.

.

17 Ocak 2015 Cumartesi

HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE YAZILIMININ MESLEK MENSUPLARINCA KULLANILMASI HAKKINDA MECBURİ MESLEK KARARI

13 Aralık 2013 Tarihli Resmi Gazete   Sayı: 28850
TÜRMOB Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinden:

HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE YAZILIMININ MESLEK MENSUPLARINCA KULLANILMASI HAKKINDA MECBURİ MESLEK KARARI


Amaç
MADDE 1 - Bu mecburi meslek kararı; yazılı hizmet sözleşmesi düzenlemeden iş kabul edilmemesi, ücret tarifesine uyulması ve bunun sonucunda ücretsiz veya tarifenin altında iş görülmesinin önüne geçilmesi, sözleşmeden dolayı ücret borcu olan müşteriye bu edimini yerine getirmeden bir başka meslek mensubu tarafından iş yapılmasının engellenmesi, stajyerlerin ve bürolarda bağımlı çalışan meslek mensuplarının işten ayrılması halinde daha önce çalıştığı büronun müşterilerine iki yıl geçmedikçe hizmet vermeme yasağına uyup uymadıklarının izlenmesi ve bu yöndeki aykırı uygulamaları sonlandıracak önlemlerin alınması amacıyla hazırlanmıştır. 


Kapsam
MADDE 2 - Bu mecburi meslek kararı, çalışanlar listesine kayıtlı olan tüm meslek mensuplarını kapsar.


Dayanak
MADDE 3 - Bu mecburi meslek kararı, 3568 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine dayanılarak hazırlanmıştır.

Kavramlar
MADDE 4 - Bu mecburi meslek kararında geçen;
Kanun : 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununu,
Meslek mensubu : Serbest Muhasebeciler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirleri,
Mesleki faaliyet : Kanun hükümleri uyarınca meslek icrasını,
Müşteri : Meslek mensubu ile Kanun kapsamındaki işlerin yürütülmesi için sözleşme imzalayan gerçek veya tüzelkişiyi,
Oda : Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları ile Yeminli Mali Müşavirler Odalarını,
Sözleşme : Meslek mensubu ile müşteri arasında yapılacak mesleki faaliyete ilişkin yazılı sözleşmeleri,
Sözleşme Dönemi : Sözleşmenin kapsadığı tarih aralığını,
TÜRMOB : Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’ni,
Yazılım : Haksız Rekabetle Mücadele Yazılımı’nı,  ifade eder.

Yazılımın kullanıma sunulması
MADDE 5 - Odalar, TÜRMOB tarafından hazırlanan yazılımı üyelerinin kullanımına sunmak zorundadır.

Yazılımın içeriği
MADDE 6 - Yazılımın içeriği aşağıda belirtilmiştir:

a - Meslek mensubunun yazılıma gireceği bilgiler diğer meslek mensuplarının erişimine kapalıdır.
b - Odaya bildirilmesi zorunlu sözleşme tipleri yazılımın içine ayrı ayrı eklenebilmektedir.
c - Sözleşmenin taraflarına ilişkin her türlü kimlik bilgisine yer verilebilmektedir.
d - Sözleşmede belirlenen ücret ile tarifede belirlenmiş olan ücretin karşılaştırmasını sağlayacak bir ücret hesaplama tablosuna yer verilmektedir.
e - Sözleşme ücretinin tarifedeki ücretten düşük olması halinde yazılım meslek mensubunu uyaracak özelliğe sahiptir. Bu durumda yazılım meslek mensubuna düşüklük nedenlerini açıklamaya olanak vermektedir.
f - Sözleşmenin sona ermesi halinde, meslek mensubu yazılım üzerinden bu durumu odasına bildirirken gerekçelerini de açıklayabilmektedir. Sonlandırma işlemi müşterinin borcunu ödememesinden kaynaklanıyor ise borç miktarı yazılımda görülebilmektedir.


g - Sözleşmelerin yürürlüğü süresince meslek mensubunun müşterisine düzenlediği serbest meslek makbuzlarının kaydına olanak tanımaktadır. Bu bilgilerden hareketle meslek mensubuna yazılım üzerinden çeşitli tablolar çıkarma olanağı sağlanmaktadır.
h - Sözleşmelerden doğan damga vergisi yükümlülükleri ile ilgili bildirimler düzenlenebilmektedir.

TÜRMOB Yönetim Kurulu, mecburi meslek kararının amaçları doğrultusunda yazılımda her türlü değişikliği yapabilir.

Yazılıma erişim ve kullanma zorunluluğu
MADDE 7 - Meslek mensupları bağlı oldukları odalardan şifre alarak yazılımı kullanmak zorundadır.
Sözleşmelerin odaya bildirilmesi ve süreleri

MADDE 8 - Meslek mensubu;
a - Mevcut müşterileri ile dönem sonunda yenilediği sözleşmeleri, dönem sonundan itibaren iki ay içerisinde,
b - Dönem içinde ilk defa yapılan, yıl içinde yenilenen veya sona erdirilen sözleşmeleri ise otuz gün içerisinde,
6 ncı maddede belirtilen içeriğe göre hazırlanan yazılım üzerinden tam ve eksiksiz bir şekilde bağlı olduğu odaya bildirmek zorundadır.
TÜRMOB Yönetim Kurulu, meslek unvanı bazında ayrım yaparak, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24 üncü maddesinde yer alan işlerle ilgili sözleşmelerden hangilerinin öncelikle bağlı olunan odaya bildirilmesinin mecburi olduğunu ve zamanını kararlaştırmaya yetkilidir.

Bildirim yükümlülüğünün ihlali ve sonuçları
MADDE 9 - Bu mecburi meslek kararının 8 inci maddesine aykırı davranarak yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeyen veya eksik yerine getiren meslek mensupları hakkında Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliği hükümleri uygulanır.

TÜRMOB'un düzenleme yapma yetkisi
MADDE 10 - TÜRMOB Yönetim Kurulu, bu mecburi meslek kararının uygulanması ile ilgili olarak ortaya çıkacak sorunların giderilmesi amacıyla düzenlemeler yayımlamaya yetkilidir.

Yürürlük
MADDE 11 - Bu mecburi meslek kararı 01/01/2015 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 12 - Bu mecburi meslek kararı hükümlerini TÜRMOB Yönetim Kurulu yürütür.

15 Ocak 2015 Perşembe

KAT KARŞILIĞI İNŞAATLA İLGİLİ ÖZELLİKLİ KONULAR

Akif AKARCA / Dr.Mehmet ŞAFAK-15 Ocak 2015 Perşembe Dünya Gazete'sinden...

Bilindiği gibi, kat karşılığı inşaat veya arsa karşılığı inşaat, müteahhitlerle arsa ya da apartman sahipleri arasında yapılan bir anlaşmaya dayanılarak gerçekleştirilen bir bina inşaat türüdür. İnşaat için verilen bir gayrimenkul karşılığında, esas olarak yeni bir gayrimenkul alınmaktadır. Bununla beraber bazı hallerde buna ilaveten, müteahhitlerce farklı adlarla nakit ödemeler de söz konusu olmaktadır.
Özellikle 31.05.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra riskli yapıların yenilenmesi faaliyetlerinde, kat karşılığı inşaat işlerinde nakdi ödemeler önem kazanmıştır. Daire sahiplerinin oturdukları konutlarını inşaat için müteahhide bırakmaları ve kiralık bir eve taşınmaları halinde mali sıkıntıya girmeleri söz konusu olabileceğinden, müteahhitlerden kira bedeli, taşınma tazminatı ve benzeri adlar altında paralar talep edebilmektedirler.
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri kapsamında alınan bu paraların vergisel durumu tartışma konusu olmuştur. Ayrıca, 6306 Sayılı Kanun (Kentsel Dönüşüm Yasası) Katma Değer Vergisi uygulaması bakımından bazı vergi avantajı sağlamıştır. Bu gün yazımızda özellik arz eden bu konular üzerinde duracağız.
Kentsel dönüşümde KDV avantajı
Bilindiği gibi, KDV Kanunu’nun 28'inci maddesinde genel KDV oranı belirlenmiş, farklı oranlar belirleme konusunda Bakanlar Kurulu’na yetki verilmiştir. Bakanlar Kurulu 01.01.2013 tarihinde yayınlanan 24.12.2012 tarih ve 2012/4116 Sayılı kararı ile büyük şehirlerde yapılan konutlarda KDV oranını yeniden belirlemiştir. Karar ile net alanı 150 metre kareye kadar olan konutlardan
■ 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde, (6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerler hariç), lüks veya birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere, yapı ruhsatının alındığı tarihte, üzerine yapıldığı arsanın Emlak Vergisi Kanunu'na göre tespit edilen arsa birim m2 değeri,
■Beş yüz Türk Lirası ile bin Türk Lirası (bin Türk lirası hariç) arasında olan konutların tesliminde oran %8
■Bin Türk lirası ve üzerinde olan konutların tesliminde oran %18 olarak uygulanacaktır.
Karar uyarınca, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerler KDV artışından etkilenmeyecek; eskiden olduğu gibi, net alanı 150 metre kareye kadar olan konut teslimlerinde %1.150 metre kareyi geçen konut teslimlerinde %18 oranında KDV hesaplanacaktır.
Nakdi ödemeler ve gelir vergisi karşısındaki durumu
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri kapsamında yapılacak kat karşılığı inşaat işlerinde inşaatın devam ettiği süre boyunca gayrimenkul sahibine her ay kira ödemelerini karşılamak üzere belirli bir ödeme yapılacağına ilişkin hususlar buluna bilmektedir. Konutu dönüşüme tabi tutulmak üzere yıkılacak olan gayrimenkul sahibine ödenecek tutar kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde “kira bedeli” , “kira yardımı”, “kira tazminatı”, “tazminat” ya da “mahrumiyet karşılığı”, taşınma yardımı gibi farklı şekillerde olabilir. Farklı isimlendirme, yapılan ödemenin niteliğini değiştirmemektedir. Ödemenin yapılış nedeni, ödenen tutarın niteliğini de belirleyebilir.
Daire veya dükkan sahibi kişilere sağlanan söz konusu imkanlar hem inşaatın müteahhidi hem de kat karşılığı inşaat için gayrimenkulünü müteahhide verenler yönünden vergi kanunları çerçevesinde değerlendirilebilir.
İnşaat için gayrimenkulü verenlerde vergileme durumu
Müteahhide gayrimenkulleri verenlere yapılan yukarıda belirtilen ödemeler Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre gayrimenkul sermaye iradı, değer artış kazancı veya arızı kazanç olabilir; vergileme söz konusu olmayabilir.
Gayrimenkul sermaye iradı
Arazi arsa ve binaların (daire, dükkan gibi) sahipleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri ya da kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul sermaye iradı olarak vergilendirilir(GVK Madde70)
Kiralamalarda Borçlar Kanunu hükümlerine göre kira sözleşmesi yapılır. Kira sözleşmesi ile kiraya veren daire veya dükkanın kullanımını kiracıya bırakır. Kiracı da bunun karşılığında kira öder . Aylık kira tutarı belli bir haddin üstünde ise ödeme banka aracılığı ile yapılır. Kira sözleşmesi ,yeniden süre uzatılmazsa ,belirlenen sürenin tamamlanması ile sona erer ve kiracı kiraladığı şeyi sahibine iade eder.
Kat karşılığı inşaat işlerinde ise müteahhit gayrimenkul sahiplerinin yeni inşaat yapılmak üzere verdikleri binayı yıkacak ve yerine yeni inşaat yapacaktır. Ortada kullanılabilecek ve bir süre sonra aynen iade edilecek bir daire ya da dükkan mevcut olmayacaktır. Taraflar arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesine yansıyan ,tarafların iradesi de kiralama değil ,inşaatın tamamlanmasından sonra yeni inşa edilecek kat edinme iradesi vardır. Bu nedenle ,sözleşmede kira bedeli, kira tazminatı yazsa bile ortada vergilenebilecek bir kira geliri söz konusu değildir. Ayrıca, kira olarak nitelenebilecek bir ödeme olmadığından kira tevkifatı da söz konusu olmaz. Maliye İdaresinin verilen özelgelerle açıkladığı görüşü de bu yöndedir.
Arızi kazanç
Gelir Vergisi Kanunu’nun 82/3 maddesinde, gayrimenkullerin tahliyesi veya kiracılık hakkının devri karşılığında alınan tazminatlar ile peştamallıklar (kiracıya ait tesisat ve malların tahliye ve devri sırasında kiralayan veya yeni kiracıya devrinde doğan kazançlar dahil) ,hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere bir gayrimenkulün yeni bir kullanıcının kullanımına bırakılmak üzere tahliyesi söz konusudur. 
Daire sahiplerince müteahhide teslim edilen konutun kullanımı değil, yıkılması söz konusudur. Bu durumda ne inşaat bitene kadar ödenecek kira ne de taşınma tazminatı arızi kazanç olarak kabul edilebilir.
Değer artış kazancı
Gelir Vergisi Kanun’nun Mükerrer 80/6 maddesinde ivazsız olarak iktisap edilenler hariç olmak üzere, iktisap şekli ne olursa olsun 70'inci maddede yazılı, gayrimenkullerin ve hakların iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar (2014 yılı için 9 bin 700 TL kısmı istisna) gelir vergisine tabidir.
Arsa veya eski daire karşılığında konut(veya iş yeri) alınması işleminde iki ayrı teslim söz konusudur. Arsa veya konut teslimi, GVK Mükerrer 80'inci maddesinde öngörülen şartları taşırsa müteahhidin teslim ettiği konut veya iş yeri ile ödediği kira, tazminat, taşınma bedeli gibi ödemelerin toplamından müteahhide teslim edilen arsa veya konutun maliyeti (endeksleme sonrası oluşan değer)arasındaki fark vergilenebilecek değer artış kazancı olacaktır. 
Yeni bağımsız bölümün(konut veya iş yeri) müteahhitten teslim alındığı tarihte yukarıda belirtilen beş yıllık süre aşılmışsa her hangi bir vergileme söz konusu olmayacaktır. Müteahhit yönünden ,arsa veya konut sahiplerine ödenen kiralar, tazminatlar ve taşınma bedelleri yapılan inşaatın maliyet unsuru olarak, alınan arsa veya eski konutların maliyet bedeline eklenecektir.

