Kültür Yatırım ve Girişimlerine Gelir Vergisi Stopajı,
Sigorta Primi İşveren Payı ve Su Bedeli İndirimi İle Enerji Desteği
Uygulanmasına Dair Yönetmelik
|
|||||||||||||||||
BİRİNCİ
BÖLÜM-Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç-MADDE
1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, kültür belgesi verilen yatırım veya
girişimlere, münhasıran kültür belgeli yatırım veya girişimde
çalıştıracakları işçi ücretlerinden gelir vergisi stopajı, sigorta primi
işveren payı ve su bedeli indirimi ile enerji desteği sağlanmasına ilişkin
usul ve esasları belirlemektir.
Kapsam-MADDE
2 – (1) Bu Yönetmelik, kültür belgesi verilen yatırım veya girişimlere,
münhasıran kültür belgeli yatırım veya girişimde çalıştıracakları işçi
ücretlerinden gelir vergisi stopajı, sigorta primi işveren payı ve su bedeli
indirimi ile enerji desteği sağlanmasına ilişkin usul ve esasları kapsar.
Dayanak-MADDE
3 – (1) Bu Yönetmelik, 14/7/2004 tarihli ve 5225 sayılı Kültür
Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanununun 5 inci ve 6 ncı maddelerine
dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar-MADDE
4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını,
b)
Girişim belgesi: Kanunun amacına uygun faaliyetlerin sürdürüldüğü girişimlere
16/8/2005 tarihli ve 25908 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Yatırım
ve Girişimlerinin Nitelikleri ve Nicelikleri Yönetmeliğinde düzenlenen
esaslar doğrultusunda Bakanlıkça verilen belgeyi,
c)
İl müdürlüğü: Kültür ve turizm il müdürlüğünü,
ç)
Kanun: 14/7/2004 tarihli ve 5225 sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini
Teşvik Kanununu,
d)
Kültür belgesi: Kültür Yatırım ve Girişimlerinin Nitelikleri ve Nicelikleri
Yönetmeliği gereğince Bakanlıkça verilen kültür yatırımı ve girişimi
belgesini,
e)
Yatırım belgesi: Kanunun amacına uygun yatırımlara Kültür Yatırım ve
Girişimlerinin Nitelikleri ve Nicelikleri Yönetmeliğinde düzenlenen esaslar
doğrultusunda Bakanlıkça verilen belgeyi ifade eder.
İKİNCİ
BÖLÜM-Gelir Vergisi Stopajı İndirimine İlişkin Esaslar
Gelir
vergisi stopajı indirimi MADDE 5 – (1)
Kanun uyarınca belge almış kurumlar vergisi mükellefi yatırımcı veya
girişimcilerin, ilgili idareye verecekleri aylık prim ve hizmet belgesinde
bildirdikleri, münhasıran belgeli yatırım veya girişimde çalıştıracakları
işçilerin ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin, yatırım aşamasında
üç yılı aşmamak kaydıyla yüzde ellisi, işletme aşamasında ise yedi yılı
aşmamak kaydıyla yüzde yirmi beşi, verilecek muhtasar beyanname üzerinden
tahakkuk eden vergiden terkin edilir. (2)
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca
belirlenir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM-Sigorta Primi İşveren Payı İndirimine İlişkin Esaslar Sigorta
primi işveren payı indirimi MADDE 6 – (1) Kurumlar vergisi mükellefi olan
kültür belgeli yatırımcı veya girişimcilerin, münhasıran belgeli yatırım veya
girişimde fiilen çalıştıracakları işçilerin, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı
Sosyal Sigortalar Kanununun 72 ve 73 üncü maddeleri uyarınca prime esas
kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren paylarının
yatırım aşamasında üç yılı aşmamak üzere yüzde ellisi, işletme aşamasında
yedi yılı aşmamak üzere yüzde yirmi beşi oranındaki tutar, Bakanlık Bütçesine
konulacak ödenekten karşılanır. Bakanlık, sigorta primi işveren paylarına ilişkin
indirim tutarlarını, Sosyal Güvenlik Kurumunun talep tarihinden itibaren en
geç bir ay içerisinde öder.(2) Sigorta primi işveren payı indiriminden
yararlanabilmek için çalıştırılacak sigortalılara mahsus olarak düzenlenen
aylık prim ve hizmet belgesinin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79
uncu maddesinde belirtilen süre ve şekilde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş
olması şarttır. (3) Birinci fıkra hükmünün uygulanması ile kültür yatırım
veya girişimlerinin nitelikleri dikkate alınarak işverence çalıştırılabilecek
azami işçi sayısının belirlenmesiyle ilgili usul ve esaslar, Maliye
Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığının
bağlı olduğu Bakanlıkça müştereken belirlenir.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM-Enerji Desteği ve Su Bedeli İndirimine İlişkin Esaslar
Enerji
desteği -MADDE 7 – (1) Enerji desteği, kültür belgeli yatırım veya
girişimlerin münhasıran belgeli yatırım veya girişimde kullandıkları ve
bedelini fatura döneminde peşin olarak ödemiş oldukları faturalarda kayıtlı
doğalgaz ile aktif elektrik enerjisi tüketim bedeli üzerinden beş yıl süreyle
yüzde yirmi oranında uygulanır. Beş yıllık süre kültür belgesinin verildiği,
belgeli olarak faaliyete başlanmışsa faaliyete başlandığı tarihten itibaren
başlar.(2) Enerji desteğinde faturalara kayıtlı aktif enerji gideri ile
fiilen kullanılan doğalgaz gideri esas alınır. Vergiler ile gecikme bedelleri
teşvik ödemesinde dikkate alınmaz. Geçmiş dönem borcu olanlar borçlarını
tamamen ödedikten sonra enerji desteğinden yararlanabilirler.(3) Enerji
desteğinden yararlanacak belgeli yatırım veya girişimlerin elektrik veya
doğalgaz sayaçlarının müstakil olması gerekir.(4) (Değişik:RG-25/8/2012-28392) Firmalara ödenmesi gereken enerji
desteği tutarları, Bakanlık Bütçesinden her altı ayda bir ilgililerin banka
hesabına aktarılır.
Enerji
desteğine ilişkin başvuru-MADDE 8 – (1) Enerji desteğinden yararlanmak
isteyen belgeli yatırımcı veya girişimciler aşağıda belirtilen bilgi ve belgelerle
birlikte (Değişik ibare:RG-31/7/2009-27305) il müdürlüğüne
müracaat ederler.
a)
Ekli örneğe uygun olarak hazırlanmış bilgi formu (Ek:1),
b)
Ekli örneğe uygun olarak hazırlanmış taahhütname (Ek:2),
c)
Kültür yatırım veya girişim belgesi sureti,
ç) T.C Ziraat Bankası şube adı ve hesap numarası.
(2)
(Mülga:RG-31/7/2009-27305)
(3)
(Değişik ibare:RG-31/7/2009-27305) İl müdürlüğünce uygun
görülen yatırımcı veya girişimciler, enerji desteğinden yararlanmak için her
ay destekten yararlanılacak döneme ait doğalgaz ve aktif elektrik enerjisi
tüketim fatura veya ödeme belgelerinin asılları ile birlikte il müdürlüğüne
başvururlar. İl müdürlükleri, bu Yönetmelik esasları çerçevesinde uygulanacak
enerji desteği tutarını belirleyerek Bakanlığa bildirir. Başvuru belge ve
bilgilerinde varsa eksiklik il müdürlüğü tarafından tamamlattırılır.
Su
bedeli indirimi uygulaması-MADDE 9 – (1) Kültür belgeli yatırım veya
girişimler, münhasıran belgeli yatırım veya girişimde kullanılan su bedelini
yörede uygulanan en düşük tarifeden öderler.(2) Yörede su dağıtım hizmetini
yürüten kuruluşlar, kültür belgeli yatırım veya girişimlerce kültür belgesi
ve su tüketim faturalarının ibrazı halinde gerekli işlemleri yapar.(3) Su
bedeli indirimi, kültür belgesinin geçerli olduğu sürece uygulanır.(4) Su
bedeli indiriminden yararlanacak yatırım ve girişimlerin su sayaçlarının
bağımsız olması zorunludur.
