.

.

17 Şubat 2011 Perşembe

Torbadan sosyal güvenlik ile ilgili ne çıktı?

· Çalışan emeklilerin destek primi borçları da yapılandırılıyor.

· 60 aydan fazla borcu olup da sigortalılığı durdurulan Bağ-Kur'lular faizsiz ödeme yaparak geriye dönük hizmet kazanabilecekler.

· 2008'deki SGK yapılandırmasından yararlanıp,12 taksitten en fazla 4 ü veya 24 taksitten 8 ini ödememiş olanlar yeniden aynı yapılandırmayı ihya ettirebilecekler.

· Yaşlı ve engellilere ödenen muhtaçlık aylığında, yersiz ödenen aylıkların geri tahsilatında %50 cezalı tahsilat kaldırılıyor.

· Borcunu taksitlendiren işverenler teşviklerden hemen yararlanabilecek.

· İlk taksitini ödeyen Bağ-Kur'lu sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek.

· SGK'ya olan borcunu ödeyince emekliliğe hak kazanacak olan Bağ-Kur'lular,banka kredisi kullanıp,SGK'ya ödeme yapabilecekler.Aylığa ve sağlık sigortasına kavuşup, bağlanan aylıktan kredi borcunu ödeyebilecekler. En uygun kredi için SGK yönlendirme yapacak.

· Maliye ve SGK borçları kredi kartıyla da ödenebilecek.

· Tarım Bağ-Kur'lular taksitlendirilen borçlarını yıllık olarak da ödeyebilecekler.

· Yurtdışında isteğe bağlı sigorta primi ödeyen işçilerin primleri SSK (4/a) kapsamında sayılacak.

· 65 yaşını dolduran çiftçiler, isterlerse prim ödemeyebilecekler.

· Erken doğum yapan kadına, doğum öncesi ödenemeyen iş göremezlik ödeneği doğum sonrasına eklenecek.Erken doğum yapan işçi ve memurlar, kullanmadıkları izinlerini doğum sonrası kullanabilecekler.

· Part-time çalışanlara,30 günden eksik kalan günleri borçlanma imkanı veriliyor. Dileyen işçi bu süreyi isteğe bağlı ödeyebilecek.Ödenen primler SSK kapsamında sayılacak.

· Aylıksız izindeki memurun sağlık primleri kurumlarınca ödenecek.

· Şirket ortakları aynı zamanda SSK'lı olarak da çalışabilecek.Bağ-Kur'la çakışan bu sürelerde SSK esas olacak.

· Stajyer avukatların sağlık primini Barolar Birliği ödeyecek.

· İşçiler, bir yıl içinde 30 güne kadar ücretsiz izin süresinde sağlık yardımı alabilecek.

· SGK'nın yaptığı yersiz ödemeler 3 ay içinde değil,24 ayda tahsil edilecek.

· Prim belgesini işyerinde asmayan işverene ceza yok.

· Tarım SSK'lının eşine, çocuklarına, ana ve babasına da sağlık yardımı verilecek.

· Kız çocuklarından 1 Ekim 2008 öncesinde ebeveyni üzerinden sağlık yardımı alanlar, durum değişikliği (işe girme, evlenme) olsa dahi yararlanmaya devam edecekler.

· 1 Ekim 2008 sonrasında el işine başlayıp vergiden muaf olan bayanlar 255 lira yerine 153 lira prim ödeyecekler.

· 2008/Ekim'de kaldırılan Tarım SSK uygulaması yeniden geliyor. Mevsimlik ve geçici tarım işçileri bu kapsamda prim ödeyecek.

· Şehir için taksi ve dolmuş şoförlerinden, ay içinde 10 günden az çalışma süresi olanlar ayda 255 lira yerine 155 lira prim ödeyerek sigortalı olacaklar.

· En az 20 işçinin çalıştığı işyerinde staj yapılabilirken,bu sayı 10'a iniyor.

· İşe girenlerin yeşil kartı 'dondurulacak.' İşsiz kalırlarsa yeşil kartlı sayılacaklar.

· Part-time çalışanlara işsizlik sigortası geliyor. 30 günden eksik sürenin primlerini kendileri öderlerse, işsizlik sigortasından yararlanabilecekler.

· İşsizlik sigortasından yararlanmak için son 4ayda 120gün prim şartı kaldırılıyor.

· Kısa çalışma ödeneğinden yararlanmada koşullar esnetiliyor. Ödeneğin alt sınırı brüt asgari ücretin %60'ı, üst sınırı ise brüt asgari ücretin %150'si olacak. Yani %30'luk artış sağlanıyor.

· 18-29 yaş arası gençleri ve 18 yaşından büyük kadınları işe alan işverene 2015 sonuna kadar prim teşviki geliyor. Teşvikler, meslek sahibi ve İş-Kur'a kayıtlı işsizlerin işe alınması halinde 54 aya kadar çıkıyor.

· 5 puanlık prim teşviki diğer teşviklerle bir arada uygulanabilecek. Daha önce işverenler birisini tercih etmek zorunda kalıyordu.

· İşçi şikayetlerinin hızlandırılması amacıyla Bölge Çalışma Müdürlükleri'ne denetim yetkisi veriliyor.

3 Şubat 2011 Perşembe

Yapı denetim faturalarının yarattığı sorun hk.

