.

.

2 Nisan 2013 Salı

Hizmet ve kdv hakkında danıştay kararları.



Danıştay Dokuzuncu Dairesi Kararı[2] “3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesinin 1. bendi ve aynı yasanın 10. maddesinin (c) bendinde açıklanan hükümler gözönüne alınarak dosya incelendiğinde, serbest muhasebecilik ve mali müşavirlik faaliyetiyle uğraşan davanın 1994 yılında elde ettiği serbest meslek kazancına ait beyannamelerini Ocak, �zubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, kasım dönemlerinde matrahsız olarak vermesi, tamamını ise aynı yılın Aralık ayında beyan etmesi nedeniyle takdir komisyonu kararına dayanılarak yıl içinde elde edilen hasılatın 12 aya bölünmesi suretiyle belirlenen matrah üzerinden uyuşmazlık konusu tarhiyatın yapıldığı görülmüş ise de, davacının müşterilerden tahsil ettiği ücretin aylık yada üçer aylık olarak tahsil edildiğine ilişkin herhangi bir somut saptama yapılmadığı gibi ücret gelirlerinin de … tarihinde tahsil edildiği anlaşıldığından yapılan tarhiyatta isabet bulunmadığı…”  Ø Danıştay 11’inci Dairesi Kararı[3]“Davacının müşterilerine muhasebecilik hizmeti sunduğu, bu hizmetin sözleşme hükümlerine göre yürütüldüğü, sözleşrnede ücretin aylık olarak ödenmesi koşulu getirildiği halde tahsilatın yapılmasıyla birlikte serbest meslek makbuzunun düzenlen­diği dönemde katma değer vergisinin beyan edildiği, bu suretle vergi kaybı­na yol açıldığından bahisle cezalı tarhiyat yapılmış ise de, ancak ücretin elde edildiği anda serbest meslek makbuzu düzenlenebilmesi ve ilgili dö­nemde beyan edilmesi zorunluluğu karşısında vergi kaybından söz edileme­yeceği gerekçesiyle cezalı tarhiyatın terkinine…”  Ø 11’inci Daire’nin[4] onadığı Vergi Mahkemesi Kararı “3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 10. maddesi hükmü ile hiz­met if asında vergiyi doğuran olay hizmetin veya kısmi hizmetin yapılması­na bağlanmakla birlikte, muhasebecilik ve mali müşavirlik hizmetinin belli bir zaman dilimi içinde süreklilik göstermesi ve her evresinin birbirine bağlı hizmet olması itibarıyla kısmi hizmetin ne zaman yapıldığını tespit etmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla bu tür hizmetlerde ücret ödemesi­nin yapıldığı zamanı vergiyi doğuran olayın meydana geldiği an olarak ka­bul etmek gerektiği, olayda söz konusu hizmete ait sözleşmenin yıllık ola­rak yapılmasının hizmetin kesintisiz bir yıl boyunca devam ettiğini göster­diği, diğer taraftan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 67. maddesinde de, serbest meslek kazancının tesbitinde tahsil esasının cari olduğu kabul edil­diğinden, yükümlü tarafından serbest meslek ücreti tahsil edilmeden ser­best meslek makbuzu düzenlenmesi ve dolayısıyla katma değer vergisi tah­sil ve tahakkukunun sözkonusu olamayacağı, bu durumda süreklilik göste­ren hizmetlerde serbest meslek ücret ödemesi olmadığı halde her ay hizmet yapıldığı kabul edilemeyeceğinden tarh edilen cezalı vergide yasaya uyarlık bulunmadığı…”  Ø Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu Kararı[5]“3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin ilk fıkrasının (1) işaretli bendinde, serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler, bu verginin konusunu teşkil eden işlemler arasına alınmış ve 10 uncu maddesinin (a), (b) ve (c) bentlerinde, kısım kısım mal veya hizmet tesliminde mutabık kalınmadıkça veya fatura ve benzeri belgeler malın teslimi ya da hizmetin ifasından önce verilmedikçe vergiyi doğuran olay, malın teslimi ve hizmetin ifasına bağlanmıştır. Bu düzenleme karşısında (b) ve (c) bentlerindeki koşullar gerçekleşmedikçe davacı yönünden katma değer vergisini doğuran olay, işlemleri izlenen müşteriler tarafından gerekli ödemenin kısmen veya tamamen yerine getirilmesi ile tamamlanacaktır. Esasen bu durum, serbest meslek faaliyeti ve kazancına ilişkin Gelir Vergisi Kanununun 67 nci maddesinde ve serbest meslek makbuzunun düzenlenmesiyle ilgili Vergi Usul Kanununun 236 ve 237 nci maddelerinde yer alan kuralların da gereğidir.  Serbest meslek faaliyeti yürüten yükümlünün, bu faaliyeti nedeniyle kendisine yapılan ödemeler için serbest meslek makbuzu düzenleyerek, katma değer vergisini bu makbuzda göstermesi ve tahsilat dönemine ilişkin beyanına dahil etmesinin zorunlu olduğu, yükümlünün işlemlerini bu gerekliliğe uyarak yürüttüğü anlaşıldığından, verginin zaman yönünden geç tahakkukuna yol açtığından söz edilemeyeceğinden, adına kesilen cezanın kusura çevrilmesi yolundaki ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” Ø Danıştay Yedinci Dairesi Kararı[6]”KDV Kanununun “Vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi” başlıklı 10′uncu maddesinin (a) fıkrasında, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması; (b) fıkrasında da, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgelerin verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi; (c) fıkrasında ise, kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği hükme bağlanmıştır.  Bu yasal düzenlemelere göre; katma değer vergisi açısından vergiyi doğuran olay, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında meydana gelmekte olup, bu hususta ticari, sınai, zirai veya serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler yönünden farklı bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Serbest meslek kazancının tespitinde, gelir vergisi açısından, tahsilat esasının getirilmiş olması da, yukarıda anılan hukuki durumu değiştirmez.  Bu bakımdan; dava hakkında, serbest muhasebecilik faaliyetinde verilen hizmet tanımlandıktan sonra, hizmetin yapıldığı tarihin araştırılması ve vergiyi doğuran olayın, hizmetin yapıldığı tarihte meydana geldiği hususunun gözetilmesi suretiyle yapılacak yargılamayla ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, aksi yoldaki temyize konu mahkeme kararında isabet görülmemiştir.”  Aynı Dairenin 30.6.2004 tarih, E:2000/8579, K:2004/2120 sayılı kararının gerekçesi de şöyledir: “3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun “Vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi” başlıklı 10′uncu maddesinin (a) fıkrasında, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması; (b) fıkrasında da, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgelerin verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi; (c) fıkrasında ise, kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği hükme bağlanmıştır.  Bu yasal düzenlemelere göre; katma değer vergisi açısından vergiyi doğuran olay, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında meydana gelmekte olup, bu hususta ticari, sınai, zirai veya serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler yönünden farklı bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Kazancın tespitinde, gelir vergisi açısından, tahsilat esasının getirilmiş olması da, yukarıda anılan hukuki durumu değiştirmez.”  Ø Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu [7] “213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Vergiyi do­ğuran olay” başlıklı 19′uncu maddesinde, vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı belirtilmiştir.  3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi” başlıklı 10′uncu maddesinin (a) fıkrasında, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması; (b) fıkrasında da, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgelerin verilmesi halle­rinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin dü­zenlenmesi; (c) fıkrasında ise, kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması anında vergiyi doğuran olayın meydana gelece­ği hükme bağlanmıştır.  1998 yılı işlemleri incelenen yükümlü nezdin­de düzenlenen tutanakla, 46 mükellefe hizmet verdiği, 1998 yılında tahsil edilen ve 1998′de tahsil edilmeyip, 1999 yılına devreden ücretler olduğu belirtilmiş, bunları gösterir liste inceleme elemanına ibraz edilmiştir. 1998 yılından 1999 yılına katma değer vergisi dahil 6.454.455.000 lira alacak devrettiği tespit edilmiş, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 10′uncu maddesinde yer alan vergiyi doğuran olayın, malın teslimi veya hizmetin ifası hallerinde, malın teslimi veya hiz­metin yapılması anında meydana geleceği yo­lundaki düzenleme uyarınca ilgili yılda verilen hizmetin en son 31.12.1998 tarihi itibarıyla ger­çekleştiği kabul edilerek, tutanakla belirlenen tutardan katma değer vergisi tenzil edilerek Ara­lık 1998 dönemi katma değer vergisi matrahına dahil edilmiştir.  Katma değer vergisi açısından vergiyi doğuran olay malın teslimi veya hizmetin yapılması anın­da meydana gelmekte olup, ticari, sınai, zırai veya serbest meslek faaliyeti çerçevesinde, ya­pılan teslim veya hizmetler yönünden farklı bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Serbest meslek kazancının tespitinde, gelir vergisi açısından tahsilat esasının getirilmiş olmasının da belirti­len hukuki durumu değiştirmeyeceği açıktır.  Bu bakımdan, dava hakkında serbest muhase­becilik faaliyetinde verilen hizmetin yapıldığı tarihin araştırılması ve vergiyi doğuran olayın, hizmetin yapıldığı tarihte meydana geldiği hu­susunun gözetilmesi suretiyle yapılacak yargılamayla ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, aksi yoldaki temyize konu ısrar kararında isabet görülmemiştir.”  5- DE�zERLENDİRME VE SONUÇ İki kanun arasında elde etme noktasında farklılık bulunduğuna göre, bu uyumsuzluğu giderecek hareket noktasının, kanunlardan birine göre belirlenmesi gerekir. Bizce burada hareket noktasının Gelir Vergisi Kanunu olması gerekir. Zira Katma Değer Vergisi Kanunu serbest meslek hizmetinin ifasını konusuna almakla birlikte, serbest mesleğin, serbest meslek erbabının ve serbest meslek hizmetinin tanımını yapmamış, bu konularda gelir vergisine atıf yapmıştır. Dolayısıyla hareket noktasının gelir vergisi olması gerekir.  Kararda [8] katma değer Vergisi kanunun Gelir Vergisi ve Vergi Usul Kanunu ile olan ilişkisinin dikkate alınmaması ve serbest meslek faaliyetinin niteliğinden kaynaklanan hizmetin sürekliliği ilkesini gözetmediği için hukuka uygun olmadığı görüşüne varılmıştır.