BEŞİNCİ
BÖLÜM-Çeşitli ve Son Hükümler
Ortak
esaslar MADDE 10 – (1) Kanunda belirtilen teşvik uygulama süreleri,
kültür belgesinin alındığı ve faaliyete başlandığı tarihten itibaren
hesaplanır.(2) Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d)
bentlerindeki teşvik ve indirim unsurlarından yararlanan kültür yatırım ve
girişimleri için başka bir teşvik mevzuatında da benzer teşvik veya
indirimlerin bulunması halinde, yatırımcı veya girişimcilerin lehine olan
hükümler uygulanır.(3) Belgeli yatırımı veya girişimi Bakanlığın izni ile
devralanlar, devir tarihinden itibaren kalan süreler içinde bu Yönetmelik
esaslarına göre teşvik ve indirimden yararlanırlar. Devredilen belgelerde
belgenin ilk verildiği tarih ve eski belge numarası belirlenir. (4) Aynı
yatırımcı veya girişimcinin birden fazla belgeli yatırım veya girişiminin
bulunması halinde, bu Yönetmelik çerçevesinde uygulanan teşvik ve indirimler
her bir yatırım veya girişim için ayrı ayrı tespit edilir.(5) Kültür
belgesinin hükümsüz olması veya Bakanlıkça iptal edilmesi gibi haller
nedeniyle yatırımcı veya girişimcilerin teşvik veya indirim hakkını
kaybetmeleri halinde durum, Bakanlıkça onbeş gün içinde uygulayıcı kurum ve
kuruluşlara yazılı olarak bildirilir. (6) Kültür yatırımı veya girişimlerine
yönelik olarak bu Yönetmelikte düzenlenen teşvik ve indirim unsurları ile
bunlardan yararlanmaya yönelik diğer usul ve esaslar, Bakanlık ve ilgili
bakanlıklar ile Hazine ve Devlet Planlama Teşkilatı müsteşarlıklarınca
müştereken tespit edilir.
Müeyyide-MADDE
11 – (1) Bu Yönetmelikte belirtilen teşviklerden yararlanan kültür belgeli
yatırım veya girişimlerce ilgili kurum veya kuruluşlara yanlış veya yanıltıcı
bilgi ve belge verilmesi, verilen belgelerde tahrifat yapılması veya
teşviklerden yararlanma hakkını kaybetmiş olmalarına rağmen teşvikten
yararlanmaya devam ettiklerinin sonradan anlaşılması halinde verilen bu
Yönetmelikte belirtilen mali teşvikler, genel hükümlere göre tahsil edilir ve
ayrıca Kanunun cezai hükümleri uygulanır. (2) Belirtilen durumların varlığını
tespit eden ilgili kurum ve kuruluşlarca durum, gecikmeksizin Bakanlığa
bildirilir.
Geçmişe
yönelik ödemeler GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Yönetmeliğin yürürlüğe
girdiği tarihten önce Kanun uyarınca belge alanlara hak ettikleri teşvik
unsurları talepleri halinde bu Yönetmelikte belirtilen hükümlere göre
Bakanlık bütçesinden ödenir.Yürürlük MADDE 12 – (1) Sayıştay’ın görüşü
alınarak hazırlanan bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme
MADDE 13 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini, Devlet Planlama Teşkilatı
Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan
ile Maliye, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar ve Kültür
ve Turizm Bakanları birlikte yürütür.
İşletmeci Kuruluşun
1. Adı veya Unvanı:
2. Vergi Numarası:
3. Haberleşme Adresi:
4. Telefon, faks no ve e-posta adresi:
5. Sermaye ve Ortaklık Yapısı:
Ortaklar
Hisse
Oranı(%)
Yabancı Ortaklar
1-……………………………….…….… ………………
2-……………………………………….. ………………
Yerli Ortaklar
1-……………………………………..
………………..
2-………………………………..……
………………..
3-………………………………..……
………………..
6. Bağlı bulunduğu vergi dairesi ve vergi kimlik
numarası:
7. T.C Ziraat Bankası Şube adı ve Hesap Numarası:
8. Yatırım veya Girişimin;
İli:
İlçesi:
Bölgesi:
Ada:
Parsel:
Tahsisli ise Tarihi ve süresi:
9. SSK İşyeri Numarası:
10. Elektrik Abone Numarası:
11. Doğalgaz Abone Numarası:
EK-2
TAAHHÜTNAME-BEYAN VE TAAHHÜT-5225 sayılı Kültür Girişimlerini ve Yatırımlarını Teşvik
Kanununun 5 inci maddesi kapsamında enerji desteğinden yararlanmak üzere Kültür
ve Turizm(1) İl Müdürlüğüne yaptığım/yaptığımız müracaat
ekinde ibraz edilen bilgi ve belgelerin varlığını, muhteviyatı itibarıyla
doğruluğunu beyan, destek uygulamasının herhangi bir aşamasında aksinin
tespiti halinde ise yararlanılan desteğin 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil
Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde tahsil edileceğini kabul ve taahhüt ederiz.
Firma
Adı veya Unvanı:
Yetkili imzalar
(*) Müracaat ekinde yer alan tüm bilgi ve
belgelerin her sayfasında firma kaşesi ile şirketi temsil ve ilzama yetkili
imzalar bulunacaktır.
____________
(1) Değişik ibare:RG-25/8/2012-28392
|
|||||||||||||||||
muhasebe büromuzda karşılaştığımız sorulara hemen bulduğumuz yanıtları burada biriktiriyoruz.
.
10 Ekim 2012 Çarşamba
Kültür Yatırım ve Girişimlerine Gelir Vergisi Stopajı, Sigorta Primi İşveren Payı ve Su Bedeli İndirimi İle Enerji Desteği Uygulanmasına Dair Yönetmelik
Vakıflar
Kuruluş
şekli Vakıf kurma iradesi, noterde
düzenleme şeklinde yapılacak bir resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla
açıklanır. Ancak vakfın kurulması için yetkili asliye hukuk mahkemesine
başvurularak tescilinin sağlanması gereklidir. Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi
nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır.Resmî senetle vakıf
kurma işlemi temsilci aracılığıyla yapılabilir. Ancak, temsil yetkisinin
noterlikçe düzenlenmiş bir belgeyle verilmiş olması ve bu belgede vakfın amacı
ile özgülenecek mal ve hakların belirlenmiş bulunması gereklidir.
Vakıf senedinin içeriği Türk Medeni Kanununun 106'ıncı maddesi gereğince, vakıf senedinde vakfın adının, amacının, bu amaca özgülenen mal ve hakların, vakfın örgütlenme ve yönetim şeklinin ile yerleşim yerinin gösterilmesi zorunludur.
a) Vakfın adı; kanuna ahlaka adaba aykırı olmamalı ve vakfın amaçları ile uyumlu olmalıdır. Üçüncü kişileri vakfın amacı konusunda yanıltıcı ya da yanlış çağırışımlar uyandıracak isimler verilemez. Her hangi bir kamu kurum ya da kuruluşunun ismi kullanılamaz.
b) Vakfın amacı; Hukuka uygun, belirli, anlaşılabilir olmalı ve süreklilik arz etmelidir.
c) Özgülenen mal ve haklar; kurucuya ait olmalı ve amacı en azından başlangıç itibari ile gerçekleştirmeye yetmelidir. Özgülenen malvarlığı nakit ise paranın vakıf adına Türkiyede kurulu bir bankaya bloke edilerek dekontunun tescil başvurusu yapılan mahkemeye ibrazı, taşınmaz ya da taşınır bir malvarlığı ise değer tespitinin mahkemece yaptırılması ve ilgili sicillerine (tapu sicili, trafik sicili gibi) vakıf adına tescili sağlanmalıdır.
Vakfın kurulması ile özgülenen mal ve haklar vakıf tüzelkişiliğine geçer.
d) Organları; Vakfın bir yönetim organı olması zorunludur. Vakfın işleyişinin kolaylaşması açısından, amacının kapsamına ve faaliyetlerine uygun olarak mütevelli heyeti, yönetim organı ve bir denetim birimi olması uygun olur.
Bu sayılan organlar dışında onur kurulu,araştırma kurulu, çalışma kurulu gibi vakfın yönetimi ile ilgili olmayan kurulların vakıf organları arasında gösterilmemesi gerekir.Vakfın organlarının kaç kişiden oluşacağı, toplantı ve karar yeter sayılarının senet metninde gösterilmesi, organların görev ve yetki sınırlarının yeterince belirtilmesi halinde, vakfın işleyişinde sıkıntıya düşülmesinin önüne geçilmiş olur.
e) Vakfın yerleşim yeri; vakfın faaliyetlerini yürüttüğü merkezin bulunduğu yerdir. Vakıf senedinde gösterilecek adresin açık olarak ayrıntılı şekilde yazılması zorunludur.
Vakfın tescili Vakfın tesciline ilişkin açılan davada mahkemece davanın reddine ya da vakfın tesciline ilişkin vereceği karar, tebliğ tarihinden başlayarak bir ay içinde, başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebilir.Aynı şekilde, vakfın kurulmasını engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü veya ilgililer, iptal davası açabilirler.Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir.Yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunur ve Resmî Gazete ile ilân olunur.
VAKFIN KURULUŞUNDAN SONRA YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER 4.5.1990 gün, 20508 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3628 sayılı Mal Bildiriminde bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa göre, vakıfların idare organlarında görev alanlar Vakıflar Genel Müdürlüğüne mal bildiriminde bulunmak zorundadırlar.Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelikleri ile Komisyon Üyeliklerine seçim ve atamalarda göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde, görevin sona ermesi halinde, ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde verilmesi zorunludur.Bütün vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile olan her türlü işlemlerinde önce bağlı bulundukları Vakıflar Bölge Müdürlüğü kanalı ile yazışma yapmaları gerekmekte olup, vakıflar tarafından doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yapılacak yazışmalar işleme konulmamaktadır.
Vakıf senedinin içeriği Türk Medeni Kanununun 106'ıncı maddesi gereğince, vakıf senedinde vakfın adının, amacının, bu amaca özgülenen mal ve hakların, vakfın örgütlenme ve yönetim şeklinin ile yerleşim yerinin gösterilmesi zorunludur.
a) Vakfın adı; kanuna ahlaka adaba aykırı olmamalı ve vakfın amaçları ile uyumlu olmalıdır. Üçüncü kişileri vakfın amacı konusunda yanıltıcı ya da yanlış çağırışımlar uyandıracak isimler verilemez. Her hangi bir kamu kurum ya da kuruluşunun ismi kullanılamaz.
b) Vakfın amacı; Hukuka uygun, belirli, anlaşılabilir olmalı ve süreklilik arz etmelidir.
c) Özgülenen mal ve haklar; kurucuya ait olmalı ve amacı en azından başlangıç itibari ile gerçekleştirmeye yetmelidir. Özgülenen malvarlığı nakit ise paranın vakıf adına Türkiyede kurulu bir bankaya bloke edilerek dekontunun tescil başvurusu yapılan mahkemeye ibrazı, taşınmaz ya da taşınır bir malvarlığı ise değer tespitinin mahkemece yaptırılması ve ilgili sicillerine (tapu sicili, trafik sicili gibi) vakıf adına tescili sağlanmalıdır.
Vakfın kurulması ile özgülenen mal ve haklar vakıf tüzelkişiliğine geçer.
d) Organları; Vakfın bir yönetim organı olması zorunludur. Vakfın işleyişinin kolaylaşması açısından, amacının kapsamına ve faaliyetlerine uygun olarak mütevelli heyeti, yönetim organı ve bir denetim birimi olması uygun olur.
Bu sayılan organlar dışında onur kurulu,araştırma kurulu, çalışma kurulu gibi vakfın yönetimi ile ilgili olmayan kurulların vakıf organları arasında gösterilmemesi gerekir.Vakfın organlarının kaç kişiden oluşacağı, toplantı ve karar yeter sayılarının senet metninde gösterilmesi, organların görev ve yetki sınırlarının yeterince belirtilmesi halinde, vakfın işleyişinde sıkıntıya düşülmesinin önüne geçilmiş olur.
e) Vakfın yerleşim yeri; vakfın faaliyetlerini yürüttüğü merkezin bulunduğu yerdir. Vakıf senedinde gösterilecek adresin açık olarak ayrıntılı şekilde yazılması zorunludur.
Vakfın tescili Vakfın tesciline ilişkin açılan davada mahkemece davanın reddine ya da vakfın tesciline ilişkin vereceği karar, tebliğ tarihinden başlayarak bir ay içinde, başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebilir.Aynı şekilde, vakfın kurulmasını engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü veya ilgililer, iptal davası açabilirler.Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir.Yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunur ve Resmî Gazete ile ilân olunur.
VAKFIN KURULUŞUNDAN SONRA YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER 4.5.1990 gün, 20508 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3628 sayılı Mal Bildiriminde bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa göre, vakıfların idare organlarında görev alanlar Vakıflar Genel Müdürlüğüne mal bildiriminde bulunmak zorundadırlar.Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelikleri ile Komisyon Üyeliklerine seçim ve atamalarda göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde, görevin sona ermesi halinde, ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde verilmesi zorunludur.Bütün vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile olan her türlü işlemlerinde önce bağlı bulundukları Vakıflar Bölge Müdürlüğü kanalı ile yazışma yapmaları gerekmekte olup, vakıflar tarafından doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yapılacak yazışmalar işleme konulmamaktadır.
19 Eylül 2012 Çarşamba
Hatır çekleri ve senetleri hk.
Hatır
senetleri ve çekleri uygulamada başta kredi temin etme aracı olmak üzere birçok
nedenlerden dolayı kullanılmaktadır. Gerek Türk Ticaret Kanunu nunda gerekse
diğer hukuk ve vergi mevzuatımızda hatır senetlerine veya çeklerine ilişkin
herhangi bir düzenleme yoktur.
Yargıtay içtihatları ile hatır senetlerinin varlığına kabul etmekte ve tanımlanmaktadır. Yargıtay içtihatlarındaki tanıma göre Tatbikatta hatır bonosu diye isimlendirilen emre muharrer senetler alacaklı tarafından kırdırılan kesidecinin ticari itibarından istifade suretiyle para temini için verilen senetlerdir. Alacaklı senet mukabilinde kesideciye para vermez, bu bakımdan iş bu senetler bedelsizdir.
Söz konusu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere, hatır senetleri veya çekleri gerçek bir borç veya alacak ilişkisine dayanmamaktadır. Genellikle kredi vasıtası olarak kullanılmakta olup ayrıca diğer nedenlerle de kullanılabilirler.
Hatır senetlerinin kredi temin aracı olarak nakite çevrilmesi esnasında bankalara iskonto, komisyon, damga pulu ve benzeri nitelikte ödemeler yapılmaktadır. Söz konusu hatır senetleri karşılığında elde edilen kredinin işletmede kullanılması ve gerektiğinde bunun ispatlanması halinde bahsi geçen ödemeler ticari kazancın tesbitinde indirim konusu yapılabilir.
