.

.

26 Mayıs 2015 Salı

Bağkur prim borcu.

2 - Kapsamdaki Sigortalılar

30/4/2015 tarihi itibariyle 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunması kaydıyla;

- Mülga 1479 ve mülga 2926 sayılı Kanunlara göre sigortalı olarak tescilleri yapılanlar,

- Tevkifata istinaden geriye dönük olarak mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında tescili yapılanlar,

- 5510 sayılı Kanunun dördüncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar,

- Değişik yapılandırma kanunlarına göre prim borçlarını yapılandırdıkları halde (yapılandırma borcunun tamamını ödeyenler hariç) yapılandırması bozulanlar veya yapılandırılmasının iptali için yazılı talepte bulunanlar,

- Prim borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında taksitlendirenlerden, taksitlendirmesi bozulanlar veya taksitlendirilmesinin iptali için talepte bulunanlar,

Geçici 63 üncü madde kapsamında sayılacaktır.

3- Sigortalılığın Durdurulması-Bu genelgenin 2 nci maddesinde sayılanlardan, 30/4/2015 tarihi itibariyle 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, 31/7/2015 tarihine kadar ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları yahut 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında taksitlendinnemeleri halinde, 1/5/2015 - 31/7/2015 tarihleri arasında ödenen primler de dikkate alınmak suretiyle, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, hiç prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılıklarının durdurulması gerekmektedir.


Üç aylık ödeme süresinin sonunda, 30/4/2015 tarihi itibariyle 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlardan hiç prim ödemesi olmayanların sigortalılığı, oluşturulacak bilgisayar programı aracılığıyla tescil tarihi itibariyle (63) terk koduyla durdurulacaktır.

Üç aylık ödeme süresinin sonunda, 30/4/2015 tarihi itibariyle 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlardan prim ödemesi olanların sigortalılıkları ise oluşturulacak bilgisayar programı aracılığıyla 30/4/2015 tarihi itibariyle (64) sanal terk koduyla durdurulacak ve prim borçlan silinecektir.

Hiç prim ödemesi bulunmaması nedeniyle sigortalılıkları tescil tarihi itibariyle (63) terk koduyla durdurulan sigortalılar ile prim ödemesi olması nedeniyle 30/4/2015 tarihi itibariyle (64) sanal terk koduyla sigortalıkları durdurulanlardan, durdurma işleminin yapıldığı tarihte Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılıkları aktif olanların yeniden sigortalılıkları, oluşturulacak bilgisayar programı aracılığıyla 1/5/2015 itibariyle (06) koduyla yeniden başlatılacaktır.

Sigortalılıkları (64) sanal terk koduyla durdurulanların, daha sonra sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine değişik gerekçelerle müracaat etmeleri halinde, aşağıda yer alan açıklama ve örnekler doğrultusunda (64) sanal terk kodu (63) gerçek terk koduna dönüştürülecektir.


20 Mayıs 2015 Çarşamba

Serbest Meslek Defterini iş yerinde bulundurmak zorunlu mu? (Özelge)


muhasebe | 20 Mayıs 2015 | Defterler, Duyurular, Genel, MUHASEBE, Muhasebe
Serbest Meslek Kazanç Defterinin iş yerinde bulundurulmasının zorunlu olup olmadığı ve kayıt nizamı hakkında önemli bir özelge
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
 Sayı: 11395140-105[210-2014/VUK2-7893]-2066-14/08/2014
Konu: Serbest Meslek Kazanç Defterinin iş yerinde bulundurulmasının zorunlu olup olmadığı ve kayıt nizamı
 İlgi özelge talep formunuzda; avukatlık faaliyetinden dolayı … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu belirterek serbest meslek kazanç defterinin işyerinizde bulundurma zorunluluğunuzun olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır.
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 171 inci maddesinde; defterlerin mükellefin vergi ile ilgili servet, sermaye hesap durumlarını, vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tespit etmek, vergi ile ilgili muameleleri belli etmek, mükellefin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden kontrol etmek ve incelemek, mükellefin hesap ve kayıtlarının yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumlarını kontrol etmek ve incelemek amacıyla tutulduğu belirtilmiş, 172 nci maddesinde ise; defter tutma zorunluluğu olan gerçek ve tüzel kişiler sayılmış olup, 5 numaralı bentte de serbest meslek erbabına yer verilmiştir.
            Mezkur Kanunun 210 uncu maddesinde; “Serbest meslek erbabı bir (Kazanç defteri) tutarlar.
            Bu defterin bir tarafına giderler, diğer tarafına da hasılat kaydolunur.
            Defterin gider tarafına, yapılan giderlerin nev’i ile yapıldığı tarih ve hasılat tarafına ise ücretin alındığı tarih ve miktarı ile kimden alındığı yazılır. …” hükmü yer almaktadır.
            Öte yandan, anılan Kanunun 219 uncu maddesinde ise; “Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. şöyle ki:
            …
            c) Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir.” hükmüne yer verilmiştir.
            Yine aynı Kanunun 353 üncü maddesinin 4 numaralı bendinde; “Günlük kasa defteri, günlük perakende satış ve hâsılat defteri ile Maliye Bakanlığınca tutulma ve günü gününe kayıt edilme mecburiyeti getirilen defterlerin; işyerinde bulundurulmaması, bu defterlere yazılması gereken işlemlerin günü gününe deftere kayıt edilmemesi veya yoklama ve incelemeye yetkili olanlara istendiğinde ibraz edilmemesi halleri ile vergi kanunlarının uygulanması bakımından levha bulundurma veya asma zorunluluğu bulunan mükelleflerin bu zorunluluğa uymamaları halinde her tespit için  190 -TL (432 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2014’den itibaren) özel usulsüzlük cezası kesilir.”  hükmü yer almaktadır.
            Bu itibarla, iş yerinde bulundurulmaması ve günü gününe kayıt edilmemesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilecek defterler, Maliye Bakanlığınca kendisine verilen yetkiye dayanılarak ihdas edilip tutulma ve günü gününe kayıt edilme zorunluluğu getirilenlerdir. Ancak, Serbest Meslek Kazanç Defteri Vergi Usul Kanununun 210 uncu maddesi uyarınca tutulma ve aynı Kanunun 219 uncu maddesinin birinci fıkrasının “c” bendine göre de günü gününe kaydedilme zorunluluğu olan bir defter olmakla birlikte, Maliye Bakanlığının yetkisine dayanılarak ihdas edilmiş bir defter değildir.
            Buna göre, serbest meslek kazanç defterini işyerinde bulundurma zorunluluğunuz bulunmamakla birlikte, söz konusu defterin ibrazı için tarafınıza verilecek münasip bir süre içerisinde ibraz görevini yerine getirmemeniz halinde adınıza Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesileceği, ayrıca serbest meslek kazanç defterinin günü gününe tutulmadığının, kayıt nizamına uyulmadığının tespiti halinde ise aynı Kanunun 352 nci maddesi uyarınca ceza kesileceği tabiidir.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.
  (*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İrsaliye .

