.

.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Kültür Yatırım ve Girişimlerine Gelir Vergisi Stopajı, Sigorta Primi İşveren Payı ve Su Bedeli İndirimi İle Enerji Desteği Uygulanmasına Dair Yönetmelik



Kültür Yatırım ve Girişimlerine Gelir Vergisi Stopajı, Sigorta Primi İşveren Payı ve Su Bedeli İndirimi İle Enerji Desteği Uygulanmasına Dair Yönetmelik
 BİRİNCİ BÖLÜM-Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç-MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, kültür belgesi verilen yatırım veya girişimlere, münhasıran kültür belgeli yatırım veya girişimde çalıştıracakları işçi ücretlerinden gelir vergisi stopajı, sigorta primi işveren payı ve su bedeli indirimi ile enerji desteği sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
Kapsam-MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, kültür belgesi verilen yatırım veya girişimlere, münhasıran kültür belgeli yatırım veya girişimde çalıştıracakları işçi ücretlerinden gelir vergisi stopajı, sigorta primi işveren payı ve su bedeli indirimi ile enerji desteği sağlanmasına ilişkin usul ve esasları kapsar.
Dayanak-MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 14/7/2004 tarihli ve 5225 sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanununun 5 inci ve 6 ncı maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar-MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını,
b) Girişim belgesi: Kanunun amacına uygun faaliyetlerin sürdürüldüğü girişimlere 16/8/2005 tarihli ve 25908 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Yatırım ve Girişimlerinin Nitelikleri ve Nicelikleri Yönetmeliğinde düzenlenen esaslar doğrultusunda Bakanlıkça verilen belgeyi,
c) İl müdürlüğü: Kültür ve turizm il müdürlüğünü,
ç) Kanun: 14/7/2004 tarihli ve 5225 sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanununu,
d) Kültür belgesi: Kültür Yatırım ve Girişimlerinin Nitelikleri ve Nicelikleri Yönetmeliği gereğince Bakanlıkça verilen kültür yatırımı ve girişimi belgesini,
e) Yatırım belgesi: Kanunun amacına uygun yatırımlara Kültür Yatırım ve Girişimlerinin Nitelikleri ve Nicelikleri Yönetmeliğinde düzenlenen esaslar doğrultusunda Bakanlıkça verilen belgeyi ifade eder.
 İKİNCİ BÖLÜM-Gelir Vergisi Stopajı İndirimine İlişkin Esaslar
Gelir vergisi stopajı indirimi MADDE 5 – (1) Kanun uyarınca belge almış kurumlar vergisi mükellefi yatırımcı veya girişimcilerin, ilgili idareye verecekleri aylık prim ve hizmet belgesinde bildirdikleri, münhasıran belgeli yatırım veya girişimde çalıştıracakları işçilerin ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin, yatırım aşamasında üç yılı aşmamak kaydıyla yüzde ellisi, işletme aşamasında ise yedi yılı aşmamak kaydıyla yüzde yirmi beşi, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir.  (2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM-Sigorta Primi İşveren Payı İndirimine İlişkin Esaslar                                            Sigorta primi işveren payı indirimi MADDE 6 – (1) Kurumlar vergisi mükellefi olan kültür belgeli yatırımcı veya girişimcilerin, münhasıran belgeli yatırım veya girişimde fiilen çalıştıracakları işçilerin, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 72 ve 73 üncü maddeleri uyarınca prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren paylarının yatırım aşamasında üç yılı aşmamak üzere yüzde ellisi, işletme aşamasında yedi yılı aşmamak üzere yüzde yirmi beşi oranındaki tutar, Bakanlık Bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Bakanlık, sigorta primi işveren paylarına ilişkin indirim tutarlarını, Sosyal Güvenlik Kurumunun talep tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde öder.(2) Sigorta primi işveren payı indiriminden yararlanabilmek için çalıştırılacak sigortalılara mahsus olarak düzenlenen aylık prim ve hizmet belgesinin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79 uncu maddesinde belirtilen süre ve şekilde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş olması şarttır. (3) Birinci fıkra hükmünün uygulanması ile kültür yatırım veya girişimlerinin nitelikleri dikkate alınarak işverence çalıştırılabilecek azami işçi sayısının belirlenmesiyle ilgili usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlıkça müştereken belirlenir.
 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM-Enerji Desteği ve Su Bedeli İndirimine İlişkin Esaslar
Enerji desteği -MADDE 7 – (1) Enerji desteği, kültür belgeli yatırım veya girişimlerin münhasıran belgeli yatırım veya girişimde kullandıkları ve bedelini fatura döneminde peşin olarak ödemiş oldukları faturalarda kayıtlı doğalgaz ile aktif elektrik enerjisi tüketim bedeli üzerinden beş yıl süreyle yüzde yirmi oranında uygulanır. Beş yıllık süre kültür belgesinin verildiği, belgeli olarak faaliyete başlanmışsa faaliyete başlandığı tarihten itibaren başlar.(2) Enerji desteğinde faturalara kayıtlı aktif enerji gideri ile fiilen kullanılan doğalgaz gideri esas alınır. Vergiler ile gecikme bedelleri teşvik ödemesinde dikkate alınmaz. Geçmiş dönem borcu olanlar borçlarını tamamen ödedikten sonra enerji desteğinden yararlanabilirler.(3) Enerji desteğinden yararlanacak belgeli yatırım veya girişimlerin elektrik veya doğalgaz sayaçlarının müstakil olması gerekir.(4) (Değişik:RG-25/8/2012-28392) Firmalara ödenmesi gereken enerji desteği tutarları, Bakanlık Bütçesinden her altı ayda bir ilgililerin banka hesabına aktarılır.
Enerji desteğine ilişkin başvuru-MADDE 8 – (1) Enerji desteğinden yararlanmak isteyen belgeli yatırımcı veya girişimciler aşağıda belirtilen bilgi ve belgelerle birlikte (Değişik ibare:RG-31/7/2009-27305) il müdürlüğüne müracaat ederler.
a) Ekli örneğe uygun olarak hazırlanmış bilgi formu (Ek:1),
b) Ekli örneğe uygun olarak hazırlanmış taahhütname (Ek:2),
c) Kültür yatırım veya girişim belgesi sureti,  ç) T.C Ziraat Bankası şube adı ve hesap numarası.
(2) (Mülga:RG-31/7/2009-27305)
(3) (Değişik ibare:RG-31/7/2009-27305) İl müdürlüğünce uygun görülen yatırımcı veya girişimciler, enerji desteğinden yararlanmak için her ay destekten yararlanılacak döneme ait doğalgaz ve aktif elektrik enerjisi tüketim fatura veya ödeme belgelerinin asılları ile birlikte il müdürlüğüne başvururlar. İl müdürlükleri, bu Yönetmelik esasları çerçevesinde uygulanacak enerji desteği tutarını belirleyerek Bakanlığa bildirir. Başvuru belge ve bilgilerinde varsa eksiklik il müdürlüğü tarafından tamamlattırılır.
Su bedeli indirimi uygulaması-MADDE 9 – (1) Kültür belgeli yatırım veya girişimler, münhasıran belgeli yatırım veya girişimde kullanılan su bedelini yörede uygulanan en düşük tarifeden öderler.(2) Yörede su dağıtım hizmetini yürüten kuruluşlar, kültür belgeli yatırım veya girişimlerce kültür belgesi ve su tüketim faturalarının ibrazı halinde gerekli işlemleri yapar.(3) Su bedeli indirimi, kültür belgesinin geçerli olduğu sürece uygulanır.(4) Su bedeli indiriminden yararlanacak yatırım ve girişimlerin su sayaçlarının bağımsız olması zorunludur.
 BEŞİNCİ BÖLÜM-Çeşitli ve Son Hükümler
Ortak esaslar MADDE 10 – (1) Kanunda belirtilen teşvik uygulama süreleri, kültür belgesinin alındığı ve faaliyete başlandığı tarihten itibaren hesaplanır.(2) Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerindeki teşvik ve indirim unsurlarından yararlanan kültür yatırım ve girişimleri için başka bir teşvik mevzuatında da benzer teşvik veya indirimlerin bulunması halinde, yatırımcı veya girişimcilerin lehine olan hükümler uygulanır.(3) Belgeli yatırımı veya girişimi Bakanlığın izni ile devralanlar, devir tarihinden itibaren kalan süreler içinde bu Yönetmelik esaslarına göre teşvik ve indirimden yararlanırlar. Devredilen belgelerde belgenin ilk verildiği tarih ve eski belge numarası belirlenir. (4) Aynı yatırımcı veya girişimcinin birden fazla belgeli yatırım veya girişiminin bulunması halinde, bu Yönetmelik çerçevesinde uygulanan teşvik ve indirimler her bir yatırım veya girişim için ayrı ayrı tespit edilir.(5) Kültür belgesinin hükümsüz olması veya Bakanlıkça iptal edilmesi gibi haller nedeniyle yatırımcı veya girişimcilerin teşvik veya indirim hakkını kaybetmeleri halinde durum, Bakanlıkça onbeş gün içinde uygulayıcı kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirilir. (6) Kültür yatırımı veya girişimlerine yönelik olarak bu Yönetmelikte düzenlenen teşvik ve indirim unsurları ile bunlardan yararlanmaya yönelik diğer usul ve esaslar, Bakanlık ve ilgili bakanlıklar ile Hazine ve Devlet Planlama Teşkilatı müsteşarlıklarınca müştereken tespit edilir.
Müeyyide-MADDE 11 – (1) Bu Yönetmelikte belirtilen teşviklerden yararlanan kültür belgeli yatırım veya girişimlerce ilgili kurum veya kuruluşlara yanlış veya yanıltıcı bilgi ve belge verilmesi, verilen belgelerde tahrifat yapılması veya teşviklerden yararlanma hakkını kaybetmiş olmalarına rağmen teşvikten yararlanmaya devam ettiklerinin sonradan anlaşılması halinde verilen bu Yönetmelikte belirtilen mali teşvikler, genel hükümlere göre tahsil edilir ve ayrıca Kanunun cezai hükümleri uygulanır. (2) Belirtilen durumların varlığını tespit eden ilgili kurum ve kuruluşlarca durum, gecikmeksizin Bakanlığa bildirilir.
Geçmişe yönelik ödemeler GEÇİCİ MADDE 1 –  (1) Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanun uyarınca belge alanlara hak ettikleri teşvik unsurları talepleri halinde bu Yönetmelikte belirtilen hükümlere göre Bakanlık bütçesinden ödenir.Yürürlük MADDE 12 – (1) Sayıştay’ın görüşü alınarak hazırlanan bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 13 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan ile Maliye, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar ve Kültür ve Turizm Bakanları birlikte yürütür.
Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi Sayısı
14/7/2006 26628
Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazetelerin
Tarihi Sayısı
1.       
31/7/2009 27305
2.       
25/8/2012 28392
 EK 1 - BİLGİ FORMU
İşletmeci Kuruluşun
1. Adı veya Unvanı:
2. Vergi Numarası:
3. Haberleşme Adresi:
4. Telefon, faks no ve e-posta adresi:
5. Sermaye ve Ortaklık Yapısı:
Ortaklar                                                         Hisse Oranı(%)
Yabancı Ortaklar
1-……………………………….…….…     ………………
2-………………………………………..     ………………
Yerli Ortaklar
1-……………………………………..       ………………..
2-………………………………..……       ………………..
3-………………………………..……       ………………..
6. Bağlı bulunduğu vergi dairesi ve vergi kimlik numarası:
7. T.C Ziraat Bankası Şube adı ve Hesap Numarası:
8. Yatırım veya Girişimin;
İli:
İlçesi:
Bölgesi:
Ada:
Parsel:
Tahsisli ise Tarihi ve süresi:
9. SSK İşyeri Numarası:
10. Elektrik Abone Numarası:
11. Doğalgaz Abone Numarası:

 EK-2
TAAHHÜTNAME-BEYAN VE TAAHHÜT-5225 sayılı Kültür Girişimlerini ve Yatırımlarını Teşvik Kanununun 5 inci maddesi kapsamında enerji desteğinden yararlanmak üzere Kültür ve Turizm(1) İl Müdürlüğüne yaptığım/yaptığımız müracaat ekinde ibraz edilen bilgi ve belgelerin varlığını, muhteviyatı itibarıyla doğruluğunu beyan, destek uygulamasının herhangi bir aşamasında aksinin tespiti halinde ise yararlanılan desteğin 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde tahsil edileceğini kabul ve taahhüt ederiz.
 Firma
Adı veya Unvanı:
Yetkili imzalar
  (*) Müracaat ekinde yer alan tüm bilgi ve belgelerin her sayfasında firma kaşesi ile şirketi temsil ve ilzama yetkili imzalar bulunacaktır.  
 ____________
(1) Değişik ibare:RG-25/8/2012-28392



Vakıflar



Kuruluş şekli  Vakıf kurma iradesi, noterde düzenleme şeklinde yapılacak bir resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanır. Ancak vakfın kurulması için yetkili asliye hukuk mahkemesine başvurularak tescilinin sağlanması gereklidir. Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır.Resmî senetle vakıf kurma işlemi temsilci aracılığıyla yapılabilir. Ancak, temsil yetkisinin noterlikçe düzenlenmiş bir belgeyle verilmiş olması ve bu belgede vakfın amacı ile özgülenecek mal ve hakların belirlenmiş bulunması gereklidir.
Vakıf senedinin içeriği Türk Medeni Kanununun 106'ıncı maddesi gereğince, vakıf senedinde vakfın adının, amacının, bu amaca özgülenen mal ve hakların, vakfın örgütlenme ve yönetim şeklinin ile yerleşim yerinin gösterilmesi zorunludur.

a) Vakfın adı; kanuna ahlaka adaba aykırı olmamalı ve vakfın amaçları ile uyumlu olmalıdır. Üçüncü kişileri vakfın amacı konusunda yanıltıcı ya da yanlış çağırışımlar uyandıracak isimler verilemez. Her hangi bir kamu kurum ya da kuruluşunun ismi kullanılamaz.

b) Vakfın amacı; Hukuka uygun, belirli, anlaşılabilir olmalı ve süreklilik arz etmelidir.

c) Özgülenen mal ve haklar; kurucuya ait olmalı ve amacı en azından başlangıç itibari ile gerçekleştirmeye yetmelidir. Özgülenen malvarlığı nakit ise paranın vakıf adına Türkiyede kurulu bir bankaya bloke edilerek dekontunun tescil başvurusu yapılan mahkemeye ibrazı, taşınmaz ya da taşınır bir malvarlığı ise değer tespitinin mahkemece yaptırılması ve ilgili sicillerine (tapu sicili, trafik sicili gibi) vakıf adına tescili sağlanmalıdır.
Vakfın kurulması ile özgülenen mal ve haklar vakıf tüzelkişiliğine geçer.

d) Organları; Vakfın bir yönetim organı olması zorunludur. Vakfın işleyişinin kolaylaşması açısından, amacının kapsamına ve faaliyetlerine uygun olarak mütevelli heyeti, yönetim organı ve bir denetim birimi olması uygun olur.