YAPI DENETİM ŞİRKETLERİ TARAFINDAN ARSA SAHİBİ ADINA DÜZENLENEN FATURALARIN YAPI MÜTEAHHİDİ TARAFINDAN GİDERLEŞTİRİLMESİ VE KDV İNDİRİMİ HUSUSUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ Yazar: SecattinMARAŞLIOĞLU(*) Yaklaşım Dergisi/ Mayıs 2008 / Sayı: 185
I- GİRİŞ Son yıllarda arsa sahipleri ile yapımcı firmalar arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ile bina inşaatı yapımı yaygınlaşmış bulunmaktadır. Yapımcı firmalar tarafından arsa sahiplerine verilen bağımsız bölümlerin inşası için yapılan harcamalarla kendilerine kalan bağımsız bölümlerin inşası için yapılan harcamaların toplamı inşaatın maliyetini oluşturur. Arsa sahiplerine verilen bağımsız bölümlerin inşası için yapılan harcamalar; yapımcı firma tarafından arsa bedeli olarak inşaat maliyetine dahil edilir ve arsa sahibine verilen bağımsız bölümlerin satış bedelini oluşturur. Yapımcı firma yapmış olduğu bu harcamalar karşılığında VUK hükümlerine göre düzenlenmesi gereken belgeleri kendi adına düzenlettirmektedir. Ancak bazı belgelerin yapımcı firma adına düzenlenmesi hususunda bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bunlardan en önemlisi ve yüksek bedeller tutanı da yapı denetim şirketlerine yapılan ödemelerdir. Yazımızda yapı denetim şirketleri tarafından arsa sahibi adına düzenlenen faturalara ait harcamaların giderleştirilmesi ve yüklenilen katma değer vergisinin indiriminin mümkün olup olmadığı irdelenecektir.
II- GAYRİMENKUL TİCARETİ VE İNŞAAT İŞLERİYLE DEVAMLI UĞRAŞANLARIN KARŞILAŞTIKLARI VERGİSEL SORUNLAR GVK 37.md “Her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmüne yer verilmiş olup,Kanun’un uygulanmasında ticari kazanç olarak vergilendirilecek faaliyetler 2. fıkrasında yedi bent olarak belirtilmiştir.GVK 37-4 gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerden elde ettikleri kazançların ticari kazanç sayılacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun’un 38.md bilanço esasına göre ticari kazanın tespit şekli tarif edilmiştir. Buna göre “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip ve sahiplerce: 1- İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir, 2- İşletmeden çekilen değerler ise bu farka ilave olunur.
Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, VUK değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanun’un 40 ve 41. maddeleri hükümlerine uyulur.” hükmüne yer verilmiştir.
GV mükellefleri GVK 40md belirtilen giderlerini safi kazancın tespitinde gider olarak dikkate alırlar. 41. maddesinde yazılı ödemeleri de gider olarak dikkate alamazlar.
KV mükellefleri için 5520 sayılı KVK 6.md hükmü gereğince safi kurum kazancının tespitinde,GVK ticari kazanç hükümleri uygulanır. KV mükellefleri 5520 sayılı KVK md 8de yazılı giderleri de ayrıca hasılattan indirebilirler. Ticari kazancın tespitinde, olmazsa olmaz hükümlerden bir tanesi de giderlerin VUK hükümlerine göre düzenlenmiş tevsike esas belgelerle belgelendirilmesi ve bu belgelerin mükellef adına düzenlenmiş olması gerekmektedir. Ancak bazı belgelerin yapımcı firma adına düzenlenmesi hususunda bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bunlardan en önemlisi ve yüksek bedeller tutanı da yapı denetim şirketlerine yapılan ödemelerdir.
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasında yapı denetim hizmetinin, yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütüleceği ve yapı sahibinin yapım işi için anlaşma yaptığı yapı müteahhidini vekil olarak tayin edemeyeceği, aynı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasında ise, yapı denetim hizmet sözleşmesinin yapı sahibi ile yapı denetim kuruluşu arasında akdedileceği hükme bağlanmıştır. Konu ile ilgili olarak, Yapı Denetimi Uygulama Usul ve Esasları Yönetmeliği(1)’nin “Yapı Denetimi Hesabının Tutulması” başlıklı 13. maddesinde; yapı denetim kuruluşlarının hizmet bedellerinin karşılanması amacıyla, İl Özel İdareleri ve Belediyeler adına bankada yapı denetim hesabı açılacağı, yapı denetim için 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile öngörülen hizmet bedellerinin yapı sahipleri tarafından bu hesaba yatırılacağı açıklamalarına yer verilmiştir. Yapımcı firma ile arsa sahibi arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince inşaat yapımcı firma tarafından yapılmakta olup, inşaatın denetimi için yapı denetim firmasına ödenecek hizmet bedelleri arsa sahibi adına yapımcı firma tarafından banka ve finans kurumları aracılığı ile ödenmektedir. Bunun sonucunda da yapı denetim şirketi tarafından arsa sahibi adına fatura düzenlenmektedir. Bu hususla ilgili olarak GVK ve KDV yönünden değerlendirmelerimiz aşağıya çıkarılmıştır.
A- GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME 40-1 ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.Bir giderin kazancın elde edilmesi ve idamesi ile ilgili olduğunun kabulü için; giderle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında illiyet bağının bulunması, giderlerin keyfi olmaması yani kazancın elde edilmesi için mecburi olarak yapılması, yapılan gider karşılığında gayrimaddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması gerekir. Öte yandan; bu giderlerin tevsik edici belgelere dayanması (fatura ve fatura yerine geçen vesikalar gibi) ile yasal kayıtlarda izlenmesi gerekmektedir. Diğer yandan; VUK 227-1 “Bu Kanun’da aksine hüküm olmadıkça bu Kanun’a göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, kazancın tespitinde dikkate alınacak giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için giderlerin tevsike esas belgelerle belgelendirilmesi ve bu belgelerin mükellef adına düzenlenmiş olması gerekmektedir. Hizmet bedellerinin ödenmesi dolayısıyla arsa sahibi adına düzenlenen belgelere istinaden yapılan harcamanın yapımcı firma tarafından kazancın tespitinde gider olarak alınması mümkün değildir.
Ancak inşaatın yapı denetimi için yapı denetim firmasına ödenecek hizmet bedellerinin arsa sahibi adına yapımcı firmanın banka hesabından EFT ile ödenmesi ve düzenlenen fatura muhteviyatı ile ilgili açıklama bölümüne fatura bedelinin yapımcı firma tarafından ödendiği ibaresinin yazılması ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun gereğince zorunlu olarak yapı denetim şirketine arsa sahibi adına yapılacak denetim hizmet bedellerinin yapımcı firma tarafından ödeneceği hususunda bir madde eklenmesi şartıyla yapı denetim şirketine yapımcı firma tarafından yapılan ödeme karşılığı arsa sahibi adına düzenlenen belgenin gider yazılması mümkün bulunmaktadır. GİB Adana VDB ’nın Özelgesi’nde yapı denetim şirketi faturasının gider olarak kabul edilip edilmeyeceği hususundaki açıklama kısaca şöyledir:
“Kazancın tespitinde dikkate alınacak giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için giderlerin tevsike esas belgelerle belgelendirilmesi ve bu belgelerin mükellef adına düzenlenmiş olması gerekmektedir. Hizmet bedellerinin ödenmesi dolayısıyla yapı sahibi adına düzenlenen belgelere istinaden yapılan harcamaların müteahhit tarafından kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınması, mümkün değildir. Ancak, arsa sahibi ile müteahhit arasında düzenlenmiş olan sözleşme gereği, müteahhit tarafından arsa sahibi adına yapı denetim firmasına ödenen hizmet bedellerinin, ödemenin müteahhit tarafından fiilen yapıldığının belgelendirilmesi halinde Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinin 1. fıkrası uyarınca gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. Bu hüküm ve açıklamalara göre, sözleşmeye istinaden arsa sahibi adına ödenen hizmet bedellerinin, söz konusu sözleşme veya banka dekontu ile tevsik edilmesi halinde safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilecektir.”(2)
B- KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME KDVK 29.md mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanun’da aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklendikleri katma değer vergisini indirebilecekleri; 30/d maddesinde ise, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Yazımızın II/A bölümündeki açıklamalarımız “aralarında düzenlemiş oldukları sözleşme gereği, müteahhit tarafından arsa sahibi adına ödenen hizmet bedelinin, ödemenin müteahhit tarafından fiilen yapıldığının belgelendirilmesi halinde GVK 40-1uyarınca gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.” şeklindedir. Bu açıklamalar sonucunda ticari kazancın tespitinde gider olarak kabul edilen harcama karşılığı düzenlenen faturaya istinaden ödenen kdv nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
GİB Adana VDB ’nın anılan Özelgesi’nde yapı denetim şirketi faturası ile yüklenilen kdv nin indirim konusu yapılıp, yapılamayacağı hususundaki açıklama kısaca şöyledir: “Arsa sahibi adına, firmanız tarafından yapı denetim firmasına ödendiği iddia edilen ve arsa sahibi adına düzenlenen fatura bedellerinin söz konusu işle ilgili olarak ödendiğinin kesin delillerle ispatı halinde bu belgelere dayalı giderlerle ilgili olarak yüklenilen kdv nin KDVK 29-34.md belirtilen şartlar dahilinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.”
III- SONUÇ 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrası gereğince arsa sahibi ile yapı denetim şirketi arasında yapılan hizmet sözleşmesi gereği ve arsa sahibi ile yapımcı firma arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yapımcı firma tarafından arsa sahibi adına yapı denetim şirketine ödenen ve faturası arsa sahibi adına düzenlenen hizmet bedeline ait faturanın yapımcı firma tarafından ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilmesi ve bu fatura ile yüklenilen katma değer vergisinin de indirim konusu yapılması mümkündür.

bu konu sık karşılaşılan bir konu ve yaklaşım dergisinde yayınlanan bir makalede söz edilen özelge ye dayanarak uygulayanlar var, aslında ne kurumlar vergisi ne de katma değer vergisi yasası buna izin vermez ama her nasılsa adana dan böyle bir özelge çıkmış, adı üzerinde özelge buna dayanarak bu konuda garanti verilemez ama bunu buna dayanarak uygulayanlar var bir denetim sırasında eleştiri konusu yapılsa ve desek bak adana vergi dairesi başkanlığı özelgesi var bunu kabul etmeyebilir denetçi.O zaman yapılacak şey bizim kendi adımıza özelge istememiz.

Bu özelge de de kabul etmiyor indirimi 2009 antalya vergi dairesi özelgesi.

T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir ve Kurumlar Vergileri Müdürlüğü

SAYI : B.07.1.GİB.4.07.16.01/ /GVK.08.103

KONU : İnşaat ruhsatının arsa sahibi üzerinde olması durumunda faturaların inşaat maliyetine ilave edilip edilemeyeceği

İLGİ : .... tarihli dilekçeniz

İlgide kayıtlı dilekçenizde…………. Vergi Dairesi Müdürlüğünün ………… vergi kimlik numarasında SMMM faaliyeti yaptığınızı, müteahhitlik yapan mükelleflerinizin, yapı denetim firmalarına ödenen bedeller karşısında almış olduğu faturaların arsa sahibi adına düzenlendiğini ve bu nedenle gider yazamadığını belirterek, arsa sahibi adına düzenlenen bu faturaları gider yazıp yazamayacağınızı ve arsa sahibine kesilen faturaların müteahhit adına kesilmesini nasıl sağlayacağınız konusunda görüşümüz sorulmaktadır.
GVK 37-4 md "Gayrimenkullerin alım,satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden "doğan kazançlarının ticari kazanç olduğu açıklanmıştır.
GVK 40.md işletmeye dahil ve işle ilgili olan giderlerin indirilebileceği, 41.md de işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayan giderlerin indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 4708 sayılı Yapı Denetim Kanununun 1.md yapı sahibinin yapı üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan. gerçek ve tüzel kişileri, yapı müteahhidinin ise yapı işini, yapı sahibine karşı taahhüt eden veya ticari amaçla yada kendisi için şahsi finans kaynaklarını kullanarak üstlenen, ilgili meslek, odasına kayıtlı gerçek ve tüzel kişiyi ifade ettiği; 2.md de de yapı denetim hizmetinin yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekil arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütüleceği, yapı sahibinin yapım işi için anlaştığı yapı müteahhidini vekil tayin edemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca; kat karşılığı yapılan inşaatlarla ilgili olarak verilen yapı denetim hizmetlerinde arsa inşaat başlamadan tapu sicilinde müteahhit adına tescil edildiyse müteahhit adına, sadece sözleşmeye dayalı müteahhide arsa teslimi yapıldıysa arsa sahibi adına yapı denetim faturası düzenlenmesi gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yapı denetim şirketi tarafından verilen yapı denetim hizmetleri ile ilgili düzenlenecek faturalar yapı sahipleri adına düzenlenecektir.Buna göre; yapı sahibi ile yapı denetim firması arasında yapılan sözleşmeye istinaden ödenen tutarlara ait faturanın arsa sahibi adına düzenlenmesi durumunda gider olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim. Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı - Bilgi İşlem 2009

25 Ocak 2011 Salı

Mizan bildirimi-ek.

Bildirimin şekli: E.ortamda gönderilecek kesin mizanların tebliğde yer alan “Kesin Mizan Bildirim Formatı”na,açıklamalara uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Tebliğin 3. bölümünde kesin mizan bildirimi verme zorunluluğu getirilen ve 2 nolu MSUGT doğrultusunda serbest olarak açılan üçlü kod defteri kebir hesaplarını kullanan mükelleflerin kesin mizan bildirimlerini tebliğ ekinde yer alan standart formata uygun olarak elektronik ortamda göndermeleri gerekmektedir. Bu mükelleflerin bildirimlerini kesin mizan standart formatına uygun şekilde göndermeleri için serbest olarak açtıkları üçlü kod defteri kebir hesaplarını, hesap planında yer aldığı hesap grubunun altında düzenlenen “Diğer ……. Hesabı” bulunması halinde bu hesaba aktarmaları, bu hesabın bulunmaması halinde ise aynı hesap grubunun altında uygun olan başka bir hesaba aktarmaları gerekmektedir. Mükellefler bu aktarma işlemini muhasebe kayıtları yapmadan sadece kesin mizan düzenlerken dikkate alacaklardır. “Tekli” ya da “ikili” kod defteri kebir hesap gruplarının hiçbirine kesin mizan bildiriminde yer verilmeyecektir. Kullanılmayan hesaplar bildirimde boş bırakılacak 0 yazılmayacaktır.

Bildirimin dönemi ve verilme zamanı:GV mükellefleri bildirimlerini 1-31 Mart tarihleri arasında,KV mükellefleri 1–30 Nisan tarihleri arasında elektronik ortamda vereceklerdir. Bildirimlerin verilmiş sayılabilmesi için onaylama işleminin yapılması şarttır. Onaylama işlemi en geç,bildirimlerin verilmesi gereken ayın son günü 24.00e kadar tamamlanmalıdır Bildirimlerin elektronik ortamda gönderilmesi zorunlu olduğundan vergi daireleri kâğıt ortamında verilen (elden veya posta ile) bildirimleri kabul etmeyecektir.

Bildirimlerin Elektronik Ortamda Gönderilmesine İlişkin Esaslar:
1.
E.ortamdaki bildirimler,kullanıcı kodu,parola,şifre almış mükelleflerce yerine getiriliyorsa bildirimi düzenleyen kısmına mükellef ilişkin bilgileri,bildirimdeki ymm kısmına varsa ymm bilgileri yazılacaktır.
2. Bildirimlerin e.ortamda gönderilmesi işlemi ymm ce gerçekleştirilecekse düzenleyene varsa sm-smmm bilgileri yazılacak;mükellefin sm-smmm yoksa,bu kısma,mükellef bilgileri yazılacak.Bildirimi gönderen kısmına bildirimi e.o.da gönderen ymm bilgileri yazılacaktır.
3.Bildirimlerin e.ortamda gönderilmesi işlemi,sm-smmm ce gerçekleştirilecek ise, bildirimi düzenleyen kısmına sm-smmm bilgileri,ymm kısmına varsa ymm bilgileri yazılacaktır.

Düzeltme işlemleri: Hatalı bildirimde e.ortamda düzeltme yapılması gerekecektir.Bu işlemler VUK 355.md hükümlere göre yapılacak ve ilk bildirim tamamen iptal edilecek, 2. bildirim geçerli sayılacaktır.2.bildirimde tüm bilgiler yeniden doldurulacaktır.

Diğer hususlar ve ceza: Vergi dairesi değişmişse bildirimler bağlı olunan vd ye gönderilecektir.Bildirimleri VUK 355 e göre süresinde vermeyen/eksik/yanıltıcı bilgi verenlere ö.usulsüzlük cezası kesilecektir.

İptal edilen bildirimler: Bu tebliğ ile gv beyannameleri ile verilen performans derecelendirme bildirim ve kv beyannameleri ile verilen Mali bilgiler bölümleri eklerden çıkartılmıştır.

Değerlendirme:Bu tebliğle,muhasebecilere bir görev daha yüklenmiştir.Meslektaşın hesap planlarının üçlü sistemini tebliğdeki sisteme uydurması,sisteme uymayan hesapları sisteme uygun hesaplara nakletmesi gerekmektedir.

22 Ocak 2011 Cumartesi

Torba da son durum.PwC den özetle.

1. Tasarının Dönem Olarak Kapsamı Tasarıda 31.07.2010 öncesi dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve fer’ilerine ilişkin,Kanunun RG de yayımı tarihi itibariyle ödenmemiş kamu alacaklarını kapsarken,PBKda yapılan değişiklikle tarih 31.12.2010 olarak değiştirilmiştir.Bu sadece vergiler ve fer’ileri için değil,kapsamdaki kamu alacaklarının tamamı için yapılmıştır.Sigorta primi borçlarında da tarih güncellenmiştir.Daha önce 2010/Haziran ve önceki ayların primler kapsamda iken,değişiklikle bu tarih 2010/Kasım olmuştur.

2. Gelir Vergisi Matrah Artırımında Asgari Tutarlar TBMM PBK da Tasarıda yer alan asgari matrahlar değiştirilmiştir.Esas Komisyonda tutarlar değiştirilmemekle birlikte,ticari faaliyet yapanlar,serbest meslek erbabı,gmsi elde edenler dışındakiler için ayrıca düzenleme yapılmıştır.Düzenleme sonrasında, gv mükellefleri için asgari tutarlar aşağıdaki gibi olmuştur:


Bilanço/Serbest Meslek

İşletme

Basit usul

GMSİ

Diğer

2006

9.550

6.370

955

1.910

6.370

2007

10.350

6.880

1.035

2.070

6.880

2008

11.220

7.480

1.122

2.244

7.480

2009

12.230

8.150

1.223

2.446

8.150

3. Matrah/Vergi Artırımı Kapsamına Alınan Stopajlar Tasarıdaki değişiklikle stopaja tabi 2 ödeme daha matrah/vergi artırımı kapsamına alınmıştır. Bu ödemeler, GVK 94/1 fıkranın;

- (11) numaralı bendindeki,çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ile hizmetler için yapılan ödemeler ile

- (13) numaralı bendindeki Esnaf muaflığından yararlananlara mal/hizmet alımları için yapılan ödemelerdir.

4. Beklenen Yasalaşma Süreci ve Uygulama Başlangıcı TBMM çalışmalarına 25.01.20101 tarihine kadar ara vermiştir.Tasarının,Ocak sonuna kadar kanunlaşabileceği ancak CB tarafından onaylanarak RG de yayımlanmasının Şubata kalabileceği düşünülmektedir.Kanun’un;Ocak 2011’de yayımı halinde, Kanun’un yayımı tarihini izleyen 2.ay olan Mart 2011,Şubat 2011’de yayımı halinde,Kanun’un yayımı tarihini izleyen 2.ay olan Nisan 2011 sonuna kadar başvurular yapılacaktır.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Mizan bildirimi-Yeni uygulama.

Elektronik Ortamda “Kesin Mizan Bildirimi” Zorunluluğu

Resmi Gazetede yayımlanan 403 seri no.lu VUK G.Tebliği ile bilanço esasına tabi mükelleflere, 2010 ve izleyen dönemler için, elektronik ortamda kesin mizan bildirimi verme zorunluluğu getirilmiştir.

19.01.2011 RG de yayımlanan 403 no.lu VUKGT de yapılan düzenlemeyle, bilanço esasına tabi mükelleflere, 2010 ve izleyen dönemler için, elektronik ortamda kesin mizan bildirimi verme zorunluluğu getirilmiştir.

Yapılan düzenleme aşağıda özetlenmiştir.

1. Bildirim Vermek Zorunda Olanlar Bildirim verme zorunluluğu kapsamına;Bilanço esasına göre defter tutan gv mükellefleri ile kv mükellefleri alınmıştır.

2. Kapsam Dışı Bırakılanlar Aşağıdaki kurumlar,bu yükümlülüğe tabi değildir.

  • Bankalar
  • Finansal kiralama ve faktoring şirketleri
  • Ödünç Para Verme İşleri Hk.KHK kapsamında yer alan Finansman Şirketleri
  • Sigortacılık Kanununa göre kurulan ve faaliyette bulunan sigorta şirketleri
  • Menkul Kıymet Yatırım Fonları ve Yatırım Ortaklıkları
  • Sermaye Piyasası mevzuatına göre faaliyette bulunan Aracı Kurumlar
  • Emeklilik Yatırım Fonları ile Emeklilik Şirketleri
  • Gelir ve kurumlar vergisinden muaf olanlar.

3. Bildirimin Şekli Elektronik ortamda gönderilecek kesin mizanların formatı Bakanlıkça belirlenmiş olup Tebliğ ekinde yayımlanmıştır.

4. Bildirim Verme Zamanı.Bildirim;

  • Gelir vergisi mükellefleri 1 Mart -31 Mart tarihleri arasında,
  • Kurumlar vergisi mükellefleri 1 Nisan – 30 Nisan tarihleri arasında,
  • Özel hesap dönemine tabi olanlar gv ve kv beyannamelerinin verilme süresi içinde,
  • Birleşme halinde birleşme beyannamesinin verilme süresi içinde,
  • Devir halinde devir beyannamesini verme süresi içinde,
  • Tam bölünmede,bölünme işlemine ilişkin kv beyannamesinin verilme süresi içinde,
  • Mükellefiyetin sona ermesi halinde beyanname verme süresi içinde,

elektronik ortamda verilecektir.Bildirimlerin verilmiş sayılması için onaylama

yapılması zorunludur,onaylama en geç,bildirimlerin verilmesi gereken ayın son günü

saat 24.00’e kadar tamamlanması gerekir.

5. Bildirimlerin Gönderilmesine İlişkin Esaslar

Elektronik ortamdaki bildirimler;Mükellef tarafından yerine getiriliyorsa, bildirimi düzenleyen kısmına mükellef bilgileri,bildirimdeki ymm kısmına,varsa ymm bilgileri,

YMM gerçekleştirilecekse,düzenleyen kısmına varsa smmm/sm ait bilgiler yazılacak; yoksa bu kısma,mükellef bilgileri,sm/smmm gerçekleştirilecek ise, bildirimi düzenleyen kısmına sm/smmm bilgileri,ymm kısmına ise varsa ymm bilgileri yazılacaktır.

6. Düzeltme İşlemleri: Hatalı olarak verilen bildirimler için düzeltme bildirimi verilmesi ve bu bildirimin de tüm bilgileri içermesi gerekmektedir.Düzeltme bildiriminin elektronik ortamda, kesin mizan bildiriminin verilme süresinden sonra verilmesi durumunda vuk 355 düzeltme bildirimlerine ilişkin hükümleri dikkate alınarak, bildirimi verme süresine bağlı olarak ceza uygulanacaktır.

7. Diğer Konular Vergi dairesi değişenler bildirimlerini,halen bağlı olunan vergi dairesinin mükellefi olarak göndereceklerdir.Bildirimlerini vermeyen,eksik,yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında VUK mük.355 md ye göre ö.usulsüzlük cezası kesilecektir.

Bilanço esasına tabi gv mükelleflerinin gv beyannamesi ekinde yer alan “Performans Derecelendirme Bildirimi” ve kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde yer alan “Mali Bilgiler” bölümleri beyanname ekinden çıkartılmıştır.

31 Aralık 2010 Cuma

Vergi incelemeleri.(aslından özetle.)

Vergi incelemelerinde gereksiz sorunları nasıl gideririz?Zeki GÜNDÜZ/ 31.12.2010

1. Tutanak taslaklarının paylaşılmaması.Tutanak imzalamaya davet ettiğinizde en azından bir gün önce tutanak taslağını ilgili şirketle paylaşırsanız, tutanakta yer alacak rakamları kontrol edebilme ve şirkete yönelteceğiniz sorulara verecekleri cevapları düşünebilme fırsatı vermiş olursunuz.

2. Tutanağa konulacak ifade.İnceleme tutanağı imzalamak için yapılan davete icabet edildiğinde, adeta şirketlerden daha önce hazırlanmış tutanağı gözden bile geçirmeden imzalamaları beklenmektedir.Genelde şirket yetkililerine tutanaklarda soru sorulmakta, cevap da yine inceleme elemanı tarafından hazırlanmaktadır.Mükellef kendi cevabını düzeltmek, bir şeyler eklemek ya da çıkartmak istediğinde problem yaşanabilmektedir. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi tutanakların bu bölümleri mükelleflere bırakılmalı, hatta ayrı bir yazı şeklinde alınmalıdır.

3.Nelerin eleştirileceği,nasıl eleştirileceği konusunda inceleme sırasında bilgi verilmiyor. Tutanak aşamasına gelmiş bir inceleme aslında bitmiş hatta taslak raporu yazılmış demektir.O aşamada dahi mükelleflere incelemenin seyri, sonucu konusunda gerçekçi bilgiler verilmediğine şahit oluyoruz.

4. Tarhiyat öncesi uzlaşma talep edilmediğinde gönül konuluyor.İnceleme elemanı açıkça yada imalarla töu talep etmesinin kendi hayrına olacağı konusunda mükellefleri yönlendiriyor.Mükellefler yönlendirilmeye çalışılmasa daha şık olur.

5. Mükelleflere bizleri kötülemeyin.Mükelleflere,müşaviriniz işi bilmiyor,daha iyi bir müşavirle çalışsaydınız bunlar başınıza gelmezdi vb. değerlendirmeler yapılıyor.Hemen akabinde bunlar bizlerle paylaşılıyor.Devlet görevlilerinin bu şekilde yorumları mesleği yönlendirme, mesleğe şekil veya yön verme gibi anlaşılabilir.

6. İncelemede mükellefi dinleme protokol/diplomasi gereği olmamalı.Çoğu zaman inceleme elemanları ile yaptığımız görüşmelerde mükellefler/müşavirlerinin dediğine,argümanlarına,dayanaklarına bakılmakdan nezaketen dinlendiğine şahit oluyoruz.Oysa inceleme elemanının gerçeği arama yolunda tüm verileri değerlendiriyor ve raporunda da tüm argümanları karşılıyor olması gerekir.

7. Rakamlar büyüdükçe raporlar daha ayrıntılı,gerekçeleri doyurucu olmalıdır. Raporlarda şirketlerin ymm’si için özensizlikten bahisle sorumluluk raporu yazılıyor. Tarhiyat raporlarında da aynı özen beklenmelidir.

8. Okuma komisyonu sorumluluğu.Kurumsal hafıza, kurumsal tutarlılık, yeknesaklık, kaliteyi koruma,yanlışlıkları önlemenin yolu kontrol mekanizmalarıdır.Bu komisyonlarında görevlilerin görevlerini "maddi hata","ifade hatası" ile sınırladıkları izlenim içindeyiz. Bu komisyonların en önemli işlevi kendi kurumlarının kalitesini/saygınlığını korumaktır. Denetçinin bağımsızlığı, vergideki her yorumun bir ağırlığının olması ayrı bir öneme haizdir, ancak, bu kavramları aşındırmamak gerekir.

9. Vergi İdaresi irade ortaya koyabilmelidir.Mali İdare'nin görüş verdiği bir konuda inceleme yapıldığında vergi idaresi ortadan kayboluyor,mükellefi tek başına bırakıyor. Vergi İdaresi halen aynı görüşte ise vergi inceleme elemanları karşısında mükellefi yalnız bırakmamalı, konuya müdahil olmalıdır.

16 Aralık 2010 Perşembe

Kira ödemeyen kiracının tahliyesi.

İ H T A R N A M E



İHTAR EDEN :
Ali İsmet Tekin -1373 sk 8/702 35230 İzmir
KARŞI TARAF :

Kiracı………: Özgür Çelik – Akasya Sk.6/1 Balçova İzmir

Kiracı Kefili..: Hasan Ali Çiçek- İlçe Milli Eğitim Müdürü-

Kaymakamlık Binası 3.Kat Balçova-İzmir

KONU : 3 aylık kira bedeli olan 1200 TL sının ödenmesi, ödenmediğinde tahliye ve alacak davası açacağımın ihtarıdır.

AÇIKLAMALAR :
1-Akasya Sk No:6 Daire No:1 Balçova İzmir adresdeki taşınmazımda 15/1/2010 tarihli kira mukavelesi gereği aylık 400TL kira bedeli ile kiracı olarak oturmaktasınız.
2-Her ayın 15 yada 16.günü bankaya yatırmanız gereken aylık 400TL kira bedelini 3 aydır yatırmamış bulunmaktasınız. Birikmiş ödenmemiş kira borcunuz 1200TL (binikiyüzTL) dir.
3-1200TL tutarındaki 3 aylık toplam kira bedelini ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 (Otuz) gün içinde ödemeniz, ödemediğiniz taktirde Borçlar Kanunu 260 maddesi gereğince hakkınızda alacak ve tahliye davası açacağımı yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tarafınıza yükletileceğini ihtaren bildiririm.

4-Borçlar Kanunu'nun 484. maddesi hükmü gereğince yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira parasının miktarı açıkça gösterilmiş kira sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan kişi sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca kiracının ödemekle yükümlü bulunduğu kira paralarından kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Düzenlenmiş olan kira sözleşmesi bu şartlara uyduğundan alacağımın hukuki ve icra yollu takibinde ödenmemiş kiralar toplamı ile yargılama ve icra giderleri kefilden de talep edilecektir.

İSTEM SONUCU :İş bu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren otuz gün içinde 1200TL kira bedelini ödemeniz, ödemediğiniz taktirde hakkınızda temerrüt nedeniyle tahliye ve alacak davası açacağımı ihtaren bildiririm.


İHTAR EDEN
Ali İsmet Tekin


SAYIN NOTER : Üç nüshadan ibaret iş bu ihtarnamenin bir suretinin karşı tarafa tebliğini, tebliğ şerhi taşıyan bir suretinin tarafıma verilmesini, diğer suretinin dairenizde saklanmasını saygılarımla talep ederim.



İHTAR EDEN
Ali İsmet Tekin

T.C.YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ
E. 1998/6835 K. 1998/6808 T. 10.9.1998

• İKİ HAKLI İHTAR NEDENİYLE TAHLİYE ( İhtarların Şekle Tabi Olmaması )
• ŞEKİL ŞARTI(
İki Haklı İhtara Dayalı Tahliyede İhtarların Şekle Tabi Olmadığı )
• KİRACILIK SIFATI(
Davalının Temyize Gitmemesiyle Kesinleşmesi ) 6570/m.7/e, 11

ÖZET : 6570 sayılı Kanunun 7. maddesinin ( e ) bendinde ihtar için bir şekil şartı kabul edilmemiştir.Süresinde ödenmeyen kira paralarının istenmesi yeterlidir. Davalı, davanın dayanağı olan ihtarlara konu aylar kiralarından birini ihtarın tebliğinden sonra diğerini ise hiç ödemediğinden ihtarlar haklıdır.

Bu durumda 2 haklı ihtar olgusu gerçekleştiğinden kiralanan tahliyesine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : Dava 2 haklı ihtar sebebiyle kiralananın boşaltılması istemine ilişkindir. Mahkeme davayı red etmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, bir kira yılı içerisinde davalının 2 haklı ihtara sebebiyet verdiğinden bahisle kiralananın tahliyesi istemidir.Davalı, husumetin kendine yöneltilmesinin yanlış olduğunu, ihtarların şekil şartlarına uygun olarak tanzim edilmediğini, davanın reddini savunmuştur.Mahkeme 2 haklı ihtar sebebiyle açılan davalarda çekilen ihtarlarda şekil şartlarının aranmadığı görüşüne katılmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davalı ile eski malik arasındaki yazılı kira sözleşmesi 1.3.1996 başlangıç tarihli ve 1 yıl sürelidir. Aylık kira paralarının her ay peşin ödeneceği kararlaştırılmış olup, 9.3.1998 tarihinde açılan iş bu dava süresindedir.
6570 sayılı Kanunun 7. maddesinin ( e ) bendinde ihtar için bir şekil şartı kabul edilmemiştir. Süresinde ödenmeyen kira paralarının hatırlatılması ve istenmesi yeterlidir.
Davalı, kiracılığa itiraz etmiş ise de; mahkeme davalının kiracılığını kabul edip davayı esasdan red etmiştir. Davalı hükmün gerekçesini temyiz etmediğinden davalının kiracılık sıfatı kesinleşmiştir. Davalı davanın dayanağı olan ihtarlara konu aylar kiralarından birini ihtarın tebliğinden sonra diğerini ise hiç ödemediğinden ihtarlar haklıdır. Bu durumda 2 haklı ihtar olgusu gerçekleştiğinden kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ( BOZULMASINA ), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.9.1998 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

15 Aralık 2010 Çarşamba

Ernst&Young 2010/98 sirküleri ile hatırlatılan 2009 ind.orandan kdv iadesi son hak.

Tarih: 15.12.2010
Konu: 2009 yılı indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade talebinin en geç 2010/Kasım dönemine ait KDV beyannamesi ile yapılması gerekmektedir.

Özet: 99 nolu kdvgt indirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmının, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak, nakden veya mahsuben iade edilebileceği belirtilmiştir. Tebliğde iade talebinin en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde verilecek, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek KDV beyannamesi ile yapılması gerektiği ifade edilmiştir.Buna göre, 2009 takvim yılında gerçekleşen indirimli orana tabi işlemler nedeniyle doğan KDV iadelerinin talep edilebilmesi için son başvuru tarihi, 2010/Kasım dönemi KDV beyannamesinin verilme süresinin son günü olan 24 Aralık 2010 olmaktadır. İade talebi 2010/Kasım dönemi KDV beyannamesi ile yapılacaktır.
Bu tarihe kadar iade talebinde bulunmayan mükellefler bu haklarını kaybederler.

KDVK 29/2 “Bir vergilendirme döneminde indirilecek kdv toplamı, mükellefin vergiye tâbi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez.” hükmü yer almaktadır. Fıkranın devamında ise 28.md uyarınca BK tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı BKnca tespit edilecek sınırı aşan verginin, bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51'i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödeneceği belirtilmektedir. Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilir.

99 nolu kdvgt indirimli orana tabi işlemlerde iade uygulamasının usul ve esaslarına yer verilmiştir.

Söz konusu tebliğin “1.5. Yılı İçinde Mahsup Edilemeyen Vergilerin İadesi” bölümünde indirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmının, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak, nakden/mahsuben iade edilebileceği belirtilmiştir. Tebliğde iade talebinin, en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde verilecek, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek KDV beyannamesi ile yapılması gerektiği ifade edilmiştir.Buna göre, 2009 takvim yılında gerçekleşen indirimli orana tabi işlemler nedeniyle doğan KDV iadelerinin talep edilebilmesi için son başvuru tarihi, 2010/Kasım dönemi KDV beyannamesinin verilme süresinin son günü olan 24 Aralık 2010 tarihidir. İade talebi 2010/Kasım dönemi KDV beyannamesi ile yapılacaktır. En geç bu tarihe kadar iade talebinde bulunmayan mükellefler bu haklarını kaybederler.

Diğer iade türlerinden farklı olarak indirimli orana tabi işlemler nedeniyle doğan iade talebinin belirtilen süre içerisinde yapılmaması halinde, sonradan düzeltme beyannamesi verilerek tercih hakkının iade yönünde değiştirilmesi mümkün değildir.

Diğer taraftan 2009 takvim yılı içerisinde iade talebinde bulunan ancak cari yıl içerisinde talep edilen iade tutarının tamamını mahsup yolu ile kullanmayan mükellefler de bakiye alacak tutarlarını aynı tarih içerisinde yeniden yıllık iade uygulaması çerçevesinde beyan ve talep edeceklerdir. Bakiye alacaklarını yeniden beyan edip iade talep etmeyen mükellefler de bu haklarını kaybedecektir. Bakiye KDV iade alacağı, KDV beyannamesinin hem “Satış İadeleri veya Gerçekleşmeyen İşlemler Nedeniyle Düzeltilecek KDV” satırına hem de “İade Edilecek KDV” satırına yazılacaktır.

14 Aralık 2010 Salı

Harcırahlar-Ali Tezel-Alternatif YMMM

PB 2010-003 Yurtiçi Harcırahlar


İşle ilgili seyahat ve konaklama giderleri GVK’nun 40/4 maddesinde, harcirah uygulaması ise GVK’nun 24/2. maddesinde düzenlenmiştir.40. maddeye göre; “İşle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri (Seyahat maksadının gerektirdiği süreye maksur olmak şartıyla)” gider olarak kabul edilmektedir.24. maddeye göre; “Harcirah Kanunu kapsamı dışında kalan müesseseler tarafından idare meclisi başkan ve üyeleri ile denetçilerine, tasfiye memurlarına ve hizmet erbabına (sözleşmeli personel dahil) verilen gerçek yol giderlerinin tamamı ile yemek ve yatmak giderlerine karşılık verilen gündelikler” Gelir Vergisinden istisna tutulmuştur. Verilen gündelikler aynı seviyedeki Devlet memurlarına verilen gündeliklerden fazla ise veya Devletçe verilen gündeliklerin en yüksek haddini aşarsa, aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur. Kanun maddelerinden de anlaşılacağı üzere; gerek yurtiçi, gerekse yurtdışı olsun yapılan seyahatlerin:

1-İşle ilgili olması

2-İşin ve firmanın önem ve genişliği ile orantılı olması

3-Süresinin, amacın gerektirdiği süreyi aşmaması gerekmektedir.

İş seyahatine giden şahıs; firmanın ücretli elemanı olabileceği gibi şirketin yönetim kurulu başkan veya üyesi veya denetçisi de olabilir. (Şirket dışından birisinin iş seyahatine gönderilmesi halinde gerçek ve belgeli masraflarının karşılanması mümkün ancak harcırah verilmesi mümkün değildir.)

İş seyahati ile ilgili 2 çeşit gider vardır:1-Yol gideri 2-Konaklama ve yemek giderleri. Firmalar, iş seyahatine eleman gönderdiklerinde aşağıdaki iki yöntemden birisini seçmek durumundadırlar:

1.YÖNTEM : Gerçek Gider Yöntemi: Bu yöntemde iş seyahatine giden elemanın yapmış olduğu seyahat, konaklama ve yemek giderleri (makul ölçüleri aşmamak koşuluyla) belgeye dayalı olarak gerçek tutarları üzerinden gider yazılır. Yurtiçinden temin edilen belgelerde gösterilen KDV’nin indirim olarak kayıtlara intikal ettirilmesi mümkündür. Yurtdışından temin edilen belgelerde KDV (VAT) açıkça gösterilmiş olsa bile toplam tutar gider olarak dikkate alınır. Bu yöntemde iş seyahati dönüşü elemanın bir seyahat bordrosu düzenleyerek seyahat belgelerini bu bordroya eklemesi ve bordronun amiri tarafından onaylanması yerinde olacaktır. Bu bordroya belgesi olmamakla beraber hamaliye, bahşiş, dolmuş, telefon görüşmesi vb küçük masrafların da kaydedilmesi mümkündür.Bordroda mutlak surette seyahatin nereye ve hangi amaçla yapıldığı, süresi yazılmalıdır.Gerçek gider yönteminde personele ayrıca harcırah ödemesi yapılmamalıdır. Eğer gerçek giderlerin karşılanmasına rağmen harcırah ödeniyorsa ödenen harcırah tutarının ücrete ilave edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir.

2.YÖNTEM : Harcırah Yöntemi:Harcırah yönteminde iş seyahatine gönderilen elemanın belgeye dayanan gerçek yol giderlerinin karşılanmasının yanında yemek ve yatmak giderlerine karşılık olmak üzere kanunla belirlenen tutarları aşmamak koşuluyla harcırah ödemesi yapılır.Harcırah ödemesi, yemek ve yatmak giderlerine karşılık olarak verildiği için belgeye dayansa dahi ayrıca yemek ve yatmak giderlerinin karşılanması mümkün değildir.Bu yöntemde de iş seyahati dönüşü elemanın bir harcırah bordrosu düzenleyerek ulaşım belgelerini bu bordroya eklemesi ve harcırah hesaplamasının ayrıntılı bir şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Ayrıca bordroda seyahatin nerelere yapıldığı kaç gün sürdüğü seyahat maksadı vb bilgiler açıklanmalıdır. Bordronun amir tarafından onaylanması yerinde olacaktır.Seyahatin yurtiçi veya yurtdışı olması ve gidilen ülkeler, harcırah uygulaması açısından önem arzetmektedir.Vergiden istisna edilen yurtiçi harcırah tutarları Bütçe Kanunu ile belirlenmektedir.

Vergiden Müstesna Yurtiçi Harcirahlar ( 1.7-31.12..2010 dönemi )
Seyahate Gidenin Brüt Aylığı
Gündelik Tutarı
 
1.357,83 TL
ve üzeri
 
39,00 TL
 
1.347,13 TL
1.357,82TL
arası
33,00 TL
 
1.216,35 TL
1347,12 TL
arası
30,00 TL
 
1.049,90 TL
1216,34 TL
arası
27,50 TL
 
847,49 TL
1.049,89 TL
arası
25,00 TL
 
847,49 TL
ve altı
 
24,00 TL
 
 

Ücret durumuna göre listede belirtilen tutarlardan fazla harcırah ödenmesi durumunda fazla olan kısmın ücret olarak maaş bordrosuna dahil edilmesi gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir.Harcırah ödemelerinin Damga Vergisi Kanunu’na göre %066 (Binde 6,6) oranında damga vergisine tabi olduğu da unutulmamalıdır. Belediye hudutları içinde bir yere gönderilenlere gündelik verilmez. Geçici bir görevle şehir dışındaki bir yere gönderilenlerden, buralarda ve yolda öğle (saat 13.00) ve akşam (saat 19.00) yemeği zamanlarından birini geçirenlere 1/3, ikisini geçirenlere 2/3 oranında ve geceyi de geçirenlere tam gündelik verilir. Seyahat günlerine ait yevmiyeler, seyahat edilen vasıtanın hareket saatinden dönüş saatine kadar geçen her 24 saat için hesap olunur. Bu süreden az devam eden seyahatler bir gün sayılır.Seyahat süresinin her 24 saati aşan kesri tam gün sayılır.

Harcırah Kanunu kapsamı dışında kalan müesseseler tarafından idare meclisi başkanı ve üyeleri ile denetçilerine, tasfiye memurlarına hizmet erbabına (Harcırah Kanununa tabi olsun olmasın her türlü sözleşmeli personel dahil) verilen gerçek yol giderlerinin tamamı ile yemek ve yatmak giderlerine karşılık verilen gündelikler Gelir Vergisinden istisnadır. (Bu gündelikler aynı aylık seviyesindeki Devlet memurlarına verilen gündeliklerden fazla ise veya Devletçe verilen gündeliklerin en yüksek haddini aşarsa, aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur.)

En Yüksek Devlet Memuru olan Başbakanlık Müsteşarına yurtiçinde verilecek gündelik tutarı 39,00 TL olarak belirlenmiştir. Harcırah kanunu kapsamı dışında kalan müesseseler tarafından vergiden istisna edilecek harcırah tutarının tespitinde en yüksek Devlet memuruna verilecek yurtiçi harcırah tutarı esas alınabilecektir.

Gündelik tutarının vergiden istisna edilen tutarı aşmadığı hallerde, ödeme sadece damga vergisi kesintisine tabi tutulur. İstisna tutarını aşan gündelik ödenmesi durumunda, aşan kısım, ücretlinin içinde bulunduğu gelir dilimine karşılık gelen vergi oranı ve damga vergisi dikkate alınmak suretiyle hesaplanacak brüt tutar ücret olarak vergi kesintisine tabi tutulur.

Gündelik verilen personelin seyahati ile ilgili yemek ve konaklama giderleri ayrıca belge karşılığında kendisine ödeniyor ve bu belgeler gider veya maliyet olarak dikkate alınıyorsa, ödenen gündelik tutarının tamamının brüt tutarı hesaplanarak ücret olarak vergilendirilmesi gerekir.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Serbest meslek faaliyeti hk.

Gelir Vergisi Sirküleri/74

Konusu

:Gezici olarak şarkı söyleyen ve müzik icra

edenlerin mükellefiyeti hakkında

Tarihi

: 29/11/2010

Sayısı

: GVK-74/2010-1/ Serbest meslek erbabı muafiyeti-1

İlgili maddeler

: GVK Madde 66, Vergi Usul Kanunu Madde 155

İlgili Kazanç Türleri

:Serbest meslek faaliyeti

1. Giriş Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, gezici olarak şarkı söyleyen ve müzik icra edenlerin mükellefiyet durumları hakkında tereddüde düşüldüğü anlaşılmış olup, bu kişilerin mükellefiyet durumlarına ilişkin açıklamalar bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

2. Bir Yere Bağlı Olmaksızın Kendi Nam ve Hesaplarına Çalışmak Suretiyle Şarkı Söyleyenler ile Müzik İcra Edenlerin Vergi Mükellefiyeti 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 66 ncı maddesinde "Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez." denilmekte olup, söz konusu maddenin birinci fıkrasının beşinci bendinde "Vergi Usul Kanunu'nun 155' inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşıyan ebe, sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi mesleki faaliyette bulunanlar (şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000'i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançları gelir vergisinden muaftır.)" hükmüne yer verilmiştir.

Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde "Serbest meslek erbabı için aşağıdaki hallerden herhangi biri "İşe başlama"yı gösterir:

1. Muayenehane, yazıhane, atelye gibi özel iş yerleri açmak;

2. Çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunulduğunu ifade eden alametleri asmak;

3. Her ne şekilde olursa olsun devamlı olarak mesleki faaliyette bulunduğunu gösteren ilanlar yapmak;

4. Serbest olarak mesleki faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekküllere kaydolunmak.

Mesleki teşekküllere kaydolunanlardan görevleri veya durumları icabı bilfiil mesleki faaliyette bulunmıyacak olanlar bildirmelerinde bu ciheti de açıklarlar." hükmü yer almaktadır.

Bu hükümlere göre, bir işyerinde çalışmaksızın gezici olarak kendi nam ve hesaplarına çalışmak suretiyle şarkı söyleyenler ile müzik icra edenlerden (davulcu ve zurnacılar dahil), Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000'i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançlarının gelir vergisinden muaf tutulması gerekir. Anılan maddede belirtilen şartlardan en az ikisini taşıyanlar serbest meslek erbabı sayılacağından, bu kişiler nezdinde, elde ettikleri kazançtan dolayı serbest meslek mükellefiyeti tesis edileceği tabidir.