.

.

20 Haziran 2012 Çarşamba


01.07.2012 tarihinden itibaren bordrolarda yapılacak değişiklikler

SAKATLIK İNDİRİMİ
 Sakatlık oranı %80 I. Derece Sakat: 770 TL
 Sakatlık oranı %60 II. Derece Sakat: 380 TL
 Sakatlık oranı %40 III. Derece Sakat: 180 TL

SGK PRİMİNE TABİ ÇOCUK PARASI
 1.7.2012-31.12.2012 arasında: 18,81 TL (aylık)

SGK PRİMİNE TABİ YEMEK PARASI
1.7.2012-31.12.2012 arasında: 1,88 TL (günlük)

SGK PRİMİNE TABİ AİLE PARASI
 1.7.2012-31.12.2012 arasında: 94,05 TL (aylık) bu kazançlar prime esas kazanca dahil edilmeyecek.

SİGORTA TABAN VE TAVANI
Taban: 01.07.2012-31.12.2012 arasında 940,50 TL
Tavan: 01.07.2012-31.12.2012 arasında 6.113,40 TL

KIDEM TAZİNATI TAVANI
 01.01.2012-30.06.2012 arasında 2.917,27 TL
 01.07.2012-31.12.2012 arasında 3.033,98 TL
 01.01.2013-30.06.2013 arasında 3.125,01 TL
 01.07.2013-31.12.2013 arasında 3.218,76 TL

Huzur Hakkı (bordrolarda) Damga Vergisi: Binde 6,6
MuhtasarBeyannamede?Damga Pulu: 18,55 TL
SGK’ya verilen Prim Bildirgesi: 13,75 TL
Fatura verme mecburiyeti (fiş verme sınırı): 770,00 TL
AGİ aylık alt sınır: 66,49 TL
AGİ aylık üst sınır: 113,03 TL

ASGARİ ÜCRET (01.07.2011-31.12.2012 arasında)
16 yaşından büyük olanların; Günlük kazanç alt sınırı:   31,35 TL   Aylık kazanç alt sınırı:   940,50 TL
                                          Günlük kazanç üst sınırı: 203,78 TL  Aylık kazanç üst sınırı: 6.113,40 TL
16 yaşından küçük olanların; Günlük kazanç alt sınırı:   26,85 TL  Aylık kazanç alt sınırı:     805,50 TL
                                          Günlük kazanç üst sınırı: 203,78 TL  Aylık kazanç üst sınırı:  6.113,40 TL

İSTEĞE BAĞLI SİGORTA PRİMİ Aylık alt sınır: 300,96 TL  Aylık üst sınır: 1.956,29TL
ASKERLİK VE DİĞER BORÇLANMALAR 300,96 TL

MESKENLERDE KİRA MUAFİYETİ SINIRI 2012 yılı için: 3.000 TL

GENEL SAĞLIK SİGORTASI PRİMLERİ
Aylık geliri,asgari ücretin 1/3 ünden asgari ücrete kadar:37,62TL
Aylık geliri,asgari ücretten asgari ücretin 2 katına kadar:112,86TL,
Aylık geliri,asgari ücretin 2 katından fazla olanlar:225,72TL

4/A VE 4/B İÇİN EMZİRME ÖDENEĞİ   2012 yılı için: 89 TL

4/A VE 4/B İÇİN CENAZE ÖDENEĞİ 2012 yılı için: 363 TL

SGK’NIN UYGULADIĞI İDARİ PARA CEZASI 940,50 TL

18 Haziran 2012 Pazartesi

Yapılandırmada son Şans.


RESİMİ GAZETE-TARİH : 15/06/2012-SAYI : 28324-KANUN NO : 6322

MADDE 42 – 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 19- (1) Bu Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarına göre yapılandırma başvurusunda bulunduğu halde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmesi gereken tutarları süresinde ödemeyerek Kanun hükümlerini ihlal edenler, bu tutarları ödemeleri gerektiği tarihten itibaren Kanunun 19 uncu maddesinde belirlenen geç ödeme zammı ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ayın başından itibaren dört ay içerisinde ödemeleri şartıyla Kanun hükümlerinden yararlandırılır.
(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkralarında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların bu maddelerin hükümlerine göre ödenmemesi nedeniyle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanun hükümlerini ihlal etmiş olan borçluların ihlale neden olan tutarları, birinci fıkrada belirtilen sürede ödemeleri ya da bu süre içerisinde veya bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yaptıkları başvurulara dayanılarak 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre çok zor durumda olduklarının tespit edilmesi halinde bu borçlular da Kanun hükümlerinden yararlandırılır.
(3) Bu Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarına göre yapılandırma başvurusunda bulunduğu halde ödenmesi gereken tutarları süresinde ödemeyerek yapılandırmayı ihlal edenlerden; bu Kanunun 6274 sayılı Kanunla değişik 168 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye istinaden yabancı ülkelerde de faaliyette bulunan vergi mükelleflerinden, Ekonomi Bakanlığı tarafından olağanüstü politik riskin gerçekleştiği tespit edilen ülkede faaliyette bulunan ve bu ülkedeki faaliyetleri nedeniyle durumları 213 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre mücbir sebep hali kabul edilenler ile 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre doğal afet nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki dairelere borçlulardan mücbir sebep hali bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam edenler, birinci fıkra kapsamındaki ödemelerini mücbir sebep halinin sona erdiği tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapmaları şartıyla Kanun hükümlerinden yararlandırılır.
(4) Bu Kanunun 5 inci maddesi hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunduğu halde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanun hükümlerini ihlal eden borçluların ihlale neden olan tutarları birinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde, diğer tutarları ise Kanunda öngörülen şekilde tamamen ödemeleri halinde ilgili mevzuat uyarınca kesilmesi gereken vergi cezaları ve para cezalarının kesilmesinden ve tahakkuk edip etmediğine bakılmaksızın bu alacaklardan ve bunlara ilişkin fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir.
(5) Bu madde hükümlerinden yararlanan borçlulardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara karşılık cebren ya da rızaen tahsil edilen tutarlar, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin en eski vadeli olanından başlamak üzere ve tahsil edildikleri tarihler dikkate alınarak bu madde hükmüne göre mahsup edilir. Bu şekilde yapılan mahsup sonrasında bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken tutarlardan fazla ödendiği tespit edilen tutarlar ilgili mevzuat hükümlerine göre red ve iade edilir.
(6) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgisine göre bu Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen kamu kurum ve kuruluşları yetkilidir.”