Bu sayılan organlar dışında onur kurulu,araştırma kurulu, çalışma kurulu gibi vakfın yönetimi ile ilgili olmayan kurulların vakıf organları arasında gösterilmemesi gerekir.Vakfın organlarının kaç kişiden oluşacağı, toplantı ve karar yeter sayılarının senet metninde gösterilmesi, organların görev ve yetki sınırlarının yeterince belirtilmesi halinde, vakfın işleyişinde sıkıntıya düşülmesinin önüne geçilmiş olur.

e) Vakfın yerleşim yeri; vakfın faaliyetlerini yürüttüğü merkezin bulunduğu yerdir. Vakıf senedinde gösterilecek adresin açık olarak ayrıntılı şekilde yazılması zorunludur.


Vakfın tescili Vakfın tesciline ilişkin açılan davada mahkemece davanın reddine ya da vakfın tesciline ilişkin vereceği karar, tebliğ tarihinden başlayarak bir ay içinde, başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebilir.Aynı şekilde, vakfın kurulmasını engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü veya ilgililer, iptal davası açabilirler.Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir.Yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunur ve Resmî Gazete ile ilân olunur.
VAKFIN KURULUŞUNDAN SONRA YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER 4.5.1990 gün, 20508 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3628 sayılı Mal Bildiriminde bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununa göre, vakıfların idare organlarında görev alanlar Vakıflar Genel Müdürlüğüne mal bildiriminde bulunmak zorundadırlar.Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelikleri ile Komisyon Üyeliklerine seçim ve atamalarda göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde, görevin sona ermesi halinde, ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde verilmesi zorunludur.Bütün vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile olan her türlü işlemlerinde önce bağlı bulundukları Vakıflar Bölge Müdürlüğü kanalı ile yazışma yapmaları gerekmekte olup, vakıflar tarafından doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yapılacak yazışmalar işleme konulmamaktadır.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Hatır çekleri ve senetleri hk.





Hatır senetleri ve çekleri uygulamada başta kredi temin etme aracı olmak üzere birçok nedenlerden dolayı kullanılmaktadır. Gerek Türk Ticaret Kanunu nunda gerekse diğer hukuk ve vergi mevzuatımızda hatır senetlerine veya çeklerine ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur.

Yargıtay içtihatları ile hatır senetlerinin varlığına kabul etmekte ve tanımlanmaktadır. Yargıtay içtihatlarındaki tanıma göre Tatbikatta hatır bonosu diye isimlendirilen emre muharrer senetler alacaklı tarafından kırdırılan kesidecinin ticari itibarından istifade suretiyle para temini için verilen senetlerdir. Alacaklı senet mukabilinde kesideciye para vermez, bu bakımdan iş bu senetler bedelsizdir.

Söz konusu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere, hatır senetleri veya çekleri gerçek bir borç veya alacak ilişkisine dayanmamaktadır. Genellikle kredi vasıtası olarak kullanılmakta olup ayrıca diğer nedenlerle de kullanılabilirler.
Hatır senetlerinin kredi temin aracı olarak nakite çevrilmesi esnasında bankalara iskonto, komisyon, damga pulu ve benzeri nitelikte ödemeler yapılmaktadır. Söz konusu hatır senetleri karşılığında elde edilen kredinin işletmede kullanılması ve gerektiğinde bunun ispatlanması halinde bahsi geçen ödemeler ticari kazancın tesbitinde indirim konusu yapılabilir.
Nitekim Danıştay 4. Dairesi tarafından verilen 30.11.1972 tarihli kararda bu yöndedir. Bunun yanısıra hatır senetlerine bağlı olarak, şüpheli alacak değersiz alacak uygulamalarından yararlanılamaz. Nitekim Hesap Uzmanları Kurulu Danışma Komisyonu nun 22.06.1960 Tarih ve 102 Yayın ve Genel Sıra Nolu Kararında bir müessesenin kendi ticari ihtiyaçları ve muameleleri ile ilgili ve intibaklı olmayan, hatıra müşteriden alıp verdiği ve gerçekte bir muameleyi muhtevi bulunmayan bonolardan mütevellit alacaklarını tahsil edememesi halinde, bunların zarar yazılmasının caiz olmadığına karar vermiştir. Ayrıca hatır senetleri için reeskont uygulaması yapılamaz.

Kanunlarda hatır çeki diye bir kavram yoktur, ancak uygulamada karşımıza çıkan bir kavramdır. Kanunlarımızda çek görüldüğünde ödenmek zorunda olan bir ödeme aracı olmasına rağmen gerek uygulama da gerekse son çıkan kanunlarla vadeli senet niteliği almıştır. İşletmeler hatır çeki aldığında bunun açıklamasını yapmak zorundadırlar, bu çeki neye istinaden aldıklarını, bu çek karşılığında karşı tarafa ne ödendiği gibi. Bildiğiniz gibi son çıkan kanunlarla finans şirketleri dışındakilerin borç alıp vermesi, şirket ortağı bile olsa kdv, faiz tahakkuku gibi bir takım sonuçlar doğurabilmektedir. Muhasebe uygulamalarında bu tür çekleri kullanmanın sakıncalı olacağını düşünmekteyim.

(Mustafa Gülşen sitesi forum alanından alıntıdır.)

18 Eylül 2012 Salı

SRC



Firmaya kayıtlı aracı olanların dikkatine! Hertürlü kamyon, kamyonet, otobüs,minübüs,çekici, yarı römork,tanker v.b. araçları kullanan sürücüler, 21.eylül.2012 tarihine kadar src ve psikoteknik belgesi almak zorundadırlar. (25.şubat.2003 ehliyete ve ssk girişine sahip olanlar,src belgesini eğitime ve sınava katılmaksızın doğrudan alma hakkına sahiptirler.Src ve psikoteknik belgeleri 20.eylül.2012 tarihine kadar sorulmaz 2.eylül.2012 tarihinden sonra trafikte yapılacak uygulamalarda src ve psikoteknik belgesi bulundurmayan sürücülere ve araç sahiplerine cezai işlem uygulanacaktır.
Hatırlatma !  Yapılacak uygulamalarda src ve psikoteknik belgesi bulundurmaması durumunda (firma'ya 5000TL  sürücü arkadaşlara 250TL) cezai işlem uygulanacaktır.
Src eğitim: 25.şubat.2003 öncesi ehliyeti ve ssk'sı olmayan sürücüleriniz 28 saat'lik eğitime ve bakanlığın açtığı sınava katılıp %60 başarı sağlayıp belgelerini alabilecekler.
(1) - işverenlere; 21.eylül.2012 tarihi itibariyle şoförlerinizin işlerine devam edebilmeleri için mutlak surette src ve psikoteknik belgeleri üzerinde durmalıdırlar. Aksi halde sürücü arkadaşa cezai işlem uygulandığı gibi araçta bağlanacaktır.
(2) – sürücülere ; 21.eylül.2012 tarihi itibariyle işverenler psikoteknik belgesi olmayan sürücülere araçlarını veremeyecekleri için işi bırakmanız dahi söz konusu olabilir, bu sebepten dolayı biran önce kaydınızı yaptırıp belgenizi alınız.
Dikkat! Son müracaat tarihi 21.eylül.2012
                                                                                                                                                        
önemli not lütfen okuyun ; trafik kazasına karışan sürücünün psikoteknik değerlendirme
belgesi yok ise sigorta şirketleri tarafından hasar ödemesi yapılmamaktadır.Kısacası sürücülerinizin belgelerinin olmaması direkt olarak firmanızı etkilemektedir.

PSİKOTEKNİK BELGESİ NEDİR? Çalışma psikolojisinin bir dalı olan psikoteknik değerlendirme, bireyin belirli bir işteki yeterliliğinin ortaya konması amacıyla, gerekli bedensel
ve zihinsel özelliklerinin testler aracılığıyla ölçülmesidir. Başka bir deyişle psikoteknik değerlendirme, bireyin belirli bir işe uygun olup olmadığını anlamaya yönelik olarak tasarlanmış bir inceleme-değerlendirme yöntemidir.
SRC BELGESİ NEDİR? SRC Mesleki Yeterlilik belgesi; Ulaştırma Bakanlığınca firmalara kayıtlı araçları kullanan sürücülerin alması Gereken zorunlu bir belgedir.Sürücü (Src): Karayolunda motorlu bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişiyi, ifade eder.

DENETİM YAPACAK BİRİMLER;                                                                                       Ulaştırma bakanlığına bağlı 30 bin sivil memur,                                                                           jandarma trafik,
trafik polisi,                                                                                                                                            trafik zabıtası

UYGULAMA;
SÜRÜCÜLERDE PSİKOTEKNİK DEĞERLENDİRME : Sürücülerin güvenli araç kullanmalarını sağlayan zihinsel özelliklerinin (algı, dikkat, hafıza, muhakeme vb.); Psikomotor yetenek ve becerilerinin (tepki hızı, göz, el, ayak koordinasyonu vb.); tutum-davranış, alışkanlık
ve kişilik özelliklerinin (risk alma, saldırganlık, sorumluluk, öz kontrol vb.) ölçülmesi ve sürücülük açısından uygunluğu-yeterliliği hakkında bir sonuca varılmasıdır.
Standart, tarafsız, Bilimsel, Değerlendirme
Psikoteknik merkezimiz güler yüzlü personeli ve beş ayrı şubesiyle müşteri odaklı Tarafsız ,Standart ve Bilimsel kriterlere uygun olarak Psikoteknik değerlendirme, Psikiyatri muayenesi ve sürücü davranış analiziyle sizlere hizmet vermektedir.

(GEÇ KALMADAN BELGELERİNİZİ ALIN)

Firmanız adına kayıtlı araçlarınız var ise aracınızı kullanan sürücülerin src ve psikoteknik belgesiyle trafiğe çıkılması ulaştırma bakanlığı tarafından zorunlu kılınmıştır.

YÖNETMELİKLER 25.02.2004 tarih ve 25384 sayılı resmi gazetede yayınlanan KARAYOLU TAŞIMA YÖNETMELİĞİ 60. maddesi 'e' bendine göre profesyonel sürücülere Psikoteknik
degerlendirme yapmaktadır. Aynı yönetmeliğin 73 üncü maddesine göre bu değerlendirmeyi yaptırmayan sürücüleri çalıştıran firmalar için para cezası, yetki belgesinin iptali ile ceza koşulları belirtilmiştir.

İLGİLİ KANUN RESMİ GAZETE'DE YAYINLANMIŞTIR.
25.02.2004 tarih ve 25384 sayılı Resmi Gazete(KTY Aslı)
08.09.2004 tarih ve 25577 sayılı Resmi Gazete(1.Değişiklik)
15.12.2004 tarih ve 25671 sayılı Resmi Gazete(2.Değişiklik)
26.02.2005 tarih ve 25739 sayılı Resmi Gazete(3.Değişiklik)
09.09. 2005tarih ve 25931 sayılı Resmi Gazete(4.Değişiklik)
18.01.2006 tarihi ve 26053 sayılı Resmi Gazete(5.Değişiklik)

SRC BELGESİ VE PSİKOTEKNİK BELGELERİ YASA GEREĞİ ZORUNLUDUR
T.C Ulaştırma Bakanlığı 4925 Sayılı Karayolu Kanunu
Bu yazı T.C. ULAŞTIRMA BAKANLIĞI Resmi sitesinden alınmıştır.
http://www.kugm.gov.tr/

Not: Hafta Sonu Açık Olmayan Psikoteknik Merkezlerimiz Denetimler Başlayacağıdan
Cumartesi ve Pazar Günleride Açık Olup Hizmet Vermektedir.
Not:Sürücülerin merkezlerimizde daha rahat ve hızlı bir şekilde testten geçebilmesi için
gelmeden önce mutlaka randevu alınması gerekmektedir.

ÖNEMLİ NOT: RANDEVUSUZ GELENLERE İŞLEM YAPILMAZ GELEN TÜM SÜRÜCÜ
ARKADAŞLARIN RANDEVU ALMASI ZORUNLU.

GEREKLİ EVRAKLAR;
Src Belgesi Gerkli Evraklar: 3 Resim, Kimlik fotokopisi, Ehliyet fotokopisi.
Psikoteknik Belgesi Gerkli Evraklar: 3 Resim, Kimlik fotokopisi, Ehliyet fotokopisi.

Not:Evraklarınızı hazırladıktan sonra lütfen bizimle irtibata geçiniz.


Konu Hakkında Detaylı Bilgi'yi ve Randevunuzu Müşteri Danışmanımız Sedat' Bey'den Alabilirsiniz.İLETİŞİM : 12 SAAT ULAŞABİLECEĞİNİZ İLGİLİ TELEFONLAR.
GSM : 0532.603.00.50
           


13 Eylül 2012 Perşembe

Gider Pusulası Hk.


Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmış, aynı kanunun 229-242 nci maddelerinde de bu Kanuna göre düzenlenmesi ve alınması gereken vesikalara ait hükümlere yer verilmiştir.
            Aynı Kanunun 234 üncü maddesinde ise; birinci ve ikinci sınıf tüccarların, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetindeolan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulasının vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmünde olduğu belirtilmiştir.
             Görüleceği üzere, vergi mükelleflerinin faaliyetleri gereği Vergi Usul Kanununda sayılan belgelerden herhangi birini düzenlemeleri gerekmektedir.
             Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94 üncü maddesinin (1)  numaralı fıkrasında; "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar."  hükmü yer almaktadır.
             Aynı maddede hangi ödemelerin vergi tevkifatına tabi olacağı sayılmış olup, 13. üncü bendinde, "Esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşılığında yapılan ödemelerden" tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.
             Bu açıklamalara göre, esnaf muaflığından yararlanmayan ve vergi mükellefiyeti olmayan şahıslardan gider pusulası düzenleyerek alacağınız kiymetler  için yaptığınız ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

12 Eylül 2012 Çarşamba

Kat karşılığı inşaat işinde belge düzeni



Kat karşılığı inşaat işinde belge düzeni
(02.08.2012 tarih ve 8 sayılı özelge)
Genellikle kat/arsa karşılığı inşaatlarda;
- Kat karşılığı olmak üzere arsa sahibine daire verilmesi durumunda karşılığı ayni olan bir taahhüt söz konusudur. Arsa sahibi arsasının bir kısmını müteahhide devretme, müteahhit ise bunun karşılığında inşa edeceği dairelerin bir kısmını arsa sahibine devretme taahhüdünde bulunmaktadır.
- Arsa sahibi, arsasının belli bir payını devretmiş olup, karşılığında müteahhidin verdiği dairelere, işyerlerine veya belli bir nakit paraya sahip olmaktadır. Arsa payının bir kısmı ise arsa sahibinde kalmakta, bu kalan kısım da müteahhit tarafından kendisine verilen dairelerin arsa payına isabet etmektedir.
- Arsa sahibi ticari işletme ise, bu işlem sonucunda arsası aktifinden çıkmakta olup, bunun karşılığında dairelere, işyerlerine veya belli bir nakit paraya sahip olmaktadır. Ticari işletmenin müteahhide devretmediği arsa payı, müteahhitçe verilen dairelere isabet ettiği için ticari işletme bu iktisadi kıymetleri kayıtlarına arsa payı dâhil olarak kaydetmelidir.
- Müteahhit ise, inşa ettiği dairelerden bir kısmını arsa sahibine vermekte olup, bunun karşılığında elde ettiği iktisadi kıymet ise müteahhidin arsa sahibinden devraldığı (müteahhide kalan dairelere isabet eden) arsa payıdır. Buna göre, arsa sahibine bırakılan dairelerin karşılığında müteahhit kendisinde kalan dairelere isabet eden arsa payını devralmaktadır. Diğer bir deyişle, müteahhit açısından arsa maliyet bedeli, arsa sahibine teslim edilen daire ve işyerlerinin inşaatı için yapılan harcamaların toplamını oluşturmakta olup, bu bedel inşaat maliyetinin de içerisinde yer almaktadır.
Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda;
- Kat karşılığı olmak üzere arsa sahibine bırakılan daireler için, söz konusu dairelerin teslim edilmesinden (inşaatın tamamlanarak mülkiyetin alıcıya geçmesinden veya tescilden önce dairelerin alıcıların kullanımına terk edilmesinden) itibaren yedi gün içerisinde arsa sahibi adına emsal bedel üzerinden fatura düzenlenmesi,
- Teslim edilen arsanın bir iktisadi işletmeye dâhil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, teslim edilen arsa için arsa sahibi tarafından, kendisine teslim edilen dairelerin emsal bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi,
- Arsa sahibinin gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsasını tesliminde, arsa sahibinin mükellef olmamasından dolayı arsa sahibi adına teslim edilen dairelerin emsal bedeli üzerinden gider pusulası düzenlenmesi,
- Şirkette kalan dairelerin satılması durumunda; tapuda tescil işleminin yapıldığı tarihten itibaren, tescilden önce dairelerin alıcıların kullanımına terk edilmesi durumunda, bu tarihten itibaren yedi gün içerisinde satış bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi  gerekmektedir.

18 Ağustos 2012 Cumartesi

TALİ SİGORTA ACENTELERİNİN KDV KARŞISINDAKİ DURUMU



Yazar HayrettinERDEM http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/2003093866.htm#_ftn1 - - *

I- GENEL AÇIKLAMA
7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu’nun 9. maddesinde sigorta acentesi ve tali acenteler tanımlanmıştır. Buna göre, her ne ad altında olursa olsun sigorta şirketine tabi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belli bir yer veya bölge içinde, daimi bir surette Türkiye’deki sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmelerine aracılık eden veya bunları sigorta şirketi adına yapan gerçek veya tüzel kişiler sigorta acentesi; sigorta acentelerinin acentelik faaliyetleriyle ilgili olarak tayin ettikleri gerçek veya tüzel kişi acentelere ise tali acente denilmektedir. Tali acentelik tesisi için sigorta şirketinin yazılı izni gerekmektedir. Anılan Kanun’un aynı maddesine göre, sigorta sözleşmeleri yapma ve prim tahsil etme yetkileri sigorta şirketlerine ait olup, bu yetkiler acentelik sözleşmesinde belirtilmek kaydıyla sigorta acentelerine devredilebilir. Ancak, tali acentelere sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi verilmesi kanunen mümkün bulunmamaktadır.
Kanun’un uygulamasında sigorta acenteleri, (A) ve (B) acenteleri olarak ikiye ayrılmıştır. Bu acentelerden (A) acenteleri, poliçe tanzimine yetkilidir. (B) acenteleri ise poliçe tanzimine yetkili olmayıp, rolleri sigortalı ile şirket arasında aracılık yapmaktan ibarettir. Diğer bir ifade ile (B) acenteleri, tali acentedir. (A) acenteleri banka ve sigorta muameleleri vergisinin (BSMV) mükellefi, (B) acenteleri ise değildir. Dolayısıyla, (B) acentelerinin diğer bir ifade ile tali acentelerin yaptıkları işlemler nedeniyle lehlerine kalan paralar BSMV’ye tabi bulunmamaktadır.
(B) acentelerinin sigorta işlemlerine aracılık etmeleri karşılığında elde ettikleri komisyonlar BSMV kapsamı dışında kaldığından, bu komisyonların KDV’ye tabi olup olmayacağı konusunda uygulamada tereddütler bulunmaktaydı. 4842 sayılı Kanunla KDV Kanunu’nun 17/4-e maddesinde yapılan değişiklik ile, söz konusu tereddütler giderilmiştir.
Aşağıda (B) sigorta acentelerinin diğer bir ifade ile tali sigorta acentelerinin KDV karşısındaki durumları incelenecektir.

II- TALİ SİGORTA ACENTELERİNİN KDV KARŞISINDAKİ DURUMLARI
A- TALİ SİGORTA ACENTELERİNİN SİGORTA MUAMELELERİNE İLİŞKİN İŞLEMLERİNDE KDV
KDV Kanunu’nun 17/4-e maddesi ile, banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ile sigorta acente ve prodüktörlerinin sigorta mu-amelelerine ilişkin işlemleri KDV’den istisna edilmiştir.
Buna göre, sigorta acentelerinden (A) tipi sigorta acenteleri BSMV mükellefi olduklarından, bu acentelerin yaptıkları işlemler nedeniyle lehlerine kalan paralar BSMV’ye tabi olup, KDV’den istisnadır. Ancak, (B) tipi sigorta acenteleri olarak adlandırılan tali sigorta acenteleri ise BSMV mükellefi olmadıklarından, lehlerine kalan paralar BSMV’nin dışındadır. Tali sigorta acenteleri sigortalı ile sigorta acentesi arasında aracılık yapmakta ve karşılığında sigorta acentesinden komisyon almaktadır. Sigorta acentesinin yapmış olduğu sigorta karşılığında müşteriden aldığı primler BSMV’ye tabi olduğundan KDV’den istisnadır. Bu şekilde BSMV’ye tabi tutulan primlerin aracılık komisyonu olarak tali acentelere aktarılan kısımları ise, sigortalılardan alındığı sırada BSMV’ye tabi tutulmuş olduğundan KDV’ye tabi tutulmuyordu. Ancak, sigorta acentesi lehine aracılık işlemleri yapan tali acentelerin elde ettikleri bu komisyonların KDV’den istisna olduğuna dair Kanun’da bir düzenlemenin yer almaması ve bu konunun verilen özelgelerle yönlendirilmiş olması nedeniyle uygulamada tereddütler oluşmuştur.
4842 sayılı Kanunla KDV Kanunu’nun 17/4-e maddesinde yapılan değişiklik ile, tali acentelerin sigorta muamelelerine ilişkin işlemleri nedeniyle elde ettikleri komisyonların KDV’den istisna olduğu hüküm altına alınarak, bu komisyonların KDV’ye tabi olup olmayacağı konusunda uygulamada ortaya çıkan tereddütler giderilmiştir.

B- TALİ SİGORTA ACENTELERİNİN SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ DIŞINDAKİ MAL TESLİMİ VE HİZMET İFALARINDA KDV
3065 sayılı KDV Kanunu’nun 4842 sayılı Kanunla değişik 17/4-e maddesi ile, banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ile tali acenteler dahil sigorta acente ve prodüktörlerinin sigorta muamelelerine ilişkin işlemleri KDV’den istisna edilmiştir.
Sigorta acentelerinden (A) tipi acenteler poliçe tanzimine yetkili olup, BSMV mükellefidir. Dolayısıyla, bu acentelerin yaptığı tüm işlemler BSMV’nin kapsamında olup, KDV’den istisnadır.
(B) tipi acenteler diğer bir ifade ile tali acenteler ise BSMV’nin kapsamı dışında olup, bu acentelerin sadece sigorta muamelelerine ilişkin işlemleri KDV’den istisnadır.
Bu çerçevede, tali acentelerin sigorta aracılık işlemleri dışındaki diğer teslim ve hizmetlerinden KDV’nin konusuna girenler, bu vergiye tabi olacaktır. Örneğin; tali acentelerin işletmeye ait demirbaşlarını satmaları işlemi KDV’ye tabi olacaktır. Bu acenteler, başka faaliyetleri nedeniyle KDV mükellefi iseler, demirbaş satışlarını da KDV beyannamesi ile beyan edeceklerdir. Tali acentelerin başka faaliyetleri nedeniyle KDV mükellefiyeti bulunmaması halinde, alıcının gerçek usulde KDV mükellefi olması halinde demirbaş satışına ait KDV, Kanun’un 9/1. maddesine göre alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla 2 no.lu KDV beyannamesi ile beyan edilecektir. Alıcının da KDV mükellefi olmaması halinde, tali acenteler demirbaş satışı nedeniyle KDV mükellefiyeti tesis ettirecekler ve satışa ait KDV’yi kendileri beyan edeceklerdir. Maliye Bakanlığı’nın uygulaması da bu doğrultudadır  http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/2003093866.htm#%281%29 - (1) .

III- SONUÇ
Yukarıda yapılan açıklamalardan da fark edileceği üzere, rolleri sadece sigortalı ile şirket arasında aracılık yapmaktan ibaret olan ve poliçe düzenleme yetkisi bulunmayan tali acentelerin, bu işlemleri karşılığında aldıkları komisyonlar (primler) KDV’den istisnadır. Bu konudaki tereddütler, KDV Kanunu’nun 17/4-e maddesinde 4842 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile tamamen giderilmiştir. Tali acentelerin sigorta aracılık hizmetleri dışındaki mal teslimi ve hizmet ifaları, KDV’nin konusuna girmesi halinde, KDV’ye tabi bulunmaktadır. Örneğin, bu acentelerin işletmeye dahil demirbaşlarının satışı KDV’ye tabidir.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

İş Ortaklıkları.


03 Nisan 1986 Tarihli Resmi Gazete-Sayı: 19067
KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 31)
4.12.1985 gün 3239 sayılı Kanunla 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişikliklerle ilgili olarak, aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.
1. İŞ ORTAKLIKLARI: A — Tanım ve Kapsamı; Kurumlar Vergisi Kanununun 1. maddesine (E) bendi ortaklıkları" eklenmiştir. İş ortaklıkları, KVK'nun l. maddesinin A, B, C ve D bentlerinde yazılı kurumların; kendi aralarında, şahıs ortaklıkları veya gerçek kişilerle belli bir işin birlikte yapılmasını müştereken taahhüt etmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardır. 1.1. 1986 tarihinden önce kurulan ve adi şirket şeklinde faaliyette bulunan ortaklıklar diledikleri takdirde aşağıda belirtilen unsurları taşımaları şartıyla iş ortaklığı olarak faaliyetlerini sürdürebilirler.
b) Unsurları: Kurulacak olan iş ortaklığının kurumlar vergisi mükellefi sayılabilmesi için en az aşağıdaki unsurları taşıması gerekir.
i) Ortaklardan en az birisinin kurumlar vergisi mükellefi olması,
ii) Ortaklığı belli bir işi sonuçlandırmak üzere yazılı bir sözleşmeyle kurulması,
iii) İş ortaklğı konusunun, belli bir iş olması,
iv) Birlikte yapılacak olan işin, belli bir süre içinde gerçekleştirilmesinin öngörülmesi,
v) İşin, birden fazla takvim yılına yaygın; inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetler olması,
vi) iş ortaklığı ile işveren arasında bir taahhüt sözleşmesinin olması,
vii) Tarafların, müştereken taahhüt edilen işin, belli bir veya birden fazla bölümünden değil, tamamından işverene karşı sorumlu olmaları,
viii) İşin bitiminde kazancın paylaşılması,
ix) Birlikte yapılması öngörülen ve müştereken taahhüt edilen işin bitimi ve Vergi Usul Kanununda belirtilen mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının yerine getirilmesiyle mükellefiyetin sona ermesi,
Yukarıda belirtilen genel unsurlar dikkate alındığında; her ortağın işin belli bir bölümünün yapımı taahhüt ettiği konsorsiyumlar, iş ortaklığı tanımı dışında kalmaktadır. Bu tür ortaklıklarda (konsorsiyum) her bir ortağın yapacağı işin taahhüt sözleşmesinde açıkça belirtilmesi zorunludur. Ancak, taahhüt sözleşmesinde belirtilmemekle beraber, ortakların kendi aralarında yapacakları mukavele ile her bir ortağın yükleneceği işin belirlenmesi ve işveren idarece de bu mukavelenin kabulü halinde, iş ortaklığı sözkonusu olmayacak, bu tür ortaklık "konsorsiyum" olarak adlandırılacaktır.
İş ortaklığı, devamlılık arzeden ve aynı nitelikte olan iş veya işler için değil, belirli bir sürede bilecel: bir iş için kurulacak ve tam mükellefiyete tabi olacaktır.
Örnek: "A" bankasına mali müşavirlik yapmak üzere iş ortaklığı kurulması mümkün değildir. Ancak aynı bankaya yıllara yaygın bir inşaat işini taahhüt etmek üzere iş ortaklığı kurulabilecektir. Belli bir iş için kurulan iş ortaklığında işverenin birden fazla olması, iş ortaklığının da birden fazla olmasını gerektirmez. Ancak bir işverene karşı birden fazla işin, yukarıda tanımı yapılan iş ortaklığı çerçevesinde taahhüt edilmesi halinde, her iş, ayrı bir iş ortaklığının kurulmasını gerektirecektir.
Örnek: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Elektrik Kurumu'nun birlikte ihaleye çıkardıkları bir baraj inşaatı için tek bir iş ortaklığı sözkonusudur. İşverenin birden fazla olması (belli bir iş dolayısıyla) iş ortaklığının da birden fazla olmasını gerektirmez. Öte yandan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün ihaleye çıkardığı iki baraj inşaatı dolayısıyla iki ayrı iş ortaklığının kurulması zorunludur. İş ortaklığının bağlı olduğu vergi dairesi; ortaklığın kuruluş mukavelesinde gösterilen merkezinin bulunduğu yer vergi dairesidir. Mukavelede ortaklığı merkezi belirtilmemiş ise iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesi olacaktır. Belli bir iş için kurulacak olan iş ortaklığında işin bitim tarihi Gelir Vergisi Kanununun 44. maddesinde belirlenen esaslara göre tayin olunacaktır. Ancak, işin bitimi iş ortaklığının da sona erdiğini göstermez. Bu iş dolayısıyla mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının da yerine getirilmesi gerekir (Örneğin tahakkuk eden verginin tamamının ödenmesi gibi). Öte yandan, iş ortaklığının sona ermesinden sonra, ortaklık adına tarh olunacak vergi ve cezalar müteselsilen ortaklardan aranacaktır. Çünkü ortaklar belli bir işin birlikte yapılmasını müştereken taahhüt etmişlerdir.

