.

.

13 Temmuz 2012 Cuma

Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu


RESUL KURT –Dünya Gazetesi-13/7/2012

 

1 kişi çalıştırana "4 kişi çalıştırma cezası" geliyor

Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30 Haziran tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak kısmen yürürlüğe girdi. Yürürlüğe girmeyen diğer maddeleri ise alt yapının hazırlanması için 6 ay, 1 yıl ve 2 yıl sonra yürürlüğe girecek.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre, 6331 sayılı Kanun'un
6.md si (iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri personel arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirilmesine ilişkin),
7.md si (iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için, bakanlıkça destek sağlanmasına ilişkin)
8.md si (işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarına ilişkin);

1) Kamu kurumları ile 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan  
     işyerleri için yayımı tarihinden itibaren 2 yıl sonra,
2) 50'den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için    
     yayımı tarihinden itibaren 1 yıl sonra,
3) Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girecek.

Yasa ile ülkemizde yeni bir dönem başladı ve bu yasada iş kazası olmadan önce önlem alınması ve işyerlerinde mevcut olan risk ve tehlikelerin belirlenmesi özelliği ile önleyici yapıda olduğu görülüyor.

Yeni İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu esasen Avrupa Birliği ve ILO mevzuatlarına uyum açısından önemli. Yasayla kapsam sorunu ve sayı sınırı kalkıyor. Elbette iş sağlığı ve güvenliğinde artık önleyici yaklaşım (proaktif) esas alınıyor. Bu yaklaşım, iş kazası olmadan önce önlem almaya yönelik olup, önemli bir değişimi gösteriyor.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu işverenlerin yükümlülükleri açısından değerlendirildiğinde;
- Temel yükümlülüğü olan çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak amacıyla her türlü tedbirin alınmasının yanında sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapması,
- İSG ile ilgili uygulamaları izleyip denetlemesinin yanında, uygunsuzlukların giderilmesi
- Risk değerlendirmesi
- Çalışanın işe uygunluğunu göz önüne alması,
olarak sayabiliriz.
***
Apartmanda oturanlar yandı
1- Yeni kanun, küçük-büyük ayrımı yapmadan bütün işyerlerine risk değerlendirmesi zorunluluğu getiriyor. Apartmanlar da dahil olmak üzere tüm işyerleri için iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yerine getirme zorunluluğu var. Ceza miktarları adil değil.
Örneğin, 3 bin kişinin çalıştığı işyerinde bir işyeri hekiminin olmaması 5 bin TL ceza iken, 2 kişinin çalıştığı kuaför dükkanına da işyeri hekimi olmadığında aynı ceza öngörülmüş. Ayrıca,apartmanlarda 1 kapıcı var,işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı çalıştırılmadığında bunun da cezası 5 bin TL. Bunlar her ay uygulanabilecek cezalar. Tabiri caizse kantarın topuzu biraz fazla kaçmış. 50 liralık apartman aidatını ödemekte zorlananlar, bu cezaları nasıl ödeyecek merak ediyorum doğrusu.

En azından az tehlikeli işyerlerinden 50 kişinin ve tehlikeli işyerlerinde de 30 kişinin altında işçi çalıştıran işyerlerinde işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğuna gerek olmamalıydı.

Yada bu işyerlerinde bu yükümlülükler tamamen devlet tarafından yerine getirilmeliydi. Örneğin, aile hekimi benzeri işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirilerek masrafları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından karşılanmalıydı.
Zira vergisini, KDV'sini, kirasını, ücretleri, sigorta primlerini ve çeklerini ödeyebilmek için dokuz doğuran esnafın, tüccarın, sanayicinin bu yükü kaldıracak hali yok.
***

2- İşyerlerine, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli ile çalışan temsilcisi bulundurulacak.Tam süreli hekimin çalıştığı bir işyerinde hemşire zorunluluğu kalkıyor. Ama 4 kişinin çalıştığı bir pideci dükkanına hemşire görevlendirme zorunluluğu getiriliyor. Ülkenin bunca hemşire ihtiyacı varken işyerlerine bu kadar hemşireyi nasıl yetiştireceğiz bilmiyorum.
Bir yandan herkese aile hekimi tahsis edilirken, memlekette aile hekimliği yapacak yeterli sayıda doktor bulunamazken, işyerleri bu kadar işyeri hekimini nereden bulsun. Hesapsız, kitapsız ve kağıt üzerinde harika şeyler yapılmış ama iş uygulamaya gelince bir anlam ifade etmiyor. Her pideci, her berber, her kasap, her tamirci işyeri hekimi çalıştırsa, elinizi sallasanız doktora değmesi lazım. Ama hastanelere bile yeterli sayıda doktor bulamayan bir memlekette berber, kasap, apartmanlar nereden doktor bulacak.
***

Bir kişi çalışan işyerleri 4 kişi daha çalıştıracak
3- İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve hemşire varken bir de destek elemanı ve çalışan temsilciliği geldi. Yani bir kişi çalıştıran bir işveren nerdeyse 4 yeni istihdam sağlayacak. Devletin kaldıramadığı bu yükü işverenler nasıl kaldırsın?

4- Kanun, işyeri hekimine mesleki bağımsızlık içinde çalış diyor ama maaşı işveren veriyor. Bağımsızlık tam olarak sağlanabilmiş değil. Bu durumda hiç bir meslek hastalığı ihbarı kolay kolay yapılmayacak.

5- Özel sektöre ceza yazılması kesin bir hüküm iken, "İdari para cezaları tüzel kişiliği bulunmayan kamu kurum ve kuruluşları adına da düzenlenebilir." deniliyor. Bu da ülkemizde çalışan özel kamu ayrımını gösteriyor ki, eşitliğe aykırıdır. Yine idari para cezalarında itiraz yolları da yasada düzenlenmiş olsa iyi olacaktı.

6- Hekimlerin çalışma süresi çok önemli. Yönetmelikle düzenlenecek ama işyerlerine çok süre ayırırsak sağlık sistemi hekim yetiştiremez. Türkiye'deki tüm doktorlar işyeri hekimliği yapsa dahi yetmeyecek. Özellikle işyeri hekimleri ile iş güvenliği uzmanlarının serbest çalışan kişiler olduğu dikkate alındığında çalışma sürelerini makul sınırlar içinde olmak koşuluyla serbestçe belirlemeleri gerekir.
***

Devlet, "tanımlayamadığı mesleklere" eğitim aldır diyor

7- Mesleki eğitim almayanlara cezalar çok yüksek. Türkiye'de bilinen 927 meslek var, ama sadece 170 tanımlanmış. Eğitimi verecek kurum yok. MEB yetişemiyor, mesleki yeterlilik kurumu daha teşkilatlanmasını tamamlayamadı. Nasıl olacak bu durum? İşveren her gün ceza ödeyecek.

Devlet üzerine düşen en basit tanımlama görevini bile yapamadı. Burada öncelikle müfettişlerin iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile mesleki eğitim eksikliğini tespit etmeleri halinde, bir kamu kurumu önererek mesleki eğitim aldırmaya çalışmalı ve işveren ancak mesleki eğitim aldırmaz ise ceza uygulanmalıdır.
Birçok işveren çalışanları için mesleki eğitim aldırmaya uğraşıyor, ancak uygulamada bu eğitimleri aldırabilecekleri kurumlar her yerde olmadığı gibi, her eğitim kurumu da her alanda eğitim vermiyor. Bir İK müdürü dostum İstanbul'daki tüm çıraklık eğitim merkezlerini aradı ama şirketindeki birçok meslek için mesleki eğitim aldıramadı. Yani 757 meslekten birinde eleman çalıştırıyorsanız ceza yemekten kaçmanız mümkün değil. Çünkü eğitim aldırmak imkanı yok ama bir denetim olursa cezası var.

8- Meslek hastalıklarının tanısı ve sonuçlanması büyük sorun. Hekimin eğitiminden başlayarak sigorta sistemine kadar toptan bir reforma ihtiyaç var.

9- Kayıt dışılık çözülmeden, İSG sistemini kuran işverenlere bir şekilde ödül verilmeden bu sorunu kökten çözmek mümkün değil. Önemli olan eğitmek ve eksikleri tamamlamak olmalı. Maalesef sistem cezalandırmak üzerine kurulmuş. Büyük sanayi ülkeleri iş sağlığı ve güvenliğinde artık çok farklı noktaya gelmiş durumdalar. Dünyadaki bu son gelişmeleri iyi okumak lazım, özellikle yönetmelikler yazılırken tüm işyerlerini atölye ya da fabrika gibi görmeyin.

Artık plazalarda, iş merkezlerinde ve sanayi sitelerinde de işyeri olabileceğini kabul ederek aynı iş merkezinde yüzlerce firmanın bulunduğunu kabul ederek burada risk değerlendirmesi nasıl yapılacak? Taşeronların durumu nasıl olacak, ortak alanlarda sorumluluk kimlere ait olacak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin en sağlıklı ne şekilde yapılabilecek gibi uygulamada yaşanan sorunlar ele alınmalıdır.

10- Mevcut teftiş sistemi ve SGK uygulaması meslek hastalığını ortaya çıkarmada yetersiz. Çünkü 320 (Teknik) iş müfettişi arasında sadece 1 hekim ve 1 eczacı var. Diğer (teknik) iş müfettişleri mühendis kökenli, burada sağlık nasıl değerlendirilecek? Yapılan tahlil ve çekilen filmlerin de bir mevzuatı yok, bu da önemli bir eksikliktir.

Bakanlık iş müfettişleri yeterli teknik ekipman ve donanıma kavuşturulmadığı için zor koşullarda görevlerini yerine getirmeye çalışıyor. Mutlaka araç-gereç-fiziki mekan gibi koşullar ile talep edilecek diğer imkanlar sağlanmalıdır. Müfettişler eğitici ve rehberlik edici olmalı ve mesleki eğitimleri bu yönde verilmelidir. Oysa devlet müfettişleri uyarıp eksikleri tamamlama yerine ceza yazma uzmanı olarak kullanıyor. Burada asıl amaç işyerlerini rehabilite etmek ve riskleri ortadan kaldırmak olması gerekirken, ceza yazmak oluyor maalesef.

İş sağlığı ve güvenliği yasası yürürlüğe girdi ama henüz birçok işveren getirilen düzenlemelerin farkında değil. Yakında cezalar yazılmaya başlanınca dananın kuyruğu kopacak. Birçok işyeri kapanınca artık iş kazası da olmayacak, iş sağlığı ve güvenliği sorunu da kalmayacak.


12 Temmuz 2012 Perşembe

BES Değişti.

AKİF AKARCA / DR.MEHMET ŞAFAK / VERGİNİN GÜNDEMİ

Bireysel emeklilikte vergi avantajları artırıldı, devlet katkısı sağlandı  12 Temmuz 2012 Perşembe 08:26


Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kabul edilerek 29.06.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6327 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sistemine katılanlara sağlanan vergi avantajları artırılmış, ayrıca devlet desteği sağlanmıştır. Bugünkü yazımızda gelir vergisi avantajı ve devlet katkısı üzerinde duracağız.
Bilindiği gibi bireysel emeklilik sistemi, 4632 sayılı, Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu'nun, başta Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere ilgili tüm kesimlerin görüş ve önerilerinin değerlendirildiği ortak bir metin ve sosyal güvenlik reformunun bir parçası olarak TBMM tarafından 28 Mart 2001 tarihinde kabul edilip, 7 Nisan 2001 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla sistem oluşmuştur. Kanun, yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra 7 Ekim 2001 tarihinde yürürlüğe girmiş ve sistem işlemeye başlamıştır.
Sisteme katılım
Sisteme medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip olanlar, belirli sebeplerle erken yaşta evlenmiş 15 yaşındaki kişiler de dahil, sisteme katılabilir. Sisteme katılım için herhangi bir işyerinde çalışma zorunluluğu yoktur. Sisteme katılacak kişiler, bireysel emeklilik şirketiyle bir emeklilik sözleşmesi imzalamak suretiyle sisteme girişlerini yaparlar. Sözleşme; katılımcıların sisteme girmesine, ayrılmasına, emekli olmasına, katkıların ödenmesine, bu katkıların bireysel emeklilik hesaplarında izlenmesine, fonlarda yatırıma yönlendirilmesine ve katılımcı veya lehtarlarına yapılacak olan ödemelere ilişkin esasları içerir. Katılımcıların ödedikleri katkı paylan, bireysel emeklilik şirketi tarafından oluşturulan ve katılımcıların seçtiği emeklilik yatırım fonlarında değerlendirilir. Katılımcılar katkı paylarının yatırıma yönlendirildiği bu fonları senede dört kez değiştirebilme hakkına sahiptirler. Bu hak sayesinde, zaman içerisinde piyasalarda veya kendi risk tercihlerinde oluşan değişikliklere göre bireysel emeklilik hesaplarındaki birikimlerinin bulunduğu fonları kısmen de olsa yönetebilme imkanına sahip olurlar.
Katılımcılar, Bireysel Emeklilik Sistemi'nde sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren en az 10 yıl (120 adet) prim ödedikten sonra emekli olmaya hak kazanırlar. Emekliliğe hak kazanan katılımcılar, kendilerine sağlanan vergi avantajlarından faydalanmak suretiyle hesaplarındaki birikimlerini toplu olarak alabilir veya kendilerine maaş bağlanmasını talep edebilirler.
Gelir vergisi avantajları
İşveren katkılarının desteklenmesi
Yapılan son değişiklik öncesinde işverenin gider yazabileceği bireysel emeklilik katkı payı çalışanın brüt ücretinin %10'u ile sınırlı iken, bu oran yüzde elli artışla, 6327 Sayılı Kanun'un 4'üncü maddesi ile değişen Gelir Vergisi Kanunu 40'ıncı madde 9'uncu bende göre %15 olmuştur. (Yürürlük 01.01.2013). Bent hükmüne göre, işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylan (İşverenler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen ve ücretle ilişkilendirilmeksizin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılacak katkı paylarının toplamı) ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15'ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. (Gerek işverenler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, gerekse Gelir Vergisi Kanunu'nun 63'üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında indirim konusu yapılacak prim ödemelerinin toplam tutarı, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15'ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz.)
Bendin son paragrafı da değiştirilmiş ve "Bakanlar Kurulu bu oranı yarısına kadar indirmeye, iki katma kadar artırmaya ve belirtilen haddi, asgari ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir" şeklini almıştır.
Bakanlar Kurulu kendisine verilen bu yetkiyi kullanarak halen asgari ücretin yıllık tutarının bir katı olan üst sınırı iki katına çıkarırsa, daha çok çalışan bu sistemden yararlanabilecektir.
Çalışanlara doğrudan sağlanan destek artırılmıştır.
6327 sayılı Kanun'un 5'inci maddesiyle değişen Gelir Vergisi Kanunu'nun 63'üncü maddesi 3'üncü bendine göre; (Yürürlük 01.01.2013) sigortanın Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortası poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primlerin %50'si ile ölüm, kaza, sağlık, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler gelir vergisi matrahından indirilir. (İndirim konusu yapılacak primler toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin %l5'ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Bakanlar Kurulu bu bentte yer alan oranları yarısına kadar indirmeye, iki katına kadar artırmaya ve belirtilen haddi, asgari ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yemden belirlemeye yetkilidir.)
01.01.2013 te yürürlüğe girecek bu değişikliklerle gerek hayat sigortaları gerekse bireysel emeklilik için ücret gelir vergisinin hesabında indirim konusu yapılacak prim miktarı artırılmıştır. Emeklilik ya da sigorta şirketi ile hayat sigorta poliçesi yapanlar ödedikleri primin %50'sini; ölüm kaza, hastalık, analık, işsizlik, doğum vb. sigortası yaptıranlar brüt ücretlerinin %15'ini indirime konu edebileceklerdir. Değişiklik öncesinde bu oranlar %10 ve %5 şeklindeydi.
Yıllık beyanname veren mükellefler
GVK 63'üncü madde ile çalışanlara sağlanan hayat ve sağlık sigortası prim desteği artışı yıllık beyanname veren gelir vergisi mükellefleri için de kabul edilmiştir. GVK'nın 89'uncu maddesinin (6327 sayılı Kanun'un 8'inci maddesi ile değişen) birinci fıkra 1'inci bendine göre; (Yürürlük 01.01.2013) Beyan edilen gelirin %15'ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla (Bu şartın tespitinde işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ile 63'üncü maddenin binci fıkrasının (3) numaralı bendi ve bu bent kapsamında indirim konusu yapılacak prim ödemelerinin toplam tutarı birlikte dikkate alınır) mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortalarına ödenen primlerin %50'si ile ölüm, kaza, hastalık, sağlık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleri gelir vergisi matrahından indirilir. (Sigortanın Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması, prim tutarlarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması ve gelirler arasında ücretler varsa bu ücretlerin daha önce vergileri hesaplanırken bu primlerin indirilmemiş olması şartıyla indirim yapılır. Çocukların ayrı beyanname vermeleri halinde, bunlara ait prim kendi gelirlerinden indirilir.)
Katılımcılara destek katkısı
Emeklilik sistemine sağlanan ve yukarıda açıklanan gelir vergisi desteğine ilaveten ilk defa ayrıca devlet katkısıyla da sisteme katılım ciddi ölçüde teşvik edilmektedir. 6327 Sayılı Kanun'la gelen devlet katkısı ile ilgili düzenleme şöyledir:
İşveren tarafından ödenenler hariç, katılımcı adına bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı paylarının yüzde yirmi beşine karşılık tutar, şirketler tarafından emeklilik gözetim merkezine iletilen bilgiler esas alınarak devlet katkısı olarak emeklilik gözetim merkezince hesaplanır. Devlet katkısı, müsteşarlık bütçesine konulan ödenekten katılımcıların ilgili hesaplarına şirketler aracılığıyla aktarılmak üzere emeklilik gözetim merkezine ödenir, Şu kadar ki, bir katılımcı için bir takvim yılında ödenen ve devlet katkısı tutarının hesaplanmasına esas teşkil eden katkı paylarının toplamı ilgili takvim yılına ait hesaplamaya ilişkin dönemin sona erdiği tarihte geçerli brüt asgari ücretin hesaplama dönemine isabet eden toplam tutarını aşamaz.
Bu ödenekten bütçenin diğer kalemlerine hiçbir şekilde aktarma yapılamaz. devlet katkısı, katkı payı ödemelerinden ayrı olarak takip edilir ve müsteşarlıkça belirlenen yatırım araçlarında yatırıma yönlendirilir.
Katılımcılardan bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra;
a) En az üç yıl sistemde kalanlar devlet katkısı ve varsa getirilerinin yüzde 15'ine,
b) En az altı yıl sistemde kalanlar devlet katkısı ve varsa getirilerinin yüzde 35'ine,
c) En az on yıl sistemde kalanlar devlet katkısı ve varsa getirilerinin yüzde 60'ına,
hak kazanır. Bu sürelerin hesabında emeklilik sözleşmesi esas alınır.
Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat veya maluliyet nedeniyle ayrılanlar devlet katkısı ve varsa getirilerinin tamamına hak kazanır. Devlet katkısı ve getirilerinden hak kazanılan tutarlar sistemden ayrılma veya emeklilik durumunda katılımcıya ödenir.
Vefat veya maluliyet hariç sistemden emekli olmadan ayrılan katılımcıların devlet katkısına ilişkin hesabındaki varsa hak kazanılmayan birikim tutarı genel bütçeye gelir kaydedilir veya katılımcılara yapılacak devlet katkısı ödemesine mahsup edilebilir. Hak kazanılmayan tutarlarla ilgili mahsuplaşma işlemleri ile bu işlemlerin gerçekleştirilme sürelerine ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığı'nın görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir. Devlet katkısının hesaplanmasına, ilgili hesaba ve hak sahiplerine ödenmesine, yatırıma yönlendirilmesine, ödeme ve yatırıma yönlendirme işlemlerinin yerine getirileceği sürelere ve bu madde uyarınca yapılacak diğer işlemlere ilişkin esas ve usuller müsteşarlıkça belirlenir.
Devlet katkısı ve getirilen haczedilemez, rehin edilemez, iflas masasına dahil edilemez.
Vergi tevkifat uygulaması düzeltildi
Bireysel emeklilik sistemine giren 2,5-3 milyon katılımcının emekli olarak veya 10 yıllık süreden önce sistemden çıkışında bireysel emeklilik şirketlerinden katılımcıya yapılacak (geri) ödeme sırasında gelir vergisi kesintisinin nasıl yapılması gerektiği uzun tartışma konusu olmuştu. Söz konusu geri ödeme tutarı temelde 2 kalemden oluşuyor; ilki, katılımcının sisteme yatırdığı katılım paylarının iadesi, ikincisi de katılımcının hesabının işletilmesi neticesinde oluşan neması.
Gelir İdaresi, gelir vergisi kesintisinin söz konusu ödemenin tamamı üzerinden, yani anapara ve faiz tutarının tamamı üzerinden yapılması gerektiğini, çünkü kanunun bunu öngördüğünü, katılımcılar ise anapara üzerinden stopaj yapılmasının işin özüne ve mantığına aykırı olduğunu savunuyorlardı 6327 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75'inci maddesinin ikinci fıkrasının (15) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"15. Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile sigorta ve emeklilik şirketleri tarafından;
a) On yıldan az süreyle prim veya aidat ödeyerek ayrılanlara ödenen irat tutarları,
b) On yıl süreyle prim veya aidat ödeyerek ayrılanlar ile vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara ödenen irat tutarları."
Böylece ana para üzerinden değil, sadece bunlardan elde edilen irad tevkifat kapsamına alınarak tartışmaya ve hatalı uygulamaya son verilmiştir. Yeni eklenen aşağıdaki bentte yer alan düzenlemeye göre; Devlet katkılarından elde edilen iradlar da tevkifata konu olacaktır. Yeni bent aşağıda olduğu gibidir.
"16. Bireysel emeklilik sisteminden;
a) On yıldan az süreyle katkı payı ödeyerek ayrılanlar ile bu süre içinde kısmen ödeme alanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarı (28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu kapsamında bireysel emeklilik hesabına yapılan Devlet katkılarının ödemeye konu olan kısımlarına isabet eden irat tutarı dahil.),
b) On yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile bu süre içinde kısmen ödeme alanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarı (4632 sayılı Kanun kapsamında bireysel emeklilik hesabına yapılan devlet katkılarının ödemeye konu olan kısımlarına isabet eden irat tutarı dahil),
c) Emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarı (4632 sayılı Kanun kapsamında bireysel emeklilik hesabına yapılan Devlet katkılarının ödemeye konu olan kısımlarına isabet eden irat tutarı dahil)."
"Bu maddenin ikinci fıkrasının (15) numaralı bendinde yer alan irat tutarı; varsa fesih ve iştira kesintisi indirilmeden önceki birikim tutarından, yatırıma yönlendirilen tutar indirilerek bulunur. Aynı fıkranın (16) numaralı bendinde yer alan irat tutarı; hak kazanılan devlet katkısı ve getirileri dahil ödemeye konu toplam birikim tutarından, (varsa ertelenmiş giriş aidatı indirilmeksizin) ödenen katkı payları ve devlet katkısının hak edilen kısmı indirilerek bulunur."
Kesilen vergilerin iadesi
6327 Sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi ile de 29.08.2012'den önce fazla kesilen verginin iadesine de imkan tanındı. Bu konuda Maliye Bakanlığı'nca 83.No.lu Gelir Vergisi Kanunu Sirküleri yayınlanmıştır. Anılan sirkülerde iade prosedürü açıklanmıştır.

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Şirketlerde nevi değişikliği ve sonuçları.



Şirketin nevi değiştirmesi durumunda külli halefiyet gereğince haklar ve borçlar değişen şirkete geçer (ttk. m. 152 c. son). Nevi değiştirme kesinlikle değişiklikten önce, şirketin taraf olduğu sözleşmelerin sona ermesine sebep olmaz.
Old 09-02-2009, 09:20 http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=35627
Engin Özoğul


Varsayılan

Danıştay 7. Dairesi, 29.09.1999 T, 1999/309 E, 1999/3119

"Kanunda belirtilen "nev'i değiştirme" hali en geniş anlamı ile
bir işletmenin bir hukuki şekilden diğer bir hukuki şekle çevrilmesi,
yani hukuki ve ekonomik devamlılığını sürdürerek başka bir ticaret
şirketi olarak, başka ve o ortaklık tipine uygun statü ve unvanla or-
taya çıkmasıdır. Yani bir şirketin nev'ini değiştirmesi, hukuki şekli-
ni değiştirmesi demektir.
Nev'i değiştirme, şirketin yalnız dış şeklinde ve iç yapısında
bir değişiklik meydana getirir; hükmi şahıs sıfatıyla bünyesinde bir
değişiklik meydana getirmez. Örneğin dış ilişkilerde limited şirket
anonim şirket vasfını alır, iç ilişkilerde ortaklık mevkileri şirketin
bu son vasfına göre değişir, idare hakları yönetim kuruluna geçer; de-
netim hakkı hususi bir organ tarafından kullanılır. Bu sebeplerle,
şirket hükmi şahsiyeti eskisi gibi aynen devam etmek şartıyla, şirke-
tin kalıp değiştirmesi söz konusudur. Nev'i değiştirmede eski şirketin
feshi ile bir yenisinin kurulması durumu mevcut değildir. Eski şirket
yeni şekilde devam eder ve sadece statü değişikliği yapılır. Şirketin
aktifinde kayıtlı taşınmazlarla ilgili olarak tapu kaydında unvan de-
ğişikliği yapılması da, bu hukuki durumun etkiyecek nitelikte değil-
dir.
Olayda, davacı şirketin, ... gün ve ... sayılı Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesi'de yayımlanan ana sözleşmesinden, Ankara Ticaret Sici-
li'nde kayıtlı ... Sürücüler Dil Eğitim ve Danışmanlık Limited Şirke-
ti'nin nev'inin Türk Ticaret Kanununun 152'nci maddesi uyarınca anonim
şirkete dönüştürülmesine ve anonim şirket olarak faaliyetine devam et-
mesine, şirket ortaklarınca karar verildiği; bütün aktif-pasif ve hu-
kuki vecibeleriyle anılan Kanun maddesi uyarınca nev'i değişikliği su-
retiyle mezkur limited şirketin devamının teşkil etmek ve hükmü şahsi-
yetini de devam ettirmek üzere bir anonim şirket kurulduğu anlaşılmak-
tadır.
Anonim şirket ana sözleşmesinin "Sermaye ve hisseler" başlığın-
daki 7'nci maddesinde, ... lira olan sermayenin tümünün ayni olarak
karşılandığı; ayni sermayenin Ticaret Kanununun 152'nci maddesine göre
nev'i değiştiren limited şirketin öz varlığı (ödenmiş sermaye) olup,
bu öz varlığın Ankara Asliye İkinci Ticaret Mahkemesinin ... gün ve
...; sayılı kararı ve ... tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildi-
ği; sahip olduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü; üzere limited şirketin öz varlığının davacı anonim
şirkete intikali söz konusu değildir. Sadece öz varlığın sahibinin hu-
kuki şekli değiştirilmiş, yani mal varlığına hukuki anlamda anonim
şirket unvanı giydirilmiştir.
Bu durumda, limited şirketin anonim şirkete dönüştürülmesi, es-
ki şirketin feshi, yeni bir şirket kurulması olarak kabul edilemeyece-
ğinden ve şirket mal varlığının intikali de söz konusu olmadığından,
nev'i değişikliği suretiyle, öz sermayesinin sahibinin limited şirket
yerine anonim şirket olması nedeniyle, damga vergisi tahakkuk ettiril-
mesi yerinde bulunmamış, anonim şirkete dönüşme sırasında yeniden bir
kuruluş sözleşmesi düzenlendiğinden bahisle yapılan tahakkuk işleminin
iptali istemiyle açılan davayı reddeden mahkeme kararında isabet gö-
rülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kara-
rının bozulmasına karar verildi"


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi - 16.04.1979 T, 1978/9965 E, 1979/5152 K (yeni kararlar da vardır kesin, karşıma ilk bu karar çıktı )

"TTK. ‘nun 152. maddesinin hükme bağladığı ( nev'i değiştirme) hali en geniş anlamı ile bir işletmenin bir hukuki biçimden diğer bir hukuki biçime çevrilmesi, yani hukuki ve ekonomik ( ayniyet ) ve ( devamlılığını ) sürdürerek başka bir ticaret şirketi olarak, başka ve ortaklık tipine uygun statü ve ünvanlar ortaya çıkması demektir. Nev'i değiştirme, şirketin yalnız dış şeklinde ve iç bünyesinde bir değişiklik husule getirir; tüzel kişilik sıfatı ile ( TTK. m. 137 ) bünyesi üzerinde müessir olmaz. Örneğin; olayımızda olduğu gibi, dış ilişkide kollektif şirket, anonim şirket vasfını alır, iç ilişkide ortaklık durumları bu son vasfına göre değişir, idare hakları idare meclisine ( TTK. m. 317 ) geçer, murakabe hakkı özel bir organ tarafından kullanılır ( TTK. m. 347, 353, 354 ) ve fakat hak ve borçların hâmili aynı tüzel kişiliktir; bunlar muhteva itibariyle değişse dahi, tüzel kişilik ayniyetini olduğu gibi muhafaza eder. O halde, özetlenecek olursa; nev'i değiştirme hali, şirketin hak ve borçlarında bir değişiklik husule getirmez; alacaklı ve borçlu olarak yine aynı tüzel kişilik ortada kalır, hak ve borçların hamili değişmiş olmadığı için, esasen şirket mamelekinin devri veya nakli yahut intikali de söz konusu değildir."
 http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=35627
 http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=35627

Mali tatilde kayıt ibrazı ve bilgi isteme.


5-Mali Tatilde Defter Belgelerin İbrazı, Vergi İncelemesi

5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (4) numaralı fıkrasında, "Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, malî tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez, mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmaz." hükmüne yer verilmiştir.

Söz konusu fıkra hükmü doğrultusunda mali tatil süresince;
Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının Talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler haricinde;
P  Mükelleflerin işyerlerinde incelemeye başlanılmayacak,
P  İnceleme amacı ile defter ve belgelerin ibrazı istenilmeyecektir.

Mali tatil süresinden önce başlanılmış olan bir incelemeye bu süreden önce ibraz edilen defter-belge üzerinde devam edilebilecek,
Mali tatil süresi zarfında:
P Mükelleften ilave defter, belge ve bilgi talep edilemeyecek,
P Mükellef veya vergi sorumlusu, inceleme sonucunda yapılacak tespitlerin yer aldığı tutanağı imzalamaya davet edilemeyecektir.


6-Mali Tatilde Bilgi İsteme ve Tebligat İşlemleri

5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (5) numaralı fıkrası, "Tatil süresince, vergi ve ceza ihbarnameleri ile mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç, bilgi isteme talepleri mükelleflere, vergi ve ceza sorumlularına bildirilmez. Ancak tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde süre, malî tatilin son gününden itibaren işlemeye başlar." Hükmünü taşımaktadır.

Söz konusu fıkra hükmü uyarınca;
P Vergi/ceza ihbarnameleri mali tatil süresi içinde mükellefler ile vergi ve ceza sorumlularına bildirilmeyecektir.
P Tebligatın mali tatil süresi içinde gerçekleşmiş olması halinde ise süre, mali tatil süresince işlemeyecek, mali tatilin son gününden itibaren işlemeye başlayacaktır.

İkmalen, re'sen veya idarece yapılmış olan tarhiyatlara karşı mükelleflerin kendilerine tanınan dava açma, cezada indirim ve uzlaşma talep etme haklarından herhangi birini kullanma süresi bu tarhiyatlara ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür.
P Mali tatil süresi içinde bu tür tarhiyatlara ilişkin ihbarnamenin tebliğ edilmiş olması halinde söz konusu süre mali tatilin son gününden itibaren işlemeye başlayacaktır.
P Mali tatil süresi içinde mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç bilgi isteme talepleri vergi ve ceza sorumlularına bildirilmeyecektir. Ancak tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde süre, mali tatilin son gününden itibaren işlemeye başlayacaktır.

Mahsup taleplerine yönelik bilgi isteme talepleri ise mali tatil süresi içerisinde de muhataplarına bildirilebilecek olup, gerek mali tatil süresinden önce gerekse de mali tatil süresi içerisinde gerçekleşen söz konusu bilgi isteme taleplerine ilişkin tebligat işlemlerinde sürenin, mali tatil nedeniyle uzaması söz konusu olmayacaktır.

3 Temmuz 2012 Salı

Yttk ya göre ltd sözleşmesi


Yeni kurulacak limited şirketlerin esas sözleşmeleri neleri içerecektir?

Bilindiği üzere 1 Temmuz 2012 tarihi itibariyle 6102 sayılı Yeni TTK, 6335 sayılı Yeni TTK'da değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun ile birlikte yürürlüğe girdi. 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren şirket kuruluşları Yeni TTK uyarınca yapılacaktır ve şirketler esas sözleşmelerini de Yeni TTK uyarınca hazırlayacaklarıdır. Bu yazımızda limited şirketlerin esas sözleşmelerinde yer alması gereken düzenlemeler ele alınacaktır.
Yeni TTK ile limited şirketlerle ilgi olarak önemli yenilikler getirilmiştir. Bunlardan kuruluşla ilgili olanlardan bazıları, tek ortaklı limited şirket kurulabilecek olması, asgari sermayenin 5.000.-TL'den 10.000.-TL'ye yükseltilmesi, sigorta şirketlerinin de limited şirket olarak kurulabilecek olması gibi yeniliklerdir.
Limited şirketlerin sözleşmeleri yazılı şekilde yapılmak zorundadır ve kurucuların imzalarının noterce onaylanması şarttır. (Yeni TTK md. 575) Yeni TTK ile, sözleşmelerde, zorunlu olarak yer alması gereken hükümler ile öngörülmeleri şartıyla bağlayıcı olan hükümler şeklinde iki ayrı düzenleme getirilmiştir. Şirket sözleşmesinde zorunlu olarak bulunması gereken hususlar aşağıdaki gibidir. (Yeni TTK md. 576)
-Şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunduğu yer.
-Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde, şirketin işletme konusu.
-Esas sermayenin itibarî tutarı, esas sermaye paylarının sayısı, itibarî değerleri, varsa imtiyazlar, esas sermaye paylarının grupları.
-Müdürlerin adları, soyadları, unvanları, vatandaşlıkları.
-Şirket tarafından yapılacak ilanların şekli.

6762 sayılı Eski TTK uyarınca ise; şirketin ticaret unvanı ve merkezi, işletmenin konusu, esas sermaye ile her ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarları, şirketin yapacağı ilanların şekli ve şirketin müddeti esas sözleşmede yer almak zorunda idi.
Yeni TTK ile Eski TTK arasında, esas sözleşmede yer alması zorunlu hususlarla ilgili önemli farklardan bir tanesi, Eski TTK uyarınca sözleşmede işletmenin konusunun belirtilmesi gerekir iken, Yeni TTK ile esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde şirketin işletme konusuna yer verilecektir. Eski TTK uyarınca limited şirketler, şirket sözleşmelerinde sayılan işletme konuları dışında kalan ticari bir işlemi yapamıyorlardı. Bu kurala da “ultra vires” denilmekteydi. Yeni TTK ile bu kural kaldırılmaktadır. Böylelikle, limited şirketler yalnızca esas sözleşmelerinde yer alan faaliyetlerle sınırlı kalmayacaktır. Esas sermaye payının sayısının ve itibari değerinin belirtilmesi gereği bu payı anonim şirket payına özdeş kılmamakta ve yaklaştırmamaktadır. Gerekçede de bu husus vurgulanmıştır. Bir diğer yenilik ise, müdürlerin adları, soyadları, unvanları ve vatandaşlıklarının esas sözleşmede bulunması zorunluluğudur. Kanaatimizce, müdürlerin vatandaşlıklarının esas sözleşmede yer alacak olmasının temelinde, yabancı ortaklı firmalarının müdürlerinden bir tanesinin Türk vatandaşı olması zorunluluğundan kaynaklanmaktaydı. Ancak 6335 sayılı Kanun ile bu zorunluluk kaldırılmıştır.

Aşağıdaki hususlar ise şirket sözleşmesinde öngörülmek şartıyla bağlayıcı olacaktır.
-Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kanuni hükümlerden ayrılan düzenlemeler.
-Ortaklara veya şirkete, esas sermaye payları ile ilgili olarak önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları tanınması.
-Ek ödeme yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli ve kapsamı.
-Yan edim yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli ve kapsamı.
-Belirli veya belirlenebilir ortaklara veto hakkı veya bir genel kurul kararının oylanması sonucunda oyların eşit çıkması hâlinde bazı ortaklara üstün oy hakkı tanıyan hükümler.
-Kanunda ya da şirket sözleşmesinde öngörülmüş bulunan yükümlülüklerin hiç ya da zamanında yerine getirilmemeleri hâlinde uygulanabilecek sözleşme cezası hükümleri.
-Kanuni düzenlemeden ayrılan rekabet yasağına ilişkin hükümler.
-Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel hak tanıyan hükümler.
-Genel kurulda karar almaya, oy hakkına ve oy hakkının hesaplanmasına ilişkin kanuni düzenlemeden ayrılan hükümler.
-Şirket yönetiminin üçüncü bir kişiye bırakılmasına ilişkin yetki hükümleri.
-Bilanço kârının kullanılması hakkında kanundan ayrılan hükümler.
-Çıkma hakkının tanınması ile bunun kullanılmasının şartları, bu hâllerde ödenecek olan ayrılma akçesinin türü ve tutarı.
-Ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin özel sebepleri gösteren hükümler.
-Kanunda belirtilenler dışında öngörülen sona erme sebeplerine dair hükümler. (Yeni TTK 577)
Bu düzenleme Eski TTK'da bulunmamakta idi. Yeni TTK ile getirilen bu düzenleme ile, kurucular, şirket sözleşmesine, emredici kurallara aykırı olmamaları kaydıyla, istedikleri hükümleri koyabileceklerdir. Ancak, bağlayıcı olabilmeleri için bazı hükümlerin şirket sözleşmesinde öngörülmesi gerekir; aksi durumda, şirketler hukuku yönünden bağlayıcı olmayacaktır. Örneğin, esas sermaye paylarını bağlamlı konuma getiren, yani kanun hükümlerinden ayrılan devir sınırlamaları koyan, önalım, alım, önerilme (devirden önce diğer ortaklara önerme) hakları, ek ödeme yükümlülükleri vs. ancak şirket sözleşmesiyle konulabilecektir. Bu tür hükümler şirket sözleşmesi dışında öngörülmüşse, ancak bir borçlar hukuku sözleşmesinin hükümlerini doğuracaktır.

Ayni sermaye, ayınların veya işletmelerin devralınması ve özel menfaatler hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanacaktır. Şirket sözleşmesi, 6102 sayılı bu Kanunun limited şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça cevaz verilmişse sapabilir. Diğer kanunların öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı nitelikteki şirket sözleşmesi hükümleri, o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar. (Yeni TTK 578 ve 579)
Yeni TTK ile limited şirketlere yönelik birçok değişiklik getirilmiş olup, yukarıda esas sözleşme bakımından getirilen düzenlemeler incelenmiştir. Halihazırda mevcut bulunan limited şirketlerin de esas sözleşmelerini 01.07.2013 tarihine kadar Yeni TTK'ya  uyarlamaları gerekmektedir. 
 Ekrem Öncü.

30 Haziran 2012 Cumartesi

YTTK 60 soru İstanbul Ticaret Gazetesinden.


1. Yeni TTK’ya göre Anonim Şirketler (A.Ş.) en az kaç kişi ile kurulabilir? Yeni TTK’ya göre; anonim şirketler, bir veya birden fazla gerçek ya da tüzel kişi tarafından kurulabilecek. Ayrıca bu düzenleme kapsamında mevcut A.Ş.’lerin paylarının tek elde toplanması halinde de tescil ve ilan ile şirketin mevcudiyetinin devamına imkan yaratıldı.
2. Yeni TTK’ya göre A.Ş.’ler asgari ne kadar sermaye ile kurulabilir? Sermayenin ödenmesi için öngörülen süreler nelerdir? Yeni TTK’ya göre, esas sermaye sistemini benimseyen anonim şirketlerde başlangıç sermayesinin 50 bin TL olması esası korunurken, kayıtlı sermaye sistemini benimseyen anonim şirketlerde bu sermaye miktarı 100 bin TL olarak belirlendi.Kuruluşta nakit ödeneceği kabul edilen en az yüzde 25 ile payların çıkarma primlerinin tamamının tescilden önce ödenmesi koşuluyla pay bedellerinin şirketin tescilinden itibaren 24 ay içinde ödenmesi gerekir.
3. A.Ş.’lerin kuruluş aşamaları nelerdir?
1.Ayni sermaye konuluyorsa Asl.Tic.Mah.’nce atanacak bilirkişiden “Değerleme Raporu” alınmalı.
2. Esas sözleşme hazırlanarak, imzaları noterden tasdik edilmeli.
3.Noter esassözleşmeyi inceleyerek,sermayenin tamamının taahhüt edildiğine ilişkin şerh düşmeli.
4. Esas sermayeyi oluşturan payların tamamının nakden ödenmesi taahhüt edilmiş ise payların itibari değerinin yüzde 25’inin şirket adına bir bankaya yatırıldığına dair banka mektubu alınmalı.
5. Ayni sermayeye konuyorsa, tapu, trafik vb. ilgili sicile şerh konulduğuna dair belge alınmalı (Kuruluşu, Bakanlık iznine bağlı bir şirket ise bu aşamada izin için başvuru yapılmalı).
6. Kurucular beyanı hazırlanmalı, işlem denetçisi atanmalı (ve kuruluşu Bakanlık iznine tabi bir şirket ise bu izin alınmalı).
7. Kuruluş belgeleri, işlem denetçisi tarafından incelenerek rapor düzenlenmeli.
8. Esas sözleşmenin imzalarının noterce tasdikinden (veya Bakanlık izni gereken şirketlerden ise izin tarihinden) itibaren 30 gün içinde tescil ve ilan için şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne başvurulmalı.
9. Esas sözleşmedeki imzaların onayı ile kurulan şirket, tescil ile tüzel kişilik kazanmaktadır.

4. Kimler işlem denetçisi olabilir? İşlem denetçisi hangi konuları denetleyecek? Kimlerin işlem denetçisi olabileceği, onların çalışma esasları, düzenleyecekleri raporlar ve bu raporların içeriği Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca çıkarılacak bir tebliğle düzenlenecek ve Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından kamuoyuna duyurulacak.İşlem denetçisi:
- Payların tamamının kurucular tarafından taahhüt edilip edilmediğini,
- Nakdi sermaye konuluyorsa %25’inin şirket adına bir bankaya yatırıldığına dair banka mektubunun kuruluş belgeleri arasında olup olmadığını,
- Ayni sermayeye konuluyorsa bunların değerlerine ilişkin değerleme raporlarının mahkemece onaylanıp onaylanmadığını,
- Kuruluş belgelerinin hazır olup olmadığını,
- Noterden alınması gereken onaylar ve izinlerin eksik olup olmadığını,
- Kurucular beyanı ile ilgili uygunsuzluğun olup olmadığını inceleyecek.

TESCİLİ YAPILMAYANLARA ÖZEL DÜZENLEME 5. Yeni TTK’ya göre kurulacak A.Ş.’ler hangi tarihte tüzel kişilik kazanmış sayılacak? Eski kanuna göre kurulmasına başlananların durumu ne olacak?Anonim şirket, esas sözleşmedeki imzaların noterce onaylanmasıyla kurulmuş sayılıp, ticaret siciline tescille tüzel kişilik kazanacak. Yeni kanunda kuruluş işlemlerine 1 Temmuz 2012 tarihinden önce başlanıp, bu tarihten önce tescili yapılmamış şirketler bakımından özel bir düzenleme getirildi. Buna göre eğer bir anonim şirketin esas sözleşmesi 1 Temmuz 2012 tarihinden önce yapılmış, kurucuların imzaları da bu tarihten önce noterden onaylatılmışsa ve anılan onay tarihinden itibaren bir ay içinde şirketin tescili için başvuru yapılmışsa, bu şirketin kuruluşuna 6762 sayılı önceki kanun hükümleri uygulanacak.
6. Ultra vires nedir? Yeni TTK’da uygulaması nasıl olacak?Şirketlerin esas sözleşmedeki işletme konuları dışında da işlem yapabilmeleri esası (ultra vires yasağının kaldırılması) geçerli olacak. Yeni TTK ile “ultra vires” olarak adlandırılan bu kural kaldırıldı. 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren şirketler işletme konuları dışında işlemler yapabilecek. Yeni TTK’ya göre, anonim şirketlerde işletme konusu dışındaki işlemlerin de şirketi bağlayacağı düzenlendi ve bu kurala bir istisna getirildi. İşlemi şirketle yapan üçüncü kişi, bu sırada işlemin işletme konusu dışında kaldığını biliyorsa veya bilebilecek durumdaysa, bu durumda işlem şirketi bağlamayacak. Şirketin esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından tek başına yeterli değil.
YÖNETİM KURULU 7. A.Ş.’lerde yönetim kurulu en az kaç kişiden oluşacak ve kimler yönetim kurulu üyesi olabilecek? Yeni TTK ile getirilen tek kişiyle şirket kurulabilmesi esasına uygun olarak yönetim kurulu da bir veya daha fazla kişiden oluşabilecek. Bu kişi veya kişilerin pay sahibi olması zorunlu değil. Ayrıca yeni TTK ile tüzel kişiler de yönetim kurulu üyesi olabilecekler. Bu halde tüzel kişinin yönetim kurulunda oy kullanabilmesi için tüzel kişiyi temsil edecek gerçek kişinin ticaret sicilinde tescil ve ilan ve ayrıca internet sitesinde bu temsilcinin ilan edilmesi gerekir.
TÜRKİYE’DE YERLEŞİK OLMA ZORUNLULUĞU 8. Yönetim kurulu üyelerinin yüksek öğrenim görmüş ve T.C. vatandaşı olmaları zorunlu mu? Yeni TTK kurumsallaşmayı temin etmek gayesiyle anonim şirket yönetim kurulu üyelerinden en az dörtte birinin yükseköğrenim (önlisans) mezunu olmasını şart koşuyor. Ancak yönetim kurulunun tek üyesi varsa bu zorunluluk aranmayacak. Yine yeni kanun uyarınca şirketi temsile yetkili en az bir yönetim kurulu üyesinin Türkiye’de yerleşik bulunması ve Türk vatandaşı olması gerekir. Dolayısıyla tek kişilik bir anonim şirkette yönetim kurulunun tek üyesinin yükseköğrenim mezunu olması şart değil; ancak bu kişinin Türk vatandaşı olması ve Türkiye’de yerleşik olması zorunlu.
9. Yönetim kurulu görev süresi ne kadardır? Yönetim kurulu üyeleri eski kanunda olduğu gibi en çok üç yıl süreyle görev yapmak için seçilebilecek. Ancak esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı sürece aynı üyeler yeniden seçilebilecekler.
10. Yeni TTK yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmalarıyla ilgili ne gibi değişiklikler getiriyor? Yeni TTK uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ile ilgili olarak genel kurulda gündeme bağlılık ilkesine istisna getirildi. Dolayısıyla esas sözleşmeyle atanan veya genel kurul kararıyla seçilen yönetim kurulu üyeleri genel kurul gündeminde görevden almaya ilişkin bir madde bulunmasa dahi haklı bir sebebin varlığı halinde genel kurul tarafından görevden alınabilecek. Yeni kanun ile tüzel kişi de yönetim kurulu üyesi olabileceğinden, tüzel kişinin temsilcisi olarak tescil ettirdiği gerçek kişiyi istediği an görevden alabileceği esası getirildi.
Ayrıca yönetim kurulu üyesine azli halinde tazminat isteyebilme hakkı tanındı.

MEVCUT YÖNETİM KURULU DEVAM EDEBİLİR 11. Eski TTK döneminde atanan yönetim kurulu üyeleri görevlerine devam edebilecek mi? Yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan yönetim kurulu üyeleri, görevden alınmaları veya yönetim kurulu üyeliğinin başka bir sebeple boşalması hali hariç, görev süreleri sonuna kadar görevlerine devam edecekler. Ancak tüzel kişinin temsilcisi olarak yönetim kurulu üyeliği yapan gerçek kişinin yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içinde (1 Ekim 2012 tarihine kadar) istifa etmesi, onun yerine tüzel kişinin ya da başkasının seçilmesi gerekecek.
12. Yeni TTK’da yönetim kurulu toplantı ve karar yeter sayısı nasıl düzenlendi?
Yönetim kurulunun toplantı nisabı, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde üye tam sayısının çoğunluğu, karar nisabı ise toplantıda hazır bulunanların çoğunluğu olacak. Oylarda bir eşitlik bulunması halinde ilgili önerinin görüşülmesi bir sonraki toplantıya bırakılacak, eğer bu ikinci toplantıda da çoğunluk sağlanamazsa öneri reddedilmiş sayılacak.

ELEKTRONİK ORTAMDA TOPLANTI 13. Yönetim kurulu toplantıları elektronik ortamda yapılabilecek mi? Bu şekilde yapılan yönetim kurulu toplantılarında vekil aracılığıyla oy kullanılabilir mi? Yeni kanun uyarınca esas sözleşmede öngörülmüş olması kaydıyla yönetim kurulu toplantıları elektronik ortamda yapılabilecek. Bu şekilde yapılan toplantılarda alınan kararların geçerli olabilmesi için üyelerin fiziken mevcut olduğu toplantılarda aranan nisapların aynı şekilde sağlanması gerekir. Eski kanunda olduğu gibi, yönetim kurulu üyeleri ne fiziken mevcut bulundukları toplantılarda, ne de elektronik ortamda yapılan toplantılarda birbirleri yerine oy kullanamayacaklar ve toplantılara vekilleri aracılığıyla katılamayacaklar.
14. Yönetim kurulu üyelerinin hakları nelerdir?Bu kanun uyarınca yk üyelerinin şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında,a. Bilgi isteme   b. Soru sorma  c. İnceleme yapma hakları bulunuyor.
Bu bağlamda üyeler yönetim kurulu toplantılarında ve toplantılar dışında yönetim kurulu başkanının izniyle şirket yönetiminde görevlendirilen kişi ve komitelerden bilgi alabilir, bunlara soru sorabilir. Yönetim kurulu üyeleri ayrıca yönetim kurulu toplantısına şirketle ilgili herhangi bir defter veya defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin getirilmesini isteyebilir.
Yönetim kurulu üyesinin yazılı olarak başkandan yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını isteme hakkı yeni kanunda da korundu. Bununla birlikte, yönetim kurulu üyelerinin tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak kaydıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık paydan kâr gibi mali hakları bulunuyor.

YÖNETİM KURULU ÜYESİ BİLGİ ALAMAZSA…15. Bir yk üyesi bilgi alma ve inceleme hakkı engellendiği takdirde hangi yolu izleyecek? Yönetim kurulu başkanı bir üyenin bilgi alma ve inceleme istemini reddederse, konu iki gün içinde yönetim kuruluna getirilir. Kurul toplanamaz yahut bilgi alma veya inceleme istemini reddederse ilgili üye şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Tic.Mah.’ne başvurabilecek. Mahkemenin bu konudaki kararı kesindir.
GENEL KURUL 16. Olağan genel kurul toplantıları hangi süre içinde yapılacak ve bu toplantılara kimlerin katılması zorunlu olacak? Olağan genel kurul toplantılarının her faaliyet dönemi sonundan itibaren 3ay içerisinde yapılacağı esası yeni kanunda da korundu. Ayrıca yeni TTK ile tüm yk üyelerinin gk a katılma hakkı korunarak, murahhas üyeler ile en az 1 yk üyesine genel kurul toplantısında hazır bulunmaları şartı getirildi. Bunun yanında, bağımsız denetçi ile kendilerini ilgilendiren konularda işlem denetçileri de genel kurulda hazır bulunacaklar.
PAY SAHİPLERİ GÜÇLENİYOR 17. Yeni kanunda genel olarak pay sahibinin hakları nelerdir? Yeni kanun getirdiği düzenlemelerle, pay sahiplerinin konumunu güçlendiriyor. Mevcut pay sahipliği haklarına eklenen birleşme dışı şirketten çıkma hakkı ile bilgi alma ve inceleme hakkının yanı sıra şarta bağlı sermaye artırımında önerilme hakkı, özel denetçi atanması talep hakkı, şirketin feshini talep hakkı, birleşme, bölünme ve tür değiştirme iptali veya bu işlemler açısından sorumluluk davası gibi yeni haklar, pay sahibinin konumunu güçlendiriyor.
18. Yeni kanun ile azlığa hangi haklar tanındı?YTTK kapsamında azlığa tanınan en önemli hak, haklı nedenle şirketin feshini talep hakkıdır. Bunun yanında genel kurulu olağan toplantıya çağırmayı isteme/zaten toplanacak ise gündeme madde ekleme hakkı, özel denetçi atanmasını talep hakkı ile nama yazılı pay senetlerinin bastırılmasını talep hakkı azlığa tanınan diğer haklardır.
ŞİRKET VARLIĞININ TOPTAN SATIŞI 19. Yeni TTK’da genel kurulun görev ve yetkilerindeki temel değişiklik nedir?Yeni kanun genel kurulu, önceki kanundaki yetkilerinin yanında, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı konusunda da yetkilendiriyor ve genel kurulun bu yetkisini devredemeyeceğini öngörüyor.
20. Yeni kanun genel kurul kararlarında aranan nisaplara ilişkin bir değişiklik öngörüyor mu? Yeni TTK, genel kurulun sermayenin dörtte birini karşılayan pay sahiplerinin varlığıyla toplanacağı prensibini muhafaza ediyor, ancak bu nisabın toplantı süresince korunması şartını getiriyor. Bunun yanında, ilk toplantıda bu çoğunluğa ulaşılamadığı takdirde ikinci toplantının yapılması için nisap aranmayacağı esası korunuyor. Esas sözleşme değişikliklerine ilişkin kararların da kural olarak şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda oyların çoğunluğu ile alınacağı esası yeni kanunda da korunuyor. Buna karşılık, şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi, imtiyazlı pay oluşturulması ve nama yazılı pay devrinin sınırlandırılabilmesi kararlarının ancak esas sermayenin yüzde 75’inin olumlu oyu ile alınabileceği kabul edildi. Ayrıca rüçhan haklarının sınırlandırılması için aranan çoğunluk yeni kanunda esas sermayenin yüzde 60’ı olarak belirlendi. Bu nisaplar esas sözleşme ile ağırlaştırılabilecek.
21.  Yeni TTK’ya göre limited şirketler en az kaç kişi ile kurulabilir? Tek ortaklı limited şirket kurulabilmesi kabul edildi. Bu kişi gerçek veya tüzel kişi de olabilecek. Ancak ortak sayısı eski düzenlemede olduğu gibi üst sınır olarak 50’den fazla olamayacak.
22.YTTK’ya göre ltd şirketler asgari ne kadar sermaye ile kurulabilir? Sermayenin ödenmesi için öngörülen süreler nelerdir? Limited şirket esas sermayesi 10 bin TL’ye çıkarıldı. Asgari sermayesi 10 bin TL altında olan şirketlerin, 14 Şubat 2014 tarihine kadar sermayelerini 10 bin TL’ye yükseltmeleri gerekir. Yükseltmemeleri halinde infisah etmiş sayılacaklar.
23. Ltd şirketlerin kuruluş aşamaları nelerdir?1.Kurulacak şirkete ayni sermaye konuluyor ise (gayrimenkul, marka, patent, makine vb.) varlıklar sermaye olarak konuluyor ise değerlerinin bilirkişilerce belirlenebilmesi için Asl.tic.mhk ye Tic.Mahk.’nden değerleme raporu alınmalı.
2.Ayni serm.konulması halinde tapu,trafik vb. sicile şerh konularak şirket adına kayıt ettirilmeli.
3. Şirket sözleşmesi yazılı olacak şekilde hazırlanmalı, kurucular tarafından imzalandıktan sonra imzalar noter tarafından tasdik edilmeli.
4. Kurucular tarafından kurucular beyanı hazırlanmalı.
5. Esas sermayeyi oluşturan payların tamamının nakden ödenmesi taahhüt edilmiş ise payların tamamı ve nakden ödenmeli.
6. Şirketin tescili için tüm ortakların ad soyadları veya ünvanları, yerleşim yerleri ile vatandaşlıklarını sermaye payları ve ödedikleri toplam tutar, müdürlerin kimlik bilgileri ile temsil yetkilerini içeren ve tüm müdürlerin kimlik bilgileri ile temsil yetkilerini içeren ve tüm müdürler tarafından imzalanan başvuru dilekçesi hazırlanmalı.
7. Şirket sözleşmesinin imzalarının noterce tasdikinden itibaren 30 gün içinde başvuru dilekçesi (ekinde kurucular beyanı, şirket sözleşmesi, müdürler ile denetçilerin seçimine ilişkin belge) ile tescil ve ilan için şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne başvurulmalı.

24. Limited şirketlerin kuruluş işlemleri denetlenecek mi? Yeni kanuna göre limited şirketin kuruluş işlemleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca gerekli görülmesi halinde işlem denetçisi tarafından denetlenecek.
25. Yeni TTK’ya göre kurulacak limited şirketler hangi tarihte tüzel kişilik kazanmış sayılacak? Eski kanuna göre kurulmasına başlananların durumu ne olacak? Kurucuların şirket sözleşmesindeki imzalarının noterce onaylandığı ve taahhüt edilen ödemelerin yapılması ile kurulmuş sayılacak, ticaret siciline tescil ile de tüzel kişilik kazanacak. Kuruluş işlemlerine 1 Temmuz 2012’den önce başlayıp, bu tarihten önce tescili yapılmamış şirketler için özel bir düzenleme getirildi. 1 Temmuz 2012 tarihinden önce yapılmış, kurucuların imzaları da bu tarihten önce noterden onaylatılmışsa ve anılan onay tarihinden itibaren bir ay içinde şirketin tescili için başvuru yapılmışsa, bu şirketin kuruluşu 6762 sayılı kanun hükümlerine tabidir.
26. Eski TTK döneminde kurulmuş olan ve asgari sermaye sınırı altında kalan şirketlerin durumu ne olacak? Sermayenin ödenmesi için öngörülen süreler nelerdir?Limited şirket esas sermayesi 10 bin TL’ye çıkarıldı. Asgari sermayesi 10 bin TL altında olan şirketlerin, 14 Şubat 2014 tarihine kadar sermayelerini 10 bin TL’ye yükseltmeleri gerekir. Yükseltmemeleri halinde infisah etmiş sayılacaklar.
2.2 YÖNETİM VE TEMSİL 27. Limited şirketlerde yönetim ve temsil için atanacak asgari müdür sayısı kaçtır? Kimler müdür olabilecek? Şirketi yönetmek ve temsil etmek için ortaklardan en az biri ya da şirket dışından biri müdür olarak seçilmeli; istenmesi halinde birden fazla kişinin müdür olarak atanması mümkün. Yeni düzenleme ile tüzel kişi ortakların müdür olarak seçilmelerine imkan tanındı. Şirket ortaklarından en az birinin, şirketi yönetme hakkının ve temsil yetkisinin bulunması, tek müdür mevcut ise o kişinin, birden fazla müdür var ise birinin yerleşim yerinin Türkiye olması ve bu müdürün şirketi tek başına temsile yetkili olması zorunluluğu getirildi. Şirketin birden fazla müdürünün bulunması halinde, bunlardan biri şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın,genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı olarak atanacak.
28. Müdürlerin yüksek öğrenim görmüş ve T.C. vatandaşı olmaları zorunlu mu? Şirket müdürlerinden en az birinin yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması ve bu müdürün şirketi tek başına temsile yetkili olması gerekir. Müdürlerin yüksek öğrenim görmüş olma zorunluluğu bulunmuyor.
29. Müdürlerin görev süresi ne kadardır? Görevden alma süreci nasıl düzenlendi?Müdürlerin görev süreleri ile ilgili yeni ve eski kanunda herhangi bir düzenleme yapılmadı. Şirket müdürleri genel kurulda belirlenen süreler içinde görev yapabilir. Bu sürenin 1, 3, 5, 10 yıl olarak belirlenmesi mümkün.
30. Eski TTK döneminde atanan müdürler görevlerine devam edebilecek mi? Tüm ortakların müdür sıfatını haiz olduğu şirketlerde durum nasıl olacak? 1 Temmuz 2012 tarihi öncesinde, şirket sözleşmesi ile veya genel kurul tarafından müdür olarak seçilen kişilerin görevleri devam edecek.Eski kanunda müdür atanmadan da tüm ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idare ve şirketi temsil etme hakları bulunmaktaydı. Yeni kanunda ise müdür veya müdürlerin şirket sözleşmesiyle ya da genel kurul tarafından atanması şartı getirildi. Tüm ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idare ve şirketi temsil ediyorlarsa, bu durumda en geç 1 Ekim 2012 tarihine kadar şirket genel kurulunca müdür veya müdürlerin seçilmesi gerekir.
31. Birden fazla müdür olması halinde karar yeter sayısı nasıl düzenlendi?Yeni düzenlemede müdürler birden fazla ise biri, genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı olarak atanmalı. Birden fazla müdürün olması halinde, kararlar çoğunlukla alınacak, eşitlik halinde ise başkanın oyu üstün sayılacak.
32. Müdürler kurulu toplantıları elektronik ortamda yapılabilecek mi?Yeni düzenlemede şirket sözleşmesinde düzenlenmiş olması şartıyla müdürler kurulu toplantıları, tüm müdürlerin elektronik ortamdan katılımıyla yapılabileceği gibi, bazı müdürlerin fiziken mevcut bulundukları bir toplantıya diğer müdürlerin elektronik ortamdan katılımlarıyla da yapılması mümkün.
33. Müdürlerin bilgi alma ve inceleme hakkı nasıl kullanılacak? Müdürlerin şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi alma, inceleme ve soru sorma hakları düzenlendi. Bu haklarla ilgili müdürler kurulu başkanı veya diğer bir müdür tarafından engellenen müdürlere şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurma hakkı tanındı. Mahkemenin bu konudaki kararının kesin olduğu da hükme bağlandı.
34. Olağan genel kurul toplantıları hangi süre içinde yapılabilir ve bu toplantılarda ortakların temsili nasıl olacak?Yeni TTK’ya göre limited şirketlerde olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Her ortak kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir.
35. Ortaklar bilgi alma ve inceleme hakkını nasıl kullanacaklar?Limited şirket ortakları, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini şirket müdüründen isteyebilecek ve belirli konularda inceleme yapabilecekler.Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verecek.Genel kurul, bilgi alınmasını,incelemeyi haksız yere engellerse,ortağın istemi ile mahkeme bu hususta karar verir.
36. Genel kurulu toplantıya çağrı usulü nedir? Toplantılar elektronik ortamda yapılabilecek mi?Limited şirketlerde genel kurul, toplantı gününden en az 15 gün önce ortaklara haber verilmek kaydı ile şirket müdürleri tarafından toplantıya çağrılır. Şirket sözleşmesi bu süreyi uzatabilir veya 10 güne kadar kısaltabilir. Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla limited şirket genel kurullarına da uygulanır.Buna göre; genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan ilanla çağrılır. Pay defterinde yazılı pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabilirler. Ticaret şirketleri ile gerçek ve tüzel kişi diğer tacirlere ilişkin olarak, yeni TTK’nın zorunlu tuttuğu bütün işlemler elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile de yapılabilir. Bu işlemlerin dayanağı olan belgeler de aynı usulle elektronik ortamda düzenlenebilir. Bu anlamda, -esas sözleşmede düzenlenmiş olması şartıyla- limited şirket genel kurulları da elektronik ortamda yapılabilecek.
37. Borçlanma yasağı nedir?Yeni TTK, iştirak taahhüdünden doğan borç hariç, pay sahiplerinin şirkete borçlanmasını yasakladı. Ancak, bahse konu borcun şirketle, şirketin işletme konusu ve pay sahibinin işletmesi gereği olarak yapılmış bulunan bir işlemden doğmuş olması ve emsalleriyle aynı veya benzer şartlara tabi tutulması halini yasak kapsamı dışına çıkardı.
38. Borçlanma yasağına aykırı davranışın sonuçları nelerdir?Pay sahiplerinin şirkete karşı borçlanma yasağına aykırı davranışta bulunmaları durumunda, 300 günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılmaları söz konusudur.
39. 1 Temmuz 2012’den önce alınmış olan borçların durumu ne olacak?Yeni TTK’nın yürürlüğe gireceği 1 Temmuz 2012 tarihinden önce, pay sahibi ve ortakların şirkete olan borçlarının, 1 Temmuz 2015 tarihine kadar nakdi ödeme yapılarak tasfiye edilmesi gerekecek.
40. A.Ş.’lerde yönetim kurulu üyelerinin şirkete borçlanmasına herhangi bir kısıtlama getirildi mi?Anonim şirket pay sahipleri gibi yönetim kurulu üyelerinin de şirkete karşı borçlanması yasaklandı. Bunun yanında, yönetim kurulu üyesinin kendisinin ya da alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin ortağı olduğu şahıs şirketleri ve en az yüzde 20’sine katıldıkları sermaye şirketleri, şirkete nakit veya ayın borçlanamazlar.
LİMİTED ŞİRKETLER 41. A.Ş.’lerde ‘kâr payı avansı’na getirilen yeni düzenleme nedir? Yeni TTK ile -daha evvel yalnızca halka açık anonim şirketler yönünden uygulanan- kâr payı avansına ilişkin getirilen düzenleme şu şekildedir: “Kâr payı avansı, Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi olmayan şirketlerde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın bir tebliği ile düzenlenir.”
Böylece, ilgili Bakanlıkça çıkarılacak tebliğ ile belirlenecek koşullar dâhilinde Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi olmayan şirketler yönünden kâr payı avansı dağıtılması mümkün olacak.

4.3 BAĞIMSIZ DENETİM 42. Bağımsız denetim nedir? Kimler bağımsız denetçi olabilecek? Bağımsız denetim; anonim şirketlerin, limited şirketlerin ve şirketler topluluklarının, şeffaflık, hesap verilebilirlik, sorumluluk ilkeleri ışığı altında, finansal bilgi ve tablolarının gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığının tespiti için uluslararası denetim standartlarına uyumlu hale getirilen Türkiye Denetim Standartları’na uygun olarak bağımsız bir denetçi tarafından denetlenmesidir.Yeminli mali müşavirler ile serbest muhasebeci mali müşavirler, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nca yetkilendirilmek koşulu ile bağımsız denetçi olabileceği gibi, ortakları yeminli mali müşavirler veya serbest muhasebeci mali müşavir olan ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nca yetkilendirilen sermaye şirketleri de bağımsız denetçi olabilecek.
43. Bağımsız denetim kuruluşu nedir? Hangi şirketler bağımsız denetim kuruluşu seçmek zorundadır? Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nca yetkilendirilen ve ortakları yeminli mali müşavirler veya serbest muhasebeci mali müşavir olan sermaye şirketleri bağımsız denetim kuruluşudur. Halka açık anonim şirketler ile bankalar, sigorta-reasürans şirketleri, faktoring, finansman leasing ve varlık yönetim şirketleri, emeklilik şirketleri, emeklilik fonlarının yanı sıra Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nca kamu yararını ilgilendiren kuruluş olarak değerlendirilen diğer anonim şirketler Bağımsız Denetim Kurulu’nca denetlenecek.Bu kapsam dışında kalan anonim ve limted şirketler bağımsız denetim için bir ya da daha fazla yeminli mali müşavirler veya serbest muhasebeci mali müşaviri bağımsız denetçi olarak atayabilecek.
44. Bağımsız denetçi hangi sürede seçilecek? Şirketlerde bağımsız denetim 1 Ocak 2013 tarihi itibariyle zorunlu hale gelecek olup, bu tarihten itibaren şirketler her faaliyet dönemi için ve faaliyet döneminin dördüncü ayının sonuna kadar bağımsız denetçiyi atamak zorundadır. Ayrıca bağımsız denetçinin bilgileri, anonim şirketlerde yönetim kurulu, limited şirketlerde müdür ya da müdürler kurulu tarafından gecikmeksizin ticaret siciline tescil ettirilerek, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile internet sitesinde ilan edilecek.
45. Bağımsız denetçinin atanması ve görevden alınması süreci nasıldır? B.denetçi genel kurul tarafından atanacak. Eğer b.denetçi faaliyet döneminin 4.ayının sonuna kadar atanmamış ise aş lerde yk veya üyeleri ya da herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine;ltd şirketlerde ise müdür ya da müdürler kurulunun veya herhangi bir ortağın istemi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Tic.Mah.tarafından atanır. Bağımsız denetçi ancak haklı bir sebebin varlığı veya hakkında görevden alınma davası açılması halinde görevinden ayrılabilir.
46. Kimler bağımsız denetçi olamaz?Aşağıda belirtilen haller denetçi olmaya engeldir:
- Denetlenecek şirkette pay sahibi olma,
- Denetlenecek şirketin yöneticisi, çalışanı veya denetçi olarak atanmasından önceki üç yıl içinde bu niteliklerde olma,
- Bir ticari işletmenin kanuni temsilcisi veya temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, yöneticisi veya sahibi ya da bunlarda yüzde 20’den fazla paya sahip yahut denetlenecek şirketin yönetim kurulu üyesinin veya bir yöneticisinin alt veya üst soyundan biri, eşi veya üçüncü derece dâhil, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısmı olma,
- Denetlenecek şirketle bağlantılı bir şirkette veya bağlantılı bir kişinin yanında çalışma,
- Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının düzenlenmesinde denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunma,
- Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının hazırlanmasına yardımcı olan kişiyle bağlantılı olma,
- Yukarıda belirtilen şartları taşıdığı için denetçi olamayan bir denetçinin nezdinde çalışıyor olma,
- Son 5 yıl içinde denetçiliğe ilişkin meslekî faaliyetinden kaynaklanan gelirinin tamamının yüzde 30’undan fazlasını denetlenecek şirkete veya ona yüzde 20’den fazla pay ile iştirak etmiş bulunan şirketlere verilen denetleme ve danışmanlık faaliyetinden elde etmiş ve bunun cari yılda da elde edilmesinin beklenmesi.
Bir bağımsız denetleme kuruluşunun, bir şirketin denetlenmesi için görevlendirdiği denetçinin 7 yıl arka arkaya aynı şirket için denetleme raporu vermesi halinde, o denetçinin en az iki yıl için değiştirilmesi gerekir. Öte yandan denetçi, denetleme yaptığı şirkete, vergi danışmanlığı ve vergi denetimi dışında, danışmanlık veya hizmet veremeyecek ve bunu bir yavru şirketi aracılığıyla yapamayacak. Bu yasaklar işlem denetçileri için de geçerli olacak.

47. Bağımsız denetçinin yetki ve sorumlulukları nelerdir? Bağımsız denetçi, şirketin faaliyetlerini ve finansal durumunu incelemek için; gerekli belgelerin ibrazını, denetim ile ilgili her türlü belgenin verilmesini ve işlemlere dayanak oluşturacak belgelerin teminini istemek yetkisini haizdir. Öte yandan; bağımsız denetçi ve yardımcıları ile bağımsız denetleme kuruluşunun denetleme yapmasına yardımcı olan temsilcileri yaptıkları denetim ile ilgili sırları saklamakla yükümlüdür. Faaliyetleri sırasında öğrendikleri, denetleme ile ilgili olan iş ve işletme sırlarını izinsiz olarak kullanamayacaklar. Bu yükümlülük denetim raporunun tarihinden itibaren başlayarak 5 yıllık zamanaşımına tabi olmaktadır.Ayrıca denetim görevini yerine getirirken kusurlarından dolayı bir zarar meydana gelirse, pay sahipleri ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olacaklar.
48. Bağımsız denetimde neler denetlenecek? Bağımsız denetçi tarafından:- Finansal tablolar,  - Yıllık faaliyet raporu, - Riskin erken saptanması ve yönetimi sisteminin işleyişi denetlenecek.
49. Finansal tablolar nasıl denetlenecek? Finansal tabloların denetiminin sonucunda:
a. Defter tutma düzeninin, finansal tabloların ve topluluk finansal tablolarının, kanun ile esas sözleşmenin finansal raporlamaya ilişkin hükümlerine uygun olup olmadığı,
b. Yönetim kurulunun denetçi tarafından denetim kapsamında istenen açıklamaları yapıp yapmadığı ve belgeleri verip vermediği,
c. Finansal tablolar ile bunların dayanağı olan defterlerin; öngörülen hesap planına uygun tutulup tutulmadığı,
d. Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde, şirketin malvarlığı, finansal ve kârlılık durumunun resmini gerçeğe uygun olarak ve dürüst bir şekilde yansıtıp yansıtmadığı hususları yer alacak.

50. Yıllık faaliyet raporunun denetiminde hangi hususlar yer alacak?  Yıllık faaliyet raporunun içinde yer alan finansal bilgilerin, denetlenen finansal tablolar ile tutarlı olup olmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığına ilişkin açıklamalara yer verilecek.
51. Riskin erken saptanması ve yönetimi sisteminin denetimi nedir? Pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde, şirketin varlık ve gelişimini tehlikeye düşürecek sebeplerin erken tespit ve gerekli önlemlerin alınması için şirket yetkililerince uzman bir komite kurmak yükümlülüğü getirildi. Bu komite iki ayda bir hazırlayacağı raporlar ile durum değerlendirmesi yaparak, tehlikeleri tespit ve çözüm önerilerini getirecek. Bu rapor komitece bağımsız denetçiye de iletilerek, denetçi tarafından risklerin bertarafı için uygun önlemler alınıp alınmayacağı denetlenecek.Öte yandan; orta ve büyük ölçekli limited şirketlerde bağımsız denetçinin gerekli görmesi halinde riskin erken teşhisi ve yönetimi komitesi kurularak, küçük ölçekli limited şirketlerde kurulmayacak.
52. Bağımsız denetim sonucunda oluşturulacak görüşler nelerdir?                                           - Olumlu görüş - Sınırlı olumlu görüş - Olumsuz görüş  - Görüş vermekten kaçınma
53. Sınırlı olumlu ve olumsuz görüş ile görüş vermekten kaçınma halinin sonuçları nelerdir? Bağımsız denetçi tarafından sınırlandırılmış olumlu görüş verilmesi halinde, genel kurul görüşte gerekli olduğu belirtilen önlem ve düzeltmelerin yapılması hakkında karar almak zorundadır.Bağımsız denetçi tarafından olumsuz görüş verilmesi veya görüş vermekten kaçınılması halinde:Yönetim Kurulu:
- Görüş yazısının tesliminden itibaren 4 iş günü içinde genel kurulu toplantıya çağırmak ve bu toplantıda istifa etmek zorundadır.
Genel Kurul:
- Bağımsız denetçi tarafından incelenmiş olan, finansal tablolara dayanarak şirketin mali durumu hakkında bir karar alamayacak olup, derhal yeni bir yönetim kurulu seçmek zorundadır.
Yeni Yönetim Kurulu ise:
- 6 ay içinde kanuna, esas sözleşmeye ve standartlara uygun yeni finansal tablolar hazırlatarak, genel kurulun onayına sunmak zorundadır.

54. B.denetim sırasında şirket yetkililerinin yükümlülükleri nelerdir? Şirket yetkilileri, şirketin defterlerinin, yazışmalarının, belgelerinin, varlıklarının, borçlarının, kasasının, kıymetli evrakının, envanterinin incelenerek denetlenebilmesi için denetçiye gerekli imkânları sağlamalı.
55. Şirket yetkilileri ile bağımsız denetçi arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yolu nedir? Şirket yetkilileri ile bağımsız denetçi arasında ortaya çıkan görüş ayrılıkları ve uyuşmazlıklarda, bağımsız denetçi veya yönetim kurulunun talebi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi uyuşmazlığı dosya üzerinde inceleyerek çözecek. Mahkemenin verdiği karar kesin olup, giderler şirket tarafından karşılanacak.
56. B.denetim yaptırılmamasının sonuçları nelerdir? B.denetime tabi olmayan faaliyet raporları ile finansal tablolar yok hükmündedir. Başka bir ifade ile düzenlenmemiş sayılacaklar.
57. Eski TTK’da varolan murakıpların görev süresi ne zaman sona erecek? Bağımsız denetçinin en geç 1 Mart 2013 tarihine kadar seçilmesi gerekir. Buna bağlı olarak murakıpların görevi de en geç 1 Mart 2013’te sona ermiş olacak. Ancak bu tarihten önce şirket tarafından bağımsız denetçi seçilmesi durumunda, murakıpların görevi de bağımsız denetçinin atandığı tarih itibariyle sona erecek.
İNTERNET SİTESİ ZORUNLULUĞU 58. Anonim ve limited şirketlerde internet sitesi kurma zorunluluğu ve kapsamı nedir?Yeni düzenlemeye göre; kanunun geneline hâkim olan “kamunun aydınlatılması ilkesi” gereği, her sermaye şirketi, bir internet sitesi açmak, şirketin internet sitesi zaten mevcutsa bu sitenin belli bir bölümünü kanunda maddeler halinde sayılan; şirketçe kanunen yapılması gereken ilanlar, pay sahipleri ile ortakların menfaatlerini koruyabilmeleri ve haklarını bilinçli kullanabilmeleri için görmelerinin ve bilmelerinin yararlı olduğu belgeler, bilgiler, açıklamalar, genel kurullara ait olanlar dâhil her türlü çağrılara ait belgeler, raporlar, yönetim kurulu açıklamaları, finansal tablolar, kanunen açıklanması gerekli ara tablolar, özel amaçlarla çıkarılan bilançolar ve diğer finansal tablolar, pay ve menfaat sahipleri bakımından bilinmesi gerekli finansal raporlamalar, bunların dipnotları ve ekleri, denetçi, özel denetçi, işlem denetçisi raporları ile şeffaflık ilkesi ve bilgi toplumu açısından açıklanması zorunlu bilgiler gibi belli başlı hususların yayımlanmasına ayırmak zorundadır.
59. İnternet sitesi kurma zorunluluğunun başlangıç tarihi nedir? Sermaye şirketleri, 1 Temmuz 2013 tarihine kadar internet sitesi kurma zorunluluğunu yerine getirecek.
60. Bu yükümlülüğe aykırı davranışların sonucu nedir? Yeni TTK’da öngörülen internet sitesi kurma yükümlülüğünü yerine getirmeyen anonim şirket yönetim kurulu üyeleri, limited şirket müdürleri ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette yönetici olan komandite ortaklar 6 aya kadar hapis ve 100 günden 300 güne kadar adli para cezasıyla ve aynı düzenleme uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan yukarıda sayılan sorumlular, 3 aya kadar hapis ve 100 güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılabilecek.