.

.

9 Mart 2015 Pazartesi

Ev işlerinde gündelikçi çalışanların sigortası hakkında derleme:

 SGK'dan veya kurumun internet sitesinden alınacak form doldurularak, gündelikçi ile gündelikçi çalıştıran kişi tarafından imzalanacak. İşveren, sigorta primi ödemesini her ay banka hesabından otomatik ödeme talimatıyla yapabileceği gibi, SGK'dan veya kurumun internet sitesinden alınacak form doldurularak, gündelikçi ile gündelikçi çalıştıran kişi tarafından imzalanacak. İşveren, sigorta primi ödemesini otomatik ödeme talimatıyla ya da, SGK'nın bankalara bastıracağı kuponlarla yapabilecek.10 günden az çalıştıranlar sigorta yaptırmadığında herhangi bir cezai yaptırımı yok ama sigorta yaptırırlarsa olası bir iş kazası durumunda sorumluluk altına girmeyecekler.10 günden az çalıştıranlar günlük asgari ücretin sadece yüzde 2'si oranında iş kazası ve meslek hastalığı primi öderken, 10 günden fazla çalıştıranlar günlük brüt asgari ücretin yüzde 32.5'i oranında prim ödeyecek.Örneğin haftada 1 günden ayda 4 gün, gündelikçi çalıştıranlar, asgari ücret üzerinden günlük 75 kuruş, ayda 3 lira prim ödeyerek iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı gündelikçi kadını sigortalayacaklar.Bu sayede, evde meydana gelecek kazada gündelikçi sakatlanırsa kendisine bu sigortadan dolayı iş göremezlik aylığı bağlanabilecek. 10 günden fazla gündelikçi çalıştıranlar ise her gün için 12.29 lira prim ödeyecek.

Hafta sonları dışarıda bırakıldığında ayda rakam 283 lira olacak. Eğer gündelikçi ilk defa sigortalı olarak çalışacaksa kadın istihdamından da yararlanabilirsiniz. Bu durumda günde 5.3 lira ödeyerek sigorta yaptırmak mümkün olabilecek.

Ayda 10 günden fazla çalıştırılan gündelikçileri sigortalamak isteğe bağlı değil, zorunlu olacak. Bu nedenle, sigorta yaptırmayanlara, brüt asgari ücret tutarında, yani bin 134 lira para cezası kesilecek.Bir evde bir ayda 10 günden az çalışanların iş kazası durumunda yardım alabilmesi için sigortasının kazadan 10 gün önce başlaması gerekiyor.
-Bir evde bir ayda 10 gün ve daha fazla çalışanlar nasıl sigortalı olacak? 
* Ev hizmetlerinde aynı gerçek kişi yanında 10 gün ve daha fazla çalışanların sigortalılık işlemleri kolaylaştırılacak.
* Bu kapsamda ev hizmetlerinde çalıştırılanlar için sadece ilk başta bir bildirim formu doldurularak kuruma verilecek ve ayrıca işe giriş bildirgesi, aylık prim hizmet belgesi vb. belgeler düzenlemeyecek. Kurumca belirlenen belgeyi vermeyenler hakkında bir aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacak.
-Bir evde bir ayda 10 günden az çalışanlar sigortalanacak mı?
* Ev hizmetlerinde aynı evde 10 günden az çalışanların iş kazası ve meslek hastalığı primleri ev sahiplerince asgari ücretin yüzde 2’si oranında kuponla ödenecek.
* Çalışanlar, istemeleri halinde adlarına yüzde 2 prim ödenen ay için 30 güne tamamlamak üzere emeklilik ve sağlık primini asgari ücretin % 32,5’i üzerinden ödeyebilecek. 
* Emeklilik ve sağlık priminin, iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin primin Kuruma geldiği ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmesi istenecek, bu süre içinde ödemeyenlerin hakkı düşecektir.
* 10 günden az çalışanları çalıştıranlar, SGK kapsamında işveren sayılmayacak.
* Primlerini ev hizmetlerinde çalışanlar kendileri ödediği için hastalık sigortası hariç diğer sigorta kolları uygulanacaktır.(isteğe bağlı sigortalılar,taksi ve dolmuş şoförleri, tarımda süreksiz çalışanlarda olduğu gibi)
* İş kazası ve meslek hastalığından sağlanan yardımlardan yararlanılabilmesi için sigortalılığın kaza tarihinden 10 gün önce başlamış olması şartı aranacaktır.
* GSS’den faydalanmaları için 30 gün prim ödemiş olmaları ve 60 günden fazla prim borcu olmaması ya da bu süreden fazlaya ilişkin prim borcunun taksitlendirilmesi şartı aranacaktır. 
* İş kazası durumunda bunları çalıştıranlar sorumlu tutulmayacaktır.
Türkiye’de 1 milyondan fazla kadın, ev hizmetlerinde (yemek, temizlik, çocuk, hasta, yaşlı bakımı vb.) çalışıyor. Tam rakamı bilemiyoruz zira bunların tamamına yakını kayıt dışı yani sigortasız çalıştırılıyor. Ev hizmetlerinde çalışanlar sadece ülkemizin değil, dünyanın da sorunu. Nitekim 2011 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü 189 sayılı Ev İşçileri İçin İnsana Yakışır İş sözleşmesini kabul etti. Türkiye’nin henüz onaylamadığı bu sözleşme, ev hizmetlerinde çalışanlar için sosyal güvenlik, sendikal haklar, sağlık ve iş güvenliği açısından asgari şartları düzenliyor.
Torba Kanun ne getirdi? Türkiye olarak ev hizmetlerinde çalışanlar için en son düzenlemeyi geçtiğimiz yıl Torba Kanun’la (6552) yaptık. 1 Nisan 2015’te yani önümüzdeki aybaşı yürürlüğe girecek bu düzenlemeye göre;
• Aynı kişi yanında ay içerisinde 10 gün ve daha fazla çalışanlar, ev sahipleri tarafından sigortalı yapılacak ve SGK’ya bildirilecek.
• Aynı kişi yanında ay içerisinde 10 günden az çalışanlar SGK’ya bildirilmeyecek. Bu çalışanlar kendileri isterse SGK’ya prim ödeyecekler.

Bu düzenlemenin hangi mantıkla yapıldığını anlamak gerçekten zor. Mesela neden 10 gün sınırı var? Ayrıca ev hizmetlerinde 10 günden az çalışan kişi kendisi SGK’ya nasıl prim ödeyecek? Bunun bir mantığı var mı? Örneğin ayda 5-6 gün temizliğe giden bir bayan, gidip SGK’ya prim ödeyebilir mi? Otobüs parasından aldığı ekmeğin sayısına kadar her şeyi hesap ederek yaşayan bu insanlar, bir de sigorta primini nasıl ödeyecek? Taze sıkılmış portakal suyunu yudumlarken bu mevzuatı yazan bürokrat arkadaş, acaba bu insanların yaşam koşullarını gördü mü?
1 Nisan’da ne olacak? Ne olacağını az çok tahmin edebiliyoruz. Bir kere evine haftada 3-4 gün ve ayda 10-12 gün hizmetli alan ev sahipleri, bu süreyi 10 günün altında tutmaya başlayacak. Böylece sosyal güvenlik açısından hiçbir yükümlülükleri olmayacak. Daha uzun süre hizmet almak zorunda olanlarsa, birden fazla kişi çalıştırmaya başlayacak ve yine sigorta priminden kurtulmuş olacak. Zira bir kişiyi evinizde 18 gün çalıştırmışsanız sigorta yapmak zorundasınız fakat iki ayrı kişiyi 9’ar gün çalıştırmışsanız bir kuruş prim ödemeniz gerekmiyor. Dolayısıyla üzerinde fazla düşünülmeden yapılan bu düzenleme, ‘piyasa’ tarafından anlamsızlaştırılmış olacak.
Çözüm nedir? Çözüm, öncelikle Türkiye’nin 189 sayılı Ev İşçileri İçin İnsana Yakışır İş sözleşmesini ve buna ilave olarak alınan 201 sayılı tavsiye kararını onaylamasıdır. Akabinde iş ve sosyal güvenlik mevzuatında değişiklik yapılarak, ev hizmetlerinde 10 gün sınırı aramaksızın herkesin zorunlu sigorta kapsamına alınmasıdır. Fakat ev sahiplerini bürokratik süreçlere boğmadan, kimi ülkelerde uygulanan kupon veya çek sistemiyle prim ödenmesi sağlanabilir. Ayrıca İŞKUR üzerinden temel iş sağlığı ve güvenliği eğitimi alanların, 6 ay veya 1 yıl primleri devlet tarafından karşılanabilir. Böylece hem bu kapsamda çalışanlar kayıt altına alınmış hem de temel sağlık ve güvenlik bilinci kazandırılmış olur.