http://www.dunya.com/ sitesinden 15.01.2015 tarihinde yazdırılmıştır.

13 Ocak 2015 Salı

Dernekler.

Dernekler, İktisadi işletmeler ve lokallerde vergi

Dernekler 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Yasası'na göre vergiye tabi değillerdir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'na bağlı olarak yürürlüğe giren 1 Seri Numaralı KVK Genel Tebliği'ne göre "derneklerin bizzat kendileri değil iktisadi işletmeleri kurumlar vergisine tabi olduğu" vurgulanmaktadır. 5520 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile beraber dernekler açısından iktisadi işletme tanımı ve faaliyetleri önemli özellikler arz etmektedir. Gelir İdaresi birçok derneğin faaliyetini iktisadi işletme faaliyeti olarak kabul etmiş ve neticede iktisadi işletmelere mükellefiyet kaydı re'sen açmış bulunmaktadır.
Örneğin,
bir derneğin dergi çıkartması,
yardım amaçlı kermes faaliyetinde bulunması,
yardım amaçlı yemek düzenlemesi bu konuda bilet bastırması ve satması
iktisadi işletmenin oluştuğunun işareti olarak kabul ve farz edilmektedir.

Böylece vergi daireleri bu gibi faaliyetleri tespit edip derneklerin iktisadi işletme ile ilgili vergi kaydını açmaktadırlar.

Bu  çalışmada derneklerin, aidat ve bağış haricinde kalan diğer gelirlerin ve bir tüzel kişilik olarak yürüttükleri iş ve işlemleri nedeniyle vergi yasaları karşısında mükellefiyetleri tartışılacaktır.

1- Dernekler genel olarak, tüzükleri çerçevesinde faaliyette bulunmaları halinde kurumlar vergisi açısından herhangi bir mükellefiyetleri söz konusu olamaz. Dernek personel istihdam ettiği takdirde bununla ilgili muhtasar beyanname vermek ve varsa kira ödemesi nedeniyle vergi dairesine muhtasar mükellefiyeti yönünden vergi kaydı açtırmak zorundadır. Ayrıca çalıştırdıkları işçi sayısı 11 ve üzeri olduğu takdirde muhtasar beyannamelerini 3 aylık sistem yerine aylık periyot sistemine dönüştürmesi gerekir. Diğer yandan çalıştırılan personelle ilgili olarak SGK ve iş mevzuatı yönünden bildirim ve mükellefiyetlerin noksansız olarak yerine getirilmesi gerekir.

2- Sadece kira elde eden dernekler açısından durum nedir?
Sadece ve sadece kira geliri elde eden dernekler açısından  kira gelirinden dolayı kurumlar vergisi mükellefiyeti söz konusu değildir. Dernek veya vakıflarca elde edilen GVK Md.94/5 hükmü ve GVK Md.67 hükmü gereğince kesinti suretiyle vergilendirilmiş kazanç ve iratlar nedeniyle iktisadi işletme oluşmuş sayılmaz.

3- Sadece üye aidatı ve bağış geliri elde eden dernekler açısından durum nedir?
Sadece ve sadece üyesinden dernek amacının gerçekleştirilmesine uygun ve borçlarının ödenmesi için zorunlu ödentilerin aidat veya bağış olarak tahsil edilmesi durumunda kurumlar vergisi mükellefiyeti söz konusu değildir.

4- Derneğin faiz veya repo gelirleri var ise durum ne olacaktır?
Derneklerin faiz, repo veya benzeri menkul sermaye iradı geliri elde etmesi halinde kurumlar vergisi mükellefiyetleri söz konusu olup/olmayacağı aşağıdaki kriterlere göre belirlenecektir.
a) 193 sayılı GVK'nun geçici 67. Madde hükmüne göre  bu  gibi  gelirlerden tevkifat yapılması durumunda kurumlar vergisi mükellefiyeti doğmayacaktır.
b) Derneğin aidat, bağış gelirleri haricinde sadece ve sadece faiz, repo ve benzeri menkul sermaye iradı elde etmesi halinde bu gelirler için kurumlar vergisi mükellefiyeti kaydı açtırılmayacaktır.

5- Derneğin lokal işletmesi hali:
Derneklerin lokal işletmeye karar vermeleri halinde  bu durumla ilgili karar defterine karar alınması gerekir. Lokallere sadece üyeler girebilmektedir. Lokal açılması konusunda mülki idare amirlerinin izni zorunludur.
Lokallerin bizzat dernek yönetim kurulu tarafından işletilmesi mümkün olabileceği gibi bir müstecire kira mukabilinde de bu lokaller kiralanabilir. Bu durumda, kiracı tarafından derneğe yapılacak ödemelerden stopaj yapılması gerekir. (GVK Md.94.)

Diğer yandan, lokalin dernek tarafından çalıştırılması halinde ise, bu konuda lokalin giderlerinin dernek öz kaynaklarından finanse edilmesi gerekir. Eğer lokal faaliyetleri bir ücret mukabilinde karşılanacaksa üyelerden çay, kahve, yemek parası alınabilir. Bu  gibi durumlarda, lokalin bu faaliyeti iktisadi işletme mahiyeti arz edecektir.
Lokalden yararlananlardan alınan ücret ve benzeri bir bedelin tahsilinde kar amacı güdülmemesi ve sadece masrafların karşılanması amaçlansa dahi bu faaliyeti ticari bir faaliyet sayılır mülki amirlikten alınan "lokal işletme izin belgesi"nin derneğe tevdii tarihinden itibaren 10 gün içerisinde kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve gelir stopajı mükellefiyetlerinin tescili için ilgili vergi dairesine başvuru yapılması gerekir.
Lokalin kapatılması halinde ise, dernek yönetim kurulunun lokal faaliyetlerinin sonlandırılmasına ilişkin aldığı  karar tarihinden itibaren en geç 1 ay içinde bağlı olunan vergi dairesine kapanış bildiriminde bulunulacaktır.

6-Derneklerin iktisadi işletmeleri:
Derneklerin iktisadi işletmeleri kurumlar vergisine tabidir.
Bir derneğin kendi tüzel kişiliğine finansal kaynak yaratmak maksadı ile yürüttüğü faaliyetlerin iktisadi işletme olabilmesi için; faaliyeti derneğe bağlı olarak yürütülmesi ve faaliyetinin devamlılık arz etmesi gerekir. Ayrıca, iktisadi işletme faaliyetinin ticari, sınai veya tarımsal bir nitelikte olması ve bu faaliyetin şirket veya kooperatif şeklinde kurulmuş olmaması gerekmektedir.
Derneğin faaliyetleri yukarıda belirtilen kapsam dâhilinde yürütülüyor ise bu faaliyetin;
a) Kazanç amacı ile yapılıp yapılmadığına,
b) Bağımsız bir muhasebesi olup olmamasına,
c) İşletmeye tahsis edilen bir sermaye veya işyeri olup olmamasına,
d) İşletmenin tüzel kişiliğinin bulunup bulunmamasına bakılmaksızın Kurumlar Vergisi Mükellefi olurlar. 

Örneğin, bir derneğin dernek faaliyetlerine katkı sağlamak amacı ile düğün, nişan ve benzeri toplantılara sandalye ve benzeri malzeme kiralaması ve bunun karşılığında Dernek Gelirleri Alındı Belgesi ile bağış alması, ticari bir faaliyet (Kiralama) sayılmakta ve yapılan faaliyet derneğin İktisadi İşletme faaliyeti olarak değerlendirilmektedir. Derneğin bu faaliyet için herhangi bir personel istihdam etmemesi, bu faaliyetten kar beklentisi olmaması veya kiralamaya ilişkin gelir ve faaliyet için ayrı bir bütçe veya sermaye tahsis etmemesi de bu faaliyetin İktisadi İşletme olarak değerlendirileceği gerçeğini değiştirmemektedir. 

Buradaki temel kıstas, dernekçe yürütülen faaliyetin, faaliyetten yararlananlara bir bedel karşılığında verilmesidir. Derneklerce yürütülen ve karşılığında ayni veya nakdi hiçbir bedel talep edilemeyen faaliyetler, nitelikleri ve mali büyüklüğü ne olursa olsun ticari faaliyet olarak değerlendirilemez ve iktisadi işletme kapsamına alınamaz. Üyelerine veya 3. kişilere herhangi bir konuda, kurs, seminer, eğitim veya öğretim hizmeti sunan bir dernek, bu iş karşılığında yaptığı masrafları dernek bünyesinden karşıladığı müddetçe yürütülen faaliyetin vergi ile hiçbir ilişiği bulunmamaktadır. Ancak aynı dernek bu işler için yaptığı masrafları "Eğitim materyali masrafı katılım bedeli, araç gereç masrafı katılım bedeli" gibi adlar altında katılımcılardan bağış yolu ile tahsil ederse yaptığı faaliyet iktisadi bir faaliyet olur ve vergileme kapsamında değerlendirilir. İktisadi işletmenin ilgili vergi dairesine böyle bir faaliyetinden dolayı vergi kaydının açılması zorunludur. Dernekler tarafından tahsil edilen aidat  ve bağışlar dernek gelirleri alındı belgesi ile tahsil edilir. Ayrıca, derneğin banka hesabına da aidat veya bağış yatırılması mümkündür. Derneklerin yapacağı  harcamalarla ilgili fatura veya duruma göre yazar kasa fişi ile bu gibi giderler belgelendirilebilir. Ayrıca, derneğin bir kısım harcamaları gider makbuzu ile de belgelendirilebilecektir.

İktisadi işletmeler ise, gelirlerini mutlaka fatura ile; yine giderlerini de mutlaka fatura ile belgelendirmek zorundadır. İktisadi işletmeler bir kısım müteferrik masraflarını da gider pusulası ile belgelendireceklerdir. Gider pusulası, yapılan iş veya hizmet mukabilinde fatura veremeyen kimselere imzalattırılan belgelerdir. Dernekler, tercih usulüne ve/veya toplam faaliyet tutarlarına göre İşletme veya bilanço esasına göre defter tutabildikleri halde, derneklerin iktisadi işletmeleri, bilanço esasına göre defter tutmaktadır.

Ayrıca iş  bu iktisadi işletmenin  ticaret  siciline kaydı  ve tescili zorunludur. İktisadi işletme kuran tüm derneklerin öncelikle yapması gereken iş, işletme ve derneğe ait tüm defter, kayıt ve demirbaş malı tespit ederek, ticari faaliyete ait muhasebe ile salt dernek faaliyetlerine ilişkin muhasebeyi ayırmaktır. Bu kapsamda; İktisadi işletmenin mükellefiyetinin tesciline müteakip, işletmeye ilişkin defterler tasdik edilmeli demirbaş ve diğer mal ve malzeme ayrıştırılarak ait oldukları tarafın kaydına alınmalıdır. 

Birden fazla iktisadi işletmesi bulunan dernekler, her bir işletme için ayrı ayrı mükellefiyet tescili yaptırmak zorundadır. Ancak dernekler kendi çatıları altında faaliyet gösteren bu farklı işletmelerin, gelir ve giderlerini müşterek bir hesap üzerinden kayıt ve takip edebilirler. Yine birden fazla iktisadi işletmesi bulunan dernekler, bu işletmelerinin beyanname ve bildirimlerini tek bir beyannamede konsolide etmek sureti ile de verebilirler.

Derneklerin iktisadi işletmelerinin tüzel kişilikleri bulunmamakta olup iktisadi işletmeyi adli ve idari merciler nezdinde, ait veya bağlı bulunduğu dernek temsil etmektedir. KVK'nun 14/2. Maddesi; ancak, tüzel kişiliği bulunmayan iktisadî kamu kuruluşları ile dernek ve vakıflara ait iktisadî işletmelerden her biri için, bunların bağlı olduğu kamu tüzel kişileri ile dernek ve vakıflar tarafından ayrı beyanname verilir. Hükmüne amir olup, derneklerin iktisadi işletmelerine tahakkuk ettirilen vergi ve benzeri her türlü alacaktan dernek tüzel kişiliği doğrudan yükümlü olup, yürütülen faaliyetler neticesinde hâsıl olan gelir ve giderlerin beyan edilmesinden de dernek tüzel kişiliği sorumludur.

Derneğin iktisadi işletmesi tarafından yürütülen faaliyetler neticesinde elde edilen karın derneğe aktarılması halinde vergi mükellefi bir müesseseden, mükellef olmayan veya muaf olan bir kişiliğe kazanç aktarımı söz konusu olacağından, Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. Maddesi amir hükümleri doğrultusunda derneğe aktarılan kazançtan gelir vergisi tevkifatı yapılmalı, tevkif edilen tutar müteakip ay bağlı bulunulan vergi dairesine beyan edilerek ödenmelidir.  Dr. Mustafa Alpaslan 


12 Ocak 2015 Pazartesi

2015 SMMM sözleşmeleri.


SAYGIDEĞER İŞLETME SAHİP VE YÖNETİCİLERİMİZİN DİKKATİNE!
Meslek Mensuplarımızın müşterilerine hizmet verirken hizmet sözleşmesi düzenlemeleri yasal bir zorunluluktur.
13 Aralık 2013 Tarihinde Resmi gazete de yayınlanan Mecburi Meslek Kararımıza ile ;
Sizlere sunmuş olduğumuz hizmetin kalitesinin fiyat ve oranlar yoluyla ayarlanarak düşürülmesi yerine, aldığınız hizmetin niteliğine göre gerekli kalitede olması ve bu kalitenin devamlılığının sağlanması amaçlanmıştır.  
Bu amaca ulaşmak için sözleşmelerin Elekronik ortamda Odamıza gönderilmesi ve aşağıdaki kurallara uyulması zorunlu hale getirilmiştir.
 Bu amaçla sözleşme yapmış olduğunuz Serbest Muhasebeci veya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ile ilgili olarak aşağıda konuların  bir tarafı olarak siz değerli müşterilerimizi  bilgilendirmek  istedik.

Meslek Mensublarımız; bu kurallara uymadıkları taktir de Meslek yasamız ve ilgili Meslek Kararı gereği yasal kovuşturmaya tabi tutulacaklardır.

UYULMASI GEREKEN KURALLAR
1-Ücret almadan veya asgari ücret tarifesinin altında iş yapılamaz.
2-Sözleşmeden dolayı ücret borcu olan müşteriye, müşteri bu borcu ödemeden bir başka meslek mensubunun hizmet vermesi yasaktır.
3-Bir önceki Meslek Mensubunun aldığı ücretin altında, düşük ücret  teklif edilerek iş alınamaz.
4-Müşteri başka meslek mensubu ile çalışmak istediği zaman yeni meslek mensubu ile birlikte devir teslim tutanağı düzenlenecek ve ödenmemiş bir hizmet bedeli varsa , bu alacak devir teslim tutanağına yazılarak imza altına alınmak zorundadır.
5- Hizmet sözleşmesine son verilmesi tarihinde, sözleşmeden doğan ödenmemiş hizmet alacağının bulunması halinde, bu alacak için yasal yollara başvurulacaktır. Hizmet ilşkin borç ödenmeden  başka bir meslek mensubunun işi alması yasaktır.
6-Hizmet sözleşmesi fesih edilmeden, başka bir meslek mensubunun aynı müşteri ile yeni bir sözleşme yapması hem yasak hem de yazılım üzerinden mümkün değildir.
7-Meslek mensubu 3 ay ücret alamazsa işi bırakmak zorundadır. Borç ödenmeden bir diğer meslek mensubunun işi alabilmesi mümkün değildir.
                
Dr.Yahya ARIKAN
İstanbul Mali Müşavirler Odası Başkanı


SAYGI İLE DUYURULUR…

9 Ocak 2015 Cuma

Kıdem Tazminatı tavanı hk.

01.01.2015- 31.12.2015 tarihleri arasında işçilere ödenecek: Kıdem tazminatının tavanı 3 bin 541 lira 37 kuruştur. 

İş Kanunu’nda öngörülen esaslar dışında veya kıdem tazminatı tavan tutarından fazla ödeme yapılması için emir veya talimat veren veya bu yolda hareket eden özel veya kamu kurumu veya kuruluşların yönetim kurulu üyeleri, genel müdür, müessese müdürü, muhasebe müdürü gibi yetkili sorumluları hakkında, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç teşkil etmediği takdirde altı aydan iki seneye kadar hapis ve ağır para cezasına hükmolunmakta iken 

4857 sayılı İş Kanunu ile 1475 sayılı İş Kanunu’nda düzenlenen idari para cezaları yürürlükten kaldırıldığından, buna aykırı işlem yapılması halinde herhangi bir ceza uygulanması söz konusu olmayacaktır. 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçiler için tavan tutar sınırlaması bulunduğu halde, 5953 sayılı Yasa’ya tabi gazetecilerin kıdem tazminatında herhangi bir tavan tutar uygulanmayacaktır. 
İşverenler tavan tutarın üzerindeki kısım için kıdem tazminatı ödenmeye zorlanamazlar. Ancak işverenin tavan tutarın üzerinde ödeme yapmak istemesi halinde tavanı aşan kısmın prim gibi telakki edilerek vergilendirilmesi ve sigorta primine tabi tutulması gerekecektir. Resul Kurt-Dünya 

7 Ocak 2015 Çarşamba

İŞYERİ FİRMA SAHİPLERİ, İŞVERENLER DİKKAT DİKKAT DİKKAT

      1)  Anonim şirketlerde; Yönetim kurulu, temsil yetkisi olmayan yönetim kurulu üyesini ya da şirketlerinde hizmet akdi ile çalışan birini ticari vekil veya diğer tacir yardımcı şeklinde atamaları halinde,Türk Ticaret Kanunun yönetimin devri başlıklı 367 maddesine göre hazırlayacakları iç yönergede görev tanımının açıkça belirtmeleri ve düzenlenen bu iç yönergenin tescil ve ilanın yapılmasını gerektiğini,Limited Şirketlerde; şirket müdürleri, şirkette hizmet akdi ile çalışanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcı şeklinde atamaları halinde, Türk Ticaret Kanunun yönetimin devri başlıklı 367 maddesine göre hazırlayacakları iç yönergede görev tanımının açıkça belirtmeleri ve düzenlenen bu iç yönergenin tescil ve ilanın yapılmasını gerektiğini,

2)  Anonim Şirketlerin;Yönetim Kurulu Karar Defterini,
     Limited şirketlerin; Yönetim Kurulu Karar Defteri kullanıyorlarsa, 2015 Yılı Ocak ayı sonuna kadar kapanış tasdikinin yapılması gerektiğini,

3)   Anonim ve Limited Şirketler; “Yevmiye Defterinin” kapanış tasdiklerini, 30 Haziran 2015 Tarihine kadar notere yaptırılmaları gerektiğini,

4)   Türk Ticaret Kanunu’nun 39. Maddesine istinaden fatura ve gider pusulalarında İşletmelerin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmenin merkezi ile internet sitesi kurma zorunluluğu var ise tescil edilen internet sitesi adresinin gösterilmesi gerektiğini,

5)  Anonim şirket ve Limited şirket Ortak ve yöneticilerinin şirkete karşı belirli koşullar altında borçlanabileceklerini,

6)  İşyeri Kira Ödemelerinizi BANKAYA yatırmak zorunda olduğunuzu,

7) Sigortalı çalışanınız varsa her ay muhasebeden gelen Sigortalı Hizmet Listesini, bulundurmanız gerektiğini, ücret bordrosunu ve ücret hesap pusulasını çalışanlarınızın imzalaması gerektiğini,

8) On ve fazlası işçi çalışan işyerlerinde ücret ödemelerinin bankadan yapılacağını,

9) Satış yapılan her gün yazarkasadan günlük z raporu ve ayın son günü ise aylık z raporu almayı,

10) Sattığınız malın işyerinizden başka bir yere sevkinde fatura düzenlemiş olsanız bile sevk irsaliyesi düzenlemek ve mal ile birlikte (kargo şirketi ile gönderseniz bile) sevk etmek zorunda olduğunuzu, Ancak Satış iş yeri teslimi ise faturada bunu belirtmek koşulu ile sevk irsaliyesi düzenlemek zorunda olmadığınızı,
  
11) Verilen ve alınan çeklerin listeleri ve banka hesap hareketlerini içeren ekstreleri ve kredi kartları sliplerini , pos gün sonu raporlarını ve bankalardan gelen kredi kartı üye işyeri hesap özetlerini muhasebe ye aylık evraklarla birlikte vermeyi,

12) Her ay mal ve hizmet alımı ve satımı yaptığınız kişi ve şirketlerden Cari Hesap Ekstresi almayı, vermeyenleri ikaz ederek mutlaka istemeyi,

13) Tüm evraklarınızı eksiksiz ve çok zaman geçirmeden muhasebeye teslim etmeyi, geç gelme olasılığı olan faturalarınız varsa önceden uyarmayı, acil olarak göndermelerini sağlamayı, zamanında teslim edilmeyen evraklardan Ba Bs formlarının bildirilmesinden doğabilecek sorumluluk size ait olduğunu, Yanlış ve eksik bildirimde bulunmanın mali cezasının olduğunu,

14) Dönem sonlarında işyerinizdeki emtiaları saymak, tartmak, ölçmek suretiyle tespit etmeyi, (V.U.K.ilgili amir hükümlerine göre) ve oluşturulan envanter listelerini mutlaka imzalı olarak muhasebeye vermeyi,

15) Adres değişikliği, iştigal konusu değişikliği, kira kontratlarında değişiklik, şube açılış ve kapanış işlemleri gibi, işlem ve değişiklikleri olay gerçekleşmeden önce muhasebeye bildirmeyi, Aksi halde cezai işlemlere maruz kalabileceğinizi,

16) Bir ay içerisinde 8.000TL ve üzerindeki alım faturalarını AÇIK FATURA şeklinde düzenlettirmeyi,satış faturalarını AÇIK FATURA şeklinde düzenlemeyi,bunların ödemelerini mutlaka ÇEK, BANKA HAVALESİ ,EFT veya POSTA ÇEKİ ile yapmayı veya tahsil etmeyi,

17) Firmanız anonim yada limited şirketse alımlarınızda şahsi kredi kartınızı kesinlikle kullanmamayı ve kullandırmamayı, Kullandığınız takdirde Kurumlar Vergisi mevzuatına göre diğer şartlarla birlikte Örtülü Sermaye niteliği kazanabileceğini, Örtülü Sermaye nedeniyle firmanız, vergi idaresi karşısında açıklanması zor bir durumda kalabileceğini, Şirket borçları ve çeşitli ödemeleri mutlaka şirket tarafından yapılması gerektiğini,

18) Firmanız ortaklarının yakın akrabalarına, çalışanlarına, onların ve şirket ortaklarının ortak oldukları başka şirket ve kurumlara ve buna benzer ilişkili kişilere yapılan mal ve hizmet satışlarında diğer müşterilerinize uygulanan fiyat/ücreti uygulayarak fatura düzenlemeyi bu ilişkili kişilere emsal bedelin altında ve üzerinde yapılan satışlar firmanızı örtülü kazanç durumuyla karşı karşıya getirip vergi idaresinin firma kayıtlarını inceleme sonucunu doğuracağı gibi bunun neticesinde de cezalı tarhiyat yapılmasına ve vergi denetim elemanları tarafından cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunması durumuyla karşı karşıya kalacağınızı,

19) Firmanızın banka hesaplarından,başkaları için kredi-hatır çeki-pos cihazınızı kullanmamayı,bu tip işlemlerinde firmanızı ve banka hesaplarınızı aracı olarak kullandırmamayı,

20)Firmanızın banka hesaplarından şahsi ödeme ve tahsilâtlarınızı yapmamayı, firmanıza ait çekleri, özel şahsi harcamalarınızda kullanmamayı,

21) Vergi Dairesi, SGK ve diğer kurumlardan tebliğ edilen resmi yazıları ve bildirim zarflarını üzerlerine tebliğ tarihini yazarak anında muhasebeye iletmeyi,

22) İşçilerinizin işe giriş tarihlerini işçi işe başlamadan EN GEÇ 1 GÜN ÖNCE muhasebeye bildirmeyi,bildirimleri mutlaka bir yazı yada e-posta ile yapmayı, işçilerin işten çıkış tarihini, aynı gün  ve mutlaka bir yazı (E-posta da olabilir) ile muhasebeye bildirmeyi,

23) İşe aldığınız işçilerin mutlaka PERSONEL ÖZLÜK DOSYASINI imzalamalarını,gerekli olan belgeleri (ikametgâh, nüfus cüzdan fotokopisi, diploma örneği, adli sicil kaydı, vukuatlı nüfus cüzdan örneği, sağlık raporu ve 2 adet fotoğraf ) tamamlatmayı,istifa eden işçilerden İSTİFA ve İBRA DİLEKÇESİ almayı,

24) İşçi çıkarmalarda işten çıkarılan işçi kusurlu ise (işe geç gelme,işe gelmeme,hırsızlık, taciz v.b) durumu mutlaka tutanakla tespit edip çıkarılan işçiye ve şahitlere imzalatmayı ve böyle bir durumun mevcudiyeti halinde mutlaka bizimle irtibat kurmayı,

25) Mevcut çalışan işçileriniz ve daha sonra işe girecek olan tüm işçilere AİLE DURUM BİLDİRİMİ formunu doldurtup (yıl içinde aile de durum değişikliğini de) en kısa zamanda muhasebeye göndermeyi,

33) İşyerinizde Vergi Levhası bulundurmanız gerektiğini,

34) Yazar kasa kullanıyorsanız Yazarkasa Levhasını mutlaka görünür bir yere asmayı.


6 Ocak 2015 Salı

SSK nın sahte sigortalı iddiasına karşı yargıtay kararı......................

sgk ilgili kişilerin günleri iptal edip savcılık suç duyurusunda bulunuyordu. savcılık evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dava açıyordu. Yukardaki yargıtay kararlarında görüleceği üzere yargıtay sgk ya senin sana bildirilen bildirimleri araştırma ve iptal etme yetkin olduğundan sahtecilik ve dolandırıcılık suçu oluşmaz diyor.



YARGITAY  15. CEZA DAİRESİ

Esas Numarası: 2013/28434   Karar Numarası: 2014/11398
Karar Tarihi: 09.06.2014

DOLANDIRICILIK SUÇU-KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ ZARARINA OLARAK DOLANDIRICILIK SUÇUNUN İŞLENMESİNİN NİTELİKLİ HAL OLDUĞU

ÖZETİ:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102 ve ek 6. maddeleri hükümlerine göre, çalışan, işten ayrılan personelle ilgili bildirimlerin süresinde yapılmamasının idari para cezasını gerektirdiğine dair hükmü de gözetildiğinde, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. 
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanığın, olay tarihinde "Ç. Danışmanlık" adı altında faaliyette bulunan iş yerinde gerçekte çalışmadığı halde; H. S., H. Ö., R. Ş., N. D., R. K., M. Ç., S. K., S. K., Y. Ş. ve A. A. P. adlı kişileri fiili olarak çalışıyormuş gibi sigortalı göstermek ve sigorta primlerini ödememek suretiyle kamu kurumu olan Sosyal Güvenlik Kurumu'nu zarara uğrattığının iddia edildiği olayda; sanığa ait ve Kumluca Antalya adresinde SGK işleri, trafik takibi ve arzuhalcilik konularında faaliyette bulunan "Ç. Danışmanlık" adlı iş yerinin bulunduğu, hayali bir şirket olmadığı, sanık tarafından çalışanların açık adres ve kimlik bilgilerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirildiği gibi, SGK tarafından her yıl denetime tabi tutulduğu, şirketin vergi kayıtlarının bulunduğunun anlaşılması karşısında, ödenmeyen sigorta primlerinin kurum tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre sanıktan alınmasının mümkün bulunduğu, Kurum'un kendisine bildirilen iş yerlerini denetleme yetkisinin bulunduğu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102 ve ek 6. maddeleri hükümlerine göre, çalışan, işten ayrılan personelle ilgili bildirimlerin süresinde yapılmamasının idari para cezasını gerektirdiğine dair hükmü de gözetildiğinde, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Sonuç:
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, 09.06.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. 
*************

YARGITAY
15.CEZA DAİRESİ

Esas Numarası: 2012/8251
Karar Numarası: 2013/18347
Karar Tarihi: 25.11.2013

HİÇBİR SOSYAL GÜVENCESİ BULUNMAYAN 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLERİN TEDAVİ MASRAFLARININ KURUM TARAFINDAN KARŞILANMASI GEREKLİLİĞİ

ÖZETİ:
5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince hiçbir sosyal güvencesi bulunmayan 18 yaşından küçüklerin tedavi masraflarının kurum tarafından karşılanması gerektiğinden sigortalı olan bu kişilerin kurum aleyhine zarar doğurucu bir durumlarının söz konusu olmaması, yine Sigortalı Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığı'nın 10.04.2008 tarih ve 2008/7 e-sigorta yazılarıyla, SGK memurlarına araştırma yapma zorunluluğunun getirilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının unsurlarının oluşmadığını belirleyen mahkeme kararında bir isabetsizlik görülememiştir.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Karar: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklardan M. ve F. müşterek çocukları olan 1994 doğumlu E.'ı; sanıklardan A. ve İ.'ın müşterek çocukları olan 1992 doğumlu R.'yı, sanık S.’ın muhasebe bürosunda fiilen çalışmadıkları halde, çalışıyormuş gibi göstererek işe giriş çıkış bildirimi düzenlemek suretiyle sahte sigortalılık kaydı oluşturdukları, bu şekilde dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıkların soruşturma ve kovuşturma sırasındaki birbirlerini doğrulayan anlatımları, işyeri durum tespit tutanağında, haksız olarak sigortalı yapıldıkları iddia edilen çocukların fiilen çalıştırıldıklarına ilişkin tutanağa geçen işyeri sahibinin beyanları, sigortalı olarak gösterilen küçüklerin fiilen suça konu işyerinde işe giriş bildirgelerinde belirtildiği şekilde çalıştıklarının aksine bir durumun tespit edilememesi, 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince hiçbir sosyal güvencesi bulunmayan 18 yaşından küçüklerin tedavi masraflarının kurum tarafından karşılanması gerektiğinden sigortalı olan bu kişilerin kurum aleyhine zarar doğurucu bir durumlarının söz konusu olmaması, yine Sigortalı Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığı'nın 10.04.2008 tarih ve 2008/7 e-sigorta yazılarıyla, SGK memurlarına araştırma yapma zorunluluğunun getirilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının unsurlarının oluşmadığını belirleyen mahkeme kararında bir isabetsizlik görülememiştir.
Sonuç: Sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 25.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.