Sevk İrsaliyeleri Kolilerin Üzerine Yapıştırılır Mı ?
20.05.2015 - Soru: Sevk İrsaliyelerinin Kolilerin Üzerine Yapıştırılıp yapıştırılmayacağı
Cevap: 232 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde mükelleflerin, faaliyetleriyle ilgili olarak irsaliyeli fatura kullanmalarının yanı sıra bundan böyle fatura ve sevk irsaliyesini ayrı ayrı da kullanabilecekleri, satılan malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıtıldığı hallerde, satıcı tarafından irsaliyeli fatura düzenlenebileceği gibi ayrı ayrı fatura ve sevk irsaliyesi de düzenlenebileceği, irsaliyeli fatura düzenlenmesi halinde ayrıca sevk irsaliyesi aranmayacağı belirtilmiştir.
Bu nedenle, irsaliyeli faturaların diğer örneklerinin her birine kaçıncı örnek olduğu yazılması, asıl ve nüshalarının seri ve sıra numaralarının aynı olmasına azami dikkat gösterilmesi ve bir nüshasının irsaliyeyi düzenleyen tarafta kalması, iki nüshasının malı taşıyan araçta bulundurulması suretiyle üçten fazla nüsha halinde düzenlenmesi ve bu şartlar gerçekleştiği takdirde dördüncü nüshanın kutu üzerine yapıştırılabilmesi mümkün bulunmaktadır.
Koray ATEŞ
E. Öğretim Görevlisi
korayates@muhasebetr.com

11 Mayıs 2015 Pazartesi

FİİLİ İHRACAT TARİHİNDEN İTİBAREN 7 GÜN İÇİNDE TEKRAR FATURA DÜZENLENECEK.

Sn Sabri Orta'dan,

Bu özelge önemli, çok şirket bunu yapmıyor.
Özet: Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, ihracat işlemlerinin başlangıcında düzenlenen ve gümrük çıkış beyannamesiyle birlikte gümrük idaresine ibraz edilen fatura gümrük mevzuatı uygulaması açısından esas alınmakta olup vergi mevzuatı açısından düzenlenmemektedir. Bu nedenle, anılan şirketin ihraç ettiği mermerler için fiili ihraç tarihinden itibaren yedi gün içinde fatura düzenleyerek kanuni süre içerisinde kayıtlara alınması gerekmektedir.
Başlık İhracattan elde edilen gelirin ait olduğu dönem hususunda..
.


Tarih 11/02/2009

T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı
SAYI : B.07.1.GİB.0.02.29/2918-219-113
KONU :

................. VALİLİĞİNE
(Defterdarlık: ........... Müdürlüğü)


İlgi: .............. tarih ve .................. sayılı yazınız.
İlgide kayıtlı yazınızın incelenmesinden, iliniz ........... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ............. vergi kimlik numaralı mükellefi ................ Ltd. Şti.'nin .............. tarih ve ...........sayılı faturasında yer alan mermer cinsi malların Gümrük Beyannamesinde aynı tarihli fatura olarak gösterildiği, ancak fiili ihraç tarihinin 01.01.2005 olmasından dolayı anılan faturanın 10.01.2005 tarihinde defterlere muhasebe kaydının yapıldığı, bu ihracata ilişkin katma değer vergisi iade talebinin de 2005 Ocak ayı KDV Beyannamesinde dahil edildiğinde bahisle söz konusu ihracattan elde edilen gelirin ait olduğu dönem hususunda vergi mevzuatı (kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve vergi usul kanunu) yönünden tereddüte düşüldüğü belirtilerek Başkanlığımız görüşünün bildirilmesinin istenildiği anlaşılmıştır.

Konu ile ilgili gerekli açıklamalar aşağıda yapılmıştır.
Kurumlar Vergisi Kanunu Açısından
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir.
Ticari kazançta elde etme tahakkuk esasına bağlanmış bulunmaktadır. Bu esas dikkate alındığında, bir gelir veya gider unsurunun, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönemin kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.
Yurt dışındaki alıcının satış akdine konu olan malı satıcının Türkiye'deki fabrikasında, deposunda veya herhangi bir işyerinde kendisinin veya adına hareket edenin teslim alacağının satış akdinde belirlenmiş olması halinde satıcının belirtilen işyerinde malı teslim etmesiyle satış akdi tamamlanmış ve gelir tahakkuk etmiş olacağından, söz konusu gelirin bu tarihin içinde bulunduğu takvim yılının kurum kazancı olarak değerlendirileceği tabiidir.
Diğer taraftan, ihracatta malın satıcının Türkiye'deki işyerinde teslim alınması hariç olmak üzere, mal fiilen ihraç edilmedikçe satış akdi tamamlanmamış sayılacak ve tahakkuk etmiş bir kazançtan söz edilemeyecektir.

Katma Değer Vergisi Kanunu Açısından
Katma Değer Vergisi Kanununun (11/1-a) maddesi ile ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Aynı Kanunun (12/b) maddesinde de bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için; teslim konusu malın T.C. gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye vasıl olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Konuya ilişkin olarak yayımlanan 19 Seri Nolu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin (E) bölümünde katma değer vergisi ihracat istisnası uygulamasında, ihracat işleminin gerçekleştiği tarihin, malın gümrük hattından geçtiği sırada çıkış gümrüğünce belirlenen ve gümrük çıkış beyannamesinin ilgili bölümünde belirtilen "gümrük hattını çıkış tarihi" olacağı belirtilmiştir.

Benzer bir konu ile ilgili olarak .......... Müsteşarlığından alınan bir örneği ilişik .............. tarih ve ........... sayılı yazıda, 27.10.1999 gün ve 23866 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 05.02.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanununun 151 inci maddesine göre, ihraç eşyasının, buna ilişkin gümrük beyannamesinin tescili sırasında bulunduğu durum ve niteliğini gümrük denetiminden çıktığı sırada da aynen muhafaza etmesi ve bu haliyle Türkiye Gümrük Bölgesini terk etmesi koşuluyla fiilen ihraç edilmiş sayılacağı, bu durumda, ihraç eşyası üzerindeki gümrük denetiminin sona ereceği, deniz yolu ile yapılan taşımalarda bir gemiye farklı birçok beyanname muhteviyatı malın yüklenmesi ve bu yüklemenin tamamlanmasının bazı durumlarda 3-4 gün sürmesinin mümkün olduğu, bir geminin Türkiye Gümrük Bölgesi dışına çıktığı tarihin belirlenmesi zorluğu da dikkate alındığında "beyanname muhteviyatı eşya yurt dışı edilmek üzere ... adlı gemiye yüklendi..../../..." ibaresinin Gümrük Yönetmeliğinin 260/5 inci maddesi hükmü çerçevesinde, fiili ihraç tarihi olarak kabul edilmesinin mümkün görüldüğü açıklamalarına yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 26.12.2001 tarih ve 69133 sayılı İç Genelgemizde ise gümrük beyannamelerinde kapanma tarihinin bulunduğu durumlarda, bu tarihin VEDOP sorgulaması sonunda alınan tarihlerden farklı olması halinde beyanname nüshası üzerindeki kapanma tarihinin esas alınması gerektiği açıklanmıştır.

İlgide kayıtlı yazınızın incelenmesinden, gümrük beyannamesinin 29.12.2004 tarihini taşımakla birlikte fiili ihracatın 01.01.2008 tarihinde gerçekleştiği ve bu tarihe gümrük beyannamesi üzerinde de yer verildiği anlaşılmaktadır.

Buna göre, ihracat teslimlerinde istisnayı ve iade hakkını doğuran olay ihraç konusu malın T.C. Gümrük Bölgesini terk ettiği tarihte vuku bulduğundan ihracat faturasının düzenlendiği ve gümrük beyannamesinin açıldığı tarih daha önce olsa da ihracat teslimleri, malın T.C. Gümrük Bölgesini terk ettiği fiili ihraç tarihini (01.01.2005) içine alan vergilendirme döneminde beyan edilecektir.



