.

.

28 Ekim 2015 Çarşamba

2016 defter tasdikleri ve elektronik Defter

-2016’da E-deftere geçenler hangi defterleri Notere onaylatacak? 
-2016 Yılı Defter Açılış Tasdikleri ve süreleri
-2015 Yılı Defter Kapanış Tasdikleri ne zaman yapılacak
-2016 Yılında Kim hangi defterleri tutacak? İşte ayrıntılar; 
2016 Yılı Defter Açılış Tasdikleri ve 2015 Yılı Defter Kapanış Tasdikleri
Bilindiği gibi, TTK’ nın 64-67 ve VUK’182-225 maddeleri uyarınca tasdike tabi yasal defterlerin açılış tasdikinin kullanılmayan başlamadan önce (Aralık ayı içinde), kapanışların ise hesap döneminin kapanmasından itibaren Yevmiye Defterinin 6. ay sonuna kadar; Yönetim Kurulu Karar Defterinin 1. Ay sonuna kadar “ Görülmüştür” şeklinde Notere tasdiki gerekmektedir.
Dolayısıyla HEM MALİ HEM DE HUKUKİ OLARAK muhtemel ihtilafların önlenmesi amacıyla bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiği muhakkaktır. muhasebedr.com
Keza, 1 Sıra Numaralı Elektronik Defter Genel Tebliği hükümleri ve 421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında elektronik defter tutma zorunluluğu bulunan mükelleflerden;
Elektronik defter uygulamasına 2015 Aralık ayı içerisinde başvuranların 1/1/2016tarihinden itibaren elektronik defter tutmaya başlamaları gerekmektedir.Dolayısıyla mükelleflerin en geç Aralık ayı içerisinde e-Defter uygulamasına başvurmaları ve 01/01/2016 tarihi itibariyle e-deftere geçiş yapmaları, zorunludur.

e-Defter uygulamasına geçmek zorunda olan mükellefler, zorunluluklarının başladığı tarihten itibaren Yevmiye Defterlerini ve Defteri Kebirlerini e-Defter olarak tutmak zorundadırlar.

Söz konusu defterlerin e-defter yerine kağıt ortamında tutulması imkanı bulunmamaktadır. Bu açıklamalar çerçevesinde e-defter tutmak zorunda olan mükelleflerin zorunluluklarının başladığı tarihten itibaren vergisel ve hukuki anlamda sıkıntıya düşmemeleri ve cezai işlemlere maruz kalmamaları adına e-Deftere geçiş başvurularını zamanında yapmaları büyük önem arz etmektedir
Tutulacak Defterler :
a) Anonim Şirketlerin Tutacakları Defterler
-Yevmiye Defteri, (E-DEFTER TUTANLAR HARİÇ)
-Defter-i Kebir, (E-DEFTER TUTANLAR HARİÇ)
-Envanter Defteri,
-Pay Defteri, (yeterli yaprak varsa gerek yok)
-Yönetim Kurulu Karar Defteri,
-Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri. (yeterli yaprak varsa gerek yok)
b) Limited Şirketlerin Tutacakları Defterler
-Yevmiye Defteri, (E-DEFTER TUTANLAR HARİÇ)
-Defter-i Kebir, (E-DEFTER TUTANLAR HARİÇ)
-Envanter Defteri,
-Pay Defteri, (yeterli yaprak varsa gerek yok)
-Müdürler Kurulu Karar Defteri, Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri ayrı ayrı ya da birlikte tek defter olarak da tutulabilir. (yeterli yaprak varsa ve birlikte tutuluyorsa gerek yok )
c) 1. Sınıf Tacirler
-Yevmiye Defteri,
-Defter-i Kebir,
-Envanter Defteri,

d) Diğerleri eskiden olduğu gibi ;
* İşletme defteri,
* Serbest meslek defteri,   tasdik ettireceklerdir.


Aşağıdaki tabloda defter tasdik zamanları yer almaktadır.
Muhasebeyle İlgili OlanDefterler
Açılış Onay Zamanı
Gelecek Yıllar Açılış Onayı
Kapanış Onay Zamanı
Yevmiye Defteri
Kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlamadan önce noter tasdiki
Defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminden önceki ay sonuna kadar noter tasdiki(muhasebedoktoru.com)
İzleyen faaliyet döneminin ALTINCI ayının sonuna kadar
Defter-i Kebir
Kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlamadan önce noter tasdiki
Defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminden önceki ay sonuna kadar noter tasdiki
Yok
Envanter Defteri
Kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlamadan önce noter tasdiki
Defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminden önceki ay sonuna kadar noter tasdiki
Yok
Diğer Defterler
Açılış Onay Zamanı
Gelecek Yıllar Açılış Onayı
Kapanış Onay Zamanı
Yönetim Kurulu Karar Defteri
Kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlamadan önce noter tasdiki
Defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminden önceki ay sonuna kadar noter tasdiki
İzleyen faaliyet döneminin Birinciayının sonuna kadar
Pay Defteri
Kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlamadan önce noter tasdiki
Yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde açılış onayları yaptırılmaksızın kullanılabilecektir
Yok
Genel Kurul Top. ve Müzakere Defteri –Müdürler Kurulu Karar Defteri
Kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlamadan önce noter tasdiki

Yok
(KAYNAK: OrtaklarYMM.com)
– 2015 yılı defter sayfaları kontrol edilerek eksik varsa ek defter tasdikinin yapılması gerektiği ayrıca hatırlatılır.
– Elektronik defter uygulamasına başvuru yapacak mükellefler, başvuru formunu doldurmak için www.edefter.gov.tr İnternet adresinde yayımlanan “e-Defter Uygulaması Elektronik Başvuru Rehberi” nden yararlanabilirler.


19 Ekim 2015 Pazartesi

BANKALAR HESABI UYGUNLUK DENETİMİ

Bankalar hesabı en çok bilinen ve kullanılan ikinci hesaptır. 8000 TL’yi aşan ödemelerin bankadan yapılması zorunluluğu bankalar hesabının daha da hareketli olmasına yol açmıştır. Muhasebe ve denetim mesleği mensupları bu hesabın uygunluk denetimini gerçekleştirdiklerinde hesap ekstreleri, hesap cüzdanları, banka dekontları gibi belgeleri esas almaktadırlar. Uygunluk denetiminde bankalar hesabı ile ilgili olarak kontrol edilen hususlar şunlardır:
·    Bankalara nakit yatan tutarların kasa hesabı muhasebe kayıtlarına uygunluğu,
·  Nakit yatan tutarlara ilişkin olarak elde edilen dekontlar ile kasa çıkış belgelerinin birbirlerine uygunluğu,
·   Bankaya yatan tutarların şirketin faaliyet konusuyla ve işleriyle uygunluğu,
·   Bankaya yatan tutarların satışlara ilişkin olması, avans niteliğinde bulunması, kredi tahsisi veya ortaklardan para transferi gibi açıklanabilir bir nedene uygunluğu,
·   Yabancı para hareketleri ilgili olarak yasal kur ile TL’ye çevrilerek kayda alınma kurallarına uygun işlem yapılıp yapılmadığının tespiti,
·   Bankalardan nakit çekilen tutarların kasa hesabı muhasebe kayıtlarına uygunluğu,
·   Nakit çekilen tutarlara ilişkin olarak elde edilen dekontlar ile kasa giriş belgelerinin birbirlerine uygunluğu,
·  Bankadan çekilen tutarların şirketin faaliyet konusuyla ve işleriyle uygunluğu,
·  Bankadan çekilen tutarların alışlara ilişkin olması, avans niteliğinde bulunması, kredi ödemesi, çek ödemesi, komisyon ödemesi veya ortaklara para transferi gibi açıklanabilir bir nedene uygunluğu,
·   Kredi ödemelerinin bankanın kredi kayıtlarına ve banka kredileri hesabına uygunluğu,
Bankalar hesabı ile ilgili yapılan uygunluk denetimlerinde şu sonuçlara ulaşılabilir.
·     Nakit yatan veya nakit çekilenler ile banka gelen giden havale veya EFT’lerinin faaliyetle ilgili olmayan kişi veya kurumlarla olan ilişkilerden kaynaklanması,
·     Nakit yatan veya nakit çekilenler ile banka gelen giden havale veya EFT’lerinin şirketin iç kontrol sistemine ait belgelerle tutarsız olması,
·    Nakit yatan veya nakit çekilenler ile banka gelen giden havale veya EFT’lerinin yanlış karşı hesaplara kayıtlanması veya bu işlemler sonucu banka hesabının ters bakiye verir hale gelmesi,
·     Nakit yatan veya nakit çekilenler ile banka gelen giden havale veya EFT’lerine ilişkin kur farklarının yanlış hesaplanması,
·     Banka kredilerinin faizlerinin yanlış hesaplanması,
Bankalar hesabı denetim işlemleri sırasında özellikle üzerinde durulması gereken hesaplardan birisidir. Günümüzün internet ve bankacılık teknolojilerinin gelişmesi finansal işlem hacminin çok artması bu hesabın önemini de arttırmıştır. Bankalar hesabı ile ilgili çalışma kağıtlarının bağımsız denetim ekipleri tarafından titizlikle hazırlanması gerekir.

 Denetim Dünyası'ndan.

e-Fatura ile Gelen “Yaratıcı Yıkım” -Uğur DOĞAN / İdea Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı

Daron Acemoğlu ile James Robinson birlikte kaleme aldıkları “Ulusların Düşüşü” (2013) isimli kitapta, İktisatçı Joseph A. Schumpeter’in ekonomi literatürüne kazandırdığı “yaratıcı yıkım” (creative destruction) kavramına sıklıkla atıfta bulunurlar. Ulusların yükselişini ve düşüşünü örneklerle anlatan bir kitapta, yaratıcı yıkım kavramına bu kadar sık vurgu yapılması anlamlıdır. Çünkü bir ülkenin geleceği yüksek teknolojinin ritminin yakalanmasına bağlı olduğu kadar bunun ekonomiye pozitif yansımalarıyla da doğru orantılıdır. İşte bu ritim değişikliğine ayak uyduramayacağını düşünen ve gerçekten de bu kaygılarında haklı çıkan çalışanlar ile işletmelerden politika yapıcılarına kadar çok geniş bir toplumsal kesim, tarih boyunca teknolojik gelişimlere başlangıçta karşı çıksalar bile günün sonunda bu değişime ve bunun beraberinde getirdiği yaratıcı yıkım dalgasına karşı koyamamışlardır. 

Luddistler’den günümüze ekonominin değişmeyen gerçeği: “Yaratıcı Yıkım” 18. yüzyılda İngiltere’de sanayi devrimine yol açan gelişmeler şüphesiz teknolojideki gelişmeler idi. Teknolojik gelişmelerin sanayileşmeye olan etkileri mevcut politik düzenlerinin alt üst olmasından endişe eden o devrin aristokratları tarafından engellenmeye çalışıldığı gibi, el becerilerinin yerini makineleşmenin aldığı gerekçesiyle zanaatkârlar tarafından da engellenmeye çalışılmıştır. İngiltere’de o devirde geçim şartlarının kötüleşmesinden makineleri sorumlu tutan Luddist’ler önlerine çıkan bütün dokuma makinelerini kırdılar. Ama sonunda ne aristokratlar ne de zanaatkârlar teknolojik gelişmenin kendileri için hazırladığı mukadder sona direnebildiler. 
Yaratıcı yıkım sistem içerisinde atalete düşen ve verimsizleşenlerin tasfiye edilerek yerine daha rekabetçi olanları koyarak yoluna devam etme, şeklindeki tanımlaması ile aslında bütün zamanlarda var olan bir gerçeği ironik bir şekilde dile getirmektedir. Günümüzde, geçmişten farklı olarak yaratıcı yıkım kendisini artık daha çok fiziki ürünlerin değişiminde ve/veya ortadan kaldırılmasında değil, bilgisayar programları ve yazılımlar gibi sanal ürünlerin geliştirilmesinde ve bunun fiziki ürünlere yansımasında gösteriyor. 
Yaratıcı yıkımın başkenti:Silikon Vadisi Detroit’e karşı ABD’de son aylardaki önemli tartışma konularından birisi Silikon Vadisi’nde geliştirilen Google’ın sürücüsüz arabalarının geleceğin dünyasını şekillendirecek kadar devrimsel bir niteliğinin olması. Öyle ki, geleneksel olarak Amerikan otomotiv endüstrisinin başkenti olan Detroit, bu ünvanı San Francisco’ya kaptırmak üzere. Zira sürücüsüz araçların sadece yazılımları değil kendileri de, bu eyalette bulunan Tesla Motors gibi geleceğin Apple veya Google’ı olmaya aday akıllı şirketleri tarafından üretilecek. Son aylarda bu durum Detroit taraftarları ile Silikon Vadisi savunucularını karşı karşıya getirmekte. 
Yaratıcı yıkım bir ülkenin kredi notunu etkiler mi? Elbette. Nitekim iPhone karşısında geri kalan Nokia’nın üretildiği Finlandiya’da Başbakan Alexander Stubb, medyaya verdiği bir röportajda ülkesinin kredi notunun düşürülmesinden Apple’ı sorumlu tutmuştu. 
Günümüzde özellikle Silikon Vadisi’nde geliştirilip sonrasında dünyaya hızlı bir şeklide yayılan teknolojik gelişmeler globalizasyonun da etkisiyle küresel bir yaratıcı yıkıma yol açmış durumda. 
e-Fatura kâğıt faturaya karşı Bugün benzer bir süreci e-fatura özelinde biz Türkiye’de yaşıyoruz: e-Fatura kâğıt faturaya karşı. Gerçekten de e-fatura da sürücüsüz araçların şoförlü araçlara veya iPhone’un Finlandiya’ya yaşattığı yaratıcı yıkımı, kâğıt fatura ve bunun ilgili tarafl arına yaşatıyor. Kâğıt faturaya dayalı ticari süreçleri ortadan kaldırıyor; satış elamanından muhasebeye, bilgi işlemden denetime kadar bir işletmede var olan bütün iş akışlarını etkiliyor, değiştiriyor. e-Faturaya geçen bütün işletmeler ticari süreçlerini e-fatura ile uyumlu hale getirmeye çalışıyor. Haliyle kâğıda dayalı iş süreçlerine alışkın satış elamanları, finansçılar, muhasebeciler, iç ve dış denetçiler, bilgi işlemciler gibi ilgili eski ve yeni birçok paydaş bu değişimden etkileniyor, buna karşı direnç gösteriyor, uyum sağlamakta zorluk çekiyor.
Muhasebecilerden “Taxologist”lere  e-Fatura gibi hem mevzuat hem de teknik boyutları olan disiplinler arası bir konu yeni uzmanlarını da beraberinde getiriyor. Nitekim ABD’de e-faturanın bu yönüne vurgu yapan ve vergi (tax) ve teknolojisit (technologist) kelimelerinin birleşiminden oluşan yeni bir kavram çoktan literatüre girdi bile: “Taxologist”. Taxologistler bu yeni dünyanın hem vergi mevzuatı hem de teknik konuları hakkında asgari bilgiye sahip vergi bilişim uzmanları. Böylece vergiye uzak bilgi işlemciler ile bilgi işleme uzak vergiciler arasında taxologistler bir köprü görevini yerine getiriyorlar. Bu yönleri itibariyle çokça talep gören taxologistler aynı zamanda yeni nesil vergi danışmanlığının nasıl olması gerektiğini de ortaya koyuyor. O halde e-fatura başta olmak üzere e-defter, e-arşiv fatura, e-bilet ve e-tebligat gibi birçok vergi teknolojisi uygulaması hakkında bilgi sahibi olan ve genel olarak taxologist kavramı ile ifade edilen bu yeni nesil vergi danışmanlığı aslında çoktan bir yaratıcı yıkıma yol açmış durumda: Geleneksel muhasebeci, yeminli mali müşavir ve denetçiler, kendilerini bu yeni teknolojik bilgi ile donatamazlarsa, müşterilerine kaliteli hizmet veremeyecek ve yavaş yavaş sahneden çekilecekler. 
New ekonomiden now ekonomiye geçiş Gün geçtikçe teknolojiye dayalı yeni ürün ve iş modelleri ortaya çıksa da hiçbir değişikliğin internetin iş dünyasında meydana getirdiği büyük devrime eşit olduğu söylenemez. İnternet 2000’li yıllarda dikey bir teknoloji idi; bugün ise bütün ekonomiye yayılan yatay bir teknoloji. Ve bugün internet teknolojisi, bu zamana kadar olan bütün ekonomik kurumlar ve aktörler üzerinde baş döndüren bir hızla yaratıcı yıkım etkisini gösteriyor. Teknolojinin dijitalleşmesinin ekonomiye olan etkisi artık “new” (yeni) ekonomi terimi ile değil “now” (şimdiki, gerçek zamanlı) ekonomi terimi ile ifade edilmekte. Now ekonomi terimi ticari faaliyetlerdeki değişime derhal tepki gösterebilme yeteneğine sahip ekonomi veya işletmeler için kullanılmakta. Bir işletme kendisini ve tedarikçilerini/müşterilerini ne kadar bu şebekenin bir parçası haline getirip birbirine bağlarsa, o ölçüde bir “yeni” ekonomiden değil, “gerçek zamanlı” ekonomiden bahsedebiliriz.
Now ekonominin e-fatura ile ilişkisi Now ekonomide, arz ve talep zincirinde bilgi akışı hızlanmakta, şirket sınırları aşılmakta ve maksimum verimlilik ve hızlı çözümler oluşmakta. İşte bu noktada Gelir İdaresi tarafından yapılan düzenlemelerle hayata geçirilen e-fatura, e-arşiv fatura, e-defter, e-bilet ve e-beyanname gibi çeşitli elektronik vergisel uygulamaların ticari süreçlerin elektronikleşmesine olan katkılarının önemi ortaya çıkmakta. Nitekim söz konusu kanuni düzenlemeler yapılmamış olsaydı, mükellefl er hala bu belgeleri kağıt ortamında düzenlemeye devam edecekler ve bu durum işletmelerin lojistikten satışa, finanstan muhasebeye kadar bir çok birimin diğer süreçleri ile entegre edilmesinin önünde ciddi bir engel teşkil edecekti. O halde Vergi İdaresi tarafından getirilen söz konusu uygulamaların “sürtünmesiz” bir ekonomiye geçiş için hayati önem arz eden mevzuat düzenlemeleri olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.
e-Faturada yaratıcı yıkımın öncü kurumları: Özel entegratörler  Gerekli yasal alt yapısı oluşturulduktan sonra faturanın dış kaynak kullanımına konu edilmesi mümkün. Nitekim Maliye Bakanlığı tarafından 2012’de yapılan yasal düzenlemelerle bugün bir işletmeye ait faturaların oluşturulması, iletilmesi, e-imza ile imzalanması ve saklanması işlemleri üçüncü kişilerce yapılabilir. Maliye Bakanlığı tarafından bu işlemleri yapmak üzere izin verilen kurumlar “özel entegratör” (e-fatura servis sağlayıcıları) olarak isimlendirilen firmalardır. Özel entegratörler her biri için ayrı ayrı izin almak şartıyla e-arşiv fatura, e-fatura saklama, e-defter oluşturma ve e-bilet hizmetleri verme gibi işlemleri de yapabilmektedirler. İşte özel entegratörler tam da bu işleri yapmalarından dolayı yaratıcı yıkımın öncü kurumları olarak nitelendirilebilirler. Çünkü özel entegratörler e-fatura işlemlerini gerçekleştirmek suretiyle işletmelerin faturalaşma birimlerinde çalışan personele ihtiyacı ortadan kaldırmışlardır. e-Faturaların muhasebe sistemleri ile entegrasyonunu gerçekleştirerek, muhasebe ofislerinde bu işler için istihdam edilen personelin daha farklı alanlarda kullanılmasına yol açmıştır. e-Faturanın iletimi de elektronik ortamda gerçekleştirildiği için, fatura taşıyan PTT ile kargo şirketleri gibi kurumların buradan kaynaklanan gelirlerine de son vermiştir.
Defter tasdiklerinden alınan noter tasdik ücretleri e-deftere geçişle birlikte son bulduğundan noterlerin bu kapsamda elde ettikleri gelirler azalmıştır. e-Fatura ve e-defter belki de en önemli darbeyi matbaacılık sektörüne vurdu. Çünkü artık bu kurumların “Maliye onaylı fatura basma” izinlerinin bir anlamı kalmadı. e-Defter dolayısıyla kağıt defter de basmaları artık söz konusu değil. Yazının önceki bölümlerinde bahse konu edildiği üzere e-fatura ve e-defterin denetim süreçleri kâğıt ortamındakilerden farklı olacağından yeminli mali müşavirler, mali müşavirler ve denetçilerin kendilerini bu yeni duruma ayak uydurmaları da şart. Bu açıklamalara göre e-fatura ve e-defter gibi vergi teknolojileri uygulamaları şu meslekleri/kurumları ortadan kaldıracak veya bunların bu kapsamda elde ettikleri gelirlere bir son verecek: PTT, kargo şirketleri, matbaalar, noterler, muhasebe ofisleri, şirketlerin faturalaşma birimleri, denetim şirketleri. Elbette bu kurumların veya mesleklerin tamamen ortadan kalkmaları söz konusu değil. Bunların, e-fatura ile gelen bu yeni duruma uyum sağlamaları şart. İşte e-fatura ile gelen yaratıcı yıkımdan kastedilen tam da bu durumdur.
Sonuç Teknolojik her yenilikte olduğu gibi e-fatura da işletmelerde şimdiye kadar var olan birçok süreci kökünden etkiliyor; işletme içinde ve dışındaki birçok tarafl ar üzerinde yaratıcı yıkım etkisi gösteriyor. e-Fatura işletme faaliyetlerine hız ve verimlilik kattığı gibi, kamunun modernizasyonuna da katkı sağlıyor. e-Fatura ile gelen bu yaratıcı yıkım bir bütün halinde bakıldığında işletmelerin ve ekonominin geneli için oldukça verimli sonuçlar doğuruyor. Ancak teknolojik bütün yeniliklerin yol açtığı yaratıcı yıkıma, eski düzeni ve uygulamaları savunan faturanın paydaşlarından bazılar karşı çıkıyor. Tarihimizde matbaaya karşı çıkmak, ülkemize matbaanın geç gelmesi sonucunu doğurdu. Bu arada bu gecikmeden kaynaklanan epeyce fırsatı kaçırdığımıza en büyük şahit, tarihimiz. e-Fatura ile gelen yeni duruma da karşı çıkanlar elbette olacak. Bu devirde bile hala kâğıt faturanın faydalarından bahsedenler çıkacak. Ancak, bu durum er ya da geç e-faturanın bütün işletmeler tarafından uygulanmasına engel olamayacak.
123124.png


11 Eylül 2015 Cuma

SERBEST BÖLGEDE ELEKTRONİK DEFTER TUTMA VE ELEKTRONİK FATURA DÜZENLEME ZORUNLULUĞU ÖZELGE

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı :64597866-105[229-2014]-67                               05/05/2014

Konu :Serbest bölgede elektronik defter tutma ve elektronik fatura düzenleme zorunluluğu olup olmadığı.

İlgide kayıtlı özelge talep formu ile gümrük hattı dışında toptan ve parekende ticaret faaliyetiyle iştigal eden şirketinizin 421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında elektronik fatura (e-Fatura) ve elektronik defter (e-Defter) uygulamasına dahil olacak mükellefler arasında yer aldığı belirtilerek;
-Serbest bölgede bulunan şubeniz tarafından, şirketinize ve diğer şirketlere ait Türkiye'deki gümrüksüz satış mağazalarına yapılan satış işlemlerinin elektronik fatura kapsamına dahil olup olmadığı, dahil olmaması durumunda kağıt ortamında fatura düzenlenmesine devam edilip edilemeyeceği,
- Serbest bölgedeki şubenize Türkiye'den ihraç edilecek mallara ilişkin olarak ihracatçı firmalar tarafından elektronik fatura düzenleme zorunluluğunun bulunup bulunmadığı,
- Mevcut uygulamada serbest bölgeden Türkiye'ye yapılan satışlarda gümrük müdürlüklerinin işlem yapabilmek için mutlaka kağıt ortamında düzenlenen fatura aslını istediği belirtilerek, Gümrük Müdürlüğü ile Bakanlığımız arasında e-fatura sistemine ilişkin olarak elektronik entegrasyon olup olmayacağı,
- Serbest bölgedeki fiziki ortam gereği ticaret ve fatura ilişkisi gözönüne alındığında, e-fatura sisteminde meydana gelecek herhangi bir teknik arıza veya yoğunluk nedeniyle fatura düzenlenememesi durumunda gümrük müdürlüğüne verilmek üzere geçici olarak kağıt ortamında fatura basımının yapılıp yapılamayacağı, yada bu konuya ilişkin başkaca bir yöntemin mevcut olup olmadığı,
- E-Fatura sisteminde düzenlenen faturanın yasal geçerlilik kazanması için adına fatura düzenlenen firma tarafından sistem içerisinde onayının gerekip gerekmediği,
- Serbest bölgede faaliyet gösteren şubeniz için ayrı defter tasdik ettirdiğiniz, e-Defter uygulamasına geçildikten sonra da bu uygulamanıza devam edip edemeyeceğiniz, hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Vergi Usul Kanunu'nun Mükerrer 242 nci maddesinin 2 numaralı fıkrası ile Bakanlığımıza verilen yetkiye istinaden yayımlanan 397 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile anonim ve limited şirketlerin elektronik fatura oluşturmalarına, alıcısına iletmelerine, muhafaza ve istenildiğinde ibraz etmelerine izin verilmiş olup, anılan Tebliğin 4 üncü bölümünün 416 Sıra No' lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile değiştirilmesi neticesinde ise 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232' nci maddesi kapsamında fatura düzenlemek zorunda olan mükelleflere (gerçek ve tüzel kişilere) belirli usul ve esaslar çerçevesinde elektronik fatura uygulamasından yararlanma hakkı tanınmıştır.

Diğer taraftan, 13/12/2011 tarihli ve 28141 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliği ile Vergi Usul Kanunu kapsamında tutulması zorunlu olan defterlerden www.edefter.gov.trinternet adresinde format ve standardı yayımlanan defterlerin elektronik ortamda oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenerek elektronik defter kullanımına izin verilmiştir.

Son olarak, 421 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bazı mükellef gruplarına elektronik defter tutma ve elektronik fatura uygulamasına dahil olma zorunluluğu getirilmiştir.
Söz konusu Tebliğin, "3. Elektronik Defter ve Elektronik Fatura Zorunluluğu" başlıklı kısmının "3.1. Kapsama Giren Mükellefler" alt başlıklı bölümünde;

3.1.1. Yukarıda yer verilen yetkilere istinaden Bakanlığımızca aşağıda sayılan mükellef gruplarına elektronik defter tutma ve elektronik fatura uygulamasına dâhil olma zorunluluğu getirilmiştir.
a) 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar.

b) 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenler ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar.

3.1.3. Bu Tebliğ veya 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında elektronik fatura uygulamasından yararlanan mükelleflerin birbirlerine yapmış oldukları mal teslimi veya hizmet ifaları için elektronik fatura düzenlemeleri zorunludur.

3.1.4. Elektronik Fatura Uygulamasından yararlanan kayıtlı kullanıcıların güncel listesi www.efatura.gov.tr internet adresinden yayımlanacaktır.

3.1.5. Elektronik Fatura Uygulamasından yararlanan mükellefler fatura düzenlemeden önce muhatabın www.efatura.gov.tr internet adresinde yer alan kayıtlı kullanıcı listesine kayıtlı olup olmadığını kontrol edecekler, kayıtlı kullanıcı ise elektronik fatura, kayıtlı kullanıcı değilse kâğıt fatura düzenleyeceklerdir.

3.1.6. Bu Tebliğ kapsamındaki mükelleflerden mal veya hizmet alan ve belirlenen hadlerin altında kalan mükelleflerin de istemeleri halinde elektronik defter ve elektronik fatura uygulamalarından yararlanabilecekleri tabiidir." açıklamasına yer verilmiştir.

Mezkur Tebliğin "3.2. Elektronik Fatura ve Elektronik Deftere Geçiş Süresi" başlıklı kısmında zorunluluk kapsamına giren mükelleflerin elektronik fatura uygulamasına 2013 takvim yılı (1/9/2013 tarihi itibariyle Gelir İdaresi Başkanlığı'na başvurulması gerekmektedir.), elektronik defter uygulamasına ise 2014 takvim yılı (Elektronik defter yazılımlarını kendi geliştiren mükelleflerin 1/9/2014 tarihi itibariyle elektronik defter test süreçlerini başarı ile tamamlamış olmaları gerekmektedir.) içerisinde geçmelerinin zorunlu olduğu bildirilmiştir.

Tebliğin "4.397 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde Yapılan Değişiklikler "başlıklı bölümünde ise;
"4.1...Elektronik Fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerin birbirlerinden aldıkları mallar ve sağladıkları hizmetler için 1/9/2013 tarihinden itibaren elektronik fatura göndermeleri ve almaları zorunludur. Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan mükellefler elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olmayan mükelleflere yaptıkları mal teslimi ve hizmet ifası için genel hükümler çerçevesinde kağıt fatura düzenlemeye devam edeceklerdir." denilmektedir.

Diğer taraftan 1 Sıra Nolu Elektronik Defter Genel Tebliğinin " 3.3. Elektronik Defter Oluşturma" başlıklı bölümünde ;
"3.3.1. Bu Tebliğ kapsamında kendilerine izin verilenler, www.edefter.gov.trinternet adresinde duyurulan format ve standartlara uygun olarak ve aylık dönemler itibarıyla elektronik defterlerini oluşturmaya ve saklamaya başlayacaklardır. Defterlerini elektronik defter biçiminde tutmaya başlayanlar, söz konusu defterlerini kâğıt ortamında tutamazlar.
..." denilmektedir.

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun "Muafiyet ve Teşvikler" başlıklı 6'ncı maddesinde :
"...Kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelere ilişkin olarak, 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun hükümlerine bağımlı olmaksızın düzenleme yapmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir..." hükmü yer almaktadır.

Konuya ilişkin olarak 1 Sıra No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.12.3.8.1. Defter ve belge düzeni" başlıklı bölümünde ise;
Serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin Vergi Usul Kanununun defter tutma ve belge düzenine ilişkin hükümlerine uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bununla beraber, Serbest Bölgeler Kanununun 6 ncı maddesi ile kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ve düzenleyecekleri belgelere ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine bağlı olmaksızın düzenleme yapma konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir.
Buna göre, serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde defter tutmaları, belge ve kayıt düzenine uymaları gerekmektedir." açıklamaları yer almıştır.

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Defter Tutma" bölümünün "Maksat" başlıklı 171 inci maddesinde, mükelleflerin bu kanuna göre tutmaları gereken defterleri vergi uygulaması bakımından bu maddede yazılı maksatları taşıyacak şekilde tutacakları, 175 inci maddede ise mükelleflerin, anılan Kanunun 171 inci ve müteakip maddelerinde belirtilen maksat ve esaslara uymaları şartıyla defterlerini ve muhasebelerini işlerinin bünyesine uygun olarak diledikleri usul ve tarzda tanzim etmekte serbest oldukları belirtilmiştir. Kanunun 220 ve müteakip maddelerinde de defterlerin tasdikine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.Bu itibarla, mükellefler esas itibariyle defterlerini kanuni merkez veya iş merkezlerinin bulunduğu yer noterliklerinde veya noterlik görevini yapanlarca tasdik ettirerek kullanacaklardır.

Birden fazla işyeri bulunan mükelleflerin her bir iş yeri için ayrı ayrı defter tasdik ettirmek suretiyle defter tutmaları mümkün olup bu durumda işyerlerinin mali tablolarının hesap dönemi sonunda konsolide edilmeleri gerekmektedir. Ancak, her bir iş yeri için ayrı ayrı defter tasdik ettirmek yerine merkezden tek bir defter tasdik ettirilerek bu defterde merkez ve şube hesaplarının ayrı ayrı kodlanarak izlenmesi de mümkün bulunmaktadır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar ile özelge talep formunda belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde,

Madeni yağ lisansına sahip olan ve / veya 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal eden mükelleflerden sadece mal alışları bulunan şirketinizin 421 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 3.1.1 bölümünün "a" ve "b" maddelerinde belirtilen brüt satış hasılatlarına sahip olması durumunda 01/09/2013 tarihine kadar Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılı veya elektronik olarak başvuruda bulunarak en geç 31.12.2013 tarihi itibariyle e-Fatura uygulamasına geçme zorunluluğu bulunmaktadır.

433 no.lu Veri Usul Tebliği'nin 16. Bölümünde;

" a) 14/12/2012 tarihli ve 28497 sayılı Resmi Gazete?de yayımlanan 421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile değişen 5/3/2010 tarihli ve 27512 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin üçüncü bölümünün son paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
"Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı mükelleflerin birbirlerine sattıkları mallar ve ifa ettikleri hizmetler için düzenledikleri faturaları 1/4/2014 tarihinden itibaren elektronik fatura olarak göndermeleri ve almaları zorunludur. Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan mükellefler kayıtlı olmayan mükelleflere yaptıkları mal teslimi ve hizmet ifası için genel hükümler çerçevesinde kağıt fatura düzenlemeye devam edeceklerdir."

b) 14/12/2012 tarihli ve 28497 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 3.1.3 bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Bu Tebliğ kapsamında zorunluluk getirilen mükelleflerin birbirlerine sattıkları mallar ve ifa ettikleri hizmetler için düzenledikleri faturaları 1/4/2014 tarihinden itibaren elektronik fatura olarak göndermeleri ve almaları zorunludur." hükmü yer almaktadır.
Buna göre; elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerle aralarında yapmış oldukları alım satımlarda 01.04.2014 tarihinden itibaren her iki tarafın da elektronik fatura göndermesi ve alması zorunluluğu başlamış olacak, ancak muhatabın kayıtlı kullanıcı olmaması durumunda ise şirketinizce kağıt fatura kullanımına devam edilecektir.

Ayrıca, serbest bölgede bulunan şubeniz tarafından şirketinize ve diğer şirketlere ait olan Türkiye'deki gümrüksüz satış mağazalarına yapılan teslimler için muhatabın www.efatura.gov.tr internet adresinde yer alan kayıtlı kullanıcı listesine kayıtlı olup olmadığı kontrol edilecek, kayıtlı kullanıcı ise 01.04.2014 tarihinden sonra elektronik fatura, kayıtlı kullanıcı değilse kâğıt fatura düzenlenecektir. Benzer şekilde Türkiye'den ihraç edilecek mallara ilişkin olarak ihracatçı firmalar tarafından şirketinize düzenlenecek faturalar için de aynı açıklamalar dikkate alınarak işlem yapılacaktır.
397 Sıra No.lu Tebliğin "6. e-Faturanın Muhafaza ve İbraz Yükümlülüğü" başlıklı bölümünde;
" ... Elektronik imzanın ve mali mührün doğruluk ve geçerlilik kontrolünün ancak elektronik ortamda yapılabilmesi nedeniyle e-faturanın kağıda basılarak saklanması söz konusu değildir. Bu nedenle mükellefler düzenledikleri ve aldıkları e-faturaları, üzerindeki mali mühür veya elektronik imzayı da içerecek şekilde kanuni süreler dahilinde kendi bünyelerindeki elektronik, manyetik veya optik ortamlarda muhafaza ve istendiğinde elektronik, manyetik veya optik araçlar vasıtasıyla ibraz edeceklerdir." hükmüne yer verilmiştir.

Bununla birlikte; Serbest Bölge Müdürlüklerine fatura aslı ibrazının gerektiği hallerde, elektronik faturanın kağıt çıktısının kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilecekse nasıl ve hangi şartlarla kabul edileceği Ekonomi Bakanlığının ilgili birimlerinin kararına bağlıdır.
E-Fatura sisteminde Temel fatura ve ticari fatura olmak üzere iki tip fatura senaryosu düzenlenmiş olup, ticari faturada red, iade ve kabul mekanizmaları bulunmaktayken temel faturada red ve iade mekanizmaları bulunmamaktadır. Temel fatura senaryosuna göre düzenlenmiş bir faturanın geçerli bir fatura olarak kabul edilebilmesi için oluşturulup alıcının posta kutusuna iletilmiş olması yeterlidir. Ayrıca e-faturanın muhatabına iletildiğine ilişkin e-fatura uygulaması üzerinden uygulama kılavuzlarında belirtilen sistem yanıtları verilmektedir.

Faturanın alıcısına kayıtlı ve güvenli bir biçimde ulaştırılması ile işlemin tamamlandığı varsayılmakla birlikte alıcılar fatura ile ilgili itirazlarını harici yollarla gerçekleştirebilme hakkına sahiptir.

Ticari fatura senaryosuna göre düzenlenip gönderilmiş bir faturada ise red, iade ve kabul mekanizmalarının varlığı nedeniyle, faturanın geçerlilik kazanabilmesi için alıcı tarafından kabul yanıtının dönülmesi gerekmekte olup, Türk Ticaret Yasasının 21/2. maddesine göre; "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü gereğince 8 gün içinde cevap dönülmeyen ticari faturalar da bu sürenin sonunda kabul edilmiş sayılacak ve bu tarihten itibaren geçerlilik kazanacaktır.

İşyerlerinin mali tablolarının hesap dönemi sonunda konsolide edilmeleri ve elektronik defter uygulamasında her bir iş yeri için ayrı ayrı defter tutulabilmesine imkan veren teknik standartların yayımlanması şartıyla Vergi Usul Kanununun e-Defter uygulaması hükümlerine uygun her şube için ayrı olarak elektronik ortamda defter tutulması mümkün bulunmaktadır.

19 Ağustos 2015 Çarşamba

GELİR TABLOSUNDA TUZAĞA DÜŞÜREN HİLELER


Gelir Tablosunda Yatırımcıyı tuzağa düşüren hileler; Gelir Tablosu Makyajı
İnsanlardaki kan dolaşım sisteminin, gelişmiş ekonomilerdeki karşılığı bankalar değil, ‘Sermaye Piyasaları’ olmalıdır. Reel sektörü temsil eden sanayi şirketlerinin nakit akım tabloları da benzer amaca dönüktür. İşletmelerin nakit akış yeteneğinin veya finansal döngüsünün sağlıklı işlediğinin habercisi ise ‘gelir tablosu’ dediğimiz dönemsel kâr zarar raporudur.
Aynı zamanda, her gelir tablosu bilançoların (finansal durum tablosu) tamamlayıcısı ve en önemli unsurudur. Dolayısıyla mali tablolar içinde, bilançonun hemen ardından gelir tablolarının analiz edilmesi gerekir.
Gerçek makyaj mali piyasalara yapılıyor
Kitabın sonundan konuşmak gerekirse, bir şirketin mali tablolarındaki en büyük makyajlamalar gelir tablosu üzerinde yapılır. Bu özelliğin, bugüne kadar hiç gündeme gelmemiş olması ve sadece bilanço makyajı kavramının dillendirilmesi bile, bana göre sermaye piyasalarının en büyük makyajıdır. Hal böyle iken, gelir tablosu makyajı literatürümüze girmeye bile hak kazanamamış, hiçbir mali analiz kitabında alt başlık olacak kadar dahi kıymet görmemiştir.
Gerçekte ise bilanço makyajı denen olgunun yüzde 90’ı gelir tablosunda yer alan hesaplar üzerinden gerçekleştirilir. Yatırımcıyı ve devleti ilgilendiren en büyük çarpıtmalar gelir tablosu ile başlar, gerisi ise hak kaybı doğurmayan bir takım kozmetik kalem oynatmalardır. Özetle, dikkatler bilanço üzerine çekildiğinde, sahipsiz kalmış gelir tablosunun en çirkin oyunlara sahne olması kaçınılmaz olmaktadır.
Belli bir tarihteki mali bakiyelerin fotoğrafı diyebileceğimiz bilançolar, gelir tablosu olmadan eksiktir. Çünkü öz kaynaklar kısmının en önemli tamamlayıcısı gelir tablosudur. Gelir tablosu ise belli bir tarihte değil, belli tarih aralığındaki gelir-gider ile kazanç-zarar durumunu ve yine dikkat edelim bakiyeleri değil kümülatif tutarlarını tasnifli bir şekilde gösteren tablodur. Son olarak sistematiği gereği, ilgili tarih aralığındaki dönemin kârını veya zararını verir. Burada şöyle bir bilgi notu geçmekte fayda var; gelir tablosunun son satırında yer alan bu kâr/zarar rakamı pasifteki öz sermaye bölümüne aktarılarak bilanço eşitliği sağlanmış olur.
Gelir Tablosu’nun önemi
Önceki yazımızın giriş kısmını önemine binaen tekrar ederek konuya girelim. Yatırımcının ilk hedefi para kazanmak ise ikinci hedefi portföyünü korumaktır. Bunun yolu ise almayı veya satmayı planladığı menkul kıymetin, gelecekteki performansını doğru tahmin etmekten geçer. Sermaye piyasalarının en temel enstrümanlarından olan ‘Hisse Senedi’nin gelecekteki fiyatı hakkında öngörü sahibi olabilmek, mevcut durumun kaliteli analiz edilebilmesine bağlıdır. İşte bu aşamada, fikir sahibi olmak isteyen hisse senedi yatırımcısının ilk başvuru kaynağı bilançodur.
Buraya kadar söylediklerimiz doğru ancak yetersizdi. Bilançolarda ilk bakılan kalem olan ‘Dönem Kârı veya Zararı’ hesabı gelir tablosundan alınır. Dolayısıyla, dönem kârına ulaşmamızı sağlayan bu tablonun daha dikkatle incelenmesi gerekmektedir. Zira, gerek temettü ödemelerine gerekse pek çok rasyo ve parametreye dayanak teşkil eden bu kalem, gelir tablosu ürünüdür.
Gelir tablosu, bilançonun statik görünümünden uzak olup insanın hayal gücüyle eş değer panoramik bir açıya sahiptir. Bu zenginlik, işletmelerin finansal durumunu film şeridi haline getiren gelir tablosu üzerinde sayısız oyun oynanmasına yani makyaj yapılmasına olanak tanır. Önemli gördüğüm makyaj çeşitlerini sıraladım. Detaylı gelir tablosu eşliğinde okumanızı tavsiye ederim.
Gelir Tablosu Makyajına konu edilen işlemler
Aşağıdaki gelir tablosu hilelerinin ilk kısmı, dönem kârını azaltmak için yapılırken diğer kısmı ise dönem kârını yüksek göstermek için yapılmaktadır. Okuyucularım kendi bakış açılarına farklı şekillerde kategorilere ayırabilir. Ancak hepsinin iki ortak noktası olup bunları hilelerin ardından konuşalım.
Dönem kârını artıran işlemler
*Miktar veya fiyat bakımından gerçeğinden yüksek tutarlarda satış faturası düzenlemek,
*Çalışanları düşük tutardan sigortalı göstererek istihdam vergilerini ve tazminat matrahları ile sigorta primlerini az göstermek,
*Şüpheli duruma gelmiş alacaklara veya tahakkuk etmiş yükümlülüklere karşılık ayırmamak,
*Sabit kıymet amortismanlarını düşük oranlardan hesaplamak,
*Dövizli borçları, bilanço tarihindeki kurun düşüğünden değerlemeye tabi tutmak,
*Dövizli alacakları, bilanço tarihindeki kurun yükseğinden değerlemek,
*Faturasız mal veya hizmet alımı yapmak, (gelir tablosunda hiç gözükmez)
*Sigortasız işçi çalıştırmak, (gelir tablosunda hiç gözükmez)
Dönem kârını azaltan işlemler
*Kayıt dışı satışlarla hasılatı gizlemek, (vergi kaçırmanın evrensel yolu)
*Miktar veya fiyat bakımından gerçeğinden düşük tutarlarda satış faturası düzenlemek,
*Hiç çalışmayan kişileri sigortalı göstererek giderleri artırmak, (şirket içi yolsuzluk)
*Mevduatlara ilişkin faiz veya kâr payı gelirlerini kayda almamak,
*Sabit kıymet amortismanlarını yüksek oranlardan hesaplamak,
*Dövizli borçları, bilanço tarihindeki kurun yükseğinden değerlemeye tabi tutmak,
*Dövizli alacakları, bilanço tarihindeki kurun düşüğünden değerlemek,
*Gerçeği yansıtmayan hizmet veya gider faturası temin etmek.
Hülle yapmak isteyene seçenek bitmez. Yukarıdaki örneklerin sayısı hayal gücüne bağlı. Özellikle bağımsız denetim yapılmadığı üç ve dokuz aylık mali tablolar bu açıdan çok daha fazla risk taşımakta. Bu usulsüzlükleri okurken göz atmanızı istediğim gelir tablosundaki her bir kalem doğrudan şirket kâr/zararını etkilemektedir. Ve yine o kalemlerin her birinin altında, çok sayıda alt kırımlar mevcuttur; Örneğin pazarlama kaleminin altındaki, ücretler, promosyon giderleri, primler gibi.
Gelir Tablosu Makyajı ile Bilanço Makyajı arasındaki farklar
Gelir tablosu makyajı yapan şirketlerin büyük çoğunluğu, maliyet ve giderlerini şişirerek daha az vergi ödemeyi düşünürler. Buradaki ilk amaç, her zaman vergi kaçırmaktır. Bunun yolu, gerçeğinden daha düşük kâr beyan etmekten geçer. Haliyle ortakların hak edecekleri temettü tutarları azalacaktır.
Bu çabaları sonuçsuz bırakmak isteyen mali idare, gerek hürriyeti bağlayıcı cezalar ile gerekse transfer fiyatlandırması gibi yasal düzenlemeler ile her geçen gün kendini yenilemektedir. Yeri gelmişken dikkat çekmek gerekirse, teknik olarak vergi ziyaı denilen vergi kaçırma fiilinin doğrudan borsa yatırımcılarının ve elbette ki tüm halkın zararına bir suç teşkil ettiğini hatırlatalım. Burası çok önemli. Bu nedenle daha detaylı irdelemek üzere konuyu başka bir yazıya bırakalım.
Bilançolardaki çoğu makyajın amacına gelince, ilgililerin doğrudan hak kaybına sebep olmayan ancak mali tablolar hakkında olduğundan daha farklı bir intiba yaratarak kamuoyunu yanıltmayı hedefler.
Komedinin trajediye dönüştüğü yer
Son olarak, yukarıda öne çıkarttığımız gelir tablosu usulsüzlüklerinde iki tane ortak özellik bulunmaktadır. Birincisi, yukarıda tadadî olarak saydığım belge ve muhasebe hileleri sonucunda kâr/zarar rakamı değişmektedir. İkincisi ise vergi gelirleri azaltmaktadır.
Bunların her biri, gelir dağılımdaki adaletsizlikten tutun işsizlik, cari açık, borçlanma, tasarruf eksiği gibi ekonomik sıkıntıların ve beraberinde eğitim, sağlık gibi sosyal problemlerin başta gelen sebebidir.
Dolayısıyla, sermaye piyasası yatırımcılarının hak ve yararlarının korunması, ufak bir burjuva kesimin meselesi gibi algılanmamalı, ülke ekonomisini doğrudan ilgilendiren sorunların kaynağı olduğu fark edilmelidir.
Özetle, bu tarz konular makyaj kelimesi altına kamufle edilemeyecek önemde olup tüm ülkeyi ilgilendiren yapısal soruna dönüşmüş durumdadır. Başka bir ifadeyle, gelir tablosu makyajının doğal uzantısı olan temettü üzerindeki hak kaybı meselesi, vergi kaçağı ile başlar. Bu süreç, ekonomi sayfalarına veya üniversite koridorlarına hapsedilmeyerek ‘Nomura Sarayı’ isimli kitapta resmedildiği üzere vatandaşlarımıza tek tek izah edilmelidir.
Toplum mühendisliği olarak tanımlanacak bu aşamada nitelikli yatırımcılara büyük görevler düştüğünü de belirtmeden geçmek istemem.
Dursun Ali Yaz