15 Haziran 2012 Cuma

AŞ GK


1. ANONİM ŞİRKETLERDE  GENEL KURUL TOPLANTILARINA DAVET
1.1. Davete Yetkili Olanlar-1.1.1. Yönetim Kurulu -Şirket genel kurulu her hesap dönemi sonundan itibaren üç ay içinde olağan ve lüzumu halinde olağanüstü olarak yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılır. İmtiyazlı pay sahipleri genel kurulu da yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılır.
1.1.2. Denetçiler  Yönetim kurulu tarafından süresi içinde davet edilmemesi halinde genel kurul denetçiler tarafından olağan toplantıya davet edilir.Şirket açısından zorunlu/ivedi sebeplerin çıkması,azlığın talebi üzerine lüzum görülmesi halinde şirket genel kurulu olağanüstü olarak toplantıya çağrılır.Yasal olarak, imtiyazlı pay sahipleri genel kurul toplantısının yapılması zorunlu olduğu halde yönetim kurulu tarafından toplantıya davet edilmemesi halinde denetçiler tarafından toplantıya davet olunur.
1.1.3. Azlık Şirket anasözleşmesinde daha az bir oran öngörülmemiş ise, şirket sermayesinin en az onda birine sahip olan kimselerin (azlık) Türk Ticaret Yasasının 366'ncı maddesi gereğince yönetim kurulu ile denetçilere yaptıkları müracaatlara rağmen makul bir sürede toplantının yapılmaması üzerine mahkemenin yetkili kılması halinde şirket genel kurulu azlık pay sahipleri tarafından toplantıya davet edilir.
1.1.4. Tasfiye Memurları Tasfiye halinde olan şirketlerde tasfiye işlemlerinin icaplarından olan hususlar hakkında karar vermek üzere şirket genel kurulu tasfiye memurları tarafından toplantıya davet edilir.
1.1.5. Kurucular Anonim Şirketlerin tedrici olarak kurulmaları sırasında yapılması zorunlu olan kuruluş genel kurulu kurucular tarafından toplantıya davet edilir.
1.1.6. İmtiyazlı Pay Sahipleri Yasal olarak imtiyazlı pay sahipleri genel kurul toplantısının yapılması zorunlu olduğu halde yönetim kurulu ve denetçiler tarafından toplantıya davet edilmemesi halinde imtiyazlı pay sahiplerinin her biri tarafından toplantıya davet edilebilir.
1.1.7. Organsız Kalma Hali İstifa, görev süresinin dolması veya her hangi bir nedenle organsız kalan şirketlerde, genel kurul, mahkemece atanmış kayyımlar veya davet konusunda yetki verilmiş azlık pay sahipleri tarafından toplantıya çağrılır.
1.1.8. Ortakların Tamamı Ortakların tamamının imzaları noterce onaylanmış bir yazı ile genel kurul olarak toplanmak istediklerini Bakanlığa bildirmeleri durumunda, yalnızca şirket organlarının oluşturulması amacıyla toplantı yapılabilir.
2. GENEL KURUL TOPLANTISINA DAVET USULÜ 2.1. İlân -Şirket genel kurulunu toplantıya davete ilişkin ilânın, ilân ve toplantı günü hariç olmak üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde en az iki hafta önceden yapılması zorunludur. Ayrıca nama yazılı hisse senedi sahipleri ile önceden şirkete bir hisse senedi tevdi ederek ikametgahını bildiren hamiline yazılı pay sahiplerine taahhütlü mektup gönderilmesi suretiyle toplantı günü bildirilir. Ancak Sermaye Piyasası Yasası'nın 11.md uyarınca, nama yazılı olarak ihraç edilmiş olup da, borsalarda veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören hisse senedi sahiplerine toplantı gününün taahhütlü mektupla bildirilmesine ilişkin Türk Ticaret Yasası'nın 368.md hükmü uygulanmaz.Davet edilen ilk toplantıda nisabın temin edilememesi halinde, genel kurul aynı usullerle yeniden toplantıya davet edilir. İlân metnine, nisabın sağlanamaması halinde ikinci toplantının davetine ilişkin olarak konulan hükümler geçersizdir.Şayet şirket anasözleşmesinde yukarıda belirtilenlere ilave olarak başka bir surette de toplantı gününün bildirilmesi öngörülmüş ise ön görüldüğü şekilde yine toplantı ve ilân günleri hariç olmak üzere en az iki hafta önceden toplantı daveti ayrıca yapılır.Gene Kurul İlanında şu konulara yer verilmesi gerekmektedir.Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile diğer gazetelerde yapılacak ilânlarda ve ortaklara gönderilecek mektuplarda,
Toplantı günü ve saati,Toplantı yeri ,Gündem,(       Gündemde anasözleşme değişikliği var ise değişen madde/maddelerin Bakanlıktan izin alınan eski ve yeni şekilleri),Davetin hangi organ tarafından yapıldığı,İlk toplantının herhangi bir nedenle ertelenmesi üzerine genel kurul yeniden toplantıya davet ediliyor ise, ilk toplantının erteleme sebebi ile bu toplantıda yeterli olan toplantı nisabı,
Olağan toplantı ilânlarında faaliyet raporu ile bilânço, kâr/zarar cetvellerinin ortakların incelemesine hangi adreste açık bulundurulduğu,belirtilir.Genel kurul toplantısında kendisini vekil vasıtasıyla temsil ettirecekler için vekaletname örnekleri ilân edilir.
2.2. Genel Kurul Toplantısının İlânsız Yapılması-Türk Ticaret Yasası'nın 370. maddesine göre sermayeyi temsil eden bütün payların sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunacağı yani bütün ortakların asaleten ve vekaleten hazır bulunmaları halinde yapılacak genel kurul toplantısı için, toplantıya çağrı hakkındaki merasimlere uyulmaya gerek bulunmamaktadır. Yani bu durumda genel kurulun toplantıya çağrılması ile ilgili ilân vermeye ve ortaklara mektup göndermeye gerek yoktur. Bu durum daha çok ortaklarının tamamının bir ya da iki aileden teşekkül ettiği ve ortak adedi az olan Anonim Şirketler için uygulanabilmektedir. Bu tip Anonim Şirketlerde her zaman ortakların tamamını asaleten ve vekaleten bir araya toplayabilme imkanı olduğundan toplantıya çağrı için gerekli ilân ve mektup gönderme merasimlerinin yapılmasına gerek olmamaktadır.
3. ANONİM ŞİRKETLERDE GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI-3.1. Genel Kurul Toplantısına  Katılma Hakkı        Her ortağın toplantıya katılma hakkı vardır. Oy hakkını haiz olan pay sahibi, genel kurul toplantılarında bu hakkını bizzat kullanabileceği gibi, pay sahibi olan veya anasözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça pay sahibi olmayan üçüncü bir şahıs vasıtasıyla kullanabilir. Özel mevzuatında yer alan vekaleten oy kullanılmasının kısıtlanmasına ilişkin hükümler saklıdır.Nama yazılı hisse senetleri ile henüz hisse senedine bağlanmamış payların sahipleri veya temsilcileri doğrudan doğruya genel kurula katılabilirler.Hamiline yazılı olarak ihraç edilmiş hisse senedi sahipleri ise, genel kurula katılabilmek için hisse senetlerini veya bunlara sahip olduklarını gösteren belgeleri toplantı gününden bir hafta önce şirkete vermek zorundadırlar.Rehin veya tevdi edilmiş yahut ariyet olarak başka bir kimseye bırakılmış hisse senetlerinin oy hakkı bunların sahiplerine aittir. Pay sahipleri oy haklarını usulüne uygun vekaletname düzenleyerek temsilcileri vasıtasıyla da kullanabilirler.Üzerinde intifa hakkı bulunan bir hisse senedinden doğan oy hakkı intifa hakkı sahibi tarafından kullanılır. Bu durumda genel kurul toplantısına katılan kimse intifa hakkı sahibi olduğunu belgelendirmek zorundadır.Bir hisse senedinin birden çok sahibinin bulunması halinde bunlar ancak, aralarından seçecekleri bir temsilci vasıtası ile genel kurula katılıp oy kullanabilirler.Halka açık olmayan şirketlerde gerek nama gerek hamiline yazılı hisse senetleri sahiplerinin vekilleri vasıtasıyla toplantıda temsil edilebilmeleri için vekaletnamenin örneğe (Bakınız: 6.15) uygun olarak düzenlenmesi ve vekalet verenin imzasının notere tasdik ettirilmesi veya noterce onaylanmış imza sirkülerinin eklenmesi şarttır. Halka açık Anonim Şirketlerde genel kurula vekaleten katılma ve oy kullanma hakkında SPK'nın Seri: IV, No: 8 sayılı tebliğ hükümleri uygulanır.Her pay sahibi genel kurulda ancak bir kişi tarafından temsil edilebilir. Tüzel kişi pay sahiplerinin birden fazla kişi ile temsil edilmesi durumunda bunlardan ancak birisi tarafından oy kullanılabilir. Oy kullanmaya kimin yetkili olduğu yetki belgesinde gösterilir.
Yasal temsil hallerinde bu durumun belgelendirilmesi gerekir.
3.2. Genel Kurul Toplantısında Bulunmak Zorunda Olanlar Genel kurul toplantılarında yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin kendilerinin hazır bulunması esastır.Olağan genel kurul toplantılarında yönetim kurulu üyelerinden en az bir üye ile, denetçilerden de en az birisi hazır bulunmadıkça toplantı yapılamaz.
3.3. Oy Hakkı ve Kısıtlamaları-Her pay, en az bir oy hakkı verir. Bir payın sahibine birden fazla oy hakkı vermesi şirket anasözleşmesinde açıkça hüküm bulunmasına bağlıdır.Şayet şirket anasözleşmesi ile aynı nominal değerli paylardan bazılarına birden fazla oy hakkı vermek veya farklı nominal değerli paylara eşit oy hakkı vermek suretiyle bazı paylara oyda imtiyaz verilmiş ise anasözleşme değişikliğinde imtiyazlı oy kullanılamaz.Farklı nominal değerli payların sahipleri anasözleşme değişikliklerinde sermayedeki payları oranında oy kullanırlar. Genel kurulda kullanılacak oy miktarları toplantıdan önce yönetim kurulunca tespit edilerek ilân edilir.
Pay sahiplerinin hiçbiri kendisi veya karı ve kocası yahut usul ve füruu (altsoy ve üstsoy) ile şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dair olan genel kurul görüşmelerinde oy kullanamazlar.Yönetim kurulu üyeleri genel kurulda gerek topluca gerekse tek tek yapılacak ibra oylamasında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar. Ancak yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahiplerinin kendilerine verecekleri vekaletten doğacak oy haklarını kullanabilirler.Şirket işlerinin görülmesine herhangi bir şekilde iştirak etmiş olan pay sahipleri yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ait kararlarda oy kullanamazlar. Pay sahibi şirket denetçilerinin ise yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ait kararlarda oy kullanma hakları vardır.
3.4. Oy Kullanma Şekli-Özel mevzuatında ve anasözleşmede yer alan özel hükümler saklı kalmak üzere genel kurul toplantısında oylama açık ve el kaldırarark yapılır. Ortakların talep etmesi halinde oylamanın şekli genel kurul tarafından belirlenir.
3.5. Vekaletnamenin Unsurları ve Geçerlilik Süresi  Vekaletnamede; şirketin ünvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı soyadı veya ünvanı ve imzasının bulunması şarttır.  
Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekaletnameler geçersizdir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından tespit edilen aşağıdaki örneğe uygun vekaletnamenin verilmesi gerekmektedir.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun Seri: IV, No: 8 tebliği hükümleri saklıdır.
Vekaletnameler ait olduğu toplantı ve hukuken bunun devamı sayılan genel kurul toplantısı için geçerlidir.Gündemin değiştirilmemesi kaydıyla, nisabın yokluğu, azlığın talebi veya genel kurul kararıyla yahut herhangi bir nedenle toplantının ertelenmesi halinde yapılacak toplantılar hukuken önceki toplantının devamı sayılır.
                                                       VEKALETNAME
Hissedarı bulunduğum ----------------------------------Anonim Şirketinin --/--/---- tarihinde --------------------------------- adresinde saat --:--'de yapılacak ---- yılına ait olağan/olağanüstü genel kurul toplantısında beni temsil etmeye ve gündemdeki maddelerin karara bağlanması için oy kullanmaya ---------------'yı vekil tayin ettim
VEKALETİ VEREN
İsim, İmza, Tarih

VEKALETİ VERENİN
Sermaye Miktarı :
Hisse Adedi        :
Oy Miktarı  :
Adresi       :
NOT: Vekaletnamenin noter tasdiksiz olması halinde vekaleti verenin noter tasdikli imza sirküleri vekaletnameye eklenecektir.
4.ANONİM ŞİRKETLERDE  GÜNDEMİN TESPİTİ VE GÖRÜŞÜLMESİ-Anonim Şirketlerde gündem Türk Ticaret Yasası hükümlerine göre yönetim kurulu tarafından tespit ve ilân edilir.Genel kurul toplantısının yapılması için çağrının yönetim kurulu dışında denetçiler, azınlıklar, tasfiye memurları, kurucular veya imtiyazlı pay sahipleri veya diğer kişiler tarafından yapılması halinde gündemin bunlar tarafından tespit edileceği de tabiidir.
4.1. Gündemin Yönetim Kurulu Tarafından Tespiti Gündem prensip olarak yönetim kurulu tarafından hazırlanırken, duruma göre en az şu maddeler bulunur.
a.     Açılış ve divan teşekkülü,
b.     Toplantı tutanağının imzalanması hususunda divana yetki verilmesi,
c.     Yönetim kurulu faaliyet raporu ile denetçi raporlarının okunması ve müzakeresi,
d.     Bilânço ve kãr zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve tasdiki ile kar dağıtımıyla ilgili teklifin görüşülerek kabulü veya reddi,
e.     Yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin ibra edilmeleri,
f.         Anasözleşme ile belirlenmemiş ise, yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin ücret ve huzur haklarının tespiti,
g.     Dönem içinde yönetim kurulu üyeliklerinde eksilme meydana gelmiş ve yönetim kurulunca atama yapılmış ise atamanın genel kurulca onaylanması,
h.     Görev süreleri sona ermiş olan yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin seçilmesi, şayet anasözleşmede görev süreleri belirtilmemişse görev sürelerinin tespiti,
ı.      Lüzum görülecek sair hususlar. (Görüşülecek konunun mahiyeti önceden tespit edilip gündeme yazılmadan lüzum görülecek sair hususlar şeklinde bir gündem maddesi tespit etmek mümkün değildir. Konu gündeme açıkça yazılmalıdır.)
Yasa ve anasözleşme gereği genel kurulun yetkisinde olan ve olağanüstü genel kurul toplantı gündemini oluşturan her türlü konu olağan genel kurul toplantı gündemine yazılabilir.Azlığın süresi içinde müracaat etmesi halinde, görüşülmesini istediği konular yönetim kurulu tarafından gündeme alınır.Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yapılan denetim sonucuna göre veya herhangi bir sebeple görülecek lüzum üzerine şirket genel kurulunda görüşülmesi istenen konuların gündeme konulması zorunludur.
4.2. Genel Kurul Toplantı Halinde İken Gündeme İlave Türk Ticaret Yasasının 366. maddesinde bulunan hükme göre genel kurulun zaten toplanması kararlaştırılmış ise şirket sermayesinin en az onda biri değerinde paylara sahip olan kimselerin (azlık) müzakeresini istedikleri maddelerin gündeme konulması mecburidir. Bu talep hakkına haiz kimselerin sahip olmaları gereken payların miktarı anasözleşme ile daha az bir miktara indirilebilir.Daha açık bir anlatımla genel kurul toplantısının toplanması kararlaştırılmış ise veya toplantı yapılırken sermayenin yüzde onuna sahip ortakların (azlık) isteği üzerine istedikleri konu gündeme ilave edilir.
4.3. Gündemin Görüşülmesi-Genel kurul toplantısına katılan üyelerin mevcudiyeti, genel kurulun toplantı nisabını bulduktan ve bu durumun hazirun cetvelinde belli olmasından toplantı yönetim kurulu başkanı tarafından açılır. Yönetim kurulu başkanı divanın tespiti için üyelerden bir divan başkanı, katip ve oy toplayıcı için aday göstermelerini ister, kendisi de teklifte bulunabilir. Adaylar tespit olduktan sonra genel kurulun tasvibine sunar. Bu şekilde divan üyelerinin tespiti yapılmış olur. Divan yerini aldıktan sonra toplantı tutanağının imzalanması hususunda divana yetki verilmesi için oylama yapar. Bu hususun gündemde bulunması ve toplantı tutanaklarının divan tarafından imzalanması için genel kurul üyeleri tarafından divana yetki verilmesi yerinde bir karardır. Eğer bu verilmezse genel kurula katılan bütün üyelerin bu tutanağı imzalamaları gerekecektir. 
Gündemin bu maddesinden sonra, gündemde gösterilen her madde teker teker görüşülür. Gündemdeki maddelerin görüşülmemesi veya atlanması gibi hususlar ancak genel kurul kararı ile olabilecektir.
4.4. Genel Kurul Toplantı Tutanağı    Genel kurul toplantısında yapılan görüşmeler ve alınan kararlar divan katipleri tarafından tutanağa yazılır. Tutanak, toplantı mahallinde ve toplantı anında divan heyeti, Bakanlık komiseri ve istenmesi halinde ortaklar tarafından imzalanır.
·Tutanakta; aşağıdaki örnekte olduğu gibi şirketin unvanı, toplantı tarihi ve yeri, şirketin toplam sermayesi ve hisse adedi, toplantıda asaleten ve vekaleten olmak üzere temsil edilen toplam hisse adedi, Bakanlık komiserinin adı ve soyadı ile görevlendirme yazısının tarih ve sayısı, toplantı ilânlı yapılıyorsa davetin ne surette yapıldığının, ilânsız yapılıyorsa bunun belirtilmesi zorunludur.
·Toplantıda alınan kararların hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde Yasa ve anasözleşmede belirtilen nisaplarla alınarak oy miktarları tutanakta belirtilir.
·Toplantıda alınan kararlara muhalif kalarak, muhalefet şerhi yazmak isteyenlerin şerhleri tutanağa yazılır veya yazılı olarak verilen muhalefet şerhleri tutanağa eklenir. Tutanakta muhalefet şerhi veren ortağın adı ve soyadı yazılarak muhalefet şerhinin ekli olduğu belirtilir.Tutanağa eklenen muhalefet şerhi de divan heyetince ve komiser tarafından imzalanır.


10 Haziran 2012 Pazar

Kanuni Temsilci -SMMM Murat Köseoğlu

https://dl.dropbox.com/u/19175457/muratkoseoglu.com.tr/ibulten/KanuniTemsilcilerinSorumluluklari.pdf

8 Haziran 2012 Cuma

Teşvik-2011


Teşvik Uygulaması 2011 (vergidegundem.com dan) 

80. İndirimli kurumlar vergisi uygulaması nedir? Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32. maddesinde kurumlar vergisi oranı % 20 olarak belirlenmiştir. İndirimli kurumlar vergisi uygulaması, 5838 sayılı Kanun ile KVK'na eklenen 32/A maddesi kapsamında teşvik belgesine bağlanmış olan bazı yatırımlardan sağlanan kazançlara % 20'den daha düşük bir oranda kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yatırımların Devlet'çe desteklenmesini sağlayan bir düzenlemedir. Yatırımlardan sağlanan kazanca uygulanacak vergi oranları ile yatırıma katkı oranları Kanun'un verdiği yetki çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmektedir.
81. Yatırımcıların hangi kazançlarına indirimli vergi oranı uygulanacaktır? İndirimli vergi oranları yatırımcıların münhasıran teşvik belgesine bağlanmış yatırımlardan elde edecekleri kazanca uygulanacaktır. Önceki yatırım indirimi uygulamalarının aksine, yatırımcıların tüm kazançları yerine sadece teşvik belgesine konu yatırımlar dolayısıyla elde etikleri kazançlara uygulanacak olması nedeniyle, eski uygulamalara nazaran sınırlayıcı ve daraltıcı bir özelliği bulunmaktadır.
82. İndirimli vergi oranı uygulamasından hangi mükellefler yararlanabilir?Sağlanan vergisel teşvikten kurumlar vergisi mükelleflerinin yanında gelir vergisi mükellefleri de yararlanabilecektir. Kurumlar ve gelir vergisi mükellefleri Kanun kapsamında gerçekleştirmiş oldukları teşvik belgeli yatırımlardan elde ettikleri kazançlarına indirimli gelir/kurumlar vergisi oranı uygulayacaklardır. İndirimli oranlar stopaj suretiyle yapılan vergilendirmede uygulanamayacaktır.
83. İndirimli kurumlar vergisi uygulaması dışında tutulan mükellef ve yatırımlar hangileridir?Şartların tamamı sağlansa da bazı kurumlar veya yatırımlar, indirimli kurumlar vergisi uygulamasından yararlanamayacaklardır. Bu kurum ve yatırımlar Kanun'da;
a. Finans ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar,
b. İş ortaklıkları,
c. Taahhüt işleri yapanlar,
d. 4283 say.Kanun (yap-işlet modeli) elektrik enerjisi üretim tesisi yatırımları,
e.3996 sayılı Kanun kapsamında (yap-işlet-devret) yapılan yatırımlar,
f. Rödovans sözleşmelerine bağlı olarak yapılan yatırımlar, olarak sayılmaktadır.
84. Vergi indirimi hangi yatırımlar içindir? Vergi indirimi, büyük ölçekli yatırımlar ile bölgesel uygulama kapsamında gerçekleştirilecek yatırımlar için geçerlidir.
85. İndirimli vergi uygulamasından yararlanamayacak harcamalar nelerdir? Arazi-arsa, royalti, yedek parça ve amortismana tabi olmayan diğer harcamalar yatırıma katkı tutarının tespitinde dikkate alınmaz ve bu harcamalar indirimli vergi uygulamasından yararlanamaz.
86. İndirimli vergi uygulamasına ne zaman başlanır? Hazine Müsteşarlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren indirimli vergi uygulamasından yararlanabilir.
87. İndirimli vergi oranı uygulamasında sınır var mıdır? Vergi indirimi "yatırıma katkı tutarı"na ulaşıncaya kadar uygulanacaktır. Yatırımcıların faydalanabilecekleri azami vergi indirimi tutarı teşvik belgesine bağlanacak yatırım tutarı ile yatırımın yapıldığı bölge için tespit edilen yatırıma katkı oranının çarpılması sonucu bulunacak tutardır.
88. Yatırıma katkı tutarı ve yatırıma katkı oranı nedir? Yatırıma katkı tutarı, yatırımların, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla Devletçe karşılanacak kısmıdır. Yatırıma katkı oranı ise yatırıma katkı tutarının yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak orandır.
89. 31.12.2010 tarihine kadar yatırıma başlanması halinde uygulanacak yatırıma katkı oranları ve kurumlar vergisi indirim oranları nedir?

