.

.

16 Ocak 2013 Çarşamba

KEP sistemi.



Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan:  28206-25/8/2011RG
KAYITLI ELEKTRONİK POSTA SİSTEMİNE İLİŞKİN USUL  VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar ile İlkeler
Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kayıtlı elektronik posta sisteminin hukukî ve teknik yönleri ile işleyişine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; kayıtlı elektronik posta sistemine, bu sistemle yapılacak işlemler ile bu işlemlerin sonuçlarına, kayıtlı elektronik posta adresine sahip gerçek ve tüzel kişilere, kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcılarının hak ve yükümlülüklerine, yetkilendirilm elerine ve denetimlerine ilişkin usul ve esasları kapsar.
Dayanak MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1525 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar ve kısaltmalar MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Alıcı: Orijinal iletinin alıcısı durumundaki hesap sahibini veya işlem yetkilisini,
b) Arşiv: 16 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde belirtilen ve kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcısının saklamakla yükümlü olduğu bilgi, belge ve elektronik verileri,
c) Elektronik imza: Başka bir elektronik veriye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal bağlantısı bulunan ve kimlik doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veriyi,
ç) Elektronik sertifika: İmza sahibinin imza doğrulama verisini ve kimlik bilgilerini birbirine bağlayan elektronik kaydı,
d) Elektronik veri: Elektronik, optik veya benzeri yollarla üretilen, taşınan veya saklanan ya da elektronik, optik veya benzeri ortamlara aktarılan kayıtları,
e) ESHS: Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcısını,
f) Gönderici: Orijinal iletinin göndericisi durumundaki hesap sahibini veya işlem yetkilisini,
g) Güvenli elektronik imza: 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 4 üncü maddesinde tanımlanan elektronik imzayı,
ğ) Hesap sahibi: Adına KEP hesabı tahsis edilen gerçek kişiyi veya kamu veya özel hukuk tüzel kişisini,
h) İşlem sertifikası: Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcısının hizmetlerine ilişkin işlem verilerini imzalamak için kullandığı elektronik sertifikayı,
ı) İşlem yetkilisi: Hesap sahibinin tüzel kişi olduğu durumlarda ilgili KEP hesabına ilişkin işlemleri tüzel kişi nam ve hesabına yapan gerçek kişi veya kişileri,
i) Kayıtlı elektronik posta (KEP): Elektronik iletilerin, gönderimi ve teslimatı da dâhil olmak üzere kullanımına ilişkin olarak hukukî delil sağlayan, elektronik postanın nitelikli şeklini,
j) Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcısı (KEPHS): 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki yetkilendirme çerçevesinde KEP sistemi kurmak ve işletmek için kurulan anonim şirket ile başvuru yapması ve gerekli koşulları sağlaması hâlinde 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun hükümlerine göre elektronik ortamda tebligat yapmaya yetkili kılınmış idareyi,
k) KEP delili: Belirli bir işlemin belirli bir zamanda meydana geldiğini gösteren, KEP sisteminde üretilen ve KEPHS’nin işlem sertifikası ile imzalanmış veriyi,
l) KEP hesabı: Orijinal ileti gönderme ve alma ile KEP iletisi alma yeteneğine sahip KEP sisteminde oluşturulan elektronik posta hesabını,
m) KEP iletisi: KEP sistemi içerisinde KEPHS tarafından üretilen KEP delilini içeren ve KEPHS’nin işlem sertifikası ile imzalanmış iletiyi,
n) KEP rehberi: KEP hesabı bilgilerinin doğruluğunun ve güncelliğinin sorgulanabilmesi amacıyla işletilen bilgi ve sorgu sistemini,
o) KEP sistemi: Elektronik iletişim platformları aracılığıyla gerçekleşen, gönderildi ve alındı onayları da dâhil olmak üzere KEP iletilerinin tüm süreçlerine ilişkin olarak KEP delili oluşturulması, güvenli bir şekilde kimlik tespiti yapılması, KEP hesabı, KEP rehberi ve arşiv hizmetleri verilmesi gibi işlevlere sahip sistemi,
ö) Kurul: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunu,
p) Kurum: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunu,
r) MERSİS: Ticaret sicili kayıtlarını da içeren, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan ve yönetilen Merkezi Sicil Kayıt Sistemini,
s) MERSİS No: MERSİS tarafından Ticaret Siciline kayıtlı tüzel kişilere verilen tekil numarayı,
ş) Orijinal ileti: Gönderici tarafından üretilen ve göndericinin güvenli elektronik imzasını taşıyan iletiyi,
t) Tebliğ: Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi ile  İlgili Süreçlere ve Teknik Kriterlere İlişkin Tebliği,
u) Sakla-ilet: KEP iletilerinin, alıcının veya göndericinin KEP hesaplarına doğrudan ulaştırıldığı KEP çalışma modelini,
ü) Sakla-bildir: KEP iletilerinin KEPHS’nin sistemlerinde tutulduğu ve alıcının ya da göndericinin söz konusu iletilere erişebilmesini temînen KEP hesaplarına bir bağlantı adresinin ulaştırıldığı KEP çalışma modelini,
v) Zaman damgası: 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan zaman damgasını, ifade eder.
İlkeler MADDE 5 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında aşağıdaki ilkeler göz önüne alınır;
a) Niceliksel ve niteliksel devamlılık, güvenilirlik, ayrımcı olmama, düzenlilik, verimlilik, açıklık, şeffaflık ve kaynakların etkin kullanılması,
b) Alıcı ve göndericinin haklarının korunması,
c) Hizmet kalitesinin sağlanması,
ç) Birlikte çalışabilirlik ilkelerine riayet edilmesi,
d) Etkin ve sürdürülebilir rekabet ortamının sağlanması,
e) Uluslararası standartların dikkate alınması,
f) Bilgi güvenliğinin sağlanması,
g) Kişisel verilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınması.
İKİNCİ BÖLÜM Kayıtlı Elektronik Posta Hizmet Sağlayıcıların Yetkilendirilmesi
Başvurunun yapılması MADDE 6 – (1) KEPHS olmak isteyenler, yapacağı başvuruda KEPHS olma talebini içeren dilekçeyi ve bu Yönetmelik Ek’inde yer alan bilgi ve belgeleri eksiksiz olarak Kuruma sunar.
(2) Sunulan bilgi ve belgelerde Kurum tarafından eksiklik tespit edilmesi hâlinde, eksikliğin giderilmesi için başvuru sahibine en fazla on beş gün süre verilir. Tespit edilen eksikliklerin giderilmesi hâlinde başvuru Kurum tarafından kabul edilir.
(3) Kurum tarafından verilmiş olan sürenin sonuna kadar söz konusu eksiklikleri gidermeyen başvuru sahibinin başvurusu işlemden kaldırılır.
(4) ESHS olarak veya 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında işletmeci olarak faaliyet gösterenler KEPHS olmak için başvuruda bulunamaz.
Başvurunun incelenmesi ve yetkilendirme
MADDE 7 – (1) Kurum tarafından kabul edilen başvuru incelemeye alınır ve inceleme iki ay içinde sonuçlandırılır.
(2) Başvuruda istenen bilgi ve belgelerde yer alan hususları eksiksiz olarak yerine getirdiği tespit edilen başvuru sahipleri Kurum tarafından KEPHS olarak yetkilendirilir,faaliyete başlar.
(3) Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda, başvuruda istenen bilgi ve belgelerde yer alan hususlarından bir veya birkaçının eksikliği veya yerine getirilmediği tespit edilirse, durum gerekçeleriyle birlikte yazılı olarak başvuru sahibine bildirilir ve bu eksikliklerin giderilmesi için en fazla bir ay süre verilir.
(4) Kurum tarafından verilen sürenin sonuna kadar başvuruda istenen bilgi ve belgelerde yer alan hususlardaki eksiklikleri gidermeyen başvuru sahibinin başvurusu işlemden kaldırılır.
Başvuru bilgilerinde değişiklik
MADDE 8 – (1) KEPHS, faaliyete başladıktan sonra, yapmış olduğu başvuruda verdiği bilgi ve belgelerde herhangi bir değişiklik meydana gelmesi hâlinde, bu değişiklikleri yedi gün içinde Kuruma bildirir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi İşlemleri ve Sonuçları
Kayıtlı elektronik posta hesabı başvurusu
MADDE 9 – (1) KEP hesabı almak isteyen gerçek veya tüzel kişiler KEPHS’ye başvuruda bulunur.
(2) KEPHS başvuru sahibinin kimliğini aşağıdaki şekilde tespit eder:
a) Gerçek kişiler için nüfus cüzdanı, pasaport, sürücü belgesi gibi fotoğraflı ve kimlik yerine geçen geçerli resmî belgelerle veya güvenli elektronik imza ile,
b) Tüzel kişiler tarafından sunulan bilgi ve belgeler için MERSİS vasıtasıyla MERSİS No ile.
(3) Tüzel kişiler, işlem yetkilisi olarak belirledikleri kişilerin kimlik bilgilerini ve yetkili olduklarını gösteren bilgi ve belgeleri başvuru sırasında KEPHS’ye bildirir.
(4) KEPHS gerekli kontrollerden geçen KEP hesabı başvurusunu kabul eder ve KEP hesabını oluşturur.
(5) KEPHS, oluşturulan KEP hesabına ilişkin bilgileri başvuru sahibine güvenli bir şekilde teslim eder.
(6) KEP hesabı adreslerine ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.
Kayıtlı elektronik posta hesabının kullanıma açılması
MADDE 10 – (1) KEPHS,  başvuru sahibi ile sözleşme veya taahhütname imzalar.
(2) KEPHS, başvuru sahibinin;
a) Gerçek kişi olduğu durumda, başvuru sahibinin onayını,
b) Tüzel kişi olduğu durumda, KEPHS başvuru formunda belirtilen işlem yetkilisinin onayını,
güvenli elektronik imza ile aldıktan sonra ilgili KEP hesabını kullanıma açar.
(3) Gerçek kişinin, KEP hesabını sadece ileti almak amacıyla kullanacağını belirtmesi hâlinde KEP hesabı açılışı için gerekli olan onay güvenli elektronik imzalı veya ıslak imzalı olarak alınabilir.
Kayıtlı elektronik posta sisteminin kullanımı
MADDE 11 – (1) KEP sistemi, bir elektronik iletinin tarafları veya muhatapları arasında KEP hesabı vasıtasıyla hukukî ve teknik güvenliğe sahip bir şekilde gönderilip alınmasını sağlamak ve güvenli iletişimde bulunmak gibi amaçlarla kullanılır.
(2) KEP hesabının, hesap sahibi tarafından kendi nam ve hesabına kullanılması esastır. Hesap sahibinin tüzel kişi olduğu durumlarda; KEP hesabı, bu Yönetmelik hükümlerinde belirtilen şekilde yetki verilmiş olan işlem yetkilisi tarafından hesap sahibinin nam ve hesabına kullanılır.
(3) KEP hesabı kullanılarak yapılabilecek işlemler ve sonuçları KEPHS ile hesap sahibi arasında imzalanan sözleşme veya taahhütname ile belirlenir.
(4) Hesap sahibi olan tüzel kişi istediği zaman işlem yetkilisini değiştirebilir. 
Kayıtlı elektronik posta hesabının kontrol edilmesi
MADDE 12 – (1) Hesap sahibinin ya da işlem yetkilisinin, KEP hesabına erişerek gelen iletileri kontrol etmesi esastır.
(2) Mücbir sebep hâlleri dışında KEP hesabına erişilmemesi durumunda o işgünü içinde gelen iletinin ertesi işgünü hesap sahibine ulaştığı ve okunduğu kabul edilir.
Kayıtlı elektronik posta hesabının kullanıma kapatılması
MADDE 13 – (1) KEP hesabı, hesap sahibinin talebi veya ölümü, sözleşme veya taahhütname ile belirlenen kullanıma kapatma durumlarının gerçekleşmesi veya KEPHS’nin faaliyetine son vermesi veya verilmesi hâllerinde kullanıma kapatılır.
(2) KEP hesabının kullanıma kapatılmasına ilişkin talepler hesap sahibi veya sözleşme ya da taahhütname ile belirlenen kişiler tarafından yapılır.
(3) KEPHS, kullanıma kapatılma talebini hesap sahibinin, işlem yetkilisinin veya sözleşme veya taahhütname ile kapatma talebinde bulunma yetkisi verilenlerin kimlik bilgilerini doğrulayarak alır ve ilgili KEP hesabının kullanıma kapatılma işlemini gerçekleştirir.
(4) Kullanıma kapatılan KEP hesabından ileti gönderimi ve alımı engellenir. Ancak KEP hesabı en az üç ay erişime açık tutulur. Bu sürenin sonunda KEPHS ilgili KEP hesabını tamamen kullanıma kapatır.
(5) KEPHS, kullanıma kapatmaya ilişkin taleplerin alınmasını yedi gün yirmidört saat kesintisiz olarak sağlar.
(6) Kullanıma kapatılan KEP hesabına ilişkin tüm bilgi, belge ve KEP delilleri 16 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde belirtilen arşiv süresi boyunca güvenliği ve veri bütünlüğü sağlanarak saklanır.
(7) KEP hesabı geçmişe yönelik olarak hiçbir şekilde kullanıma kapatılamaz veya silinemez.
(8) Kullanıma kapatılan bir KEP hesabı yeniden tahsis edilemez. Kullanıma kapatılan KEP hesabı, ancak hesap sahibinin talep etmesi ve kimlik tespitine ilişkin gerekli işlemleri yaptırması hâlinde yeniden kullanıma açılabilir.
Kayıtlı elektronik posta sisteminde yapılabilecek diğer işlemler
MADDE 14 – (1) KEPHS, KEP sistemi içerisinde bir elektronik iletinin gönderilmesi ve alınması dışında elektronik belgelerin saklanması, güvenli iletişim ve elektronik ortamda güvenilir üçüncü taraf hizmetleri gibi katma değerli hizmetler sunabilir.
Hukukî sonuçlar
MADDE 15 – (1) KEPHS’nin KEP sistemi üzerinden sunduğu hizmetlere ilişkin olarak oluşturduğu kayıtlar ile KEP delilleri senet hükmündedir ve aksi ispat edilinceye kadar kesin delil sayılır.
(2) KEP hesabı kullanılarak gerçekleştirilen tüm işlemlere ilişkin hukukî sonuçlar hesap sahibi üzerinde doğar.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Yükümlülükler KEPHS’nin yükümlülükleri
MADDE 16 – (1) KEPHS;
a) Sakla-ilet ve sakla-bildir çalışma modellerinin biri veya her ikisi ile hizmet vermekle,
b) Sunmakta olduğu hizmetler için, bu Yönetmelikte belirlenen kriterlere uygun olarak bu hizmetlerin gerektirdiği güvenlik seviyelerine uygun ve güvenilir bir kimlik doğrulama mekanizması tesis etmekle,
c) KEP hesabının kullanıma kapatılmasına ilişkin taleplerin alınması ve derhâl gerçekleştirilebilmesi için yedi gün yirmidört saat erişilebilir bir hizmeti sunmakla,
ç) KEP hesabının ve bu hesap üzerinden verilen hizmetlerin güvenliğini, gizliliğini ve bütünlüğünü sağlamakla,
d) Kişisel verilerin korunması için gerekli tedbirleri almakla,
e) KEP sisteminin tüm süreçlerine ilişkin günlük kayıtlarını güvenliğini, gizliliğini ve bütünlüğünü sağlayarak kayıt altına almakla,
f) KEP sisteminin tüm süreçlerinde oluşturulan KEP iletilerini ve KEP delillerini ilgili KEP hesabına anlaşılabilir ve okunabilir bir şekilde iletmekle, hesap sahibinin talebi hâlinde, KEP hesabına gelen iletilerin teslim alınmasına ilişkin bilgileri, alternatif iletişim kanalları üzerinden bildirmekle,
g) KEP hesabına bir web ara yüzü veya elektronik posta istemci programları üzerinden güvenli bir şekilde erişilebilmesini, iletilerin okunabilmesini ve gönderilebilmesini sağlamakla,
ğ) Hesap sahibinin önceden onayını almak kaydıyla kendisine ait bilgiler ile KEP hesabı bilgilerinden oluşan KEP rehberini tüm hesap sahipleri ve işlem yetkililerinin erişimine yedi gün yirmidört saat kesintisiz olarak açık tutmakla, kendi sistemleri üzerinde bulunan KEP hesaplarına ilişkin değişiklikleri ilgili KEP rehberine gerçek zamanlı olarak işleyerek güncellemekle ve diğer KEPHS’lerle birlikte KEP rehberini gerçek zamanlı olarak güncel tutmak için gerekli teknik altyapıyı kurmak ve işletmekle,
h) KEP hesabının kullanılmasını sağlayan ara yüzleri engelli kişilerin de erişimlerini sağlayacak şekilde Tebliğ’de belirtilen standartlara uygun olarak hazırlamakla,
ı) KEP sisteminin tüm süreçlerine ve işleyişine ilişkin bilgi, belge ve elektronik veriler ile, işlemlerin yapıldığı zamana ve işlemleri yapan kişiye veya kişilere ait bilgileri içeren kayıtları gizliliğini, bütünlüğünü ve erişilebilirliğini koruyarak en az yirmi yıl süreyle saklamakla,
i) KEP hesabının ilk kullanımından önce hesap sahibini ve varsa işlem yetkilisini KEP sistemine ilişkin tüm süreçler hakkında bilgilendirmekle,
j) Sözleşmenin veya taahhütnamenin yenilenmemesi durumunda KEP hesabının kullanıma kapatılacağına ilişkin hesap sahibini ve işlem yetkilisini sözleşme veya taahhütname süresinin sona ermesinden üç ay önce uygun iletişim kanallarından en az birisi ile bilgilendirmekle,
k) KEP hesabının kapatılması sürecinde, herhangi bir mağduriyetin yaşanmamasını temînen gerekli tedbirleri almakla,
l) KEP sistemine ilişkin ana ve yedek sistemlerini Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulundurmakla,
m) KEP sistemindeki tüm imzalama süreçlerinde ESHS’ler tarafından KEPHS için oluşturulan işlem sertifikasını kullanmakla,
n) Hesap sahibinin veya işlem yetkilisinin talep etmesi hâlinde KEP delillerinin gerçek zamanlı olarak doğrulanması hizmetini sunmakla,
yükümlüdür.
Hesap sahibinin yükümlülükleri  MADDE 17 – (1) Hesap sahibi;  a) KEP hesabı başvurusu için gerekli olan bilgi ve belgeleri tam ve doğru olarak KEPHS’ye vermekle,
b) Başvurusunda KEP hesabını sadece alıcı veya hem alıcı hem gönderici olarak kullanacağını KEPHS’ye açıkça belirtmekle,
c) Başvurusunda sakla-ilet ve sakla-bildir çalışma modellerinden hangisi ile hizmet alacağını açıkça KEPHS’ye belirtmekle,
ç) KEP hesabı bilgilerinde olan değişiklikleri, KEPHS’ye derhâl bildirmekle,
d) KEPHS ile imzaladığı sözleşmede veya taahhütnamede belirtilen hüküm ve koşullara uygun hareket etmekle,
e) Kimlik doğrulama amacıyla kendisine verilen bilgileri korumakla, üçüncü kişilerle paylaşmamakla ve başkasına kullandırmamakla, yükümlüdür.
Kurumun yükümlülükleri MADDE 18 – (1) Kurum;
a) KEPHS’lerin Kuruma başvuru sürecine ve faaliyet durumuna ilişkin bilgileri,
b) KEP sistemine ilişkin yaptığı çalışmalarla ve sektörün durumuyla ilgili hazırlayacağı yıllık durum raporunu, internet sayfasında yayımlar.
BEŞİNCİ BÖLÜM Malî Hususlar Kayıtlı elektronik posta sistemi ile ilgili ücretler
MADDE 19 – (1) KEPHS, sunduğu hizmetlere ilişkin ücretleri belirlemekte serbesttir. Ancak Kurum rekabetçi ortam gerekleri veya tüketici haklarının korunması amacıyla KEP sistemi ile ilgili hizmetlere ait tarifeler için ilgili Kurum mevzuatı çerçevesinde onaylama süreci işletebilir, ücretlere alt ve üst sınır getirebilir. 
İdari ücret MADDE 20 – (1) Kurum, KEPHS’den bir önceki yıla ait net satışlarının binde dördü (% 0,4) kadar idarî ücret alır. KEPHS bu ücretin tespit edilebilmesini temînen, sunmuş olduğu hizmetler ile bu hizmetlere ilişkin hesapları ayrıştırır.
(2) İdari ücretin tamamı her takvim yılı Nisan ayının sonuna kadar Kuruma ödenir.
ALTINCI BÖLÜM Faaliyetin Sona Ermesi
Kurum tarafından kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcısının faaliyetine son verilmesi
MADDE 21 – (1) KEPHS’nin faaliyetinin devamı sırasında başvuruda istenen bilgi ve belgelerde yer alan hususlardan birini veya birkaçını kaybettiğinin tespit edilmesi hâlinde KEPHS’ye bu eksikliğin giderilmesi için Kurum tarafından bir aya kadar süre verilir ve KEP sisteminin güvenliğinin tehlikeye düşmesi, alıcı ve gönderici haklarının yaygın ihlali, birlikte çalışabilirlik ilkelerine riayet edilmemesi gibi durumlarda bu süre içinde KEPHS’nin faaliyeti durdurulur. Verilen sürenin sonunda eksikliğin giderilmemesi hâlinde KEPHS’nin faaliyetine Kurum tarafından son verilir ve yetkilendirilmesi iptal edilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen faaliyete son verme hâllerinden birinin gerçekleşmesiyle faaliyetine son verilen KEPHS, faaliyete son verme kararının tebliğ tarihinden itibaren onbeş  gün içinde faaliyette bulunan herhangi bir KEPHS ile KEP hesaplarının, ilgili KEP delillerinin ve KEP sistemi kayıtlarının devri konusunda anlaşabilir. Kurum, taraflar arasında anlaşma sağlanması durumunda, faaliyetine son verilen KEPHS’nin oluşturduğu KEP hesaplarının, ilgili KEP delillerinin ve KEP sistemi kayıtlarının anlaşma sağlanan KEPHS’ye devredilmesine karar verir. Faaliyetine son verilen KEPHS ile faaliyette bulunan herhangi bir KEPHS arasında onbeş gün içinde anlaşma sağlanamaması durumunda Kurum, devir işleminin faaliyette olan herhangi bir KEPHS’ye yapılmasına re’sen karar verir. KEP hesaplarını, ilgili KEP delillerini ve KEP sistemi kayıtlarını devralan KEPHS gerekli işlemleri başlatır ve bir ay içinde bu işlemleri tamamlar. Kurum, uygun görmesi hâlinde, bir ayı geçmemek üzere ek süre verebilir.
(3) KEPHS, Kurumun faaliyete son verme kararının tebliğinden itibaren KEP hizmeti sunamaz.
(4) Faaliyetine son verilen KEPHS, KEP sistemine ilişkin tüm bilgi ve belgeleri devralan KEPHS’ye devreder ve kendi işlem sertifikasını iptal ettirerek imza oluşturma verisini ve yedeklerini imha eder.
(5) Kurum, devir işleminin re’sen yapılacağı herhangi bir KEPHS’nin bulunmaması durumunda, faaliyetine son verdiği KEPHS’nin oluşturduğu KEP hesaplarının kullanıma kapatılmasına karar verir. Faaliyetine son verilen KEPHS bu işlemleri tamamladıktan sonra kendi işlem sertifikasını iptal ettirerek imza oluşturma verisini ve yedeklerini imha eder ve KEP sisteminin tüm süreçlerine ve işleyişine ilişkin bilgi, belge ve elektronik verileri en az yirmi yıl süreyle saklar.
(6) Kurum, KEP hesaplarının, ilgili KEP delillerinin ve KEP sistemi kayıtlarının devrine ilişkin kararı internet sayfasında yayımlar. Faaliyetine son verilen KEPHS, devir işlemine ilişkin kararları hesap sahiplerine ve işlem yetkililerine duyurur ve internet sayfasında yayımlar.
Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcısının faaliyetine son vermesi
MADDE 22 – (1) KEPHS faaliyetine son vereceği tarihten en az üç ay önce durumu Kuruma yazılı olarak bildirir. KEPHS, faaliyetine son verme kararının Kuruma bildirilmesinden itibaren KEP hesabı başvurusu kabul edemez.
(2) KEPHS bu maddenin birinci fıkrası uyarınca Kuruma yaptığı yazılı bildirimden sonra faaliyetine son verme kararını internet sayfasından yayımlar, hesap sahiplerine ve işlem yetkililerine bildirir.
(3) KEPHS mevcut KEP hesaplarını, ilgili KEP delillerini ve KEP sistemi kayıtlarını faaliyete son verme tarihinden bir ay öncesine kadar faaliyette bulunan herhangi bir KEPHS’ye devredebilir. Faaliyetine son veren KEPHS devir hususunda Kurumu, hesap sahiplerini ve işlem yetkililerini bilgilendirir. KEP hesaplarını, ilgili KEP delillerini ve KEP sistemi kayıtlarını devralan KEPHS gerekli işlemleri başlatır ve bir ay içinde bu işlemleri tamamlar. Kurum, uygun görmesi hâlinde, bir ayı geçmemek üzere ek süre verebilir.
(4) Faaliyetine son veren KEPHS, KEP sistemine ilişkin tüm bilgi, belge ve elektronik verileri devralan KEPHS’ye devreder ve kendi işlem sertifikasını iptal ettirerek imza oluşturma verisini ve yedeklerini imha eder.
(5) Faaliyetine son verme tarihinden bir ay öncesine kadar devir işleminin gerçekleştirilememesi veya faaliyette bulunan herhangi bir KEPHS tarafından hizmet sağlanamaması durumunda, faaliyetine son vermek isteyen KEPHS, hesap sahiplerini ve işlem yetkililerini bilgilendirerek KEP hesaplarını faaliyete son verme tarihinde kullanıma kapatır. Faaliyetine son veren KEPHS kullanıma kapatma işlemlerini tamamladıktan sonra kendi işlem sertifikasını iptal ettirerek imza oluşturma verisini ve yedeklerini imha eder ve KEP sisteminin tüm süreçlerine ve işleyişine ilişkin bilgi, belge ve elektronik verileri en az yirmi yıl süreyle saklar.

YEDİNCİ BÖLÜM Teknik Hususlar ve Güvenlik Güvenlik kriterleri
MADDE 23 – (1) KEPHS’nin ortakları, yöneticileri ve istihdam ettiği veya ettirdiği personeli; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası almamış ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlardan, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hüküm giymemiş olmalıdır.
(2) Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen kriterler, KEPHS’nin tüzel kişi ortaklarının yöneticileri için de aranır.
(3) KEPHS; bilgi güvenliği, veri tabanı yönetimi, bilgisayar ağları ve veri koruması gibi alanlarda yeteri kadar teknik personel istihdam eder veya ettirir. Teknik personel, konusunda yeterli meslekî deneyime sahip ya da ilgili alanlarda eğitim almış olmalıdır. KEPHS organizasyon şemasında istihdam ettiği veya ettirdiği tüm personelinin görev tanımını ve dağılımını gösterir.
(4) KEPHS; güvenli sistem ve cihazlar kullanır, bu sistem ve cihazlar ile bunların bulunduğu bina veya alanın korunmasını sağlar.
Kayıtlı elektronik posta rehberi
MADDE 24 – (1) KEP hesaplarına ilişkin bilgiler hesap sahibinin onayının alınması şartıyla KEP rehberinde yayımlanır.
(2) KEPHS’ler KEP rehberini gerçek zamanlı olarak günceller.
(3) KEPHS’ler KEP rehberini tüm KEP sisteminden hizmet alan tüm hesap sahipleri ile işlem yetkililerinin erişimine açık tutar.
(4) KEP rehberine ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.
Teknik hususlara ilişkin tebliğ
MADDE 25 – (1) KEP sisteminin tüm süreçlerine ve işleyişine, KEPHS’nin faaliyetleri için kullandığı sistemlere ve cihazlara, fizikî güvenliğe ve personeline ilişkin uyulması gereken teknik kriterler Tebliğ ile belirlenir.
SEKİZİNCİ BÖLÜM Diğer Hükümler Denetim
MADDE 26 – (1) Kurum, KEPHS’lerin bu Yönetmeliğe uygun hizmet verip vermediğini iki yılda en az bir defa re’sen veya şikâyet üzerine 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 6 ncı ve 59 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Denetim Çalışmalarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca denetleyebilir veya denetletebilir.
İdarî para cezaları  MADDE 27 – (1) Bu Yönetmeliğe ve ilgili diğer mevzuata uygun hizmet vermeyen KEPHS’lere verilecek idarî para cezaları 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 9 uncu, 60 ıncı ve 61 inci maddelerine göre Kurum tarafından hazırlanan İdari Para Cezaları ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik çerçevesinde belirlenir.
Faaliyet raporu
MADDE 28 – (1) KEPHS, her yıl Ocak ayının sonuna kadar bir önceki yıla ilişkin Kuruma rapor verir. Rapor asgari aşağıdaki unsurları içerir;
a) Oluşturulan KEP hesabı türleri ve sayıları,
b) Kullanıma kapatılan KEP hesabı sayısı ve kullanıma kapatma nedenleri,
c) KEPHS’nin geçmiş yıla ait malî durumunu gösterir bilgi ve belgeler,
ç) Varsa kendisine devredilen KEP hesaplarına, ilgili KEP delillerine ve KEP sistemi kayıtlarına ilişkin bilgiler,
d) KEPHS’nin bir sonraki yıla ait pazar öngörüleri,
e) Kurum tarafından istenecek diğer bilgi ve belgeler.
DOKUZUNCU BÖLÜM Geçici ve Son Hükümler Geçici hükümler
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca başvuru sırasında henüz verileri MERSİS’e aktarılmamış ve işlemlerini uygulama üzerinden gerçekleştirmeyen ticaret sicil memurluklarına bağlı MERSİS No’su olmayan tüzel kişilerin kimlikleri KEPHS tarafından, Ticaret Sicil Memurluklarından alınacak Ticaret Sicil Tasdiknamesi veya Faaliyet Belgesi ile tespit edilir.
Kuruma başvuru GEÇİCİ MADDE 2 – (1) KEPHS olmak isteyenler 1/5/2012 tarihinden itibaren Kuruma başvuruda bulunabilir.
Yürürlük MADDE 29 – (1) Bu Yönetmelik 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme MADDE 30 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanı yürütür.

EK Başvuruda Sunulacak Bilgi ve Belgeler
KEPHS olmak isteyenler yapacakları başvuruda aşağıdaki bilgi ve belgeleri Kuruma sunar:
1) İletişim bilgileri: (Adı veya ünvanı ve tüm birimlerine ait iletişim bilgileri (adres, telefon, faks, elektronik posta adresi, internet adresi).
2) Şirket ile ilgili belgeler: Şirketin kuruluş Ticaret Sicil Gazetesi, vergi levhası, şirketin imza sirküleri, ticaret sicil belgesi ve şirketi temsile yetkili kişi veya kişilerin adli sicil kayıtları ve iletişim bilgileri.
3) Personel: Organizasyon şeması, istihdam ettiği kişilerin KEPHS personeli olduğunu gösterir sosyal güvenlik kuruluşundan alınmış belgeler, istihdam ettiği ve ettirdiği tüm personelin adli sicil kaydı olmadığına dair beyan belgesi ile teknik personelin özgeçmişi ve uzmanlığını ispatlayan belgeleri.
4) ESHS tarafından adına üretilmiş işlem sertifikasının bir örneği.
5) KEP uygulama esasları.
6) Hizmet sözleşmesi: Hizmet alması durumunda, hizmet aldığı taraf ile imzaladığı sözleşmenin bir örneği.
7) Tebliğ ile istenilen bilgi ve belgeler.
8) Sözleşme veya Taahhütname: KEP hesabı almak isteyen başvuru sahibi ile imzalayacağı sözleşmenin veya taahhütnamenin bir örneği. 
YTTK öngördüğü Dijital Şirket konseptinin sahip olması gereken unsurlardan biri olan “kayıtlı elektronik posta”, normal elektronik posta yoluyla haberleşmenin sahip olduğu zaafiyetleri ortadan kaldıran; alıcının ve göndericinin kimliklerinin, iletişimin bütünlüğünün ve güvenliğinin güvenli elektronik imza ve zaman damgası ile kayıt altına alınarak delil yaratıldığı, elektronik postanın gelişmiş şeklidir.Sistem, Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü’nün (ETSI) yayımladığı standartlar çerçevesinde kayıtlı elektronik posta hizmetini sunacak olan “kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcı”’lar üzerinden çalışmakta ve e-posta gönderimi ve alımı sürecindeki her bir adım elektronik imza ve zaman damgası ile kaydedilmektedir. Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcılar güvenilir üçüncü taraf konumunda oldukları için, iletişimin tarafları arasında yaşanabilecek uyuşmazlıklarda, oluşturdukları bu kayıtlar, kesin delil gücünde olacaktır.Kayıtlı elektronik posta’nın uygulanacağı alanlardan bir bölümü yeni Türk Ticaret Kanunu md. 18/f.3 ve 1525/f.1’de düzenlenmiştir. Bunlar; “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar ile Tarafların açıkça anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak şartıyla, ihbarlar, ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyit mektubu, iştirak taahhütnamesi, toplantı çağrıları ve bu hüküm uyarınca yapılan elektronik gönderme ve elektronik saklama sözleşmesi” gibi konulardır.Kayıtlı elektronik postanın uygulanacağı alanlardan bir diğeri ise, Tebligat Kanunu md. 7/A’da yer alan elektronik tebligattır. Md. 7/A, f.2 uyarınca sermaye şirketlerine yani Anonim, Limited ve Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirketlere elektronik tebligat yapılması zorunludur. Elektronik tebligat, hukuken ve teknik olarak güvenli bir alt yapı olarak hizmet sunan kayıtlı e-posta sistemini kullanacaktır. Adalet Bakanlığı tarafından md. 7/A’ya ilişkin olarak hazırlanmakta olan Yönetmelikte, bu hususa yer verilmesi gerekmektedir. Bu husus, Dijital Şirket’in ilişkide bulunduğu kamu kurumları yani Devlet’le olan ilişkilerinin de elektronik ortamda yapılması gerektiğine ilişkin temel ilke ile uyumlu olacaktır.Bireyler açısından ise durum şudur: kendisine e-tebligat yapılmasını isteyen kişi tebligata elverişli bir adres (yani kayıtlı e-posta adresi) vererek, bu adrese tebligat yapılmasını isteyebilecektir. Dolayısıyla e-tebligat henüz bireyler açısından isteğe bağlı bir uygulamadır.Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu nedenle; Kayıtlı e-posta yönetmeliği md. 12/f.2’de “Mücbir sebep hâlleri dışında KEP hesabına erişilmemesi durumunda o işgünü içinde gelen iletinin ertesi işgünü hesap sahibine ulaştığı ve okunduğu kabul edilir” hükmüne yer verilmiştir.Kayıtlı e-posta yönetmeliği uyarınca, kayıtlı e-posta hizmet sağlayıcı olarak faaliyet göstermek isteyenler 1.5.2012 tarihinde BTK’ya başvuru yapabileceklerdir. Tebligat Kanunu uyarınca tebligatı yapmaya yetkili kurum olan PTT’nin de, bu hüküm doğrultusunda e-tebligatı yapabilmek için, BTK’ya başvuru yapması ve kayıtlı e-posta servis sağlayıcı olarak yetkilendirilmesi gerekecektir.Kayıtlı e-posta servis sağlayıcı olmak amacıyla pazara girmek isteyen aktörleri teşvik etmek ve pazarı büyütmek için; sermaye şirketlerinin e-tebligat için almaları zorunlu olan kayıtlı e-posta adreslerini münhasıran PTT’den almaları gerektiği yönünde düzenleme yapmamak, bilakis serbest piyasa koşulları oluşturmak, tekel yaratmamak ve rekabeti teşvik edecek düzenlemeler ortaya koymak gerekmektedir.Kayıtlı e-posta yönetmeliği 11. maddesinde; bu sistemin, bir elektronik iletinin tarafları veya muhatapları arasında Kayıtlı e-posta hesabı vasıtasıyla hukukî ve teknik güvenliğe sahip bir şekilde gönderilip alınmasını sağlamak ve güvenli iletişimde bulunmak gibi amaçlarla kullanılacağını belirtmektedir. Bu maddedeki sayım tahdidi yani sınırlayıcı sayım değil, örnek kabilindendir. Nitekim kayıtlı e-posta hizmet sağlayıcıların sunacakları bir diğer hizmet ise; kimlik doğrulama hizmeti olup, e-ticaret açısından son derece önem taşımaktadır. Bu fonksiyonu itibariyle kayıtlı e-posta hizmet sağlayıcı, örneğin; belirli bir yaş grubuna satılması yasak olan ürünleri pazarlayan bir e-ticaret sitesine, online alışveriş yapmak isteyen müşterinin kimliği hakkında, önceden müşterisinin bu konuda rızasını almak ve her bir işlemde müşterinin talebi olmak koşuluyla, düzenleyeceği “yaş kartları” ile bilgi vererek, e-ticaret sitelerinin “trustmark” (güven duyulan şirket) niteliklerine destek olmaktadır. Referans: Gelecekonline.com



16 Mayıs 2012 ÇARŞAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 28294
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan:KAYITLI ELEKTRONİK POSTA REHBERİ VE KAYITLI ELEKTRONİK POSTA HESABI ADRESLERİNE İLİŞKİN TEBLİĞ
BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ile Tanımlar ve Kısaltmalar
Amaç MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, kayıtlı elektronik posta hesabı adreslerinin yapısına ve kayıtlı elektronik posta rehberinin oluşturulmasına, güncellenmesine, işletilmesine ve kullanılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ kayıtlı elektronik posta sistemini kuran ve işleten kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcıları ile bu sistemden hizmet alan tarafları kapsar.
Dayanak MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1525 inci maddesine dayanılarak hazırlanan 25/8/2011 tarihli ve 28036 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası ile 24 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar ve kısaltmalar MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;
a) Gönderici: Orijinal iletinin göndericisi durumundaki hesap sahibini veya işlem yetkilisini,
b) IETF RFC (Internet Engineering Task Force Request for Comments): İnternet mühendisliği görev grubu yorum talebini,
c) İmza doğrulama verisi: 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 3 üncü maddesinin (f) bendinde tanımlanan veriyi,
ç) Hesap sahibi: Adına KEP hesabı tahsis edilen gerçek kişiyi veya kamu veya özel hukuk tüzel kişisini,
d) KEP: Kayıtlı Elektronik Postayı,
e) KEP Hesabı: Orijinal ileti gönderme ve alma ile KEP iletisi alma yeteneğine sahip KEP sisteminde oluşturulan elektronik posta hesabını,
f) KEP Hesabı Adresi: KEP hesabına verilen adı,
g) KEP Rehberi: KEP hesabı bilgilerinin doğruluğunun ve güncelliğinin sorgulanabilmesi amacıyla işletilen bilgi ve sorgu sistemini,
ğ) KEPHS: Kayıtlı Elektronik Posta Hizmet Sağlayıcısını,
h) Kurul: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunu,
ı) Kurul Başkanı: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanını,
i) Kurum: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunu,
j) MERSİS: Ticaret sicili kayıtlarını da içeren, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan ve yönetilen Merkezi Sicil Kayıt Sistemini,
k) MERSİS No: MERSİS tarafından Ticaret Siciline kayıtlı tüzel kişilere verilen tekil numarayı,
l) Rehber kaydı: Her bir KEP hesabı için rehberde yer verilen ve bu Tebliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan alanların bütününü,
m) Yönetmelik: 25/8/2011 tarihli ve 28036 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği,ifade eder.
(2) Bu Tebliğde geçen, ancak yukarıda yer almayan tanımlar için ilgili mevzuatta yer alan tanımlar geçerlidir.
İKİNCİ BÖLÜM Kayıtlı Elektronik Posta Rehberine İlişkin Esaslar
Kayıtlı elektronik posta rehber alanları
MADDE 5 – (1) KEP rehberinde yer alacak zorunlu ve isteğe bağlı alanlar;
a)    Gerçek kişiler için;
 Alanlar
Zorunlu(Z) /İsteğe Bağlı(İ)
KEP Hesabı Adresi
Z
T.C. Kimlik Numarası
Z
Adı
Z
Soyadı
Z
Hesap Sahibinin Hizmet Alma Şekli
(gönderici ve alıcı ya da sadece alıcı)
İ
Unvan
İ
Cadde Adı/Numarası ve Ev Numarası
İ
İlçe
İ
Şehir
İ
İmza doğrulama verisi
İ
Telefon Numarası
İ
 b) Tüzel kişiler için;
 Alanlar
Zorunlu(Z) /İsteğe Bağlı(İ)
KEP Hesabı Adresi
Z
MERSİS No
Z
Tüzel Kişinin Tam Adı
Z
Ana Faaliyet Alanı
Z
Merkezinin Bulunduğu İl
Z
Adres Bilgileri
Z
İşlem Yetkilisinin/Yetkililerinin Adı ve Soyadı
İ
İşlem Yetkilisinin/Yetkililerinin Unvanı
İ
 alanlarından oluşur.
(2) KEP rehberi sorgulamaları zorunlu veya isteğe bağlı rehber alanları kullanılarak gerçekleştirilir.
(3) 7 nci maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen koşul hariç gerçek kişilerin KEP rehber kaydı T.C. Kimlik Numarası alanı kullanılarak sorgulanamaz.
Kayıtlı elektronik posta rehberi MADDE 6 – (1) KEPHS;
a) Gerçek kişinin rehber kaydına, hesap sahibinin onayını alarak KEP rehberinde yer verir.
b) Tüzel kişinin rehber kaydına, tüzel kişinin onayını almaksızın KEP rehberinde yer verir.
c) Her KEP hesabı için sadece bir tane rehber kaydı oluşturur.
ç) KEP rehberine ilişkin tüm bilgilerin gizliliğini, bütünlüğünü ve erişilebilirliğini sağlayarak ilgili mevzuat ile belirlenen süre boyunca saklar.
d) KEP rehberine yetkisiz erişimleri engeller.
Kayıtlı elektronik posta rehberinin kullanılması MADDE 7 – (1) Göndericiler, KEP rehberini, sadece hizmet aldığı KEPHS vasıtasıyla sorgulayabilir.
(2) KEPHS, göndericiden gelen sorgu talebini derhal alarak;
a) Kendi KEP rehberinde sorgulama,
b) Diğer KEPHS’lerin rehberine iletme, sorgu sonucunu alma ve
c) Tüm sorgu sonuçlarını birleştirerek anlaşılabilir bir şekilde hesap sahibine sunma işlemlerini gerçekleştirir.
(3) KEPHS, bir rehber sorgusu sonucunda birden fazla kişiye ait kayıt bulması halinde sorgu sonucunu bildirmez ve sorgu sonucunun tek kişiye ait rehber kaydı veya kayıtlarına indirgenmesi için kullanıcıdan yeni rehber alanlarını girmesini ister. Sorgulanan gerçek bir kişinin rehber kaydı ise ve T.C. Kim.Num. hariç bütün rehber alanları ile sorgu sonucu bir tek gerçek kişiye indirgenemiyorsa, T.C. Kimlik Numarası alanı ile sorgulama devam ettirilir.
(4) KEPHS, kendisine diğer KEPHS tarafından bildirilen KEP hesabı adresi alanına ilişkin sorgu sonucunu ilgili göndericiye ilettikten sonra kendi sistemlerinden siler.
(5) KEPHS, kendisine gelen KEP rehber sorgusuna ilişkin sadece KEP hesabı adresi alanını sorgu sonucu olarak bildirir.
Kayıtlı elektronik posta rehberinin güncellenmesi
MADDE 8 – (1) Hesap sahibi, rehber kaydında meydana gelen değişiklikleri KEPHS’ye bildirir.
(2)KEPHS,rehber kaydında meydana gelen değişiklikleri dikkate alarak KEP rehberini derhal günceller.
(3) Rehber kaydı sadece ilgili KEPHS tarafından güncellenebilir.
Rehber kaydının silinmesi MADDE 9 – (1) Rehber kaydının silinmesini isteyen gerçek kişiler bu taleplerini KEPHS’ye iletir. Bu talebin gereği KEPHS tarafından derhal yerine getirilir.
(2) Tüzel kişiler rehber kaydının silinmesi talebinde bulunamazlar.
(3) Gerçek ve tüzel kişilere ait kapanan KEP hesabına ilişkin rehber kaydı KEPHS tarafından derhal silinir.
Kayıtlı elektronik posta rehberlerinin birlikte çalışabilirliği MADDE 10 – (1) Her KEPHS, kendi KEP rehberi ile diğer KEPHS’lerin KEP rehberlerinin birlikte çalışabilirliğini teminen gerekli tedbirleri alır.
(2) KEPHS, diğer KEPHS’den kendisine iletilen sorgu talebini derhal alarak kendi KEP rehberinde sorgular ve sonuçları doğru, eksiksiz ve anlaşılabilir bir şekilde sorguyu ileten KEPHS’ye bildirir.
(3) İki KEPHS arasındaki rehber kayıtlarına ilişkin bir sorgu talebinin en geç 20 saniye içerisinde cevaplanması esastır. İhtiyaç duyulması halinde sorgu talebi başına en fazla 10 saniye daha ek süre kullanılır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Kayıtlı Elektronik Posta Hesabı Adreslerine İlişkin Esaslar
Kayıtlı elektronik posta hesabı adreslerinin yapısı
MADDE 11 – (1) KEP hesabı adreslerinin IETF RFC 2821’e ve IETF RFC 2822’ye uygun oluşturulması esastır.
(2) KEP hesabı adresleri “kullanıcı-tarafı@alan-adı-tarafı” formatında belirlenir.
(3) KEP hesabı adreslerindeki tüm alfabetik karakterler küçük olarak kullanılır.
(4) KEP hesabı adresinin “kullanıcı-tarafı”
a) Gerçek kişiler için; “adı.soyadı.sayı” formatında oluşturulur. “adı” ve “soyadı” alanları kişinin nüfus cüzdanı, pasaport, sürücü belgesi gibi kimlik yerine geçen geçerli resmi belgelerde yazıldığı haliyle kullanılır. Başvuru sahibinin birden fazla adının veya soyadının olması halinde, bitişik yazılmak üzere adlardan veya soyadlardan en az birinin açık şekilde verilmesi zorunludur. Başvuru sahibinin talep etmesi halinde kısaltılacak adın veya soyadın kimlik yerine geçen resmi belgeler ile uyumlu bir şekilde kısaltılması esastır. Belirlenen “adı.soyadı” isimli KEP hesabı adresi daha önce başka bir hesap sahibi adına oluşturulmuş ise hesap adının sonuna (.) ayıracı konularak başvuru sahibinin belirleyebileceği ve daha önce “adı.soyadı” alanı aynı olan başka bir KEP hesabı adresinde kullanılmayan “sayı” alanı ilave edilir. “sayı” alanı 0-9 arasındaki rakamlar kullanılarak serbestçe belirlenir.
b) Tüzel kişiler için; 1) “MERSİS No”,  2) “MERSİS No.X” formatlarından biri ile oluşturulur. “X” alfa nümerik olacak şekilde isteğe bağlı olarak başvuru sahibi tarafından belirlenir.
(5) KEP hesabı adresinin “alan-adı-tarafı”:
a) Gerçek kişiler için “hsY.kep.tr” formatında,
b) Tüzel kişiler için:1) “hsY.kep.tr”  2) “TüzelKişiAdı.hsY.kep.tr” formatlarından biri ile oluşturulur.
(6) “TüzelKişiAdı” alanı, tüzel kişinin MERSİS’de kayıtlı bilgileri ile uyumlu olmak şartıyla açık şekilde ya da kısaltma yapılarak belirlenir.
(7) “hs” KEPHS’yi ifade etmek üzere kullanılan kısaltmadır. “Y” ise, KEPHS’nin yetkilendirilme tarihine göre Kurum tarafından belirlenen ve sadece KEP hizmetlerinde kullanılacak alan adında yer almak üzere KEPHS’ye verilen 01-99 arasında bir sayıdır.
(8) Yetkilendirilme tarihi aynı olan birden fazla KEPHS olması halinde, “Y” sayısı KEPHS’lerin MERSİS’de kayıtlı isimlerinin alfabetik sırası esas alınarak verilir.
(9) KEPHS’ler “Y” sayısı için Kuruma talepte bulunamaz.
(10) Her KEPHS, Kurum tarafından kendisine verilen “Y” sayısını kullanarak aldığı “hsY.kep.tr” alan adını kendisine tahsis ettirdiğini Kuruma bildirir.
Kayıtlı elektronik posta sistem adreslerinin yapısı
MADDE 12 – (1) KEP sistem adresleri, KEP hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla sadece KEPHS’ler için oluşturulan adreslerdir.
(2) Gerçek ve tüzel kişilerin KEP hesabı adreslerinin yapısı için belirlenen kriterler KEP sistem adresleri için uygulanmayabilir.
(3) KEPHS sistem adresleri “S@hsY.kep.tr” formatında oluşturulur. “S”, sunulacak hizmeti ifade eden bir ibareden oluşacak şekilde KEPHS tarafından belirlenir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Son Hükümler
Kayıtlı elektronik posta rehberinin ve hesabı adreslerinin devri
MADDE 13 – (1) KEPHS’nin, faaliyetine son vermesi veya Kurum tarafından faaliyetine son verilmesi halinde, KEP hesabı adreslerine ve KEP rehberine ilişkin devir işlemleri Yönetmeliğin 21 inci ve 22 nci maddeleri kapsamında gerçekleştirilir.
Yürürlük MADDE 14 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme MADDE 15 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanı yürütür.