GMSİ Beyanında ince noktalar................

AŞ de Sermaye Artışı

YENİ T.T.K. GÖRE ANONİM ŞİRKETLERDE SERMAYE ARTIRIMI- 01.07.2012 Tarihinde yürürlüğe girecek yeni Türk Ticaret Yasası ile yapılan önemli değişikliklerden birisi de, anonim şirketlerin sermaye artırımı ile ilgili hükümlerde yer alan düzenlemelerdir.Halen yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre nakdi sermaye artırımlarında aranmayan bloke, yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle, nakdi sermaye artırımlarında zorunlu  hale gelecektir.Yine sermaye artırımı işlemlerinde, işlem denetçisi raporu zorunluluğu da, uygulamaya yeni girecek hükümlerdendir.
GENEL HÜKÜMLER-1)İç kaynaklardan yapılan sermaye artırımları hariç, daha önceki sermayeyi teşkil eden payların nakdi bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye artırılamaz.
2) Sermayeye oranla önemli sayılmayacak tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez.     
3) Esas sermaye sistemini kabul etmiş bulunan anonim şirketlerde, sermaye artırımına genel kurul karar verir. Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan anonim şirketlerde sermaye artırımına yönetim kurulu karar verir.  
4) Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yapılacak belirlemeye göre, esas sözleşmeleri ve esas sözleşme değişiklikleri izne tabi sektörlerde faaliyette bulunan anonim şirketler, sermaye artırımı ile ilgili değişiklik metnini önceden hazırlayarak izin alırlar ve izinle birlikte genel kurulun onayına sunarlar. Genel kurul, izin alınmış metni değişiklik yaparak kabul ederse, değişiklik yapılan metnin de, tekrar izin için onaya sunulması gereklidir.                    5)Sermaye artırımı, sermaye artırımına karar veren organın genel kurul olması halinde genel kurul kararı tarihinden, karar veren organın yönetim kurulu olması halinde yönetim kurulu kararı tarihinden itibaren üç ay içinde tescil edilmek zorundadır. Üç içinde tescilin yapılmaması durumunda; genel kurul kararı, yönetim kurulu kararı ve izin gerektiren şirketlerde alınan izinler geçersiz hale gelir. Bu takdirde, sermaye artırımı ile ilgili olarak bankaya yatırılmış tutarlar sahiplerine iade edilir.
YÖNETİM KURULUNUN BEYANI-Sermaye artırımı yapacak anonim şirketin yönetim kurulu tarafından sermaye artırımının türüne göre bir beyan imzalanır. İmzalanacak olan beyan, bilgiyi açık, eksiksiz, doğru ve dürüst bir şekilde verme ilkesine göre hazırlanır.Yönetim kurulunca imzalanacak beyanda;
a)Nakdi sermaye konuluyorsa, artırılan kısmın tamamen taahhüt edildiği, kanun veya esas sözleşme gereğince ödenmesi gereken tutarın ödendiği, ayni sermaye konuluyor veya bir ayın devir alınıyorsa bunlara verilecek karşılığın uygun olduğu, varsa, yasanın 349.uncu maddesinde yer alan "kurucular beyanı" metninin içeriğinde yer verilen hususlara ilişkin bilgiler, devralınan ayni sermaye, aynın türü, değerlendirmenin yöntemi, isabeti ve haklılığı, bir borcun takası söz konusu ise, bu borcun varlığı, geçerliliği ve takas edilebilirliği, sermayeye dönüştürülen fonun veya yedek akçenin serbestçe tasarruf olunabilirliği, gerekli organların ve kurumların onaylarının alındığı, kanuni ve idari gerekliliklerin yerine getirildiği, rüçhan hakları sınırlandırılmış veya kaldırılmışsa bunun sebepleri, miktarı ve ödeme oranı, kullanılmayan rüçhan haklarının kimlere, niçin, ne fiyatla verildiği hakkında belgeli ve gerekçeli açıklamalar yer alır.
b)İç kaynaklardan yapılan sermaye artırımının hangi kaynaklardan karşılandığı, bu kaynakların gerçekliği ve şirket mal varlığı içinde var oldukları konusunda garanti verilir.                                                                           
c)Şartlı sermaye artırımı söz konusu ise, bunun kanuna uygunluğu belirtilir.                                                
d) Sermaye artırımını inceleyen işlem denetçisi ile sermaye artırımı ile ilgili olarak hizmet sunanlara ve diğer kimselere ödenen ücretler, sağlanan menfaatler hakkında, emsalleriyle karşılaştırma yapılarak bilgi verilir.
 İŞLEM DENETÇİSİNİN DENETLEME RAPORU-Yönetim kurulu tarafından atanmış bir işlem denetçisi sermaye artırımı ile ilgili olarak bir rapor düzenler.İşlem denetçisi tarafından verilecek olan bu raporda; sermaye artırım işlemlerine ve yönetim kurulu beyanına ilişkin inceleme ve denetlemelerin sonuçları açıkça gösterilir. İşlem denetçisi raporunda, Türk Ticaret Yasasına ve Türkiye Muhasebe Standartlarına uygunluk veya aykırılık hususlarında görüş açıklanır.Yasanın 458.inci maddesinde, anonim şirketlerin kuruluşunda işlem denetçisi raporu ile ilgili 351.inci madde hükmünün kıyas yoluyla uygulanacağı düzenlemesi yer almış olup; kıyas yoluyla sermaye artırımına da uygulanacak 351.madde metni aşağıdaki gibidir. 
Madde 351-İşlem denetçisi raporu.-"Şirketin kuruluşuna ilişkin denetleme raporu bir veya birkaç işlem denetçisi tarafından verilir. İşlem denetçisi kuruluş  raporunda, payların tamamının taahhüt edildiğini; kanunda veya esas sözleşmede öngörülmüş bulunan pay bedellerinin en az tutarlarının kanuna uygun olarak bankaya yatırıldığını; buna ilişkin banka mektubunun kuruluş belgeleri arasında yer aldığını; bu yükümlülüğün herhangi bir şekilde dolanıldığına ilişkin bir belirti bulunmadığını; ayni sermaye ve devralınan ayınlar için mahkemece atanan bilirkişilerce değerleme yapıldığını, mahkemece bir kararla onaylanan raporun dosyaya sunulduğunu; kurucu menfaatlerinin kanuna uygun olduğunu; kurucular beyanı ile ilgili açık bir uygunsuzluğun, aşırı değerlemenin, işlemlerde görünür bir yolsuzluğun bulunmadığını ve diğer kuruluş belgelerinin mevcut olduğunu, gerekli noter onaylarının ve izinlerin alındığını gerekçeleriyle ve hesap verme ilkesinin gereklerine uygun olarak açıklar."

SERMAYE ARTIRIMI TÜRLERİ
a)Sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımı,
b)İç Kaynaklardan sermaye artırımı,
c)Şarta bağlı sermaye artırımı,
SERMAYE TAAHHÜDÜ YOLUYLA SERMAYE ARTIRIMI-Sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımının, esas sermaye sistemi ve kayıtlı sermaye sistemi ne tabi anonim şirketler için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.

ESAS SERMAYE SİSTEMİNE TABİ ANONİM ŞİRKETLERDE SERMAYE TAAHHÜDÜ YOLUYLA SERMAYE ARTIRIMI-Artırılmak istenilen sermaye tutarının tamamı, ya sermaye artırımı ile ilgili esas sözleşme değişiklik metninde, ya da iştirak taahhütnameleri ile taahhüt edilir.İştirak taahhüdü, sermaye artırımında, rüçhan hakkını kullanmak isteyen şirket ortakları tarafından ve bunların rüçhan haklarını kullanmamaları durumunda, sermaye artırımına iştirak etmek isteyenler tarafından, kayıtsız, şartsız ve yazılı olarak yapılır.İştirak taahhütnamesi, taahhütnamenin verilmesine sebep olan sermaye artırımı belirtilerek; taahhüt edilen payların sayılarını, itibari değerlerini, cinslerini, gruplarını, peşin ödenen tutarları, taahhüde bağlı olunulan süreyi ve varsa çıkarma primi ile taahhüt sahibinin imzasını içerir.  Esas sermaye sistemini uygulayan anonim şirketlerde; sermaye artırımında nakden taahhüt edilen sermaye tutarının yüzde yirmi beşi, sermaye artırımın tescilinden önce bir bankada açtırılacak hesaba yatırılır. Bankada bloke edilen bu tutar, sermaye artırımının yasa çerçevesinde gerçekleştiğini belirten bir Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına istinaden sadece şirkete ödenir.Sermaye artırımın yasada öngörülen sürede ve şekilde gerçekleşmemesi durumunda, bankaya bloke edilen paralar, paraları yatıran ve taahhütte bulunan iştirak sahiplerine iade edilir.Sermaye artırımında, ayni sermaye bulunması durumunda; devralınacak ayın ile ilgili olarak, asliye ticaret mahkemesi tarafından atanmış bilirkişi marifetiyle aynın değerlemesi yapılır ve bu değer üzerinden aynın sahiplerine pay senedi verilir.Yasanın halka arz edilecek paylara ilişkin olarak, anonim şirketin kuruluş bölümü hükümleri arasında yer alan 346 ve 347.inci maddesi hükümlerinin kıyas yoluyla sermaye artırımı işlemine de uygulanacağı, yasanın 459/3 numaralı bendinde hüküm altına alınmış olup;
346 ve 347.inci madde metinleri başlıkları ile birlikte aşağıdaki gibidir:
Halka arz edilecek paylar-MADDE 346- (1) Esas sözleşmede taahhüt edilmiş olup da taahhüt sahiplerince, şirketin tescilinden itibaren en geç iki ay içinde halka arz edileceği esas sözleşmede belirtilmiş ve ayrıca garanti edilmiş bulunan nakdî payların karşılıkları satıştan elde edilen gelirden ödenir. Pay senetlerinin halka  arz edilmesi sermaye  piyasası  mevzuatına göre  yapılır. Satış süresinin sonunda, payların itibarî değerlerinin, varsa çıkarma priminin karşılığı şirkete, giderler düştükten sonra kalan tutar ise, pay senetlerini halka arz eden pay sahiplerine ödenir.
(2) Halka arz edilip de süresinde satılmayan payların bedellerinin tamamı, süresinde halka arz edilmeyen payların bedellerinin ise, yüzde yirmi beşi iki aylık süreyi izleyen üç gün içinde ödenir.
Primli paylar-MADDE 347- (1) İtibarî değerinden aşağı bedelle pay çıkarılamaz. Payların itibarî değerinden yüksek bir bedelle çıkarılabilmeleri için esas sözleşmede hüküm veya genel kurul kararı bulunmalıdır.

KAYITLI SERMAYE SİSTEMİNE TABİ ANONİM ŞİRKETLERDE SERMAYE TAAHHÜDÜ YOLUYLA SERMAYE ARTIRIMI-Kayıtlı sermaye sistemini uygulayan, halka açık olmayan anonim şirketlerde, şirketin kuruluşunda veya daha sonra yapılacak esas sözleşme değişiklikleri ile, beş yıl süre ile geçerli olmak üzere, şirket esas sözleşmesinde belirlenen sermaye tavanına kadar sermayeyi artırma yetkisi, şirket yönetim kuruluna tanınabilir. Yönetim kuruluna böyle bir yetkinin verilmiş olduğu şirketlerde yönetim kurulu, sermaye artırımını yasada öngörülen hükümler çerçevesinde ve esas sözleşmede öngörülen yetki sınırları içinde gerçekleştirebilir.Sermayenin artırılabilmesi için, yönetim kurulu, şirket esas sözleşmesinin sermayeye ilişkin hükümlerinin,  Sanayi ve Ticaret Bakanlığından izin alınması gerekmesi halinde, esas sözleşmenin izin alınmış şekillerini, sermayenin artırılmasına ilişkin kararını, imtiyazlı paylara ve rüçhan haklarına ilişkin sınırlamaları, prime dair kayıtları ve bunun uygulanması hakkındaki kuralları, şirket esas sözleşmesinde öngörüldüğü şekilde ilan eder ve internet sitesinde yayımlar.Yönetim kurulu, bu kararında, artırılan sermayenin tutarını, çıkarılacak yeni payların itibari değerlerini, sayılarını, cinslerini, primli ve imtiyazlı olup olmadıklarını, rüçhan haklarının sınırlandırılıp sınırlandırılmadığını, kullanılma şartları ile süresini belirtir ve bu hususlarla ilgili olarak kamuyu aydınlatma ilkesi uyarınca gerekli olan diğer konularda bilgi verir.Kayıtlı sermaye sistemini uygulayana anonim şirketlerde, artırılmak istenilen sermaye tutarının tamamı, ya sermaye artırımı ile ilgili esas sözleşme değişiklik metninde, ya da iştirak taahhütnameleri ile taahhüt edilir.
İştirak taahhüdü, sermaye artırımında, rüçhan hakkını kullanmak isteyen şirket ortakları tarafından ve bunların rüçhan haklarını kullanmamaları durumunda, sermaye artırımına iştirak etmek isteyenler tarafından, kayıtsız, şartsız ve yazılı olarak yapılır.İştirak taahhütnamesi, taahhütnamenin verilmesine sebep olan sermaye artırımı belirtilerek; taahhüt edilen payların sayılarını, itibari değerlerini, cinslerini, gruplarını, peşin ödenen tutarları, taahhüde bağlı olunulan süreyi ve varsa çıkarma primi ile taahhüt sahibinin imzasını içerir.
Kayıtlı sermaye sistemini uygulayan anonim şirketlerde; sermaye artırımında nakden taahhüt edilen sermaye tutarının yüzde yirmi beşi, sermaye artırımın tescilinden önce bir bankada açtırılacak hesaba yatırılır. Bankada bloke edilen bu tutar, sermaye artırımının yasa çerçevesinde gerçekleştiğini belirten bir Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına istinaden sadece şirkete ödenir.Sermaye artırımın yasada öngörülen sürede ve şekilde gerçekleşmemesi durumunda, bankaya bloke edilen paralar, paraları yatıran ve taahhütte bulunan iştirak sahiplerine iade edilir.
Sermaye artırımında, ayni sermaye bulunması durumunda; devralınacak ayın ile ilgili olarak, asliye ticaret mahkemesi tarafından atanmış bilirkişi marifetiyle aynın değerlemesi yapılır ve bu değer üzerinden aynın sahiplerine pay senedi verilir.
Sermaye artırımında, yönetim kurulunun, imtiyazlı veya itibari değerinin üzerinde pay çıkarabilmesi ve pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını sınırlandırabilmesi için, şirket esas sözleşmesiyle yetkilendirilmiş olması şarttır.
Yönetim kurulu kararlarının aleyhine, pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri, genel kurul kararlarının iptal sebepleri ile ilgili yasanın 445.maddesinde öngörülen sebeplerin varlığı halinde kararın ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde iptal davası açabilirler. Açılacak olan bu davaya 448 ila 451.inci maddelerin kıyas yoluyla uygulanacağı yasanın 460.ıncı maddesinde hüküm altına alınmış olup; ilgili maddelerin metinleri başlıkları ile birlikte aşağıdaki gibidir. Genel kurul kararlarının iptali
I - İptal sebepleri-MADDE 445- (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren 3ay içinde,şirket merkezinin bulunduğu yerde asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.
II - İptal davası açabilecek kişiler-MADDE 446- (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, 
b)Toplantıda hazır bulunsun/bulunmasın,olumsuz oy kullanmış olsun/olmasın;çağrının usulüne göre yapılmadığını,gündemin gereği gibi ilan edilmediğini,genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını,genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların  kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c) Yönetim kurulu,
d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri,
iptal davası açabilir.
Çeşitli hükümler-I - İlan, teminat ve kanun yolu-MADDE 448- (1) Yönetim kurulu iptal veya butlan davasının açıldığını ve duruşma gününü usulüne uygun olarak ilan eder ve şirketin internet sitesine koyar.
(2) İptal davasında üç aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden önce duruşmaya başlanamaz. Birden fazla iptal davası açıldığı takdirde davalar birleştirilerek görülür.
(3) Mahkeme, şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın nitelik ve miktarını mahkeme belirler.
II - Kararın yürütülmesinin geri bırakılması-MADDE 449- (1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme,yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra,dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.
III - Kararın etkisi-MADDE 450- (1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır.
IV - Kötüniyetle iptal ve butlan davası açanların sorumluluğu-MADDE 451- (1) Genel kurulun kararına karşı, kötü niyetle iptal veya butlan davası açıldığı takdirde, davacılar bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumludurlar.
Sermaye Piyasası yasasının halka açık anonim şirketlere ilişkin hükümleri saklıdır.

SERMAYE TAAHHÜDÜ YOLUYLA SERMAYE ARTIRIMINDA ORTAKLARIN RÜÇHAN HAKLARI Anonim şirketler tarafından yapılacak sermaye artırımlarında, sermaye artırımından önce şirkette pay sahibi olmuş her ortak, mevcut paylarının sermayeye oranını koruyacak şekilde, artırılan sermayeden pay alma hakkına sahip olup; buna rüçhan (öncelik) hakkı denir.Pay sahibinin rüçhan hakkı, genel kurulun sermayenin artırımına ilişkin kararında, ancak haklı sebepler bulunduğunda sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Genel kurulda rüçhan haklarının sınırlandırılması veya kaldırılması ile ilgili kararın, esas sermayenin yüzde atmışının olumlu oylarıyla alınmış olması, rüçhan haklarının sınırlandırılması veya kaldırılması ile ilgili genel kurul kararının geçerliliği için şarttır.
Rüçhan haklarının sınırlandırılması veya kaldırılması ile ilgili genel kurul kararlarında;
•a)      Halka arz, 
•b)      İşletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınması,
•c)      İşçilerin şirkete katılmaları,Haklı sebepler olarak addolunur.
 Kayıtlı sermaye sistemini uygulayan anonim şirketlerde, rüçhan haklarının sınırlandırılması veya kaldırılması kararı şirket yönetim kurulu tarafından alınır. Yönetim kurulu, rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının gerekçelerini, yeni payların primli ve primsiz çıkarılmasının sebeplerini, primin nasıl hesaplandığını bir rapor ile açıklar. Yönetim kurulunun bu raporu da Ticaret Siciline tescil ve ilan olunur.


Rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının uygulanmayacağı sermaye artırımlarında, şirket yönetim kurulu, rüçhan haklarını kullanmak isteyen ortakların, yeni pay alma haklarının kullanabilmelerinin esaslarını bir karar ile belirler ve bu kararda pay sahiplerine en az on beş günlük süre verir.
Yönetim kurulunun bu kararı, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan olunur. Ayrıca, tirajı en az elli bin olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan bir gazetede ilan olunur. Karar, şirketin internet sitesine de konulur. Şirket ortakları, kendilerine ait rüçhan haklarını, kendilerine tanınan süre içinde devredebilirler. Şirket, rüçhan hakkı tanıdığı pay sahiplerinin, bu haklarını kullanmalarını, nama yazılı payların devredilmelerinin esas sözleşmeyle sınırlandırılmış olduğunu ileri sürerek engelleyemez.

İÇ KAYNAKLARDAN SERMAYE ARTIRIMI-
Anonim şirketler, bilançolarında yer alan;
a)Şirket esas sözleşmesiyle ve genel kurul kararıyla ve belirli bir amaca özgülenmiş yedek akçelerini,
b)Kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımlarını,
c)Mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonları,sermaye dönüştürerek iç kaynaklardan sermaye artırımı yapabilirler.İç kaynaklardan yapılacak sermaye artırımında, sermayenin artırılan kısmının şirket iç kaynaklarında gerçekten var olduğu, onaylanmış yıllık bilanço ve sermaye artırımı ile ilgili denetim yapan işlem denetçisi raporu ile açık ve yazılı olarak doğrulanır.Bilanço tarihinin üzerinden altı ay geçtikten sonra yapılacak iç kaynaklara dayalı sermaye artırımında, yeni bir bilanço çıkarılması ve çıkarılan bu bilançonun işlem denetçisi tarafından onaylanması şarttır.Bilançoda mevzuatın sermayeye eklenmesine izin verdiği fonların bulunması halinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırımı yapılamaz. Ancak, hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi, hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırımı yapılabilir.Sermaye artırımı, esas sermaye sistemini uygulayan anonim şirketlerde genel kurul kararının, kayıtlı sermaye sistemini uygulayan anonim şirketlerde ise, yönetim kurulu kararının, şirket esas sözleşmesinin ilgili maddelerinin değişik şeklinin birlikte tescil edilmesiyle kesinleşir.Tescil ile, o anda mevcut pay sahipleri, mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz payları kendiliğinden iktisap ederler.Bedelsiz paylar üzerindeki hak kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz, bu haktan vazgeçilemez.

ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMI-Anonim şirket genel kurulu, şirketin yeni çıkardığı tahviller veya benzeri borçlanma araçları nedeniyle, şirketten veya topluluk şirketlerinden alacaklı olanlara veya şirket çalışanlarına, şirket esas sözleşmesinde değiştirme veya alım haklarını kullanmak suretiyle yeni payları edinme hakkı tanıyabilir. Bu işlem şirket sermayesinin şarta bağlı olarak artırılması anlamı taşımaktadır.Şirketin esas sermayesi,değiştirme veya alım hakkı kullanıldığı ve sermaye borcu takas/ödeme yoluyla yerine getirildiği anda ve ölçüde kendiliğinden artar.

ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMININ SINIRLARI-Bu yolla artırılan sermayenin toplam itibari değeri sermayenin yarısını aşamaz.Şartlı sermaye artırımında yapılan ödeme, en az, nominal değere eşit olmalıdır.

ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMINDA ESAS SÖZLEŞMEDEKİ DAYANAK-
Şarta bağlı olarak yapılacak sermaye artırımında şirket esas sözleşmesi;
a)Şarta bağlı sermaye artırımının itibari değerini,
b)Payların sayılarını, itibari değerlerini, türlerini,c)Değiştirme veya alım hakkından yararlanabilecek grupları, d)Mevcut pay sahiplerinin rüçhan haklarının kaldırılmış bulunduğunu ve bunun miktarını,
e)Belli pay gruplarına tanınacak imtiyazları,
f)Yeni nama yazılı payların devrine ilişkin sınırlamaları,içerir.
Tahviller ve benzeri borçlanma araçlarına bağlı değiştirme veya alım hakları içeren tahviller veya benzeri borçlanma araçları, öncelikle pay sahiplerine önerilmiyorsa, şirket esas sözleşmesi ayrıca;
a)Değiştirme veya alım haklarının kullanılma şartlarını,
b)İhraç bedelinin hesaplanmasına ilişkin esasları,da açıklar.
Şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin esas sözleşme hükmünün tescilinden önce tanınmış bulunan değiştirme ve alım hakları batıldır.

ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMINDA PAY SAHİPLERİNİN KORUNMASI-Şarta bağlı sermaye artırımında, tahvillere ve benzeri borçlanma araçlarına bağlı olarak değiştirme ve alım hakları içeren pay senetleri ihraç edildiği takdirde, bunlar öncelikle, mevcut payları oranında rüçhan haklarını kullanmaları için şirketin pay sahiplerine önerilir.Bu önerilmeye muhatap olma hakkı, haklı sebeplerin varlığında kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir.Şarta bağlı sermaye artırımı için gerekli olan rüçhan ve önerilmeye muhatap olma haklarının kaldırılması veya sınırlandırılmasından dolayı, hiç kimse haklı görülmeyecek bir şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.

ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMINDA DEĞİŞTİRME VEYA ALIM HAKKINI HAİZ BULUNAN KİŞİLERİN KORUNMASI-Kendilerine nama yazılı payları iktisap etme hakkı tanınmış bulunan değiştirme veya alım hakkını haiz alacaklılar veya şirket çalışanları,  bu tür payların devrinin sınırlandırılmış olduğu gerekçesiyle, söz konusu hakları kullanmaktan engellenemezler. Bu hususun izahnamede veya şirket esas sözleşmesinde saklı tutulmuş olduğu haller istisnadır.Değiştirme veya alım hakları, sermaye artırımı yapılması, yeni değiştirme veya alım hakları tanınması veya başka bir yolla kayba uğratılamaz. Değiştirme fiyatı indirilmiş veya hak sahiplerine uygun bir denkleştirme sağlanmış ya da aynı şekilde pay sahiplerinin de haklarının kayba uğratılmış olduğu haller istisnadır.

ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMINDA HAKLARIN KULLANILMASI, SERMAYE TAAHHÜDÜ Değiştirme ve alım hakları, şirket esas sözleşmesinin şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükmüne gönderme yapan yazılı bir beyan ile kullanılır. Yasal mevzuat, ihraç izahnamesinin yayımlanmasını gerekli gördüğü takdirde, buna da göndermede bulunulur.Sermaye taahhüdünün ifası, para yatırılması veya takas yoluyla bir mevduat veya katılım bankası aracılığıyla gerçekleştirilir.Pay sahipliği hakları, sermaye taahhüdünün ifası ile doğar.

ŞARTLI SERMAYE ARTIRIMINDA İŞLEM DENETÇİSİ RAPORU Hesap döneminin kapanmasından sonra veya yönetim kurulunun istemi üzerine daha önce, bir işlem denetçisi tarafından verilecek raporla, payların ihracının kanuna, şirket esas sözleşmesine ve gereğinde izahnameye uygun olup olmadığı denetlenir ve uygunluk halinde işlem denetçisi bu uygunluğu yazılı olarak doğrular.

ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMINDA ESAS SÖZLEŞMENİN UYGUN DURUMA GETİRİLMESİ  İşlem denetçisinin yazılı doğrulamasını aldıktan sonra, yönetim kurulu, sermaye artırımı beyannamesinde, yeni çıkarılan payların sayısını, itibari değerini, türlerini, belirli gruplara tanınan imtiyazları veya hesap dönemi sonundaki veya denetleme tarihindeki sermayenin durumunu belirler.Yönetim kurulu şirket esas sözleşmesini mevcut duruma uyarlar. Yönetim kurulu beyannamede, denetleme doğrulamasının kanunda öngörülen bilgileri içerdiğini tespit eder.

ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMININ TİCARET SİCİLİNE TESCİLİ Şirket yönetim kurulu, hesap döneminin kapanmasından itibaren en geç üç ay içinde, şirket esas sözleşmesi değişikliğini ticaret siciline tescil ettirir. Sermaye artırımına ilişkin yönetim kurulu beyannamesi ile işlem denetçisinin denetleme doğrulaması da Ticaret Siciline tevdi olunur.

ŞARTA BAĞLI SERMAYE ARTIRIMININ ŞİRKET ESAS SÖZLEŞMESİNDEN ÇIKARILMASI Şartlı sermaye artırımı ile ilgili olarak, değiştirme ve alım hakları sona erip bu husus işlem denetçisi tarafından bir raporla doğrulanınca, şirket yönetim kurulu, şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükmü esas sözleşmeden çıkarır.Yönetim kurulu beyannamede, işlem denetçisi tarafından verilen denetim raporunun gerekli kayıtları içerdiğini tespit eder. Şarta bağlı sermaye artırımı hükmü Ticaret Sicilinden de silinir.

SONUÇ  
01.07.2012 Tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni Türk Ticaret Yasasında, anonim şirketlerin sermaye artırımlarında halen yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre önemli denilebilecek değişiklik düzenlemeleri yer almaktadır. Nakdi sermaye artırımlarının yüzde yirmi beşinin sermaye artırımının tescilinden önce bir bankada bloke edilmesi, kalan sermaye taahhüdünün ödeme süresinin üç yıldan iki yıla indirilmesi, gerek sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımı, gerek iç kaynaklardan sermaye artırımı ve gerekse şarta bağlı olarak yapılacak sermaye artırımlarında işlem denetçisinin denetleme ve doğrulamasının aranılması bu yeniliklerden hemen akla gelenleridir.
Yine, şirket bilançosunda, ilgili mevzuatın sermayeye eklenmesine izin verdiği fonların bulunması halinde, bu fonlar sermayeye eklenmeden, sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımı yapılamayacaktır. Ancak eş zamanlı olarak hem fonlar sermayeye eklenip, hem de nakden sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımı yapılabilecektir.
Sermaye artırımı ile ilgili olarak yapılan değişikliklerin sonuçlarını ve piyasalara etkilerini, yasanın yürürlüğe girmesiyle hep beraber göreceğiz.

 Hayrul Kayar

6 Mart 2015 Cuma

SGDP-GV Beyanı Hak Özelge.

T.C.
İSTANBUL VALİLİĞİ
İl Defterdarlığı
           Vasıtasız Vergiler Gelir Müdürlüğü
Sayı   : B.07.4.DEF.0.34.11/GVK-89/1

İlgide kayıtlı dilekçenizde, Limited şirketi hissedarı olmanızdan dolayı Bağkur Emekli maaşınızdan Sosyal Güvenlik Destek Primi kesintisi yapılmakta olduğunu belirterek, bu kesintilerin hissenize düşen vergilerden mahsubunun yapılıp, yapılmayacağını sormaktasınız.   

            Bilindiği üzere; 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 24.maddesinde sigortalı sayılacaklar belirlenmiş, (a) bendinde Esnaf ve Sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna uygun olarak kayıtlı olanlar...” hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanunun 26.maddesinin birinci fıkrasında ise, “...Bu kanuna göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Üç ay içinde kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalılar kurumca re’sen kayıt ve tescil edilir” hükmü yer almıştır.  

            Diğer taraftan; aynı Kanunun 49.maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu kesenek ve primlerin tümü, yıl içinde ödenmek kaydıyla vergi uygulamasında gider olarak gösterilebilir.” denilmektedir.  

            Öte yandan, 4956 sayılı Kanunun 44.maddesiyle, 1479 sayılı Kanunun ek 20.maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aşağıdaki fıkra üçüncü fıkra olarak maddeye eklenmiştir. 

            Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyeti devam edenlerden, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir. 

            Diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar çalışmaya başladıkları ayı takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil bu Kanunun 50.maddesine göre belirlenen 12.gelir basamağının % 10’u oranında sosyal güvenlik destek primi öderler. Sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerden bu Kanunun yayım tarihinden önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ise mükellefiyetin başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlar ile Kurumca tespit edilemeyenlerden sosyal güvenlik destek primi, 53.maddeye göre hesaplanarak tahsil edilir....”hükmü yer almıştır.
            Öte yandan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89.maddesinde; 

            Mükellefler yıllık beyanname ile bildirecekleri gelirlerden aşağıdaki indirimleri yapabilirler. 

            1- (4697 sayılı Kanunun 7.maddesiyle değişen bent) (7.10.2001 tarihinden geçerli olmak üzere) Beyan edilen gelirin % 10’unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta primleri için, beyan edilen gelirin % 5’ini) ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla, mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleri ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları (Sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye’de kain ve merkezi Türkiye’de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde akdedilmiş olması, prim ve katkı tutarlarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması ve ücret geliri elde edenlerin ücretlerinin safi tutarının hesaplanması sırasında ayrıca indirilmemiş bulunması şartıyla; eşlerin veya çocukların ayrı beyanname vermeleri halinde, bunlara ait prim ve katkı payları kendi gelirlerinden indirilir.), 

            Diğer taraftan 110 No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde de 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu kapsamına giren ticaret erbabı ile serbest meslek erbabının ödedikleri Bağ-Kur primlerini anılan tebliğde belirtilen esaslar dahilinde ticari veya mesleki kazançları dolayısıyla verecekleri yıllık beyannamede gösterdikleri gelirden indirebilecekleri açıklanmış bulunmaktadır. 

            Bu hükümlere göre, 1479 sayılı Kanun gereğince ödemekte olduğunuz sosyal güvenlik destek primlerinin gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması şartıyla yıllık gelir vergisi beyannamesinde sadece serbest meslek faaliyeti veya ticari faaliyetiniz sonucu elde ettiğiniz ticari kazancınızdan veya serbest meslek kazancınızdan indirilmesi mümkün bulunmaktadır. Ayrıca söz konusu primlerin bu gelir unsurları dışında kalan diğer gelirlerinizden indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.  

Bilgi edinilmesini rica ederim. 

16 Şubat 2015 Pazartesi

ANONİM ŞİRKET Mİ, LİMİTED ŞİRKET Mİ?



Uzun yıllardır hep sorulur; limited şirket mi kuralım yoksa anonim şirket mi?  Özellikle esnaflık ölçülerinden şirkete geçişte hemen herkes bir limited şirket kurardı.

Çünkü, limited iki kişi ile kurulabiliyor ama anonim şirket için beş kişi gerekiyordu. Anonim şirkette 3 kişilik yönetim kurulu olması gerekiyordu. Her sene genel kurul yapılması gerekiyordu. İşte bu yüzden anonim şirket zor şirket olarak bilinirdi.
Ancak, yeni TTK’nın  yürürlüğe girmesiyle, anonim ve limited şirket arasında kuruluş ve yönetme bakımından bazı farklılıklar da ortadan kalktı.
Yeni yasaya göre her iki şirket türü de tek kişi ile kurulabiliyor, tek kişi yönetim kurulu olabiliyor ve her ikisinde de genel kurul zorunlu. Yani eskiden olan farklılıklar ortadan kalktı.
Hatta anonim şirkette; vergisel, hisse devir işlemleri, ortak hukuki sorumlulukları ve sair hususlarda, limited şirkete göre bazı avantaj ve kolaylıklar meydana gelmiştir.
Yazımızın konusu anonim şirketlerin limited şirketlere göre avantajlı yönleri olup, şirketleri karşılaştırmak yerine anonim şirketin üstünlüklerine değineceğiz.
Bir kere yeni yasaya göre anonim şirket, bir kişi ile kurulabileceği gibi, bir kişilik yönetim kurulu ile de yönetilebilecek. Hatta daha önce zorunlu olarak çok ortaklı kurulmuş olan şirketlerde, fiktif ortaklardan kurtulabilecekler. Yani ortak sayısını azaltabilirler.
Yeni kuracaklar ise direkt tek ortaklı anonim ya da limited şirket kurabilecekler. Ayrıca limited şirketlere de genel kurul zorunluluğu geldiğinden, limited şirketin pek avantajı kalmamıştır.
Bu açıklamalara göre anonim şirketlerin, limited şirkete nazaran avantajlı yönleri şöyle sıralamak mümkün;
1- Yeni yasaya göre, bir kişi ile bile anonim şirket kurulabilecek.
2- Tek kişi bile yönetim kurulu olabileceği gibi, dışarıdan  atanan bir kişi de yönetim kuruluna seçilebilir.
3- Anonim şirkette; ortaklar taahhüt ettikleri sermaye tutarı kadar şirkete sorumludurlar.
4- Anonim şirket hisse devirlerinin, noter huzurunda yapılmasına gerek yoktur.
5- Anonim şirket hisse devirlerinin Ticaret Sicilinde tesciline ve ticaret sicili gazetesinde yayımlanmasına gerek yoktur. Limited şirkette bu zorunluluklar var.
6- Anonim şirkette ortaklar, bastırılmış hisse senedini, ciro edip, senedi o kişiye vermek suretiyle başkalarına kolayca devredebilecekler.
7- Anonim şirketler hisse senedi bastırdıkları için, hisselerini iktisaptan 2 yıl geçtikten sonra satmaları halinde, şirket ortaklarına değer artışından dolayı vergi salınmaz.
8- Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olmayan ortaklarının kamu borçlarından dolayı sorumluluğu yoktur. Limited şirketlerde ise her ortak hissesi oranında sorumludur.
9- Anonimler halka açılabilir ve ödünç para temini amacıyla tahvil çıkarabilirler.
10- Karar alma nisapları, anonim şirkette daha azdır. Mesela ana sözleşme değişikliği gibi bazı değişiklikleri; esas sermayeyi oluşturan ortakların yarısının toplantıya katılması halinde katılanların oy çokluğuyla karar verilebilir. Limitetlerde böyle değildir.
11- Limited şirket hisse devirlerinde; beher imza için ayrı binde 0,99’dan toplam binde 1,98 devir harcı, ayrıca alandan satandan ayrı binde 8,25’den toplam binde 16,5 damga vergisi masrafı, noter masrafı vb giderler varken, anonim şirket devirlerinde hiçbir masraf yoktur.
Yapılacak işe ve işin çapına göre bazı işlerin mutlaka anonim şirket şeklinde yapılabileceği ve diğer bazı avantajlarını daha araştırarak bulmak mümkün.
Bunlar, ilk göze çarpan ve KOBİ standartlarında önemli avantajlardır.
Limited şirketler yeni kanuna göre,  anonim şirkete dönüşmek suretiyle bu  avantajlı durumdan faydalanılabilirler.
Görüldüğü üzere; şirketlerin tek ortakla kurulabilmesinin olanaklı hale gelmesiyle birlikte, anonim şirket türü daha avantajlı hale gelmiştir.
YMM Hüseyin BOZKURT

12 Şubat 2015 Perşembe

BAZI ALACAKLARIN 6552 SAYILI KANUN KAPSAMINDA YAPILANDIRILMASINA DAİR İÇ GENELGE (Seri No: 2015/1)

T.C.MALİYE BAKANLIĞI-Gelir İdaresi Başkanlığı
Sayı     : 87893753-010.06.01[36-06]-11294                                                    11/02/2015

BAZI ALACAKLARIN 6552 SAYILI KANUN KAPSAMINDA YAPILANDIRILMASINA DAİR İÇ GENELGE
(Seri No: 2015/1)

................. VALİLİĞİNE
(Defterdarlık:Gelir Müdürlüğü)-................. VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
  
Bilindiği üzere, 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 73 üncü maddesinin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla yayımlanan 1 Seri No.lu Bazı Alacakların 6552 Sayılı Kanun Kapsamında Yeniden Yapılandırılmasına Dair Genel Tebliğin "I/B-1. BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ" başlıklı bölümünde, vergi dairelerine olan borçları için madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bağlı bulundukları vergi dairesine doğrudan başvurabilecekleri gibi posta yoluyla veya Başkanlığımız internet adresi üzerinden başvuruda bulunabilecekleri; birden fazla vergi dairesine olan borçlar için Kanundan yararlanma talebinde bulunulması halinde, her bir vergi dairesine ayrı ayrı başvurulması gerektiği düzenlenmiştir.

Ancak, Başkanlığımıza intikal eden olaylardan;

1- Birden fazla vergi dairesine borcu olan mükelleflerden bazılarının, 6552 sayılı Kanunun 73.md den yararlanmak üzere sadece bir vergi dairesine yazılı olarak müracaatta bulundukları, diğer vergi dairelerine yazılı olarak müracaatta bulunmadıkları veya başvurularını borçlu oldukları vergi daireleri dışındaki vergi dairelerine yapmaları nedeniyle Kanunun 73.md sinin getirdiği imkanlardan yararlanamadıkları,

2- 2014/2 Seri No.lu Bazı Alacakların 6552 Sayılı Kanun Kapsamında Yapılandırılmasına Dair İç Genelgenin"A-BAŞVURULARA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR" başlıklı bölümünde "1. Muhtelif kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları, kanuni temsilciler, yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler gibi amme borçlusu sayılan kişilerin madde hükümlerinden yararlanmak için elektronik ortamda başvuruda bulunmaları mümkün değildir." düzenlemesine yer verilmiş olmasına rağmen, borçluların sorumlu oldukları borçlarını yapılandırmak amacıyla Başkanlığımız internet adresi üzerinden başvuruda bulundukları,
anlaşılmıştır.

6552 sayılı Kanunun 73 üncü maddesi ile kesinleştiği halde süresinde ödenmeyen amme alacaklarının herhangi bir ihtilaf oluşturulmadan belli bir ödeme planına bağlanarak ödenmesine imkan vermek suretiyle Hazineye intikalinin sağlanması amaçlandığından;

a) Kanundan faydalanmak için süresinde bağlı olduğu vergi dairesine yazılı olarak müracaat eden mükelleflerin (süreksiz yükümlülükten kaynaklanan borçları için herhangi bir vergi dairesine yazılı olarak müracaat eden mükellefler dahil) 30/04/2015 tarihine kadar (bu tarih dahil) borçlu oldukları diğer vergi dairelerine (muhtelif kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle borçlu oldukları vergi daireleri dahil) yazılı başvurmaları halinde,

b) Mirasçılar, kefiller, şirket ortakları, kanuni temsilciler, yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirlerin ikincil sorumluluklarından kaynaklanan borçlarının yapılandırılması amacıyla 30/04/2015 tarihine kadar (bu tarih dahil) ilgili vergi dairelerine müracaat etmeleri halinde daha önce Başkanlığımız internet adresi üzerinden T.C. kimlik numarası ile başvuruda bulunup bulunmadıklarına ilişkin gerekli sorgulama yapılarak süresinde başvuruda bulunduklarının tespiti halinde,bu başvurularının kabul edilmesi ve borçlarının Kanunun 73 üncü maddesi kapsamında yapılandırılarak vergi dairelerince hazırlanacak ödeme planlarının mükelleflere tebliğ edilmesi uygun görülmüştür.   

Diğer taraftan, 6552 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında, bu madde kapsamında yapılandırılan borçlara ilişkin ilk taksitin Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit taksitte ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre, ilk taksit Kanunun yayımladığı tarihi takip eden üçüncü ay olan Aralık 2014 ayında ödenecektir.

Ancak, Kanunun 73 üncü maddesinin onyedinci fıkrasında Bakanlar Kurulunun bu maddede öngörülen başvuru ve ilk taksit ödeme sürelerini bir aya kadar uzatmaya yetkili olduğu hüküm altına alınmış ve söz konusu yetkiye istinaden 30/11/2014 tarihli ve 29191 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2014/7016 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile başvuru ve ilk taksit ödeme süreleri birer ay uzatılmıştır. Bu itibarla, Aralık 2014 ayında ödenmesi gereken ilk taksitin ödeme süresi 02/02/2015 tarihinde sona erecektir.

Bununla birlikte, anılan madde kapsamında yapılandırılan tutarlara ilişkin ilk taksit ödeme süresinin söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı ile 02/02/2015 tarihine uzatılmış olması bu taksitin 2014 takvim yılına ilişkin bir taksit olma vasfını değiştirmemektedir.

Öte yandan, anılan maddenin onuncu fıkrasının (a) bendinde, bu maddeye göre yapılandırılarak ödenmesi gereken taksitlerden, bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu madde hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği hükme bağlanmıştır.

Dolayısıyla, birinci taksitin 02/02/2015 tarihi sonuna kadar ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda bu taksit ihlali 2014 takvim yılına ilişkin ihlal olarak kabul edilecektir.

Ayrıca, anılan maddenin sekizinci fıkrasında, taksitlerin ödeme sürelerinin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde sürenin tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonuna kadar uzayacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda, taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmî tatile rastlaması nedeniyle ödeme süresinin bir sonraki aya sirayet etmesi, bu taksitleri sirayet ettiği ayın taksiti haline getirmemektedir.

Örneğin, 6552 sayılı Kanunun 73 üncü maddesi hükmüne göre yapılandırılan ve Şubat 2015 ayında ödenmesi gereken ikinci taksitin son ödeme süresi olan 28/02/2015 tarihinin resmî tatile rastlaması nedeniyle ödeme süresi 02/03/2015 tarihine uzamakla birlikte, bu taksit Şubat 2015 ayına ilişkin taksit olarak değerlendirilecektir.

Diğer taraftan, Kanunun 73 üncü maddesi hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve yapılandırılan tutarları peşin ödeme seçeneğini tercih ederek ödemek isteyen borçluların, 02/02/2015 tarihine kadar ödemeleri gereken tutarları anılan maddenin onuncu fıkrasının (a) bendi gereğince 02/03/2015 tarihine (bu tarih dahil) kadar bir aylık geç ödeme zammı ile birlikte ödemeleri halinde Kanun hükümlerinden yararlanacakları tabiidir.


BAĞIMSIZ DENETİME TABİİ OLMA ŞARTLARI NASIL BELİRLENECEK?


1 Şubat 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.01.2015 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 2014/7149 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.2015 tarihinden itibaren uygulanacak ölçütler aşağıdaki şekilde yeniden belirlenmiştir:
1. Aktif toplamı 50 milyon ve üstü Türk Lirası,
2. Yıllık net satış hasılatı 100 milyon ve üstü Türk Lirası,
3. Çalışan sayısı 200 ve üstü.”

Uygulamaya ilişkin esaslar

A grubunda belirtilen şirketler bu kararda belirtilen üç ölçütten en az ikisinin sınırlarını art arda iki hesap döneminde aşmaları durumunda müteakip hesap döneminden itibaren bağımsız denetime tabi olacaklardır. Birbirini takip eden yıllarda sınırları aşılan iki ölçütün aynı ölçüt olması şart değildir. Örneğin birinci yılda aktif toplamı ve çalışan sayısı ölçütü aşılmış, ikinci yıl ise net satış hasılatı ve çalışan sayısı ölçütü aşılmışsa müteakip dönemden itibaren bağımsız denetime tabi olunacaktır.

Bağımsız denetime tabi olunup olunmadığının belirlenmesinde, şirketler ile bağlı ortaklıkları ve iştiraklerinin aktif toplamı ve net satış hasılatı hesaplanırken vergi mevzuatı çerçevesinde kamu idarelerine sunmak üzere hazırlanan (Kurumlar Vergisi Beyannamesi ekinde Vergi Dairesine verilen) son iki yıla ilişkin bilanço ve gelir tablosu dikkate alınacaktır. Bağlı ortaklık ve iştirak tanımları ise Tek Düzen Hesap Planı’ndaki tanıma göre belirlenecektir. Tek Düzen Hesap Planı’na göre;
•İştirakler bir ortaklıktaki en fazla %50 oranında olan sermaye payları veya oy haklarının izlenmesinde kullanılır. İştirak edilen ortaklıklarda iştirak ilişkisinden bahsedebilmek için sermaye payı dikkate alınmaksızın sahip olunan oy hakkı veya yönetime katılma hakkının en az %10 oranında bulunması gerekir.
•Bağlı ortaklıklar ise, işletmenin doğrudan veya dolaylı olarak %50 oranından fazla sermaye ya da oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerin sermaye paylarının izlendiği hesaptır.

Hesap dönemi takvim yılı olan şirketler açısından 2015 hesap dönemi finansal tablolarının bağımsız denetime tabi olup olmadığının belirlenmesinde 31.12.2014 ve 31.12.2013 tarihli bilanço ve 2013 ve 2014 hesap dönemine ilişkin gelir tablosu kullanılacaktır. Özel hesap dönemine tabi şirketler açısından ise; 2015 yılı içinde başlayıp 2016 yılı içinde sona erecek hesap dönemine ilişkin finansal tablolarının bağımsız denetime tabi olup olmadığının belirlenmesinde 2015 yılı ve 2014 yılı içinde biten hesap dönemlerine (örneğin, 01.07.2013- 30.06.2014 ve 01.07.2014-30.06.2015 hesap dönemine) ilişkin bilanço ve gelir tabloları kullanılacaktır.


10 Şubat 2015 Salı

Bağımsız denetime girmede ve çıkmada esas alınacak ölçütler 10 Şubat 2015 Ekrem Öncü


Denetime Tabi Olduğu Halde Denetim Yaptırmamanın Sonuçları Nelerdir?
Değerli okurlarımız bu yazımda  bağımsız denetime girmede ve çıkmada esas alınacak ölçütler ele alınacaktır.
01.02.2015 tarihli ve 29254 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7149 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile hadler düşürülerek bağımsız denetimin kapsamı genişletilmiş oldu. Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte aşağıdaki üç ölçütten ikisini sağlayan şirketler bağımsız denetime tabi olacaklardır.
a) Aktif toplamı 50.000.000.-TL (ellimilyon) ve üstü Türk Lirası,
b) Yıllık net satış hasılatı 100.000.000.-TL (yüzmilyon) ve üstü Türk Lirası,
c) Çalışan sayısı 200 (ikiyüz) ve üstü.

Ancak bu haddi aşan tüm firmalar doğrudan bağımsız denetime tabi olmayacaktır. Ayrıca aşağıda ele alacağımız şartların da sağlanmış olması gerekmektedir.
(1) Şirketler, bu Kararda belirtilen üç ölçütten en az ikisinin sınırlarını art arda iki hesap döneminde aşması durumunda müteakip hesap döneminden itibaren bağımsız denetime tabi olur.
(2) Bu Kararda belirtilen üç ölçütten ikisinin sınırlarının aşılıp aşılmadığının belirlenmesinde; şirketin aktif toplamı ve yıllık net satış hasılatı bakımından yürürlükteki mevzuat uyarınca hazırladıkları önceki yıllara ait (son iki yıldaki) finansal tablolar, çalışan sayısı bakımından ise şirkette önceki yıllardaki (son iki yıldaki) ortalama çalışan sayısı esas alınır. Aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere 2013 ve 2014 yıllarında üç ölçütten herhangi ikisini aşanlar 01.01.2015 tarihinden itibaren bağımsız denetime tabi olacaklardır.

Bağımsız denetime tabi şirketler söz konusu ölçütlerden en az ikisine ait sınırların art arda iki hesap döneminde altında kalması ya da bir hesap döneminde söz konusu ölçütlerden en az ikisinin sınırlarının yüzde yirmi veya daha fazla altında kalması durumunda, müteakip hesap döneminden itibaren bağımsız denetim kapsamından çıkarılır.
Denetime tabi şirketler, tek başına veya bağlı ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte, bir hesap döneminde ölçütlerden en az ikisinin sınırlarının yüzde yirmi veya daha fazla altında kalması durumunda, müteakip hesap döneminden itibaren denetim kapsamından çıkar.
Örneğin, 1/1/2014-31/12/2014 hesap döneminde denetime tabi olan bir şirketin 31/12/2014 tarihinde sona eren hesap döneminde aktif toplamı 35 milyon TL, yıllık net satış hasılatı 70 milyon TL ve çalışan sayısı 225 kişidir.
Şirket, söz konusu hesap döneminde, aktif toplamı ve yıllık net satış hasılatı ölçütlerine ilişkin sınırların yüzde yirmiden daha fazla altında kalmıştır. Bu nedenle şirket, 1/1/2015-31/12/2015 hesap dönemi için denetimin kapsamından çıkar.

Bağımsız denetime tabi olan şirketler 3 ölçütten ikisini iki yıl üst üste sağlamıyor ancak hadlerde %20’den daha az düşüklük var ise izleyen yıl değil sonraki yıl bağımsız denetimden çıkılacaktır. 

(3) Bağlı ortaklıkları ve iştirakleri bulunan şirketler açısından bu kararda belirtilen üç ölçütten ikisinin sınırlarının aşılıp aşılmadığının belirlenmesinde; aktif toplamı ve yıllık net satış hasılatı bakımından ana ortaklık ve bağlı ortaklığa ait finansal tablolarda yer alan kalemlerin toplamı (varsa grup içi işlemler yok edilir), çalışan sayısı bakımından ise ana ortaklıkta ve bağlı ortaklıkta önceki yıllardaki (son iki yıldaki) ortalama çalışan sayılarının toplamı dikkate alınır. İştirakler açısından, söz konusu ölçütler iştirakteki hisseleri oranında dikkate alınır.

Denetime Tabi Olduğu Halde Denetim Yaptırmamanın Sonuçları Nelerdir?
6102 sayılı TTK’nın 397’nci maddesine göre, denetime tabi olanlar, hazırlanmış olan finansal tablolarının denetimden geçip geçmediğini, denetimden geçmiş ise denetçi görüşünü ilgili finansal tablonun başlığında açıkça belirtmek zorundadır. Bu hüküm, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu için de uygulanır. 
Denetime tabi olduğu hâlde, denetlettirilmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, düzenlenmemiş hükmündedir. 

Denetime tabi olunduğu halde denetim yaptırılmayacak olunur ise finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet tabloları düzenlenmemiş hükmünde olunacağından yapılacak olan genel kurullar dahi geçersiz sayılabilecek, 553’üncü madde uyarınca sorumlu tutulabilecek, hatta kredi kullanan firmaların bilançolarını bankalar dahi kabul etmeyebilecektir. 

Sonuç olarak 01.01.2015 itibariyle bağımsız denetim kriterleri değiştirilmiştir ve bağımsız denetime girecek firmaların buna dikkat etmeleri gerekmektedir.


7 Şubat 2015 Cumartesi

Küçük işletmeler ve bağımsız denetim.

Küçük işletmelerin bağımsız denetiminin kimler tarafından ve nasıl yapılacağı KGK tarafından yayınlanan bağımsız denetim standartlarında yayınlanmış olup bu standartlar daha çok BDS 200, BDS 210 ve BDS 300 de yer almaktadır. Bu yazımızda küçük işletmenin tarifi, tek başına denetim yapan bağımsız denetçinin genel amaçları , BDS lere uygun denetim faaliyetlerinin yürütülmesi Finansal Tabloların Bağımsız Denetiminin Planlanması gibi konulara açıklık getirmektedir.

1- Bağımsız Denetçinin Genel Amaçları Ve Bağımsız Denetimin Bağımsız Denetim Standartlarına Uygun Olarak Yürütülmesi Bağımsız denetim standardı 200
Küçük İşletmelere Özgü Hususlar 
Küçük işletmelerin denetiminde dikkate alınması gereken ilâve hususları açıklayan bölümlerde “küçük işletme” terimi genellikle aşağıdaki özelliklere sahip bir işletmeyi ifade eder:
·        
(a) Sahiplik ve yönetimin az sayıda kişinin elinde toplanması (genellikle tek kişi– bu gerçek kişi veya sahipleri gerekli niteliksel özellikleri taşıyan bir tüzel kişi olabilir),
(b) Aşağıdaki özelliklerden birini veya daha fazlasını taşıması:
(i) Karmaşık olmayan veya basit işlemler,
(ii) Basit kayıt düzeni, 
(iii) Az sayıda iş kolu ve bu iş kollarında az sayıda ürün,
(iv) Az sayıda iç kontrol, 
(v) Geniş kontrol sorumluluğuna sahip az sayıda yönetim kademesi veya 
(vi) Görev kapsamı geniş az sayıda personel.

Yukarıda yer alan özellikler, niteliksel özelliklerin tamamı değildir. Bu özellikler sadece küçük işletmelere özgü değildir ve küçük işletmelerin bu özelliklerin tamamını taşıma zorunluluğu yoktur. BDS’lerde küçük işletmelere özgü hususlar öncelikle borsada işlem görmeyen işletmeler göz önünde bulundurularak düzenlenmiştir. Ancak bu hususlardan bazıları, borsada işlem gören küçük işletmelerin denetiminde de yardımcı olabilir. 
BDS’lerde “işletme sahibi-yönetici”, küçük işletmenin günlük faaliyetlerinin yönetiminden sorumlu olan işletme sahibini ifade eder.
Denetimin tamamen sorumlu denetçi tarafından yürütülmesi hâlinde, denetim ekibi üyelerinin yönlendirilmesi ve gözetimi ile denetim ekibi üyelerinin yaptıkları çalışmaların gözden geçirilmesi gibi sorunlar ortaya çıkmaz. Bu tür durumlarda çalışmanın tamamını bizzat yürüten sorumlu denetçi, tüm önemli konulardan haberdar olur. Denetimin tamamının aynı kişi tarafından yürütülmesi hâlinde, denetim sırasında ulaşılan yargıların uygunluğuna dair tarafsız bir görüş oluşturulması konusunda uygulamada sorunlar çıkabilir. Özellikle karmaşık veya olağan dışı sorunların bulunması ve denetimin tek başına denetim faaliyeti yapan denetçi tarafından yürütülmesi hâlinde, uygun tecrübeli bir denetçiyle istişare edilmesi gerekebilir.

2- Finansal Tabloların Bağımsız Denetiminin Planlanması  Küçük işletmelerin denetimlerinde, denetimin tamamı çok küçük bir denetim ekibi tarafından yürütülebilir. Küçük işletme denetimlerinin çoğunda, bir denetim ekibi üyesiyle çalışan (veya herhangi bir denetim ekibi üyesi olmadan çalışan) sorumlu denetçi (veya tek başına denetim faaliyeti yapan bir denetçi) yer alır. Küçük bir ekipte ekip üyelerinin koordinasyonu ve iletişimi daha kolaydır. Küçük bir işletmenin denetiminde genel denetim stratejisinin oluşturulması, karmaşık veya zaman alıcı bir çalışma gerektirmez. Genel denetim stratejisinin oluşturulması işletmenin büyüklüğüne, denetimin karmaşıklığına ve denetim ekibinin büyüklüğüne bağlı olarak değişir. Örneğin, yeni tamamlanan bir denetimdeki çalışma kâğıtlarının gözden geçirilmesine ve belirlenen öne çıkan konulara dayanarak, önceki denetimin sonunda hazırlanan ve işletme sahibi-yöneticiyle yapılan müzakereler esas alınarak cari dönemde güncellenen özet bilgi notu, 8 inci paragrafta belirtilen hususları kapsaması hâlinde, cari denetimin belgelendirilmiş denetim stratejisi olarak işlev görebilir. 
A19. A11 paragrafında belirtildiği üzere, uygun bir özet bilgi notu, küçük bir işletmenin denetiminde belgelendirilmiş denetim stratejisi olarak işlev görebilir. Küçük işletmelerde muhtemel olduğu gibi, ilgili birkaç kontrol faaliyetinin bulunduğu varsayımıyla oluşturulan standart denetim programları veya kontrol listeleri (Bakınız: A17 paragrafı), denetçinin risk değerlendirmeleri dâhil denetimin şartlarına göre biçimlendirilmiş olması kaydıyla, denetim planı olarak kullanılabilir.


5 Şubat 2015 Perşembe

İhaleye katılırken mali tablolar:

Yapım İhalelerine Katılan Firmalar;Bu firmaların 2014 Bilançoları aşağıda belirtilen 3 kriterin birlikte sağlanmaması durumunda firmaların son 3 yıla ait bilançolarına bakılmak da bu bilançolarda yer alan değerlerinin ortalaması bu kriterleri sağlamıyorsa en düşük teklifi verse bile elenmektedir.
  • Belli sürelerde nakit akışını sağlayabilmesi için gerekli likiditeye ve kısa dönem (bir yıl) içinde borç ödeme gücüne sahip olup olmadığını gösteren cari oranın (dönen varlıklar/kısa vadeli borçlar) en az 0,75 olması (hesaplama yapılırken; yıllara yaygın inşaat maliyetleri dönen varlıklardan, yıllara yaygın inşaat hakkediş gelirleri ise kısa vadeli borçlardan düşülecektir), 
  • Aktif varlıkların ne kadarının öz kaynaklardan oluştuğunu gösteren öz kaynak oranının         (öz kaynaklar/toplam aktif) en az 0,15 olması (hesaplama yapılırken, yıllara yaygın inşaat maliyetleri toplam aktiflerden düşülecektir), 
  • Kısa vadeli banka borçlarının öz kaynaklara oranının 0,50’den küçük olması,
  • Belirtilen üç kriterin birlikte sağlanması zorunludur.
  • Bilançolarda varsa yıllara yaygın inşaat maliyetleri ile hakediş gelirlerinin gösterilmesi gerekir. 
Yukarıda belirtilen kriterleri bir önceki yılda sağlayamayanlar, son üç yıla kadar olan yılların belgelerini sunabilirler. Bu takdirde belgeleri sunulan yılların parasal tutarlarının ortalaması üzerinden yeterlik kriterlerinin sağlanıp sağlanmadığına bakılır.