1 Nisan 2013 Pazartesi

DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VE KAPANIŞ KAYITLARINDA İNCE NOKTALAR -Kaynak:Muhasebenet.

 DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VE KAPANIŞ KAYITLARINDA İNCE NOKTALAR
1-Kasa farklarının değerlemesi ve muhasebe kayıtları
2-Değersiz alacaklar,
3-Şüpheli alacaklar
4-Alacak-borç senetleri reeskontu
5-Dönem sonu stok sayım farkları
6-Amortisman uygulamalarına ilişkin notlar
7-Vergi ve diğer yasal yükümlülükler karşılıkları:
8-Dönem sonu kapanış işlemleri
9-Maliyet hesaplarının gelir hesaplarına aktarımı
10-Gelir tablosu hesaplarının kapatılması            
- Kasa farklarının değerlemesi ve muhasebe kayıtları-Kasa hesabı işletmelerin nakit varlığını gösteren hesaplardan biri olup, yasal defter kayıtları üzerinden, kasa hesabının borcu ile alacağı arasındaki fark "kasa mevcudunu" verir. İşletmede, dönem içinde veya  yıl sonu sayımında kasa fazlalığı veya noksanı ortaya çıkmışsa ve bu tutarlar ilgili düzenleyici hesaplara alınmışsa, ilgili fark hesaplarının dönem sonunda kapatılması gerekir.
Kasa sayım noksanı-Fiili kasa mevcudu, kaydi mevcuttan az ise kasa noksanı söz konusudur. Kasa noksanının, GVK da yeralan "....sermayede vukua gelen eksilmeler zarar addolunmaz." hükmüne göre dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.Kasa noksanlığı halinde, gerekli düzeltici muhasebe kayıtlarında kullanılan hesap "197-Sayım ve Tesellüm Noksanları"dır. Anılan hesap geçici bir hesap olup, kapatılması gerekir. İşleyişi ise şu şekildedir:
_____________________31.12.2006 _______________
197      Sayım ve Tesellüm Noksanları Hs XX
                            100      Kasa Hs.                XX
_____________________ / ________________________
-           Kasa noksanlığının nedeni kasa sorumlusu ise;
 _____________________31.12.2006 ________________
135      Personelden Alacaklar  hs         XX     
            197      Sayım ve Tesellüm Noksanları  hs    XX
_____________________ / ________________________
Kasa noksanlığının nedeni çalınma/neden bilinemiyorsa,hesap şu şekilde kapatılır;
 _____________________31.12.2006 _________________
689    Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar hs   XX
                         197  Sayım ve Tesellüm  Noksanları hs  XX
_____________________ / ________________________
 Kasadan para çalınması, normal ticari faaliyet sonucu ortaya çıkan bir zarar olmadığı için, bu şekilde ortaya çıkan kasa noksanlıklarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilmesi ve ticari kardan mali kara geçişte, ticari kara ilave edilmesi gerekir.
 Kasa sayım fazlası Fiili sayım sonucu kasa mevcudunun, yasal kayıtlara göre oluşan mevcuttan fazla olduğunun tespit edilmesi durumunda kasa fazlalığı söz konusudur. Kasa fazlalığı, bilanço aktifinde artışı ifade eder. Kasa fazlalığı halinde, gerekli düzeltici muhasebe kayıtlarında kullanılan hesap "397. Sayım ve Tesellüm Fazlaları"dır. Bu geçici hesabın işleyişi şu şekildedir:
_____________________ 31.12.2006 __________________
 100      Kasa Hs        XX
             397    Sayım ve Tesellüm Fazlaları hs   XX
_____________________ / ________________________
- Kasa fazlalığının nedeni bilenmiyorsa yapılması gereken kayıt;
 _____________________ 31.12.2006 _________________
100      Sayım ve Tesellüm Fazlaları hs    XX
             671      Önceki Dönem Gelir ve Karlar hs   XX
_____________________ / ________________________
 Değersiz alacaklar- VUK 322. md. göre “ kazai bir hükme veya kanaat getirici bir vesikaya göre artık tahsiline imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaktır. Değersiz alacaklar,  bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve kayıtlı değerleri ile zarara geçirilerek yok edilirler’’. Kanunun uygulamasında alacağın değersiz sayılması için kazai hükümle kasdedilen mahkeme kararıdır. Kanaat verici vesika ise, mahkeme tarafından verilmiş borçlu hakkındaki gaiplik kararı, icra takibatına  ait dosyanın işlemden kaldırıldığını gösteren icra memurluğu yazısı, borçlunun ölümü ve mirasçılarının bulunmadığını kanıtlayan resmi soruşturma belgesi, Ticaret Mahkemesi tarafından  borçlu hakkında verilmiş bulunan iflas kararı gibi belgelerdir.Değersiz hale gelen alacaklar, değersiz hale geldikleri yıl kayıtlı değerleri ile zarara geçirilerek yok edilirler. Borçlu ile konkordato anlaşması yapılmış ise konkordato dışı kalan alacak kısmı değersiz alacak addolunur. Avans niteliğindeki bir alacağın değersiz alacak  haline gelmesi  nedeni ile karşılık yolu ile gider yazılması mümkün değildir.
 Şüpheli alacaklar VUK 323. md. göre ticari veya zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartı ile ;     dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;  yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen , borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar  şüpheli alacak sayılır.Şüpheli hale gelen alacaklar için değerleme gününde tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Teminatlı alacaklarda karşılık, alacağın teminatsız kısmı için  ayrılır. Şüpheli hale gelen alacaklar için dönem sonu kayıtları aşağıdaki gibi olacaktır.
Alacak şüpheli hale gelmişse;
 ____________ 31.12.2006 _________________
    128 Şüpheli Alacaklar  hs  XX
             120 Alıcılar  hs     XX
 ______________  /  _____________________


Alacak için karşılık ayrılması
______________ 13.12.2006________________
      654  Karşılık Giderleri hs  XX
                      129 Şüpheli Al.Kar. hs  XX
 _________________  /  ___________________
Alacak-borç senetleri reeskontu-Reeskont işlemi- Alacak ve borçlar VUK281 ve 285. md. göre  mukayyet, yani deftere kayıtlı değerleriyle değerlenirler. Aynı Kanunun 264. md. göre tasarruf değeri, bir iktisadi kıymetin değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değeridir.Teminata veya tahsile verilen senetler: Teminata veya tahsile verilen senetler de anılan şartları taşımak kaydıyla reeskont işlemine tabi tutulabilirler. Şüpheli alacaklarda reeskont: Şüpheli alacaklar genel olarak vadesi geçmiş olan alacaklardır. Vadesi geçmemiş olsa dahi şüphelilik halinin kesinleşmesi ile birlikte sent muaccel hale geleceğinden bu tür senetler için dönem sonunda reeskont hesaplanmaz. Şartları taşıması halinde şüpheli alacak karşılığı ayrılır. Avans niteliğindeki alacak senetlerinde reeskont: Dönem ticari kazancının tespitinde dikkate alınmayan (hasılat yazılmayan) senetlere dönem sonu itibariyle reeskont hesaplanmayacaktır. Hatır senedi de bu kapsamdadır. Senetsiz alacaklarda reeskont: Senede bağlanmamış alacaklar için mali kanunlar açısından reeskont hesaplanmayacaktır. Bu tür alacaklar için hesaplanan reeskont giderleri KKEG olarak değerlendirilmelidir. Vade içermeyen senetler: Vade içermeyen senetler reeskonta tabi tutulmayacaktır. Katma Değer Vergisi alacakları: KDV, tahsil eden işletme için bir hasılat veya gelir unsuru değildir. İşletmenin fonksiyonu burada vergi tahsiline aracılıktır. Bu nedenle işletmelerin müşterilerinden olan senede bağlı KDV alacağı için reeskont hesaplanmayacaktır.
 Dönem sonu stok sayım farkları-İşletmeler dönem sonlarında stoklarının fiili envanterini ve kaydi envanterini tespit eder.  Farklılık bulunması halinde kaydi envanter fiili envanter seviyesine getirilmelidir. Değerlemede fiili envanter sonuçları dikkate alınmalıdır. Değerleme sonucu ortaya çıkan stok sayım noksanlıları ve fazlalıkları doğrudan gelir gider hesaplarına yansıtılmak yerine sebebi bulunana kadar 197 ve 397 no.lu hesaplarda takip edilmelidir.
 Sebebi bulunamayan sayım fazlası
_______________31.12.2006 _______________
153 Ticari Mallar hs xx
            397 Sayım Fazlası hs xx
_______________31.12.2006 _______________
397 Sayım Fazlası hs xx
            679 Olağan Dışı Gelir ve Karlar hs xx
_______________ / _______________
Sebebi bulunamayan sayım noksanı
_______________31.12.2006 _______________
197 Sayım Noksanı hs xx
            153 Ticari Mallar hs xx
_______________ 31.12.2006 _______________
689 Olağan Dışı Giderler hs xx
689 KDV’si xx
            197 Sayım Noksanı hs xx
            391 Hesaplanan KDV hs xx
_______________ / _______________
Sebebi bulunamayan stok sayım noksanına ilişkin KDV’nin ve noksan tutarının KV. matrahının tespitinde Kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacağı unutulmamalıdır.
Amortisman uygulamalarına ilişkin notlar-Amortisman yöntemleri-Normal Amortisman-Normal Amortisman yönteminde amortismanın uygulanacağı süre, 1(bir) rakamının sabit kıymetin aktife girdiği ilk yılında uygulanan amortisman oranına bölünmesi yoluyla bulunur. Azalan Bakiyeler Usulünde Amortisman-Azalan Bakiyeler Usulünde Amortisman VUK’nun mükerrer 315. maddesi ile sadece bilanço usulüne göre defter tutan mükelleflere tanınmış bir haktır. Bu yöntemde mükellefler normal amortisman yönteminden farklı olarak sabit kıymetlerinin amortismanlarını kıymetin aktif değeri üzerinden değil, kıymetin aktif değerinden aynı kıymete ait birikmiş amortismanın çıkarılması yoluyla hesaplanan net defter değeri üzerinden ayırırlar. Ancak bu yöntemde uygulanan amortisman oranı normal amortisman yönteminde uygulanan oranın iki katıdır. Amortisman  Yöntemi Değişiklikleri-Başlangıçta azalan bakiyeler yöntemini seçenler için daha sonra normal yönteme geçmelerinde yasa açısından herhangi bir sakınca yoktur. Ancak, normal usulden azalan bakiyeler usulüne geçiş yasaklanmıştır.
 Vergi ve diğer yasal yükümlülükler karşılıkları: -İşletmelerin cari dönemde kar elde etmeleri durumunda bu karlar üzerinden izleyen yıl içinde beyan edilip ödenecek kazanç vergileri için tek düzen hesap planı uyarınca vergi karşılığı tesis edilmesi ve dönem sonu bilançosunda (bilanço pasifinde) 370 nolu hesap kullanılarak gösterilmesi zorunludur. Vergi karşılığının hesaplanmasında kazanç vergileri üzerinden hesaplanacak stopaj ve fon tutarı dikkate alınacaktır. Bu vergi kurumlar vergisinin tahakkuk ettirilmesi ile kapatılır.  Örnek: bir işletme 2006 yılında 10,000- YTL tutarında mali kar elde etmiş ve 2.000-YTL tutarında geçici vergi ödemiştir.  
____________________________31.2.2006 ____________________________
691- Dönem Karı Vergi ve Diğer Yükümlülükler Karşılıkları  hs  2.000         
              370-Dönem Karı Vergi ve Diğer Yasal Yüküm. Karş. hs  2.000
____________________________31.12.2006 ____________________________
371- Dönem Karının Peşin Ödenen Vergi ve Diğer Yükümlülükler     2.000      
                        193- Peşin Ödenen Vergi ve Fonlar hs                           2.000  




Dönem sonu kapanış işlemleri-Maliyet hesaplarının gelir hesaplarına aktarımı-Maliyet hesaplarında bulunan giderler hesap dönemi sonunda yansıtma hesapları yolu ile ilgili gelir tablosu hesaplarına yansıtılır.