Bağkur sgdp yapılandırma taksitlendirme.



Geçtiğimiz hafta TBMM'de mini bir torba kanun kabul edildi. 6385 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la sosyal güvenlik sisteminde önemli bazı değişiklikler yapıldı.

Bağ-Kur destek primi borcu yapılandırılıyor
Emekli olduktan sonra ticari faaliyeti devam eden kişilerin Bağ-Kur Sosyal Güvenlik Destek Prim borçları için yeniden yapılandırma fırsatı geldi.

"Geçici madde 46- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olup, bu kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalışması nedeniyle ilgili mevzuatına göre sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ayın sonu itibarıyla tahakkuk ettiği halde ödenmemiş olan sosyal güvenlik destek primi borçları ve ferîleri, ilgililerin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren dört ay içinde başvuruda bulunmaları halinde 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ilgili maddelerine göre yapılandırılır" hükmü getirilmek suretiyle SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı'ndan emekli olup da Bağ-Kur sigortalısı sayılmayı gerektiren bir ticari faaliyet yürütmesi nedeniyle ortaya çıkan Bağ-Kur Sosyal Güvenlik Destek Prim borçları 6111 sayılı Kanun'a göre yeniden yapılandırılacak.

Bu kanun meclisten geçti ama daha cumhurbaşkanı onaylamadı, onaylanıp resmi gazetede yayınlandıktan sonra uygulama başlayacak,
Ocak ayı içinde onaylanıp yayınlanması halinde mayıs sonuna kadar eğer yayınlanma şubata sarkarsa haziran sonuna kadar bağkur prim borcu yeniden yapılandırılıp taksitle ödenebilecek.

10 Ocak 2013 Perşembe

İNŞAAT YAPIM SÖZLEŞMESİ

İNŞAAT YAPIM SÖZLEŞMESİ
1. .......ili, ……………..  ilçesi  ……………………………………. adresi  ………………………………. Parsele ait bulunan arsalara ait inşaat yapım sözleşmesidir.
2. Konuyla ilgili olan arsaların projelendirme ve ruhsat işlemleri müteahhit  tarafından  yaptırılacaktır.
3.Arsa sahipleri projelendirmeden doğacak aksaklıklardan sorumlu değildir.
4.İnşaat alanında çalışmaların yasalarda belirtilen şekilde güvenli bir şekilde çalışmasını  müteahhit firma sağlayacaktır .
5. İlgili iş güvenliği yasasında belirtilen emniyet ve güvenlik dosyasını müteahhit firma temin edecektir
6. Yapılacak inşaat bayındırlık esasına göre yapılacaktır .
7. Yukarıda belirtilen arsada yapılacak olan inşaatın SSK işçilik primleri ve diğer ilgili resmi kurumlara ödenecek vergiler ve haçlar vs tamamı müteahhit firma tarafından yapılacaktır.
8. Yapılacak olan binada proje diğer aksaklıkları önlemek maksadıyla sürekli olarak .......... Yapı Denetim LTD ŞTİ tarafından denetlenecektir.
9.İnşaatların hafriyat alımı ile başlayan ve yapı kullanma izin belgesi alımına  kadar olan süreçte bütün yapı işlemleri ile diğer işleri takip ve gerçekleştirilmesi müteahhite aittir
10. İnşaatın tamamında kullanılacak malzemelerin renk kalite ve markası ve seri seçimi tamamen mal sahibine aittir . Müteahhitlik firma mutlaka yapı sahibinin tercihine göre hareket edecektir .
11.İnşaatın yapımı esasında işçilikten tamamen müteahhit firma sorumludur. İşçilikten kaynaklanan bir hata vuku olursa müteahhit firma giderip arsa sahibinin onayını alacaktır.
12. İş bu sözleşmede 12 madde olup ………/……/.………… tarihinde taraflarca okunarak imza altına alınmıştır
                  YAPI SAHİPLERİ                 MÜTEAHHİT  FİRMA

SOSYAL GÜVENLİK HUKUKUNDA UZLAŞMA



TÜRK SOSYAL GÜVENLİK HUKUKUNDA UZLAŞMA UYGULAMASININ ANALİZİ
Mehmet BULUT*Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişi
1. GİRİŞ Ülkemiz sosyal güvenlik sisteminde 5510 sayılı Kanun ile birlikte önemli değişiklikler yapılmıştır. Sosyal güvenlik reformu olarak da adlandırılan bu yasal düzenleme ile birlikte birçok mevcut uygulamada köklü değişiklikler yapılmakla beraber sosyal güvenlik sistemimizde daha önceden yer almamış olan değişik uygulamalar da getirilmiştir. Söz konusu yeni uygulamalardan en ilgi çekici ve işverenler açısından avantajlar sağlaması umulanı ise uzlaşma müessesesidir. Vergi uygulamalarında mükelleflerin çok sık başvurdukları ve sürekli olarak sosyal güvenlik uygulamalarında da hayata geçirilmesi talep edilen uzlaşma uygulaması dar bir kapsamla da olsa 5510 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile birlikte uygulanmaya başlanmıştır. Söz konusu uygulama ile ilgili olarak ayrıca “Asgari İşçilik İncelemelerinde Uzlaşma Yönetmeliği”[1][1] çıkartılmış ve tereddüt duyulan hususlara açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmamızda ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda uzlaşma müessesesinin Türk sosyal güvenlik hukukundaki uygulanması ele alınarak incelenecektir.
2. Uzlaşma Uygulamasının Kapsamı   5510 sayılı Kanun’un 85. maddesinin dokuzuncu ve onuncu fıkralarında düzenlenen uzlaşma müessesesi tüm işyerlerinin borçları için uygulanmamaktadır. Nitekim bu husus ile alakalı olarak önemli bir sınırlandırma getirilmiştir. Uzlaşma, sadece devamlı mahiyetteki işyerleri için uygulanabilecektir. Uzlaşmanın uygulanabileceği devamlı mahiyetteki işyeri, geçici veya mevsimlik olmayan, işyeri tescilinde 1 (bir) veya 2 (iki) mahiyet kodunda tasnif edilmesi gereken veya bu şekilde tasnif edilen işyerini ifade etmektedir.[1][2] Dolayısıyla 3 (üç) veya 4 (dört) mahiyet kodunda tasnif edilmiş olan geçici ve mevsimlik işyerleri için uzlaşma talep edilmesi mümkün olmamaktadır.
Uzlaşma müessesesi devamlı mahiyetteki işyerlerinin tüm borçlarına da uygulanamamaktadır. Burada borcun neden ve hangi kaynaktan doğduğu büyük önem taşımaktadır. Nitekim uzlaşma müessesesi 5510 sayılı Kanun’un 85. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ilk cümlesi gereğince sadece Sosyal Güvenlik Kurumunun denetim ve kontrolle görevli memurları tarafından devamlı mahiyetteki işyerlerinde yapılan asgarî işçilik incelemesi sonucunda ortaya çıkan borçları için talep edilebilmektedir.
Devamlı mahiyetteki işyerlerinde yapılan asgarî işçilik incelemesi, Asgari İşçilik İncelemelerinde Uzlaşma Yönetmeliği’nin 4. maddesinin (b) fıkrasına göre, işverenin Kuruma, emsaline, yapılan işin nitelik, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütülmesi için gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun saptanması halinde, işin yürütülmesi için gerekli olan asgarî işçilik miktarını, yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalışan sigortalı sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınarak devamlı işyerleri hakkında yapılan asgarî işçilik incelemesini ifade etmektedir. Dolayısıyla uzlaşma, işverenin veya diğer prim ödeme yükümlülerinin ödenmemiş borçları ile asgari işçilik incelemeleri dışında Sosyal Güvenlik Kurumunun denetim ve kontrolle görevli memurları tarafından yapılan incelemeler sonucunda ortaya çıkan borçları kapsamamaktadır. Ayrıca geçici işyerlerinde yapılan asgari işçilik incelemeleri de uzlaşma kapsamı dışında kalmaktadır.
Uzlaşma, devamlı mahiyetteki işyerlerinde yapılan asgarî işçilik incelemesi sonucunda tespiti yapılan ve sigortalılara mal edilemeyen fark sigorta primine esas kazanç matrahı üzerinden gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte hesaplanacak sigorta primi ve buna bağlı uygulanacak idarî para cezalarını kapsamaktadır.
Dolayısıyla İnceleme esnasında sigortalılara mal edilemeyecek olan fark sigorta primlerinin yanı sıra sigortalılara mal edilecek olan fark sigorta primlerinin de ortaya çıkması halinde sigortalılara mal edilecek olan fark sigorta primleri uzlaşma kapsamına alınamaz. Ayrıca sigortalılara mal edilecek olan fark sigorta primleri ve bu sigortalıların çalışmaları nedeniyle kesilecek olan idari para cezaları da uzlaşma konusu yapılamaz.
Asgari İşçilik İncelemelerinde Uzlaşma Yönetmeliği’nin 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, uzlaşma vuku bulduktan sonra aynı inceleme dönemlerine ilişkin olarak Kurum veya mahkeme kararıyla sigortalılara mal edilecek fark sigorta primlerinin ortaya çıkması halinde, daha önce eksik tahsil olunan sigorta primleri, sigortalının çalıştığı süre ve sigorta primine esas kazancı dikkate alınarak gecikme cezası, gecikme zammı ve ilgili idari para cezası ile birlikte tahsil olunur.

1 Ocak 2013 Salı

Serbest Meslekte Resen Tarhiyat

3-Re’sen Tarhiyat ve Ceza Kesilmesi:
Verginin idarece tarhı, mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir. Re’sen takdir olunan matrah, mükellef tarafından bildirilen matrahtan az ise, re’sen vergi tarh edilmez; fazla ise sadece aradaki fark üzerinden vergi tarh olunur.
Vergi hukukunda kıyas yoluyla yorum yapılması, hukuk devletinin hukuki güvenlik ilkesine ve vergilerin yasallığı ilkesine aykırıdır.
Vergi ancak yasanın vergilendirdiği kişilerden ve konulardan alındığına göre, amaca bakılarak kıyasen ve “evveliyetle” yargısı ile yasada düzenlenmemiş kişiler ve konular vergi kapsamına alınamaz. Vergi yasalarında açıkça gösterilmedikçe, benzer vergi konularının yasa kapsamına alınması uygun değildir. “Vergi konularının kıyasen genişletilmesi ve yasada açık hüküm yok ise, kıyas yoluyla istisna hükümlerinin genişletilmesi” Anayasanın 73. maddesindeki “verginin yasallığı” ilkesini zedeler. Aynı zamanda “genişletici” bir yorum da bu ilkeyi zedeler.
Daha açık bir ifade ile Vergi Usul Kanunu’nun 30 uncu maddesinde, re’sen tarhiyat tanımlandıktan sonra, bu tür tarhiyatın yapılabileceği durumlar, (8) bent halinde sayılmıştır. Matrah veya matrah kısmının re’sen takdir edilebilmesi için VUK.’nun 30’ncu maddesinde belirtilmiş olan re’sen takdir sebeplerinden birinin bulunması gerekir. Aksi halde matrah veya matrah farkı re’sen takdir edilemez. Bu gerekçelerden birinin varlığı, re’sen tarhiyat türünün kullanılmasını sağlamaktadır. Ancak, bu, tarhedilecek verginin tutarının inceleme elemanı tarafından serbestçe belirlenmesi anlamına gelmemektedir. Daha açık bir ifade ile bir incelemede, re’sen tarhiyat gerekçelerinden birinin varlığı, o tarhiyatın inceleme elemanı tarafından serbestçe yapılabilmesini mümkün kılmamaktadır. Örneğin, bu gerekçelerden biri olan ve anılan maddenin 4 numaralı bendinde yer alan, ‘’ defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması ‘’ halinin tespitinde, hangi hallerde, defter kayıtları ve belgelerin, vergi matrahının doğru olarak tespitine imkan vermediğinin çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Yapılacak değerlendirme hataları, tarhiyat türünün yanlış belirlenmesine ve sonuçta da tarhiyatın iptaline yol açabilecek önemdedir. Çünkü “defter ve kayıtları ve bunlarla ilgili belgelerin, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmamış olması” hali tam olarak açıklığa kavuşturulmalıdır.
“Re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı re'sen takdir olunmuş sayılır."
Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir.
1. (4008 sayılı Kanunun 2'nci maddesiyle değişen bent) Vergi beyannamesi kanunî süresi geçtiği halde verilmemişse,
2. Vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde verilmekle beraber beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgiler gösterilmemiş bulunursa,
3. Bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmezse,
4. Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmazsa,
5. (4369 sayılı Kanunun 82/1-a maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır),
6. (2365 sayılı Kanunun 4'üncü maddesiyle eklenen bent) Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa.
7. (4783 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır Yürürlük; 01.01.2003 tarihinden geçerli olmak üzere 09.01.2003)
8. (4008 sayılı Kanunun 2'nci maddesiyle eklenen bent) Bu Kanunun mükerrer 227'nci maddesi uyarınca 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek mensuplarına imzalattırma mecburiyeti getirilen beyanname ve ekleri imzalattırılmazsa veya tasdik kapsamına alınan konularda yeminli malî müşavir tasdik raporu zamanında ibraz edilmezse,
9. (4369 sayılı Kanunun 82/1-a maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)
Yukarıdaki 2'nci bentde yazılı halin vukuunda mükellefe Takdir Komisyonu tarafından 15 günden az olmamak üzere bir mühlet verilerek vergi matrahına ilişkin bilgileri vermeye ve kanuni defterlerini ibraz etmeye davet olunur. Bu davet üzerine mükellef istenilen bilgileri verir ve kanuni defterlerini ibraz ederse, defter ve vesikalar ihticaca salih bulunmak şartiyle, mükellefe takdir olunacak matrah defter ve vesikaları kayıtlarına göre tesbit olunacak miktardan fazla olamaz.
[SIZE="1"](4008 sayılı Kanunun 2'nci maddesiyle değişen fıkra) [/size]
Vergi beyannamesini kanunî süresi geçtikten sonra vermiş olanlara bu beyannamede gösterdikleri matrah üzerinden re'sen gerekli tarhiyat yapılır ve bu beyannameler re'sen takdir için takdir komisyonuna sevk edilmez. Ancak, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler için bu hüküm uygulanmaz.
([SIZE="1"]485 sayılı Kanunun 2'nci maddesiyle eklenen fıkra) [/size]
Yukarıdaki bentlerin hükümlerine göre re'sen vergi tarhını gerektiren bir sebep yanında ikmalen vergi tarhını da lüzumlu kılan bir durum mevcut ise re'sen takdir sonucu beklenmeksizin gerekli ikmal tarhiyatı yapılır. Re'sen takdir sırasında ikmal tarhiyatına mesnet olan matrah farkı nazara alınmışsa vergi tarhı sırasında evvelce tarh edilmiş olan vergi indirilir.
VUK’nun 30/4 maddesi uyarınca kastedilen, “ Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmazsa” hükmüne uyan somut durumların tespiti gerekir.
Her şeyden önce noksan, usulsüz ve karışık kavramlarının Türkçe sözlük anlamları bilinmektedir. “Defter kayıtları ve bunlarla ilgili belgelerinin, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmadığı” savının da gerekçelendirilmeden, böyle bir savın dayanakları açıkça ortaya konulmadan, hukuki dayanak ve tespitleri yapılmadan “alıntı olarak” yazılmış raporlara dayanılarak yapılan tarhiyat ve ceza kesilmesi sonrasında bir çok ihtilaf gündeme gelmektedir.
Her şeyden önce “ihticaca salih ” kavramı, “belge olarak kullanmaya elverişli olup olmamakla ilgili” demektir. Bu kavram çoğu yerde gelişi güzel kullanılmaktadır.
Defter kayıtları ve bunlarla ilgili belgelerin, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulanmaması demek, kasa giriş ve çıkışlarının sıhhatli olmadığının tespiti, çift defter kullanmak, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı vesikalar tanzim etmek veya bunları kullanmak, vesikaları ya da defterleri tahrif etmek, yok etmek, yerine başka sayfalar koymak, naylon fatura denilen fatura almak ve bunu kullanmak, faturaların hangi şahıstan alındığının belli olmaması, defter kayıtlarının tevsik edilmemesi, hasılat, gider veya emtia alış faturalarının deftere kaydedilmemesi gibi somutlanabilecek objektif durumlardır.
VUK. m.30/4’de aranılan koşulların birlikte mevcut olmaması halinde, “ihticaca salih olmama durumu”nun gerçekleşmeyeceği açıktır. Yükümlünün defter ve belgeleri incelemeye elverişli ise, re’sen takdir edilmesi gerektiği sonucuna varılamaz. Vergi denetmeni, VUK. m.30/4. bend yerine, VUK. m.30/6. bend de yer alan, “Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa” hükmünü kastedmiş ise ya da bu bendi gerekçe göstermiş olsaydı, buna dair de açık bir delil bulunması gerekir.
Mükellefin defter ve belgelerin mevcut, usulüne ve amacına göre tutulmuş, tasdik ettirilmiş, ibraz edilmiş, beyannamelerin süresinde verilmiş olduğu hallerde, vergi yönetimi bu karineyi ancak VUK. m.30/2-IV ve VI. bendlerine göre bir takdir nedeninin varlığını kanıtlayarak çürütebilir. Vergi yönetimi, vergiyi doğuran olay, hukuki işlem, mükellef ve mükellefiyetle ilgili işlem ve konular hakkında bilgi toplamak ve toplanan bu bilgileri değerlendirmek zorundadır. Öncelikle defter, kayıt ve belgeler çerçevesinde yürütülen vergi incelemesinin amaçlarına uygun olarak yapılmasına, yükümlülerin aleyhine olan tespitler yanında, lehlerine olan tespitlerin de yapılmasına özen gösterilmelidir. Defter, kayıt ve belgeler çerçevesinde yapılan inceleme sırasında objektif olarak bu amaç doğrultusunda çalışılırken, bunların “ihticaca salih” olup olmadıkları yönünde de incelemelerin yapılması gerekmektedir. Vergiyi doğuran olayla ilgisi doğal ve açık bulunmayan ve tarafsız olmayan tanık beyanlarından yararlanılamayacağından, bunlara dayanılarak beyan, defter ve belgelerin doğruluğu karinesi çürütülemeyecektir. Yani usul açısından geçerli bir takdir nedeninin varlığının, yükümlünün kanuni defter, kayıt ve belgelerine itibar edilmeden, diğer delillerle usul açısından da geçerli bir ek tarhiyat yapılabilmesi için, bir re’sen takdir nedeninin bulunması ve “defter, kayıt ve belgelerin doğruluğu karinesi”nin çürütülebilmiş olmasına dair ön koşul mevcut olmadan, tarhiyat yapılamaz.
Örneğin, Danıştay Dördüncü Dairesinin konuyla ilgili bir başka kararında, özetle, ‘’ ... Bu hükümler uyarınca re’sen vergi tarhı yoluna gidilebilmesi için öncelikle yasada öngörülen şartların mevcut olduğunun açık ve somut biçimde ortaya konulması zorunludur. Ancak, bu şartların mevcudiyetinin varlığı, tahmin veya kanaatle değil, inandırıcı ve hukuken geçerli delillerle ortaya konulduktan sonra, matrahın gerçek veya gerçeğe en yakın biçimde tespit edilmesi yoluna gidilmesi gerekir ki, yasanın re’sen tarh usulünden amaçladığı da budur. Yoksa tahmin ve kanaatle yapılan hesaplamalarla varılan sonuçlardan hareketle, olayda re’sen takdir nedenlerinin bulunduğunun kabulü mümkün değildir.
Uyuşmazlık konusu olayda da, yükümlünün satın aldığı canlı büyükbaş hayvanların alımı için düzenlenmiş belgelerde, alımı yapılan hayvanların adet olarak gösterilip, kg. olarak ağırlıklarının belirtilmemiş olduğundan hareketle yapılan randıman incelemesiyle ulaşılan sonuçların, defter ve belgelerin ihticaca salih olmadığını gösterdiği kabul edilemez. ...’’ denilmiştir.
Gerçekten de, bir kimse için vergi borcundan söz edebilmek, ancak o kişinin, kanunların vergi doğuran olay olarak tanımladıkları bir işleme ve olaya taraf olması halinde mümkündür. Üstelik bu durumun da, maddi kanıtlarla, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde, açık ve kesin olarak ortaya konulması icap etmektedir. İnceleme elemanlarının kişisel görüş ve düşüncelerinin, bu noktada bir önemi bulunmamaktadır.
Kanun koyucu, vergi kanunlarına koyduğu hükümlerle, yorum veya kıyasa dayalı bir vergi tarhiyatını da hiçbir şekilde onaylamamıştır. Bu, aynı zamanda, vergilerin kanuniliği ilkesinin de bir gereğidir. İnceleme elemanlarının görüş ve düşüncelerine dayanılarak tarh edilen vergiler, daha sonra yargı organlarınca iptal edilmekte, inceleme için harcanan emek ve zaman israf edilirken; mükellefte, bu süre zarfında ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadır.
Bu söylediklerimize bir örnek verelim; örneğin, bir mükellefin iade edilecek katma değer vergisinin tespiti ile ilgili bir incelemede, inceleme elemanı, mükellefin harcama belgesi olarak kayıtlarında yer verdiği faturaların doğruluğunu, o faturaları düzenleyenler nezdinde kontrol etmekte; bu kontroller sırasında, faturaları düzenleyenlere çeşitli sebeplerle ulaşılamamaktadır. Veya ulaşılanlar da, inceleme konusu faturaları defterlere kaydetmemiş oldukları yada kaydedilmiş olsa bile beyan dışı bırakıldığı görülebilmektedir. Aksi pek çok incelemede görülebilse de tüm bu haller tek başına, o faturanın sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğunu göstermeye yeterli değildir. Öte yandan, faturayı düzenleyenlerin inceleme elemanının talebine kötü niyetle cevap vermemesi hali de durumu değiştirmemektedir. Çünkü, incelenen ve araştırılan şey, söz konusu faturanın gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasını temsil edip etmediğidir. Faturayı düzenleyenlerin, defter ve belgelerini ibraz etmeyerek yada kendilerinden istenen bilgileri vermeyerek mükellefiyetle ilgili ödevlerini yerine getirmemeleri, onlar bakımından ayrı bir incelemeyi gerektirse de; bu durum, daha önce düzenlenmiş olan ve incelemeye konu edilen faturanın niteliğini değiştirmemektedir. Faturayı düzenleyenlerin davranışlarının, faturayı kayıtlarına alıp almamalarının yada beyannameye dahil edip etmemelerinin o faturanın geçerli bir belge olması üzerinde hiçbir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, eğer öyle bir iddia varsa, inceleme konusu faturanın sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olduğunun, başkaca somut delillerle ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerekir. Verginin tahsilinin güvenliğini sağlamak amacıyla bile olsa, bir belgeyi düzenleyenlere ulaşılamaması veya bu belgenin kayıtlara alınmamış yada beyan edilmemiş olmasını, tek başına, o belgenin sahteliğinin kanıtı olarak göstermek kesinlikle hukuki bir yaklaşım değildir. İnceleme elemanının kişisel düşüncelerinin ve kanaatinin, incelemeye konu edilen faturanın sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu şeklinde olması da, durumu değiştirmeyecektir. Çünkü vergi inceleme raporu, bir kanaat raporu değil, hukuki durumu tespit eden bir rapordur.
Son olarak teslim edelim ki, özellikle vergi mahkemelerine yansıyan vergi denetmeni inceleme raporlarının, “kompleks” ve “kriminalistik” bir yöntemle inceleme yapıldığı; “hazineci” yaklaşımın etkisini görmekteyiz.
"Serbest Meslekte Vergi İncelemesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı İsmail Duygulu'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

DEFTER VE BELGELERİN İHTİCACA SALİH OLMADIĞI İDDİASI

T.C. DANIŞTAY Dördüncü Daire
Esas No : 1999/191
Karar No : 1999/5235
Tarih : 29.12.1999

DEFTER VE BELGELERİN İHTİCACA SALİH OLMADIĞI İDDİASI ( İşletmenin Defter ve Kayıtları Üzerinde Randıman Yöntemiyle Yapılan İncelemeye Dayanarak ) İŞLETMENİN DEFTER VE BELGELERİ ÜZERİNDE RANDIMAN YÖNTEMİYLE YAPILAN İNCELEMEDE KAYITDIŞI HASILAT BULUNMASI ( Defter ve Belgelerin İhticaca Salih Bulunmadığına ve Re'sen Tarhiyata Yeterli Olmaması ) RE'SEN VERGİ TARHİYATI ( İşletmenin Defter ve Kayıtları Üzerinde Randıman Yöntemiyle Yapılan İncelemede Kayıtdışı Hasılat Bulunmasının Yeterli Olmaması )

ÖZET : Olayda, inceleme elemanıtarafından işletmenin uğraş konusuna ilişkin mal ve giriş çıkışları yönündenrandıman hesaplamaları yapılarak, kayıtdışı hasılat bulunmuş ve bu durum defterve belgelerin ihticaca salih olmadığının kanıtı kabul edilerek re'sen takdirsebebi yaratılmıştır. Ancak davacının defter ve belgelerinin noksan, usulsüzve karışık olduğuna dair başkaca açık ve inandırıcı bir tespit ve hukuken geçerlideliller ortaya konulmadığından, olayda Kanun'da öngörülen anlamda bir re'sentarh nedeninin varlığından söz edilemez. Randıman yöntemiyle inceleme yapılması,maddi olmaktan ziyade tahmin ve kanaat unsurlarının ağırlıkta olduğu sonucunudoğurur ki bunun defter ve belgelerin açık olarak ihticaca salih olmadığınıgösterdiğini söylemek mümkün değildir. Defter ve belgelerin vergi incelemesi içinyeterli olmadığı kesin olarak ortaya konulmadan tahmin ve kanaate dayalı olarakbulunan matrah üzerinden vergi salınamaz.

Temyiz Eden Taraflar: 1- ...İnşaat ve Tekstil Ürünleri Tic. Ltd. Şti 2-

İstemin Özeti : 1996 yılı işlemleri incelenendavacı şirket adına inceleme raporunda belirtilen matrah esas alınarak re'sengelir ( stopaj ) vergisi salınmış, fon hesaplanmış, ağır kusur cezası kesilmiştir.... Vergi Mahkemesi 15.10.1998 günlü ve E:1998/428, K:1998/1067 sayılı kararıyla;re'sen takdir edilen matrah farkı kurum yetkililerinin imzalı beyanları ve FırıncılarOdası'nın verilerine dayanılarak saptandığından ve aksi davacı tarafından kanıtlanamadığındanbu fark üzerinden salınan gelir ( stopaj ) vergisi ile hesaplanan fonun yerindeolduğu ancak matrah farkı şirketin defter belge ve kayıtlarına dayanılarak hesaplandığındanağır kusur cezasının kusur cezasına çevrilmesi gerektiği gerekçesiyle davanınkısmen reddine karar vermiştir. Davacı, randıman esasına göre yapılan cezalıtarhiyatın ve hesaplanan fonun usul ve yasaya aykırı olduğunu, Vergi DairesiMüdürlüğü, olaya ağır kusur cezası uygulanması gerektiğini gerektiğini ilerisürerek kararın bozulmasını istemektedirler.

Savunma Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Savcısı ...'in Düşüncesi: Ekmek imali ile uğraşan yükümlü şirketin1996 takvim yılına ilişkin işlemlerinin randıman yönünden incelenmesi sonucuadına resen yapılan cezalı tarhiyatı değişiklikle onayan Vergi Mahkemesi kararıtaraflarca temyiz edilmektedir.

Gelir Vergisi Kanununda gerçek gelirinvergilendirilmesi kabul edilmiş, Vergi Usul Kanununun 134 üncü maddesinde incelemedenmaksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tesbit edilmesive sağlanması olduğu hükme bağlanmış olup, matrahın resen takdir yoluyla tesbitigereken hallerde dahi gerçek gelire yakın gelirin araştırılarak tesbiti gerekmektedir.Başkaca açık ve inandırıcı bir tesbit ve hukuken geçerli deliller ortaya konulmadansalt randıman esasına göre fark bulunduğunu kabul etmek, elde edildiği tesbitedilmiş bir gelirin değil elde edildiği varsayılan bir gelirin vergilendirilmesisonucunu doğurur.

Olayda, inceleme elemanınca defter ve belgelerin ihticacasalih olmadığı kesin ve açık olarak ortaya konulmadan sadece Gıda MaddeleriTüzüğü hükümleri ile ... Fırıncılar Odası ve Ekmek İşverenler Sendikasındanalınan yazılardaki bilgiler esas alınarak "50 kg.lık bir çuval undan 250 gr.lık330 adet ekmek" üretileceği iddiasıyla randıman incelemesi yapılarak belgesizalış ve satışın bulunduğu, bu durumun defter ve belgelerin ihticaca salih olmadığınınkanıtı olduğu varsayılarak resen tarhiyat yapılmasında Kanuna uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenle yükümlü temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararınınbozulması, Vergi Dairesi Müdürlüğü temyiz isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.

Tetkik Hakimi ...'ın Düşüncesi: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30 uncumaddesi uyarınca re'sen tarh yoluna gidilebilmesi için, bu maddede belirtilenkoşulların gerçekleştiğinin açık ve kesin olarak ortaya konulması gerekeceğindenve randıman yöntemiyle matrah farkı bulunması tahmin ve kanaate dayalı olduğundanre'sen tarh nedeninin varlığından söz edilemez. Bu nedenle hesaplanan matrahüzerinden salınan gelir ( stopaj ) vergisine ve ikmalen ve re'sen tarhiyatlardaayrıca fon hesaplanamayacağının hesaplanan fonda isabet bulunmamaktadır. Bunedenle davacı temyiz isteminin kabulüyle mahkeme kararının bozulması gerektiğidüşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Hükümveren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:

213 sayılı Vergi UsulKanunu'nun 30 uncu maddesinde re'sen vergi tarhı "vergi matrahının tamamen veyakısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitineimkan bulunmayan hallerde takdir edilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergitarh olunmasıdır." şeklinde tanımlanmış, aynı maddenin dördüncü bendinde devergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuniölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığının kabul edileceği hallerdenbiri olarak "defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahınındoğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz vekarışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması" hali gösterilmiştir.

Kanunun sözü edilen maddesinde öngörülen re'sen vergi tarhına ilişkin hükmünuygulanması, belirtilen madde ile İdare'ye verilen yetki ve görevin eksiksizyerine getirilerek vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgeleredayanılarak saptanmasına olanak bulunmadığı hususunda sağlıklı tespitlerin yapılmışolması koşuluna bağlıdır. Bu tür tespitlerin bulunmaması halinde tahmin ve kanaatedayalı hesaplamalarla verginin re'sen tarh edilmesi mümkün değildir. Bu itibarlare'sen tarh yoluyla vergileme yapılabilmesi için, Vergi Usul Kanunu'nun 30 uncumaddesinde belirlenen koşulların gerçekleştiğinin bir karineye dayanılmadan,açık ve kesin olarak ortaya konulması gerekir.

Olayda, inceleme elemanıtarafından işletmenin uğraş konusuna ilişkin mal ve giriş çıkışları yönündenrandıman hesaplamaları yapılarak, kayıtdışı hasılat bulunmuş ve bu durum defterve belgelerin ihticaca salih olmadığının kanıtı kabul edilerek re'sen takdirsebebi yaratılmıştır. Ancak davacının defter ve belgelerinin noksan, usulsüzve karışık olduğuna dair başkaca açık ve inandırıcı bir tespit ve hukuken geçerlideliller ortaya konulmadığından, olayda Kanun'da öngörülen anlamda bir re'sentarh nedeninin varlığından söz edilemez. Randıman yöntemiyle inceleme yapılması,maddi olmaktan ziyade tahmin ve kanaat unsurlarının ağırlıkta olduğu sonucunudoğurur ki bunun defter ve belgelerin açık olarak ihticaca salih olmadığınıgösterdiğini söylemek mümkün değildir. Bu durumda, defter kayıtlarıyla belgelerinvergi incelemesi için yeterli olmadığı kesin ve açık olarak ortaya konulmaksızıntahmin ve kanaate dayalı olarak bulunan matrah üzerinden salınan gelir ( stopaj )vergisinde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı temyiz istemininkabulüyle ... Vergi ahkemesinin 15.10.1998 gün ve E:1998/428, K:1998/1067 sayılıkararının bozulmasına, Vergi Dairesi Müdürlüğünün temyiz isteminin reddine,29.12.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi. 
(SMMM Hüseyin Üst'e ait sayfalardan alınmıştır) 
 -----------------------------------------------------
 T.C  D A N I Ş T A Y  Üçüncü Daire
Esas No  : 2000/2778
Karar No : 2003/3288

Özeti : Defter ve kayıtlara ihticaca salih bulunmayan kurum adına temsilcinin  anlatımını içeren tutanak  delil kabul edilerek ve tamamen tutanaktaki  ifadeler doğrultusunda matrah farkı hesaplanmasında  yasaya aykırılık bulunmadığı hk.

Temyiz Eden          :...Vergi Dairesi Müdürlüğü
Karşı Taraf             :...Holding A.Ş.
Vekili                    : Av...
 İstemin Özeti   : 1997 yılı işlemlerinin incelenmesi sırasında kurum yetkilisinin enflasyondan dolayı tüm nakit paraların genellikle Alman Markına çevrildiği, tamamı Holdinge ait olmayan  kayıtlı genel yönetim giderlerinden bağlı ortaklık ve iştiraklerine pay verilmediği yolundaki  ifadesine dayanılarak  kasa hesabında işlem gören tüm  nakit giriş ve çıkışların  işlem tarihindeki  T.C. Merkez Bankası döviz kurundan Alman Markına çevrilmesi suretiyle yıl sonunda olması gereken döviz miktarının  değerlenmeye tabi tutulması, genel yönetim giderlerinin sermaye payları oranında  iştiraklere dağıtılması sonucu bulunan matrah üzerinden davacı adına  re’sen salınan ağır kusur cezalı kurumlar vergisi, fon payı ve geçici vergi ile kesilen  özel usulsüzlük cezasını; 213 sayılı Vergi Usulü Kanununun 280. maddesine göre iktisadi işletmeye dahil  olan yabancı paralar  ve bu paralarla ifade edilen senetli ve senetsiz alacak ve borçların  dönem sonunda değerlenmeye tabi tutulması gerektiği ,kuruluş sermayesi de dahil olmak üzere  bankalar ve finans kuruluşları  vasıtasıyla kasaya giren  Türk Lirası cinsinden tüm nakitlerin Alman Markına çevrildiği  yolunda somut deliller bulunmadan, sadece kurum yetkilisinin ifadesine dayanılarak  kur farkı hesaplanmasında   ve giderlerinin bir kısmının  kabul edilmemesinde yasaya uygunluk görülmediği, kayıtlardaki eksiklerin giderilmesi için  süre verilmediğinden özel usulsüzlük cezası da kesilemeyeceği  gerekçesiyle  kaldıran Konya Vergi Mahkemesinin 14.12.1999 gün ve E:1999/364, K:1999/639 sayılı kararın; vergi inceleme  raporuna dayanılarak  yapılan cezalı tarhiyatta  yasaya aykırılık bulunmadığı  ileri sürülerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti                :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
 Tetkik Hakimi                      : Birgül ÖĞÜLMÜŞ
 Düşüncesi                            : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar  Vergi Mahkemesi kararının  bozulmasını sağlayacak  durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
 Savcı                                  : Ülkü ERBÜK
 Düşüncesi                           : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulması gerektirir nitelikte görülmemektedir.
 Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi  kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
 TÜRK MİLLETİ ADINA  Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 17. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca temyizen incelenen dosyalarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay’ın kararına bağlı olup  davacının duruşma talebinin yerine getirilmesi gerek bulunmadığı  sonucuna varıldığından  dosya incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1997 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu genellikle Alman Markı olarak tuttuğu nakit parasını değerlemeye tabi tutmadığı, genel yönetim giderlerinden  bağlı ortaklık iştiraklerine  pay vermediği görüşüyle  davacı adına yapılan cezalı tarhiyatı kaldıran vergi mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

213 sayılı Vergi Usulü Kanununun 134.maddesinde  vergi incelemelerinin amacının; ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması tespit edilmesi ve sağlanması olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu amaç vergilemede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek  mahiyetinin ortaya çıkarılması  ile sağlanır. Kanunun 3.maddesine  göre vergiyi doğuran  olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin mahiyeti  yemin hariç her tür dille  ispatlanabilir.

Vergi usul kanununun 140 ve 141.maddesiyle;inceleme sırasında gerçek görülen maddi olaylar ve hesap durumlarının, belgelendiği, ilgililerin varsa itiraz ve açıklamalarının geçirildiği, birer nüshalarının nezrinde  inceleme yapılan kimseye  bırakılmasının mecburi olduğu kurala bağlanan tutanaklar, vergi incelemesinde delil olarak kullanılabilen ölçütler arasında yer almıştır.

Davacı nezrinde yapılan inceleme ile 1997 yılında çeşitli banka ve finans kurumlarına yatırılan ve çekilen paraların kanuni defterlere kaydedilmediği 10.9.1997-31.12.1997 tarihleri arasında kasa hesabının önemli miktarlara  varacak kadar alacaklı bakiye vermesi sonucunu doğuracak kayıtlar yapıldığı ,holdingle ilgisi bulunmayan giderlerin kurum kazancından indirildiği saptanmış, defter ve kayıtlarına göre 31.12.1997 tarihinde yapılmış görülen sermaye taahhüdünün gerçekte 9.9.1997 tarihinde  yerine getirildiği ,banka hesabı , kasa hesabı gibi  kullanılarak, bankadaki hesap hareketlerinin  kasa hesabı içinde yer aldığı enflasyon nedeniyle nakit paralarını  hiçbir zaman Türk parası olarak tutmayıp genellikli Alman Markına çevirdikleri, bağlı ortaklıklara ait giderlerin yanlışlıkla Holding adına fatura edildiği, sonraki yıllarda Holdinglere ve bağlı ortaklıklara ait giderlerin ayrıştırıldığı, bu giderlerin sermaye  payları oranında  bütün iştiraklerine dağıtılması  gerektiğinde bu itirazları bulunmadığı yolundaki kurum yetkilisinin  ifadesi tutanağa alınarak  söz konusu tutanak ihtirazi kayıt konulmadan imzalanmış olup defter kayıtları ihticaca salih bulunmayan  kurum adına temsilcisinin  anlatımını içeren  tutanak delil kabul edilerek  ve tamamen tutanaktaki  ifadeler doğrultusunda matrah farkı hesaplanmasında yasaya aykırılık bulunmadığından  yazılı gerekçeyle  verilen Vergi Mahkemesi  kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile Konya Vergi Mahkemesinin 14.12.1999 gün ve E:1999/364, K:1999/639 sayılı kararının bozulmasına, 492 sayılı Harçlar Kanununun 13.maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü  uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine 28.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(Alomaliyeden alındı)


Danıştay Dördüncü Daire
Açık ve inandırıcı tespit ve hukuken geçerli delillerle ortaya konulmadan randıman esasına göre yapılan hesaplamalar sonucunda kayıt dışı satış hasılatı bulunduğu ve bu durum defter ve belgelerin ihticaca salih olmadığının kanıtı olamaz. Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir. Davacı şirketin, mahkemece onanan yenileme fonuna ilişkin matrah farkına yönelik iddiaları, mahkeme kararının dayandığı gerekçeleri kusurlandıracak nitelikte değildir. Re'sen saptanan matrah farkına gelince; şekerli gıda maddeleri imal ve satışıyla uğraşan davacı şirketin, satışım yaptığı mamullerin imalatında kullandığı hammadde ve yardımcı maddelerden hareketle ve randıman esasına göre yapılan hesaplamalar sonucunda kayıt dışı bırakılmış satış hasılatının bulunduğu kabul edilmek ve bu durumun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30/4. maddesinde öngörülen, defter ve belgelerin ihticaca salih olmadığının kanıtı kabul edilmek suretiyle re'sen vergi tarhı yoluna gidilmiştir. Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin 4 numaralı bendinde; defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak saptanmasına olanak vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması nedeniyle ihticaca salih bulunmaması re'sen vergi tarhı sebeplerinden sayılmıştır. Kanunun sözü edilen maddesinde öngörülen re'sen vergi tarhına ilişkin hükmünün uygulanmaması, anılan madde ile idareye verilen yetki ve görevin eksiksiz yerine getirilerek vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere dayanılarak saptanmasına olanak bulunmadığı hususunda sağlıklı tespitlerin yapılmış olması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla bu tür tespitlerin mevcut olmaması halinde tahmin ve kanaate dayalı hesaplamalara dayanılarak verginin re'sen tarhı yoluna gidilmesi mümkün değildir. Bu itibarla re'sen tarh yoluyla vergileme yapılabilmesi için, Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinde belirlenen koşullarının gerçekleştiğinin bir karineye dayanılarak değil, açık ve kesin olarak ortaya konulması gerekir. Uyuşmazlık konuşu olayda tarhiyata dayanarak alınan inceleme raporunda, re'sen tarh nedeni olarak yalnızca randıman esasına göre yapılan hesaplamalar sonucunda kayıt dışı satış hasılatı bulunduğu, bu durumun defter ve belgelerin ihticaca salih olmadığının kanıtı olduğu kabul edilmek suretiyle re'sen vergileme yapılmıştır. Ancak başkaca açık ve inandırıcı bir tespit ve hukuken geçerli deliller ortaya konulmadan, salt randıman esasına göre fark bulunduğunu kabul etmek, yasanın aradığı anlamda bir .re'sen tarh nedeni olarak kabul edilemez. Çünkü bu yöntemle inceleme yapılması, maddi olmaktan ziyade tahmin ve kanaat unsurlarının ağırlıkta olduğu sonuçlarım doğurur ki bunun ise defter ve belgelerin açık olarak ihticaca salih olmadığım gösterdiğim söylemek mümkün değildir. Bu itibarla salt randıman incelemesi sonucu bulunan fark matrah üzerinden re'sen vergi tarhı yoluna gidilmesinde yasal isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, vergi dairesi temyiz isteminin reddine, davacı şirket temyiz isteminin re'sen vergi tarhı yönünden kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının bozulmasına oyçokluğuyla karar verildi.