23 Haziran 2013 Pazar

Basit Usul



Yürürlükteki 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunumuza göre, ticari kazanç elde eden gerçek kişilerin vergilendirilmesinde, gerçek ve basit usul olmak üzere iki ayrı sınıf söz konusu. En genel ayrımı ile; gerçek usulde defter tutmak zorunlu iken, basit usule tabi olan mükelleflerin defter tutma zorunluluğu bulunmuyor. Yaklaşık 700 bin kişi şu anda basit usulde vergileniyor. Genel olarak taksici, dolmuşçu, pazarcı gibi küçük esnafın vergilendirilmesi bu şekilde yapılıyor.

Gündemde olan gelir vergisi tasarısında da bu ayrım korunuyor. Buna göre, kanunda belirtilen şartları topluca haiz olanlar basit usulde vergilendirilmeye devam edecekler.

Basit usulün avantajı ne?

Basit usule tabi olmanın vergi yükü üzerinde bir etkisi yok. Yani gerçek usulde vergilendirilen mükellefler hangi oranda gelir vergisi ödüyorsa, basit usule tabi olanlar da o oranda ödüyor.

Ancak basit usule tabi olmak, pratikte bazı kolaylıklara sahip olmayı da beraberinde getiriyor. Örneğin, basit usule tabi olanların; yasal defter tutma zorunluluğu, geçici vergi ödeme yükümlülüğü, vergi tevkifatı yapma sorumluluğu bulunmuyor. Bunlara ek olarak, basit usule tabi olanların mal teslimi ve hizmet ifaları katma değer vergisinden istisna.

Her şeyden önce, basit usule tabi olmak isteyen gerçek kişi gelir vergisi mükellefinin kendi işinde bilfiil çalışması veya bulunması gerekmekte. Ancak yardımcı işçi ve çırak kullanmak bu şartı bozmuyor. Diğer taraftan işyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde emsal kira bedelinin, kiralanmış olması halinde ise yıllık kira bedeli toplamının; 2013 yılı için büyükşehir belediyesi sınırları içinde 5.300 TL, diğer yerlerde 3.700 TL'yi aşmaması gerekiyor.

Bu genel şartlara haiz olmak da doğrudan basit usule tabi olmayı sağlamıyor. Ayrıca; satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının, 2013 hesap dönemi için 75.000 TL'yi veya yıllık satışları tutarının 110.000 TL'yi aşmaması; bu işlerden farklı türde işlerle uğraşanların ise bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatının 37.000 TL'yi geçmemesi gerekiyor.

Yeni gelir vergisi tasarısına göre basit usul

Gelir vergisi tasarısında basit usule tabi olmanın şartlarında büyük bir değişikliğe gidilmemiş. Buna göre, halihazırda olduğu gibi basit usulden yararlanmak isteyenlerin öncelikle kendi işlerinde bizzat çalışmaları veya bulunmaları; işin icabı olan işlemlerle kısmen veya tamamen kendilerinin uğraşması aranacak. Bunun yanında; ticari, zirai veya serbest mesleki faaliyetleri nedeni ile gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar basit usulden yararlanamayacaklar.

Mevcut Gelir Vergisi Kanunu düzenlemelerine paralel olarak, yeni gelir vergisi tasarısına göre de, basit usulden faydalanmak isteyenlerin yıllık alım, satım ve gayrisafi iş hasılatı tutarlarının sırasıyla 75.000, 110.000 ve 37.000 TL'yi aşmaması gerekiyor. Gelir vergisi tasarısının basit usule tabi olmanın şartları ile ilgili olarak getirdiği en önemli yenilik, bundan böyle öncelikle ödenen kira tutarının değil faaliyet gösterilen taşınmazın vergi değerinin esas alınacak olması.

Mevcut uygulamada basit usule tabi olabilmek için, ödenen yıllık kira bedeli toplamının; büyükşehir belediyesi sınırları içinde 5.300 TL'yi, diğer yerlerde 3.700 TL'yi aşmaması gerekiyordu.

Tasarıya göre bundan böyle öncelikle faaliyet gösterilen taşınmazın vergi değerinin, büyükşehir belediyesi sınırları içinde 106.000 TL, diğer yerlerde ise 74.000 TL'yi geçmemesi gerekecek. Böylelikle kira bedelini düşük göstermek sureti ile kanuna karşı hile yapılarak basit usulden faydalanılmasının önüne geçilmeye çalışılıyor.

Kimler basit usulden faydalanamayacak?

Gelir vergisi tasarısının 18. maddesine göre bazı iş ve meslek gruplarının basit usulden faydalanması mümkün olmayacak. Bunlara örnek olarak; sarraflar, ikrazatçılar, sigortacılar, aracılık işi yapanlar, taşınmaz veya motorlu nakil vasıtası alım, satım veya kiralaması ile uğraşanlar ve her türlü ilan ve reklam işleriyle meşgul olanlar gösterilebilir.

Bir öneri: Alış, satış ve hasılata sınır konulmasın!

Şüphesiz basit usulün amacı, faaliyet hacmi belli bir ölçeği geçmeyen mükellefler için kolaylaştırılmış bir vergilendirme rejimi sağlamak. Bu anlamda; faaliyet büyüklüğü, çapı ve hacminin belirlenebilmesi için belli bazı ölçüt ve koşulların konulmasının gerektiği aşikar.

Hem yürürlükteki Gelir Vergisi Kanunumuza hem de gelir vergisi tasarısına göre; basit usule tabi olabilmek ve bu varlığı sürdürebilmek için alım ve satımlarda belli bir tutarın aşılmaması gerekiyor.

Ancak söz konusu limitlerin fayda kadar maliyeti de var. Zira basit usulde faaliyet göstermeye devam edebilmek için belirlenen alış ve satış tutarlarının altında kalması gereken mükellefler, bir noktadan sonra kayıt dışılığa yöneliyor, daha doğru bir ifade ile yönlendiriliyorlar.

Söz konusu sınırlara yaklaşanlar, bu aşamadan sonra satışları için belge düzenlemedikleri gibi alışları için de alınması icap eden belgeleri almıyorlar. Zira belge düzenler veya alırlarsa basit usulden çıkıp gerçek usule geçmeleri söz konusu olacak.

Bu durumun, ülkemizin vergisel anlamda en büyük sorunu olan kayıt dışılık açısından ne derece zarar verici olduğu ortada. Bu nedenle, basit usule tabi olmanın belirlenmesi noktasında, alış ve satışların niceliğine değil niteliğine bakmak gerekir. Faaliyetin büyüklüğü ve vasfını, belge düzenine ve kayıtlı ekonominin yerleşmesine olumsuz etkide bulunmayacak kriterlerden hareketle tespit etmek uzun vadede ülkemize büyük yarar sağlayacaktır.
Bugün GZT İsmail Kökbulut 

Hiç yorum yok: