21 Ekim 2012 Pazar

SGK İPC Zamanaşımı-Mustafa Kuruca/Naif Adar



Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İdari Para Cezalarında Zamanaşımı 
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda(1) düzenlenen ve en temel insan haklarından biri olan bireylerin,sosyal güvenliğinin sağlanıp sağlanmadığının izlenmesi, denetlenmesi ve aynı zamanda sigortalı ve hak sahiplerine sosyal güvence sunulması görevi SGK’ya verilmiştir. SGK’nın sigortalılara kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından hizmet sunabilmesi kuşku yok ki; sigortalılığa ilişkin bildirimlerin süresinde ve eksiksiz olarak yapılmasına bağlıdır. Sigortalılığa ilişkin bildirimler sigortalılığın türüne ve statüsüne göre işveren, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odaları tarafından yerine getirilmektedir(2). Bildirimlerin yükümlü olanlar tarafından 5510 sayılı Kanun’da öngörülen süreler içerisinde yerine getirilmemesi durumunda yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi gereği idari para cezası adı verilen yaptırım uygulanmaktadır.
5510 sayılı Kanun’un sağlıklı biçimde uygulanması diğer bir ifade ile sigortalıların hak kazandığı edimlerden tam ve eksiksiz yararlanmaları bildirim yükümlülerinin bildirimleri eksiksiz yapmalarına bağlı olduğuna göre bu bildirimleri süresinde ve tam olarak yerine getirmeyen işveren, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odalarına karşı SGK’nın cezalandırma hakkını kullanması gerekir(3). SGK’nın temel amacı her ne kadar bildirimi aksatanlara yaptırım uygulamak olmasa da yükümlülüklerini yerine getirmeyenler hakkında cezai müeyyideye başvurmak da kaçınılmaz bir gereksinimdir(4). SGK’nın ceza uygulama yetkisi sınırsız olmayıp Kanun’un 102. maddesine göre süre yönünden bir kısıtlamaya tabi tutulmuştur. Kanun’un 102. maddesindeki “İdarî para cezaları on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlar.” hükmü aynı zamanda fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde ilgiliye para cezası tebliğ edilmezse ya da edilemezse zamanaşımına uğrar, bir daha uygulanamaz anlamını taşımaktadır.
İlk defa 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda(5) değişiklik yapan 3910 sayılı Kanunla(6) getirilen asgari ücrete endekslenmiş idari para cezası uygulamasında zaman aşımı süresi çeşitli kanunlarla üç kez değiştirilmiştir. Bu nedenle idari para cezalarında tahakkuk zamanaşımı sosyal güvenlik alanında en sık hataya düşülen konuların başında gelmektedir. Bu hataların nedeni konu hakkında SGK’nın açıklayıcı bir ikincil mevzuat çalışmasının olmaması ile de ilintilidir. 5510 sayılı Kanun’un uygulamaya geçmesinin üzerinden dört sene geçtikten sonra SGK tarafından idari para cezalarında zaman aşımını konulu Genelge’nin(7) düzenlenmiş olması konu hakkındaki eleştirileri haklı kılmaktadır(8). Bu çalışmada SGK tarafından uygulanacak idari para cezalarındaki tahakkuk zamanaşımı konusu irdelenerek fiil tarihine göre zamanaşımı süresi hakkında açıklayıcı bilgi verilecektir. 
II- İDARİ PARA CEZALARINDA ZAMANAŞIMI-Zamanaşımı, bir alacağın uzun bir süre ileri sürülmemesi ya da istenmemesi nedeniyle, alacaklının alacağını talep etme yetkisini kaybetmesidir(9). Borç ilişkisine dayanan alacak hakkının ileri sürülmesini engelleyen zamanaşımına, hak düşürücü zamanaşımı, hakkın belirli bir süre geçtikten sonra elde edilmesini sağlayan zamanaşımına ise kazandırıcı zamanaşımı denilmektedir. Belirtmek gerekir ki; hak düşürücü süre, zamanaşımından farklıdır. Zamanaşımında bizzat hak değil, hakkın ileri sürülmesi imkânı ortadan kalkar. Oysa hak düşürücü sürede bizzat hakkın kendisi ortadan kalkar(10). Zamanaşımı süresi dolduğu takdirde borç değil, bunu talep etme hakkı düşer. Alacaklı tarafından talep edilmese bile nihayetinde ortada doğal bir alacak bulunmaktadır(11).
5510 sayılı Kanun’da düzenlenen ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen işveren, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odaları hakkında uygulanması öngörülen idari para cezalarının Kanun’da belirlenen süre içinde uygulanmaması hak düşürücü zamanaşımıdır. Bu nedenle Kanun’da belirlenen süre içinde uygulanmamış bir para cezasının daha sonra uygulanması hukuken mümkün olamayacak, uygulanmış olsa bile müracaata bağlı kalmaksızın SGK tarafından cezanın iptal edilmesi gerekecektir.Kanun’un 102. maddesinde geçen “fiilin işlendiği tarih” kavramına da açıklık getirmemiz isabetli olacaktır. Belirtelim ki; fiilden kastedilen bildirim yükümlüsünün yapması gereken yasal bildirimi gecikmeli yaptığı tarih değil bildirimi aksattığı yani yerine getirmesi gerektiği son gündür. Dolayısıyla yasal bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi gereken son gün fiilin işlendiği tarih olmaktadır.
Örnek-1: 01.10.2007 tarihinde işe başlayan sigortalı adına işvereni tarafından işe giriş bildirgesi verilmesi gereken son gün 30.09.2007 tarihi olduğuna göre işe giriş bildirgesi 01.09.2010 tarihinde verilse bile fiilin işlendiği tarih 30.09.2007 tarihi olacaktır.
III- ZAMANAŞIMI SÜRELERİNİ FİİL TARİHİ BELİRLER-Türk Hukukunda yasaların geçmişe etki etmesi yani geriye yürümesi konusunda bir yasaklama bulunmamakla birlikte yasaların geriye doğru yürümemesi ceza hukukunda katı bir kural, idare hukukunda ise genel bir ilke olarak benimsenmiştir. Bu ilkenin sonucu olarak cezaya konu olmayan her yasa hükmü yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç doğurmakta, yürürlüğe girmeden önceki olayları etkilememekte(12), ancak yeni yasa hükmü tamamlanmamış hukuki olaylara etki etmektedir(13). Dikkat edilirse burada düzenleyici yeni kural, yasaların derhal yürürlüğe girmesi ilkesi gereği geçmiş olayları da etkilemektedir. Bu nitelikteki düzenlemeler, kanunların geriye doğru yürümemesi değil, yasaların ani etkisi ilkesi ile açıklanmaktadır. Hatta yasaların ani etkisi geniş anlamda yasaların geriye doğru yürümesi olarak da nitelendirilmektedir. Yasaların ani etkisi ile geçmişte başlamış ama tamamlanmamış hukuki işlem ve olaylar yeni düzenlemenin etki alanına taşınır(14). Bu nitelikteki geriye yürüme, henüz son bulmamış hukuki ilişki ve olayların gelecek olarak etkilenmesi olarak tanımlanır(15). 
Özellikle belirtmemizde fayda var ki; ceza hukukunda yasaların geriye yürümesi ya da henüz uygulanmamış bir cezayı aleyhte etkilemesi söz konusu olamaz. Bu ceza hukukunun kendine özgü (sui-generis) katı bir ilkesidir ve evrensel bir nitelik kazanmıştır. Cezanın uygulanmasından önce fail lehine olabilecek yeni düzenleme yapılmışsa bu durumda fail hakkında yasanın yeni hükmünün uygulanması gerektiğini de özellikle belirtmek gerekir. Bu anlamda lehte olan yeni düzenleme aleyhte olan düzenlemenin aksine geçmişe etki edecektir.
Örnek-2: İşveren, 40 sigortalı adına 2007/Ekim dönemi için ek aylık prim ve hizmet belgesi vermiş ise işverene, 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi gereği, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin sekizde biri tutarında idari para cezası değil fiil tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Kanun’un 140. maddesi dikkate alınarak (zamanaşımı süreleri ihlal edilmemek koşuluyla) sekizde bir asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacaktır.506 sayılı Kanun’da değişiklik yapan 3910 sayılı Kanun’un yürürlükte kaldığı 12.05.1993 ile 05.08.2003 tarihleri arasında işlenen fiillerden dolayı zamanaşımı süresinin 10 yıl, 506 sayılı Kanun’un bu hükmünde değişiklik yapan 4958 sayılı Kanun’un(16) yürürlükte kaldığı 06.08.2003 ila 30.09.2008 tarihleri arasında işlenen fillerden dolayı zamanaşımı süresinin 5 yıl, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra işlenen fiillerden dolayı zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak değerlendirilmesi gerekmekle birlikte ilgili idari para cezaları en son değişiklik öncesinde uygulanmamış ise yeni bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(17) 7. maddesine göre, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun hükmü uygulanmaktadır. Kanun’un bu hükmü evrensel bir nitelik kazanan failin lehine olan hükmün uygulanması ilkesinin Türk Ceza Kanunu’na yansıtılmasıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi dikkate alındığında, idari para cezasına konu fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanundaki zamanaşımı süresi ile sonradan yürürlüğe giren kanundaki zamanaşımı süresi farklı ise, yükümlülüğünü aksatan ilgili hakkında lehte olan kanundaki zamanaşımı süresinin dikkate alınması gerekmektedir.Tüm bu açıklamalar doğrultusunda belirtmek gerekirse, ilgili belgenin/bildirgenin verilmesi gereken son gün 1 Ekim 2008 tarihi öncesi ise bildirgenin verilmesi gereken süreye 5 yıl ilave edilecek ceza bu süre içinde uygulanmamışsa SGK’nın cezalandırma hakkı ortadan kalkacaktır. Bildirgenin verilmesi gereken son gün 1 Ekim 2008 ve sonrası ise bildirgenin verilmesi gereken son güne 10 yıl ilave edilecek bu süre içinde tebliğ edilmeyen ceza daha sonra uygulanamayacaktır. m
Örnek-3: 01.10.2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun’un 140. maddesi hükmüne göre idari para cezaları 5 yıllık zamanaşımına tabidir. 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinde zamanaşımı süresi 10 yıl olarak belirlenmiştir. Ceza hukukundaki yasaların geriye yürümemesi ilkesi gereği konusu 01.10.2008 tarihi öncesi olan fiiller için idari para cezalarında zamanaşımı 5 yıl olacaktır.
SGK tarafından bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverenlere uygulanacak idari para cezalarında şu ilkeye göre hareket edilecektir.
● Fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunda, idari para cezalarının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu öngörülmesine rağmen, sonradan yürürlüğe giren kanunda idari para cezalarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun öngörüldüğü durumlarda, sonradan yürürlüğe giren Kanun’daki zamanaşımı süresi olan 5 yılın dolup dolmadığına,
● Fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunda, idari para cezalarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu öngörülmesine rağmen, sonradan yürürlüğe giren kanunda idari para cezalarının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun öngörüldüğü durumlarda ise fiil tarihinde geçerli olan kanun hükümleri olan 5 yılın dikkate alınması ve işlenen fiilin zamanaşımına uğrayıp uğramadığına bakılması             gerekmektedir.Fiilin işlendiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içerisinde işverenlere idari para cezası tatbik edilmemişse ceza zamanaşımına uğrar ve hukuken bir daha uygulanamaz. Tahakkuk zamanaşımına uğramasına rağmen hakkında sehven idari para cezası uygulanan işveren, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odalarının Kanun’un 102. maddesini gerekçe göstermek suretiyle cezaya itiraz etmeleri menfaatlerine olacaktır.Örnek-4: 15.08.2007 tarihinde işe giren sigortalı adına işe giriş bildirgesinin verilmesi gereken son gün 14.08.2007 tarihidir. 15.08.2007 tarihinde işe giren sigortalının işe giriş bildirgesi 14.08.2012 tarihinden sonra verilmişse ya da daha önce verilmekle birlikte idari para cezası zamanaşımı süresi olan 14.08.2012 tarihine kadar işverene tebliğ edilmemişse/edilememişse idari para cezası zamanaşımına uğrayacak ve işverene 14.08.2012 tarihinden sonra idari para cezası uygulanamayacaktır. Bu yasal düzenlemeye rağmen işverene idari para cezası uygulanmışsa SGK’ya yazılı olarak itiraz edilmesi halinde idari para cezası iptal edilecektir. 
Tablo-1: Fiillere Göre Zamanaşımı Sürelerini Gösterir Tablo
Fiil                                                                                                  Zamanaşımı Süresi
İşyeri Bildirgesi-İlk Açılış-Devir (Verilmesi gereken süre 01.10.2008 Öncesi)      5 Yıl
İşyeri Bildirgesi-İlk Açılış-Devir (Verilmesi gereken süre 01.10.2008 Öncesi)      10 Yıl
İşe Giriş Bildirgesi (Verilmesi gereken süre 01.10.2008 Öncesi)                         5 Yıl
İşe Giriş Bildirgesi (Verilmesi gereken süre 01.10.2008 Sonrası)                       10 Yıl
İşten Çıkış Bildirgesi                                                                                      10 Yıl
Aylık Prim/Hizmet Belgesi(Verilmesi gereken süre 1.10.2008Öncesi) (Ek/Asıl)     5 Yıl
Aylık Prim/Hizmet Belgesi(Verilmesi gereken süre 1.10.2008Sonrası)(Ek/Asıl)    10 Yıl
Kayıt Geçersizliği (Kaydın dönemi 01.10.2008 Öncesi)                                      5 Yıl
Kayıt Geçersizliği (Kaydın dönemi 01.10.2008 Sonrası)                                     10 Yıl
Kayıtları İbraz Etmeme-Eksik İbraz Etme                                                                          (İbraz Tebligatının Alındığı Tarihten Sonraki 15. gün 01.10.2008 Öncesi)            5 Yıl
Kayıtları İbraz Etmeme-Eksik İbraz Etme                                                                         (İbraz Tebligatının Alındığı Tarihten Sonraki 15. gün 01.10.2008 Sonrası)          10 Yıl
Aylık Prim Belgesi ve 4 Aylık Bordrolar                                              Zamanaşımına Uğradı
SGK tarafından bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren,                ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odalarına uygulanacak idari para cezalarında öngörülen zamanaşımı süresi çeşitli kanunlarla üç kez değiştirilmiştir.
Bu nedenle idari para cezalarında tahakkuk zamanaşımı sosyal güvenlik alanında en sık hataya düşülen konuların başında gelmektedir.
Fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunda, idari para cezalarının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu öngörülmesine rağmen, sonradan yürürlüğe giren kanunda idari para cezalarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun öngörüldüğü durumlarda, sonradan yürürlüğe giren kanundaki zamanaşımı süresi olan 5 yılın dolup dolmadığına, fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan kanunda, idari para cezalarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu öngörülmesine rağmen, sonradan yürürlüğe giren kanunda idari para cezalarının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun öngörüldüğü durumlarda ise fiil tarihinde geçerli olan kanun hükümleri olan 5 yılın dikkate alınması ve işlenen fiilin zamanaşımına uğrayıp uğramadığına bakılması gerekmektedir.
Fiilin işlendiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içerisinde işveren, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odalarına idari para cezası tatbik edilmemişse ceza zamanaşımına uğrar ve hukuken bir daha uygulanamaz.
Tahakkuk zamanaşımına uğramasına rağmen hakkında sehven ceza uygulanan işveren, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odalarının Kanun’un 102. maddesini ve SGK’nın 2012-27 sayılı Genelgesi’ni gerekçe göstermek suretiyle cezaya itiraz etmeleri isabetli olur.

Hiç yorum yok: