçok iş/işlemde şirket kasasını kullanmalarının, kişisel harcamalarını bu kanaldan yapmalarının, hatta şirketten para çekmelerinin engellenmesi amaçlanmaktadır. İşletmesi dolayısıyla şirketle iş yapan pay sahiplerinin, şirketin her müşterisi gibi benzer şartları taşıması koşuluyla vadeli, konsinye veya benzeri yöntemlerle şirketten mal alım ve satım yapabilmelerine olanak sağlanmıştır.

d)395.md aykırı olarak şirkete borçlananlar,300günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.Yönetim kurulu üyelerinin genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya kanunun 393.md hükmünde (alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dahil 3.dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından biri)sayılanlar adına herhangi bir işlem yapması yasaklanmıştır.Aksi halde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu öne sürebilir.Bu işlemlere şirkete nakit veya ayın borçlanmalar, kefalet, garanti, teminat gibi yükümlülüklerde dahildir. Şirketler topluluğunda kötü niyet ve kayıplar olmaması şartıyla şirketlerin birbirine kefil ve garanti vermesi serbesttir.

(6) Bu Kanunun 524 üncü maddesindeki ilanı yaptırmayanlar AŞnin ve topluluğun finansal tablolarını düzenlemekle yükümlü ana şirketin yönetim kurulu, bilanço gününden itibaren 6ay içinde; finansal tabloları, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, kar dağıtımına ilişkin genel kurul kararını, denetçinin 403.md uyarınca verdiği görüşü ve genel kurulun buna ilişkin kararını, TT Sicili Gazetesinde ilan ettirir,şirketin internet sitesine koyar.Bu belgelerin STBakanlığına verilmesine ilişkin hükümler saklıdır.Bu hüküm geneldir, yani tüm aşler için öngörülmüştür. Bu yönü ile hüküm yenidir. SPK’nın 22 nci maddesinin € bendinden farklı bir kapsamı haiz olan 524 ncü madde ana hüküm niteliğindedir. Maddenin bir diğer özelliği de ilan yükümlüsünü göstermesi ve denetçinin notunun da yayınlanmasını öngermesidir.

Hükme uymayanlar, 200günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.

(7) Bu Kanunun 527.md aykırı hareket edenler, TCK 239.md ye göre cezalandırılırlar.
527.md esas itibarıyla aş lere ilişkin 404.md yi saklı tutmakta, ancak denetçiler dışında şirket defter ve belgelerini inceleyenlerin de sır saklama yükümü altında bulunduğunu belirtmektedir. Bu ceza hükmü, görevleri dolayısıyla şirketin defter ve belgelerini inceleyen denetçiler ve denetçiler dışında sır saklama yükümlüğü bulunan herkesi kapsamaktadır.Sırrı ifşa eden kişi, şikayet üzerine, 1-3 yıl hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi halinde de aynı cezaya hükmolunur.Bu sırlar, Türkiye'de oturmayan bir yabancıya veya onun memurlarına açıklandığı takdirde, faile verilecek ceza 1/3oranında artırılır. Bu halde şikayet koşulu aranmaz. Diğer taraftan, cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi bu madde kapsamına giren bilgi veya belgeleri açıklamaya mecbur kılan kişi,3-7yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Ceza hükmü anonim şirketler için öngörüldüğünden limited şirketlere uygulanamaz.

(8549.md aykırı hareket edenler,1-3yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.Şirketin kuruluşu, sermayenin arttırılması, azaltılması, birleşme, bölünme, tür değiştirme, menkul kıymet çıkartma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı halinde bunlara katılanlar sorumludur.

Hükümde sadece izahname anılmış olmasına rağmen halka açılmayla ilgili her türlü belge hükmün kapsamındadır. Hukuki sorumluluk davasında aktif dava ehliyeti, “zarar görenler” e ait olup bunlar somut olayın özelliklerine göre paysahipleri, b sıfatı bu işlemler dolayısıyla yitirenler, menkul değerleri alanlar, bu menkul değerlerin sonraki müktesipleri olabilir. Pasif dava ehliyeti ise “düzenleyenler” ile maddede anılan eylemlere “katılanlar”dır. Bu kavramlar, öğreti ve yargı kararıyla belirlenecektir.Tasarı “düzenleyen” ile “katılanlar”ın tanımını yapmamış, ancak bunları farklı sorumluluk sistemlerine bağlamıştır. Düzenleyenler için kusursuz, katılanlar bakımından kusurlu sorumluluk kabul edilmiştir. Katılanlar arasına dağıtanlar da girebilir.Sorumluluk şartları ise kanuna aykırı, doğru olmayan, gerçeği dürüst bir şekilde yansıtmayan beyanlar ve bazı hususların gizlenmiş olması bundan zarar doğmuş bulunması ve uygun nedensellik bağıdır. Birlikte zarar verilmesi halinde 557 nci madde uygulanır.

(9550.md aykırı hareket edenler 3ay-2yıla kadar hapis/adli pc cezalandırılırlar.Şirket sermayesi tamamıyla taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun veya esas sözleşme hükümleri gereğince ödenmemişken, taahhüt edilmiş veya ödenmiş gibi gösterenler ile kusurlu olmaları şartıyla,şirket yetkilileri,bu payları üstlenmiş kabul edilir,payların karşılıkları ile zararı faiziyle müteselsilen öderler.Sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yeterliliğinin bulunmadığını bilen ve buna onay verenler,söz konusu borcun ödenmemesinden doğan zarardan sorumludurlar. Sermayenin korunması ilkesinin bir uygulaması olan bu hüküm,aynı ilke bağlamında öngörülmüş bulunan 549.md nin tamamlayıcısıdır. 549.md nin özellikle taahhütlere ilişkin yönü 550.md madde ile yakından ilgilidir. İki madde arasındaki ayrım şöyle konulabilir: Sermaye tamamen taahhüt olunmamışken ödenmiş gibi gösterilmişse sermaye taahhüdünde bulunanlar 341.md ye göre (Madde notere imzaların onayı yanında, payların tamamının kayıtsız ve şartsız taahhüt olunup olunmadığını incelemek görevini vermektedir);onayan noter düzenleyen olarak 549.md ye göre sorumlu olurlar ve onlara katılanlar da aynı hükmün kapsamındadır. Buna karşılık 550.md sermayede boşluk kalmamasını sağlamak amacıyla,kusurlu olmaları şartıyla “şirket yetkilileri”nin bu payları üstlenmesini,zararın varlığı halinde bu zarardan müteselsilen sorumlu olmalarını hükme bağlamaktadır.Aynı ilkeler kanun/esas sözleşme gereği ödenmesi gereken pay karşılıkları içinde geçerlidir.

(10)Md 551 e aykırı hareket edenler 3ay-2yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar. Hükmün uygulanabilmesi için hile yapılmasına gerek yoktur.Ayni sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınların değerlemesinde emsaline oranla yüksek fiyat biçenler, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı gösterenler ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapanlar, bundan doğan zarardan sorumludurlar. Bu hükmün uygulanabilmesi için hile yapılmasına gerek yoktur. Ayni sermayenin (mesela, arsa iken bina; sosyal amaçlı yapı iken üretim birimi; mesken iken turistik tesisi gösterilmesi gibi) veya durumunun (mesela, imar durumu yokken varmış gibi gösterme; imar durumunu olduğundan iyi gösterme; imar durumu hakkında belirtme yapmama gibi) farklı gösterilmesi veya başka bir tarzda yolsuzluk yapılması (kurucular kabul etmemişken etmiş göstermek; mahkeme bilirkişisi yerine özel bilirkişiden rapor almak v.s. gibi) yeterlidir. Hüküm kusur esasına dayalıdır. Bu, özellikle “emsaline nazaran yüksek” ibaresi yönünden önem taşır. Madde kaleme alınırken “yüksek”lik”, “açık”, “önemli derecede yüksek”, “aşırı” gibi sıfatlara bilinçli olarak yer verilmemiştir. Bunun 2sebebi vardır: Bir taraftan bu sıfatların yorum güçlükleri doğuracağı,diğer taraftan da ölçümü altındaki farkların yasal kabul edileceğinden endişe edilmiştir. Oysa mahkeme konuyu hem kusur araştırması hem de takdir hakkı bağlamında karara bağlar. Kusursuz sorumluluk, değerlendirme, emsal belirleme hatalarının bile sorumluluk doğurmasına yol açardı. Aktif dava ehliyeti şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara aittir. Pasif dava ehliyeti somut olaya göre belirlenir.

(11)Md 552 aykırı hareket edenler altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar. 552’nci madde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na yeni eklenen hükümlerden birisidir. Amaç, Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) izin almaksızın özellikle yurt dışında bir anonim şirket kurmak veya sermayeyi artırmak amacıyla para toplanmasına engel olmak, böyle bir olayla karşılaşınca önlem uygulamak, bu yolla halkın aldatılmasının yollarını kapamaktır. Halktan para toplanmasına ilişkin sebepler sınırlı sayı(numerus clausus) değildir. Maddede anılan sebepler en çok rastlanılan örneklerdir. Hükmün uygulanabilmesi için kusura gerek yoktur; iyi niyetle hareket de hüküm uygulanmasına engel olmaz.

(12) 1524.md öngörülen internet sitesini bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 3ay içinde oluşturmayan veya internet sitesi mevcut ise aynı süre içinde internet sitesinin bir bölümünü bilgi toplumu hizmetlerine özgülemeyen aş yk üyeleri,ltd mdleri ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette yönetici olan komandite ortaklar 6aya kadar hapis ve 100-300güne kadar adli para cezasıyla ve aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan bu bentte sayılan failler 3aya kadar hapis ve 100 güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar. Her sermaye şirketi, bir internet sitesi açmak, şirketin internet sitesi mevcut ise bu sitenin belli bir bölümünde kanunun belirttiği hususları yayımlamak zorundadır.Yayımlanacak içeriklerin başlıcaları 1524.md de sayılmıştır.1524/1fk en üst düzeyde şeffaflığın sağlanması amacıyla öngörülmüştür. Hükmün öngördüğü internet sitesi düzeni şöyle açıklanabilir: a)Her sermaye şirketi bir internet sitesi alacaktır.b)Siteye bilgi toplumu bağlamında “her şey” konulabilir.“Her şey” şeffaflık ile tanımlanır ve anlam kazanır.Hükümde ilk akla gelen bilgiler, belgeler, raporlar, tablolar, çağrılar vs (kısaca: “içerik”) yer almıştır.İnternet sitesine konulması gereken bir içerik konulmamışsa, hukuka aykırılığın ve yönetim kurulunun görevini yerine getirmemesinin tüm sonuçları doğar. Mesela: genel kurulun kararı iptal edilir,yk sorumlu tutulur, gereğinde işlem geçerlilik kazanmayabilir. Hükmün 4.ve 6.fıkrasında yeni bir kavrama yer verilmiştir.Bu kavram “yönlendirilmiş mesaj”dır. Kavram AT’ın e-ticaretine ilişkin yönergesinden alınmıştır.Bu mesaj yönlendirildiği andan itibaren şirketin tasarrufundan(kural olarak)çıkmıştır.Şirket bu mesajı kanuni usul ve şartlara uymadan değiştiremez.“Kanuni usul ve şartlar” ise mesajın içeriğine,niteliğine ve dahil bulunduğu kurum ile bağlı olduğu hükümlere göre değiştirilebilir.Yönlendirilmiş mesaj 3.kişi yönündende hukuki bir anlam taşır.Hukuki sonuçlar taşıması açısından önemlidir.Ayrıca hükümde,internet sitesine konulacak içeriklerin sitede kalma süreleri,noter tasdikli bir defterin kullanılma mecburiyetini de düzenlemiştir. (13) 1-11.fıkra kapsamındaki fiiller daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde,1.-11.fıkra hükümlerine göre cezalandırılırlar.

Sonuç; Toplam bin 535 madde ve 6 kitaptan oluşan yeni kanunun Türkiye genelinde sayıları 780 bine ulaşan şirketleri yakından ilgilendirmektedir. Yeni kanunun uygulama mevzuatlarının ilk etabının 14 Ağustos 2011’e diğer aşamalarının ise 14 Şubat 2012’ye kadar tamamlanması gerekiyordu. Halen bu uygulama değişiklikler yayınlanmamıştır. Diğer ifade ile YTTK’nın işlemesi için gerekli uygulama esasları, tebliğ ve yönetmelikleri halen ortada yok. İkincil mevzuat çerçevesinde 3 tüzük 9 yönetmelik ve 13 tebliğ çıkarılacaktır.Uygulama esasları, tebliğ ve yönetmelikler akabinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda uygulamaya yönelik yanlışlıklar ve eksikler zaman içerisinde ortaya çıkacaktır. Şüphesiz yasa koyucu tarafından bu aksaklıkların düzeltilmesi için kanuna gerekli müdahaleler yapılacaktır. Unutulmamalıdır ki, bir Kanunun başarılı olup olmadığını belirleyen temel ölçüt uygulamadır. Hazırlamış olduğum bu el rehberinin amacı da kanunun on ikinci bölümünde yer alan Suçlar ve Cezalar hususunu olabildiğince yalın bir ifade ve gerekçeleri ile ortaya koyarak bilgilendirme yapmaktır.

Gültekin Çağrı Karapınar-SMMM

6 Nisan 2012 Cuma

SSK Emekli aylıklarında İNTİBAK:

Emekli intibak yasası ne zaman ödenecek, ne zaman ödenecek, ne zaman yürürlüğe girecek ? Kimlere verilecek kimleri kapsıyor ? 171 sıra sayılı ve 1/566, 2/58 ve 2/137 sayılı sağlık, aile çalışma ve sosyal işler komisyonu ile bütçe komisyonu raporı gereği tbmm sunulan kanun teklifi 01.03.2012 tarihinde kabul edildi.07.mart 2012 de Cumhurbaşkanı tarafından imzalandı. 08 mart 2012 tarih ve 28227 sayılı resmi gazete yayımlandı . 6283 sayılı kanun yazının en altındadır.

intibak yasasından kimler yararlanacak-

1-Bu kanun 2000 öncesi maaş bağlananları kapsıyor.

2- Bu kanun kapsamına SSK’ya tabi olarak maaş bağlananlar giriyor, bunların sayısı 1.913.000 kişidir. Ancak 1.4.2002-30.6.2002 dönemi katsayısına göre maaş bağlanan Bağ-Kurlu 12.186 emeklinin maaşı da kapsam dahilindedir.

3-2000 öncesi emekli maaşı bağlanan sigortalıların emekli maaşı bağlama sistemine göre yeniden emekli maaşları hesaplanacaktır, bu hesaplamada sigorta primi ödeme gün sayısı ile maaş bağlandığı tarihteki sigortalının yaşı dikkate alınarak yeni maaşı hesaplanacak ve bu maaşlar refah payının %75 i dikkate alınarak güncelleştirilecektir.

4-Bu Kanun ile işten ayrılış bildirgesi ile ilgili İdari Para Cezaları 1/10 asgari ücret tutarına indirilmiştir.

intibaktan memur emeklileri faydalanacakmı diye sorarsanız hayır yararlanamıyor .

Kısaca İntibak ile ilgili hesaplama bilgisi:

A-Sigorta emeklileri: (Yaşlılık aylığı alanlar için geçerlidir, Malullük ve Ölüm aylığı için durum farklıdır.)

Bu kanun 2000 öncesi maaş bağlama sistemi olan 4 grubu ilgilendirmektedir;

a-1982 öncesi emekliler,

b-1982-1987 yılları arası emekliler,

c-Kamuoyunda Süper emekli diye bilinenler,

d-1988-2000 arası emekliler.

Bu sigortalılara maaşları, aylık alt sınır uygulanmaksızın prim ödeme gün sayılarına göre ve refah payı uygulanmadan bağlanmıştır.

1999 Aralık ayında yürürlükte bulunan gösterge veya üst gösterge tablosuna göre maaş bağlanan sigortalılar için emekli olmadan önceki prime esas kazançları ve memur maaş katsayısı dikkate alınarak, %60 veya üst göstergeye göre maaş bağlanmış ise %50 ila -%60 arasındaki maaş bağlama oranı esas alınarak maaş bağlanmıştır.

2000 yılı öncesi emekli maaşları hesaplanırken 5000 günden fazla her 240 günlük prim ödeme gün sayısı için; kadın ise 50, erkek ise 55 yaşından büyük her tam yaş için maaş bağlama oranı %1 artırılırken, 5000 günden eksik her 240 gün için de %1 eksiltilerek bağlanmaktadır.


Bu kısa bilgiden sonra, 1999/Aralık ayı tüketici fiyatları artış oranı olan %5,9 ile çarpılarak maaşlar 2000 yılı Ocak ayına getirilmiş olacak. 2000 yılı Ocak ayından itibaren 2008 yılı Ocak ayına kadar her yılın Aralık ayındaki tüketici fiyatlarındaki artış oranı ve gelişme hızının %75 inin birbiriyle çarpımı sonucu bulunacak 7,13326594120697 çarpanı ile 2008 Ocak ayına getirilmiş olacaktır. Bu şekilde bulunan aylık tutarları; 2008/Ocak ile 2013 Ocak arasında sigortalıların maaşlarına yapılan artış tutarları ile çarpılarak 2013 Ocak ayına güncellenmiş olacaktır.

Burada farklı bir durum arz eden Süper emeklilerin durumudur; süper emeklilerin de satın aldıkları hizmet için her 240 güne %1 maaş bağlama oranına ilave söz konusudur. (Ancak bu ve benzeri uygulamalar ile ilgili çok açık olmayan hususlar, Genelge ya da Tebliğ ile açıklığa kavuşturulması gerekir.)

Bu intibak yasası ile her dosya çıkartılıp, sigortalının yaşı, prim ödeme gün sayısı ve 1999 öncesi prime esas kazançları esas alınarak önce yeniden maaşı hesaplanacak ve daha sonra belirtilen oranlar uygulanarak artırılacak ve 2013/Ocak ayındaki maaşı bulunacaktır.

Hesaplanan birkaç dosyadan örnek vermek gerekirse,

-3600 günü olan ve üst göstergeden maaş bağlanana emekli sigortalıya 118 TL,

-5000 günü olan ve üst göstergeden tavandan maaş bağlanan sigortalıya 149,50 TL,

-6000 günü olan ve üst göstergeden tavandan maaş bağlanan sigortalıya 174 TL,

-7400 günü olan ve üst göstergeden tavandan maaş bağlanan sigortalıya 212 TL,

-9000 günü olan ve üst göstergeden tavandan maaş bağlanan sigortalıya 247 TL,

-9000 günden fazla günü olan ve üst göstergeden tavandan maaş bağlanan sigortalıya 339 TL ye kadar maaş artışı söz konusu olacaktır.

Sonuçta genel olarak intibak ile ilgili artış oranı vermek mümkün değildir. Her dosyaya, maaş bağlama yaşına, prim ödeme gün sayısına, ödediği prim tutarına (buna bağlı olarak prime esa kazancına) göre değişecektir.04 mart 2012
PrimÖdemeGünü Gösterge Zam(TL)
3600 9475 0,00
3600 12425 63
3600 15175 114
5000 9475 0,00
5000 10625 63
5000 15175 144
7400 9475 106
7400 10325 128
7400 15175 204
9000 9475 128
9000 10325 152,87
9000 15175 238,31
9000+ Tavan 322

Yeni 01.mart.2012 İntibak yasası mecliden geçti . Zam 2000 yılı öncesi emekli olan % 73 oranında emekliyi kapsıyor. basında yanlış anlaşılma olmuştur. % 70 zaam verilmeyecek Bu zam gelecek kişi oranıdır. Peki intibak zammı ne zaman verilecek . Yasanın 2013 yılı Ocak ayında yürürlüğe girmesi ile artışlar başlayacak

İntibak yasası kabul edildi .Peki bu yasada neler var . Aşağıda trrhaber.com dan alınmış haber bulunmaktadır.01.03.2012

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 2000 yılı sonrası gösterge sisteminden gelişme hızından pay alınan sisteme geçilmiş olması nedeniyle gelişme hızından pay alamayan emeklilerin durumunun iyileştirilmesi için getirilmiş bir sistem

İntibak düzenlemesinden emeklinin yanı sıra malullük ve ölüm aylığı alan vatandaşlarda yararlanacak

2000 yılı öncesinde gösterge sistemine göre bağlanan malullük, yaşlılık ve ölüm aylıkları ile bu tarihten önce malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken bu tarihten sonra ölen sigortalıların ölüm aylıkları, asgari aylık kontrolü yapılmaksızın, gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla, gelişme hızı kullanılarak yeniden hesaplanacak.

Aylıklar, Aralık 1999′da yürürlükteki gösterge ve üst gösterge tablosundan sigortalı için belirlenen mevcut gösterge rakamı ile aynı dönemde yürürlükte bulunan memur aylık katsayısı esas alınarak hesaplanacak.

Malullük aylığında; gösterge tablosundan aylık hesaplanan için yüzde 60, sigortalının, başkasının bakıma muhtaç olması halinde yüzde 70, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanan için ise Aralık 1999′da yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre yüzde 59,9 ile yüzde 50 arasında belirlenen taban aylık bağlama oranı esas alınacak.

Yaşlılık ve ölüm aylıklarında; gösterge tablosundan aylık hesaplanan için yüzde 60, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanan için ise Aralık 1999′ta yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre yüzde 59,9 ile yüzde 50 arasında belirlenen taban aylık bağlama oranı baz alınacak.

Bu şekilde belirlenen taban aylık bağlama oranları, sigortalının tahsis talep tarihi veya ölüm itibariyle kadın ise 50, erkek ise 55 yaşından sonra doldurduğu her tam yaş için ve 5 bin günden fazla ödediği her 240 günlük malullük, yaşlık ve ölüm sigortaları primi için 1′er artırılacak.

Aylık Bağlama Oranı % 85′i Geçmeyecek-Malullük, yaşlılık ve ölüm aylığının aylık bağlama oranı yüzde 85′ten fazla olamayacak.Sigortalının, Aralık 1999 ödeme dönemi itibariyle aylığı, belirtilen gösterge rakamı, memur aylık katsayısı ve aylık bağlama oranının çarpımıyla belirlenecek.

Hesaplanan aylık tutarı, yüzde 5,9 oranında artırılarak Ocak 2000′e, 2000 yılı Ocak ayı için bu şekilde hesaplanan aylık tutar ise 7,13326594120697 çarpanı kullanılarak Ocak 2008′e taşınacak. Bu şekilde hesaplanan aylık tutarı da Ocak 2008′den başlayarak Ocak 2013 dönemine kadar, sigortalılara ödenen aylıklara uygulanan aylık artışlarıyla yükseltilecek.

Hesaplanan aylık tutarın, sigortalı veya hak sahiplerine Ocak 2013 döneminde ödenen aylık tutarın altında kalması halinde mevcut aylıklar ödenmeye devam edecek. Hesaplanan aylıklar için geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmayacak.

Sözleşme aylıklarını 2000 yılı Ocak ayı başından sonra borçlanma yapmak suretiyle tam aylığa yükseltenler ile devir alınacak sandıklardan aylık alanlara, devir tarihinden sonra intibak hükümleri uygulanmayacak.

Yasa, 1 Nisan-30 Haziran 2002 döneminde yürürlükte bulunan gelir asamakları esas alınarak hesaplanan aylıkların, aynı gelir basamakları üzerinden yeniden hesaplanması ve oluşan olumsuzluğun giderilmesini de amaçlıyor.

İntibakla ilgili düzenleme 2013 yılı Ocak ayı ödeme döneminde, diğer düzenlemeler ise yasanın yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.eski yazılar

intibak yasasında son durum yasa tasarısı ile ilgili plan bütçe komisyonunda görüşmeler tamamlandı. Ayrıca süper emeklilerde intibakdan yararlanacak .(24 şubat 2012 )

365.146 kişi 50-100 TL

525.613 kişi 100-150 TL

283.762 kişi 150-200 TL

197.978 kişi 200-250 TL alacak.Ayrıca 10 TL ile 50 TL arasında intibak zammı var. Özellikle 2000 öncesi emekli olanlar yararlanacak . Asgari ücretten 3600 gün veya 5000 günden emekli olanlar intibak zammı alamayacak . Yüksek prim ödeyen ve 5000 günden fazla prim ödeyenler daha fazla zam alacak .Bağkur 1 mart 2002-31 mayıs 2002 tarihleri arası emekli olanlarında maaşları artacak (03.02.2012 )

yeni intibak kanunun sınırları belli olmaya başladı .Taslağa göre 869 .00 TL emekli maaşı alan 1,159.00 TL alacak . 1.438.000 emekli 9,933 malüllük aylığı alan 465.096 ölüm aylığı alan yararlanacak. 12.000 Bağkurluda kapsama alındı.9,613 kişi üst düzeyden zam alırken ( 250 TL ile 290 TL arası ) büyük çoğunluk ise 10 TL artış ile yetinecek. Bu kanun özellikle 2000 tarihinden önce emekliler için yapılan bir düzenlemedir. (30.01.2012)

İntibak yasası ile ilgili Bülent Arınç açıklama yaptı.1,5 milyon emekli 100 Tl ile 290 Tl arasında zam alacak.Başlangıç tarihi 01.01.2013 olarak belirtildi.Bağkurluyada intibak zammı olacağı açıklandı. Fakat sınırlı kalacak 1200* düşük maaş olan kişi ye 100 ile 150 TL arasında zam olacak 2002 yılının 3 aylık döneminde emekli olanlar sistem ve hesaplamadan dolayı eksik para alıyorlardı . Bu kişiler fark alacak diğer bağkurlularda herhangi bir iyileştirme yok.

intibak zammı belli oldu . En az 30 Tl ile 80 TL en Yüksek 260 TL zam gelecek . 3600 gün ile 5000 gün prim ödeyenler zamdan yararlanamayacak. .5200 günden fazla prim ödeyenler zam gelecek.Yüksekten ve tavandan prim ödeyenler zam alacak . Gün sayısı fazla olan daha fazla zam alacak. 16.Ocak 2012 de Bakanlar kurulunda son şekli verilecek

emekli intibak yasası için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı haftaya (17 kasım 2011 den sonraki hafta dan bahsediliyor) emekli dernekleri ile görüşeceklerini ardından kanun taslağını Başbakanlığa göndereceklerini söyledi .1981 ile 2000 yılı arasında prim ödeyenlerin maaş farklıları ortadan kaldırılacak.Yeni açıklama geldi intibak yasası 1981 den önce emekli olanlarıda kapsayacak.

Bu düzenleme sonunda emeklilerin aylığında 250 TL kadar zam düşünülüyor Hiç bir emeklinin maaşı düşmeyecek .Hesaplamalarda yaklaşık 1 milyon 800 bin emeklinin maaşı artacak .Fazla prim ödeyen fazla emekli maaş alacak 5000 gün ile 9000 gün prim ödeyen arasında emekli maaşı süre açısından yüksek olan lehine artırılacak .Gelişme hızı ve prim gün sayısı etkili olacak .İntibak yasasının İkibuçuk milyon emekliyi ilgilendirdiği artışın %72 emekli de olacağı ve teknik incelemelere göre bu sayının da artabileceği vurgulandı . Çok ödeyen daha fazla emekli maaşı alacak . Emekli intibak yasası yayınlandığında burada yayınlanacaktır.Yasa 2013 tarihinde uygulanacak

6283 sayılı intibak kanunu metni-Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

MADDE 1 – 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 67 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “nüfus cüzdanı” ibaresinden önce gelmek üzere “biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulamasının yapılması ve/veya” ifadesi eklenmiştir.

MADDE 2 – 5510 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin ikinci fıkrasına ikinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.“Yukarıdaki (b) ve (c) bentleri kapsamına giren sağlık hizmetlerinden alınacak katılım payını % 1’e kadar indirmeye, Kurumun teklifi üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yetkilidir.”

MADDE 3 – 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“j) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde yer alan sandıklara, sandık iştirakçiliğinin başlama veya sona ermesine ilişkin bildirimi, süresi içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun olarak yapmayanlar veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler hakkında, bir takvim ayında işlenen bu fiillerden dolayı tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla her bir sigortalı veya sandık iştirakçisi için asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır.”

MADDE 4 – 5510 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “iki yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 5 – 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 39 – (1) Son tahsis talep tarihi veya ölüm tarihi 2000 yılı Ocak ayı başından önce olup, 506 sayılı Kanunun mülga hükümleri uyarınca gösterge sistemine göre bağlanan malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıkları ile bu tarihten önce malûllük veya yaşlılık aylığı almakta iken bu tarihten sonra ölen sigortalıların ölüm aylıkları, bu madde hükümlerine göre yeniden hesaplanır.

(2) Aylıkların hesaplanmasında, 506 sayılı Kanunun mülga maddeleri uyarınca hazırlanan ve 1999 yılı Aralık ayında yürürlükte bulunan gösterge veya üst gösterge tablosundan sigortalı için tespit edilmiş olan mevcut gösterge rakamı ile aynı dönemde yürürlükte bulunan memur aylık katsayısı esas alınır.

(3) Sigortalının aylık bağlama oranı aşağıdaki şekilde belirlenir:a) Malûllük aylığında; gösterge tablosundan aylık hesaplanmış olan için % 60, sigortalının başkasının bakımına muhtaç olması halinde % 70, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanmış olan için ise 1999 yılı Aralık ayında yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre % 59,9 ila % 50 arasında belirlenmiş olan taban aylık bağlama oranı esas alınır. Yaştan ve günden artırım ve eksiltme yapılmaz.b) Yaşlılık aylığında; gösterge tablosundan aylık hesaplanmış olan için % 60, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanmış olan için ise 1999 yılı Aralık ayında yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre % 59,9 ila % 50 arasında belirlenmiş olan taban aylık bağlama oranı esas alınır. Bu şekilde belirlenen taban aylık bağlama oranı, sigortalının tahsis talep tarihi itibarıyla kadın ise 50, erkek ise 55 yaşından sonra doldurduğu her tam yaş için ve 5000 günden fazla ödediği her 240 günlük malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi için (l)’er artırılır, 5000 günden noksan ödediği her 240 gün için (1)’er eksiltilir. Maden işyerlerinin yer altı işlerinde çalışması, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce malûl olması, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanması veya erken yaşlanması nedeniyle tarafına yaşlılık aylığı bağlananlara günden dolayı eksiltme yapılmaz.c) Ölüm aylığında; gösterge tablosundan aylık hesaplanmış olan için % 60, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanmış olan için ise 1999 yılı Aralık ayında yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre % 59,9 ila % 50 arasında belirlenmiş olan taban aylık bağlama oranı esas alınır. Bu şekilde belirlenen taban aylık bağlama oranı sigortalının ölüm tarihi itibarıyla kadın ise 50, erkek ise 55 yaşından sonra doldurduğu her tam yaş için ve 5000 günden fazla ödediği her 240 günlük malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi için (l)’er artırılır. Günden dolayı eksiltme yapılmaz. Malûllük aylığı almakta iken ölen sigortalılar hakkında bakıma muhtaçlık durumu dikkate alınmaksızın (a) bendi, yaşlılık aylığı almakta iken ölen sigortalılar hakkında ise (b) bendi hükümleri uygulanır.ç) Malûllük, yaşlılık ve ölüm aylığının aylık bağlama oranı % 85’ten fazla olamaz.

(4) Sigortalının 1999/12ödeme dönemi itibarıyla aylığı, yukarıdaki hükümlere göre tespit edilen gösterge rakamı, memur aylık katsayısı ve aylık bağlama oranının çarpımı suretiyle belirlenir.

(5) Bu madde hükümlerine göre 1999 yılı Aralık ayı ödeme dönemi itibarıyla hesaplanan aylık tutarı, % 5,9 oranında artırılarak 2000 yılı Ocak ayına, 2000 yılı Ocak ayı için bu şekilde hesaplanan aylık tutarı ise, (7,13326594120697) çarpanı kullanılarak 2008 yılı Ocak ayına taşınır. Bu şekilde hesaplanan aylık tutarı da, 2008/Ocak ödeme döneminden başlayarak 2013 yılı Ocak ayı ödeme dönemine kadar (bu dönem dahil) 4.md 1.fk a bendi kapsamındaki sigortalılara ödenmekte olan aylıklara uygulanmış olan aylık artışları ile artırılır.

(6) Bu maddeye göre hesaplanan aylık tutarının, sigortalı veya hak sahiplerine 2013 yılı Ocak ayı ödeme döneminde ödenmekte olan aylık tutarının altında kalması halinde, mevcut aylıkların ödenmesine devam edilir.

(7) Bu maddeye göre hesaplanan aylıklar için geriye yönelik herhangi bir ödeme yapılmaz.

(8) Sözleşme aylıklarını 2000 yılı Ocak ayı başından sonra borçlanma yapmak suretiyle tam aylığa yükseltenler ile geçici 20 nci maddeye göre devir alınacak sandıklardan aylık alanlara devir tarihinden sonra bu madde hükümleri uygulanmaz.

(9) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin tereddütleri gidermeye Kurum Yönetim Kurulu yetkilidir.”

MADDE 6 – 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.“GEÇİCİ MADDE 40 – (1) 1479 sayılı Kanunun mülga geçici 17 nci maddesine göre 1/4/2002 ile 30/6/2002 tarihleri arasında kullanılmak üzere hazırlanan gelir basamakları esas alınarak hesaplanmış olan aylıklar bu madde hükümlerine göre yeniden hesaplanır.

(2) Geçici 27 nci madde uyarınca 1/4/2002 ile 30/6/2002 tarihleri arasında kullanılmak üzere hazırlanan gelir basamakları esas alınarak 1479 sayılı Kanunun mülga geçici 11 inci maddesine göre 2002 yılı Nisan ayı ödeme dönemi itibarıyla hesaplanan aylık tutarı, aynı ödeme döneminde % 8,9 oranında artırıldıktan sonra 2002 yılı Mayıs ayı ödeme döneminden başlayarak 2013 yılı Ocak ayı ödeme dönemine kadar, 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanmış olan aylıklara söz konusu dönemlerde uygulanan artış oranları ile artırılır ve aylıklar 2013 yılı Ocak ayı ödeme döneminden itibaren yeni belirlenen tutar üzerinden ödenmeye devam olunur.

(3) Bu maddeye göre hesaplanan aylıklar için geriye yönelik herhangi bir ödeme yapılmaz.”

GEÇİCİ MADDE 1 – 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde bu Kanunun 3 üncü maddesi ile yapılan değişiklik, bu Kanunun yayımı tarihinden önce tahakkuk ettirildiği halde ödenmemiş olan cezalar için de uygulanır, ancak tahsil edilmiş tutarlar red ve iade veya mahsup edilmez.

MADDE 7 – Bu Kanunun 5 inci ve 6 ncı maddeleri 2013 yılı Ocak ayı ödeme döneminde, diğer maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 8 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Ağlamayan emekliye intibak verilmez- TBMM’den geçen “İntibak” yasası ile sadece 31.12.1999 gününden önce SSK’dan emekli olmuş olanlarından bir kısmına intibak uygulanacak ve geçmiş farklar verilmeden 2013 Ocak ayından itibaren emekli maaşlarına 0-238 lira arasında intibak zammı verilecek… 2000 ve sonrası SSK emeklilerine intibak yok Bağ-Kur’lulara ise hiç yok gibi.Ali bey, Ağustos 2000’de yüzde 68 aylık bağlama oranı ve 1. derece, 10. kademeden yani tavan gösterge olan 15175’den emekli oldum. İntibak yasasından faydalanacak olan aynı şartlarda 2000 yılı öncesi emeklilerin maaşları benim maaşımı aşmaktadır. Bu konuda neler yapabilirim? Turgut Yazar -Sayın okurum, tüm SSK emeklilerine intibak gerektiği halde, TBMM’den geçen yasa sadece 31.12.1999 gününden önce emekli olmuş SSK emeklilerine intibak getirildi bu sebeple aynen sizin dediğiniz gibi var eşitsizliğin üstüne ikinci bir eşitsizlik getirildi. Siz artık sizinle eşit olan 1999 öncesi tavandan (15175’den) emekli olan birisinden 2013 Ocak ayından itibaren daha az emekli aylığı alacaksınız.

Gün Sayısı

Göstergesi

2012 Ocak Aylığı

2013 Ocak Aylığı

İntibaktan gelen

3600

15175

851,32

964,8

113,47

5000

15175

912,54

1.056,29

143,75

7400

15175

1.034,97

1.239,27

204,31

9000

15175

1.110,75

1.349,06

238,31

***ABO’NUZA GÖRE 9320 GÜNÜNÜZ VAR 15175 göstergesi olanların ABO’su (Aylık Bağlama Oranı) ilk 5000 gün için yüzde 50 olup, 5000 günden sonraki her 240 gün için buna yüzde 1 ilave edilir. Sizin ABO’nuz yüzde 68 olduğuna göre 5000+ (18X240)=9320 gününüz var. Bu durumda 1999 yılında emekli olan birisi ile şimdi aynı emekli aylığını alırken, 2013 Ocak ayından itibaren 238,31 lira daha az aylık alacaksınız. Çünkü, sizin hakkınız olduğu halde verilmeyen İntibak, 1999 ve öncesi emeklilere verildi.

***İNTİBAKIN DETAYLARI-2000 öncesi emekli olmuş 1 milyon 940 bin emekli-dul ve yetime toplam 2 milyar 400 milyon yıllık maliyetli intibak zammı 2013 Ocak ayında verilecek? Rakamı sayıya böldüğümüzde ortalaması 100 lira ama kimisi 0, kimisi 10 lira en yükseği de 238 lira zamlı intibak zammı alacak? İntibak sadece 31.12.1999 öncesi emekli olmuş SSK emeklilerine veya bunlardan vefat edenlerinin dul ve yetimlerinedir. İntibak paraları 2013 Ocak ayında ödenecek, 1999 yılından beridir verilmeyen farkları verilmeyecek yani geriye ödeme yok.

***İNTİBAK YASASINA NEDEN İHTİYAÇ VAR-1978 yılından 2000 yılına kadar SSK, Bağ-Kur ve memurlar için memur maaş katsayısı ile belli edilen bir emekli aylığı sistemi vardı. 08.09.1999 günü Resmi Gazetede yayınlanan 4447 sayılı Kanun ile 2000 yılından itibaren SSK ve Bağ-Kur çalışanlarının emekli aylığının hesaplanmasında, memur maaş katsayısının kullanılmasına son verildi. Memurların emekli aylıklarının hesaplanmasında sistem değiştirilmemiştir. Bu nedenle ister 1978 ister 1988, ister 2008 yılında emekli olsun eşit derece ve kadrolu memurlar kuruşu kuruşuna aynı emekli aylığını alırken, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin eşitleri arasında emekli oldukları yılların farklılığı ne kadar çoksa o kadar farklı emekli aylığı ortaya çıkmaktadır. Fark 2000 yılından itibaren katlanarak artmaya başlamıştır.

-ANA SEBEP GELİŞME FARKININ VERİLMEMESİ-Özellikle kendilerine süper emekli denen Üst Gösterge Tablosundan emekli edilen kişilerde had safhaya ulaşan ama tüm SSK emeklileri ile 2000 sonrası Bağ-Kur emeklilerinin emekli aylıklarının düşük olmasına sebep olan ana uygulama, emekli olanlara sadece TÜFE oranı kadar zam yapılmasıdır. Emeklilere (SSK ve Bağ-Kur) bu ülkenin gelişme (büyüme) oranından fark verilmemektedir. Bu da emekli olunan yıl ile bugün arasındaki süre uzadıkça emekli aylıklarının reel olarak gerilemesi söz konusudur.

EMEKLİ AYLIKLARI DÜŞÜYOR 2008’DEN SONRA DAHA DÜŞÜYOR-İşte bu nedenle de eskiden beridir devam eden haksızlığın üstüne bir de 1/10/2008 günü bize sosyal güvenlik reformu olarak yutturulan sistem ile emekli aylığı hesaplamasında değişiklik yapıldı en çok da 1/10/2008 gününden sonra emekli olanların intibaka daha çok ihtiyacı var. Zira sizler gelişme hızından sadece %30 oranında yararlanıyorsunuz.Yani SSK’daki eşitler arasındaki farklılığının esas nedeni ilk defa aylık bağlanırken emekli olduğu yıla kadarki “gelişme hızı” (GH) uygulanması ama emekli aylığı bağlandıktan sonra “gelişme hızı”nın emekli aylığına yansıtılmamasıdır.

İntibakla ortalama 100’er lira zam geliyor.2000 öncesi emekli olmuş 1 milyon 940 bin emekli-dul ve yetime toplam 2 milyar 400 milyon yıllık maliyetli intibak zammı 2013 Ocak veya Temmuz ayında verilecek? Rakamı sayıya böldüğümüzde ortalaması 100 lira ama kimisi 0, kimisi 10 lira en yükseği de 310 lira zamlı intibak zammı alacak?

-İNTİBAK SADECE 31.12.1999 ÖNCESİ EMEKLİ OLMUŞ SSK EMEKLİLERİNE VEYA BUNLARDAN VEFAT EDENLERİNİN DUL VE YETİMLERİNEDİR...

-YASA ŞİMDİ ÇIKACAK, SGK BU KİŞİLERİN DOSYALARINI TEK TEK İNCELEYECEK, KİME KAÇ PARA VERİLECEK HESAPLAYACAK...

-2013 Ocak ayında veya yetişmezse 2013 Temmuz ayında ödemeler başlayacak geriye doğru ödeme yok?

İNTİBAKTA YÜZDE 75 KABUL GÖRDÜ? Bakanlar Kurulu, sadece 2000 öncesi emekli olan SSK?lılar için İNTİBAK?ın kabul edildiği haberini verdi. Bakanlar Kuruluna, SGK tarafından üç alternatifli bir tablo sunuldu. Bunlardan birisi bugüne kadar verilmeyen gelişme hızının sadece yüzde 60?ı, diğeri yüzde 70?i ve diğeri de yüzde 75?idi. Son yüzde 75?lik oran kabul gördü?

***SADECE 2000 ÖNCESİ SSK EMEKLİLERİNE İNTİBAK-Esasen tüm SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin intibak sorunu var iken sadece 2000 öncesinde emekli olmuş olan SSK emeklilerinden bir kısmına intibak uygulanacaktır. 2000 ve sonrası SSK emeklilerine intibak yoktur, Bağ-Kur emeklilerine ise hiç yoktur.

***GELİŞME HIZI 1999 İLE 2008 ARASI İÇİN VERİLECEK-1999 yılı ve öncesinde emekli olmuş emeklilere 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007 yıllarının Gayri Safi Milli Hasıla Artış Oranı (GSMHAO) Bakanlar Kurulunun seçtiği alternatif artışlarından birisi kadar arttırılacaktır. Yani, 1999/Aralık dönemi itibariyle hesaplanan aylık, 2008 yılı Ocak ayına kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan her yılın Aralık ayına göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranının tamamı ve gayri safi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızının belli bir oranının (Çalışma gelişme hızının %.60, %70 ve %75?i esas alınmak suretiyle alternatifli olarak hesaplanmıştır.) birbiriyle çarpılarak, 2008 Ocak ödeme döneminden itibaren de SSK emeklileri için uygulanmış aylık artışları ile artırılacaktır. Hesaplanan aylık miktarının sigortalı veya hak sahiplerinin ödenmekte olan aylık tutarının altında kalması halinde, mevcut aylıklarının ödenmesine devam edilecektir.

***İNTİBAK YASASI ŞİMDİ PARALARI 2013 YILINDA-Sakın Bakanlar Kurulu intibakı kabul etti paramızı alırsız diye düşünmeyin, yasa TBMM?den 2012 yılı içinde geçse bile fark paralar geçmişe yönelik toplu olarak ödenmeyeceği gibi maaşlara yansıması 2013 yılının OCAK VEYA TEMMUZ aylarında ödemeler başlayacak.

“İNTİBAK” yetmez ama EVET!!! Yıllardır beklenen “İntibak” konusunda yol belli oldu sadece 31.12.1999 öncesinde SSK’dan emekli olmuş olan yaşayanlar ile vefat edenlerinin geride kalan dul ve yetimlerine intibak yapılacak ama esasen tüm SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin intibaka ihtiyacı var… Bu başlangıç umarım emeklilerin çabaları devam eder de diğer emeklilere de intibak yakında gelir…

Ali bey, 2011 yılı Temmuz ayında emekli oldum. Dün yayınladığınız intibak listesine baktım benimle eşit durumda gün sayısı ve göstergesi olan birisinin intibak ile alacağı emekli aylığı benden fazla… Benim 9000 günüm var ve göstergem 15175 aldığım aylık ise sadece 932 lira, intibaka uğrayacak olan 1999 öncesi emekli ise 1350 lira aylık alacakmış. Hani nerde eşitlik, bize de intibak çıkmayacak mı? Hakkı Çınar-

Sayın okurum, intibaka sadece 31.12.1999 öncesi emeklilerin değil, tüm (SSK, Bağ-Kur) emeklilerinin ihtiyacı var ama sanırım bütçe imkanlarına göre sadece 31.12.1999 öncesindeki az sayıdaki emekliye vermeyi tercih ettiler. Esasen en çok 1 Ekim 2008 gününden sonra sizin gibi emekli olanların daha çok intibaka ihtiyacı var. Umarım sizler için de çıkar ama bu konuda sesinizi daha gür çıkarmanız gerekir.

-İntibak yasasına neden ihtiyaç var?1978 yılından 2000 yılına kadar SSK, Bağ-Kur ve memurlar için memur maaş katsayısı ile belli edilen bir emekli aylığı sistemi vardı. 08.09.1999 günü Resmi Gazetede yayınlanan 4447 sayılı Kanun ile 2000 yılından itibaren SSK ve Bağ-Kur çalışanlarının emekli aylığının hesaplanmasında, memur maaş katsayısının kullanılmasına son verildi. Memurların emekli aylıklarının hesaplanmasında sistem değiştirilmemiştir. Bu nedenle ister 1978 ister 1988, ister 2008 yılında emekli olsun eşit derece ve kadrolu memurlar kuruşu kuruşuna aynı emekli aylığını alırken, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin eşitleri arasında emekli oldukları yılların farklılığı ne kadar çoksa o kadar farklı emekli aylığı ortaya çıkmaktadır. Fark 2000 yılından itibaren katlanarak artmaya başlamıştır.

-Ana sebep Gelişme Farkının verilmemesi Özellikle kendilerine süper emekli denen Üst Gösterge Tablosundan emekli edilen kişilerde had safhaya ulaşan ama tüm SSK emeklileri ile 2000 sonrası Bağ-Kur emeklilerinin emekli aylıklarının düşük olmasına sebep olan ana uygulama, emekli olanlara sadece TÜFE oranı kadar zam yapılmasıdır. Emeklilere (SSK ve Bağ-Kur) bu ülkenin gelişme (büyüme) oranından fark verilmemektedir. Bu da emekli olunan yıl ile bugün arasındaki süre uzadıkça emekli aylıklarının reel olarak gerilemesi söz konusudur.

Emekli aylıkları düşüyor 2008’den sonra daha düşüyor İşte bu nedenle de eskiden beridir devam eden haksızlığın üstüne bir de 1 Ekim 2008 günü bize sosyal güvenlik reformu olarak yutturulan sistem ile emekli aylığı hesaplamasında değişiklik yapıldı en çok da 1 Ekim 2008 gününden sonra emekli olanların intibaka daha çok ihtiyacı var. Zira sizler gelişme hızından sadece yüzde 30 oranında yararlanıyorsunuz.

Yani SSK’daki eşitler arasındaki farklılığının esas nedeni ilk defa aylık bağlanırken emekli olduğu yıla kadarki “gelişme hızı” (GH) uygulanması ama emekli aylığı bağlandıktan sonra “gelişme hızı”nın emekli aylığına yansıtılmamasıdır.

Hem dul hem yetim maaşı almak?

Çifte maaş için ne yapmalı? Yaklaşık 50 bin bayanı ilgilendiren karar kısaca şunu söylüyor; 6 Ağustos 2003′ten önce anne/babasını kaybeden kız çocukları, dul aylıklarıyla birlikte yetim aylığı da alabilecekler. Sosyal güvenlik sistemimizde -istisnalar hariç- kural olarak hem ölen eşten dul aylığı, hem de anne/babadan yetim aylığı bir arada alınamıyor.Fakat Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun son kararı, bu kurala bir istisna daha ekledi. Şu an vefat eden eşinden dolayı dul aylığı almakta olan bir bayan, aynı zamanda anne/babası üzerinden yetim aylığı alabilecek.

Bunun için;
· Anne ya da babanın 6 Ağustos 2003 tarihinden önce vefat etmiş olması,

· Anne ya da babanın SSK’lı olması,

· Dul aylığı almakta olan bayanın çalışmıyor veya kendi sigortalılığından dolayı SGK’dan gelir-aylık almıyor olması gerekiyor.

Konuyla ilgili birkaç gündür okurlarımızdan soru yağdığı için, iki ayrı örnekle konuyu netleştirmiş olalım: Ayşe Hanım 1 Temmuz 2001 tarihinde SSK emeklisi babasını, 20 Mayıs 2007 tarihinde de eşini kaybetmiş olsun.Bugüne kadar sadece eşinden dolayı dul aylığı almakta olan Ayşe Hanım, Yargıtay kararı doğrultusunda babasından da yetim aylığı alabilecek.Fatma Hanım 10 Ekim 2003′te SSK çalışanı babasını, 10 Ocak 2006 yılında da eşini kaybetmiş olsun.Fatma Hanım’ın babası 6 Ağustos 2003 tarihinden sonra vefat ettiği için, kendisi yetim aylığı alamayacak.Emine Hanım, 14 Nisan 1997′de SSK emeklisi annesini, 23 Şubat 2009′da da eşini kaybetmiş olsun.Emine Hanım şu an sigortalı olarak bir işyerinde çalışmaktadır. Emine Hanım normalde hem annesinden yetim aylığını hem de eşinden dul aylığını alabilecekken, kendisi çalıştığı için sadece dul aylığını alabilecek.Fakat işten çıkması halinde yetim aylığını da talep edebilecektir.

Nereye başvuracaksınız?Yargıtay’ın vermiş olduğu karar, yukarıda kapsamını çizdiğimiz kişilere otomatikman yetim aylıklarının bağlanacağı anlamına gelmiyor. Yaklaşık 50 bin kişi olduğu tahmin edilen kapsamdaki bayanlar için bundan sonra üç ihtimal var;

1. SGK, mevcut uygulamasını Yargıtay kararı doğrultusunda değiştirip talepleri kabul edebilir ve davaya gerek kalmadan yetim aylıklarını bağlar.

2. SGK uygulamasını değiştirmez ve daha önce olduğu gibi kendisine ulaşan talepleri reddedebilir. Bu durumda her bir bayanın iş mahkemesinde dava açması gerekir.

3. Yeni bir yasal düzenleme yapılıp, kapsamdaki bayanların dul aylığı ile birlikte yetim aylığı almalarının önü kesilebilir.

Bu durumda yasadan önce dava açmış olanlar yetim aylığını alabilirken, değişiklikten sonra açılacak davalar reddedilir.

Dedenizin ölüm tarihi önemli

Soru: Saadettin Bey, Yargıtay’ın vermiş olduğu karara göre, babamdan dul aylığı almakta olan annem, dedemden de yetim aylığı alabilir mi? Hem babam hem de dedem SSK’lıydı. Erkan G.

Cevap: Erkan Bey, eğer dedeniz 6 Ağustos 2003 tarihinden önce vefat etmişse, anneniz yetim aylığı alabilir.

İkinci aylıkla yetim aylığı azalmaz

Soru: Sadettin Bey, benim teyzem dedemden yetim aylığı alıyor. Son Yargıtay kararına göre sanırım annemin de aylık alma hakkı olacak. Acaba anneme de yetim aylığı bağlandığında teyzemin aylığında bir azalma olur mu?Orhan M.Cevap: Orhan Bey, SSK’da yetimlerin her birisine %25 oranında aylık bağlanır. Dolayısıyla annenize yetim aylığı bağlandığında teyzenizin aylığında bir azalma olmaz.

Dul-Yetim aylığı için çok sevinmeyin Basının hemen hepsinde dul kadınlara müjde haberlerini okuyorsunuz. Dul kadının hem eşinden hem babasından aylık alabilmesinin ön koşulu, çalışmaması ve emekli olmamasıdır… Son Yargıtay Kararından yararlanmak için ise koca veya ana-babasından en az birisinin 6.8.2003 gününden önce vefat etmiş olmasıdır…Sosyal Güvenlik Kurumu uygulaması gereğince koca veya babası aynı Kurumdan emekli olmuş ve her ikisi de vefat etmiş olan kadınların, hem kocasından hem de babasından aylık alma hakkı yoktur. Sadece fazla olan aylık kadına ödenir. Basında son günlerde çok gördüğümüz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun hem kocasından hem de babasından aylık alma imkanı getiren karar ise irdelenmeye muhtaçtır.

Yasal ismi ölüm aylığı olan bu aylıkların, kocadan gelenine dul aylığı, ana-babadan gelenin de yetim aylığı denir.

***DUL AYLIĞI İÇİN EVLENMEMEK YETER ŞART

Kadın-erkek ayrımı olmadan vefat eşlerden aylık alabilmek için evli olmamak yeter şarttır. Evli olmadığı sürece kadın-erkek vefat etmiş emekli eşten dul aylığı alabilir. Evlenirse dul aylığı kesilir, evlilik son bulunca da yeniden dul aylığı alınabilir.

***YETİM AYLIĞI FARKLIDIR-Vefat etmiş babası veya annesi SSK’lı olan kadınların SSK veya Bağ-Kur’dan yetim aylığı almasının ön koşulu, evli olmaması, çalışmaması ve emekli olmamasıdır. Bu üç şarttan herhangi biri yoksa baba veya anadan yetim aylığı alınamaz. Ancak, vefat etmiş ana veya babası memur ise bu durumda, iki şart vardır, memur olmamak ve evli olmamak. Yani, kadın SSK’lı veya Bağ-Kur’lu olsa da buralardan emekli olsa da evli olmamak şartıyla eski adıyla Emekli Sandığı yeni adıyla SGK Kamu Görevlileri Dairesinden yetim aylığı alabilir.

***6 AĞUSTOS 2003 GÜNÜNDEN ÖNCE FARKLIYDI-506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun “Ölüm Aylığı” şartlarını düzenleyen, “Eş ve Çocuklara Aylık Bağlanması” başlıklı 68 inci maddesi 6.08.2003 günü Resmi Gazetede yayımlanan 4958 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir.İlgili maddeye, 4958 ile “buralardan gelir veya aylık almaya” ibaresi getirilmiştir.

“VI - Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya buralardan gelir veya aylık almaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden devre başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde I inci bölümün (C) fıkrası hükmü saklı kalmak şartiyle, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir.”

***KOCA VEYA ANA-BABADAN BİRİSİNİN 6.8.2003’DEN ÖNCE VEFAT ETMİŞ OLMASI GEREKİYOR-Yargıtay’ın son kararı ile kocası veya aylık alacağı ana-babası 6.8.2003 gününden önce ölmüş olan dul kadınlara hem kocasından hem de ana-babasından aylık alma hakkı getirilmiştir. Ancak, bu uygulamayı SGK hala kabul etmediğinden dava gerekir. Bu sebeple durumunuz yukarıdaki şartlara uyuyorsa önce SGK’dan yetim aylığı talebinde bulunun, SGK reddedince de Yargıtay kararını örnek göstererek dava ediniz.

4 Nisan 2012 Çarşamba

Ticaret Sicil Genelgesi (2012/1)

TİCARET SİCİLİ ODALAR VE BORSALAR İLE ESNAF VE SANATKARLAR SİCİLİNE YAPILACAK BAŞVURULARDA UYGULANACAK ESASLAR İLE İLGİLİ 2012/1 SAYILI GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI GENELGESİ

GENELGE-2012/1

61 inci Hükümet Programında; kamu hizmetlerinin sunumunda hizmetin ilk kademede ve vatandaşa en yakın yerde verilmesi, diğer kamu kurumlarında bulunan bilgi ve belgelerin istenmemesi ve beyana dayalı işlem tesis edilebilmesinin sağlanması amacı yer almaktadır.Bu çerçevede, tacir ile esnaf ve sanatkâr işletmelerinin açılış işlemlerinin kolaylaştırılması, gereksiz belge taleplerinin önlenmesi ve beyana dayalı işlem tesis edilebilmesini teminen, ticaret sicili, odalar ve borsalar ile esnaf ve sanatkârlar siciline yapılacak başvurularda aşağıdaki esaslar uygulanacaktır.

A-Ticaret Sicili Memurluklarına başvurularda: (1) Şahıs işletmelerinin tescilinde;

a) Vergi levhası fotokopisi, b) Defter ön yüz fotokopisi,

c) Tapu veya kira kontratı fotokopisi, ç) Nüfus cüzdan sureti,

d) İkametgah ilmuhaberi gibi belgeler istenmeyecek, bunun yerine nüfus cüzdanı, ikametgah ilmuhaberindeki bilgiler, başvuru sırasında ilgililerden alınacak T.C. kimlik numarası kullanılarak Merkezi Nüfus İdaresi Sisteminden (MERNİS) ve vergi levhasında yer alan bilgiler de Maliye Bakanlığı Vergi Daireleri Otomasyon Projesi (VEDOP) sisteminden elektronik ortamda temin edilecektir. Defter ön yüzünde, tapu veya kira kontratında yer alan ve tescilde ihtiyaç duyulan bilgiler ile Ticaret Sicili Tüzüğü’nün 29 uncu maddesinde düzenlenen taahhütnamede yer alması gereken bilgiler ise, kuruluş dilekçesi içerisinde beyan şeklinde alınacaktır.

(2) Şirket kuruluşlarının tescilinde; a) Nüfus cüzdan sureti, b) İkametgah ilmuhaberi gibi belgeler 17/3/2009 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan İç Ticaret 2009/1 sayılı Tebliğ hükümleri de dikkate alınarak istenmeyecek, söz konusu belgelere yukarıda bahsedildiği şekilde ulaşılacaktır. Ayrıca, anılan taahhütnamede yer alması gereken bilgilerin, kuruluş dilekçesi içerisinde beyan şeklinde alınması durumunda ilgililerden ayrıca taahhütname istenmeyecektir.

B- Ticari işletmeler ile ticaret şirketlerinin odalar ile ticaret borsalarına kayıt ile her türlü işlemlerinde;

a) Tescil ilanının yayımlandığı ticaret sicili gazetesinin aslı veya onaylı sureti ya da ticaret sicili tasdiknamesi,

b) Onaylı ve fotoğraflı nüfus cüzdanı örneği,

c) Noter tasdikli imza sirküleri,

ç) İkametgah ilmuhaberi veya tezkeresi,

d) Vergi levhası veya vergi kaydını gösterir belge, gibi belgeler, 11/12/2010 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Oda Muamelat Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Oda Muamelat Yönetmeliğine eklenen Ek Madde 1’in hükümleri, 11/12/2010 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Borsa Muamelat Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Borsa Muamelat Yönetmeliğine eklenen Ek Madde 1’in hükümleri dikkate alınarak istenilmeyecek, ilgili sicil bünyesinde bulunan belgeler buradan temin edilecek, diğer belgelere konu bilgilerin teyitleri ise yukarıda bahsedildiği şekilde elektronik ortamda yapılacaktır.Ayrıca, yukarıda yer alan hükümler dikkate alınarak, ilgili odaların ve borsaların internet sitelerinde gerekli değişikliklerin yapılması gerekmektedir.

C- Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Müdürlükleri ile Esnaf ve Sanatkârlar Odalarına yapılacak başvurularda:5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren, esnaf ve sanatkârların işyeri açılışlarının basitleştirilmesi amacıyla ilgili sicil müdürlükleri ile esnaf ve sanatkârlar odalarına kayıt işlemlerinde istenilen belge sayısı azaltılmıştır.Bu çerçevede; bundan böyle esnaf ve sanatkârlardan sicil ve oda kayıtlarında;

a) Nüfus cüzdanı örneği ya da fotokopisi,

b) İkametgâh ilmuhaberi,

c) Vergi levhasının aslı ya da fotokopisi istenmeyecektir.

Ancak, esnaf ve sanatkârlara ilişkin bu bilgiler; Esnaf ve Sanatkârlar Bilgi Sistemi (ESBİS) kullanıma açılıncaya kadar, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunun (TESK) esnaf ve sanatkârlar sicil müdürlüklerine sunmuş olduğu altyapı kullanılmak suretiyle Merkezi Nüfus İdaresi Sisteminden (MERNİS) ve Maliye Bakanlığı Vergi Daireleri Otomasyon Projesi (VEDOP) sisteminden elektronik ortamda temin edilecektir. ESBİS kullanıma açıldığında ise bu bilgiler ESBİS aracılığıyla sağlanacaktır.

Ayrıca, esnaf ve sanatkârlar tarafından sicil müdürlüğüne ibraz edilecek 3 adet vesikalık fotoğraf ile ustalık belgesi fotokopisi sicil müdürlüğü marifetiyle ilgili esnaf ve sanatkârlar odasına intikal ettirilecektir.Sicil müdürlüklerince esnaf ve sanatkârlardan sicil tasdiknamesini ilgili odaya mühürletmesi istenmeyecektir.

Bilgi ve gereğini rica ederim.Hayati YAZICI-Bakan

3 Nisan 2012 Salı

VUK - UFRS Karşılaştırması

Alomaliye Forum alanından aldım.



KASA
a) VUK – TDHP yönünden:Nakit paralar yer alır. TL’ler üzerindeki değerle, dövizler değerlenerek gösterilir. Değerleme farkları 646/656 hesaplara aktarılır.
b) UFRS yönünden:Kasadaki paraların nasıl değerleneceğine dair özel bir hüküm yoktur. Değerleme, yabancı paralar bakımından VUK da olduğu gibi TCMB efektif alış kuru ile yapılır.

ALINAN ÇEKLER
a) VUK – TDHP yönünden: Vadesi gelmiş ancak henüz tahsil edilmemiş çekler 101’de izlenir. Çek vadeli ise 121 hesaba aktarılır. Ancak yaygın uygulama 101’de izleme yönündedir.
b) UFRS yönünden: Vadesi gelen ve gelmeyen çeklerin ayrımının yapılması gerekir. Vadesi gelmemiş olanlar mutlaka 101’den 121’e aktarılır.

BANKALAR
a) VUK –TDHP yönünden: Bankadaki paralar kayıtlı değeri üzerinden değerlenir. Mevduatlar vadeli ise, faiz tahakkuku yapılarak 642 hesaba gelir yazılır. (181/642) Aynı işlem repo hesapları için de yapılır.
b) UFRS yönünden: VUK’a benzer işlem yapılmaktadır. Ancak faiz gelirleri tahakkuk tutarı anaparanın üzerine ilave edilir. (102/181) (UMS-1)
- A ve B tipi likit fon yatırım araçları VUK-TDHP’da 102’de gösterildiyse, 118 hesaba çekilir. (118/102)

VERİLEN ÇEKLER
a) VUK – TDHP yönünden: Vadesi gelmeyen verilen çeklerin 321, vadesi gelenlerin 103 hesapta izlenmesi gerekir. Uygulamada tamamını 103’de izlendiği görülmektedir.
b) UFRS yönünden: Vadesi gelenler 103’de, gelmeyenler ise 321’de izlenir. VUK’da vadesi gelmeyenlerden 103’te izlenenler ters kayıtla 321 hesaba aktarılır. (103/321)

ALACAKLAR VE REESKONT UYGULAMASI
a) VUK – TDHP yönünden: Alacaklar başta alıcılar olmak üzere kayıtlı değeri ile değerlenir. Reeskont isteğe bağlı ve sadece senetli alacaklar için geçerlidir. İç iskonto yöntemi uygulanır.
b) UFRS yönünden: Çeşitli alacakların içinde bulunan ve ilişkili taraflara ait olanlar “ilişkili taraftan alacaklar” hesabının altına kaydedilir. (131/120)
- Tüm alacaklar reeskonta tabidir. (657/122) (UMS-39)
Reeskont işlemi iç verim oranı metoduna göre yapılır. (UMS-39)
Bu esasa göre bulunan tutar, VUK’na göre yapılan işleme göre bulunan değer dikkate alınarak düzeltilir.

ŞÜPHELİ ALACAKLAR
a) VUK – TDHP yönünden: Şüpheli alacak karşılığı ayırmak için alacağın dava ve icra safhasında olması gerekir. (128/120 ve 654/129)
b) UFRS yönünden:Tahsil edilemeyeceği düşünülen her türlü alacak için karşılık ayrılır. (İşletme ve denetçiye aşırı takdir hakkı) (128/120 ve 632/129)
- Karşılık giderleri VUK’taki gibi 654 hesaba değil, 770-632 hesaba aktartılır.
- Geçmiş döneme ait oluşan şüpheli alacak tutarı, cari dönem mali tablosu hazırlanırken 120 hesaba aktarılır ve daha sonra geçmiş dönem zararları (580) hesabına kaydedilir.


STOKLAR-1
a) VUK – TDHP yönünden:
- Emtea maliyet bedeli ile değerlenir. Stoklar, 150-153, 157-159 hesaplarda gösterilir.
- Stoklar satın alma ve üretim maliyetleri ile değerlenir.
- Değeri düşen emtea emsal bedeli ile değerlenir. Takdir komisyonu kararına göre fark gider yazılır.
- Satın alınan malın satın alma maliyetine, nakliye, gümrük, alış komisyonu, taşıma sigortaları gibi giderler eklenir.
- İndirilemez nitelikteki KDV’ler maliyetin bir unsurudur.
- Direkt faiz ve kur farkları, mal aktife girinceye kadar ödenmiş ise maliyete ilave edilir. Mal aktife girdikten sonra yapılan ödemelerin maliyete ve giderlere intikali ihtiyaridir.(VUK 238)
- Stok değerlemesinde fiili maliyet esastır. Ancak FIFO ve Ağırlıklı Ortalama Maliyet yöntemleri de kullanılır.