Bölgesel uygulama
Büyük ölçekli yatırımlar
Bölgeler
YKO
KV-GV ind. Or.
YKO
KV GV indirim oranı
I
 % 20
% 50
% 30
% 50
II
% 30
% 60
% 40
% 60
III
% 40
% 80
% 50
% 80
IV
% 60
% 90
% 70
% 90
 90. 2011 yılında yatırıma başlanması halinde uygulanacak yatırıma katkı oranları ve kurumlar vergisi indirim oranları nedir?

Bölgesel uygulama
Büyük ölçekli yatırımlar
Bölgeler
YKO
KV GV ind.or.
YKO
KV GV indirim oranı
I
% 15
% 50
% 25
% 50
II
% 25
% 60
% 35
% 60
III
% 35
% 80
% 45
% 80
IV
% 55
% 90
% 65
% 90
 91. Yatırıma 31.12.2011 tarihinden sonra başlanması durumunda hangi oranlar uygulanacaktır?

Bölgesel uygulama
Büyük ölçekli yatırımlar
Bölgeler
YKO
KV GV İnd.Or.
YKO
KV GV İnd. Or.
I
% 10
% 25
% 25
% 25
II
% 15
% 40
% 30
% 40
III
% 20
% 60
% 40
% 60
IV
% 25
% 80
% 45
% 80
 92. İndirimli vergi oranı geçici vergi dönemlerinde uygulanabilir mi? İndirimli kurumlar vergisi uygulamasına, yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği tarihten itibaren başlanacaktır. Bu durumda geçici vergi döneminde de uygulama olabilecektir. Diğer bir ifadeyle, indirimli kurumlar vergisi uygulaması için dönem sonunu beklemek gerekmeyecektir. Geçici vergi döneminde, yapılan teşvikli yatırımdan kazanç elde edilmesi halinde, indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanabilecektir.
93. Farklı illerde yapılan yatırımlarda indirimli vergi oranı uygulaması nasıl olacaktır? Aynı mükellef tarafından farklı il gruplarında yatırım yapılması,teşvik alınması durumunda, her ile ilişkin yatırıma katkı oranı ve indirimli kurumlar vergisi oranı ayrı ayrı dikkate alınacaktır.
94. İndirimli orandan yararlanma şartlarının ihlali halinde uygulanacak yaptırım nedir? Şartlar sağlanmadan indirimli vergi oranı uygulamasından yararlanılması durumunda, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir. Gecikme faizi oranı 19 Ekim 2010 tarihinden itibaren aylık % 1,40 olarak uygulanmaktadır. Bu durumda ayrıca vergi ziyaı cezası uygulanmayacaktır.
95. İndirimli kurumlar vergisi oranı uygulaması nasıl yapılır? Örnek-Yatırımcı (A) A.Ş. III. bölgede bulunan bir ilde 2011/1597 Sayılı Karar'la değişik 2009/15199 Sayılı Karar çerçevesinde gerçekleştireceği yatırım (büyük ölçekli yatırım kriterlerine uymamaktadır) için Hazine Müsteşarlığı'ndan teşvik belgesi almıştır. Belge kapsamında 2011 yılında 4.000.000 TL tutarında yatırım harcaması gerçekleştirilmiştir. Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere bu yatırım için Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen katkı oranı % 35, kurumlar vergisi indirim oranı ise % 80'dir. Buna göre;
- İndirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle Devletçe alınmasından vazgeçilen vergi yoluyla yatırıma sağlanan katkı tutarı (4.000.000 * % 35 =) 1.400.000 TL,
- Yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar yatırımın işletilmesinden sağlanacak kazanca uygulanacak kurumlar vergisi oranı [% 20 – (% 20 * % 80) =] % 4,
- Katkı tutarına ulaşıncaya kadar yıllar itibariyle indirimli kurumlar vergisi uygulanabilecek toplam kazanç tutarı [1.400.000 / (0,20 – 0,04) = ] 8.750.000 TL (*)  olacaktır.
(*) Katkı tutarının, normal kurumlar vergisi oranı ile indirimli kurumlar vergisi oranı arasındaki farka bölünmesi suretiyle hesaplanmıştır.
Yatırım 2011 yılında işletilmeye başlanmıştır. Bu yatırımdan elde edilen kazançların aşağıdaki tablodaki gibi olduğu kabul edildiğinde, yıllar itibariyle bu kazançlar üzerinden ödenecek olan kurumlar vergileri ile yatırıma katkı tutarları aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Kurumlar vergisi
Yatırıma Devlet katkısı
Yıllar
Yatırımdan elde edilen kazanç
 (% 20)
BKK'na göre (% 4)
Yıllık tutar
Toplam tutar
Kalan tutar
2011
3.500.000
700.000
140.000
560.000
560.000
840.000
2012
4.000.000
800.000
160.000
640.000
1.200.000
200.000
2013
3.000.000
600.000
400.000
200.000
1.400.000
     ---
Toplam
10.500.000
2.100.000
700.000
1.400.000


 a. 2011 yılı  2011 yılı itibarıyla indirimli kurumlar vergisi uygulanabilecek kazanç tutarı 8.750.000 TL'dir. Aynı yılda yatırımdan sağlanan 3.500.000 TL'lik kazanç, bu tutardan düşük olduğundan, 2011 yılı kazancının tamamına indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanabilecektir. 2011 yılında yatırımdan elde edilen 3.500.000 TL'lik kazanç üzerinden % 20 oranı yerine % 4 oranında kurumlar vergisi hesaplanması nedeniyle, 2011 yılında Devletin yatırıma katkısı (700.000 - 140.000 =) 560.000 TL olmaktadır. Katkı tutarının (1.400.000 - 560.000 =) 840.000 TL'si sonraki yıllara devretmiştir.
b. 2012 yılı 2012 yılı itibarıyla indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanabilecek kazanç tutarı (8.750.000 - 3.500.000 =) 5.250.000 TL'dir. Aynı yılda yatırımdan sağlanan 4.000.000 TL'lik kazanç, bu tutardan düşük olduğundan, 2012 yılı kazancının tamamına indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanabilecektir. 2012 yılında yatırımdan elde edilen 4.000.000 TL'lik kazanç üzerinden % 20 oranı yerine % 4 oranında kurumlar vergisi hesaplanması nedeniyle, 2012 yılında Devletin yatırıma katkısı (800.000 - 160.000 =) 640.000 TL olmaktadır. Katkı tutarının (840.000 - 640.000 =) 200.000 TL'si sonraki yıllara devretmiştir.
c. 2013 yılı 2013 yılı itibarıyla indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanabilecek kazanç tutarı (5.250.000 - 4.000.000 =) 1.250.000 TL'dir. Aynı yılda yatırımdan sağlanan 3.000.000 TL'lik kazanç, bu tutardan fazla olduğundan, 2013 yılı kazancının ancak 1.250.000 TL'lik kısmına indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanabilecek, kazancın kalan (3.000.000 - 1.250.000 =) 1.750.000 TL'lik kısmına ise normal kurumlar vergisi oranı (% 20) uygulanacaktır. Buna göre 2013 yılında yatırımdan sağlanan kazanç üzerinden;
1.250.000 * % 4   =   50.000 TL
1.750.000 * % 20 = 350.000 TL   olmak üzere, toplam 400.000 TL kurumlar vergisi ödenecektir.
Bu hesaplamalar uyarınca, yapılan yatırımın 2011 yılında 560.000 TL'si, 2012 yılında 640.000 TL'si ve 2013 yılında da 200.000 TL'si olmak üzere toplam 1.400.000 TL'lik kısmı Devlet katkısı ile gerçekleştirilmiş olacaktır.

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Kaçak Yabancı İşçi-Resul Kurt

Özellikle 2012 yılı Şubat ayında itibaren yabancı uyrukluların Türkiye'de bulunma sürelerine sınırlandırma gelmesiyle birlikte yabancı çalışanlar için çalışma izni alınması ve kaçak işçilerin durumu önem kazanmaya başlamıştır.
5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun kapsamında 2011 yılı Haziran ayından itibaren il emniyet müdürlüklerine Türkiye'de ikameti (kendi evi veya kiralık evi) olanlara ilişkin 6 aylık ikamet etme izni verme yetkisi verilmiştir. Türkiye'de 90 günden fazla kalmak isteyenler vizelerinin bitimini takiben 6 ay daha ikamet izni alabileceklerdir. Belli şartlara sahip olanlar için bu süre daha da uzun olabilmektedir. 5683 sayılı Kanun ile ilgili olarak yapılan son değişiklik şu şekildedir.
Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun'un 3'üncü maddesinin birinci fıkrasındaki süre, vize muafiyet süresi veya vizede belirtilen kalış süresi yeterli ise yabancının Türkiye'den çıktığı gün itibarıyla önceki 180 gün zarfında 90 gün olarak uygulanır.
Yabancının Türkiye'deki vize muafiyeti süresi veya vizede belirtilen kalış süresi 90 günden az ise 90 güne tamamlanacak şekilde yurt içinden uzatılabilir.
24 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 28094 sayılı Kararı ile; 5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun'da belirtilen vize muafiyet süresi veya vizede belirtilen kalış süresi 90 gün iken, 180 gün zarfında 90 gün olarak uygulanmak üzere değiştirilmiştir. Karar 01.02.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.
Yapılan bu değişiklik belli ülke vatandaşlarına yönelik olmayıp genel bir düzenlemedir.
Bu karar uyarıca 01.02.2012 tarihinden itibaren ülkemize giriş yapan bir yabancı 90 gün kalıp, 30.04.2012 tarihinde ülkesine dönmek zorundadır. Türkiye'den ayrıldığı tarihten ancak 90 gün sonra 29.07.2012 tarihinde tekrar giriş yaparak 90 gün daha kalabilecektir.

Evlerde yabancı çalıştırılması
Ev hizmetlerinde yabancı işçi çalıştırmak isteyen kişilerin yabancının kendi ülkesindeki Türkiye Cumhuriyeti konsolosluğuna yapacağı başvuruyu takiben Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na yabancıyı çalıştırmak üzere çalışma izni talebinde bulunmaları gerekmektedir. (Yabancının ülkemizde 6 aylık ikametinin bulunması durumunda başvuru işveren tarafından direk Çalışma Bakanlığı'na yapılabilir. Bu durumda konsolosluk başvurusu gerekmez. ) Bakanlık, İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı'nın da görüşlerini alarak yaptığı değerlendirme sonucu çalışma izni talebinin uygun bulunması halinde yabancıya başvuran işverenin yanında çalışmak üzere çalışma izni verecektir. Çalışma izni verilen yabancı çalışma vizesi ile ülkeye girerek çalışabilecektir. Çalışma izinleri ilk seferinde 1 yıllık verilmekte olup işverenin talebi halinde önce 2 yıl, daha sonra 3'er yıllık olarak uzatılabilecektir. Yabancı çalıştıran işveren yabancıya asgari ücretin 1.5 katı tutarında ücret ödeyerek pirim ve vergi kesintilerini SGK ve Vergi Dairesi'ne yatırmakla sorumludur.
Yabancı çalıştırmanın cezası
01.02.2012 tarihinde yürürlüğe girecek yeni vize rejimi kaçak çalışmanın önlenmesine katkı sağlayacaktır. Ülkemizde özellikle ev hizmetlerinde, hasta ve çocuk bakımında çok sayıda kaçak işçinin çalıştırıldığı bilinmektedir. Daha önce üç aylık vize ile gelip, üç ay sonunda ülkelerine giriş- çıkış yaparak bir-kaç gün sonra tekrar Türkiye'ye girmek suretiyle yapılan ve yaptırılan kayıtdışı çalışma imkanı ortadan kalkmış olacaktır.
6 aylık ikametlerin il emniyet müdürlüklerince verilmesi ve ikamet konusunda sağlanan kolaylıklarla turistik amaçlı Türkiye'de uzun süre kalanlara imkan sağlanmış olacak, bu sayede çalışmak isteyen yabancıların başvuru yapmaları kolaylaşacaktır.
4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinler Hakkında Kanun'un 21'inci maddesi gereğince izinsiz yabancı çalıştıran işverenlere ve yabancılara 2012 yılında uygulanacak idari para cezaları;
- Çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştıran işverenlere her bir yabancı için; 6.795 TL,
- Çalışma izni olmaksızın bağımlı çalışan yabancıya; 679 TL,
- Çalışma izni olmaksızın bağımsız çalışan yabancıya; 2.717 TL,
yukarıda sayılan fiillerin tekrarı halinde idarî para cezaları bir kat artırılarak uygulanmaktadır.
(Dünya,25.05.2012)

Şirket Tasfiyesinde kar dağıtımı stopajı hk.özelge.


İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI  
Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı :  B.07.1.GİB.4.34.16.01/ GVK-94/6-
Konu :Tasfiye sonu kar dağıtımı vergilendirilmesi  hakkında.
İlgi  a)../05/2006 tarihli dilekçeniz.
b)../06/2006 tarihli yazımız.
c)../09/2006 tarihli dilekçeniz.

İlgide kayıtlı dilekçelerinizde sorulan hususlar Bakanlık Makamına intikal ettirilmiş olup, konu hakkında Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan alınan …/02/2008 tarih … sayılı yazıda;

“…Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasının 5 inci bendinde "... Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulur. Ancak öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farkları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilir; bu işlemler kar dağıtımı sayılmaz." hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Bilanço esasında ticari kazancın tespiti" başlıklı 38 inci maddesinin birinci fıkrasında ise, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı hükmüne yer verilmiştir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Tasfiye" başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında her ne sebeple olursa olsun tasfiye haline girmiş kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye döneminin geçerli olacağı, tasfiyenin kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlayacağı ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona ereceği, başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu 

dönemden sonraki her takvim yılı ve sonraki dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönemin bağımsız bir tasfiye dönemi sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan maddenin dördüncü fıkrasında ise tasfiye halindeki kurumların vergi matrahının tasfiye karı olduğu, tasfiye karının da tasfiye döneminin sonundaki servet değeri ile tasfiye döneminin başındaki servet değeri arasındaki olumlu fark olduğu, tasfiye karı hesaplanırken, ortaklara veya kurum sahiplerine tasfiye esnasında avans olarak veya diğer şekillerde yapılan her türlü ödemelerin tasfiye sonundaki servet değerine; mevcut sermayeye ilave olarak ortaklar veya sahipleri tarafından yapılan ödemeler ile tasfiye esnasında elde edilen ve vergiden istisna edilmiş olan kazanç ve iratların tasfiye döneminin başındaki servet değerine ekleneceği; beşinci fıkrasında da tasfiye döneminin başındaki ve sonundaki servet değerinin, kurumun tasfiye dönemi başındaki ve sonundaki bilançosunda görülen öz sermayesi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanununun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise vergiden muaf olan kurumlara dağıtılan (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz.) Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından, 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında da tam mükellef kurumlar tarafından, Türkiye'de bir iş yeri veya daimi temsilci aracılığıyla kar payı elde edenler hariç olmak üzere dar mükellef kurumlara veya kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan (Karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz.) ve Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar payları üzerinden bu Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi kesintisine tabi tutulanlar hariç olmak üzere vergi kesintisi yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendinde ise tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara, dar mükellef gerçek kişilere, dar mükellef kurumlara (Türkiye'de bir işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla kar payı elde edenler hariç) gelir ve kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından birinci fıkrada belirtilenler tarafından tevkifat yapılacağı hükme bağlanmıştır.

22.07.2006 tarih ve 2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile vergi kesintisi oranları,
- 5520 sayılı KVK 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı kar payları üzerinden %15,
- 5520 sayılı KVK 30 uncu madde üçüncü fıkrasında yazılı kar payları üzerinden %15,

Tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) %15                    - Tam mükellef kurumlar tarafından; dar mükellef gerçek kişilere ve gelir vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) %15 olarak belirlenmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalar uyarınca, daha önceki yıllarda şirket sermayesine eklenmiş olan geçmiş yıl karlarının, şirketin sermaye azaltımı yapması veya tasfiye edilmesi sebebiyle ortaklara dağıtılması durumunda, kar dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.
Öte yandan, daha önce sermayeye eklenmiş olan pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının, şirketin sermaye azaltımı yapması veya tasfiye edilmesi sebebiyle ortaklara dağıtılması halinde, işletmeden çekilen tutarların öncelikle kurumlar vergisine tabi tutulması, vergi sonrası dağıtılan kazancın da kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulması gerekmektedir. …” denilmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.Grup Müdür V.