
8 Eki, 2012
1. Giriş
Vergilendirilmeye
ilişkin işlemlerde, taraflar arasında, vergi uygulamalarına ilişkin
zaman zaman ortaya çıkan görüş ve uygulama farklılıklarına vergi
uyuşmazlığı denir. Tüm borç ilişkilerinde olduğu gibi vergileme
ilişkisinde de bu ilişkinin tarafları olan alacaklı (devlet) ile borçlu
(mükellef) arasında zaman zaman sorun ya da uyuşmazlıklar meydana
gelmesi doğaldır. Vergi uyuşmazlıkları, genel olarak; vergi mevzuatının
gereğince uygulanmaması veya yanlış uygulanması, vergiyi doğuran olay,
mükellefiyet, tarh, tebliğ, tahakkuk, tahsil ve ceza uygulaması
esnasında tarafları karşı karşıya getiren bireysel idari işlemlerden
kaynaklanmaktadır. Bunun yanında kimi zaman da idarenin yapmış olduğu
genel düzenleyici işlemler uyuşmazlık konusu olabilmektedir. Vergi
uyuşmazlığı, mükellef ile vergi idaresi arasında bir hukuki durum olarak
doğar ve hukuken belirlenen çözüm yöntemleri tüketilene kadar devam
eder.
Devlet ile mükellef arasındaki çıkar dengesini kurmayı esas
alan vergi hukukunda vergilemeye ilişkin olarak ortaya çıkan
uyuşmazlıkları verginin tarafları olan mükellef/sorumlu/ceza muhatabı
ile vergi idaresi arasında barışçıl yollarla çözümüne büyük önem
verilmektedir. İşte vergi sorunların hukuki uyuşmazlık haline getirip
yargı yoluna gidilmeden taraflarca çözüme kavuşturulmasına vergi
sorunlarının idari aşamada çözüm yolları denir. Vergi sorunlarının idari
aşamada çözümlenememesi ya da bu yollara başvurulmadan doğrudan dava
açma yoluna gidilmesi haline ise vergi uyuşmazlıklarının yargı
aşamasında çözüm yolları denir.
Bu çalışmada öncellikle vergileme
ilişkisinden doğan uyuşmazlıkların verginin tarafları olan mükellef ile
vergi idarisi arasında barışçıl yollarla çözümüne ilişkin vergi
sorunlarının idari aşamada çözüm yolları genel olarak ele alınacak,
akabinde vergi sorunlarının bir çözüm yolu olarak İdari Yargılama
Kanunun 11. maddesinde yer alan üst makama başvuru yolu incelenecektir.
2.Vergi Uyuşmazlıklarının İdari Aşamada Çözüm Yolları
Verginin
tarafları olan mükellef ile vergi idaresinin, uyuşmazlığı yargı yoluna
başvurmadan kendi aralarında barışçıl bir biçimde çözüme
kavuşturmalarına ya da idarî denetim ilkeleri çerçevesinde uyuşmazlığın
ortadan kaldırılmasına ilişkin yöntemlere başvurmalarına vergi
uyuşmazlıklarının idari aşamada çözüm yolları denir. Ancak burada hemen
belirtelim ki, mükellefin bu yollara başvurma zorunluluğu yoktur.
Mükellef dilerse doğrudan doğruya yargı yoluna da başvurabilir. Yani,
idari yola gitmek, yargı yoluna başvurmanın ön şartı değildir. Ayrıca
mükellefin önce idari aşamada çözüm aramaya, eğer bu aşamada bir çözüm
bulamazsa yargıya başvurma hakkı da bulunmaktadır. Ancak Gümrük
vergilerine ilişkin uyuşmazlıklarda durum farklıdır. Burada sorunlar
önce idari aşamada çözümlenmeye çalışılır. Eğer idari aşamada sonuç
alınamazsa o zaman yargıya gidilebilir1.
Kanun koyucu, vergi
uyuşmazlıklarının yargı mercilerine götürülmesinden önceki aşamalarda
çözümlenebilmesi amacıyla bazı kurullar, müesseseler veya başvuru
yolları öngörmüştür. Bu konunun yasal dayanağı Vergi Usul Kanunu, Gümrük
Vergisi Kanunu, İdari Yargılama Kanunun ve Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanunudur. Sözkonusu kanunlarda yer alan kurumları şematik olarak şöyle
gösterebiliriz.
Vergi Uyuşmazlıklarının İdari Aşamada Çözüm Yolları
Yasal DayanakKurumlar
Vergi Usul Kanunu- Uzlaşma (VUK. Ek Mad.1-12)
- Hataların Düzeltilmesi (VUK. Mad.116-126)
İdari Yargılama Usulü Kanunu- Üst Makamlara Başvurma (İYUK. Mad.11)
Gümrük Kanunu – İtiraz (GK. Mad. 242-243).
- Uzlaşma (GK. Mad.244)
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunudur- Kamu Denetçiliği (Ombudsman)
Vergi
Usul Kanununa göre uzlaşma, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan
tarhiyatlarda, mükelleflerin adlarına yapılan tarhiyatı ya da kesilen
cezayı yargıya intikal ettirmeden önce vergi idaresi ile tahakkuk edecek
vergi ve ceza hususunda anlaşmak için başvurabilecekleri idari bir
müessese olarak, vergi uyuşmazlıklarının barışçıl çözüm yollarından
biridir. Uzlaşma müessesesi faydalarının yanında bir takım sakıncaları
da bünyesinde taşımaktadır. Her şeyden önce uzlaşma müessesinin sınırsız
biçimde uygulanması vergide anayasal eşitlik ilkesini ve
vergilendirmede adalet ilkesini zedeleyerek, vergi ile ilgili ödevlerin
zamanında yerine getirilmemesini özendirici etki yaratmaktadır2.
Gümrük
Vergileri Kanununun 244. maddesine göre, beyan ile gümrük idaresince
yapılan tespit sonucunda belirlenen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen
gümrük vergileri alacakları ile bu Kanunda ve ilgili diğer kanunlarda
öngörülen cezalar hakkında; yükümlü veya ceza muhatabı tarafından, söz
konusu eksiklik veya aykırılıkların kanun hükümlerine yeterince nüfuz
edememekten veya kanun hükümlerini yanlış yorumlamaktan kaynaklandığının
veya yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş
farklılığının olduğunun ileri sürülmesi durumunda, idare bu maddede yer
alan hükümler çerçevesinde yükümlüler veya cezanın muhatabı ile
uzlaşabilir.
Vergi hataları, vergilendirme işleminin özüne ilişkin
olmayan, nispeten kolay görülebilen, hukuken tartışma konusu olacak bir
yapı arz etmeyen, doğrudan vergi miktarını etkileyerek eksik ya da
fazla verginin tarh ya da tahakkukuna yol açan maddi veya yükümlülükte
yapılan ve ilk bakışta anlaşılabilen basit değerlendirme yanlışlıkları
şeklinde ortaya çıkan işlem sakatlıklarıdır. Vergi hatası, vergiye
ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız
yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması (VUK md. 116)
şeklinde tanımlanabilir. Yapılan hatalı işlem vergi idaresi lehine
olabileceği gibi aleyhine de olabilmektedir. Ayrıca, hatalı işlem
vergilendirme sürecinde tarh aşamasında olduğu gibi tahsil aşamasında da
yapılabilir. Hata düzeltme kapsamı, VUK 116-118. maddelerinde yer alan
vergi hataları ile sınırlı olduğunda hukuki uyuşmazlıklar bu müessesinin
kapsamına girmemektedir. Zira kanun koyucu, hata niteliğindeki,
görülmesi, giderilmesi nispeten kolay bir kısım yanlışlıkların ortadan
kaldırılması için daha pratik bir yol olarak düzeltme işlemini
öngörmüştür. Dolayısıyla vergi hatalarına özgü olarak tesis edilmiş
bulunan bu yolun başka sakatlıklara karşı işletilmesi mümkün değildir3.
Gümrük
kanununa göre, yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri,
cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün
içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir
dilekçe ile itiraz edebilir. Kendisine başvuruda bulunulan idare yapılan
itirazı 30 gün içinde karara bağlayarak durumu ilgili kişiye tebliğ
eder. İtiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi
halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılır ve idarece yetkili makama
ulaştırılır (GK., m. 242). Böylece Tarh edilen vergilere karşı idari
yollardan bir sonuç alamayan mükellef, aleyhine kararın kendisine tebliğ
edildiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün içinde vergi
mahkemelerine dava yoluna gidebilir.
Vergi uyuşmazlıkları idari
aşamada çözümleyen bir diğer yol da 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan
referandum sonucu oluşturulan Kamu Denetçisi Kurumudur4. Denetçiliği
Kurumu’nun oluşturulmasıyla günümüzün gittikçe genişleyen ve karmaşık
bürokratik bir yapıya sahip olan, modern devletlerinde ortaya çıkan
sorunları çözmek açısından önemli bir işlev görmektedirler. Özellikle
üst düzey yöneticilere verilen takdir yetkilerindeki artışın neden
olduğu yönetsel kararlarda meydana gelen haksızlıkların düzeltilmesi ve
yönetim bozukluklarına karşı yurttaşın korunması ihtiyacı, kurumun
önemini daha da arttırmaktadır5.
3.Üst Makamlara Başvurma
3.1. Üst Makamlara Başvurma Kapsamı
Başvuru,
bir şahsın, herhangi bir dilekte bulunmak üzere, devlet makamlarına
başvurması olup, başvuru hakkı, başvurunun yöneltildiği yer dikkate
alınarak idari, siyasi ve yargısal başvurma hakkı ve yolları biçiminde
ifade edilmektedir6. İdari başvurma, idare edilenlerin bir idari
merciden henüz yapılmamış bir idari işlem veya eylemin yapılmasını ya da
yapılmış bir idari işlem veya eylemin değiştirilmesini veya
kaldırılmasını istemeleridir7. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK)
10. ve 11. maddeleri, idari başvurulara ilişkin kurallar içermektedir.
Bilindiği
üzere bir idari işlemi yapmış ya da bir idari kararı almış olan idari
makam ya da organ, aksine bir hüküm bulunmadıkça, o idari işlem ya da
idari kararı değiştirmeye, kaldırmaya ve geri almaya yetkilidir. Buna
yetki paralelliği ilkesi denilir. Bu bağlamda vergi uyuşmazlıklarında da
dava açılmadan önce uyuşmazlığın idari bünyede çözümlenmesi amacıyla
vergi ödevlisine üst mercie ya da üst idari makama başvuruda bulanma
hakkı tanınmıştır. Dolayısıyla üst makamlara başvuru vergi idaresi
tarafından tesis edilen vergi tarhiyatı ve/veya ceza kesme işlemlerine
karşı kullanılabilecek idari başvuru yolları arasında yer alır.
Vergi
hukuku alanında idari başvurular, yöneldikleri makama göre isti’taf ve
hiyerarşik başvuru olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İşlemi yapmış olan
makama yapılan başvuruya isti’taf başvurusu (aynı mercie başvuru);
işlemi yapmış olan makamın hiyerarşik üstüne yapılan başvuruya ise
(şikayet yolu) hiyerarşik başvuru adı verilmektedir8. Bu müessese
adından da anlaşılacağı üzere temel olarak üst makama başvuru esas
olduğundan idari denetim türlerinden hiyerarşik denetime karşılık
gelmektedir. Ancak üst makam yoksa işlemi yapmış olan makama başvurulur
ki, bu da isti’taf başvurusuna karşılık gelmektedir.
İYUK Md. 11
hükmü gereğince, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce; idari
işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem
yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan,
idari dava açma süresi içinde istenebilir. İdarenin 60 gün içinde bir
cevap vermemesi durumunda istek reddedilmiş sayılır. İsteğin
reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden
işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba
katılır.
Üst makamlara başvurabilmek için mükelleflere konu
bakımından herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Bu nedenle mükellef
vergilemeye ilişkin her türlü bireysel idari işleme karşı üst makama
başvuru talebinde bulunabilir. Ancak üst makamlara başvurunun vergi
uyuşmazlıklarının çözümünde kullanılamayacağı şeklinde bazı görüşler
bulunmaktadır. Bu konuda Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun, “213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen haller dışında, üst mercii
bulunmayan vergi dairelerince düzenlenen ceza ihbarnamelerinin tebliği
üzerine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesinin
uygulanma olanağı bulunmadığından…” (VDDK, 18.10.2006 tarih ve E.
2006/75, K. 2006/300, T. 18.10.2006) şeklindeki kararı örnek olarak
verebiliriz. VUK’ta düzenlenmiş olan vergi hatalarını düzeltme yolu ile
İYUK’ta düzenlenmiş olan üst makamlara başvuru yolunun birbirinin
alternatifi olarak gösteren bu kararı, yasanın ruhuna aykırı ve kanun
koyucunun iradesini görmemezlikten gelen bir yaklaşım olarak görmek
mümkündür.
Bilindiği üzere İYUK’un 11. maddesinin eski şeklinde,
“Bu madde hükümleri, vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin
tarh, tahakkuk ve tahsilinden ve bunların zam ve cezalarından doğan
uyuşmazlıklarda uygulanmaz.” hükmü bulunmaktaydı. Ancak vergi
uyuşmazlıklarına ilişkin bu kısıtlama 4001 sayılı Kanun’un 6. maddesi
ile kaldırılmıştır. Sözkonusu maddenin gerekçesinde şöyle denilmektedir:
“…Vergi,
resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin tarh, tahakkuk ve tahsili ve
bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, idari davaya konu
olacak işlemlere karşı mevcut hükümlere göre dava açılmadan önce idari
makamlara başvurulmasının mümkün bulunmadığı, başvuru yapılması dava
süresini durdurmadığı için daha sonra açılan davaların süre aşımı
yönünden reddedildiği, bu sebeple çoğu zaman hak kayıplarına neden
olunduğu, gerek bu gibi haksızlıkların ortadan kaldırılması ve gerekse
dava yoluna başvurulmadan idareye yapılacak başvuru yoluyla
uyuşmazlıkların çözümlenmesinin sağlanmasının, dava sayısını azaltma
yönünden yapacağı olumlu etki göz önüne alınarak söz konusu fıkra
yürürlükten kaldırılmaktadır…”
Dolayısıyla gerek vergi
uyuşmazlıklarında üst makamlara başvuru yolu kısıtlayan İYUK 11.
maddenin 4. fıkrasının kaldırılmış olması gerekse bu maddenin
gerekçesinde vergi uyuşmazlıkları için de bu yolun kullanması gerektiği
belirtilmesi üst makamlara başvuru yolunun vergi uyuşmazlıkları için
kullanılabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu konuda Danıştay 7.
Dairesini verdiği şu karar oldukça isabetli olduğu kanısındayız:
“İdari
Yargılama Usulü Kanununun “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11′inci
maddesinde, ilgililer tarafından, idari dava açılmadan önce, idari
işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem
yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan,
idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye
başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde
bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin
reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin
yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin
de hesaba katılacağı hüküm altına alınmıştır. Sözü edilen maddenin
4′üncü fıkrasında yer alan, “Bu madde hükümleri, vergi, resim ve
harçlarla benzeri mali yükümlerin tarh, tahakkuk ve tahsilinden ve
bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda uygulanmaz.” hükmü,
18.6. 1994 gün ve 21964 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4001 sayılı
Kanunun 6′ncı maddesi ile 18.6.1994 tarihinden itibaren yürürlükten
kaldırılmıştır.
4001 sayılı Kanunun anılan 6′ncı maddesinin
gerekçesinde, vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin tarh,
tahakkuk ve tahsili ve bunların zam ve cezalarından doğan
uyuşmazlıklarda, idari davaya konu olacak işlemlere karşı mevcut
hükümlere göre dava açılmadan önce idari makamlara başvurulmasının
mümkün bulunmadığı, başvuru yapılması dava süresini durdurmadığı için
daha sonra açılan davaların süreden reddedildiği, bu sebeple çoğu zaman
hak kayıplarına neden olunduğu, gerek bu gibi haksızlıkların ortadan
kaldırılması ve gerekse dava yoluna başvurulmadan idareye yapılacak
başvuru yoluyla uyuşmazlıkların çözümlenmesinin sağlanmasının, dava
sayısını azaltma yönünden yapacağı olumlu etki göz önüne alınarak, söz
konusu fıkranın yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiştir.
Buna
göre; 2577 sayılı Kanunun 11′inci maddesinin 4′üncü fıkrasının
yürürlükten kaldırılmasıyla güdülen amacın, tıpkı diğer idari işlemlerde
olduğu gibi, tarh, tahakkuk ve tahsil işlemleriyle karşılaşan
yükümlülere, bu işlemlerin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi
veya yeni bir işlem yapılması için dava açma süresi içinde idareye
başvuru yolunun açılması bu başvuru ile dava açma süresinin durdurulması
ve böylece uyuşmazlıkların, dava aşamasına gelmeden, idari süreç
içerisinde yeniden incelenip halledilmesi olduğu anlaşılmaktadır…” (Dnş.
7. D., K:2005/589, E. 2004/1493, T. 06.04.2005)
Ayrıca, idare
tarafından tesis edilen işlemlere karşı İYUK ‘ta düzenlenmiş bulunan üst
makamlara başvuru yolu ile vergi hatalarını düzeltme yolu aynı
müesseseler değildir. Vergi hatalarını düzeltme yolu, sadece VUK’un 117
ve 118. maddelerinde tanımlanan hesap ve vergilendirme hataları için
öngörülmüş olan “kısıtlı” bir başvuru yoludur. Buna karşın üst makamlara
başvuru ise, vergi hatası kapsamında olmayan bütün vergilendirme ve
ceza kesme işlemleri için geçerli olan bir yoldur9. Diğer taraftan vergi
hatalarının idari yoldan düzeltilmesi ile ilgili olan başvuru yolu,
vergilendirme işlemine karşı idari dava açma süresinin geçmesinden sonra
işleyen bir idari başvuru yolu olması nedeniyle İYUK’nun 11. maddesinde
düzenlenen hiyerarşik başvurudan farklı bir yoldur.
Sonuç olarak
vergi uyuşmazlıklarında üst makama başvuru yolunun kullanılmasının
engellenmemesi, hatta etkin olarak kullanılması yoluna gidilmesinin
yolunun gösterilmesi vergi uyuşmazlıklarının idari yoldan çözümünün
etkinliğini artıracaktır. İdari işlemde başvuru yollarının gösterilmesi,
idarenin hukuka uygunluk denetimi ve idari işlem sonucu hakları
etkilenen kişilerce hak arama özgürlüğünün kullanılabilirliği açısından
önemli bir işleve sahiptir. İlke ile başvuru hakkının kişiler tarafından
ne şekilde kullanılacağının belirtilmesi, idarenin işlemlerinde uymakla
zorunlu olduğu somut bir yükümlülük olarak kurulmakta ve idari işlemin
hukuki rejimine dâhil edilmektedir10.
3.2. Üst Makama Talep Şekli
Üst
makamlara başvuruda bulunulması yolu ihtiyari bir müessese olup bu
konuda tercih hakkı tamamen mükellefe bırakılmıştır. Mükellef bu yolu
kullanacaksa ilgili makama başvuruda bulunması gerekir. Başvuru, işlemi
yapan idari birimin üst makamına, işlemi yapan makamın üst makamı yoksa
işlemi yapan makama yazılı olarak yapılır. Diğer bir ifadeyle, İYUK 11.
maddesi idari işlemlerin düzeltilmesi için idari başvurunun öncelikle
üst makamlara, üst maka yoksa işlemi yapmış olan makama yapılması
zorunlu kılmaktadır. Mükellefler Vergi Dairesinin işlemlerine karşı
Vergi Dairesi Başkanlıklarına, Vergi Dairesi Başkanlığı olmayan yerlerde
ise Defterdarlıklara başvuracaktır.
Vergi Dairesinin işlemlerine
karşı üst makamlara başvuru vergi davası açmak için belirlenmiş süreler
içinde yapılmalıdır. Çünkü üst makama başvuru süresi dava açma süresi
ile sınırlıdır. Üst makama başvuru süresi hak düşürücü bir
süredir. Dolayısıyla süresi içinde başvuruda bulunmayanlar süre
geçtikten sonra üst makama başvuruda bulunma hakkından mahrum olurlar.
Bu nedenle doğrudan dava konusu yapılabilecek işlemle ilgili dava açma
süresi geçirildikten sonra üst makama başvuruda bulunulması mümkün
değildir.
3.3. Üst Makama Başvuru Şartları
Vergi
uyuşmazlıklarının yargıya götürülmeden önce söz konusu uyuşmazlığın
çözümlemesini sağlayabilecek idari bir mekanizma olan üst makama başvuru
yolu kurumundan yararlanılabilmesinin bazı şartları vardır. Söz konusu
şartlar şunlardır11;
- Ortada dava edilebilecek nitelikte bir
vergilendirme işlemi bulunmalıdır. Bu işlem tarh-tebliğ-tahakkuk
evresine ilişkin olabileceği gibi tahsil evresine de ilişkin olabilir.
-
Başvuru, kanunda belirtilen ilgili makama yapılmış olmalıdır. Bu makam
kurul olarak üst makamdır. Ancak üst makam yoksa başvuru, işlemi yapan
makama yapılacaktır.
- Başvuru idari dava açma süresi içinde
yapılmış olmalıdır. Üst makama başvuru süresi hak düşürücü bir süre
olduğundan süresi içinde başvuruda bulunmayanlar süre geçtikten sonra
üst makama başvuruda bulunma hakkını kaybederler.
- Başvuru
talebi, idarenin tek taraflı olarak tesis ettiği bir idari işlemin
kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem
yapılması konusunda olmalıdır.
İYUK 11. maddesinin yapısına
bakıldığında sadece idari işleme karşı bir “itiraz”ın varlığına dikkat
çekilmekte ve buna karşın “eylem” kavramından bahsedilmemektedir.
Dolayısıyla burada söz konusu itiraz, idarenin ilgili hakkında aynı
konuda yapmış olduğu bir işleme yönelik olacaktır. Diğer taraftan bu
maddenin önemli özelliği de hiyerarşik başvuruyu zorunlu kılmaktadır.
3.4. Üst Makama Başvurunun Sonuçları
Üst
makama dava açma süresi içinde yapılmış olan başvuru, dava açma
süresini açık veya zımni cevap alınıncaya kadar durdurur. Duran süre,
cevabın alındığı veya bekleme süresinin dolduğu tarihi izleyen günden
başlayarak kaldığı yerden işlemeye başlar. Yani, üst makamın isteği
reddetmesi durumunda ya da isteğin reddedilmiş sayılması durumunda
durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlar. İdarenin
bekleme süresi içinde cevap vermemesi dava açma süresinin kaldığı
yerden işlemesini başlatır. Bekleme süresi geçtikten sonra idare
tarafından verilecek ret cevapları ilgililere yeniden dava açma hakkı
doğurmaz.
Üst makama başvuru talebinde bulunan mükellefin
talebinin vergi idaresince karşılanması halinde uyuşmazlık çözümlenmiş
demektir. Talebin kısmen ya da tamamen karşılanmaması halinde ise söz
konusu uyuşmazlık için geri kalan dava açma süresi içinde yargı yoluna
başvurabilir.
4. Sonuç
Vergi, kamu gelirleri içinde en
önemli gelir kaynağı iken mükellefler açısından ağır bir yüktür. Doğal
olarak devlet daha fazla vergi tahsil etmek isterken mükellefler de daha
az vergi ödemek istemektedirler. Dolayısıyla mükelleflerin vergi vermek
istememeleri ya da daha az vergi ödemek istemeleri, idarenin yaptığı
işlemlerden dolayı verginin eksik veya hatalı hesaplanması ya da vergi
incelemeleri sırasında yapılan bir takım hatalardan dolayı, mükellef ile
idare arasında vergi uyuşmazlıkları ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan
vergi uyuşmazlıklarının çözümü için idari ve yargısal çözüm yolları
olmak üzere iki yol bulunmaktadır. Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada
çözümlenmesi hem mükellefe hem de idareye önemli bazı avantajlar
sağlayacaktır. Vergi sorunlarının yargı yoluna gidilmeden idari aşamada
çözümlenmesi her şeyden önce mükellefi uzun ve masraflı bir süreç olan
yargılama süreci ile uğraşmaktan kurtaracaktır. Bu durumda Gelir İdaresi
de yargılama süreci beklemeksizin uyuşmazlık konusu olan vergi
gelirleri zamanında tahsil etmek olanağına kavuşacaktır.
Türk
hukuk sisteminde vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada barışçıl bir
şekilde çözümlenmesine olanak tanıyan birçok kurum bulunmaktadır.
Bunlardan biri de İYUK mad. 11′de düzenlenen üst makamlara başvuru
yoludur. İdarenin tesis etmiş olduğu işlemi bir kez daha inceleyerek
hukuka uygun hale getirmesini sağlayan adeta otokontrol imkânını tanıyan
bu düzenlemeden etkin bir şekilde yararlanılması halinde mükellef ile
irade arasında çıkan vergi uyuşmazlıklarının önemli bir kısmı kaynağında
çözümleme imkânı bulmuş olacaktır.
(1)Mehmet Yüce, Vergi Yargısı, 2. Baskı, Ekin Basım Yayın Dağıtım, Bursa, 2012, s.68-69.
(2)Turgut Candan, Vergilendirme Yöntemleri ve Uzlaşma, 2. Baskı, Ankara: Maliye ve Hukuk Yayınları, 2006.a.g.e., s. 261.
(3)Yüce, age, s.81.
(4)Geniş
bilgi için bkz Mehmet Yüce, Ezel Altunay, “Türkiye’de Kamu Denetçiliği
Kurumu (Ombudsman) ve Vergi Uyuşmazlıkları Açısından İşlevi”, Vergi
Dünyası Dergisi, Sayı: 355 (Mart, 2011), ss.177-188
(5)H. Galip
Küçüközyiğit, “Ombudsmanlık Kurumu -Hukuksal ve Siyasal Bir İnceleme-”,
Uluslararası Hukuk ve Politika, Cilt:2, No: 5, 2006,, s.93.
(6)Lütfi
Duran, “İdari Müraacatler ve Bunların Karşısında, İdarenin Sükutu
Meselesi”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, İstanbul
1946, C.12, S.1, s.132, 134.
(7)Lütfi Duran, “İdari Müraacatler ve Bunların Karşısında, İdarenin Sükutu Meselesi”, s.135.
(8)Karakoç, Vergi Yargılama Hukukunda Süreler, a.g.e., s. 103; Öncel, Kumrulu, Çağan, a.g.e., s. 173.
(9)Metin
Taş, “Vergi Uyuşmazlıklarında Üst Makama Başvuru Yolu Kullanılabilir
mi?”, Yaklaşım Dergisi, Sayı: 200 (Ağustos, 2009), s. 23.
(10)Yeliz Şanlı Atay, “İdari İşlemde Başvuru Yollarının Gösterilmesi Yükümlülüğü”, TBB Dergisi 2011 (96), ss. 315.
(11)Bkz., Yusuf Karakoç, Vergi Yargılama Hukukunda Süreler, Yetkin Yayınları, Ankara, 2000, ss. 102-104.
Bu Makale Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi Ekim 2012 Sayısında yayımlanmıştır.