.

.

17 Şubat 2014 Pazartesi

Şirket Birleşmelerinde Vergisel Açıdan Özellik Arz Eden Konular

24.01.2014
I- Giriş Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda ticaret şirketlerinin birleşmesi Kanunun 136 ila 158’inci maddelerinde düzenlenmiş olup adı geçen kanunun 136’ncı maddesinin 1’inci fıkrasına göre, ticaret şirketleri;
• Devralma şeklinde birleşme, veya
• Yeni kuruluş şeklinde birleşme yoluyla birleşebilirler
Bilindiği üzere şirket birleşmelerine ilişkin olarak 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 18-20. maddelerinde düzenleme yapılmış olup, KVK’nın 18.maddesinde yer alan birleşme türünün tasfiye hükmünde ve vergiye tabi olacağı ifade edilmiştir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında, birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanuni ve iş merkezlerinin Türkiye’de bulunması ve münfesih kurumun devir tarihindeki bilanço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilançosuna geçirilmesi şartıyla gerçekleşen birleşmelerin devir hükmünde olduğu, belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 20 nci maddesinde de, devirlerde maddede belirtilen şartlara uyulduğu takdirde münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançların vergilendirileceği; birleşmeden doğan kârların ise hesaplanmayacağı ve vergilendirilmeyeceği; ayrıca, birleşilen kurumun, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini münfesih kurumun birleşme sebebiyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt edeceği hükme bağlanmıştır.
Bu çalışmada, şirket birleşmelerinde vergisel açıdan ortaya çıkan ve özellik arz eden hususlardan bahsedilecektir.

II- Şirket Birleşmelerinde Vergisel Açıdan Özellik Arz Eden Konular
A- KVK 20. Maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde devralınan kurumların kıst dönem zararlarının mahsup şeklinde yaşanan tereddütler  5520 Sayılı sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9. Maddesine göre tüm aktif ve pasifiyle birlikte kül halinde devralınan bir şirketin devir tarihi itibariyle öz sermaye tutarını geçmeyen zararlarının indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır. (devrolan şirketin son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması ve söz konusu kurumun faaliyetine devrin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam etmesi kaydıyla)
Öte yandan devralınan şirketin devir tarihine kadar olan kıst dönem faaliyet zararının da yukarıdaki şartlar dahilinde Devralan kurum kazancından indirilmesi mümkün bulunmaktadır.(Mali iaderenin özelge bazında verdiği görüşler bu yöndedir)

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “9.2.3. Devir ve bölünme halinde zarar mahsubunun sırası ve mahsup edilemeyen zarar tutarları” başlıklı bölümünde;
“Devralınan zararlar, devreden veya bölünen kurumda doğduğu dönemden itibaren beş yıllık süre içinde mahsup edilebilecektir.
Devir ve bölünme halinde mahsup edilebilecek zararlar, hangi hesap dönemine ait olduğu devralan kurumların beyannameleri ekinde ayrıca bildirilmek şartıyla, mükelleflerce serbestçe belirlenebilecektir. Öz sermaye sınırlamasını aşan zarar tutarı ise iptal edilecektir.” açıklamalarına yer verilmiş olup tereddüt bundan sonra başlamaktadır. Şöyle ki;
Devrolan Şirketin, diyelim ki 01.01.2013-07.05.2013 kıst dönem birleşme dönemi faaliyet zararının Devralan Şirketin 2013 yılı Kurumlar beyannamesinde mahsubu ancak söz konusu kıst dönem zararının, devralan kurumun 2013 beyannamesi üzerinde 2012 yılı geçmiş yıl olarak gösterilmesi suretiyle ile mümkün olabilmektedir. Oysaki zarar 2013 yılı kıst dönemine ilişkindir.
Gelir İdaresi Başkanlığı kıst dönem zararının indirimine ilişkin iki yönde görüş bildirmiş olup 19.03.2009 tarih ve 176300-ÖZ-432/2372 sayılı özelgesinde;
“devrolan şirketin bilançosunda gelen kıst dönem zararının 689 –Diğer olağan dışı gider ve zararlar hesabına aktarılarak gider yolu ile kurum kazancından indirilebileceği”
yönünde görüş bildirirken (689 hesaba gider yazılabilecek zararın mali zarar tutarı olduğu aşikardır. Geri kalan zarar KKEG e aktarılmalıdır), 16.09.2010 tarih ve 4.35.16.01-176300-86 sayılı özelgesinde ise şu ifadeyi kullanarak görüş bildirmiştir “…….. Öte yandan devralınan şirketin devir tarihine kadar olan 01.01.2009-09.04.2009 kıst dönem faaliyet zararının da yukarıda belirtilen şartlarla geçmiş yıl zararı olarak beyannamede gösterilmek kaydıyla 2009 yılı kurum kazancınızdan indirilmesi mümkün bulunmaktadır.” Kanaatimizce, uygulamayı ikinci özelge doğrultusunda tercih eden mükelleflerin, yaşanabilecek karışıklıkları önlemek adına bağlı bulunduğu vergi dairelerine beyannamelerinde mahsup ettiği devrolan firma geçmiş yıl zarar /zararları hakkında beyanname verme süresi içinde yazılı bilgilendirme yapmaları doğru olacaktır.

B- Devrolan Şirketin Bilanço Değerlerinin Devralan Şirket Tarafından Kül Halinde Devralınarak Aynen Bilançosuna Geçirilmesi Halinde Sermaye Düzeltmesi Olumlu Farklarının Yeni Bilançoya Aktarılması İşleminde Yaşanan Tereddütler  Bilindiği üzere 2003, 2004 hesap dönemlerine ilişkin bilançoların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucu oluşan sermaye düzeltmesi olumlu farklarının sermayeye ilavesi dışında işletmeden çekilmesi ve başkaca hesaplara aktarılması vergiye tabidir. Devrolan şirketin sermayesine ilave edilmiş sermaye düzeltmesi olumlu farkları olabileceği gibi devrolan firmanın özvarlığı içinde Olağanüstü yedekler-Enflasyon düzeltmesi farkları hesabında takip edilmeye devam edilen sermaye düzeltmesi olum farkları da olabilir. Mali idare 24.05.2010 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-132 sayılı özelgesinde ; “Devrolan şirketin bilanço değerlerinin devralan şirket tarafından kül halinde devralınarak aynen bilançosuna geçirilmesi halinde sermaye düzeltmesi olumlu farklarının yeni bilançoya aktarılması işletmeden çekiliş olarak değerlendirilmeyeceğinden vergiye tabi tutulmaması gerekmektedir” demek suretiyle görüşünü belirtmiştir.
Buna göre, sermayeye ilave dışında başka hesaplara aktarılmak veya ortaklara dağıtılmak suretiyle işletmeden çekilişleri vergiye tabi olan sermaye düzeltmesi olumlu farkları hesabının, birleşme işlemi sonucunda devralan şirkete aktarılması işletmeden çekiş sayılmamakta ve dolayısıyla kurumlar vergisi öngörülmemektedir.
Ancak söz konusu enflasyon farklarının devralan şirkette başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi ya da sermaye azaltımına gidilmesi halinde (sermayeye ilave edilmiş enflasyon farkından bahisle) bu işlemlerin yapıldığı tarihte işletmeden çekiş olarak değerlendirilip işletmeden çekildiği dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin vergiye tabi tutulması gerekeceği tabiidir.

C- Devrolan Şirket Personelinin Aynı Ay İçin Devralan Şirkette Elde Ettiği Ücretler İçin Asgari Geçim İndirimi Uygulamasında Yaşanan Tereddütler  Birleşmelerde devir işlemi her zaman ay sonuna denk gelememektedir. Örneğin, 09.08.2013 tarihinde tescili gerçekleştirilen bir birleşmede çalışanların 01.08.2013-09.08.2013 tarih aralığı için devrolan firma nezdinde ücret hesabı yapılacak ve çalışanlar asgari geçim indiriminden faydalanacaktır. Ancak devrolan firma çalışanlarının devralan firmadaki 10.08.2013-31.08.2013 tarih aralığı için elde edeceği ücretlerinde asgari geçim indirimi uygulaması tatbik edilemeyecektir. Zira mali idarenin 2008 yılı Ağustos ayında verdiği B.07.1.GİB.4.34.16.01/GVK-32 sayılı özelgesinde ; ”…… Bununla birlikte, aynı ay içerisinde işveren değiştiren ücretlilerin, söz konusu ay içinde gerek eski işvereni ve gerekse yeni işvereni vasıtasıyla asgari geçim indirimi uygulamasından faydalanması mükerrerliğe yol açacaktır. Bu nedenle, aynı ay içerisinde çalıştığı işverenden ayrılarak başka bir işveren nezdinde çalışmaya başlayan ücretlinin, eski veya yeni işvereninden yalnızca biri vasıtasıyla asgari geçim indiriminden faydalanması gerekmekte olup, aynı ay içerisinde hem eski hem de yeni işvereni vasıtasıyla asgari geçim indiriminden faydalanması mümkün değildir.” Görüşüne yer verilmiştir. Kanaatimizce çalışanlar açısından, birleşme neticesinde yeni bir işverene dahil olma söz konusu olduğundan asgari geçim indiriminde mükerrerliğe sebep verilmemesi için devralan firmada aynı ay için asgari geçim indirimi uygulamasının tatbik edilmemesi yönündeki Gib görüşü isabetlidir. Buna göre, birleşme işlemleri sonucunda devralan firmada söz konusu hususa dikkat etmek yerinde olacaktır.

D-Devrolan Şirket Personelinin Kümülatif Vergi Matrahlarının Devralan Şirket Ücret Bordrosuna Taşınıp Taşınmayacağı Hususunda Yaşanan Tereddütler Mali idare sene içinde işveren değiştiren personelin yeni işverende vergi matrahının “0” dan başlaması yönünde görüş bildirmiş olup (10.06.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 103-708 sayılı özelge) kanaatimizce Türk Ticaret Kanununa göre devir yolu ile birleşmede devrolan şirket hukuki bakımdan yok olduğundan devralan şirket yeni bir şirkettir. Dolayısı ile devrolan şirket personelinin devralan şirketteki gelir vergisi matrahı “0” dan başlayacaktır.

E-Birleşmelerde Devrolan Firmalara Ait Devreden Katma Değer Vergisinin Devralan Firmada İndirim Konusu Yapılıp Yapılmayacağı Hususunda Yaşanan Tereddütler
5520 sayılı Kurumlar vergisi kanununun 18, 19, 20 nci maddeleri hükümlerine uygun olarak devir yolu ile gerçekleşen birleşmelerde devrolan firma tarafından yüklenilen ve devir tarihine kadar indirilemeyen KDV’nin devralan şirket tarafından indirilebileceği yönünde mali idarenin B.07.1.GİB.4.48.15.01-KDV/4-3 05/01/2012 sayılı özelgesi mevcut olmakla birlikte muktezada bu indirimin ne şekilde yapılacağı hususunda bir açıklama getirilmemiştir.
Devralan şirket devrolan şirketten gelen bahse konu KDV’yi iki şekilde indirebilir ; devralan şirket, devrolan şirketten gelen KDV’yi kendi dönem beyannamesinin önceki dönemden devreden KDV satırına taşıyabilir Bu durumda mükellefin bir önceki dönem KDV beyannamesindeki “Sonraki döneme devreden KDV” tutarı ile son dönem KDV beyannamesindeki “ Önceki dönemden devreden indirilecek KDV “ tutarı arasında farklılık olacağından mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesine bilgi vermesi gerekecektir. Öte yandan devrolan firmadan gelen indirim konusu yapılamamış KDV’nin “ Bu dönem ait indirilecek KDV” satırına da taşınması yönünde görüşler mevcut olup bu durumda ise indirilecek KDV’nin oranlar bazında matrahlarının tespit edilmesi gerekecektir.

III- Sonuç  Bu çalışmada şirket birleşmelerinde ortaya çıkan ve üzerinde durulması gereken özellik arz eden hususlardan bir kısmına değinilmiş olup bu hususlar göstermektedir ki birleşme işlemleri neticesinde doğru şekilde ele alınması gereken birçok gri alan bulunmaktadır. Mükelleflerin bu alanlardaki uygulamaları yaparken cezai bir müeyyideyle karşılaşmamak için Gelir İdaresinin konuyla ilgili muktezaları da dikkate almak suretiyle vergi daireleri ve vergi danışmanları ile sürekli irtibat içinde bulunmaları yerinde olacaktır.
KAYNAK : www.verginet.net

                                                                                      

12 Şubat 2014 Çarşamba

Çalıştıkça azalan emekli aylığı !!!

Çalıştıkça ileride alınacak emekli aylığı düşer' dedik, 'artar' değil
15.07.1966 doğumlu, 01.09.1983 sigortalıyım. 31.05.2006'da işten çıktım. 16.07.2013'te emekli müracaatımı yaptım. Bu arada hiçbir işte çalışmadım. Emekli olduktan sonra bana 1089 lira maaş bağlandı. "Ödenmeyen her ay için maaşınıza 2 ya da 3 lira fark gelir" diyordunuz, bu fark maaşın içinde midir? Yoksa bunun içine koyulmamış mıdır? Benim en son 2006'da sigortaya ödenen prim miktarım 771 liradır. Coşkun ÖZKAYA
CEVAP: Coşkun Bey, konuyu yanlış anlamışsınız. 01.01.2000 ile 30.09.2008 tarihleri arasında asgari ücret veya asgari ücrete yakın ücretle SGK'ya bildirilenlerin ileride alacakları emekli aylığı her ay 1.5 ile 2 lira arasında düşüyordu. 01.10.2008 günü çıkarılan yasayla bu düşüş 3 liraya çıkarıldı. Siz 31.12.1999 gününden sonra hiç SSK'lı olarak çalışmamış olsaydınız, bugün emekli olduğunuzda 1280 lira emekli aylığı sahibi olurdunuz. Ancak 2006 yılına kadar çalışmaya devam ettiğinizden, adınıza SSK'ya prim ödenen her ay emekli aylığınız 1.5 ile 2 lira arasında düşmüş ve 1089 lira olmuş. Yine 2006'dan sonra çalışmaya devam etseydiniz bugün emekli olduğunuzda 720 lira aylığınız olurdu.

10 Şubat 2014 Pazartesi

GMSİ Beyanı-2014


 GVK 21’inci maddesine göre,binaların mesken olarak kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde elde edilen hasılatın 3.200 lirası gelir vergisinden müstesnadır. (2013 yılı için 3.200 TL, 2014 yılı için 3.300 TL )  İstisna haddi üzerinde hasılat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde, bu istisnadan yararlanılamaz.
 Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile (6322 sayılı kanunun 5. maddesiyle değişen ibare;1.1.2013 tarihinden itibaren elde edilen hasılatlara uygulanmak üzere Yürürlük 15.06.2012) istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar.Bu paragraftaki düzenleme 6322 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde , “Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile gelirleri bunlar tarafından bildirilecek olanlar bu istisnadan faydalanamazlar” şeklinde idi.
6322 sayılı Kanunla değişiklik öncesi istisnadan yalnızca, ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile gelirleri bunlar tarafından bildirilecek olanlar faydalanamaz iken, 6322 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası 1 Ocak 2013’ten itibaren istisnanın kapsamı daraltılmıştır. Buna göre, 1 Ocak 2013’ten itibaren elde edilen kira hasılatlarında aşağıdaki durumlarda 3.200 TL’lik istisnadan faydalanılamayacaktır.
 1- İstisna haddi üzerinde hasılat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde,  2- Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar,
 3- istisna haddinin üzerinde (3.200 TL) hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 103’üncü maddede yazılı tarifenin üçüncü diliminde (2013 için 94.000 TL) ücret gelirleri için yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar.
 İşte GVK 21/2’nci fıkra ile getirilen düzenleme ile 2013 için 3.200 TL üzerinde kira hasılatı elde edenlerden beyan sınırı geçilip geçilmeyeceğine bakılmaksızın ayrı ayrı ya da birlikte elde edilen;
Ücret,Menkul sermaye iradı,Gayrimenkul sermaye iradı,Diğer kazanç ve iratların toplamı 2013 için 94.000 TL’yi aşıyorsa 3.200 TL’lik istisnadan yararlanılamayacaktır.
94.000 TL’lik sınıra bakılırken yukarıda saymış olduğumuz 4 gelir unsuru ayrı ayrı ya da toplamda 94.000 TL’lik sınırı geçebilir. Ayrıca, 94.000 TL’lik sınıra bakılırken vergi sonrası rakamlar değil vergi öncesi yani brüt rakamlar dikkate alınacaktır. Ayrıca, bu tutarın tespitinde, sayılan bu kazanç ve iratların beyan edilip edilmemesinin ya da bu kazanç ve iratlara herhangi bir istisna uygulanıp uygulanmamasının da önemi yoktur.
Örneğin bir kişi 2013 yılında ayda 6.000 TL maaş alıyor ise ve bu maaşın brütü de aylık 8.000 TL ise bu şahsın yıllık brüt maaş geliri 96.000 TL olacak ve 94.000 TL’lik sınır aşılmış olacaktır. 2013 yılında elde edilen mesken kira geliri de örneğin 4.000 TL ise 4.000 TL üzerinden vergi ödenecektir. İstisnadan faydalanmak mümkün olmayacaktır.    
Ancak, 2013 yılında 3.200 TL’nin altında mesken kira geliri elde edilmiş ise, ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlardan elde edilen hasılatın toplamı 2013 için 94.000 TL’yi aşıyor olsa bile bu tutar beyannameye dahil edilmeyecektir. Yukarıdaki örnekte 4.000 TL değil de 3.000 TL gelir elde edilmiş olunsa idi bu halde mesken kira geliri beyannameye dahil edilmeyecekti.
Bu düzenleme ile 3.200 TL’lik istisnadan faydalanan mükellef sayısı sınırlandırılmış oldu. Fazladan ödenecek vergi ise, %15 gelir vergisi oranıyla 480 TL ve üst gelir dilimine girmesi halinde de %35 gelir vergisi oranıyla 1.120.-TL olmuş oldu.
Konuya ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığınca Tebliğ Taslağı hazırlanmış olup, (http://www.gib.gov.tr/fileadmin/mevzuatek/gvk286tebtaslak.pdf) linkinden Taslağa ulaşmak mümkündür. Taslakta farklı gelir durumuna göre örneklere de yer verilmiştir.


Alıntı muhasebeweb den dir: http://muhasebeweb.com/haber_detay.php?id=1428_Ev-sahipleri-dikkat-2013-kira-gelirlerinde-vergileme-sistemi-degismistir.html

5 Şubat 2014 Çarşamba

GMSİ Beyanı 2014

http://muhasebeweb.com/haber_detay.php?id=1410_MESKEN-VE-ISYERI-KIRA-BEYANNAMESI.html

3 Şubat 2014 Pazartesi

Gayrimenkuller hk.-Muhasebe Web H.Yıldırım Kılınçaslan


Arapça kökenli bir kelimedir,3065 Katma değer  vergisi kanunu  md/1-3f fıkrasında Gelir Vergisi madde 70 ‘ede   atıfta bulunarak  ’’mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul sermaye iradıdır:’’diye kanun koyucu tanımlamıştır
3065 saylı Katma değer kanunu  17 maddenin 4’üncü  diğer istisnalar kısmında d)fıkrasında ‘’ İktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri ile Sağlık Bakanlığına bağlı hastane, klinik, dispanser, sanatoryum gibi kurum ve kuruluşların yapacağı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri ‘’istasna kısmına alınmıştır .Başka bir ifade ile ticari faaliyet kapsamı dışında bulunan gayrimenkullerin (taşınmazların) kiralama işlemleri KDV’den istisnadır
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinin 6 ıncı bendi uyarınca, aşağıda belirtilen mal ve hakların 5 yıl içerisinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artış kazancının konusunu oluşturmaktadır.
Arazi, bina, maden suları, memba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı, Voli mahalleri ve dalyanlar, Gayrimenkul olarak tescil edilen haklar, Gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtaları, Elden çıkarmadan maksat, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir bedel karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasıdır. Burada öncelikle dikkat edilmesi gereken husus mal ve hakların iktisap şekli ve elden çıkarılma süresidir.
4721 sayılı Medeni kanunda ise madde 704.’de ‘’- Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır:1. Arazi,2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar,3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.’’ kanun koyucu taşınmaz (gayrimenkul) mülkiyetinin konusunu belirleyerek dolaylı yoldan tanımlama yapmıştır…
4721 sayılı  Medeni Kanununda yapılan tanım çerçevesinde GVK 70’nci Maddede sayılan gayrimenkuller ise şunlardır:
1. Arazi, bina, maden suları, menba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı;
2. Voli mahalleri ve dalyanlar;
3. Gayrimenkullerin, ayrı olarak kiraya verilen mütemmim cüzileri ve teferruatı ile bilumum tesisatı demirbaş eşyası ve döşemeleri;
4. Gayrimenkul olarak tescil edilen haklar.
yukarıda sıralanan gayrimenkullerin, ticari işletmeye dahil olmama şartıyla, kiralanması işlemleri KDV’den istisnadır.
Katma değer Vergisinden İSTİSNA edilmeyen ve GVK’nın 70’nci Maddesinde sayılan;
1. Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatlarının, ihtira beratı, alameti farika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi hakların,
2. Telif haklarının,
3. Gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtalarının,
4. Motorlu nakli ve cer vasıtaları, her türlü motorlu araç, makine ve tesisatın,
Kiralanması işlemleri, bu mal ve haklar ticari işletmeye dahil olsun olmasın, KDV’den istisna edilmemiştir.
GAYRİMENKUL SATIŞ KAZANCI İSTİSNASI:
Kurumların, en az 2 (iki)tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %75 lik kısmı kurumlar vergisinden istisnadır.
İstisna uygulamasında dikkat edilecek huşular ise şunlardır:
1.gayrimenkulun en az 2 tam yıl süreyle (730 gün )aktiflerinde yer almış olması
2.istisnaya konu, aktifteki taşınmazın, kurum adına tapuya tescil edilmiş olması
3.satış bedelinin satışın yapıldığı yılı izleyen 2 takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi
4.satışın peşin veya vadeli olup olmadığına bakılmaksızın, istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanması…
5.satış kazancının %75 lik kısmı istisnadır, istisnadan yararlanılan kazanç tutarının pasifte özel bir fon hesabına alınması ve satışın yapıldığı yılı izleyen 5 yılın sonuna kadar bu fon hesabında tutulması şarttır.
6.fon hesabına alınan tutar ,sermayeye ilave edilebilir, fondaki tutarın, sermayeye ilave dışında ,5 yıl içinde başka bir hesaba nakledilmesi işletmeden çekilmesi veya kurumun tasfiyesi halinde ,ist,sna uygulaması nedeniyle zamanında tahakkuk etmeyen vergiler ,vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.
7.istisnadan GEÇİCİ VERGİ Dönemlerinde de yaralanılır.
İstisna uygulanmayan durumlar:
a)Gayrimenkul ticareti ve kiralamasıyla faaliyet gösteren kurumların ,bu amaçlarla aktiflerinde bulundurdukları taşınmazların satışından doğan kazançlara istsina uygulanmaz
b)gayrimenkullerin ,para karşılığı olmaksızın Trampa veya ayni kıymetlerle değiştirilmesinde ist,sna uygulanmaz
c)satış vaadi sözleşmeleriyle yapılan satışlarda ,istisna uygulanmaz  (dikkat: gayrimenkullerde ,mülkiyetin devri tapuya tescil ile gerçekleşir )
ç)döviz cinsinden satışlarda ortaya çıkan kur farkları ,istisna uygulamasında dikkate alınmaz bunlar genel hükümlere tabi olarak kambiyo karı veya kambiyo zararı yazılır.
d)vadeli satışlarda ,alacağa uygulanan faiz veya vade farkları ,istisnadan yararlanamaz .genel hükümlere tabidir.
Konuyu örneklerle  pekiştirmeye çalışırsak :
Örnek 1:abc ldt şti 2008 yılında yatırım amacıyla alınan ve 800.000 tl maliyet bedeliyle duran varlıklarda yer alan bir gayrimenkul (arazi),2012 yılında 3.600.000 tl karşılığında Vadeli olarak hikmet kılınçarslana satılmıştır.söşleşmeye göre satış bedeli 2012 yılında:1,500.000 2013 yılında 1,000,000 tl 2014 yılında :700,000 tl ve 2015 yılında ise 400,000 tl şeklinde tahsil edilecektir.
Çözüm:
Satış bedelinin ,satışın yapıldığı yılı izleyen 2 takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır ve ilk tahsilatın ,maliyet bedeli için yapıldığı kabul edilir.
SATIŞ BEDELİ  :3,600,000 TL
MALİYET(-)      (800,000TL)
SATIŞ KAZANCI:2,800,000 TL
Olmasına rağmen 2015 yılında tahsil edilecek  400,000 tl kazanç ,ç,n istisnadan yararlanılamaz
İSTİSNADAN YARARLANILACAK KAZANÇ TUTARI:
(2,800,000 TL – 400,000 TL)   :2,400,000 TL
2,400,000TL X %75                   :1,800,000 TL dir.
İstisnadan yararlanılacak kazanç tutarı olan 1,800,000 TL .25/04/2013 tarihine kadar  özel bir fon hesabına kaydedilir. Yevmiye kaydı:
………………………………………………/ 2012   /……………………………………………………………… 
102 bankalar hs                      1,500,000 tl
136 diğer çeşitli alacaklar hs 2,100,000 tl
                                          250 arazi ve arsalar                                800,000 tl
                                          679 diğer olağan dışı gelir ve karlar 2,800,000 tl
………………………………………………/       /…………………………………………………………………… 
…………………………………………………/  /……………………………………………………………………..
905 matrahdan indirilecek gelirler 1,800,000 tl
                906 matrahtan indirilecek gelirler 1,800,000 tl
……………………………………………/  /……………………………………………………………………… 
……………………………….01/01-25/04/2013/………………………………………………………………… 
570 geçmiş yıl karları 1,800,000 tl
                        549 özel fonlar  1,800,000 tl
Gayrimenkul satış kazancı istisnası kaydı
………………………………………/            /………………………………………………………………………… 
Kurumların Anonim şirketlere ait hisse senetleri ,limitet şirketlere ait iştirak paylar ,eshamlı kom. Şirketlerdeki komanditer ortaklık payları, İş ortaklıkları ile adi ortaklıklardaki ortaklık payları ve Kooperatiflere ait ortaklık payların dan doğan kazançlar ,K.V.K  md/5-e  bendi hükmü gereği kurum vergisinden istisnadır. Gayrimenkul  satış kazancı istisnası uygulamasında yer alan hususlar bu istisnanın uygulanmasında  da geçerlidir.

İGU, Doktor, Hemşire,Risk Raporu ve Acil eylem planı............

  • Milyonlarca işyerine her an ceza gelebilir
  • Çok kişi farkında değil. 
  • Arka arkaya çeşitli yasalar, yönetmelikler ve tebliğler çıktı.
  • Bunlarla, işyerlerine bazı yükümlülükler ve uymayana da cezalar geldi.
    Cezalardan bir kısmı, her ay itibariyle işliyor.
  • Öyle ki 2014 Şubat ayında kesilecek ceza, bir çok işletmenin sermayesinden de fazla.
    İşletme sahipleri, haklı olarak “Ben bu kadar mevzuatı nereden bileyim” diyebilir.
  • Ancak “kanunları bilmemenin mazeret olmadığı da” ayrı bir gerçek.

En iyisi, cezalar kesilmeden kısa kısa hatırlatalım.
Yapmadığınız varsa, bir an önce tamamlayın:

RİSK DEĞERLENDİRMESİ
  • İşçi çalıştıran (çırak ve apartman kapıcısı dahil) tüm işyerleri “Ocak 2013” itibariyle “risk değerlendirmesi” yaptırmak zorundaydı.
  • Risk değerlendirmesinin nasıl yapılacağı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) internet sitesinde, işkolları itibariyle var.
  • Risk değerlendirmesi yaptırmayan (örneğin bir apartmana, çiçekçi, bakkal veya berbere) ilk ay için 3.361 TL (2013’de 3.234 TL idi), aykırılığın devam ettiği her ay için 5.042 TL (2013’de 4.851 TL idi). “idari para cezası” kesilecek.
  • Bunlar, Şubat dahil 14 aylık ceza ile karşı karşıyalar.
  • Bu da 50 bin  lirayı aşan bir ceza demektir ki bir apartmanı, çiçekçiyi, bakkalı, berberi perişan eder.
  • Risk değerlendirmesini, Ocak 2013 tarihini yazarak, bir an önce yaptırmanızda yarar var.

DOKTOR, UZMAN VE HEMŞİRE
50 ve üzerinde işçi çalıştıran işyerlerinde 1 Ocak 2013’de,
50’nin altında işçi çalıştıran(berber, kuaför, cilt bakımı, hamam, matbaa, kavun karpuz yetiştirme, leblebi çekirdek imalatı, gıda ürünler imalatı gibi) tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde 1 Ocak 2014’den itibaren,
50’nin altında işçi çalıştıran az tehlikeli işyerlerinde (apartmanlarda, kırtasiyeci, bakkal, kuyumcu, konfeksiyoncu, vb işyerlerinde) 1 Temmuz 2016 tarihinden itibaren,
- İşyeri hekimi,
- İş güvenliği uzmanı,
- Diğer sağlık personeli (hemşire vb), istihdam edilmesi ya da ortak sağlık ve güvenlik biriminden hizmet alınması gerekiyor.

Dokuz kişi ve altında işçi çalıştıranlara, devlet desteği var. Bunun tutarı da;
- Çok tehlikeli işyerlerinde işçi başına 17 TL
- Tehlikeli işyerlerinde işçi başına 15 TL olacak. Bu destek “üçer aylık dönemler halinde” SGK tarafından ödenecek. Kuşkusuz bu para yeterli değil, aşan kısmı işveren ödeyecek.
Doktor, uzman ve hemşire istihdam edilmemesi veya istihdam edenlerden hizmet alınmaması durumunda, üçü için. Her ay itibariyle 14 bin TL idari para cezası kesilecek.

NE KADAR SÜRE ÇALIŞACAK?
İşyeri Hekimi:
- 10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde, çalışan başına “yılda en az” 25 dakika,
a) Az tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına “ayda en az” 4 dakika,
b) Tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına “ayda en az” 6 dakika,
c) Çok tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına “ayda en az” 8 dakika, işyeri hekiminin zaman ayırması gerekiyor.
İş Güvenliği Uzmanı:
10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde, çalışan başına “yılda en az” 60 dakika olmak üzere,
yukarıdaki (a),(b) ve (c) bentlerindeki işyerlerinde, sırasıyla 6,8 ve 12 dakika, iş güvenliği uzmanının zaman ayırması gerekiyor.

Diğer Sağlık Personeli:
10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli veya tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde, çalışan başına “yılda en az” 35 dakika olmak üzere,
yukarıdaki sıralamaya göre 6,9 ve 12 dakika diğer sağlık personelinin (hemşirenin) zaman ayırması gerekiyor.

EĞİTİM VE ACİL EYLEM PLANI
İşyerinde çalışan her işçiye eğitim verilmesi gerekiyor.
Aksi halde, çalışan her işçi için 1.120 TL idari para cezası kesilecek.
İş yerinde, acil durum planı hazırlanması ve tatbikatı gerekiyor.
Aksi halde, tespit edilen her ay için 1.120 TL cezası var.

Şükrü Kızılot-Hürriyet-3/2/2014


15 Ocak 2014 Çarşamba

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİNİN DESTEKLENMESİ

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİNDE DEVLET DESTEĞİ NEDİR ? 24 Aralık 2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik’le 10 kişiden az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyerlerine, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için destek sağlanması yönünde düzenleme yapılmıştır. Özellikle Küçük işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için bu yönde bir destek sağlanması yoluna gidilmiştir. Destekten Türkiye genelinde ondan az (en fazla 9 kişi) çalışanı bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri faydalanacak ve destekten yararlanacak işyerlerinin tespitinde, SGK tarafından tescil edilmiş işyeri kayıtları esas alınacaktır.
İSG DESTEĞİNİN KAPSAĞI KİŞİLER KİMLERDİR ? Destekten yararlanacak işyerlerinin tespitinde, SGK tarafından tescil edilmiş işyeri kayıtları esas alınacaktır. Çalışan sayısının on kişiden az olup olmadığının tespitinde aşağıdaki şartlar aranacaktır:
a) Aynı işverenin Türkiye genelinde birden fazla tescilli işyerinin bulunması halinde, aynı işveren tarafından 4/a bendi kapsamında Türkiye genelinde tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalıştırılan toplam sigortalı sayısı esas alınacaktır.
b) İşverenden iş alan alt işverenlerce çalıştırılan sigortalılar toplam çalışan sayısına dahil edilir.
c) İşyerinde çeşitli nedenlerle ay içinde çalışması bulunmayan ve ücret ödenmeyen sigortalılar toplam çalışan sayısına dahil edilir.
d)Her bir ayda SGK’na verilmiş asıl ve ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısından,iptal nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısı düşülür.
e) Ay içinde işe giren veya işten çıkan sigortalılar da sigortalı sayısına dahil edilir.
f) 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler çalışan sayısının tespitinde dikkate alınmaz.

İşyerinin, İSG-KATİP’e kayıtlı onaylanmış ve devam eden iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin verilmesine ilişkin, hizmet sunucusu ile yapılmış bir sözleşmesinin olması şarttır.
On kişiden az çalışanı bulunan (yani en fazla 9 çalışanı olan) işverenlere sağlanacak iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedelleri işyerinin tehlike sınıfı ve Kuruma bildirilen sigortalı sayısı ile sigortalıların çalıştıkları gün sayısı esas alınarak her bir işyeri için ayrı ayrı tespit edilecektir.

DESTEK TUTARI NE KADAR OLACAK ? Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için sağlanacak iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedelinin sigortalı başına günlük miktarı 16 yaşından büyük sigortalılar için belirlenen prime esas kazanç alt sınırının (1.071,00 TL) günlük tutarının sırasıyla %1.4 ve %1.6’sıdır.
Buna göre, 01.01.2014 - 30.06.2014 tarihleri arasında
1.071,00 TL olan mevcut asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığında ;
Tehlikeli İşyerleri İçin Aylık Destek İşçi Başına 14.99 TL
Çok Tehlikeli İşyerleri İçin Aylık Destek işçi başına 17,13 TL
01.07.2014 – 31.12.2014 tarihleri arasında hesaplama yapıldığında
1.134,00 TL için ise ;
Tehlikeli İşyerleri İçin Aylık Destek İşçi Başına 15,87 TL
Çok Tehlikeli İşyerleri İçin Aylık Destek işçi başına 18,44 TL
ASGARİ HESAPLAMALAR   Türk Tabibler Birliğinin yayınladığı İşyeri Hekimliği Ücret Tarifesine göre 2014 Yılı İşyeri Hekimliği Ücretleri (30 Aralık 2013 )
50'den az işçi çalıştıran işyerleri için: İşçi başına birim 7’dir.
Az tehlikeli işyerleri için işçi başına net ücret : 37,40-TL.
Tehlikeli işyerleri için işçi başına net ücret: 38,89- TL.
Çok tehlikeli işyerleri için işçi başına net ücret: 40,38-TL.’dir.

Şirketinizin çalışanı 10 ve daha az ise ;
Tehlike Sınıfı    Az Tehlikeli       Tehlikeli           Çok Tehlikeli
Süre (saat)      1 Saat / AY    1 Saat / AY           2 Saat / AY
Şu halde 10 işçi baz alındığında
Tehlikeli işyerleri için :
38,89 * 10 = 389 TL asgari ücret ve sgk prim 110 tl – 15 tl devlet desteği
Çok tehlikeli işler için :


40,38 * 10 = 403,80 TL asgari ücret ve sgk prim 120 TL – 18 TL devlet desteği

İst.SMMMO çalışmasıdır.

10 Ocak 2014 Cuma

Risk yüzünden riske girmek......ya da girmemek.

·        Risk değerlendirmesi yapmamak veya yaptırmamanın cezası
·        geçen yıl 3 bin 361 liradan başlayıp,
·        tekrar eden her ay için 5 bin 41 lira olarak uygulanırken
·        yeni yılla birlikte bu ceza 63 bin 853 liraya yükseldi.

·        İşletilmesine Bakanlıkça izin verilmeyen işyerini faaliyete geçirmek, durdurulan işyerinde faaliyete devam etmek gibi durumlarda ise her bir kusur için ayrı ayrı 89 bin 629 lira ceza uygulanacak.

·        Büyük kaza önleme politika belgesini hazırlamayanlara 56 bin 18 lira, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurumu tarafından çağrıldıkları zaman gelmeyenlere,

·        ifade ve bilgi vermeyenlere gerekli olan belge ve delilleri getirip göstermeyenlere de 12 bin 181 lira ceza uygulanacak....

9 Ocak 2014 Perşembe

LİMİTED ŞİRKETLERDE ÖNEMLİ DÜZENLEMELER VE YENİLİKLER (1.BÖLÜM)

LİMİTED ŞİRKETLERDE ÖNEMLİ DÜZENLEMELER VE YENİLİKLER (1.BÖLÜM)
1) TTK mad.616/(3) Tek ortaklı limited şirketlerde, bu ortak genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir. Tek ortağın genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerlilik kazanabilmeleri için yazılı olmaları şarttır.
Tek kişilik Limited Şirket kurulabilmesi mümkündür. Bu tek ortak, genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir
 2) MADDE 585- (1) Şirket, kanuna uygun olarak düzenlenen şirket sözleşmesinde, kurucuların limited şirket kurma iradelerini açıklayıp, sermayenin tamamını şartsız taahhüt etmeleri ve nakit kısmı hemen ve tamamen ödemeleriyle kurulur. 588 inci maddenin birinci fıkrası saklıdır
 Ortaklar sermayenin tamamı şartsız taahhüt edip nakit kısmını hemen ve tamamen ödemek zorundadır..    
3)MADDE 397- (1) Anonim şirketin ve şirketler topluluğunun finansal tabloları denetçi tarafından, uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenir. Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu içinde yer alan finansal bilgilerin, denetlenen finansal tablolar ile tutarlı olup olmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı da denetim kapsamı içindedir.(2) Denetçinin denetiminden geçmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu düzenlenmemiş hükmündedir.                (3) Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporunun sunulmasından sonra değiştirilmişse ve değişiklik denetleme raporlarını etkileyebilecek nitelikteyse, finansal tablolar ile, birinci fıkra çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu yeniden denetlenir. Yeniden denetleme ve bunun sonucu, raporda özel olarak açıklanır. Denetçi görüşünde de yeniden denetlemeyi yansıtan uygun eklere yer verilir.
MADDE 635- (1) Anonim şirketin denetçiye ve işlem denetçileriyle denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri limited şirkete de uygulanır.
Anonim şirketin denetçiye ve işlem denetçileriyle denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri Limited Şirkete de uygulanır
4/a)MADDE 603- (1) Ortaklar şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı bedeli dışında ek ödeme ile de yükümlü tutulabilirler. Ortaklardan bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ancak,               a) Şirket esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının şirketin zararını karşılayamaması,b) Şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devamının mümkün olmaması,c) Şirket sözleşmesinde tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı doğuran diğer bir hâlin gerçekleşmiş bulunması,hâllerinde istenebilir.(2) İflasın açılması ile ek ödeme yükümlülüğü muaccel olur.  (3) Ek ödeme yükümlülüğü şirket sözleşmesinde ancak esas sermaye payını esas alan belirli bir tutar olarak öngörülebilir. Bu tutar esas sermaye payının itibarî değerinin iki katını aşamaz.   (4) Her ortak, sadece kendi esas sermaye payına düşen ek ödemeyi yerine getirmekle yükümlüdür.(5) Şartlar gerçekleşmişse, ek ödemeler müdürler tarafından istenir.           (6) Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılması ancak esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zararları tamamen karşılaması hâlinde mümkündür. Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılmasına veya kaldırılmasına esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
Ortaklar, sermaye ile kanuni yedek akçelerin toplamı şirketin zararını karşılamıyorsa, esas sermaye payı bedeli dışında ek ödeme ve yan edim ile de yükümlü tutulabilirler. Ortaklar, şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır
4/b-)MADDE 606- (1) Şirket sözleşmesiyle, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edebilecek yan edim yükümlülükleri öngörülebilir.(2) Bir esas sermaye payına bağlı yan edim yükümlülüklerinin konusu, kapsamı,  koşulları ve diğer önemli noktalar şirket sözleşmesinde belirtilir. Ayrıntıyı gerektiren konular genel kurul düzenlemesine bırakılabilir.(3) Şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş bir karşılığı veya  uygun bir karşılığı bulunmayan ve özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet eden nakdî ve ayni edim yükümlülükleri, ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümlere tâbîdir.
Yan edim: Şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edebilecek hususlardır. Bunlara ait teferruat ana sözleşmede gösterilir
5)MADDE 607- (1) Şirket sözleşmesini değiştirip, ek ya da yan edim yükümlülükleri öngören veya mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararları, ancak ilgili tüm ortakların onayıyla alınabilir.
Başlangıçta sözleşmede yer almayan ek ödeme ve yan edim gibi hususlar, daha sonra sözleşmenin oy birliğiyle değişmesi halinde, eklenebilir                     
6)MADDE 604- (1) Şirket, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde iflas etmiş ise bu eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenir.
Şirket, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde iflas etmiş ise bu eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenir           
7)MADDE 639- (1) Ortaklardan biri şirket sözleşmesindeki hükme dayanarak çıkma istediği veya haklı sebeplerden dolayı çıkma davası açtığı takdirde, müdür veya müdürler gecikmeksizin diğer ortakları bundan haberdar ederler.(2) Diğer ortaklardan her biri, haberin kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde;a) Şirket sözleşmesinde öngörülen haklı sebep kendisi yönünden de geçerliyse, kendisinin de çıkmaya katılacağını müdürlere bildirmek,b) Açacağı bir dava ile haklı sebepler dolayısıyla çıkma davasına katılmak,hakkına sahiptir.(3) Çıkan tüm ortaklar, esas sermaye payları ile orantılı olarak, eşit işleme tabi tutulurlar.(4) Şirket sözleşmesindeki hüküm sebebiyle veya haklı bir sebebin varlığı dolayısıyla bir ortağın şirketten çıkarılması hâlinde bu hüküm uygulanmaz
Ortaklardan biri çıkma isteğinde bulunursa, diğer ortaklardan her biri, çıkmaya katılabilir                      
8)MADDE 640- (1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir.                (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.(3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.
Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir. Ortaklar, haklı sebepler varsa, çıkma kararı verilmesi için dava açabilir. ( TTK mad/638 ) Sözleşmede yazılı ise, bir ortak genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabilir    


LİMİTED ŞİRKETLERDE ÖNEMLİ DÜZENLEMELER VE YENİLİKLER  (2 BÖLÜM)
9)MADDE 641- (1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.(2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler.           
 Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, ayrılma akçesi alma hakkı vardır. Ayrılma akçesi, ayrılan ortağın esas sermaye payının gerçek değerine uygun olmalıdır           
10)MADDE 577- (1/h) Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel hak tanıyan hükümler.
Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel hak tanıyan hükümler ( sözleşmede yer aldığı taktirde bağlayıcıdır)
11)MADDE 623- (1) Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.
Şirketin yönetimi ortağa, tüm ortaklara veya 3ncü bir kişiye bırakılabilir.  Bu konu bir iç yönerge ile düzenlenir                          
12)MADDE 502- (1) Genel kurul, esas sözleşme uyarınca veya esas sözleşmeyi değiştirerek, bedeli kanuna uygun olarak yok edilen payların sahipleri, alacaklılar veya bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili olanlar lehine intifa senetleri çıkarılmasına karar verebilir. Bu senetlere 348 inci madde uygulanır(2) Kurucular için çıkarılanlar da dâhil olmak üzere, intifa senetleri emre ve hamiline yazılı olabilir.            
MADDE 584- (1) Şirket sözleşmesinde intifa senetlerinin çıkarılması öngörülebilir; bu konuda anonim şirketlere ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.                          
MADDE 600- (3) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde, pay intifa hakkı sahibi tarafından temsil edilir; bu durumda intifa hakkını haiz kişi, esas sermaye payı sahibinin menfaatlerini,  hakkaniyete uygun bir şekilde gözetmezse tazminat ile yükümlü olur.
Şirket sözleşmesinde kurucular, bazı pay sahipleri ve alacaklılar lehine intifa senetlerinin çıkarılması öngörülebilir                                
13)MADDE 586- 2) Başvuru, müdürlerin tümü tarafından imzalanır. Başvuruya aşağıdaki belgeler eklenir:b) Ekleri ile birlikte 349 uncu maddeye göre düzenlenmiş kurucular beyanı ve Bakanlıkça istenilmesi hâlinde 351 inci madde uyarınca hazırlanmış işlem denetçisi raporu.        
Tescil evrakları arasında kurucular beyanı ile işlem denetçisi raporu bulunmalıdır                                     

14)MADDE 586- 2/ c) Yerleşim yerleri de gösterilerek şirketi temsile yetkili kişileri ve denetçinin seçimini gösterir belge.               
Yerleşim yerleri de gösterilerek şirketi temsile yetkili kişileri ve denetçinin seçimini gösterir belge de tescil başvurusuna eklenir
15)MADDE 593- (2) Esas sermaye pay senetleri ispat aracı şeklinde veya nama yazılı olarak düzenlenir. Ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin, ağırlaştırılmış veya bütün ortakları kapsayacak biçimde düzenlenmiş rekabet yasağının ve şirket sözleşmesinde öngörülmüş önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım haklarının, bu senetlerde açıkça belirtilmesi gereklidir.          
Esas sermaye pay senetleri ispat aracı şeklinde veya nama yazılı olarak düzenlenir    
Bir hissenin birden çok maliki varsa, paysahipleri, esas sermaye payından doğan haklarını, ancak atayacakları ortak bir temsilci aracılığı ile kullanabilirler
16)MADDE 644- (1) Aşağıda madde numaraları bildirilen anonim şirketlere ilişkin hükümler limited şirketlere de uygulanır.                b) Feshe ilişkin 353 üncü, şirkete karşı borçlanma yasağına dair 358 inci maddeler.
MADDE 562- (1/5-c) Bu Kanunun; 358 inci maddesine aykırı olarak şirkete borçlananlar,              üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.                            
İştirak taahhüdünden doğan borç hariç, pay sahipleri şirkete borçlanamaz. Aykırı davrananlar üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.                                                                        
17)MADDE 359- (1) Anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. Temsile yetkili en az bir üyenin yerleşme yerinin Türkiye’de bulunması ve Türk vatandaşı olması şarttır.              
En az bir müdürün ikametgahı Türkiye’de olmalı ve şirketi tek başına temsile yetkili olmalıdır. T.C uyruklu olma şartı aranmaz
18)MADDE 348- (1) Şirketi kurdukları sırada harcadıkları emeğe karşılık olarak kuruculara, para ve bedelsiz pay senedi vermek gibi şirket sermayesinin azalması sonucunu doğurabilecek bir menfaat tanınamaz. Bu hükme aykırı esas sözleşme hükümleri geçersizdir. Ancak, dağıtılabilir kârdan 519 uncu maddenin birinci fıkrasında yazılı yedek akçe ile pay sahipleri için yüzde beş kâr payı ayrıldıktan sonra kalanın en çok onda biri  intifa senetleri bağlamında kuruculara ödenir.     
Şirketin kurulmasında emeği geçen kuruculara ve diğer şahıslara, sözleşmede yazılı olmak şartıyla, bazı menfaatler tanınabilir
19)MADDE 210- (1) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar. Ticaret şirketlerininişlemleri, ilkeleri ve usulü bir tüzük ile belirlenerek Sanayi ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından denetlenir.                       

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar. Ticaret şirketlerinin işlemleri, ilkeleri ve usulü bir tüzük ile belirlenerek Sanayi ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından denetlenir.
20)MADDE 493- (1) Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir.   
MADDE 595- (1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.(3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir.(4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir.(5) Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.               (6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir.(7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır.                                                   
Esas sermaye paylarının DEVRİ noterde yapılır ve sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, ortaklar Genel kurulunun onayı ile gerçekleşir. Şirket paylarının gerçek değerini ödemeye talip ise, devri reddedebilir.
21)MADDE 596- (1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.                              
Payların miras yolu ile veya eşler arasındaki mal rejimi veya icra yoluyla geçmesi durumunda genel kurulun onayına gerek yoktur
22)MADDE 598- (1) Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur.(2) Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir.(3) Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur.         
 Esas sermaye paylarının devri, Ticaret Sicilinde tescil ettirilir
23)MADDE 600- (1) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulmasına, esas sermaye payının geçişine ilişkin hükümler uygulanır.(2) Şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı üzerinde rehin hakkı kurulması genel kurulun onayına bağlanabilir. Bu hâlde geçişe ilişkin hükümler uygulanır. Genel kurul sadece haklı sebeplerin varlığında rehin hakkı kurulmasına onay vermekten kaçınabilir. 
Esas sermaye payları üzerinde Rehin Hakkı ve intifa hakkı kurulabilir
24)MADDE 1524- (1) Her sermaye şirketi, bir internet sitesi açmak, şirketin internet sitesi zaten mevcutsa bu sitenin belli bir bölümünü aşağıdaki hususların yayımlanmasına özgülemek zorundadır. İnternet sitesi kurulması zorunludur
25)MADDE 1527- (1) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede düzenlenmiş olması şartıyla, sermaye şirketlerinde yönetim kurulu ve müdürler kurulu tamamen elektronik ortamda yapılabileceği gibi, bazı üyelerin fiziken mevcut bulundukları bir toplantıya bir kısım üyelerin  elektronik  ortamda  katılması  yoluyla  da  icra edilebilir. Bu hâllerde Kanunda veya şirket sözleşmesinde ve esas sözleşmede öngörülen toplantı ile karar nisaplarına ilişkin hükümler aynen uygulanır.               
Elektronik ortamda Yönetim Kurulu ve Müdürler Kurulu toplantıları yapılabilir. Toplantılarda bir kısım üyeler fiziken mevcut iken, bazı üyeler de elektronik ortamda toplantıya katılarak toplantıyı gerçekleştirebilirler. Bu durum, ancak sözleşmede mevcutsa uygulanabilir    
26) Belirli veya belirlenebilir ortaklara veto hakkı veya bir genel kurul kararının oylanması sonucunda oyların eşit çıkması hâlinde bazı ortaklara üstün oy hakkı tanınabilir. ( sözleşmede yazılı olmalıdır. )
27) Yönetim Kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamaz.
28) Anonim ve Limited Şirketler, 14.02.2011 tarihinden itibaren 3 yıl içinde sermayelerini kanuni tutarlara yükseltmek zorundadır. ( Anonim Şirketler için 50.000 TL, Limited Şirketler için 10.000 TL ) Aksi halde bu 3ncü yılın sonunda 14.02.2014 tarihinde infisah etmiş sayılacaklardır.   
H.Yıldırım Kılınçaslan-Muhasebe Web 'den

8 Ocak 2014 Çarşamba

MTV ödemeden önce.

Maliye Bakanlığı söz konusu sorunu 27 Aralık 2005 gün ve 26 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği ile kısmi olarak çözüme kavuşturmuştur. 14/12/2004 tarihli ve 2004/8327 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı[1][3] gereğince; 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesindeki ( I ) sayılı tarifede yer alan otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzeri taşıtlar için, yıllar itibarıyla uygulanacak olan motorlu taşıtlar vergisi tutarları, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından her yılın Ocak ayında ilan edilen kasko sigortası değerlerinin % 5’ ini aşması halinde, aynı yaş grubunda bulunan taşıtlara ait vergi tutarları, bir alt kademedeki taşıtlara isabet eden vergi tutarı olarak uygulanacaktır.
            İsterseniz konuyu örneklendirerek daha net hale getirelim; Şirketimizin aktifine kayıtlı 2 adet araç vardır. Araçlardan 1. 2012 model BMV X5 , 2. 2012 model Isuzu d-max 4x4 olsun. Şimdi bu araçların ikisi de 3.000 motor ve 2 yaşında araçlar. BMW için 2014 yılında ödeyeceğimiz M.T.V. bedeli İnternet Vergi Dairesi (https://intvd.gib.gov.tr/internetvd/template.jsp?page=IVD_MENU_MTV) hesaplamamıza göre 4.987,00 TL’dir. Aracımızın kasko bedeli (http://www.tsb.org.tr/motorlutasitvergisi.aspx?pageID=847) 2014 yılı rakamı ise 266.753 TL’dir. Kasko değerinin % 5 ise 13.337,65 TL’dir. Bu bedel kapsama dâhil olamamaktadır. 2.aracımızı inceleyelim; Isuzu için 2014 yılında ödeyeceğimiz M.T.V. bedeli İnternet Vergi Dairesi (https://intvd.gib.gov.tr/internetvd/template.jsp?page=IVD_MENU_MTV) hesaplamamıza göre 4.987,00 TL’dir. Aracımızın kasko bedeli (http://www.tsb.org.tr/motorlutasitvergisi.aspx?pageID=847) 2014 yılı rakamı ise 64.125 TL’dir. Kasko değerinin % 5 ise 3.206,25 TL’dir.
            Bu durumda söz konusu genel tebliğin 4.maddesi hükmü uygulanacaktır. “Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinde yer alan ( I ) sayılı tarifedeki otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzeri taşıtlar için 2006 yılında uygulanacak olan motorlu taşıtlar vergisi tutarlarının; 14/12/2004 tarihli ve 2004/8327 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından 2006 yılı Ocak ayından itibaren uygulanmak üzere ilan edilen kasko sigortası değerlerinin % 5’ini aşması halinde, aynı yaş grubunda bulunan taşıtlara ait vergi tutarları, bir alt kademede bulunan taşıtlara isabet eden vergi tutarı olarak uygulanacaktır.”
            Yukarıdaki örneğimize geri döndüğümüz zaman 2014 yılı için Isuzu d-max aracımıza 4.987,00 TL yerine 3.578,00 TL gibi daha düşük bir M.T.V. ödeyeceğiz. Olayı irdelediğimiz zaman mevcut M.T.V. uygulamasının nasıl bir adaletsizliğe sebebiyet verdiğini açıkça görmekteyiz. Söz konusu tebliğ ile bu durumun bir nebze de olsa önüne geçilmiştir. Fakat yıllardır mücadelesini verdiğimiz diğer bir husus ise bunun sadece bine araçlar ve arazi taşıtları ile (M.T.V. kanunu 1 sayılı tarife) sınırlı tutulmasıdır. Aynı durum kamyonet, panelvan, minibüs, otobüs ve kamyon içinde geçerlidir. Tebliğ kapsamına diğer araçların alınmayışı aşikardır.
            Yukarıda verdiğimiz örnekte de açıkça görüldüğü üzere rakam farkı bazen çok büyük rakamlara tekabül etmektedir. Bu sebepten dolayı lütfen her yıl ocak ayında M.T.V. ödemesini yapmadan bir Mali Müşavirinize danışın. Aşağıda örneğini vereceğimiz tebliğ ekini doldurmanız, bunun yanında aracın mevcut M.T.V rakamı ile kasko bedelini de ispatlayan belgeler ile başvurmanız yeterli olacaktır. Malum şuanda da Ocak ayının ilk haftalarındayız. Gerek zaman açısından gerekse de yoğunluktan etkilenmemek adına bir an önce bu işlemi yapmanızı tavsiye ederiz. Söz konusu uygulamanın verilecek bir dilekçe ile geçmiş yıllara ilişkin düzeltme şeklinde de olabileceğini (5 yıllık zaman aşımı süresi göz önünde bulundurularak) hatırlatmak isteriz.
2014 YILI MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ TUTARINA ESAS OLAN KASKO SİGORTASI DEĞERİ BİLDİRİM FORMU
I - MÜKELLEF BİLGİLERİ
MÜKELLEF
BİLGİLERİ

II - TAŞIT  BİLGİLERİ
TESCİL TARİHİ

PLAKA NO

MARKASI

MODELİ

CİNSİ

TİPİ

SİLİNDİR HACMİ ( CM3)

MOTOR NO

ŞASİ NO

A. KODU

III – BİLDİRİMİ DÜZENLEYEN YETKİLİ SİGORTA ACENTESİ BİLGİLERİ
Adı-Soyadı, Unvanı

Vergi Kimlik Numarası

Birlik Sicil Numarası

Acente Numarası

Adresi 

Bildirim Düzenlenme Tarihi

Yukarıda özellikleri belirtilen taşıtın 2014 yılı Ocak ayı itibariyle Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından belirlenen kasko sigortasına esas değeri   …………TL dir.* (Yalnız:  ………………………………TL dir)**

Mükellef
Bildirimi  Düzenleyen
Adı-Soyadı 
Yetkili Sigorta Acentesi
İmza
 İmza-Kaşe
                                                                                                                                               
*   Rakamla yazılacaktır.
** Yazı ile yazılacaktır.

S.M.Mali Müşavir Murat SAYAR