Vergi Usul Kanunu Açısından
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 219 maddesinde ise, muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebe kayıtlarının on günden fazla geciktirilmesinin caiz olmadığı, kayıtlarını devamlı muhasebe fişi, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten işletmelerde muamelelerin bunlara işlenmesi deftere işlenmesi hükmünde olmasından dolayı muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmemesine ilişkin hükümler yer almaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, ihracat işlemlerinin başlangıcında düzenlenen ve gümrük çıkış beyannamesiyle birlikte gümrük idaresine ibraz edilen fatura gümrük mevzuatı uygulaması açısından esas alınmakta olup vergi mevzuatı açısından düzenlenmemektedir. Bu nedenle, anılan şirketin ihraç ettiği mermerler için fiili ihraç tarihinden itibaren yedi gün içinde fatura düzenleyerek kanuni süre içerisinde kayıtlara alınması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.
Bakan a.

29 Nisan 2015 Çarşamba

Borçlar Kanunda Kiracı ve Ev Sahibi İlişkisi

Kira sözleşmeleri, 2011 yılından itibaren“6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun” ile değil “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu” ile düzenleniyor. Kanun değişikliği ile birlikte ev sahibi-kiracı ilişkisinin tanımı ve boyutu da değişmiş oldu.

Kanun değişikliği ile ev sahibi-kiracı ilişkisinin borç-alacak ilişkisine döndüğünü ve kira sözleşmesinin de bir senet niteliği taşımaya başladığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bundan dolayı, kira sözleşmesi imzalamadan şartları iyi değerlendirmelisiniz.
Yeni kanunda kiraya veren, kiralayan ve kira sözleşmesi olarak 3 temel unsur mevcut. İlgili maddede (Madde 299) kira sözleşmesi şöyle tanımlanıyor: “Kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını … kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.”  

A. Kiraya verenin kiralayana yükümlülükleri

Kiraya verenin yükümlülüklerinin temelini oluşturan konulara bir bakalım – burada önemli olan konuları önem sırasına göre sıraladık:
1-  Kiraya verenin en temel yükümlülüğü, gayrimenkulün kira sözleşmesi boyunca kiraya verildiği gibi (kullanımdan dolayı yıpranmalar hariç) kalmasını sağlamaktır (Madde 301)
2- Sigorta, vergi vb. kiralanan ile alakalı ödemeleri kira sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça kiraya veren ödemek zorundadır (Madde 302)
3-  Kullanımla alakalı olmak şartı ile öngörülen veya öngörülemeyen tüm yan giderleri kiraya veren karşılamak ile yükümlüdür (Madde 303)
4-  Kiralananın herhangi bir kusurunun ortaya çıkması ve bu kusurdan dolayı kiracının zarar görmesi durumda kiraya veren zararı karşılamak ile yükümlüdür (Madde 308)
5-  Kira bedelinin geç ödenmesi durumda herhangi bir cezai koşul içeren bir anlaşma yapılamaz (Madde 346)
Borçlar kanununu incelediğimizde “yerel adet olmadıkça” gibi bir ibareyle daha karşılaşmaktayız. Bu sözün kullanılması ile birlikte kiralanmak istenen gayrimenkulün bulunduğu bölgedeki genel uygulamaların kabul edildiği anlaşılmakta. Ancak yerel adetlerin kanunların üzerinde olmadığı ve kanunlara aykırılık taşıması durumunda  geçerli olmayacağı da unutulmamalıdır.

B. Kiracının kiraya verene yükümlülükleri

Kiracının yükümlülükleri, kiraya verenin yükümlülükleri kadar çok olmasa da net ve açık bir şekilde kanunda dile getirilmiştir. Kiracının yükümlüklerine temel olan konuları sıralamak gerekirse:
1. Kiracının en temel yükümlülüğü kirasını ödemektir (Madde 313)
2. Kira sözleşmesinde kira ödeme tarihi belirtilmedi ise veya gayrimenkulün bulunduğu bölgede genel bir uygulama yoksa kira her ayın sonunda ödenir (Madde 314)
3. Kiracı kira bedelini veya ödemekle yükümlü olduğu diğer giderleri ödemediği durumda kiraya veren kira sözleşmesini feshedebilir (Madde 315)
4. Kiracı, kiralanan üzerinde yapacağı değişikliklerde kiraya verenden yazılı izin almak zorundadır.
5. Kiracı evi nasıl teslim aldıysa o şekilde teslim etmek zorundadır. Ancak kullanımdan dolayı meydana gelen eksimeler ve yıpranmalardan sorumlu değildir (Madde 341)
6. Kiracıyla alakalı hem borçlar kanunda hem de diğer ilgili kanunlarda yer alan bir diğer temel yükümlülük ise kiraladığı gayrimenkule gerekli özeni göstermesi ve çevre sakinlerinin haklarını gözeterek iyi geçinmesidir. Aksi durumda kiraya veren  kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshetme hakkı mevcuttur.
Kiraya verenin ve kiracının yükümlülüklerine temel oluşturan kısımlara bu yazımızda yer verdik. Daha detaylı bilgi için 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göz atabilirsiniz.


SM makbuzu hk Danıştay Kararı.

ÜCRETİN ELDE EDİLDİĞİ ANDA SERBEST MESLEK MAKBUZU DÜZENLENMESİ GELİR VERGİSİ AÇISINDAN KAYIP KABUL EDİLEMEZ..
Verginin Doğmasını Gelir Vergisi İle Paralel Gören Kararlar
(ii) Danıştay 11’inci Dairesi 8.1.1997 tarih, E: 1995/5209, K:1997/61 sayılı kararıyla onadığı kararın gerekçesi şöyledir:
“Davacının müşterilerine muhasebecilik hizmeti sunduğu, bu hizmetin sözleşme hükümlerine göre yürütüldüğü, sözleşmede ücretin aylık olarak ödenmesi koşulu getirildiği halde tahsilatın yapılmasıyla birlikte serbest meslek makbuzunun düzenlendiği dönemde katma değer vergisinin beyan edildiği, bu suretle vergi kaybına yol açıldığından bahisle cezalı tarhiyat yapılmış ise de, ancak ücretin elde edildiği anda serbest meslek makbuzu düzenlenebilmesi ve ilgili dönemde beyan edilmesi zorunluluğu karşısında vergi kaybından söz edilemeyeceği gerekçesiyle cezalı tarhiyatın terkinine…” Karar verildi...


DANIŞTAY 11. DAİRE
E. 1995/5209-K. 1997/61
T. 8.1.1997
3568/m.46-3065/m.39,40,41


ÖZET :
 Serbest muhasebeci, serbest meslek makbuzunu ancak ücretin elde edildiği anda düzenleyebildiğinden, kdv`nin düzenleme döneminde beyan edilmesi mevzuata uygun olduğu hakkında.

İstemin Özeti: Serbest muhasebecilik faaliyetinde bulunan yükümlünün, 1993 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen rapora dayanılarak aynı yılın Mart, Mayıs, Haziran dönemlerine ilişkin olarak kaçakçılık cezalı katma değer vergisi salınmıştır. Ankara 5. Vergi Mahkemesinin 10.4.1995 gün ve E: 1994/1311, K: 1995/465 sayılı kararıyla; davacının müşterilerine muhasebecilik hizmeti sunduğu, bu hizmetin sözleşme hükümlerine göre yürütüldüğü, sözleşmede ücretin aylık olarak ödenmesi koşulu getirildiği halde tahsilatın yapılmasıyla birlikte serbest meslek makbuzunun düzenlendiği dönemde katma değer vergisinin beyan edildiği, bu suretle vergi kaybına yol açıldığından bahisle cezalı tarhiyat yapılmış ise de, ancak ücretin elde edildiği anda serbest meslek makbuzu düzenlenebilmesi ve ilgili dönemde beyan edilmesi zorunluluğu karşısında vergi kaybından söz edilemeyeceği gerekçesiyle cezalı tarhiyatın terkinine karar vermiştir. Vergi dairesi müdürlüğü, inceleme raporuna dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatın yasal olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Savcısı S.B.`nin Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası`nın 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Tetkik Hakimi M.A.G.`nin Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.

Bu nedenle temyiz isteminin reddine, Ankara 5. Vergi Mahkemesinin 10.4.1995 gün ve E: 1994/1311, K: 1995/465 sayılı kararının ONANMASINA, 8.01.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.



MALİ MÜŞAVİR AYLIK OLARAK VERDİĞİ HİZMET BEDELİNİ ARALIK AYINA MAKBUZ KESMEK SURETİYLE BEYAN EDEBİLİR Mİ? 

Özet:
................. tarihinde tahsil edildiği anlaşıldığından yapılan tarhiyatta isabet bulunmadığına karar verilmiştir.
Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 19.02.1998 tarih E:1997/402, K:1998/651 sayılı Karar
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesinin 1. bendi ve aynı yasanın 10. maddesinin (c) bendinde açıklanan hükümler gözönüne alınarak dosya incelendiğinde, serbest muhasebecilik ve mali müşavirlik faaliyetiyle uğraşan davalının 1994 yılında elde ettiği serbest meslek kazancına ait beyannamelerini Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, kasım dönemlerinde matrahsız olarak vermesi, tamamını ise aynı yılın Aralık ayında beyan etmesi nedeniyle takdir komisyonu kararına dayanılarak yıl içinde elde edilen hasılatın 12 aya bölünmesi suretiyle belirlenen matrah üzerinden uyuşmazlık konusu tarhiyatın yapıldığı görülmüş ise de, davacının müşterilerden tahsil ettiği ücretin aylık yada üçer aylık olarak tahsil edildiğine ilişkin herhangi bir somut saptama yapılmadığı gibi ücret gelirlerinin de ... ..tarihinde tahsil edildiği anlaşıldığından yapılan tarhiyatta isabet bulunmadığına karar verilmişti




12 ADIMDA E-DEFTER İŞ AKIŞ SÜRECİ

12 ADIMDA E-DEFTER İŞ AKIŞ SÜRECİ MuhasebeTR Mevzuat Komisyonu

Düzenlemelere ve standartlara uygun olarak oluşturulan dosyaların, e-defter olarak kabul edilebilmesi için mali mühür ile mühürlenmesi ve e-Defter Uygulaması aracılığı ile beratının alınması gerekmektedir. E-defterin iş akış süreçleri aşağıdaki gibidir:
1.    Adım: Elektronik Muhasebe Kayıtlarının Tutulması: Aylık dönemler itibarıyla uyumlu muhasebe programı vasıtasıyla elektronik kayıtların tutulmasıdır.
2.    Adım: Elektronik Defterin Oluşturulması: Elektronik kayıtların XBRL formatına dönüştürülmesidir. Hazırlanan dosya “defter” şema yapısında öngörülen alana yerleştirilmek suretiyle dönüştürme işlemi gerçekleştirilir.
3.    Adım: Oluşturulan “E-Defter” Dosyasının Mali Mühürle Onaylanması: Hazırlanan e-defter dosyası mali mühürle onaylanır. Bu şekilde oluşturulan dosya, mükellefin beratının aldıktan sonra defter olarak saklamak zorunda olduğu dosyadır. Ancak bu dosyanın defter olarak geçerli sayılabilmesi için e-defter beratının alınması zorunludur.
4.    Adım: Berat Dosyasının Oluşturulması: Onaylanan e-defterin mühür kısmının ve belli bilgilerin yer aldığı berat dosyası oluşturulur.
5.    Adım: Berat Dosyasının Mali Mühürle Onaylanması:Berat dosyası mali mühürle onaylanır.
6.    Adım: Berat Dosyası Paketi Oluşturulması: Gönderilmek istenen paket ziplenmiş olmalıdır. Zip dosyası içinde aynı isimde XML formatında berat (YB veya KB) dosyaları bulunmalıdır. Zipli dosyanın açık boyutu en fazla 1 MB olmalıdır. Bu boyutu geçen beratlara hata mesajı dönülecektir. Paket bütün kontrolleri başarıyla geçtiğinde sendDocumentFile metodu “….. adlı paketi işleme alındı” mesajını dönecektir.
7.    Adım: Berat Dosyasının Zaman Damgası ile Onaylanması: Berat Dosyası TÜBİTAK’tan temin edilmiş zaman damgası ile onaylanır. (ZORUNLU DEĞİL)
8.    Adım: Berat Dosyasının Gelir İdaresi Başkanlığına (GİB) gönderilmesi: Hazırlanan paket www.edefter.gov.tr adresinde bulunan e-Defter Uygulamasına giriş yapılarak yüklenir ya da web servis aracılığıyla gönderilir.
9.    Adım: Berat Dosyasının GİB Tarafından Onaylanması: Berat dosyasının Gelir İdaresi Başkanlığı mali mührü ile onaylanmasıdır.
10. Adım: Berat Dosyasının İndirilecek Biçimde Defter Sahibinin Erişimine  
    Açılması: GİB tarafından onaylanan berat dosyası indirilecek biçimde mükellefin  
    erişimine açılır.
11. Adım: Berat Dosyasının İndirilmesi: Mükellef erişime açılan onaylı e-Defter
     Berat dosyasını indirir.
12. Adım: Berat Dosyası İle e-Defter Dosyasının Muhafazası: Mükellef onaylı    
     e-Defter Berat Dosyasını ile mühürlü e-Defter Dosyasını birlikte elektronik ortamda  
     kanuni saklama süresince muhafaza edecektir.
MuhasebeTR Mevzuat Komisyonu
(Bu yazı kaynak gösterilse dahi farklı sitelerde yayınlanamaz.)


27 Nisan 2015 Pazartesi

DERNEK FAALİYETİ DESTEĞİ

DERNEK FAALİYETİ DESTEĞİNE YÖNELİK YARDIMLAR İÇİN PROJELERDE                          SON GÜN 7 MAYIS
1. GİRİŞ  10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesine dayanılarak hazırlanan ve 03/07/2006 tarihli ve2006/10656 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Dernek, Vakıf, Birlik Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesine dayanılarak hazırlanan, “İçişleri Bakanlığı Bütçesinden Derneklere Yardım Yapılması Hakkında Yönerge” kapsamında derneklere hazırladıkları projeleri gerçekleştirmek üzere mali yardım yapılmaktadır.

Bu İtibarla, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı, kapasitelerinin geliştirilmesi, kamu kurumları ile olan ilişkilerinin arttırılması ve karar alma mekanizmalarına aktif katılım sağlanması gibi çeşitli amaçlarla derneklerin faaliyetlerini desteklemektedir. Bu kapsamda Başkanlık, her yıl bütçe imkânları doğrultusunda derneklerce hazırlanan projelere yardım etmektedir.

Bu yazımızda; derneklere yardım yapılırken, kimlerin başvuru yapabileceği,  başvuru yapacak dernekte aranacak şartlar, desteklenecek proje konuları, yapılacak yardım miktarı ve başvuru tarihine ilişkin bilgilere yer verilmiştir.
2. BAŞVURU YAPACAKLARDA ARANAN ŞARTLAR 2015 yılı için desteklenecek projeler kapsamında yardımdan faydalanmak için 04/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun kapsamına giren ve tüzel kişiliği bulunan dernekler ile derneklerin oluşturduğu federasyon ve konfederasyonlar başvuru yapabilir.Başvuru yapacak dernekte aranacak şartlar aşağıda sıralanmıştır.

b) Anayasa ve kanunlarla yasaklanmış faaliyetlerde bulunmamış olması,
c) Mevcut yöneticilerinin dernek iş ve işlemlerinden dolayı son üç yıl içinde herhangi bir hapis veya adli para cezası almamış olması,
ç) Tüzüğünde belirtilen amacının, toplumun ihtiyaç ve sorunlarını çözmeye ve toplumsal gelişmeye katkıda bulunmaya yönelik olması,
d) Haklarında feshe ilişkin devam eden bir dava olmaması,
e) Derneğin ilk genel kurul toplantısını yapmış ve organlarını oluşturmuş olması,
f) Kamu kurum ve kuruluşlarından daha önce alınmış olan yardımların, amacına ve mevzuata uygun olarak kullanılmış olması gerekir.

3.  2015 YILI İÇİN DESTEKLENECEK PROJE KONULARI 2015 yılı için desteklenecek proje konuları, İçişleri Bakanlığınca aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

a) Aile ve toplum değerlerinin korunması ve geliştirilmesine yönelik projeler,
b) İnsan hakları ve demokrasi bilincinin yaşatılması ve etkin hale getirilmesine yönelik projeler,
c) Karar alma mekanizmalarına katılım, kamu-sivil toplum diyalogunun arttırılması ve aktif vatandaşlık konulu projeler,
d) Toplumda huzur ve barışı temin etmek üzere farklı toplum kesimleri arasında uzlaşı, işbirliği ve etkileşimi artırmaya yönelik projeler,
e) Toplumun farklı kesimleri arasında işbirliği ve etkileşimi arttırmaya yönelik projeler,
f) Gençlerin, kadınların ve engellilerin girişimciliğini, liderlik vasıflarını ve istihdamını arttırmaya yönelik projeler,
g) Çocuklar, gençler, kadınlar, engelliler, maddi durumu iyi olmayan ve sosyal risk altındaki gruplara yönelik projeler,
h) Kültür, tarih ve medeniyet değerlerinin korunması, geliştirilmesi ve ihyasına yönelik projeler,
i) Gazilerimize ve Şehit yakınlarına yönelik projeler,
j) Eğitim, kültür, sağlık, spor ve madde bağımlılığı ile mücadeleyi konu alan sosyal içerikli projeler



4. DESTEKLENECEK PROJELERDE ARANACAK ŞARTLAR-Desteklenecek proje konuları her bütçe yılında İçişleri Bakanlığı tarafından belirlenir ve internet sitesinde yayımlanır. İlan edilen konuların kapsamına girmeyen projeler değerlendirmeye alınmaz.2015 yılı için proje konularının aşağıdaki şartları taşıması gerekmektedir.
a) Kamu yararına ilişkin olması,
b) Derneğin tüzüğündeki amacı ve çalışma konuları ile örtüşmesi.
c) Öncelikle toplumun ihtiyaç ve sorunlarına çözüm sağlaması.
ç) Toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmasına yönelik olması.

5. DESTEKLENECEK PROJELERDE YARDIM MİKTARI-2015 yılı proje yardımları için İçişleri Bakanlığı bütçesinde öngörülen kaynak miktarı 21.200.000 TL’dir.İçişleri Bakanlığı, bütçesinde öngördüğü kaynağı kısmen ya da tamamen kullandırmama hakkını saklı tutmakta olup, başvurusu yapılacak projeler için her hangi bir bütçe sınırlaması yapmamaktadır. Ancak, İçişleri Bakanlığı tarafından derneklerin proje bütçesine yapılacak katkı, en az 5.000,00 TL ve en çok 150.000,00 TL tutarlar arasında belirlemiştir.
En az yardım tutarı        5.000,00 TL     En çok yardım tutarı   150.000,00 TL
Başvuru sahibi dernek, işbirliği yaptığı kurum ve kuruluşların nakdi veya ayni katkılarının yerine getirilmesinden bizzat sorumludur.Yardım yapılacak proje için sadece uygun maliyetler dikkate alınacaktır. Uygun maliyetler, projenin hayata geçirilmesi için zorunlu olan giderlerdir. Uygun maliyetler, piyasa koşulları dikkate alınarak belirlenir. Bu nedenle başvuru sahibi tarafından sunulacak proje bütçesi bir maliyet tahmini niteliğindedir.
Hazırlanan bütçede tüm kalemler kendi alt kalemlerine ayrılır ve her bir alt kalem için yapılacak işin veya alınacak malzemenin niteliği, adedi ve birim tutarı mutlaka belirtilir. Proje kapsamında bir maliyetin uygun maliyet olarak kabul edilebilmesi için aşağıdaki genel koşullar aranır.

a) Projenin uygulama süresi içinde gerçekleşmesi,
b) Projenin yürütülmesi için gerekli ve gerçekçi olması,
c) Harcamanın başvuru sahibi tarafından gerçekleştirilmesi ve harcama belgelerinin dernek adına düzenlenmesi ve uygulama takvimine riayet edilmesi
d) Yapılan harcamanın başvuru sahibi derneğin işletme defterinde veya yevmiye defterinde kayıtlı, tanımlanabilir, doğrulanabilir olması ve usulüne uygun harcama belgeleriyle belgelendirilmesi gerekir.

6. PROJELER İÇİN BAŞVURU ŞEKLİ VE TARİHİ-Başvuru yapacak dernekler, proje başvuruları ile ilgili detaylı bilgi için www.dernekler.gov.tr adresinde bulunan Proje Destek Sistemi (PRODES) bölümünü inceleyebilirler. Proje son başvuru tarihi: 07 Mayıs 2015 saat: 17.00’dir.

Proje başvuruları, Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın kurumsal internet sayfası olan www.dernekler.gov.tr adresinde yer alan Proje Destek Sistemi (PRODES) üzerinden elektronik (on-line) olarak yapılacaktır. Proje başvurusu yapacak derneklerin kendilerine ait Dernekler Bilgi Sistemi (DERBİS) kullanıcı adı ve şifresi ile sisteme giriş yapmaları ve başvurularını sistem üzerinden tamamlamaları gerekmektedir.

7. SONUÇ-İçişleri Bakanlığınca yapılan yardımlardan faydalanmak isteyen derneklerin; kapasitelerinin geliştirilmesi, kamu kurumları ile olan ilişkilerinin arttırılması ve karar alma mekanizmalarına aktif katılım sağlanması gibi amaçlara yönelik olarak 2015 yılı için belirtilen konulara göre hazırlayacakları projelerini www.dernekler.gov.tr internet adresinde bulunan “Başvuru Rehberi”ne göre hazırlamaları gerekmektedir. Yardımlardan faydalanmak isteyen dernekler proje ile ilgili başvurularını 7 Mayıs  2015 tarihine kadar Proje Destek Sistemi (PRODES) üzerinden elektronik yoldan yapabilirler.
KAYNAK
-  5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu
- 17.07.2006 Tarih ve 26231 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan “Dernek, Vakıf, Birlik Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmelik”
-  T.C. İçişleri Bakanlığı, 2015 Yılı Proje Rehberi, www.dernekler.gov.tr (23.04.2015)


24 Nisan 2015 Cuma

Torba Kanun yürürlükte. Tarihlere dikkat

Çalışma hayatı ve sosyal güvenliğe dair farklı kanunlarda 91 maddede değişiklik getiren son Torba Kanun dünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. Kanunun bazı hükümleri hemen yürürlüğe girerken, bazıları önümüzdeki aylarda uygulanmaya başlanacak. Bu arada kimi haklardan yararlanmak için bazı tarihlere dikkat etmek gerekiyor.
31 Temmuz son tarih-Torba Kanun kapsamında esnaf, şirket ortağı ve tarımsal faaliyeti sebebiyle Bağ-Kurlu olanlara borcunu sildirme imkanı veriliyor.
Bu kişilerin 2015 Nisan ayı sonu itibariyle birikmiş borçları 12 ay ve daha fazla ise 31 Temmuz 2015’e kadar SGK’ya başvurmak şartıyla borçlarını sildirebilecekler.
Sildirdikleri dönem emeklilik hesabında dikkate alınmayacak. Fakat ileride imkanları olursa bu dönemi tekrar ödeyerek emekliliğe saydırabilecekler. 31 Temmuz’a kadar başvuru yapmamış olanlar bu imkandan faydalanamayacaklar.

Öte yandan işveren olarak ya da üçüncü kişi olarak SGK’nın rücu (tazminat) davalarına muhatap olanların da 31 Temmuz 2015’e kadar SGK’ya başvurmaları gerekiyor.
Başvuru yapanlar borçlarını dilerlerse faizsiz olarak peşin dilerlerse 18 taksitteödeyebilecekler. Örneğin işçisi iş kazası geçirmiş ve bu kazada kusurlu bulunmuş işverenler tazminatlarını bu kapsamda ödeyebilecekler. Fakat bu borca ilişkin mahkeme kararının en geç 31.12.2014 tarihine kadar kesinleşmiş olması gerekiyor.
 
Zamlar temmuzda başlayacak-Yine Torba Kanun kapsamında 1000 liradan düşük aylığı olan emeklilere verilecek 100 liralık zam önümüzdeki temmuz ayı itibariyle maaşlara yansıyacak.
Emekli olduktan sonra Bağ-Kur kapsamında çalışan ve maaşından yüzde 15 oranında destek primi kesilen emekliler için kesinti oranı da temmuz itibariyle yüzde 10’a düşecek.
 
Esnafın cezası 2008’den itibaren siliniyor-Bir esnaf aynı zamanda işverense yani yanında işçi çalışıyorsa, kendisi için ödeyeceği prim, çalışanı için ödediği en yüksek primden az olamıyordu.
Az olması halinde aradaki fark SGK tarafından cezalı olarak tahsil ediliyordu. Binlerce esnafa ceza çıkaran ve düşük primle işçi çalıştırmaya sevk eden bu uygulama, 1 Ekim 2008’den geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırıldı.
 
Bunlar hemen uygulanacak-Öte yandan Torba Kanun’un yayımlanmasıyla birlikte dün itibariyle uygulaması değişen konular da var.
İşçi babaya 5 gün doğum izni,
çocuğu engelli ebeveyne 10 gün ilave izin,
iş güvenliği cezalarında artış bunlardan bazıları.

Sadettin ORHAN-BUGÜN