Maliyet Hesapları
Bilanço ve Sonuç Hesapları
Gider Hesapları
Yansıtma Hesapları
Bilanço ve Sonuç Hes.
710- Direkt İlk Madde/ Malzeme Giderleri
 720- Direkt İşçilik Giderleri
 730- Genel Üretim Giderl.
711- Direkt İ.M.M.G.  Yansıtma Hesabı
721- Direkt İşçilik Giderleri Yansıtma Hesabı
731- Genel Üretim Giderleri Yansıtma Hesabı
151- Yarı Mamüller Üretim Hesabı
152- Mamüller



740- Hizmet Üretim Maliyeti
741- Hizmet Üretim Maliyeti Yansıtma Hesabı
622- Satılan Hizmet Maliyeti
170- Yıll. Yay.İnşaat ve Onarım Maliyetleri



750- Araştırma ve Geliştirme Giderleri
751- Araş.Geliştirme Giderleri Yansıtma Hesabı
630- Araştırma ve Geliştirme Giderleri



760- Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri
761- Paz.Satış ve Dağıtım Giderleri Yansıtma Hesabı
631- Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri



770- Genel Yönetim Giderleri
771- Genel Yönetim Giderleri Yansıtma Hesabı
632- Genel Yönetim Giderleri



780- Finansman Giderleri
781- Finansman Giderleri Yansıtma Hesabı
660- Kısa Vadeli Borçlanma Giderleri
 661-Uzun Vad.Borç.Giderleri











 Yansıtma işleminden sonra maliyet hesapları ve ilgili yansıtma hesapları ters kayıtla kapatılır.
 Gelir tablosu hesaplarının kapatılması
 _______________ 31.12.2006 _______________
600 Yurtiçi Satışlar
601 Yurtdışı Satışlar
602 Diğer Gelirler
                                610 Satıştan İadeler
                                611 Satış İskontoları
                                612 Diğer İndirimler
                                620 Satılan Mamul Maliyeti
                                621 Satılan Ticari Mal Maliyeti
                                622 Satılan Hizmet Maliyeti
                                623 Diğer Satışları Maliyeti
                                630 Araştırma ve Geliştirme Giderleri
                                631 Pazarlama S. Giderleri
                                632 Genel Yönetim Giderleri
640 İştiraklerden Temettü Gelirleri
641 Bağlı Ortaklıklardan Temettü Gelirleri
642 Faiz Gelirleri
643 Komisyon Gelirleri
644 Konusu Kalmayan Karşılıklar
645 Menkul Kıymet Satış Karları
646 Kambiyo Karları
647 Reeskont Faiz Gelirleri
648 Borsa Değer Artış Karları
649 Diğer Olağan Gelir ve Karlar
                            653 Komisyon Giderleri
                            654 Karşılık Giderleri
                            655 Menkul Kıymet Satış Zararları
                            656 Kambiyo Zararları
                            657 Reeskont Faiz Gideri
                            658 Borsa Değer Azalış Zararları
                            659 Diğer Olağan Giderler
                          660 Kısa Vadeli Borçlanma Gideri
                          661 Uzun Vadeli Borçlanma Gideri
679 Olağan Dışı Gelir
                          689 Olağan Dışı Giderler
                          690 Dönem Karı (Zararı)
Dönem karı üzerinden hesaplanacak vergiler için aşağıdaki kayıt yapılır:
_______________ 31.12.2006 _______________
691 Dönem K. Vergi ve yasal yük.
                         370 Dönem K.Vergi veY.Y.Karşılığı
_______________31.12.2006 _______________

Dönem net karına ulaşmak için aşağıdaki kayıt yapılır:
_______________ 31.12.2006 _______________
690 Dönem Karı
                         691 Dönem K.Vergi ve Y.Yük.
                         692 Dönem Net Karı
_______________31.12.2006 _______________

Dönem net karı aşağıdaki muhasebe kaydı ile bilançoya taşınır ve böylece gelir tablosu kapatılmış olur.
_______________ 31.12.2006 ________
692 Dönem Net Karı
                        590 Dönem Net Karı



25 Mart 2013 Pazartesi

Binek otolarda kdv oranı.



Binek otolarında da ilk el satışta kdv oranı %18
Binek otolarının ikinci el satışında kdv oranı %1
Binek otoyu ikinci elde satan araç kiralama şirketi ise
a-      araç iki yıldan az kiralama şirketinde kullanıldı ise kdv oranı %18
b-      araç iki yıldan fazla kiralama şirketinde kullanıldı ise kdv oranı %1

22 Mart 2013 Cuma

Zamanaşımı hk.




ZAMANAŞIMI SÜRESİ BİTMEK ÜZERE İKEN  TAKDİRE SEVK OLUNAN  VERGİ MÜKELLEFİ HAKKINDA VERGİ İNCELEMESİ 

Prof. Dr. Mustafa SAKAL                                                              
DEÜ.İİBF.Maliye Bölümü    
Dr. Mustafa ALPASLAN
SMMM


Bilindiği gibi, vergi inceleme elemanlarınca, vergi incelemesi sonuçlandırılmadan zamanaşımının bitmesine çok az zaman kala matrah takdiri için takdir komisyonuna dosyaların  sevk edildiği sıklıkla yaşanmaktadır.  Vergi hukukunda zamanaşımı  genelde 5 yıldır.[1]   Zamanaşımı tarh zamanaşımı ve tahsilat zamanaşımı olmak üzere 2’ye ayrılmaktadır. Bunlardan ilki tarh zamanaşımıdır. Tarh zamanaşımı ise vergi alacağının  miktar olarak  hesaplanması  ile ilgili olup, bu konuda idare tarafından  tarhiyat işlemlerinin mutlak surette 5 yıl içerisinde tamamlanması zorunludur. Vergi alacağının  doğduğu  takvim yılını  takip eden takvim yılından  başlayarak   5 yıl içerisinde mükellefe veya ceza sorumlusuna  tarh ve tebliğ edilmeyen vergi ve cezalar   zamanaşımına uğrar.[2]

Tarh  ve tahakkuk etmiş vergilerin tahsil aşamasına geçilmesi ile  beraber kesinleşen  bir vergi alacağının vadelerinin rastladığı  takvim yılını  takip eden  takvim yılı başından  itibaren 5 yıl içerisinde tahsil edilmemesi durumunda zamanaşımına uğrar. İşte biz bu  zamanaşımına tahsil zamanaşımı diyoruz.

Henüz vadesi gelmemiş vergilerin vade tarihinde, süresi geçmiş  olanların  tahakkuklarını  takip eden  bir ay içinde ödenmesi gerekir.  İşte, bu  süreler içinde  ödeme yapılmadığında vadeyi takip eden yılın başından başlamak üzere 5 yıl içinde idarenin vergiyi tahsil  etmesi veya tahsil etmek  için harekete geçmesi gerekir.  Aksi takdirde idarenin vergi alacağı zamanaşımına uğrar.

Bilindiği üzere, matrah takdir yetkisine sahip inceleme elemanı, takdir yetkisinden imtina ederek, matrah takdiri için takdir komisyonuna başvuruda bulunması hukuki değildir.  Zira, vergi uygulamasında  bazı hallerde  matrah  takdiri ve tayini  takdir ve tespit komisyonları tarafından  yapılmaktadır.  Bu  komisyonların kuruluşu ve çalışma esaslarına ilişkin düzenlemeler 213 sayılı VUK md. 72-92 maddelerinde yer almaktadır. VUK’nun 73. maddesine göre takdir komisyonlarının  seçimle gelen üyeleri, tüccarlar için ticaret  odalarınca, diğer sanat ve meslek  erbabı için mesleki teşekküllerce kendi üyeleri arasında veya  haricen seçilir.  Ticaret  odası ve mesleki teşekkülü olmayan yerlerde seçim belediyece yapılır.  Takdir komisyonları yetkili makamlardan istenen matrah  takdirlerini yapmak ve vergi kanunlarında yazılı  fiyat , kıymet vb. hususları takdir etmekle görevlidir.   Komisyonlar bu  görevini yaparken   ortada takdir nedeni olup olmadığını  araştırmak  zorundadır.  Takdir nedeni yoksa vergi dairesine dosyayı iade etme hakları vardır.  Komisyonlar, bu görevlerini yaparken 213 sayılı VUK’nun vergi incelemesi yetkisine sahiptirler.  VUK 76. madde hükmüne göre takdir olunan matrah mükellefin beyanından düşük olamaz. Takdir komisyonları  matrah  takdiri sırasında 213 sayılı  VUK md.31,74 hükümlerine göre  mükellefin defter, kayıt ve belgelerini incelemek zorundadır.  Neticede, verilecek takdir komisyonu kararından  kararın gerekçesi, dayanakları vs. hususlar mutlak surette kararda yer almak zorundadır.[3]

Vergi incelemesi sonucu saptanan  resen  takdir nedenine göre matrahın takdir komisyonuna gönderilmesinin zamanaşımını durdurup durdurmayacağı tartışmalıdır.  Biz vergi incelemesi ve takdir komisyonuna sevk işlemlerinin birlikte yapılamayacağı görüşündeyiz. VUK’nun 30. maddesinde  “inceleme raporunda  bu  maddeye göre belirlenen  matrah veya  matrah farkı resen takdir olunmuş sayılır”  hükmü vardır. Bu  hükme göre  inceleme elemanının takdir komisyonu  yerine  matrah takdir etme yetkisi vardır. Dolayısıyla matrah  takdiri için, bu  takdir yetkisinin kullanılmaması ve takdir komisyonuna başvurulmasının  yasal  dayanağı yoktur.

Diğer yandan, beyannamenin verilmemesi gibi bazı takdir nedenleri dışındaki takdir nedenleri vergi incelemesi ile saptanabilir. Vergi incelemesini hemen   başında örneğin  defterin tasdik  edilmemesi gibi bir takdir nedeni saptanmamışsa, matrahın takdir komisyonuna gönderilmesi için vergi dairesine  yazı yazılması  ve zamanaşımı dolduktan sonra  incelemenin  tamamlanıp inceleme raporuna bağlanması  ve bu inceleme raporuna göre takdir komisyonunun matrah  takdir etmesi böylece zamanaşımının  uzatılması  mümkün değildir. Bu durumda incelemeye başlamanın zamanaşımını durduğu anlamında bir uygulama yaratılmış olur. Oysa VUK’nın 114. maddesinde  ancak takdir komisyonuna başvurma işleminin zamanaşımını durduracağı hükme bağlanmıştır. Bunun dışındaki  nedenlerle  zamanaşımını durdurmanın, dolayısıyla uzatmanın  yasal dayanağı olamaz. [4]

Vergi uygulamalarımızda vergi inceleme elemanları  zamanaşımının bitmesine birkaç ay kala dosyayı zamanaşımına uğratmamak  adına  takdir komisyonuna matrah  takdiri için sevk etmektedirler.

Ancak uygulamada, hukuka aykırı bir şekilde, inceleme elemanları tarafından incelenmesine başlanmış veya incelemesi devam eden  mükelleflerin beyanları, sırf zamanaşımını  durdurmak için, vergi matrahı takdiri için  takdir komisyonuna sevk edilmektedir. Bu durum tamamıyla hukuka aykırı olup, bu usul dairesinde yapılan  tarhiyat işlemleri  yasal dayanaktan mahrum kalacaktır. 

Tarh zamanaşımı süresi içerisinde tamamlanamayan vergi incelemeleri sebebiyle  tarh zamanaşımının  sınırlamasından kurtulmak için  takdire sevkin bir çözüm olarak uygulanmasının  ortaya çıkaracağı hukuki sorunlar-problemler gelecek dönemde  sıkça karşımıza gelebilecektir.  Takdir komisyonlarının  çalışmaları ile ilgili sorunları gidermek  yerine takdir süreci ile vergi inceleme süreçlerinin  birlikte paralel çalışması  biçiminde cereyan eden uygulama sorunları giderek ağırlaştırmaktadır. Takdir komisyonun matrah takdiri sürecindeki hukuki eksikliklerin tamamlanması ile zamanaşımı süresinin dolması durumunda  inceleme elemanı tarafından vergi mükellefinin  defter ve belgelerini geri iade edilmesi ve inceleme raporu tanzim edilmeden incelemenin sonuçlandığı hakkında mükellefe bilgi verilmesine yönelik bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu artık zorunlu hale gelmiştir. Çünkü, Gelir  İdaresinin yayınlamış olduğu  yeni mükellef hakları  bildirgesinde bu konularda önemli açıklamalar bulunmaktadır.  Ayrıca yeni vergi inceleme yönetmeliğinde bu yönde yeni hükümler getirilmiştir.[5]

Takdir komisyonlarının  görevi  matrah  takdiri  yapmaktır.  Takdir komisyonu  resen tarh usulüne göre bir vergi tarh edebilmesi için ortada  bir vergi inceleme raporu olsa bile VUK 30. md hükmüne göre, vergiye tabi matrahın mutlaka  takdir komisyonu  kanalıyla  takdir ve tespit edilmesi  gerekmektedir.

VUK’nun 30. maddesinin 1. fıkrasında yapılan  düzenleme ile; vergi inceleme elemanlarınca düzenlenen raporlar üzerine, resen vergi tarhı için   takdir komisyonlarından karar alma mecburiyeti kaldırılmış ve raporda belirlenen  matrah  üzerinden vergi dairesince vergi tarhına olanak  sağlanmıştır.[6]

Bu nedenle, bundan böyle yetkililerce düzenlenecek olan vergi inceleme raporları üzerine yapılacak resen vergi tarhiyatı dolayısıyla artık takdir komisyonlarından karar alınması gereği yoktur.  Sadece takdir komisyonları faaliyetlerine  devam etmekte olduğundan, inceleme raporları dışındaki  takdir işlemleri için  her halükarda  takdir komisyonlarına başvurulacağı hususu gözden  uzak tutulmamalıdır.  Bunların dışında inceleme elemanlarının  tarhiyata  dayanak teşkil edecek miktarı, tanzim edecekleri inceleme raporunda mutlaka  belirtmeleri gerekmektedir.[7]
Bilindiği üzere, tarhiyat yetkisi tamamıyla vergi dairesine aittir.[8] Takdir komisyonu ve/veya inceleme elemanının tarhiyat yetkisi değil, vergi matrahı takdir yetkisi bulunmaktadır. Yukarıda da ifade edildiği üzere tarhiyat yapma yetkisi sadece ve sadece vergi dairesine aittir. Re’sen vergi matrahı takdir yetkisi bulunan inceleme elemanının bizzat kendisi gibi vergi matrahı takdir yetkisi bulunan takdir komisyonuna yetkisini devretmesi tamamen hukuka aykırıdır. Böyle bir işlem, takdirin takdiri anlamına gelir ki; bu hukuken mümkün değildir. Zira, hukukta takdirin, takdiri olmaz.[9]

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinde, zamanaşımını durdurmak için takdir komisyonuna başvurulması yetkisi münhasıran vergi dairesine verilmiştir. İnceleme elemanının nezdinde vergi incelemesine başlanmış bir mükellefin vergi matrahının takdiri için takdir komisyonuna başvurması hem hukuken hem de kanunen mümkün değildir.

Dolayısıyla, nezdinde vergi incelemesi devam eden mükellefin beyanının re’sen vergi matrahı takdiri için, sırf zamanaşımını kesmek amacıyla, mücerret takdire sevk işlemi 213 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde belirtilen zamanaşımı süresini durdurmaz; 5 yıllık süre geçirildikten sonra … zamanaşımına uğramış bulunan hesap dönemleri için hukuken tarhiyat işlemi yapılamaz. Öte yandan, sadece zamanaşımını durdurmak için inceleme elemanınca önce dosyanın takdir komisyonuna sevk edilmesinin istenilmesi, zamanaşımı süresi dolduktan sonra inceleme raporunun düzenlenmesi ve bu rapordaki miktarın aynısının alınması suretiyle takdir komisyonunca matrah takdir edilmesi halinde, Vergi Usul Kanununun 113 ve 114 üncü maddelerinin hiçbir hükmü kalmayıp, bu maddelerin işlemesi söz konusu olmayacaktır.[10]

Bir başka ifadeyle, vergi incelemesi ve takdir komisyonuna sevk işlemleri birlikte yapılamaz. Çünkü, inceleme elemanının 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesi uyarınca, tıpkı takdir komisyonu gibi, inceleme raporuyla vergi matrahı takdir yetkisi bulunmaktadır. Vergi matrahı takdiri için, söz konusu yetkinin kullanılması gerekir. Ayrıca, inceleme elemanı tarafından takdir komisyonuna başvurulmasının yasal dayanağı yoktur. Dolayısıyla, vergi incelemesine başlandıktan sonra, vergi matrahı takdiri için takdir komisyonuna başvurularak zamanaşımı süresi uzatılamaz.[11]   Anayasa Mahkemesi tarafından verilen  iptal kararının  gerekçesi  de bu  konuyu  işaret  etmektedir.[12]  213 sayılı VUK md. 114 hükmüne göre  vergi dairesince matrah  takdiri için takdir komisyonuna müracaat  edilmesinin  zamanaşımını  durduracağı  vurgulanmıştır. Ancak, Anayasa Mahkemesi tarafından  verilen  ve  8.1.2010 tarihli  Resmi Gazetede yayınlanan 15.10.2009 gün ve E:2006/95 sayılı karar ile bu  hükmü iptal etmiştir. 

Mükellefler tarafından  kullanılan  defter  kayıt ve belgeler 213 sayılı VUK  md. 253 hükmü gereğince  5 yıl saklanması zorunludur.  Madde hükmüne göre mükellefler  tutmak zorunda oldukları, yevmiye, kebir, envanter ve diğer yasal defterleri ilgili bulundukları yılı izleyen  takvim yılından başlayarak  5 yıl süreyle saklamak  ve  yetkili makamlar tarafından istenildiği takdirde incelemeye  ibraz etmek zorundadırlar. [13]

Vergi Usul Kanununun 253 üncü maddesine göre; defter ve belgelerin ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza edilmesi; aynı Kanunun ibraz mecburiyetini düzenleyen 256. maddesine göre de; bu defter ve belgelerin muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz edilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Uygulamada, zamanaşımı süresini, hukuka aykırı şekilde, uzatmak için vergi incelemesi devam ederken, vergi matrahı takdiri için takdir komisyonuna başvurulmakta ve müteakiben düzenlenen vergi inceleme raporlarında, takdir olunan vergi matrahı için çoğunlukla muhafaza ve ibraz süresi geçmiş bulunan defter ve belgeler dayanak gösterilmektedir.