10 Ağustos 2012 Cuma

Sigorta acentelerinde kdv 2008


"Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunla ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki" 5766 sayılı yasanın 25'inci maddesi ile Gelir Vergileri Yasası'nın "mükellef" başlıklı 30'uncu maddesinde yapılan değişiklik uyarınca "Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'ni banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder. Sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleridir."
Bu bağlamda da aynı yasanın "matrah" başlığını taşıyan değişik 31'inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği olarak "Sigorta işlemlerinde verginin matrahı, bu işlem dolayısıyla poliçede yer alan prim tutarıdır. Prim tutarının hesabında sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler indirim konusu yapılamaz."
Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi ile ilgili Gider Vergileri Yasası'nın "Beyanname Verilme Zamanı ve Yeri" başlıklı 47'nci maddesinin (a) bendine eklenen hüküm uyarınca da "Sigorta muamelelerine ilişkin beyanname sigorta şirketlerinin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu yer vergi dairesine" verilecektir.
Diğer yandan 5766 sayılı yasanın 12'nci maddesi ile Katma Değer Vergisi Yasası'nın "Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar" başlıklı 17'nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (e) bendinde yapılan değişiklikle "Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi kapsamına giren işlemler ve sigorta aracılarının sigorta şirketlerine yaptığı muamelelerine ilişkin işlemlerinin" istisna kapsamında olduğu hususu hükme bağlanmıştır.
Gider Vergileri Yasası ile Katma Değer Vergisi Yasası'nda yapılan bu değişiklikler uyarınca sigorta aracılarının (tüm acenteler ile sigorta broker'ları) sigorta şirketleri ile yapacakları sigorta muamelelerine ilişkin işlemler Katma Değer Vergisi'nden istisna edilmiş olup, söz konusu işlemler dışında kalan diğer işlemler bu düzenleme gereği Katma Değer Vergisi'ne tabi tutulacaktır.
Katma Değer Vergisi Yasası'nın 17'nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (e) bendinde yapılan değişiklik 01 Ağustos 2008 tarihinden itibaren geçerli olup, bundan böyle söz konusu tarihten itibaren "sigorta aracıları"nın sadece "sigorta şirketlerine" yapacakları işler Katma Değer Vergisi'nden bağışık olacaktır. Dolayısıyla yapılan bu düzenlemeler sonucunda sigorta aracılarının Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi mükellefiyetine 01 Ağustos 2008 tarihi itibariyle sona erecektir.Bir başka anlatımla Ağustos 2008 ayından itibaren Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi beyannamesi artık "sigorta şirketleri" tarafından verilecektir.
Ancak, yapılan son değişiklikler uyarınca sigorta aracılarının sigorta muameleleri dışındaki işlemleri için Katma Değer Vergisi mükellefiyeti tesis ettirmeleri ve bunun sonucunda da vergiye tabi işlemleri olmasa dahi ilgili vergi dairesine her ay beyanname vermeleri gerekecektir.
Sigorta aracılarının (acentelerinin) bundan böyle sigortacılık dışındaki faaliyetleri Katma Değer Vergisi'ne tabi olacağı için bu bağlamda da söz konusu faaliyetleri için fatura düzenlemeleri gerekli olacaktır.
"Vergi Usul Yasası 243 seri numaralı genel tebliği ile sigorta işlemlerinde hasılatlar için fatura yerine poliçe ve sigorta gider belgesi düzenlenmesi" öngörülmüş, diğer işlemler için ise bir açıklama yapılmamıştır. (Gayrimenkul veya sabit kıymet satışı, kira gelirleri, danışmanlık vb gibi işlemler) (Bingöl, Mehmet "Sigorta Şirketlerine Yönelik BSMV Düzenlemeleri" Vergi Dünyası Sayı: 323, Sf: 13) Yapılan bu düzenlemeler gereği olarak sigorta şirketi adına poliçe düzenleme ve prim tahsilatı yetkisi olan aracıları son kez Temmuz 2008 dönemine ilişkin Gider Vergisi'ni 15 Ağustos 2008 tarihine kadar bağlı oldukları vergi dairesine beyan etmeleri ve ödemeleri gerekmektedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmesine paralel olarak mükelleflerin Banka ve Sigorta Vergisi mükellefiyetinin terkin edilmesi ile ilgili olarak vergi dairesine yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir. Ancak bunun yanında söz konusu mükelleflerin Katma Değer Vergisi açısından 01 Ağustos 2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere mükellefiyet tesis ettirmeleri de zorunlu olmaktadır.
Daha önce yukarıda ifade ettiğimiz gibi sigorta aracıları ağustos ayı başından itibaren Katma Değer Vergisi mükellefi olarak Ağustos 2008 ayına ait Katma Değer Vergisi beyannamesini 24 Eylül 2008 tarihine kadar ilgili vergi dairesine verecekler ve varsa ödenecek vergilerini 26 Eylül 2008 tarihi akşamına kadar ilgili vergi dairesine ödeyeceklerdir.
Gelir Vergileri Yasası'nın yeni 31'inci maddesi uyarınca "sigorta işlemlerinde verginin matrahı, bu işlem dolayısıyla poliçede yer alan prim tutarıdır." Dolayısıyla sigorta şirketleri tarafından Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'nin matrahı poliçede yer alan prim tutarı olacağından, bundan böyle Yangın Sigorta Vergisi üzerinden ayrıca Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi hesaplanmayacak ve alınmayacaktır.
5766 sayılı yasa ile sigortacılık işlemlerinin vergilendirilmesi açısından sigorta aracılarının konumu değişmiş bulunmaktadır. Bu konuda Maliye Bakanlığı'nın açıklık kazandırıcı tebliği beklenmektedir.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

LİMİTED ŞİRKETİN ANONİM ŞİRKET TÜRÜNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ İÇİN GEREKLİ OLAN İŞLEMLER



6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 181 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre bir limited şirket, anonim şirkete dönüşebilecektir. Bu tür değişikliklerinde yeni kurulacak olan anonim şirketin kuruluş hükümleri uygulanır. Ancak, sermaye şirketlerinde ortakların asgari sayısına ve ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz. Tür değiştirmede ortakların şirket payları ve hakları korunur. İmtiyazlı payların karşılığında aynı değerde paylar verilir veya uygun bir tazminat ödenir. İntifa senetleri karşılığında aynı değerde haklar verilir veya tür değiştirme planının düzenlendiği tarihte gerçek değer ödenir.Tür değişikliğine ilişkin işlemler aşağıda belirtilmiştir:
 1-Tür değiştirme planı (md. 185)  Şirketin müdür veya müdürleri tarafından yazılı şekilde tür değiştirme planı hazırlanır.Tür değiştirme planının;
a) Şirketin tür değiştirmeden önceki ve sonraki ticaret unvanını, merkezini ve yeni türe ilişkin bilgileri,
b) Anonim şirketin sözleşmesini,
c) Ortakların tür değiştirmeden sonra anonim şirketteki sahip olacakları payların sayısına, cinsine ve tutarına ilişkin açıklamaları,içermesi gerekir.
 2-Tür değiştirme raporu (md. 186) Şirketin müdür veya müdürleri tür değiştirme hakkında yazılı bir rapor hazırlar.
 Raporda;
a) Anonim şirkete dönüşmenin amacı ve sonuçlarına,
b) Anonim şirkete ilişkin kuruluş hükümlerinin yerine getirilmiş bulunduğuna,
c) Anonim şirketin sözleşmesine,
d) Anonim şirkette ortakların sahip olacakları paylara dair değişim oranına,
e)Varsa ortaklar ile ilgili olarak anonim şirkete dönüşmesinden kaynaklanan ek ödeme ile diğer kişisel edim yükümlülükleri ve kişisel sorumluluklara,
f) Ortaklar için tür değiştirmeden ötürü doğan yükümlülüklere,
ilişkin hususlar, gerekçeleri gösterilmek suretiyle hukuki ve ekonomik yönden açıklanır.
 (Tüm ortakların kararı ile küçük ve orta ölçekli şirketler tür değiştirme raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.)
 3-Aşağıdaki hususlar genel kurulda karar alınmasından otuz gün önce ortakların incelemesine sunulur: (md. 188)
a) Tür değiştirme planı,
b) Tür değiştirme raporu,
c) Son üç yılın finansal tabloları,
d) Bilanço günüyle tür değiştirme raporunun düzenlendiği tarih arasında altı aydan fazla zaman geçmişse veya son bilançonun çıkarıldığı tarihten itibaren şirketin malvarlığında önemli değişiklikler meydana gelmesi halinde ara bilanço,isteyen ortaklara anılan belgelerin kopyaları bedelsiz verilir. Şirket, ortakları, uygun bir şekilde inceleme haklarının bulunduğu hususunda bilgilendirir.
 4-Genel kurulun onayı ve nisaplar (md. 189) Şirketin müdür veya müdürleri, yukarıdaki işlemler tamamlandıktan ve ortaklara incelenme hakkı tanınmasından itibaren otuz gün sonra, tür değiştirme planını genel kurulun onayına sunar. Tür değiştirme kararı aşağıdaki nisaplarla alınır: Limited şirketlerde, tür değiştirme planı sermayenin en az dörtte üçüne sahip bulunmaları şartıyla, ortakların dörtte üçünün kararıyla alınır.
 5- Tescil (md. 189/2)  Şirketin müdür veya müdürleri tür değiştirmeyi ve yeni şirketin sözleşmesini tescil ettirir. Tür değiştirme tescil ile hukuki geçerlilik kazanır. Tür değiştirme kararı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir.
BİR LİMİTED ŞİRKET TÜRÜNÜN ANONİM ŞİRKET TÜRÜNE ÇEVRİLMESİNDE ESAS SÖZLEŞMENİN “KURULUŞ İLE SERMAYE VE PAY SENETLERİNİN TÜRÜ” BAŞLIKLI MADDELERİNE İLİŞKİN ÖRNEK
 Kuruluş Madde 1 …………………..Ticaret Sicili Müdürlüğünün ……….. sayısında kayıtlı ……………………… Limited Şirketinin Türk Ticaret Kanununun 180 ila 193 üncü maddelerine göre tür değiştirmesi suretiyle; aşağıda, adları, soyadları, yerleşim yerleri ve uyrukları yazılı kurucular arasında bir anonim şirket kurulmuştur.
 Sıra no 1
  Kurucunun Adı ve Soyadı ……………………………
Yerleşim Yeri ……………..
 Uyruğu    T.C. Kimlik No ……….    ………………
 Sermaye ve Pay Senetlerinin Türü
Madde 6- Şirketin sermayesi ………………………………. Türk Lirası değerindedir.  Bu sermaye, her biri ……………………….Kuruş/Türk Lirası değerinde ………………..  paya ayrılmıştır.
Bundan ………………. paya karşılık …………………… Türk Lirası, ……………………………..
Bundan ………………. Paya karşılık …………………… Türk Lirası, ……………………………..
Bundan ………………. Paya karşılık …………………… Türk Lirası, ……………………………..
tarafından tamamı taahhüt edilmiştir. Taahhüt edilen sermayenin tamamı Türk Ticaret Kanununun  180 ila 193 üncü maddelerine göre tür değiştiren …………………………………..Limited Şirketinin özvarlığından/ödenmiş sermayesinden karşılanmıştır.
(Tür değiştiren şirketin özvarlığının/ödenmiş sermayesinin dışında nakdi sermaye taahhüdünde bulunulması durumunda)
tarafından tamamı taahhüt edilmiştir. Taahhüt edilen sermayenin ……….. kısmı Türk Ticaret Kanununun  180 ila 193 üncü maddelerine göre tür değiştiren …………………………………..Limited Şirketinin özvarlığından/ödenmiş sermayesinden karşılanmıştır. Geri kalan ……………..Türk Lirası ise nakden taahhüt edilmiş ve payların itibari değerlerinin ¼ ü tescilden önce nakden ödenmiş olup, kalan ¾’ü ise yönetim kurulunun alacağı kararlara göre şirketin tescilini izleyen yirmidört ay içinde ödenecektir.
 http://www.ticaretkanunu.net/

3 Ağustos 2012 Cuma

Binek mi? Ticari mi?


dikkatli okuyun doblo vb araçlar artık ticari sayılmıyor....
Çok amaçlı araç” olarak tanınan
Doblo,
Connect,
Kango,
Expres,
Combi,
Partner,
Caddy,
Transpoter,
Starex 
gibi araçlar, ister 1+1 ister 4+1 olsun, 21.07.2005 tarihine kadar yük taşımak üzere imal edilmiş araç olarak sınıflandırılmıştı. Ancak, Gümrük Müsteşarlığı’nın 8 Seri No.lu Gümrük Genel Tebliği (Tarife-Sınıflandırma Kararları) ile bu araçlardan şoför mahallinin arkasında koltuğu veya camı bulunanlar, 21.07.2005 tarihinden itibaren binek otomobili sınıfına dahil edilmiştir. O güne kadar geçerli olan uygulamaya göre, yolcu taşıma kapasitesi toplam taşıma kapasitesinin yarısından az olan araçlar yük taşımaya mahsus araç olarak değerlendiriliyor; yolcu taşıma kapasitesi toplam taşıma kapasitesinin yarısından fazla olanlar ise yolcu taşımaya mahsus araç olarak sınıflandırılıyordu. Ancak sözü edilen Tebliğle araçların sınıflandırılmasında bu kriter terk edilmiştir.

Tebliğle belirlenen yeni kriterlere göre, hem yolcu hem de yük taşıyabilen araçlardan şoförün arkasında da koltuğu veya yanda camları olan araçlar binek otomobili sayılmaktadır. Hatta, sadece önde iki kişilik koltuğu (1 + 1) olsa dahi, şoför ve öndeki yolcunun arkasındaki kısımda emniyet kemeri veya emniyet kemeri montajı için tertibat ya da koltuk ve emniyet ekipmanı montajı için sabit tertibat bulunan, arka kısmı yolcu bölümündeki döşemeyle k“Çok amaçlı araç” olarak tanınan Doblo, Connect, Kango, Expres, Combi, Partner, Caddy, Transpoter, Starex gibi araçlar, ister 1+1 ister 4+1 olsun, 21.07.2005 tarihine kadar yük taşımak üzere imal edilmiş araç olarak sınıflandırılmıştı. Ancak, Gümrük Müsteşarlığı’nın 8 Seri No.lu Gümrük Genel Tebliği (Tarife-Sınıflandırma Kararları) ile bu araçlardan şoför mahallinin arkasında koltuğu veya camı bulunanlar, 21.07.2005 tarihinden itibaren binek otomobili sınıfına dahil edilmiştir. O güne kadar geçerli olan uygulamaya göre, yolcu taşıma kapasitesi toplam taşıma kapasitesinin yarısından az olan araçlar yük taşımaya mahsus araç olarak değerlendiriliyor; yolcu taşıma kapasitesi toplam taşıma kapasitesinin yarısından fazla olanlar ise yolcu taşımaya mahsus araç olarak sınıflandırılıyordu. Ancak sözü edilen Tebliğle araçların sınıflandırılmasında bu kriter terk edilmiştir.

Tebliğle belirlenen yeni kriterlere göre, hem yolcu hem de yük taşıyabilen araçlardan şoförün arkasında da koltuğu veya yanda camları olan araçlar binek otomobili sayılmaktadır. Hatta, sadece önde iki kişilik koltuğu (1 + 1) olsa dahi, şoför ve öndeki yolcunun arkasındaki kısımda emniyet kemeri veya emniyet kemeri montajı için tertibat ya da koltuk ve emniyet ekipmanı montajı için sabit tertibat bulunan, arka kısmı yolcu bölümündeki döşemeyle kaplı olan, arka kısmında da havalandırma, iç aydınlatma veya küllük bulunan, yolcu bölümü ile arka bölüm arasında sabit bir panel veya bariyer bulunmayan araçlar da binek otomobili sınıfına dahil edilmiştir.
aplı olan, arka kısmında da havalandırma, iç aydınlatma veya küllük bulunan, yolcu bölümü ile arka bölüm arasında sabit bir panel veya bariyer bulunmayan araçlar da binek otomobili sınıfına dahil edilmiştir
.

Bu durumda kapalı kasalı kamyonet veya % 10 oranında vergilendirilen otomobil grubundaki (Doblo, Connect, Kango, Expres, Combi, Partner, Caddy, Transpoter, Starex gibi) araç iken 8+1’e dönüşen araçlardan, motor silindir hacmi 1600 cm³’ün altındaysa % 37, 1601 ila 2000 cm³ arasındaysa % 60, 2001 cm³’ün üzerindeyse % 84 oranında ÖTV’ye tabi araç olarak ek vergi istenmiştir