.

.

26 Şubat 2014 Çarşamba

Ticari Alacaklar Hk.


Tahsil edilemeyen alacaklar

DEĞERSİZ ALACAK
Madde No 322 Kapsam : Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaktır. Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.


A) ŞARTLARI
1- ALACAK KAR SAĞLAMASI DÜŞÜNÜLEN BİR FAALİYET NETİCESİNDE ELDE EDİLMİŞ OLMALIDIR.
a. Hatır senetleri, gibi ticari bir faaliyet sonucunda oluşmamış alacaklar sayılmaz
2- ALACAĞIN DEĞERSİZ HALE GELDİĞİ YIL, MUKAYYET DEĞERİ İLE GİDER YAZILMALIDIR.
3- ALACAKLININ İŞLETME VEYA BİLANCO USÜLU DEFTER TUTMASI FARK ETMEZ.
4- FALİYET TİCARİ VEYA ZİRAİ FAALEYET OLMALIDIR.
5- DAHA ÖNCE ŞÜPHELİ HALDE KARŞILIK AYRILAN ALACAK, DEĞERSİZ ALACAK HALİNE GELİRSE TERS KAYIT YAPILARAK KAPATILIR.
6- ALACAĞIN TAHSİLİ İMKÂNSIZ BİR HALE GELMİŞ OLMASI KANAAT VERİCİ BİR VESİKA İLE İSPATLANMALIDIR.
a. İcra Mahkemesi kararı
b. Borçlunun Gaiplik kararı
c. Borçlunun ölümü ve rett-i miras kararı
d. İflas belgesi
e. Mahkemede huzurunda düzenlenmiş alacaktan vazgeçme yazısı. (veya noterde düzenlenmesi gerekir.)
f. Aciz vesikası
g. Borçlunun adresinin tespit edilememesi nedeniyle icra dosyasının kalktığına dair icra memurluğu yazısı
h. Borçlunun mahkum olması ve mal varlığının bulunmaması i. Borçlunun yurtdışına kaçtığına dair resmi makam yazıları veya sığınma talepi yazıları
j. Borçlu hakkında verilmiş bulunan iflas kararı. * (İflas kararı alacağı şüpheli hale getirir, değersiz hale getirmez. Ancak mahkeme müflis in borcunu ödeyemeyeceğine “ACİZ VESİKASI” karar verirse alacak değersiz hale gelmiş olur.)
k. Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması. (Alacağın tamamından vazgeçilmediğinde, vazgeçilen tutar kadar kısmı)


B) MUHASEBE KAYDI
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________
659 DİĞER OLAĞAN DIŞI GİDER VE ZARARLAR
121 ALACAK SENETLERİ
Senetli alacağın değersiz hale gelmesi
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________


Her ne kadar ACİZ VESİKASI borçlunun borcunu ödeyecek mal varlığının olmadığını gösterse de ileride borçlunun borcunu ödeme gücü olabileceği ve bu belge ile alacaklının alacağını alabileceği varsayılarak aciz vesikasına bağlanan alacakların, DEĞERSİZ ALACAK değil, ŞÜPHELİ ALACAK olarak takip edilmesi gerektiğine dairde görüşler mevcuttur.


ŞÜPHELİ ALACAK - Madde No 323 Kapsam :(2365 sayılı Kanunun 55'inci maddesiyle değişen madde) Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
1. (2455 sayılı Kanunun 3'üncü maddesiyle değişen bent) Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;
2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan
dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar; şüpheli alacak sayılır.Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder. şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.
A) ŞARTLARI -1- ALACAK KAR SAĞLAMASI DÜŞÜNÜLEN BİR FAALİYET NETİCESİNDE ELDE EDİLMİŞ OLMALIDIR,
a) Hatır senetleri, gibi ticari bir faaliyet sonucunda oluşmamış alacaklar sayılmaz.
2- ALACAĞIN ŞÜPHELİ HALE GELDİĞİ YIL, TASARRUF DEĞERİ İLE KAYITLARA ALINMALIDIR. 3- ALACAKLI BİLANCO USÜLU DEFTER TUTUYOR OLMALIDIR.
4- ALACAK TEMİNATLI OLMAMALIDIR.
5- ALACAĞIN TAHSİLİ ŞÜPHELİ HALE GELMELİDİR.
a) Alacak dava veya icra safhasında bulunmalıdır,
b) Alacağın protesto veya yazı ile birden fazla kez istenmesine rağmen ödenmemiş olmalıdır.
6- ŞÜPHELİ ALACAK KARŞILIĞI AYIRMAK ZORUNLULUK DEĞİL İHTİYARİDİR.
B) MUHASEBE KAYITLARI
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________
128 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR
121 ALACAK SENETLERİ
Alacak senedinin şüpheli hale gelmesi
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________
654- KARŞILIK GİDERLERİ HESABI
129 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIĞI H
Şüpheli hale gelen alacağın karşılık ayrılması
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________
ŞÜPHELİ HALE GELEN ALACAĞIN KISMEN TAHSİL EDİLMESİ
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________
100 KASA
128 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR
Şüpheli alacaktan kısmen tahsilat yapılması
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________
129 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIĞI H.
644 KONUSU KALMAYAN KARŞILIKLAR
Şüpheli alacaktan kısmen tahsilât yapılması ile dönem karına aktarılan
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________
ŞÜPHELİ ALACAĞIN, DEĞERSİZ ALACAK HALİNE GELMESİ
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________
129 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR KARŞILIĞI H.
128 ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR
Şüpheli alacağın tahsili imkânsız hale gelmesi
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________
VAZGEÇİLEN ALACAK-Madde No 324 -Kapsam :Konkordato veya sulh yolu ile alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınır. Bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolunur.
A ) ŞARTLARI
1- ALACAKTAN VAZGEÇİLDİĞİŞ, KONKORDATO VEYA SULH ANLAŞMASI İLE İSPAT EDİLMELİ.
a. Konkordato yoluyla vazgeçilen alacağa ait sözleşme tescilli ticaret mahkemesi kararı bulunmalıdır.
b. Sulh yoluyla vazgeçilen alacaklarda, sözleşmenin notere onaylatılması gerekmektedir.
2- BORÇLU, VAZGEÇİLEN BORÇ TUTARINI PASİFTE BİR HESAPTA ÜÇ YIL TAKİP EDECEKTİR.
3- BORÇLUNUN BİLANCO USÜLÜ DEFTER TUTMASI GEREKMEKTEDİR.
a. Madde metninden açıkça anlaşılmasa da, borçlunun “vazgeçilen borcunu pasifte takip etmesi” gerektiği ibaresinden borçlunun bilanço usulü defter tutması gerektiği sonuca çıkmaktadır.
B) MUHASEBE KAYDI
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________
659 DİĞER GİDER VE ZARARLAR
121 ALACAK SENETLERİ
Vazgeçilen alacak kaydı
____________________ 00 / 00 / 0000 ____________________


VERGİ USUL KANUNUNA GÖRE DEĞERSİZ ALACAKLAR VE VAZGEÇİLEN ALACAKLAR

GİRİŞ-Firmaların ticari hayatlarında sık sık karşılaşabilecekleri bir durum ;kredili olarak sattıkları mal yada hizmet bedelini hasılat olarak kaydedip,vergi matrahlarına dahil etmek,daha sonra da hasılat yazılan tutarı ya zamanında tahsil edememek yada hiç tahsil edememek durumunda kalarak alacaklarının tahsilinin olanaksız hale gelmesidir.Bu durumda firmalar kredili olarak sattıkları mal yada hizmet bedellerini hasılat kaydedip vergi matrahlarına eklemekte bunun sonucunda da zarar ettikleri bir mal yada hizmet satışından vergi ödemeleri durumuyla karşı karşıya kalmaktadırlar.

Kanun koyucu tüm bunları göz önünde bulundurup,mükelleflerin bu tür faaliyetler sonucu tahsiline imkan kalmayan alacaklarını zarar olarak dikkate almak suretiyle,vergi matrahlarından düşülmesini belirli şartlara tabi tutarak kabul etmiştir.

1.DEĞERSİZ ALACAKLAR-Değersiz alacaklara ilişkin düzenlemelere Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesinde yer verilmiştir. Buna göre;“Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaklardır.
Değersiz alacaklar bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleri ile zarara geçirilerek yok edilirler.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.”

1.1. Bir Alacağın Değersiz Alacak Olduğu Gerekçesiyle Zarar Kaydedilebilmesi İçin Gereken Şartlar
Kanun maddesinde açıklandığı üzere
  • Kazai bir hükme
  • Veya kanaat getirici bir belgeye göre tahsilinin imkansız hale geldiği alacaklar,değersiz alacak olarak sayılırlar.
Bir alacağın değersiz alacak olarak kabul edilebilmesi için aşağıdaki şartları taşıması gerekmektedir.

  1. Alacağın Ticari Ve Zirai Kazancın Elde Edilmesi Veya İdame Ettirilmesi İle ilgili Olması, İş Ve İşletme İle İlgisinin Bulunması Gerekmektedir.
Alacağın Değersiz Alacak olarak değerlendirilip zarar yazılabilmesi için iş ile ilgisinin bulunması,ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmalıdır. Bunun yanında alacağın gerçek bir faaliyete dayanması gerekir.

Dolayısıyla işletmenin gerçek bir faaliyetine dayanmamış,ticari iş ve işletme ile ilgisi bulunmayan,işletmenin karını etkilememiş,işletme sahibinin şahsi nitelikteki alacaklarının değersiz hale gelmeleri durumunda bu nitelikteki alacakların gider kaydedilmesi mümkün değildir.Nitekim bu hususta Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 25/11/1976 gün ve 1976/1927 Esas ve 1976/3085 sayılı kararı “Şüpheli alacak karşılığı ayrılarak gider yazılması kabul edilmeyen ticari mahiyette olmayan alacaklar için,değersiz alacak olarak gider yazılması da mümkün değildir” şeklindedir.

Yasal düzenleme gereği,tahsil edilemeyen ve tahsil edilmesi olanağının bulunmadığı konusunda yargı kararı veyahut ispatlayıcı belge bulunan alacağın,tahsil olanağının ortadan kalktığı tarihte ilgili sonuç hesabına intikal ettirilmesi gerekir. Çünkü V.U.K.’nun 322. maddesinde “….değersiz alacaklar bu mahiyette girdikleri tarihte….” zarar kaydedilmek suretiyle yok edileceği belirtilmektedir. Maddede yer alan “…yok edilirler.”ifadesinden anlaşılması gereken bir alacağın değersiz hale gelmesi, bu surette artık o alacağın tahsil imkanının kalmadığı konusunun kesinleşmesidir. Bu nedenle teminata bağlanan veya gizli teminatı bulunan bir alacağın karşılık konusu yapılması söz konusu olmayacağı gibi, bu alacağın değersiz olarak kabulü de mümkün değildir. 1

  1. Alacak İşletme Hesaplarına Kaydedilmiş Ve Hasılat Olarak Dikkate Alınmış Olmalıdır.
Değersiz alacaklar bilanço ve işletme hesabı esasına göre defter tutan ticari ve zirai kazanç sahiplerince gider olarak kaydedilebilirler. Vergi Usul Kanununun 323'üncü maddesine göre şüpheli alacaklara karşılık ayırabilmek için, bilanço esasına göre defter tutulması gerekirken, değersiz alacakları kanundaki belirlenmiş şartları taşımaları kaydıyla gider yazmak veya doğrudan zarara atabilmek için bilanço esasına göre defter tutmak şartı yoktur. İşletme esasına göre defter tutan mükellefler de bu imkandan yararlanabilir.

Ticari ve Zirai kazançlarda tahakkuk esası geçerli olduğundan,bedeli tahsil edilmeyip hasılat yazılan alacakların ,tahsilinin sonradan imkansız hale gelmesi durumunda alacağın belirli koşuların varlığında gider ve zarar yazılması mümkündür.Bedeli tahsil edilmeyen alacağın daha önceden hasılat olarak dikkate alınmış olması gerekir.Hasılat olarak dikkate alınmayan alacakların daha sonra değersiz alacak olarak gider ve zarar yazılması mümkün değildir.

  1. Alacağın Tahsili Kazai Bir Hükme Veya Kanaat Verici Bir Vesikaya Göre İmkansız Hale Gelmelidir.
Kazai bir hüküm;alacağın tahsil edilme imkanının tamamen ortadan kalktığını hükme bağlayan bir mahkeme kararıdır.
Bir alacağın değersiz sayılması için bu alacağın mutlaka senede bağlı olması gerekmemektedir.Önemli olan alacağın varlığının delillendirilmesi ve değersiz hale geldiğinin kanaat verici bir vesikaya dayandırılmasıdır.

213 Sayılı Vergi usul kanununda kanaat verici bir vesika konusunda yeterli bir açıklama mevcut bulunmamakla birlikte alacağın tahsil imkanının ortadan kalktığını ispat eden her türlü delil kanaat verici vesika olarak dikkate alınmalıdır. Yani burada mükellef bu durumu ispatlar durumda olmalıdır.

Bir alacağın değersiz alacak olarak sayılabilmesi için kanaat getirici vesikalara örnek olarak aşağıdaki belgeler verilebilir;
  • Borçlunun gaipliğine ilişkin mahkeme kararı,
  • Konkordato ilan edildiği durumda alacaklının borçluyu ibra ettiği tutar,
  • Alacağın olmadığını ifade eden mahkeme tutanakları,
  • Borçlunun herhangi bir malvarlığı bırakmadan ölümü ve mirasçıların da mirası red kararı,
  • Borçlunun memleketi terk ettiği ve haczi mümkün mal bulunmadığını gösteren belgeler,
  • Mahkeme huzurunda sulh suretiyle alacağın bir kısmından vazgeçilmesi,

1.2. Aciz Vesikalarının Durumu-Danıştay 3.Daire’nin 15.5.1996 tarih ve E.1995/354,K.1996/1175 sayılı kararında “aciz vesikasına bağlanan alacağın ilgili dönemde gider-zarar yazılabileceği” kabul edilmiştir. Ancak,aciz vesikasına bağlanan alacağın,borçlu mal edindiğinde tahsil edilebileceği gerekçesiyle değersiz alacak olarak kabul edilemeyeceğine ilişkin yargı organı kararları ve Maliye Bakanlığının verdiği özelgeler de vardır. Nitekim Hesap Uzmanları Kurulu Danışma Komisyonu da 169 nolu Kararı’nda,aciz vesikasına bağlanan alacakların değersiz alacak değil,şüpheli alacak sayılacağı yönünde görüş belirtmiştir.

1.3. Değersiz Alacağın Zarar Yazılacağı Dönem-213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 322.maddesinde belirtildiği gibi değersiz alacaklar bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleri ile zarara geçirilerek yok edilirler. Şüpheli alacak karşılığından farklı olarak,işletme hesabı esasında defter tutan mükellefler de değersiz alacaklarını gider kaydetmek suretiyle zarar yazabilirler.

Değersiz hale gelen alacakların zarar yazılması alacağın amortisman niteliğindedir.Bu nedenle amortismanlara ilişkin genel hükümler değersiz alacakların zarar yazılması için de geçerlidir.Dolayısıyla alacakların değersiz alacak niteliğini aldıkları dönemde zarar yazılması gerekir.İlgili yılda zarara geçirilmeyen değersiz alacağın,sonraki yıllarda zarar yazılabilmesi mümkün değildir.Bunun için firma zararda olsa bile alacak değersiz alacak durumuna geldiği
zarar yazılmalıdır.Aksi takdirde sonraki yıllarda zarar yazılabilme imkanı ortadan kalkar. 2

1.4. Değersiz Alacaklarda Muhasebe Kaydı-Örnek: A şahsından olan 10.000.000.000 TL alacak,ilgili adına açılan davanın kaybedilmesi sonucunda değersiz alacak niteliği kazanmıştır. Bu durumda yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki şekilde olacaktır.

-------------------------------------- / -----------------------------------------------
689 Diğer Olağandışı Gider ve
Zararlar Hesabı 10.000.000.000

120 Alıcılar Hesabı 10.000.000.000
------------------------------------- / ------------------------------------------------

Dönem sonunda değersiz alacakla ilgili oluşan zarar, Dönem Karı veya Zararı Hesabına devredilip, kapanacaktır.

----------------------------------31/12/2003------------------------------------------
690 Dönem Karı veya Zararı Hesabı 10.000.000.000
689 Diğer Olağandışı Gider ve
Zararlar Hesabı 10.000.000.000
--------------------------------- / ----------------------------------------------

2. VAZGEÇİLEN ALACAKLAR-Vazgeçilen Alacaklara ilişkin düzenlemelere Vergi Usul Kanunun 324 üncü maddesinde yer verilmiştir. Buna göre;“Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar,borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınır. Bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolunur.”

Vazgeçilen alacaklarda da değersiz alacaklara ilişkin esaslar geçerlidir. Vazgeçilen alacak,alacaklı bakımından değersiz alacaktır. Borçlu bakımından ise bir avantajdır. Çünkü bu yolla borçlunun pasif kalemlerinde bir azalma olmuş,borçları azalmıştır.

2.1. Bir Alacağın Vazgeçilen Alacak Olarak Kabul Edilebilmesi İçin Gereken Şartlar-Kanun maddesinde de belirtildiği üzere; bir alacağın vazgeçilen alacak olarak kabul edilmesi için, alacaktan konkordato veya sulh yolu ile vazgeçilmelidir.

Vazgeçilen alacakları,değersiz alacaklardan ayıran en önemli nokta budur. Alacağın değersiz hale geldiğini kabul etmek için kazai bir hükme veya kanaat getirici bir belgeye ihtiyaç varken vazgeçilen alacaklar için Yasada,alacaklının rızasıyla alacağından vazgeçtiğini gösteren konkordato ve sulh yoluna yer verilmiştir.

Kanun koyucunun sulh yoluyla vazgeçilen alacak için herhangi bir belge aramaması, vazgeçilen alacağın gelir sayılmasından kaynaklanmaktadır. 3

Vazgeçilen alacaklarda; alacaklı alacağından vazgeçerek zarara uğramakta,borçlu ise bu borcundan kurtularak hasılat elde etmektedir. İşte bu noktada kanun koyucu borcundan kurtulup hasılat elde eden borçlu için bu hasılatı ilgili dönemde değil de,borçlunun defterinde özel bir karşılık hesabında üç yıl beklettikten sonra vergilendirmeyi öngörmüştür.

Maddede belirtildiği üzere vazgeçilen alacak borçlunun defterinde özel bir karşılık hesabına alınır ve üç yıl bekletilir. Alacaktan vazgeçildiği yıldan itibaren bu süre içinde zararla itfa edilmeyen karşılık, dönem kazancına eklenerek vergiye tabi tutulur. Ancak üç yıllık süre dolmadan işin terki, devir ve ölüm halinde karşılık hesabında bekleyen vazgeçilen alacaklar kara eklenir.

2.2.Vazgeçilen Alacaklarda Muhasebe Kaydı

Vazgeçilen Alacağın ilgili yılda muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.

----------------------------------- / -------------------------------------------
320 Satıcılar Hesabı XXXX
546 Vazgeçilen Alacaklar Hesabı XXXX
----------------------------------- / -------------------------------------------

İzleyen yıllarda yapılacak muhasebe kaydı

----------------------------------- / -------------------------------------------
546 Vazgeçilen Alacaklar Hesabı XXXX
690 Dönem Karı veya Zararı XXXX
----------------------------------- / -------------------------------------------
671 Önceki Dönem Gelir ve Karları XXXX
690 Dönem Karı veya Zararı XXXX
----------------------------------- / -------------------------------------------

SONUÇ

Yazımızda, Vergi Usul Kanununun 322. maddesinde düzenlenen değersiz alacaklar ile 324. maddesinde düzenlenen vazgeçilen alacakların tanımları yapılarak, öncelikle bir alacağın değersiz alacak olduğu gerekçesiyle zarar kaydedilebilmesi için gereken şartlar sıralanıp, aciz vesikalarının durumu değerlendirilmiş ve değersiz alacağın zarar yazılacağı döneme değinilmiştir. Vazgeçilen alacaklarla ilgili esaslara da değinilerek, değersiz ve vazgeçilen alacakların muhasebe kayıtları genel hatları ile açıklanmıştır.Mükellefler, değersiz ve vazgeçilen alacaklarda yukarıda belirtilen esaslara uymak ve kayıtlarını bu esaslara göre düzenlemek durumundadırlar.

10 senedir tahsil edilemeyen ve borçlunun adres ve akıbeti bilinmeyen alacaklar değersiz alacaklardır (Danıştay 4. Daire, Tarih: 23.03.1966, Esas No: 1962/3531, Karar No: 1966/ 1455)."



1 Erkan,Mehmet; “Vergi Hukukunda Değersiz ve Vazgeçilen Alacaklar”, Vergi Dünyası, S. 232, Aralık 2000
2 Yüksel,Volkan; “Değersiz Alacaklar ve Muhasebe İşlemleri”, Diyalog, S. 41, Ağustos 2003

3 Özyer, M. Ali; Vergi Usul Kanunu Uygulaması, HUD Yayınları, S.516, İstanbul 2001

20 Şubat 2014 Perşembe

Deneme süresinde sigorta.

İşverenler 4857 sayılı iş kanununda belirtilen deneme sürelerinde çalışanları sigortasız çalıştırmakta veya hiçbir şekilde sigortalı yapmamaktadır…


 Böyle bir durumda çalışan işçi açısından:
a.)Sağlık hizmetlerinden yararlanamamaktadırlar daha kötüsü şayet evli ise eşi ve çocukları da sağlık hizmetlerinden faydalanamamaktadırlar.
b.)Sosyal güvenlik haklarında mahrum kalabilmektedirler örneğin iş yeri kazası, meslek hastalığı gibi durumlarda çaresiz kalabilirler.
c.) Emeklilik için arana GÜN sayıları ve KAZANÇLARI boşa gitmektedir. Örneğin kişi 25 senede emekli olacaksa hiç sigortalı değilse emekli olabilmesi için 25 senelik çalışması gerekmektedir sigorta boşlukları varsa boşlukları çalışarak doldurması veya isteğe bağlı sigortaya tabi olup boşlukları ödeyerek emekli olabilmektedir

ÇALIŞANLARIN HAKKI:Sigortasız çalışan işçiler bu durumlarını SGK ya şikâyet ederek haklarını araması zorunludur bunu yapabilmeleri için şikâyet ettiği işyerinde ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYOR OLMASI gerekmektedir. Şayet işyerinden çıkarıldıktan sonra veya kendi hür iradesi ile işinden ayrılırsa SGK ya yapmış olduğu veya yapacağı şikâyetler sonucunda olumlu sonuçlar vermemektedir.ANCAK….İşçinin elinde o işyerinde çalıştığına dair BELGE var ise yani maaş aldığına dair BANKA DEKONTU  veyaişyerinin verdiği  dekontlar  işyerinden KENDİ RIZANIZ veya ÇIKARILMANIZ DURUMUNDA  yapılan şikayetlerde çalışan lehine sonuçlar çıkar…

İŞÇİNİN İŞVEREN ALEYHİNE TESPİT DAVALARI:Çalışanlar işten ayrılma döneminden 5 yıl içinde işveren aleyhine açacakları HİZMET TESPİT DAVA’ları ile tespit ettirirler. Mahkemece tespit edilen ücretler ile çalışma gün sayıları SGK tarafından dikkate alınır ve o işçinin sigortasına sayılır. Sigortasız olarak çalışan işçide kıdem tazminatına hak eder.İşverenin işçisini hiç sigortaya bildirmemesi ve sigorta primlerini ödememesi işçiye haklı sebeple fesih hakkı verir. Konuyla ilgili Yargıtay 9. HD, 21.09.2010, E: 2010/26375, K: 2010/25219 Kararı  neticesinde işçi lehine karar vererek işvereni tazminata hükmetmiştir.Çalışanın  sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi çalışan için  sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de çalışan işçi açısından  haklı fesih imkanı vardır. (Yargıtay 9. HD, 18.01.2010, E: 2008/14545, K: 2010/292) Bütün bu durumlarda iş sözleşmesini sona erdiren işçi kıdem tazminatını da hak eder…

İŞÇİNİN TAZMİNAT ALMA HAKKI İŞYERİNE GÖRE DEĞİŞİKLİK GÖSTERMESİ:
1).30 VE ÜZERİNDE İŞÇİNİN ÇALIŞTIĞI İŞYERİNDE:Sigortasız çalıştığı halde SGK  şikayet ettiği için işten çıkarılıp açtığı  dava sonucunda  yani işe iade davasını kazandığında işveren işe almaş ise davayı kazanan işçiye En az 4 aylık ücret  En çok ise 8 aylık ücret tutarında İŞ GÜVENCESİ TAZMİNATINI  ve 1 senelik çalışmışlığı varsa KIDEM VE İHBAR Tazminatlarını  ve SGK kurumuna ödeyeceği diğer cezaları ödeyecektir.
2.) 29 İŞÇİNİN ÇALIŞTIĞI İŞYERİNDE:Sigortasız çalıştığı halde SGK  şikayet ettiği için işten çıkarılıp açtığı  dava sonucunda  bu işten çıkarma KÖTÜ NİYET  sayılacak ve İHBAR tazminatının 3 KATI tutarında KÖTÜNİYET TAZMİN AT’ı  ödeyecektir.

SONUÇ:
İşverenler çalıştığı işçileri gününde sigortalı yapmaları aksi halde hem sigortasız işçi çalıştırdığı için S.G.K ‘na sigortasız çalıştırdığı her ay başına pirimler ve bu primlere ek olarak usulsüzlük cezasıyla karşılaşacak aynı şekilde işçinin şikâyeti sonucu açılacak davalarda ise TAZMİNAT ödemeye mahkûm kalacak ve bu ödemiş olduğu tazminat ve diğer ücret giderlerini indirim konusu yapamayacaktır.

H.Yıldırım Kılınçaslan-Muhasebe Web.


18 Şubat 2014 Salı

2013 dönemi için 2014 Mart da verilecek/verilen GV Beyannamesi:

 DAR MÜKELLEF
1)TEVKİFATA TABİ TUTULMUŞ KAZANÇLARIN BEYANINA GEREK YOK
2)TİCARİ/ZİRAİ KAZANCI ÜZERİNDEN TEFKİFAT YAPILMAMIŞ ,SÜREKLİLİK ARZ EDEN GELİRLERİ İÇİN BEYANNAME VERİLİR.
3)SÜREKLİLİK ARZ ETMEYEN/ TEVKİFATA TUTULMAMIŞ KAZANÇLAR İÇİN MÜNFERİT BEYANNAME VERİLİR.

ÜCRET-BİRDEN FAZLA İŞVERENDEN ELDE EDİLEN TEVKİFATA TABİ TUTULMUŞ ÜCRETLERDE ÜCRETLERİN EN BÜYÜĞÜ DİKKATE ALINMADAN SONRAKİ İŞVERENLERDEN ELDE EDİLEN ÜCRET GELİRİ GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN 2 DİLİMİNİ (2013 YILI İÇİN :26,000 TL)AŞARSA ÜCRETLERİN TAMAMI BEYAN EDİLİR

MENKUL SERMAYE İRATLARINDA FAİZ:
1)FAİZ GELİRİ 1.1.2006 DAN İTİBAREN İŞLETME İLE İLGİSİ OLMAYAN VE TEVKİF SÜRETİYLE VERGİLENDİRİLMİŞ FAİZ GELİRİ BEYANA TABİ DEĞİL
2)FAİZ GELİRİ 1.1.2006 DAN İTİBAREN İŞLETME İLE İLGİSİ OLMAYAN VE TEVKİF SURETİYLE VERGİLENDİRİLMEMİŞ FAİZ GELİRİ 1,390 TL AŞARSA BEYANA TABİ
(a) kıyı bankacılığından yani off -shore den elde edilen faiz gelirleri
(b)her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında alınan iskonto bedelleri
(c)her çeşit alacak faizleri

MENKUL SERMAYE İRATLARINDA KAR PAYLARI: 1,390 TL YI AŞMASI HALİNDE TAMAMI BEYAN EDİLECEK MENKUL SERMAYE İRATLARI:
1.)HİSSE SENEDİ/TAHVİLLERİN VADESİ GELMEMİŞ KUPON SATIŞINDAN ELDE EDİLENLER
2.)İŞTİRAK HİSSELERİNİN SAHİBİ ADINA TAHAKKUK ETMEMİŞ KAR PAYLARININ DEVİR/TEMLİK KARŞILIĞINDA ALINAN PARA VE AYINLAR
3)YURT DIŞINDAN ELDE EDİLEN DİĞER MENKUL SERMAYE İRATLARI (FAİZ,REPO,KAR PAYI VB)
TAM MÜKELLEF KURUMLARDAN ELDE EDİLEN TEVKİFATLI KAR PAYININ BRÜT TUTARININ YARISI BEYANA TABİ DEĞİL,KALAN YARISI YALNIZ BAŞINA VEYA BEYANA TABİ DİĞER GELİRLERLE TOPLANDIĞINDA(2013 YILI İÇİN) : 26,000 TL Yİ AŞARSA BEYANA TABİ

GAYRİMENKUL SERMAYE İRATLARINDA KONUTDA GERÇEK GİDER: TİCARİ ,ZİRAİ SERBEST MESLEK FAALİYETİ NEDENİYLE BEYANA TABİ BAŞKA GELİR YOKSA 3,200 TL İSTİSNA HADDİNİ AŞAN GELİR BEYANA TABİ.
GERÇEK GİDERLER İSTİSNA SONRASI KAZANÇDAN İNDİRİLİR.

GAYRİMENKUL SERMAYE İRATLARINDA KONUTDA GÖTÜRÜ GİDER:TİCARİ ,ZİRAİ SERBEST MESLEK FAALİYETİ NEDENİYLE BEYANA TABİ BAŞKA GELİR YOKSA 3,200 TL İSTİSNA HADDİNİ AŞAN GELİR BEYANA TABİ.
%25 GÖTÜRÜ GİDER ÇIKARTILIR KALAN TUTAR BEYANA TABİDİR.
DİKKAT:2013 YILI ELDE EDİLEN ÜCRET+M.S.İ+G.M.S.İ+D.K.İ TOPLAMI ÜCRETLİ İÇİN GELİR VERGİSİ TARİFESİNİN 3 DİLİMİ OLAN 94,000 TL Yİ AŞARSA İSTİSNADAN FAYDALANAMAZLAR

GAYRİMENKUL SERMAYE İRATLARINDA İŞYERİ:
1)ÜZERİNDEN TEVKİFAT YAPILMAMIŞ İŞYERİ KİRA GELİRİ 1,390 TL Yİ AŞARSA TÜM GELİR BEYANA TABİ (BASİT ÜSÜLDE MÜKELLEFTEN ELDE EDİLEN KİRA GELİRİ GİBİ)
2) BRÜT KİRA GELİRİNDEN %25 GÖTÜRÜ GİDER ÇIKARTILIR KALAN TUTAR BEYANA TABİDİR.

DEĞER ARTIŞ KAZANCI:
9,400 TL İSTİSNA HADDİNİ AŞMIYOR İSE BEYANA TABİ DEĞİL
AŞIYORSA İSTİSNA BİR KEZ DÜŞÜLDÜKTEN SONRA KALAN TUTAR BEYANA TABİ

ARİZİ KAZANÇ:
21,000 TL İSTİSNA HADDİNİ AŞMIYOR İSE BEYANA TABİ DEĞİL ,
AŞIYOR İSE BİR KEZ DÜŞÜLDÜKTEN SONRA KALAN TUTAR BEYANA TABİ.

Mesken Kira Gelirlerinde İstisna Uygulaması-Konut kira geliri elde eden kişilerin, yıllık olarak tespit edilen istisna tutarının (2013 yılı için istisna tutarı 3.200 TL) altında kira geliri elde etmeleri halinde vergi dairesinde mükellefiyet kaydı açtırmasına ve beyanname vermesine gerek bulunmamaktadır.
Örnek: Bay (B), 2013 yılında meskenini aylık 250 TL’den kiraya vermiş ve yıllık 3.000 TL kira geliri elde etmiştir. Bu durumda elde edilen hasılat mesken istisna tutarı olan 3.200 TL’nin altında olduğundan beyan edilmeyecektir.
İstisna tutarının üzerinde konut kira geliri elde edilmesi halinde ise yıllık beyanname ile beyan edilen kira gelirinden istisna tutarının düşülmesi gerekmektedir.Mesken istisnası uygulaması sadece konut olarak kiraya verilen gayrimenkullerden elde edilen gelirler için söz konusudur. 2013 yılında 3.200 TL’nin altında mesken kira geliri olanlar yıllık beyanname vermeyecektir.
Örneğin, konut ve işyeri kira gelirinin birlikte elde edilip beyan edilmesi halinde, istisna sadece konut kira gelirine uygulanır. İşyeri kira gelirine istisna uygulanmaz.
Kira gelirinin yanında ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olanlar ile istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 103.md sinde yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarı (2013 yılı için 94.000 TL) aşanlar, 3.200 TL’lik istisnadan yararlanamazlar.
Örnek: Bay (A), 2013 yılında, konut olarak kiraya verdiği gayrimenkulünden 6.000 TL kira geliri, tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş 15.000 TL işyeri kira geliri ve 75.000 TL ücret geliri elde etmiştir.Bay (A)’nın elde etiği kira geliri için istisna uygulanıp uygulanmayacağı, 2013 yılı içerisinde elde ettiği gelir toplamının 94.000 TL’yi aşıp aşmadığına bakılarak tespit olunacaktır.
Elde edilen gelir toplamının (6.000 + 15.000 + 75.000 = 96.000 TL) 2013 yılı bakımından belirlenen tutarı (94.000 TL) aşması nedeniyle, 6.000 TL’lik konut kira gelirine ilişkin olarak 3.200 TL’lik istisnadan faydalanması mümkün olmayacaktır.
Bir konuta birden fazla kişinin ortak olması halinde, bu konuttan elde edilen kira gelirlerinin vergilendirilmesinde, her bir ortak için (2013 yılı için) 3.200 TL’lik istisna ayrı ayrı uygulanacaktır.Mirasın paylaşılmamış olması halinde, her bir mirasçı istisnadan ayrı ayrı yararlanacaktır.
Götürü Gider Yönteminde Gider İndirimi Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, kira gelirlerinden istisna tutarını düştükten sonra kalan tutarın % 25’i oranındaki götürü gideri gerçek giderlere karşılık olmak üzere indirebilirler.Hakları kiraya verenler,götürü gider yöntemini uygulayamazlar.(Örnek olarak,işyeri kira geliri ile birlikte hak kira geliri de elde eden mükellefler, verecekleri gelir vergisi beyannamelerinde hak kira geliri yer aldığından dolayı gerçek gider yöntemini seçmek zorundadırlar.)
Gerçek Gider Yönteminde İndirilecek Giderler
Gerçek gider yönteminin seçilmesi durumunda, brüt kira geliri tutarından aşağıdaki giderlerin gerçek tutarları indirilebilir.
●● Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için ödenen aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri,
●● Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün önemi ile orantılı olan idare giderleri,
●● Kiraya verilen mal ve haklara ait sigorta giderleri,
●● Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara harcanan borçların faiz giderleri,
●● Konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren 5 yıl süre ile iktisap bedelinin % 5’i (İktisap bedelinin % 5’i tutarındaki bu indirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hasılata uygulanacak, indirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır. 2009 yılından önce iktisap edilen konutlar için indirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.)
İktisap bedelinin % 5’i tutarındaki bu indirim, sadece konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkul için uygulanacaktır. İşyeri olarak kiraya verilen gayrimenkuller % 5’lik gider indiriminden yararlanamayacaktır. 
●● Kiraya verilen mal ve haklar için ödenen vergi, resim, harç ve şerefiyelerle kiraya veren tarafından belediyelere ödenen harcamalara katılma payları,
●● Amortismanlar,
●● Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için yapılan onarım giderleri ile bakım ve idame giderleri,
●● Kira ile tuttukları mal ve hakları kiraya verenlerin ödedikleri kiralar ve diğer gerçek giderler,
●● Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut veya lojmanların kira bedeli, (İndirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır.)
Türkiye’de yerleşik olmayan mükelleflerin (Çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları dahil), yabancı ülkelerde ödedikleri kira bedelleri Türkiye’de elde edilen kira gelirinden gider olarak indirim konusu yapılamaz.
●● Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak sözleşmeye, kanuna veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar.
Gerçek gider yöntemini seçen mükelleflerin, yaptıkları giderlerle ilgili belgeleri ilgili bulundukları yılı takip eden yıldan başlayarak 5 yıl süresince saklamaları ve vergi dairesince istendiğinde ibraz etmeleri gerekmektedir.
Gerçek Gider Yönteminde İstisnadan Yararlanılması Halinde İndirilecek Giderin Hesaplanması
Gerçek gider yönteminin seçilmesi ve konut kira gelirlerine uygulanan istisnadan yararlanılması durumunda, gerçek gider tutarının istisnaya isabet eden kısmı, gayri safi hasılattan indirilemeyecektir.
Vergiye tabi hasılata isabet eden indirilebilecek gider kısmı aşağıdaki formül kullanılarak hesaplanabilir.
İndirilebilecek Gider: Toplam Gider x Vergiye Tabi Hasılat / Toplam Hasılat
(*) Vergiye Tabi Hasılat = Toplam Hasılat - Konut Kira Geliri İstisnası
Örnek: Bay (B), sahibi olduğu konutu 2013 yılında kiraya vermiş olup, 18.000 TL kira geliri elde etmiştir. Başka geliri bulunmayan mükellef gayrimenkulü ile ilgili olarak, 4.500 TL harcama yapmış olup, gerçek gider yöntemini seçmiştir.
Mükellefin gerçek gider olarak indirebileceği tutar, 4.500 TL tutarındaki toplam giderin vergiye tabi hasılata isabet eden kısmı kadar olacaktır.
Vergiye Tabi Hasılat = 18.000 – 3.200 = 14.800 TL
İndirilebilecek Gider = (4.500 x 14.800) / 18.000 = 3.700 TL
ZARAR DOĞMASI HALİ-Gayrimenkul sermaye iradına konu olan sermayenin kendisinde meydana gelen eksilmeler zarar sayılmaz ve iradın gayri safi miktarının tespitinde gider olarak kabul edilmezler.Gayrimenkul sermaye iradının safi tutarının hesabında giderlerin fazlalığı dolayısıyla doğan zararlar, beş yılı geçmemek üzere gelecek yıllarda elde edilen kira gelirlerinden gider olarak düşülebilir. Bu durumun iki istisnası vardır:
●● Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut/lojmanların kira bedellerini indirim konusu yapmaları durumunda bir zarar doğması halinde, bu zararın gelecek yıllarda elde edilen gmsi dan indirim konusu yapılması söz konusu değildir.
●● Konut olarak kiraya verilen 1 adet gayrimenkule ait hasılattan indirim konusu yapılan iktisap bedelinin % 5’i oranındaki tutarın indirilemeyen kısmı gider fazlalığı olarak dikkate alınamaz.
KİRA GELİRİNİN BEYANI-Beyana tabi geliri sadece gmsi olan mükelleflerden;
●● Bir takvim yılı içinde elde ettiği konut kira geliri,istisna tutarını (2013 için 3.200 TL) aşanlar,
●● İşyeri kira gelirleri üzerinden vergi kesintisi yapılanlardan, kira gelirlerinin brüt tutarı beyanname verme sınırını (2013 yılı için 26.000 TL) aşanlar,(Beyanname verme sınırı olan 26.000 TL’nin aşılıp aşılmadığının tespitinde, gelir vergisi kesintisine tabi brüt kira gelirleri ile konut kira gelirinin gelir vergisinden istisna edilen tutarı aşan kısmı birlikte dikkate alınacaktır.)
●● Bir takvim yılı içinde mal ve hakların kiralanmasından elde edilen gelirlerden kesinti ve istisna uygulamasına konu olmayan ve tutarı beyanname verme sınırını (2013 yılı için 1.390 TL) aşanlar yıllık beyanname vereceklerdir.
Vergi kesintisine ve istisna uygulamasına konu olmayan kira gelirlerinin beyanında (Örneğin, basit usuldeki mükellefe kiraya verilen işyerinden elde edilen kira gelirlerinde olduğu gibi), 1.390 TL’lik tutar bir istisna olmayıp, beyanname verme sınırıdır. Bu tutarı aşan bir işyeri kira geliri olduğunda tamamı beyan edilecektir.
Aile bireylerinin her birinin sahip oldukları mal ve haklardan elde ettikleri kira gelirleri için kendi adlarına ayrı ayrı beyanname vermeleri gerekmektedir.
Beyanname, geliri elde eden aile bireyi adına düzenlenerek imzalanacaktır. Küçük ve kısıtlıların mükellef olması durumunda bunlar adına verilecek olan yıllık gelir vergisi beyannamesi veli, vasi veya kayyum tarafından imzalanır.
Mal ve haklara hisseli olarak sahip olunması halinde, her ortağın sadece kendi hissesine karşılık gelen kira gelirlerini beyan etmesi gerekmektedir.
BEYANNAMENİN VERİLME ZAMANI VE YERİ-Mükelleflerin, 1 Ocak 2013 – 31 Aralık 2013 dönemine ait beyana tabi gayrimenkul sermaye iradı gelirleri için 1 MART - 25 MART 2014 tarihleri arasında beyannamelerini vermeleri gerekmektedir.
Beyanname verme süresinin son gününün resmi tatil gününe rastlaması halinde, tatilden sonraki ilk iş gününün tatil saatine kadar beyanname verilebilir.
Beyanname; normal (adi) posta ile veya özel dağıtım şirketleri aracılığıyla gönderilirse, vergi dairesine ulaştığı tarihte, taahhütlü posta ile gönderilmiş ise zarfın üzerindeki postaya veriliş tarihinde verilmiş sayılır. Önceden Hazırlanmış Kira Beyanname Sisteminde ise kira beyannamesi elektronik ortamda onaylandığı anda beyanname verilmiş sayılır.
KİRA GELİRİ ELDE EDİLDİĞİ HALDE BEYANNAME VERİLMEMESİ VEYA EKSİK BEYAN EDİLMESİ
●● Konutlardan elde edilen kira gelirleri beyan edilmez veya eksik beyan edilirse, 2013 yılı için 3.200 TL’lik istisnadan yararlanılamaz. Ancak, idarece herhangi bir tespit yapılmadan önce, süresinde beyan edilmeyen veya süresinde verilen beyannamede yer almayan konut kirası gelirlerini, süresinden sonra verilen beyanname ile beyan edenler söz konusu istisnadan yararlanabilirler.
●● Geçmiş takvim yıllarına ait kira gelirlerini ilgili beyan döneminde hiç beyan etmeyen veya eksik beyan eden kira geliri sahiplerinin bu gelirlerini, Vergi Usul Kanununda yer alan Pişmanlık ve Islah hükümlerinden yararlanarak beyan etmeleri de mümkündür. Vergi dairesinin bilgisine girmeden önce, vergi dairesine kendiliğinden dilekçe ile bildirilmesi ve dilekçenin verildiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde hiç verilmemiş beyannamenin verilmesi ya da eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının düzeltilmesi ve ödeme süresi geçmiş verginin aynı sürede ödenmesi halinde bu mükellefler de konut istisnasından yararlanacak ve gecikmeden dolayı adlarına vergi ziyaı cezası kesilmeyecektir. Bu mükellefler hakkında pişmanlık zammı uygulanacak ve birinci derece bir kat usulsüzlük cezası kesilecektir.
●● Beyan edilmesi gereken kira gelirinin bildirilmemesi halinde, mükellef adına iki kat birinci derece usulsüzlük cezasıkesilir ve gelir takdir komisyonunca takdir edilir. Takdir edilen gelir üzerinden, gelir vergisi ile vergi ziyaı cezası hesaplanır.Vergi ziyaı cezası iki kat olarak kesilen usulsüzlük cezası ile kıyaslanıp miktar itibariyle en ağırı uygulanır.Ayrıca gecikilen her ay için gecikme faizi talep edilir.




17 Şubat 2014 Pazartesi

Şirket Birleşmelerinde Vergisel Açıdan Özellik Arz Eden Konular

24.01.2014
I- Giriş Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda ticaret şirketlerinin birleşmesi Kanunun 136 ila 158’inci maddelerinde düzenlenmiş olup adı geçen kanunun 136’ncı maddesinin 1’inci fıkrasına göre, ticaret şirketleri;
• Devralma şeklinde birleşme, veya
• Yeni kuruluş şeklinde birleşme yoluyla birleşebilirler
Bilindiği üzere şirket birleşmelerine ilişkin olarak 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 18-20. maddelerinde düzenleme yapılmış olup, KVK’nın 18.maddesinde yer alan birleşme türünün tasfiye hükmünde ve vergiye tabi olacağı ifade edilmiştir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında, birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanuni ve iş merkezlerinin Türkiye’de bulunması ve münfesih kurumun devir tarihindeki bilanço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilançosuna geçirilmesi şartıyla gerçekleşen birleşmelerin devir hükmünde olduğu, belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 20 nci maddesinde de, devirlerde maddede belirtilen şartlara uyulduğu takdirde münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançların vergilendirileceği; birleşmeden doğan kârların ise hesaplanmayacağı ve vergilendirilmeyeceği; ayrıca, birleşilen kurumun, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini münfesih kurumun birleşme sebebiyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt edeceği hükme bağlanmıştır.
Bu çalışmada, şirket birleşmelerinde vergisel açıdan ortaya çıkan ve özellik arz eden hususlardan bahsedilecektir.

II- Şirket Birleşmelerinde Vergisel Açıdan Özellik Arz Eden Konular
A- KVK 20. Maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde devralınan kurumların kıst dönem zararlarının mahsup şeklinde yaşanan tereddütler  5520 Sayılı sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9. Maddesine göre tüm aktif ve pasifiyle birlikte kül halinde devralınan bir şirketin devir tarihi itibariyle öz sermaye tutarını geçmeyen zararlarının indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır. (devrolan şirketin son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması ve söz konusu kurumun faaliyetine devrin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam etmesi kaydıyla)
Öte yandan devralınan şirketin devir tarihine kadar olan kıst dönem faaliyet zararının da yukarıdaki şartlar dahilinde Devralan kurum kazancından indirilmesi mümkün bulunmaktadır.(Mali iaderenin özelge bazında verdiği görüşler bu yöndedir)

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “9.2.3. Devir ve bölünme halinde zarar mahsubunun sırası ve mahsup edilemeyen zarar tutarları” başlıklı bölümünde;
“Devralınan zararlar, devreden veya bölünen kurumda doğduğu dönemden itibaren beş yıllık süre içinde mahsup edilebilecektir.
Devir ve bölünme halinde mahsup edilebilecek zararlar, hangi hesap dönemine ait olduğu devralan kurumların beyannameleri ekinde ayrıca bildirilmek şartıyla, mükelleflerce serbestçe belirlenebilecektir. Öz sermaye sınırlamasını aşan zarar tutarı ise iptal edilecektir.” açıklamalarına yer verilmiş olup tereddüt bundan sonra başlamaktadır. Şöyle ki;
Devrolan Şirketin, diyelim ki 01.01.2013-07.05.2013 kıst dönem birleşme dönemi faaliyet zararının Devralan Şirketin 2013 yılı Kurumlar beyannamesinde mahsubu ancak söz konusu kıst dönem zararının, devralan kurumun 2013 beyannamesi üzerinde 2012 yılı geçmiş yıl olarak gösterilmesi suretiyle ile mümkün olabilmektedir. Oysaki zarar 2013 yılı kıst dönemine ilişkindir.
Gelir İdaresi Başkanlığı kıst dönem zararının indirimine ilişkin iki yönde görüş bildirmiş olup 19.03.2009 tarih ve 176300-ÖZ-432/2372 sayılı özelgesinde;
“devrolan şirketin bilançosunda gelen kıst dönem zararının 689 –Diğer olağan dışı gider ve zararlar hesabına aktarılarak gider yolu ile kurum kazancından indirilebileceği”
yönünde görüş bildirirken (689 hesaba gider yazılabilecek zararın mali zarar tutarı olduğu aşikardır. Geri kalan zarar KKEG e aktarılmalıdır), 16.09.2010 tarih ve 4.35.16.01-176300-86 sayılı özelgesinde ise şu ifadeyi kullanarak görüş bildirmiştir “…….. Öte yandan devralınan şirketin devir tarihine kadar olan 01.01.2009-09.04.2009 kıst dönem faaliyet zararının da yukarıda belirtilen şartlarla geçmiş yıl zararı olarak beyannamede gösterilmek kaydıyla 2009 yılı kurum kazancınızdan indirilmesi mümkün bulunmaktadır.” Kanaatimizce, uygulamayı ikinci özelge doğrultusunda tercih eden mükelleflerin, yaşanabilecek karışıklıkları önlemek adına bağlı bulunduğu vergi dairelerine beyannamelerinde mahsup ettiği devrolan firma geçmiş yıl zarar /zararları hakkında beyanname verme süresi içinde yazılı bilgilendirme yapmaları doğru olacaktır.

B- Devrolan Şirketin Bilanço Değerlerinin Devralan Şirket Tarafından Kül Halinde Devralınarak Aynen Bilançosuna Geçirilmesi Halinde Sermaye Düzeltmesi Olumlu Farklarının Yeni Bilançoya Aktarılması İşleminde Yaşanan Tereddütler  Bilindiği üzere 2003, 2004 hesap dönemlerine ilişkin bilançoların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucu oluşan sermaye düzeltmesi olumlu farklarının sermayeye ilavesi dışında işletmeden çekilmesi ve başkaca hesaplara aktarılması vergiye tabidir. Devrolan şirketin sermayesine ilave edilmiş sermaye düzeltmesi olumlu farkları olabileceği gibi devrolan firmanın özvarlığı içinde Olağanüstü yedekler-Enflasyon düzeltmesi farkları hesabında takip edilmeye devam edilen sermaye düzeltmesi olum farkları da olabilir. Mali idare 24.05.2010 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-132 sayılı özelgesinde ; “Devrolan şirketin bilanço değerlerinin devralan şirket tarafından kül halinde devralınarak aynen bilançosuna geçirilmesi halinde sermaye düzeltmesi olumlu farklarının yeni bilançoya aktarılması işletmeden çekiliş olarak değerlendirilmeyeceğinden vergiye tabi tutulmaması gerekmektedir” demek suretiyle görüşünü belirtmiştir.
Buna göre, sermayeye ilave dışında başka hesaplara aktarılmak veya ortaklara dağıtılmak suretiyle işletmeden çekilişleri vergiye tabi olan sermaye düzeltmesi olumlu farkları hesabının, birleşme işlemi sonucunda devralan şirkete aktarılması işletmeden çekiş sayılmamakta ve dolayısıyla kurumlar vergisi öngörülmemektedir.
Ancak söz konusu enflasyon farklarının devralan şirkette başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi ya da sermaye azaltımına gidilmesi halinde (sermayeye ilave edilmiş enflasyon farkından bahisle) bu işlemlerin yapıldığı tarihte işletmeden çekiş olarak değerlendirilip işletmeden çekildiği dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin vergiye tabi tutulması gerekeceği tabiidir.

C- Devrolan Şirket Personelinin Aynı Ay İçin Devralan Şirkette Elde Ettiği Ücretler İçin Asgari Geçim İndirimi Uygulamasında Yaşanan Tereddütler  Birleşmelerde devir işlemi her zaman ay sonuna denk gelememektedir. Örneğin, 09.08.2013 tarihinde tescili gerçekleştirilen bir birleşmede çalışanların 01.08.2013-09.08.2013 tarih aralığı için devrolan firma nezdinde ücret hesabı yapılacak ve çalışanlar asgari geçim indiriminden faydalanacaktır. Ancak devrolan firma çalışanlarının devralan firmadaki 10.08.2013-31.08.2013 tarih aralığı için elde edeceği ücretlerinde asgari geçim indirimi uygulaması tatbik edilemeyecektir. Zira mali idarenin 2008 yılı Ağustos ayında verdiği B.07.1.GİB.4.34.16.01/GVK-32 sayılı özelgesinde ; ”…… Bununla birlikte, aynı ay içerisinde işveren değiştiren ücretlilerin, söz konusu ay içinde gerek eski işvereni ve gerekse yeni işvereni vasıtasıyla asgari geçim indirimi uygulamasından faydalanması mükerrerliğe yol açacaktır. Bu nedenle, aynı ay içerisinde çalıştığı işverenden ayrılarak başka bir işveren nezdinde çalışmaya başlayan ücretlinin, eski veya yeni işvereninden yalnızca biri vasıtasıyla asgari geçim indiriminden faydalanması gerekmekte olup, aynı ay içerisinde hem eski hem de yeni işvereni vasıtasıyla asgari geçim indiriminden faydalanması mümkün değildir.” Görüşüne yer verilmiştir. Kanaatimizce çalışanlar açısından, birleşme neticesinde yeni bir işverene dahil olma söz konusu olduğundan asgari geçim indiriminde mükerrerliğe sebep verilmemesi için devralan firmada aynı ay için asgari geçim indirimi uygulamasının tatbik edilmemesi yönündeki Gib görüşü isabetlidir. Buna göre, birleşme işlemleri sonucunda devralan firmada söz konusu hususa dikkat etmek yerinde olacaktır.

D-Devrolan Şirket Personelinin Kümülatif Vergi Matrahlarının Devralan Şirket Ücret Bordrosuna Taşınıp Taşınmayacağı Hususunda Yaşanan Tereddütler Mali idare sene içinde işveren değiştiren personelin yeni işverende vergi matrahının “0” dan başlaması yönünde görüş bildirmiş olup (10.06.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 103-708 sayılı özelge) kanaatimizce Türk Ticaret Kanununa göre devir yolu ile birleşmede devrolan şirket hukuki bakımdan yok olduğundan devralan şirket yeni bir şirkettir. Dolayısı ile devrolan şirket personelinin devralan şirketteki gelir vergisi matrahı “0” dan başlayacaktır.

E-Birleşmelerde Devrolan Firmalara Ait Devreden Katma Değer Vergisinin Devralan Firmada İndirim Konusu Yapılıp Yapılmayacağı Hususunda Yaşanan Tereddütler
5520 sayılı Kurumlar vergisi kanununun 18, 19, 20 nci maddeleri hükümlerine uygun olarak devir yolu ile gerçekleşen birleşmelerde devrolan firma tarafından yüklenilen ve devir tarihine kadar indirilemeyen KDV’nin devralan şirket tarafından indirilebileceği yönünde mali idarenin B.07.1.GİB.4.48.15.01-KDV/4-3 05/01/2012 sayılı özelgesi mevcut olmakla birlikte muktezada bu indirimin ne şekilde yapılacağı hususunda bir açıklama getirilmemiştir.
Devralan şirket devrolan şirketten gelen bahse konu KDV’yi iki şekilde indirebilir ; devralan şirket, devrolan şirketten gelen KDV’yi kendi dönem beyannamesinin önceki dönemden devreden KDV satırına taşıyabilir Bu durumda mükellefin bir önceki dönem KDV beyannamesindeki “Sonraki döneme devreden KDV” tutarı ile son dönem KDV beyannamesindeki “ Önceki dönemden devreden indirilecek KDV “ tutarı arasında farklılık olacağından mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesine bilgi vermesi gerekecektir. Öte yandan devrolan firmadan gelen indirim konusu yapılamamış KDV’nin “ Bu dönem ait indirilecek KDV” satırına da taşınması yönünde görüşler mevcut olup bu durumda ise indirilecek KDV’nin oranlar bazında matrahlarının tespit edilmesi gerekecektir.

III- Sonuç  Bu çalışmada şirket birleşmelerinde ortaya çıkan ve üzerinde durulması gereken özellik arz eden hususlardan bir kısmına değinilmiş olup bu hususlar göstermektedir ki birleşme işlemleri neticesinde doğru şekilde ele alınması gereken birçok gri alan bulunmaktadır. Mükelleflerin bu alanlardaki uygulamaları yaparken cezai bir müeyyideyle karşılaşmamak için Gelir İdaresinin konuyla ilgili muktezaları da dikkate almak suretiyle vergi daireleri ve vergi danışmanları ile sürekli irtibat içinde bulunmaları yerinde olacaktır.
KAYNAK : www.verginet.net

                                                                                      

12 Şubat 2014 Çarşamba

Çalıştıkça azalan emekli aylığı !!!

Çalıştıkça ileride alınacak emekli aylığı düşer' dedik, 'artar' değil
15.07.1966 doğumlu, 01.09.1983 sigortalıyım. 31.05.2006'da işten çıktım. 16.07.2013'te emekli müracaatımı yaptım. Bu arada hiçbir işte çalışmadım. Emekli olduktan sonra bana 1089 lira maaş bağlandı. "Ödenmeyen her ay için maaşınıza 2 ya da 3 lira fark gelir" diyordunuz, bu fark maaşın içinde midir? Yoksa bunun içine koyulmamış mıdır? Benim en son 2006'da sigortaya ödenen prim miktarım 771 liradır. Coşkun ÖZKAYA
CEVAP: Coşkun Bey, konuyu yanlış anlamışsınız. 01.01.2000 ile 30.09.2008 tarihleri arasında asgari ücret veya asgari ücrete yakın ücretle SGK'ya bildirilenlerin ileride alacakları emekli aylığı her ay 1.5 ile 2 lira arasında düşüyordu. 01.10.2008 günü çıkarılan yasayla bu düşüş 3 liraya çıkarıldı. Siz 31.12.1999 gününden sonra hiç SSK'lı olarak çalışmamış olsaydınız, bugün emekli olduğunuzda 1280 lira emekli aylığı sahibi olurdunuz. Ancak 2006 yılına kadar çalışmaya devam ettiğinizden, adınıza SSK'ya prim ödenen her ay emekli aylığınız 1.5 ile 2 lira arasında düşmüş ve 1089 lira olmuş. Yine 2006'dan sonra çalışmaya devam etseydiniz bugün emekli olduğunuzda 720 lira aylığınız olurdu.

10 Şubat 2014 Pazartesi

GMSİ Beyanı-2014


 GVK 21’inci maddesine göre,binaların mesken olarak kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde elde edilen hasılatın 3.200 lirası gelir vergisinden müstesnadır. (2013 yılı için 3.200 TL, 2014 yılı için 3.300 TL )  İstisna haddi üzerinde hasılat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde, bu istisnadan yararlanılamaz.
 Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile (6322 sayılı kanunun 5. maddesiyle değişen ibare;1.1.2013 tarihinden itibaren elde edilen hasılatlara uygulanmak üzere Yürürlük 15.06.2012) istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar.Bu paragraftaki düzenleme 6322 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde , “Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile gelirleri bunlar tarafından bildirilecek olanlar bu istisnadan faydalanamazlar” şeklinde idi.
6322 sayılı Kanunla değişiklik öncesi istisnadan yalnızca, ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile gelirleri bunlar tarafından bildirilecek olanlar faydalanamaz iken, 6322 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası 1 Ocak 2013’ten itibaren istisnanın kapsamı daraltılmıştır. Buna göre, 1 Ocak 2013’ten itibaren elde edilen kira hasılatlarında aşağıdaki durumlarda 3.200 TL’lik istisnadan faydalanılamayacaktır.
 1- İstisna haddi üzerinde hasılat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde,  2- Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar,
 3- istisna haddinin üzerinde (3.200 TL) hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 103’üncü maddede yazılı tarifenin üçüncü diliminde (2013 için 94.000 TL) ücret gelirleri için yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar.
 İşte GVK 21/2’nci fıkra ile getirilen düzenleme ile 2013 için 3.200 TL üzerinde kira hasılatı elde edenlerden beyan sınırı geçilip geçilmeyeceğine bakılmaksızın ayrı ayrı ya da birlikte elde edilen;
Ücret,Menkul sermaye iradı,Gayrimenkul sermaye iradı,Diğer kazanç ve iratların toplamı 2013 için 94.000 TL’yi aşıyorsa 3.200 TL’lik istisnadan yararlanılamayacaktır.
94.000 TL’lik sınıra bakılırken yukarıda saymış olduğumuz 4 gelir unsuru ayrı ayrı ya da toplamda 94.000 TL’lik sınırı geçebilir. Ayrıca, 94.000 TL’lik sınıra bakılırken vergi sonrası rakamlar değil vergi öncesi yani brüt rakamlar dikkate alınacaktır. Ayrıca, bu tutarın tespitinde, sayılan bu kazanç ve iratların beyan edilip edilmemesinin ya da bu kazanç ve iratlara herhangi bir istisna uygulanıp uygulanmamasının da önemi yoktur.
Örneğin bir kişi 2013 yılında ayda 6.000 TL maaş alıyor ise ve bu maaşın brütü de aylık 8.000 TL ise bu şahsın yıllık brüt maaş geliri 96.000 TL olacak ve 94.000 TL’lik sınır aşılmış olacaktır. 2013 yılında elde edilen mesken kira geliri de örneğin 4.000 TL ise 4.000 TL üzerinden vergi ödenecektir. İstisnadan faydalanmak mümkün olmayacaktır.    
Ancak, 2013 yılında 3.200 TL’nin altında mesken kira geliri elde edilmiş ise, ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlardan elde edilen hasılatın toplamı 2013 için 94.000 TL’yi aşıyor olsa bile bu tutar beyannameye dahil edilmeyecektir. Yukarıdaki örnekte 4.000 TL değil de 3.000 TL gelir elde edilmiş olunsa idi bu halde mesken kira geliri beyannameye dahil edilmeyecekti.
Bu düzenleme ile 3.200 TL’lik istisnadan faydalanan mükellef sayısı sınırlandırılmış oldu. Fazladan ödenecek vergi ise, %15 gelir vergisi oranıyla 480 TL ve üst gelir dilimine girmesi halinde de %35 gelir vergisi oranıyla 1.120.-TL olmuş oldu.
Konuya ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığınca Tebliğ Taslağı hazırlanmış olup, (http://www.gib.gov.tr/fileadmin/mevzuatek/gvk286tebtaslak.pdf) linkinden Taslağa ulaşmak mümkündür. Taslakta farklı gelir durumuna göre örneklere de yer verilmiştir.


Alıntı muhasebeweb den dir: http://muhasebeweb.com/haber_detay.php?id=1428_Ev-sahipleri-dikkat-2013-kira-gelirlerinde-vergileme-sistemi-degismistir.html

5 Şubat 2014 Çarşamba

GMSİ Beyanı 2014

http://muhasebeweb.com/haber_detay.php?id=1410_MESKEN-VE-ISYERI-KIRA-BEYANNAMESI.html

3 Şubat 2014 Pazartesi

Gayrimenkuller hk.-Muhasebe Web H.Yıldırım Kılınçaslan


Arapça kökenli bir kelimedir,3065 Katma değer  vergisi kanunu  md/1-3f fıkrasında Gelir Vergisi madde 70 ‘ede   atıfta bulunarak  ’’mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul sermaye iradıdır:’’diye kanun koyucu tanımlamıştır
3065 saylı Katma değer kanunu  17 maddenin 4’üncü  diğer istisnalar kısmında d)fıkrasında ‘’ İktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri ile Sağlık Bakanlığına bağlı hastane, klinik, dispanser, sanatoryum gibi kurum ve kuruluşların yapacağı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri ‘’istasna kısmına alınmıştır .Başka bir ifade ile ticari faaliyet kapsamı dışında bulunan gayrimenkullerin (taşınmazların) kiralama işlemleri KDV’den istisnadır
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinin 6 ıncı bendi uyarınca, aşağıda belirtilen mal ve hakların 5 yıl içerisinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artış kazancının konusunu oluşturmaktadır.
Arazi, bina, maden suları, memba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı, Voli mahalleri ve dalyanlar, Gayrimenkul olarak tescil edilen haklar, Gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtaları, Elden çıkarmadan maksat, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir bedel karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasıdır. Burada öncelikle dikkat edilmesi gereken husus mal ve hakların iktisap şekli ve elden çıkarılma süresidir.
4721 sayılı Medeni kanunda ise madde 704.’de ‘’- Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır:1. Arazi,2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar,3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.’’ kanun koyucu taşınmaz (gayrimenkul) mülkiyetinin konusunu belirleyerek dolaylı yoldan tanımlama yapmıştır…
4721 sayılı  Medeni Kanununda yapılan tanım çerçevesinde GVK 70’nci Maddede sayılan gayrimenkuller ise şunlardır:
1. Arazi, bina, maden suları, menba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı;
2. Voli mahalleri ve dalyanlar;
3. Gayrimenkullerin, ayrı olarak kiraya verilen mütemmim cüzileri ve teferruatı ile bilumum tesisatı demirbaş eşyası ve döşemeleri;
4. Gayrimenkul olarak tescil edilen haklar.
yukarıda sıralanan gayrimenkullerin, ticari işletmeye dahil olmama şartıyla, kiralanması işlemleri KDV’den istisnadır.
Katma değer Vergisinden İSTİSNA edilmeyen ve GVK’nın 70’nci Maddesinde sayılan;
1. Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatlarının, ihtira beratı, alameti farika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi hakların,
2. Telif haklarının,
3. Gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtalarının,
4. Motorlu nakli ve cer vasıtaları, her türlü motorlu araç, makine ve tesisatın,
Kiralanması işlemleri, bu mal ve haklar ticari işletmeye dahil olsun olmasın, KDV’den istisna edilmemiştir.
GAYRİMENKUL SATIŞ KAZANCI İSTİSNASI:
Kurumların, en az 2 (iki)tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %75 lik kısmı kurumlar vergisinden istisnadır.
İstisna uygulamasında dikkat edilecek huşular ise şunlardır:
1.gayrimenkulun en az 2 tam yıl süreyle (730 gün )aktiflerinde yer almış olması
2.istisnaya konu, aktifteki taşınmazın, kurum adına tapuya tescil edilmiş olması
3.satış bedelinin satışın yapıldığı yılı izleyen 2 takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi
4.satışın peşin veya vadeli olup olmadığına bakılmaksızın, istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanması…
5.satış kazancının %75 lik kısmı istisnadır, istisnadan yararlanılan kazanç tutarının pasifte özel bir fon hesabına alınması ve satışın yapıldığı yılı izleyen 5 yılın sonuna kadar bu fon hesabında tutulması şarttır.
6.fon hesabına alınan tutar ,sermayeye ilave edilebilir, fondaki tutarın, sermayeye ilave dışında ,5 yıl içinde başka bir hesaba nakledilmesi işletmeden çekilmesi veya kurumun tasfiyesi halinde ,ist,sna uygulaması nedeniyle zamanında tahakkuk etmeyen vergiler ,vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.
7.istisnadan GEÇİCİ VERGİ Dönemlerinde de yaralanılır.
İstisna uygulanmayan durumlar:
a)Gayrimenkul ticareti ve kiralamasıyla faaliyet gösteren kurumların ,bu amaçlarla aktiflerinde bulundurdukları taşınmazların satışından doğan kazançlara istsina uygulanmaz
b)gayrimenkullerin ,para karşılığı olmaksızın Trampa veya ayni kıymetlerle değiştirilmesinde ist,sna uygulanmaz
c)satış vaadi sözleşmeleriyle yapılan satışlarda ,istisna uygulanmaz  (dikkat: gayrimenkullerde ,mülkiyetin devri tapuya tescil ile gerçekleşir )
ç)döviz cinsinden satışlarda ortaya çıkan kur farkları ,istisna uygulamasında dikkate alınmaz bunlar genel hükümlere tabi olarak kambiyo karı veya kambiyo zararı yazılır.
d)vadeli satışlarda ,alacağa uygulanan faiz veya vade farkları ,istisnadan yararlanamaz .genel hükümlere tabidir.
Konuyu örneklerle  pekiştirmeye çalışırsak :
Örnek 1:abc ldt şti 2008 yılında yatırım amacıyla alınan ve 800.000 tl maliyet bedeliyle duran varlıklarda yer alan bir gayrimenkul (arazi),2012 yılında 3.600.000 tl karşılığında Vadeli olarak hikmet kılınçarslana satılmıştır.söşleşmeye göre satış bedeli 2012 yılında:1,500.000 2013 yılında 1,000,000 tl 2014 yılında :700,000 tl ve 2015 yılında ise 400,000 tl şeklinde tahsil edilecektir.
Çözüm:
Satış bedelinin ,satışın yapıldığı yılı izleyen 2 takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır ve ilk tahsilatın ,maliyet bedeli için yapıldığı kabul edilir.
SATIŞ BEDELİ  :3,600,000 TL
MALİYET(-)      (800,000TL)
SATIŞ KAZANCI:2,800,000 TL
Olmasına rağmen 2015 yılında tahsil edilecek  400,000 tl kazanç ,ç,n istisnadan yararlanılamaz
İSTİSNADAN YARARLANILACAK KAZANÇ TUTARI:
(2,800,000 TL – 400,000 TL)   :2,400,000 TL
2,400,000TL X %75                   :1,800,000 TL dir.
İstisnadan yararlanılacak kazanç tutarı olan 1,800,000 TL .25/04/2013 tarihine kadar  özel bir fon hesabına kaydedilir. Yevmiye kaydı:
………………………………………………/ 2012   /……………………………………………………………… 
102 bankalar hs                      1,500,000 tl
136 diğer çeşitli alacaklar hs 2,100,000 tl
                                          250 arazi ve arsalar                                800,000 tl
                                          679 diğer olağan dışı gelir ve karlar 2,800,000 tl
………………………………………………/       /…………………………………………………………………… 
…………………………………………………/  /……………………………………………………………………..
905 matrahdan indirilecek gelirler 1,800,000 tl
                906 matrahtan indirilecek gelirler 1,800,000 tl
……………………………………………/  /……………………………………………………………………… 
……………………………….01/01-25/04/2013/………………………………………………………………… 
570 geçmiş yıl karları 1,800,000 tl
                        549 özel fonlar  1,800,000 tl
Gayrimenkul satış kazancı istisnası kaydı
………………………………………/            /………………………………………………………………………… 
Kurumların Anonim şirketlere ait hisse senetleri ,limitet şirketlere ait iştirak paylar ,eshamlı kom. Şirketlerdeki komanditer ortaklık payları, İş ortaklıkları ile adi ortaklıklardaki ortaklık payları ve Kooperatiflere ait ortaklık payların dan doğan kazançlar ,K.V.K  md/5-e  bendi hükmü gereği kurum vergisinden istisnadır. Gayrimenkul  satış kazancı istisnası uygulamasında yer alan hususlar bu istisnanın uygulanmasında  da geçerlidir.

İGU, Doktor, Hemşire,Risk Raporu ve Acil eylem planı............

  • Milyonlarca işyerine her an ceza gelebilir
  • Çok kişi farkında değil. 
  • Arka arkaya çeşitli yasalar, yönetmelikler ve tebliğler çıktı.
  • Bunlarla, işyerlerine bazı yükümlülükler ve uymayana da cezalar geldi.
    Cezalardan bir kısmı, her ay itibariyle işliyor.
  • Öyle ki 2014 Şubat ayında kesilecek ceza, bir çok işletmenin sermayesinden de fazla.
    İşletme sahipleri, haklı olarak “Ben bu kadar mevzuatı nereden bileyim” diyebilir.
  • Ancak “kanunları bilmemenin mazeret olmadığı da” ayrı bir gerçek.

En iyisi, cezalar kesilmeden kısa kısa hatırlatalım.
Yapmadığınız varsa, bir an önce tamamlayın:

RİSK DEĞERLENDİRMESİ
  • İşçi çalıştıran (çırak ve apartman kapıcısı dahil) tüm işyerleri “Ocak 2013” itibariyle “risk değerlendirmesi” yaptırmak zorundaydı.
  • Risk değerlendirmesinin nasıl yapılacağı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) internet sitesinde, işkolları itibariyle var.
  • Risk değerlendirmesi yaptırmayan (örneğin bir apartmana, çiçekçi, bakkal veya berbere) ilk ay için 3.361 TL (2013’de 3.234 TL idi), aykırılığın devam ettiği her ay için 5.042 TL (2013’de 4.851 TL idi). “idari para cezası” kesilecek.
  • Bunlar, Şubat dahil 14 aylık ceza ile karşı karşıyalar.
  • Bu da 50 bin  lirayı aşan bir ceza demektir ki bir apartmanı, çiçekçiyi, bakkalı, berberi perişan eder.
  • Risk değerlendirmesini, Ocak 2013 tarihini yazarak, bir an önce yaptırmanızda yarar var.

DOKTOR, UZMAN VE HEMŞİRE
50 ve üzerinde işçi çalıştıran işyerlerinde 1 Ocak 2013’de,
50’nin altında işçi çalıştıran(berber, kuaför, cilt bakımı, hamam, matbaa, kavun karpuz yetiştirme, leblebi çekirdek imalatı, gıda ürünler imalatı gibi) tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde 1 Ocak 2014’den itibaren,
50’nin altında işçi çalıştıran az tehlikeli işyerlerinde (apartmanlarda, kırtasiyeci, bakkal, kuyumcu, konfeksiyoncu, vb işyerlerinde) 1 Temmuz 2016 tarihinden itibaren,
- İşyeri hekimi,
- İş güvenliği uzmanı,
- Diğer sağlık personeli (hemşire vb), istihdam edilmesi ya da ortak sağlık ve güvenlik biriminden hizmet alınması gerekiyor.

Dokuz kişi ve altında işçi çalıştıranlara, devlet desteği var. Bunun tutarı da;
- Çok tehlikeli işyerlerinde işçi başına 17 TL
- Tehlikeli işyerlerinde işçi başına 15 TL olacak. Bu destek “üçer aylık dönemler halinde” SGK tarafından ödenecek. Kuşkusuz bu para yeterli değil, aşan kısmı işveren ödeyecek.
Doktor, uzman ve hemşire istihdam edilmemesi veya istihdam edenlerden hizmet alınmaması durumunda, üçü için. Her ay itibariyle 14 bin TL idari para cezası kesilecek.

NE KADAR SÜRE ÇALIŞACAK?
İşyeri Hekimi:
- 10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde, çalışan başına “yılda en az” 25 dakika,
a) Az tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına “ayda en az” 4 dakika,
b) Tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına “ayda en az” 6 dakika,
c) Çok tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına “ayda en az” 8 dakika, işyeri hekiminin zaman ayırması gerekiyor.
İş Güvenliği Uzmanı:
10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde, çalışan başına “yılda en az” 60 dakika olmak üzere,
yukarıdaki (a),(b) ve (c) bentlerindeki işyerlerinde, sırasıyla 6,8 ve 12 dakika, iş güvenliği uzmanının zaman ayırması gerekiyor.

Diğer Sağlık Personeli:
10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli veya tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde, çalışan başına “yılda en az” 35 dakika olmak üzere,
yukarıdaki sıralamaya göre 6,9 ve 12 dakika diğer sağlık personelinin (hemşirenin) zaman ayırması gerekiyor.

EĞİTİM VE ACİL EYLEM PLANI
İşyerinde çalışan her işçiye eğitim verilmesi gerekiyor.
Aksi halde, çalışan her işçi için 1.120 TL idari para cezası kesilecek.
İş yerinde, acil durum planı hazırlanması ve tatbikatı gerekiyor.
Aksi halde, tespit edilen her ay için 1.120 TL cezası var.

Şükrü Kızılot-Hürriyet-3/2/2014