STOKLAR-2
UFRS yönünden: Bilanço gününde maliyet bedeline göre satılabilir veya yeniden satın alınan fiyatında düşüklük tespit ediliyor ise düşük değer ile değerleme yapılır. (UMS-2)
-Düşük değer, maliyet bedeli ile net gerçekleşebilir değerin daha düşük olanıdır. (NGD= Tahmini satış fiyatı – tahmini tamamlanma maliyeti)
- Şirketin malları içinde kullanılamayan ve pazarda satılamayacak değeri düşen mal varsa bunun için stok değer düşüklüğü karşılığı ayrılır. (620,621/158)
- Finansman giderleri (faiz, komisyon ve kur farkları) maliyete yansıtılmaz. (UMS-2.17)
VUK’na göre yansıtılanlar geri çekilir. (660/150,620,621)
- Ancak, uzun süren yapım işlerinde finansman giderleri maliyete yansıtılır. (Uçak, gemi yapımı, yap-sat inşaat işleri)

STOKLAR -3
UFRS yönünden: Mal vadeli alındığında, normal fiyat ile vadeli fiyat arasındaki fark finansman gideri sayılır. (UMS-2.18)
Burada alım işlemi ile finansman işleminin birlikte yapıldığı kabul edilmektedir.
- Erken ödeme iskontosu alındığı taktirde, bu tutarlar maliyet ile ilişkilendirilmez, doğrudan gelir yazılır.
- Stokların değerlemesinde FIFO ve ortalama maliyet yöntemleri temel alınmaktadır.
- UMS, maliyete yakın olması nedeniyle perakende yöntemi ve standart maliyet yöntemlerinin kullanılmasına izin veriyor. (UMS-2.21)
-Perakende değerleme yönteminde stok maliyeti stokların satış değerinden, o stok grubunun brüt kar marjının düşülmesiyle bulunur. (UMS-2.22)

STOKLAR -4
UFRS yönünden:
- Özel mallar için de gerçek parti maliyet yöntemi kullanılır. (UMS-2.23)
- Benzer özellik ve benzer kullanıma sahip tüm stoklar için aynı maliyet hesaplama yöntemi uygulanır.
- Tür ve kullanım alanları farklı olan stoklar için farklı maliyet hesaplama yöntemi kullanılabilir. (UMS-2.25)
- Değeri düşen stoklar için takdir komisyonundan karar alınarak stok değer düşüklüğü karşılığı ayrılıp gider yazılır. (UMS-2.29)



MADDİ DURAN VARLIKLAR-1 Bunlar TDHP’nında 250-259 hesaplardır.
a) VUK – TDHP yönünden:Bu hesaplar maliyet bedeli ile değerlenir.
- MDV’ın alımı sırasında ileride yapılması muhtemel harcamalar yapıldığı zaman maliyete ilave edilir veya tamir, bakım, onarım harcamaları kapsamında değerlendirilerek gider veya maliyet olarak dikkate alınır.
- Vade farkı,kur farkı,faizler aktifleşme döneminin sonuna kadar maliyete dahil edilir.
- Aynı ödemeler için sonraki yıllarda seçimlik hakkı vardır.
- Alınan sübvansiyonlar gelir yazılır.
- Amortisman için normal,hızlandırılmış,fevkalade yöntemleri vardır. Faydalı ömür tebliğlerle belirlenmiştir.
- Kıst uygulaması sadece binek otomobiller için geçerli olup, diğer sabit kıymetler için uygulanmaz.

MADDİ DURAN VARLIKLAR-2
b) UFRS yönünden:
- Maddi duran varlık ile ilgilendirilebilen her türlü maliyet (satın alma bedeli, nakliye, indirilemez nitelikli vergiler) aktifleştirilir. (UMS- 16.16, 17)
- Maddi duran varlığın alımı sırasında belirli olan ve ileriye dönük olan yükümlülükler, masraflar, varlığın maliyetine eklenir. (UMS-37) Ancak bu ekleme işlemi yapılırken doğacak masraflar bugüne indirgenerek maliyete eklenir.
- Maddi duran varlıkların maliyeti oluşurken vade farkı, kur farkı ve faiz olarak ödenen tutarlar, stoklarda olduğu gibi maliyete dahil edilmeyerek gider yazılır. (780 hesaba)
- Stoklarda olduğu gibi yapımı uzun süren varlıklarda finansman giderleri aktifleştirilebilir.
- Vadeli olarak alınan maddi duran varlıklar, bugünkü değerlerine indirgenerek maliyet oluşturulur.

MADDİ DURAN VARLIKLAR -3
UFRS yönünden:
- Teşvikli olarak alınan bir varlık varsa, alınan sübvansiyonlar varlığın defter değerinden düşülür. (UMS-20)
- Amortismanda varlığın ekonomik ömrü ile faydalı ömrü birbirinden ayrılmıştır.
- Faydalı ömür işletme tarafından belirlenir ve amortisman buna göre ayrılır.
- Toplu sabitkıymet alımlarında her kıymete ayrı amortisman oranı uygulanır.(Ör.:Otel)
- Araziyle birlikte alınan binada,binanın değeri ayrı hesaplanıp amortisman ayrılır.
- Maddi duran varlığın alım tarihi dikkate alınarak kıst amortisman uygulaması yapılır.

MADDİ DURAN VARLIKLAR-4
UFRS yönünden:
- MDV’ın değeri her hesap döneminde gözden geçirilerek faydalı ömür buna göre belirlenir. (UMS-16.61)
- MDV’ler maliyet bedeline göre, daha yüksek bir değer olan gerçeğe uygun değer ile yeniden değerlenebilir. (UMS-16.31) Gerçeğe uygun değer, sabit kıymetin piyasa koşullarında satılması halinde beklenen
fiyattır. (piyasa rayici ile değerleme)
-Bu şekilde yapılan değerleme ile sabit kıymetin kayıtlı değeri arasında olumlu fark varsa,bu tutar özkaynaklar altında yeniden değerleme fonuna kaydedilir.(Ör.: 252/522)
Gelecek dönemde değer kaybı olursa bu fondan düşülür.
- Ancak yeniden değerlemeye göre varlığın maliyetinde bir kayıp oluşmuşsa bu tutar gider yazılır. (UMS-16.39, 40)


MADDİ OLMAYAN DURAN VARLIKLAR
a) VUK – TDHP yönünden:Bu hesaplar 260-264 ve 267-269 kodlarda izlenir. Mali tablolarda gösterilmesi, stoklar ve maddi duran varlıklarda olduğu gibidir.
b) UFRS yönünden:
- İşletme bünyesinde yapılan araştırma giderleri gider yazılır. Geliştirme giderleri ise maliyete eklenerek aktifleştirilir.
- KVK ve ARGE yasası çerçevesinde yapılan harcamaların tamamı matrahtan düşülür ve aynı zamanda amortismana tabi tutulur.
- UFRS’ye göre, MODV’ın amortismanında isim hakkı, miktar üzerinden ödenen patent gibi durumlarda üretime bağlı amortisman yöntemi kullanılır. Diğer durumlarda VUK’da olduğu normal ve azalan bakiyeler yöntemi uygulanır.
- İşletmenin kendi bünyesinde yarattığı MODV harcamaları aktifleştirilemeyip gider yazılır.

KARŞILIKLAR
a) VUK – TDHP yönünden:

- Daha önce değinilen şüpheli alacak karşılığı en belirgin olanıdır.
- Olayın dava ve icra safhasına intikali halinde gider yazılır.
b) UFRS yönünden: -Yükümlülüğün gerçekleştiği dönemde karşılık ayrılır.
- Nakit çıkış ihtimali bulunmayan konular için karşılık ayrılamaz.
- Örneğin bir firma hakkında oluşan vergi ihtilafı dolayısıyla vergi mahkemesine gidilmesi halinde, karşılık ayrılması zorunludur. Ancak, VUK’a göre böyle bir karşılık ayrılamaz.
-İleriye dönük ortaya çıkması muhtemel olumlu ve olumsuz şarta bağlı yükümlülükler mali tablo dipnotlarında belirtilir. VUK’da böyle bir uygulama yoktur. (UMS-37)


KIDEM TAZMİNATLARI
a) VUK – TDHP yönünden:Kıdem tazminatı ancak işçinin iş akdinin sona ermesi halinde ödenir ve gider yazılır. Stoklar ve üretimle ilgilendirilmez.
b) UFRS yönünden: - Kıdem tazminatları ve kullanılmayan izinler için karşılık ayrılır ve gider yazılır. Stok ve maliyetlerle ilgilendirilmez. Kıdem tazminatı karşılıkları toplam rakam olarak değil, net bugünkü değere göre hesaplanarak gider yazılır.


SATIŞLAR VE DİĞER GELİRLER-1
a) VUK – TDHP yönünden:Faturanın düzenlenmesi, malın teslim edilmesi ve hizmet ifasının tamamlanması ile hasılat gerçekleşmiş olur. Ancak istisnai durumlarda sadece KDV yönünden geçerli olan avans faturalar düzenlenmektedir.
- Satış bedelinin içinde bulunan vade farkları hasılat sayılır.
b) UFRS yönünden:
- Mal satılıp, tahsilat yapılsa bile malın teslim görevi satıcıya ait ise tahsilat tutarı hasılata değil, sipariş avanslarına (340) yazılır. Veya satış kaydı ve maliyet kaydı düzeltilir. (600/120 ve 157/620)
- Vadeli satış tutarı iskonto edilerek bulunan fark faiz geliri olarak yazılır. VUK’a göre 600 hesaba yazıldıysa düzeltilir. (600/642)

SATIŞLAR VE DİĞER GELİRLER-2
UFRS yönünden:Hizmet işletmelerinde bilanço tarihi itibariyle hizmetin tamamlanma oranı dikkate alınarak gelir ve gider oluşturulur. VUK’a göre tamamlanmayan hizmetler için gelir ve gider kaydı yapılmaz. (Yıllara yaygın inşaat ve onarma işlerinde olduğu gibi)