Nitekim Danıştay 4. Dairesi tarafından verilen 30.11.1972 tarihli kararda bu yöndedir. Bunun yanısıra hatır senetlerine bağlı olarak, şüpheli alacak değersiz alacak uygulamalarından yararlanılamaz. Nitekim Hesap Uzmanları Kurulu Danışma Komisyonu nun 22.06.1960 Tarih ve 102 Yayın ve Genel Sıra Nolu Kararında bir müessesenin kendi ticari ihtiyaçları ve muameleleri ile ilgili ve intibaklı olmayan, hatıra müşteriden alıp verdiği ve gerçekte bir muameleyi muhtevi bulunmayan bonolardan mütevellit alacaklarını tahsil edememesi halinde, bunların zarar yazılmasının caiz olmadığına karar vermiştir. Ayrıca hatır senetleri için reeskont uygulaması yapılamaz.
Kanunlarda
hatır çeki diye bir kavram yoktur, ancak uygulamada karşımıza çıkan bir
kavramdır. Kanunlarımızda çek görüldüğünde ödenmek zorunda olan bir ödeme aracı
olmasına rağmen gerek uygulama da gerekse son çıkan kanunlarla vadeli senet
niteliği almıştır. İşletmeler hatır çeki aldığında bunun açıklamasını yapmak
zorundadırlar, bu çeki neye istinaden aldıklarını, bu çek karşılığında karşı
tarafa ne ödendiği gibi. Bildiğiniz gibi son çıkan kanunlarla finans şirketleri
dışındakilerin borç alıp vermesi, şirket ortağı bile olsa kdv, faiz tahakkuku
gibi bir takım sonuçlar doğurabilmektedir. Muhasebe uygulamalarında bu tür
çekleri kullanmanın sakıncalı olacağını düşünmekteyim.
(Mustafa Gülşen sitesi forum alanından alıntıdır.)
18 Eylül 2012 Salı
SRC
Firmaya kayıtlı aracı olanların dikkatine! Hertürlü
kamyon, kamyonet, otobüs,minübüs,çekici, yarı römork,tanker v.b. araçları
kullanan sürücüler, 21.eylül.2012 tarihine kadar src ve psikoteknik
belgesi almak zorundadırlar. (25.şubat.2003 ehliyete ve ssk girişine sahip
olanlar,src belgesini eğitime ve sınava katılmaksızın doğrudan alma hakkına
sahiptirler.Src ve psikoteknik belgeleri 20.eylül.2012 tarihine kadar sorulmaz
2.eylül.2012 tarihinden sonra trafikte yapılacak uygulamalarda src ve
psikoteknik belgesi bulundurmayan sürücülere ve araç sahiplerine cezai işlem
uygulanacaktır.
Hatırlatma ! Yapılacak uygulamalarda src ve
psikoteknik belgesi bulundurmaması durumunda (firma'ya 5000TL sürücü arkadaşlara 250TL) cezai işlem
uygulanacaktır.
Src eğitim: 25.şubat.2003 öncesi
ehliyeti ve ssk'sı olmayan sürücüleriniz 28 saat'lik eğitime ve bakanlığın
açtığı sınava katılıp %60 başarı sağlayıp belgelerini alabilecekler.
(1) - işverenlere; 21.eylül.2012 tarihi
itibariyle şoförlerinizin işlerine devam edebilmeleri için mutlak surette src
ve psikoteknik belgeleri üzerinde durmalıdırlar. Aksi halde sürücü arkadaşa
cezai işlem uygulandığı gibi araçta bağlanacaktır.
(2) – sürücülere ; 21.eylül.2012 tarihi
itibariyle işverenler psikoteknik belgesi olmayan sürücülere araçlarını
veremeyecekleri için işi bırakmanız dahi söz konusu olabilir, bu sebepten
dolayı biran önce kaydınızı yaptırıp belgenizi alınız.
Dikkat! Son müracaat tarihi 21.eylül.2012
önemli not lütfen okuyun ; trafik
kazasına karışan sürücünün psikoteknik değerlendirme
belgesi yok ise sigorta şirketleri tarafından hasar ödemesi yapılmamaktadır.Kısacası
sürücülerinizin belgelerinin olmaması direkt olarak firmanızı etkilemektedir.
PSİKOTEKNİK BELGESİ NEDİR? Çalışma
psikolojisinin bir dalı olan psikoteknik değerlendirme, bireyin belirli bir
işteki yeterliliğinin ortaya konması amacıyla, gerekli bedensel
ve zihinsel özelliklerinin testler aracılığıyla ölçülmesidir. Başka bir deyişle
psikoteknik değerlendirme, bireyin belirli bir işe uygun olup olmadığını
anlamaya yönelik olarak tasarlanmış bir inceleme-değerlendirme yöntemidir.
SRC BELGESİ NEDİR? SRC
Mesleki Yeterlilik belgesi; Ulaştırma Bakanlığınca firmalara kayıtlı araçları
kullanan sürücülerin alması Gereken zorunlu bir belgedir.Sürücü (Src):
Karayolunda motorlu bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişiyi, ifade
eder.
DENETİM YAPACAK BİRİMLER; Ulaştırma
bakanlığına bağlı 30 bin sivil memur,
jandarma trafik,
trafik polisi,
trafik zabıtası
UYGULAMA;
SÜRÜCÜLERDE PSİKOTEKNİK DEĞERLENDİRME : Sürücülerin güvenli araç
kullanmalarını sağlayan zihinsel özelliklerinin (algı, dikkat, hafıza, muhakeme
vb.); Psikomotor yetenek ve becerilerinin (tepki hızı, göz, el, ayak
koordinasyonu vb.); tutum-davranış, alışkanlık
ve kişilik özelliklerinin (risk alma, saldırganlık, sorumluluk, öz kontrol vb.)
ölçülmesi ve sürücülük açısından uygunluğu-yeterliliği hakkında bir sonuca
varılmasıdır.
Standart, tarafsız, Bilimsel,
Değerlendirme
Psikoteknik merkezimiz güler yüzlü personeli ve beş ayrı şubesiyle müşteri odaklı
Tarafsız ,Standart ve Bilimsel kriterlere uygun olarak Psikoteknik değerlendirme,
Psikiyatri muayenesi ve sürücü davranış analiziyle sizlere hizmet vermektedir.
(GEÇ KALMADAN BELGELERİNİZİ ALIN)
Firmanız adına kayıtlı araçlarınız var ise aracınızı kullanan sürücülerin src
ve psikoteknik belgesiyle trafiğe çıkılması ulaştırma bakanlığı tarafından
zorunlu kılınmıştır.
YÖNETMELİKLER 25.02.2004
tarih ve 25384 sayılı resmi gazetede yayınlanan KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİ 60.
maddesi 'e' bendine göre profesyonel sürücülere Psikoteknik
degerlendirme yapmaktadır. Aynı yönetmeliğin 73 üncü maddesine göre bu değerlendirmeyi
yaptırmayan sürücüleri çalıştıran firmalar için para cezası, yetki belgesinin
iptali ile ceza koşulları belirtilmiştir.
İLGİLİ KANUN RESMİ GAZETE'DE YAYINLANMIŞTIR.
25.02.2004 tarih ve 25384 sayılı Resmi Gazete(KTY Aslı)
08.09.2004 tarih ve 25577 sayılı Resmi Gazete(1.Değişiklik)
15.12.2004 tarih ve 25671 sayılı Resmi Gazete(2.Değişiklik)
26.02.2005 tarih ve 25739 sayılı Resmi Gazete(3.Değişiklik)
09.09. 2005tarih ve 25931 sayılı Resmi Gazete(4.Değişiklik)
18.01.2006 tarihi ve 26053 sayılı Resmi Gazete(5.Değişiklik)
SRC
BELGESİ VE PSİKOTEKNİK BELGELERİ YASA GEREĞİ ZORUNLUDUR
T.C Ulaştırma Bakanlığı 4925 Sayılı Karayolu Kanunu
Bu yazı T.C. ULAŞTIRMA BAKANLIĞI Resmi sitesinden alınmıştır.
http://www.kugm.gov.tr/
Not: Hafta Sonu Açık Olmayan Psikoteknik Merkezlerimiz Denetimler Başlayacağıdan
Cumartesi ve Pazar Günleride Açık Olup Hizmet Vermektedir.
Not:Sürücülerin merkezlerimizde daha rahat ve hızlı bir şekilde testten geçebilmesi
için
gelmeden önce mutlaka randevu alınması gerekmektedir.
ÖNEMLİ NOT: RANDEVUSUZ GELENLERE İŞLEM YAPILMAZ GELEN TÜM SÜRÜCÜ
ARKADAŞLARIN RANDEVU ALMASI ZORUNLU.
GEREKLİ EVRAKLAR;
Src Belgesi Gerkli Evraklar: 3 Resim, Kimlik fotokopisi, Ehliyet fotokopisi.
Psikoteknik Belgesi Gerkli Evraklar: 3 Resim, Kimlik fotokopisi, Ehliyet fotokopisi.
Not:Evraklarınızı hazırladıktan sonra lütfen bizimle irtibata geçiniz.
Konu Hakkında Detaylı Bilgi'yi ve Randevunuzu Müşteri Danışmanımız Sedat'
Bey'den Alabilirsiniz.İLETİŞİM : 12 SAAT ULAŞABİLECEĞİNİZ İLGİLİ
TELEFONLAR.
GSM : 0532.603.00.50
13 Eylül 2012 Perşembe
Gider Pusulası Hk.
Vergi
Usul Kanununun 227 nci maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu
Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere
ait kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmış, aynı kanunun
229-242 nci maddelerinde de bu Kanuna göre düzenlenmesi ve alınması
gereken vesikalara ait hükümlere yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 234 üncü maddesinde ise; birinci ve ikinci sınıf
tüccarların, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak
mecburiyetindeolan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin vergiden muaf
esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için
tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider
pusulasının vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmünde
olduğu belirtilmiştir.
Görüleceği üzere, vergi mükelleflerinin faaliyetleri gereği Vergi Usul
Kanununda sayılan belgelerden herhangi birini düzenlemeleri
gerekmektedir.
Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94 üncü maddesinin
(1) numaralı fıkrasında; "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu
müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,
dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri,
kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye
mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço
veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki
bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya
hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine
mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." hükmü yer almaktadır.
Aynı maddede hangi ödemelerin vergi tevkifatına tabi olacağı sayılmış
olup, 13. üncü bendinde, "Esnaf muaflığından yararlananlara mal ve
hizmet alımları karşılığında yapılan ödemelerden" tevkifat yapılacağı
belirtilmiştir.
Bu açıklamalara göre, esnaf muaflığından yararlanmayan ve vergi
mükellefiyeti olmayan şahıslardan gider pusulası düzenleyerek alacağınız
kiymetler için yaptığınız ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
12 Eylül 2012 Çarşamba
Kat karşılığı inşaat işinde belge düzeni
Kat karşılığı inşaat işinde belge düzeni
(02.08.2012 tarih ve 8 sayılı özelge)
Genellikle kat/arsa karşılığı inşaatlarda;
- Kat karşılığı olmak üzere arsa sahibine daire verilmesi durumunda karşılığı ayni olan bir taahhüt söz konusudur. Arsa sahibi arsasının bir kısmını müteahhide devretme, müteahhit ise bunun karşılığında inşa edeceği dairelerin bir kısmını arsa sahibine devretme taahhüdünde bulunmaktadır.
- Arsa sahibi, arsasının belli bir payını devretmiş olup, karşılığında müteahhidin verdiği dairelere, işyerlerine veya belli bir nakit paraya sahip olmaktadır. Arsa payının bir kısmı ise arsa sahibinde kalmakta, bu kalan kısım da müteahhit tarafından kendisine verilen dairelerin arsa payına isabet etmektedir.
- Arsa sahibi ticari işletme ise, bu işlem sonucunda arsası aktifinden çıkmakta olup, bunun karşılığında dairelere, işyerlerine veya belli bir nakit paraya sahip olmaktadır. Ticari işletmenin müteahhide devretmediği arsa payı, müteahhitçe verilen dairelere isabet ettiği için ticari işletme bu iktisadi kıymetleri kayıtlarına arsa payı dâhil olarak kaydetmelidir.
- Müteahhit ise, inşa ettiği dairelerden bir kısmını arsa sahibine vermekte olup, bunun karşılığında elde ettiği iktisadi kıymet ise müteahhidin arsa sahibinden devraldığı (müteahhide kalan dairelere isabet eden) arsa payıdır. Buna göre, arsa sahibine bırakılan dairelerin karşılığında müteahhit kendisinde kalan dairelere isabet eden arsa payını devralmaktadır. Diğer bir deyişle, müteahhit açısından arsa maliyet bedeli, arsa sahibine teslim edilen daire ve işyerlerinin inşaatı için yapılan harcamaların toplamını oluşturmakta olup, bu bedel inşaat maliyetinin de içerisinde yer almaktadır.
Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda;
- Kat karşılığı olmak üzere arsa sahibine bırakılan daireler için, söz konusu dairelerin teslim edilmesinden (inşaatın tamamlanarak mülkiyetin alıcıya geçmesinden veya tescilden önce dairelerin alıcıların kullanımına terk edilmesinden) itibaren yedi gün içerisinde arsa sahibi adına emsal bedel üzerinden fatura düzenlenmesi,
- Teslim edilen arsanın bir iktisadi işletmeye dâhil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, teslim edilen arsa için arsa sahibi tarafından, kendisine teslim edilen dairelerin emsal bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi,
- Arsa sahibinin gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsasını tesliminde, arsa sahibinin mükellef olmamasından dolayı arsa sahibi adına teslim edilen dairelerin emsal bedeli üzerinden gider pusulası düzenlenmesi,
- Şirkette kalan dairelerin satılması durumunda; tapuda tescil işleminin yapıldığı tarihten itibaren, tescilden önce dairelerin alıcıların kullanımına terk edilmesi durumunda, bu tarihten itibaren yedi gün içerisinde satış bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi gerekmektedir.
18 Ağustos 2012 Cumartesi
TALİ SİGORTA ACENTELERİNİN KDV KARŞISINDAKİ DURUMU
Yazar HayrettinERDEM http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/2003093866.htm#_ftn1 - - *
I- GENEL AÇIKLAMA
7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 9. maddesinde sigorta acentesi ve tali acenteler tanımlanmıştır. Buna göre, her
ne ad altında olursa olsun sigorta şirketine tabi bir sıfatı olmaksızın
bir sözleşmeye dayanarak belli bir yer veya bölge içinde, daimi bir
surette Türkiye’deki sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmelerine
aracılık eden veya bunları sigorta şirketi adına yapan gerçek veya tüzel
kişiler sigorta acentesi; sigorta acentelerinin acentelik faaliyetleriyle ilgili olarak tayin ettikleri gerçek veya tüzel kişi acentelere ise tali acente
denilmektedir. Tali acentelik tesisi için sigorta şirketinin yazılı
izni gerekmektedir. Anılan Kanun’un aynı maddesine göre, sigorta
sözleşmeleri yapma ve prim tahsil etme yetkileri sigorta şirketlerine
ait olup, bu yetkiler acentelik sözleşmesinde belirtilmek kaydıyla
sigorta acentelerine devredilebilir. Ancak, tali acentelere sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi verilmesi kanunen mümkün bulunmamaktadır.
Kanun’un
uygulamasında sigorta acenteleri, (A) ve (B) acenteleri olarak ikiye
ayrılmıştır. Bu acentelerden (A) acenteleri, poliçe tanzimine
yetkilidir. (B) acenteleri ise poliçe tanzimine yetkili olmayıp, rolleri
sigortalı ile şirket arasında aracılık yapmaktan ibarettir. Diğer bir
ifade ile (B) acenteleri, tali acentedir. (A) acenteleri banka ve
sigorta muameleleri vergisinin (BSMV) mükellefi, (B) acenteleri ise
değildir. Dolayısıyla, (B) acentelerinin diğer bir ifade ile tali
acentelerin yaptıkları işlemler nedeniyle lehlerine kalan paralar
BSMV’ye tabi bulunmamaktadır.
(B) acentelerinin sigorta işlemlerine aracılık etmeleri karşılığında elde ettikleri komisyonlar BSMV kapsamı dışında kaldığından, bu komisyonların KDV’ye tabi
olup olmayacağı konusunda uygulamada tereddütler bulunmaktaydı. 4842
sayılı Kanunla KDV Kanunu’nun 17/4-e maddesinde yapılan değişiklik ile,
söz konusu tereddütler giderilmiştir.
Aşağıda (B) sigorta acentelerinin diğer bir ifade ile tali sigorta acentelerinin KDV karşısındaki durumları incelenecektir.
II- TALİ SİGORTA ACENTELERİNİN KDV KARŞISINDAKİ DURUMLARI
A- TALİ SİGORTA ACENTELERİNİN SİGORTA MUAMELELERİNE İLİŞKİN İŞLEMLERİNDE KDV
KDV
Kanunu’nun 17/4-e maddesi ile, banka ve sigorta muameleleri vergisi
kapsamına giren işlemler ile sigorta acente ve prodüktörlerinin sigorta
mu-amelelerine ilişkin işlemleri KDV’den istisna edilmiştir.
Buna
göre, sigorta acentelerinden (A) tipi sigorta acenteleri BSMV mükellefi
olduklarından, bu acentelerin yaptıkları işlemler nedeniyle lehlerine
kalan paralar BSMV’ye tabi olup, KDV’den istisnadır. Ancak, (B) tipi
sigorta acenteleri olarak adlandırılan tali sigorta acenteleri ise BSMV
mükellefi olmadıklarından, lehlerine kalan paralar BSMV’nin dışındadır.
Tali sigorta acenteleri sigortalı ile sigorta acentesi arasında aracılık
yapmakta ve karşılığında sigorta acentesinden komisyon almaktadır. Sigorta acentesinin yapmış olduğu sigorta karşılığında müşteriden aldığı primler BSMV’ye tabi olduğundan KDV’den istisnadır.
Bu şekilde BSMV’ye tabi tutulan primlerin aracılık komisyonu olarak
tali acentelere aktarılan kısımları ise, sigortalılardan alındığı sırada
BSMV’ye tabi tutulmuş olduğundan KDV’ye tabi tutulmuyordu. Ancak,
sigorta acentesi lehine aracılık işlemleri yapan tali acentelerin elde
ettikleri bu komisyonların KDV’den istisna olduğuna dair Kanun’da bir
düzenlemenin yer almaması ve bu konunun verilen özelgelerle
yönlendirilmiş olması nedeniyle uygulamada tereddütler oluşmuştur.
4842
sayılı Kanunla KDV Kanunu’nun 17/4-e maddesinde yapılan değişiklik ile,
tali acentelerin sigorta muamelelerine ilişkin işlemleri nedeniyle elde
ettikleri komisyonların KDV’den istisna olduğu hüküm altına alınarak, bu
komisyonların KDV’ye tabi olup olmayacağı konusunda uygulamada ortaya
çıkan tereddütler giderilmiştir.
B- TALİ SİGORTA ACENTELERİNİN SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ DIŞINDAKİ MAL TESLİMİ VE HİZMET İFALARINDA KDV
3065
sayılı KDV Kanunu’nun 4842 sayılı Kanunla değişik 17/4-e maddesi ile,
banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ile tali
acenteler dahil sigorta acente ve prodüktörlerinin sigorta muamelelerine
ilişkin işlemleri KDV’den istisna edilmiştir.
Sigorta
acentelerinden (A) tipi acenteler poliçe tanzimine yetkili olup, BSMV
mükellefidir. Dolayısıyla, bu acentelerin yaptığı tüm işlemler BSMV’nin
kapsamında olup, KDV’den istisnadır.
(B) tipi
acenteler diğer bir ifade ile tali acenteler ise BSMV’nin kapsamı
dışında olup, bu acentelerin sadece sigorta muamelelerine ilişkin
işlemleri KDV’den istisnadır.
Bu
çerçevede, tali acentelerin sigorta aracılık işlemleri dışındaki diğer
teslim ve hizmetlerinden KDV’nin konusuna girenler, bu vergiye tabi
olacaktır. Örneğin; tali acentelerin işletmeye ait demirbaşlarını
satmaları işlemi KDV’ye tabi olacaktır. Bu acenteler, başka faaliyetleri
nedeniyle KDV mükellefi iseler, demirbaş satışlarını da KDV beyannamesi
ile beyan edeceklerdir. Tali acentelerin başka faaliyetleri nedeniyle
KDV mükellefiyeti bulunmaması halinde, alıcının gerçek usulde KDV
mükellefi olması halinde demirbaş satışına ait KDV, Kanun’un 9/1.
maddesine göre alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla 2 no.lu KDV
beyannamesi ile beyan edilecektir. Alıcının da KDV mükellefi olmaması
halinde, tali acenteler demirbaş satışı nedeniyle KDV mükellefiyeti
tesis ettirecekler ve satışa ait KDV’yi kendileri beyan edeceklerdir.
Maliye Bakanlığı’nın uygulaması da bu doğrultudadır http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/2003093866.htm#%281%29 - (1) .
III- SONUÇ
Yukarıda
yapılan açıklamalardan da fark edileceği üzere, rolleri sadece
sigortalı ile şirket arasında aracılık yapmaktan ibaret olan ve poliçe
düzenleme yetkisi bulunmayan tali acentelerin, bu işlemleri karşılığında
aldıkları komisyonlar (primler) KDV’den istisnadır. Bu konudaki
tereddütler, KDV Kanunu’nun 17/4-e maddesinde 4842 sayılı Kanunla
yapılan düzenleme ile tamamen giderilmiştir. Tali acentelerin sigorta
aracılık hizmetleri dışındaki mal teslimi ve hizmet ifaları, KDV’nin
konusuna girmesi halinde, KDV’ye tabi bulunmaktadır. Örneğin, bu
acentelerin işletmeye dahil demirbaşlarının satışı KDV’ye tabidir.
15 Ağustos 2012 Çarşamba
İş Ortaklıkları.
03 Nisan 1986 Tarihli Resmi Gazete-Sayı: 19067
KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 31)
4.12.1985
gün 3239 sayılı Kanunla 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun bazı
maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişikliklerle ilgili olarak,
aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür. 1. İŞ ORTAKLIKLARI: A — Tanım ve Kapsamı; Kurumlar Vergisi Kanununun 1. maddesine (E) bendi ortaklıkları" eklenmiştir. İş ortaklıkları, KVK'nun l. maddesinin A, B, C ve D bentlerinde yazılı kurumların; kendi aralarında, şahıs ortaklıkları veya gerçek kişilerle belli bir işin birlikte yapılmasını müştereken taahhüt etmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardır. 1.1. 1986 tarihinden önce kurulan ve adi şirket şeklinde faaliyette bulunan ortaklıklar diledikleri takdirde aşağıda belirtilen unsurları taşımaları şartıyla iş ortaklığı olarak faaliyetlerini sürdürebilirler.
b) Unsurları: Kurulacak olan iş ortaklığının kurumlar vergisi mükellefi sayılabilmesi için en az aşağıdaki unsurları taşıması gerekir.
i) Ortaklardan en az
birisinin kurumlar vergisi mükellefi olması,
ii) Ortaklığı belli bir
işi sonuçlandırmak üzere yazılı bir sözleşmeyle kurulması,
iii) İş ortaklğı
konusunun, belli bir iş olması,
iv) Birlikte yapılacak
olan işin, belli bir süre içinde gerçekleştirilmesinin öngörülmesi,
v) İşin, birden fazla
takvim yılına yaygın; inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetler olması,
vi) iş ortaklığı ile
işveren arasında bir taahhüt sözleşmesinin olması,
vii) Tarafların,
müştereken taahhüt edilen işin, belli bir veya birden fazla bölümünden değil,
tamamından işverene karşı sorumlu olmaları,
viii) İşin bitiminde
kazancın paylaşılması,
ix) Birlikte yapılması
öngörülen ve müştereken taahhüt edilen işin bitimi ve Vergi Usul Kanununda
belirtilen mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının yerine getirilmesiyle
mükellefiyetin sona ermesi,
İş ortaklığı, devamlılık arzeden ve aynı nitelikte olan iş veya işler için değil, belirli bir sürede bilecel: bir iş için kurulacak ve tam mükellefiyete tabi olacaktır.
Örnek: "A" bankasına mali müşavirlik yapmak üzere iş ortaklığı kurulması mümkün değildir. Ancak aynı bankaya yıllara yaygın bir inşaat işini taahhüt etmek üzere iş ortaklığı kurulabilecektir. Belli bir iş için kurulan iş ortaklığında işverenin birden fazla olması, iş ortaklığının da birden fazla olmasını gerektirmez. Ancak bir işverene karşı birden fazla işin, yukarıda tanımı yapılan iş ortaklığı çerçevesinde taahhüt edilmesi halinde, her iş, ayrı bir iş ortaklığının kurulmasını gerektirecektir.
Örnek: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Elektrik Kurumu'nun birlikte ihaleye çıkardıkları bir baraj inşaatı için tek bir iş ortaklığı sözkonusudur. İşverenin birden fazla olması (belli bir iş dolayısıyla) iş ortaklığının da birden fazla olmasını gerektirmez. Öte yandan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün ihaleye çıkardığı iki baraj inşaatı dolayısıyla iki ayrı iş ortaklığının kurulması zorunludur. İş ortaklığının bağlı olduğu vergi dairesi; ortaklığın kuruluş mukavelesinde gösterilen merkezinin bulunduğu yer vergi dairesidir. Mukavelede ortaklığı merkezi belirtilmemiş ise iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesi olacaktır. Belli bir iş için kurulacak olan iş ortaklığında işin bitim tarihi Gelir Vergisi Kanununun 44. maddesinde belirlenen esaslara göre tayin olunacaktır. Ancak, işin bitimi iş ortaklığının da sona erdiğini göstermez. Bu iş dolayısıyla mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının da yerine getirilmesi gerekir (Örneğin tahakkuk eden verginin tamamının ödenmesi gibi). Öte yandan, iş ortaklığının sona ermesinden sonra, ortaklık adına tarh olunacak vergi ve cezalar müteselsilen ortaklardan aranacaktır. Çünkü ortaklar belli bir işin birlikte yapılmasını müştereken taahhüt etmişlerdir.
10 Ağustos 2012 Cuma
Sigorta acentelerinde kdv 2008
"Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunla ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki"
5766 sayılı yasanın 25'inci maddesi ile Gelir Vergileri Yasası'nın
"mükellef" başlıklı 30'uncu maddesinde yapılan değişiklik uyarınca
"Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'ni banka ve bankerlerle sigorta
şirketleri öder. Sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de
verginin mükellefi sigorta şirketleridir."
Bu bağlamda da aynı yasanın
"matrah" başlığını taşıyan değişik 31'inci maddesinin üçüncü fıkrası
gereği olarak "Sigorta işlemlerinde verginin matrahı, bu işlem dolayısıyla
poliçede yer alan prim tutarıdır. Prim tutarının hesabında sigorta işlemi
dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler
indirim konusu yapılamaz."
Banka ve Sigorta Muameleleri
Vergisi ile ilgili Gider Vergileri Yasası'nın "Beyanname Verilme Zamanı ve
Yeri" başlıklı 47'nci maddesinin (a) bendine eklenen hüküm uyarınca da
"Sigorta muamelelerine ilişkin beyanname sigorta şirketlerinin kanuni veya
iş merkezlerinin bulunduğu yer vergi dairesine" verilecektir.
Diğer yandan 5766 sayılı yasanın
12'nci maddesi ile Katma Değer Vergisi Yasası'nın "Sosyal ve Askeri Amaçlı
İstisnalarla Diğer İstisnalar" başlıklı 17'nci maddesinin (4) numaralı
fıkrasının (e) bendinde yapılan değişiklikle "Banka ve Sigorta Muameleleri
Vergisi kapsamına giren işlemler ve sigorta aracılarının sigorta şirketlerine
yaptığı muamelelerine ilişkin işlemlerinin" istisna kapsamında olduğu
hususu hükme bağlanmıştır.
Gider Vergileri Yasası ile Katma
Değer Vergisi Yasası'nda yapılan bu değişiklikler uyarınca sigorta aracılarının
(tüm acenteler ile sigorta broker'ları) sigorta şirketleri ile yapacakları
sigorta muamelelerine ilişkin işlemler Katma Değer Vergisi'nden istisna edilmiş
olup, söz konusu işlemler dışında kalan diğer işlemler bu düzenleme gereği
Katma Değer Vergisi'ne tabi tutulacaktır.
Katma Değer Vergisi Yasası'nın
17'nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (e) bendinde yapılan değişiklik 01
Ağustos 2008 tarihinden itibaren geçerli olup, bundan böyle söz konusu tarihten
itibaren "sigorta aracıları"nın sadece "sigorta
şirketlerine" yapacakları işler Katma Değer Vergisi'nden bağışık
olacaktır. Dolayısıyla yapılan bu düzenlemeler sonucunda sigorta aracılarının
Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi mükellefiyetine 01 Ağustos 2008 tarihi
itibariyle sona erecektir.Bir başka anlatımla Ağustos 2008 ayından
itibaren Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi beyannamesi artık "sigorta
şirketleri" tarafından verilecektir.
Ancak, yapılan son değişiklikler
uyarınca sigorta aracılarının sigorta muameleleri dışındaki işlemleri için
Katma Değer Vergisi mükellefiyeti tesis ettirmeleri ve bunun sonucunda da
vergiye tabi işlemleri olmasa dahi ilgili vergi dairesine her ay beyanname
vermeleri gerekecektir.
Sigorta aracılarının
(acentelerinin) bundan böyle sigortacılık dışındaki faaliyetleri Katma Değer
Vergisi'ne tabi olacağı için bu bağlamda da söz konusu faaliyetleri için fatura
düzenlemeleri gerekli olacaktır.
"Vergi Usul Yasası 243 seri
numaralı genel tebliği ile sigorta işlemlerinde hasılatlar için fatura yerine
poliçe ve sigorta gider belgesi düzenlenmesi" öngörülmüş, diğer işlemler
için ise bir açıklama yapılmamıştır. (Gayrimenkul veya sabit kıymet satışı,
kira gelirleri, danışmanlık vb gibi işlemler) (Bingöl, Mehmet
"Sigorta Şirketlerine Yönelik BSMV Düzenlemeleri" Vergi Dünyası Sayı:
323, Sf: 13) Yapılan bu düzenlemeler gereği olarak sigorta şirketi
adına poliçe düzenleme ve prim tahsilatı yetkisi olan aracıları son kez Temmuz
2008 dönemine ilişkin Gider Vergisi'ni 15 Ağustos 2008 tarihine kadar bağlı
oldukları vergi dairesine beyan etmeleri ve ödemeleri gerekmektedir. Bu
yükümlülüğün yerine getirilmesine paralel olarak mükelleflerin Banka ve Sigorta
Vergisi mükellefiyetinin terkin edilmesi ile ilgili olarak vergi dairesine
yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir. Ancak bunun yanında söz konusu
mükelleflerin Katma Değer Vergisi açısından 01 Ağustos 2008 tarihinden itibaren
geçerli olmak üzere mükellefiyet tesis ettirmeleri de zorunlu olmaktadır.
Daha önce yukarıda ifade ettiğimiz
gibi sigorta aracıları ağustos ayı başından itibaren Katma Değer Vergisi
mükellefi olarak Ağustos 2008 ayına ait Katma Değer Vergisi beyannamesini 24
Eylül 2008 tarihine kadar ilgili vergi dairesine verecekler ve varsa ödenecek
vergilerini 26 Eylül 2008 tarihi akşamına kadar ilgili vergi dairesine
ödeyeceklerdir.
Gelir Vergileri Yasası'nın yeni
31'inci maddesi uyarınca "sigorta işlemlerinde verginin matrahı, bu işlem
dolayısıyla poliçede yer alan prim tutarıdır." Dolayısıyla sigorta
şirketleri tarafından Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'nin matrahı poliçede
yer alan prim tutarı olacağından, bundan böyle Yangın Sigorta Vergisi üzerinden
ayrıca Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi hesaplanmayacak ve alınmayacaktır.
5766 sayılı yasa ile sigortacılık
işlemlerinin vergilendirilmesi açısından sigorta aracılarının konumu değişmiş
bulunmaktadır. Bu konuda Maliye Bakanlığı'nın açıklık kazandırıcı tebliği
beklenmektedir.
8 Ağustos 2012 Çarşamba
LİMİTED ŞİRKETİN ANONİM ŞİRKET TÜRÜNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ İÇİN GEREKLİ OLAN İŞLEMLER
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 181 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre bir limited şirket, anonim şirkete dönüşebilecektir. Bu tür değişikliklerinde yeni kurulacak olan anonim şirketin kuruluş hükümleri uygulanır. Ancak, sermaye şirketlerinde ortakların asgari sayısına ve ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz. Tür değiştirmede ortakların şirket payları ve hakları korunur. İmtiyazlı payların karşılığında aynı değerde paylar verilir veya uygun bir tazminat ödenir. İntifa senetleri karşılığında aynı değerde haklar verilir veya tür değiştirme planının düzenlendiği tarihte gerçek değer ödenir.Tür değişikliğine ilişkin işlemler aşağıda belirtilmiştir:
1-Tür değiştirme planı (md. 185) Şirketin müdür veya müdürleri tarafından yazılı şekilde tür değiştirme planı hazırlanır.Tür değiştirme planının;
a) Şirketin tür değiştirmeden önceki ve sonraki ticaret unvanını, merkezini ve yeni türe ilişkin bilgileri,
b) Anonim şirketin sözleşmesini,
c) Ortakların tür değiştirmeden sonra anonim şirketteki sahip olacakları payların sayısına, cinsine ve tutarına ilişkin açıklamaları,içermesi gerekir.
2-Tür değiştirme raporu (md. 186) Şirketin müdür veya müdürleri tür değiştirme hakkında yazılı bir rapor hazırlar.
Raporda;
a) Anonim şirkete dönüşmenin amacı ve sonuçlarına,
b) Anonim şirkete ilişkin kuruluş hükümlerinin yerine getirilmiş bulunduğuna,
c) Anonim şirketin sözleşmesine,
d) Anonim şirkette ortakların sahip olacakları paylara dair değişim oranına,
e)Varsa ortaklar ile ilgili olarak anonim şirkete dönüşmesinden kaynaklanan ek ödeme ile diğer kişisel edim yükümlülükleri ve kişisel sorumluluklara,
f) Ortaklar için tür değiştirmeden ötürü doğan yükümlülüklere,
ilişkin hususlar, gerekçeleri gösterilmek suretiyle hukuki ve ekonomik yönden açıklanır.
(Tüm ortakların kararı ile küçük ve orta ölçekli şirketler tür değiştirme raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.)
3-Aşağıdaki hususlar genel kurulda karar alınmasından otuz gün önce ortakların incelemesine sunulur: (md. 188)
a) Tür değiştirme planı,
b) Tür değiştirme raporu,
c) Son üç yılın finansal tabloları,
d) Bilanço günüyle tür değiştirme raporunun düzenlendiği tarih arasında altı aydan fazla zaman geçmişse veya son bilançonun çıkarıldığı tarihten itibaren şirketin malvarlığında önemli değişiklikler meydana gelmesi halinde ara bilanço,isteyen ortaklara anılan belgelerin kopyaları bedelsiz verilir. Şirket, ortakları, uygun bir şekilde inceleme haklarının bulunduğu hususunda bilgilendirir.
4-Genel kurulun onayı ve nisaplar (md. 189) Şirketin müdür veya müdürleri, yukarıdaki işlemler tamamlandıktan ve ortaklara incelenme hakkı tanınmasından itibaren otuz gün sonra, tür değiştirme planını genel kurulun onayına sunar. Tür değiştirme kararı aşağıdaki nisaplarla alınır: Limited şirketlerde, tür değiştirme planı sermayenin en az dörtte üçüne sahip bulunmaları şartıyla, ortakların dörtte üçünün kararıyla alınır.
5- Tescil (md. 189/2) Şirketin müdür veya müdürleri tür değiştirmeyi ve yeni şirketin sözleşmesini tescil ettirir. Tür değiştirme tescil ile hukuki geçerlilik kazanır. Tür değiştirme kararı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.
BİR LİMİTED ŞİRKET TÜRÜNÜN ANONİM ŞİRKET TÜRÜNE ÇEVRİLMESİNDE ESAS SÖZLEŞMENİN “KURULUŞ İLE SERMAYE VE PAY SENETLERİNİN TÜRÜ” BAŞLIKLI MADDELERİNE İLİŞKİN ÖRNEK
Kuruluş Madde 1 …………………..Ticaret Sicili Müdürlüğünün ……….. sayısında kayıtlı ……………………… Limited Şirketinin Türk Ticaret Kanununun 180 ila 193 üncü maddelerine göre tür değiştirmesi suretiyle; aşağıda, adları, soyadları, yerleşim yerleri ve uyrukları yazılı kurucular arasında bir anonim şirket kurulmuştur.
Sıra no 1
Kurucunun Adı ve Soyadı ……………………………
Yerleşim Yeri ……………..
Uyruğu T.C. Kimlik No ………. ………………
Sermaye ve Pay Senetlerinin Türü
Madde 6- Şirketin sermayesi ………………………………. Türk Lirası değerindedir. Bu sermaye, her biri ……………………….Kuruş/Türk Lirası değerinde ……………….. paya ayrılmıştır.
Bundan ………………. paya karşılık …………………… Türk Lirası, ……………………………..
Bundan ………………. Paya karşılık …………………… Türk Lirası, ……………………………..
Bundan ………………. Paya karşılık …………………… Türk Lirası, ……………………………..
tarafından tamamı taahhüt edilmiştir. Taahhüt edilen sermayenin tamamı Türk Ticaret Kanununun 180 ila 193 üncü maddelerine göre tür değiştiren …………………………………..Limited Şirketinin özvarlığından/ödenmiş sermayesinden karşılanmıştır.
(Tür değiştiren şirketin özvarlığının/ödenmiş sermayesinin dışında nakdi sermaye taahhüdünde bulunulması durumunda)
tarafından tamamı taahhüt edilmiştir. Taahhüt edilen sermayenin ……….. kısmı Türk Ticaret Kanununun 180 ila 193 üncü maddelerine göre tür değiştiren …………………………………..Limited Şirketinin özvarlığından/ödenmiş sermayesinden karşılanmıştır. Geri kalan ……………..Türk Lirası ise nakden taahhüt edilmiş ve payların itibari değerlerinin ¼ ü tescilden önce nakden ödenmiş olup, kalan ¾’ü ise yönetim kurulunun alacağı kararlara göre şirketin tescilini izleyen yirmidört ay içinde ödenecektir.
http://www.ticaretkanunu.net/
3 Ağustos 2012 Cuma
Binek mi? Ticari mi?
|
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)