Malum olduğu üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 253 ve 256. maddelerinde aynı Kanunun 114. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hükme paralel herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, söz konusu hükme herhangi bir atıf da yapılmamıştır. Dolayısıyla, mükellef tarafından muhafaza ve ibraz süresi geçmiş olan defter ve belgeler rızaen ibraz edilmiş olsa dahi, bu defter ve belgelere müsteniden matrah veya matrah farkı tesis edilmesi hukuken mümkün değildir. Zira, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 113 üncü maddesinin ikinci fıkrasında zamanaşımı, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder denilmiştir. Dolayısıyla, zamanaşımına paralel olarak düzenlenen tüm mükellef ödevleri re’sen dikkate alınmak zorundadır.


[1] 213 sayılı VUK md. 113, 114.

[2] KIZILOT Şükrü – ŞENYÜZ Doğan – TAŞ Metin – DÖNMEZ Recai, Vergi Hukuku, Yaklaşım Yayıncılık, Ekim 2006, s.195-199.
[3] ÜREL Gürol, Güncel Vergi Usul Kanunu Uygulaması, 2. Baskı, Maliye ve Hukuku Yayınları, s.183-185.

[4] ÇAKMAK Şefik, “Matrahın Takdir Komisyonuna Gönderilmesi İle Duran  Zamanaşımı Süresi, Anayasa Mahkemesinin 8.1.2010 Tarihli Kararı İle VUK’nun  11. Maddesinin 2. Fıkrasının İptal Edilmesi, 1.8.2010 Tarihinde Resmi Gazetede Yayımlanan  6009 Sayılı Yasa İle VUK’nun 114. Maddesine Eklenen Fıkra Ve VUK Geçici 28. Madde Hükmü”, Oluş Mali Hukuk Bürosu,  15.01.2011 tarih ve IV/128 sayılı sirküler.

[5] Bkz. 31.12.2010 tarih ve 27802 sayılı Resmi Gazete.

[6] Altındağ YMM Sirküleri 16.05.2011 gün ve  2011/5 sayılı.

[7] 213 sayılı VUK md.30, 31.

[8]  213 sayılı VUK md. 20

[9] Sami Selçuk, Kısıtlı Demokrasi Sancılı Hukuk, s.277

[10] Danıştay 9 uncu Dairesi’nin 13/03/2007 tarih ve E.2005/5109, K.2007/733 sayılı Kararı, karşıoy gerekçesi.

[11] ÇAKMAK Şefik, Zamanaşımı ve Anayasa Mahkemesi Kararlarının Vergi Uygulamasına Etkisi, Ankara SMMMO Bülten Dergisi, Yıl 21, Sayı:194-2011, s. 71

[12] ÇAKMAK Şefik,  Oluş Mali Hukuk Bürosu,  15.01.2011 tarih ve IV/128 sayılı sirküler.

[13] VUK md. 253,256.

(BU  MAKALE;  LEGAL  MALİ  HUKUK  DERGİSİNİN SAYI:89, MAYIS 2012, CİLT:8 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR)

2 yorum yapılmış.


« davut macit » tarafından;

selamlar mustafa bey üstadım,2006 yılında 11.ay sonunda defterlerim denetmen tarafından istendi inceleme mayıs 2012 de bitti bu arada zaman aşımına uğramasın diye takdire sevk edilmiş vergi denetmenin raporunda 2006 yılında vergi yönünden aynen takdir edilmesi olduğu halde takdir komisyonuna bu raor ulaşmadığından takdir komisyonuda yanlışlıkla 2007 yılına sari olan inşaat işlerimin 2006 yılında kesilen faturalarıda 2006 yılında kabul ederek çok büyük bir matrh farkı bulup bu yıl sonunda bana vergi ve ceza ihbarnamesi geldi uzlaşma talebinde bulundum onun için gün aldım ayrıca 21.07.20012 tarihli anayasa mahkemsinin verdiği kararla 6009 sayılı yasayla getirilen takdire sevk işlemi bir yıl uzatır maddesi iptal edilmiştir bu itibarla zaman aşımı olmamışmıdır bu konuda bir yorum yaparsanız teşekkürlerimle hayırlı yeni yıllar dilerim



« İBRAHİM ŞAHİN (SMMM) » tarafından;

Selamlar sayın Mustafa bey üstadım.
Yukarıda açıkladığınız konuda bir müşterimin de başına aynı olaylar gelmiştir; 2006 hesap dönemi ile ilgili olarak 16.12.2011 tarihinde inceleme talebi ile defter ve belgelerin istenildiğine dair bir tebliğ alnmıştır. 22.12.2011 tarihinde ilgili denetim elemanına defterler teslim edilmiş ve vergi dairesince zaman aşımını kesmek amacı ile takdire sevk işlemi yapılmıştır. Bugün itibari ile halen elimize ulaşan vergi ceza ihbarnamesi yoktur. Vergi denetmenin 2011 hesap dönemi ile ilgili incelemesin de zaman aşımını uzatmak amaçlı vergi diaresince takdire sevk işleminin hukuka aykırı olduğu konusunda ve ilerleyen zamanlarda tarafımıza tebliğ edilecek takdir komisyonu kararı ve denetmen tarafından bildirlen matrah üzerinden salınacak vergi ve vergi zıyaı cezalarına karşı açacağımız dava da bize yardımcı olabilecek bilgi, yargı kararı ve örnek oluşturcak bir dava dilekçe örneği elinizde mevcut ise, bize yardımcı olmanızı diliyorum.
Şimdiden çok teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim…